PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : DİYANET SUSUYOR BEYAZ HOCA BAĞIRIYOR


abircan
04.03.2008, 15:49
Beyaz Hoca bağırıyor, Diyanet susuyor 4 Mart 2008


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]



Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, "İslam ve Giyim Kuşam" adlı kitabını 1999'da yazdı. Bu kitap, kısa bir süre önce güncel eklemeler yapılarak yeniden piyasaya sunuldu. Kitap, türban yüzünden ikiye bölünen Türkiye'nin gündemine bomba gibi düştü. Çünkü, o kitapta Beyaz Hoca, "Türban Kur'an'da yok. İncil'de var..." iddiasını ortaya atıyor ve şöyle devam ediyor: "Kur'an'ı Kerim'de türban anlamında açık hüküm ifade eden bir ayet bulunmadığı için bazı ayetlerin anlamlarını çarpıtarak ve manalarını değiştirerek iddialarına delil olarak ileri sürdüler. Kur'an'da saç saklama örtüsü yani türban da yoktur. Aşırı bir tesettür taassubu da yoktur. Ayetlerin, anlamlarını saptırarak verilen hükümler dinen ve ilmen geçersizdir. Diyanetin tesettür kararında da maalesef ileriden beri yaygın biçimde tekrarlanan ayetlerin anlamları çarpıtma ve manalarını saptırma cinayeti aynen tekrarlanmış ve böylece diledikleri gibi tesettür taassubu gerektiren sakat hükümler elde edilmiştir..."


RAHMİ TURAN'IN YAZISI İÇİN TIKLAYIN

ÖZDEMİR İNCE / TÜRBAN TAPINCI VE ÖZGÜRLÜK

Nur Suresi 31. ayet Ahzap suresi 59. ayet
31. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
59. Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK / 'İSLAM VE GİYİM KUŞAM'

İşte bu müthiş iddia, türban konusunda yeni bir tartışma başlattı. Türban dini bir emir mi, yoksa Zekeriya Beyaz'ın iddia ettiği gibi "saptırma mı?"

Bu konuda en bilimsel yaklaşımı göstermesi gereken kurum Diyanet İşleri Başkanlığı... Ancak Diyanet, türbanla ilgili bu ciddi tartışmada sessiz kalıyor. Kamuoyu Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan bu çarpıcı iddialarla ilgili bir açıklama beklerken, Prof. Dr. Beyaz, hürriyet.com.tr'ye şu açıklamayı yaptı:

"Diyanet İşleri Başkanlığı kitabımdaki fikirlerle ilgili neden sessiz kalıyor bilemiyorum... Aslında, bu soruya onların cevap vermesi gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı her kitap hakkında yorum yapmayabilir. İkincisi, benim kitabımı görmemiş olabilirler. Fakat, bugüne kadar Diyanet İşlerinden herhangi bir açıklama gelmedi.

Diyanetle bizim bir tartışmamız yok. Başkanlık türbanla ilgili raporlar hazırladı. Bir toplantı organize ederek beni de o toplantıya davet ettiler. Fakat biz yalnız kaldık... Bir çok din adamı çağrılmıştı. Kimse gelmedi.

Ben yeni kitabımda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın raporlarını da eleştirdim. Kitabımda onların türban konusunda koydukları hadislerin uydurma veya geçersiz olduklarını da yazdım. Hepsi kitapta var."

TEK KAYNAK VAR KUR'AN'I KERİM
Kitapta ileri sürülen fikirlerin tümünün kaynağı olarak Kur'an'ı Kerim'i gösteren Zekeriya Beyaz, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Benim kaynağım Kur'an'ı Kerim'in kendisidir... Kitabın ilk basıldığı yıllarda çok şeyler yaşadım. Fikri bakımdan cevap veremeyenler canıma bile kastettiler. Ben fikri bakımdan bu konuları gerek Türkiye'de gerekse bütün İslami ülkeler çapında tartışmaya hazırım. Ortaya koyduğumuz konular islamiyetin özüne uygundur. Ben kitapta saptırmalara karşı çıktım."

abircan
04.03.2008, 15:49
Yaşar Nuri Öztürk: ‘İslam ve giyim-kuşam’





Yaşar Nuri ÖZTÜRK





Başlığımız İÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Beyaz'ın çok önemli kitabının kısa adı. Tam adına ulaşmak için şu sözcükleri de eklemek gerekiyor: ‘‘Başörtüsü Sorununa Dini Çözüm.’’ 384 sayfalık kitap piyasaya birkaç gün önce çıktı. Temiz, kaliteli bir baskı.


Yılların ilahiyatçısı sosyolog profesörün kitabını dikkatle okudum. Bu konuda Türk diliyle bugüne değin yazılanların en genişi, en ilginci. İbretlerle dolu bir araştırma, yürekli ve sözünü gevelemeden söyleyen bir bilim adamının tespitleriyle dolu bir kitap. Fikrine katılırsınız veya katılmazsınız, ama bu kitabı okumadan edemezsiniz. ‘‘Ederim’’ derseniz bir gün, yanıldığınızı ve ülkemiz adına yanlış yaptığınızı anlarsınız.


Bu kitabı, okuma-yazma bilen herkesin okuması gerektiğine inanıyorum. Ve emin bulunuyorum ki, bu kitap Diyanet İşleri'nden üniversiteye, sade vatandaştan parlamenterlere, askerlere kadar herkesi ürpertecektir. Tespitlerine katılsanız da ürpertecektir, katılmasanız da...


Zekeriya Beyaz'ı, pek alışık olmadığımız bir aydın yüreğiyle kaleme aldığı bu eser için kutluyorum. Benim de katılmadığım tespitlerinin bulunması, bu önemli çalışmayı kutlamama engel olmuyor.


Hiçbir yorum yapmadan tanıtacağım Prof. Beyaz'ın kitabını. Yorumu, okuyanlar yapacak. Ama şuna inanıyorum: Bu kitabı okumayanlar sadece ayıp değil, çok önemli bazı şeyleri kayıp da etmiş olacaklar.


Ne düşünüyor ve ne diyor Zekeriya Beyaz, İslam'da giyim-kuşam ve örtünme konusunda?


Beyaz, konuyu özellikle Türkiye bağlamında ele almış. Kitabının daha ilk sayfasına iri puntolarla şunu yazmış: ‘‘Başörtüsüne değil, başörtüsünün devlete ve düzene karşı mücadele aracı yapılmasına karşıyız.’’


Beyaz, kitabın daha ilk üç sayfasında (Önsöz'den bile önce) şunun altını çiziyor: Başörtüsünü devlete ve ülkeye karşı bir kavga aracı yapmak için, örtünme konusu İslami mihverinden çıkarılıyor, hedefleri saptırılıyor, bu konuya değinen ayetlerin anlamları değiştiriliyor.


Şimdi, iki ana bölümden oluşan kitabın yepyeni saptamalarla dolu sayfalarını taramaya geçebiliriz.


Birinci bölüm, ‘‘Başörtüsü Sorununun Sosyal Boyutları ve Çözüm Yolları’’ adını taşıyor. Beyaz, bu bölümün ilk kısmında, ilahiyatçı bir sosyolog sıfatıyla konuyu sosyolojik-tarihsel boyutuyla ele alıyor ve Türkiye'de başörtüsü sorununun ortaya çıkışı, gelişimi ve bugünü üzerinde duruyor.


Bu bölümde önce şu soruya cevap aranıyor: ‘‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti, resmi kurumlarında ve okullarda başörtüsünü neden yasaklıyor?’’


Konunun tarihsel gelişimi uzun uzun anlatıldıktan sonra, şu çarpıcı özet veriliyor: ‘‘Türkiye'de devletin başörtüsüne gösterdiği hassasiyetin bir sebebi de şüphesiz, bizdeki siyasal İslamcıların da diğer örnekleri gibi aşırılığa, örtünme için zorlamaya eğilimli olmalarıdır. Siyasal İslamcıların iktidarda olduğu ülkelerde, insanlara insanca hür yaşama hakkı verilmemektedir. Zorla çarşafa sokulan kadınlara çalışma izni de verilmemektedir. Afganistan'da kız çocuklarının okula gitmesine bile yasak konmaktadır.


Türkiye'de siyasal İslamcıların İran, Afganistan ve benzeri ülkelerdeki sözde İslamcı, despotik, baskıcı, akıl ve mantık dışı uygulamaları hemen hiç eleştirmemeleri, aksine onlardan hayranlıkla söz etmeleri kendilerini ele vermektedir. Bazılarının takıyyeci bir tavır takınmaları da artık kimseyi aldatmaya yetmemektedir.’’


İlahiyatçı-sosyolog Prof. Zekeriya Beyaz'ın ürpertici kitabını tanıtmaya devam edeceğiz.

abircan
04.03.2008, 15:50
Özdemir İNCE

Türban tapıncı ve özgürlük

5 Şubat 2008 tarihli Zaman Gazetesi'nin 21 ve 22. sayfalarında yayınlanan altı makalenin üçünün başlığında "Özgürlük" sözcüğü yer alıyor.

Türban tapıncıyla ilgili, türbanperestliği savunan yazılarda, evrensel planda tutsaklığın simgesi olarak bilinen türban, özgürlük simgesi olarak sunuluyor. Yazıların altında imzası bulunan yazıcılar, basında, AKP ve dünyası ile siyasal ve akçalı ilişkileri olan akademisyenler olarak tanınıyorlar, ama ben yazılarımda bu türden kartlar kullanmaya tenezzül edemem.

KAPANARAK ÖZGÜRLÜK!

Özgürlük, hukuksal olmaktan çok felsefi ve evrensel bir kavram. Bir anlamda siyasal.

Hapishaneden çıkan bir hükümlü "serbest" olur (kalır), ama bu duruma "özgürlüğüne kavuşmak" derler ki çok yanlıştır. Örneğin, Názım Hikmet Bursa Hapishanesi'nde tutuklu idi ama özgürdü. Özgür olmasaydı başyapıtlarını yaratabilir miydi o damda?

Türban ile örtünmek felsefi özgürlük ise, peçe, çarşaf ve burka ile örtünmek daha çok özgürleşmek mi oluyor? Kapanarak bu nasıl özgürlük? Elbette, böyle marjinal, keramete kıç attıran özgürlük anlayışları da olabilir: İngiliz kadının biri, sevgilisinin boynuna taktığı köpek tasmasının ucunda özgür özgür geziyordu İngiliz sokaklarında.

Alaturka demokrasi olamayacağı gibi özgürlüğün de alaturkası olamaz. Yani özgür kadının, özgürlüğünü kullanan kadının milliyeti yoktur, evrenseldir. Törelerin, gelenek ve göreneklerin baskısı altında demokrasi olamayacağı gibi aynı baskılar altında özgürlükler de yaşanamaz.

YÜZDEYÜZKÖLELİK

Peki türban takarak özgürleşen kızlar özgürlüğün (serbestliğin) neresinde bakalım? Mesleklerini ve eşlerini serbestçe seçebilirler mi? Saçlarını örterek özgürlüklerini ilan eden kızlar kendi bedenlerine ve cinselliklerine gerçekten sahip olabilirler mi ve bu özgürlüklerini özgürce kullanabilirler mi? Kullanabilirler ise töre cinayetleri ne olacak? Felsefi özgürleşme, bir anlamda, törelerin, ahlaki değerlerin karşısında bağımsızlaşmayı gerektiren etik bir duruştur. Türban takarak özgürleşen Türk-İslam kızları tek başlarına kendilerine ev açabilirler mi, kocalarını özgürce seçebilirler mi? Gerçekte, türbanlanarak özgürleştiğini ileri süren genç kız, 99 köleliğe 1 kölelik daha ekleyerek köleliğini 100'e tamamlamaktadır.

ÇARŞAF HÜRRİYETİ

Türkiye kadın nüfusunun 15-30 yaş arasındaki kesiminin yüzde 63'ü okulsuz ve mesleksiz konumda evlerinde oturmakta. Peki nerede bu kadın ve kızların öğrenim ve meslek sahibi olma özgürlüğü? Bu özgürlük için ne yapıyor kadın özgürlüğünün savunucuları?

Özgürlükçü (!) müderrislerden biri türban yasağının kalkmasının özgür bilimin ve üniversitenin önünü açacağını ileri sürüyor. Türban böylesine özgürleştirici (serbestleştirici) ise çarşaf ve burka kim bilir ne kadar özgürleştiricidir?

Müderrisler bunları tartışadursun, ben, bedenini, cinselliğini, aklını, ruhunu, imgelemini, iradesini, bilincini, vatandaşlık haklarını (töreler, gelenek ve görenekler, egemen ahlaki değerler karşısında) özgürce kullanamayan kadının kölelikten asla kurtulamayacağını düşünüyorum. Türkiye'de kadının özgürlüğü aileye, babaya, ağabeye, erkek kardeşe, kocaya ve erkeğe, mahalleye, kente, topluma karşı kullanım alanı kazanmakla ilgilidir!

* * *

Okuma önerisi: Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, "İslam ve Giyim Kuşam", Sancak Yayınları, 2008.

FatihCan
04.03.2008, 16:00
Eğer iyi takip ettiyseniz Diyanet işleri başkanlığı bu konuda gereken açıklamayı yaptı...

Zaten Zekeriya Beyaz ve Yaşar Nuri Öztürk kesinlikle bu konu ve diğer Dini konular hakkında hüküm ve fetva verme yetkisine sahip değiller...

Türkiyede Fetva makamı ''SADECE'' Diyanet işleri başkanlığıdır gerisi kim olursa olsun Türk halkının ciddiye alacakları kişiler değildir...

Çünkü bir çok konuda İlahiyatçılar birbirleri ile ters düşmekteler... Mesela bazılarına göre hazır tavuk yemek caiz değil şimdi onlar bunu dediye biz hazır tavuk yemeyecekmiyiz ? herkezin her dediğini ciddiye almamalıyız her yazılan çizileni ciddiye almamalıyız Diyanet işleri bakanı ne diyorsa O

özdemir
04.03.2008, 16:22
ağzı olan konuşuyor işte
önemli olan kimin konuştuğu değil
konuştuğunun itibar görmesidir

leblebi82
04.03.2008, 16:29
Beyaz Hoca bağırıyor, Diyanet susuyor 4 Mart 2008


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]






Beyaz Hoca demekki sizler için konuşuyormuş.. Bir de Hayrettin Karaman'ın görüşlerini eklyeyin isterseniz. :)

abircan
04.03.2008, 16:52
Beyaz Hoca demekki sizler için konuşuyormuş.. Bir de Hayrettin Karaman'ın görüşlerini eklyeyin isterseniz. :)

SERBEST KÜRSÜ ÇOK SERBEST LEBLEBİ 82 KARDEŞİM YER ÇOK SANALDA

leblebi82
04.03.2008, 18:31
SERBEST KÜRSÜ ÇOK SERBEST LEBLEBİ 82 KARDEŞİM YER ÇOK SANALDA

Yeni bir konu yeni bir Bandwith demek. Gereksiz gördüm. Şimdi ilgili ilgisiz 100 kişi baksa hem site trafiğinden yer , hem de ülkemizin servetine ayzık. Değil mi ? :)

gardasin.58
04.03.2008, 18:57
Arkadaslar beyaz hocagibi nuri yilmaz gibiler taraftar totlamak icin bana gore boyle sana gore oyle diyerek memleketi onlar ve onlargibi olanlar bu hale getirmedilermi bu gidisle basimiza daha neler gelecek bekleyelim gorelim (Buarada siyasetcileri ùnutmayalim)

tanju_58
04.03.2008, 19:16
dünyada din kadar istismara uğrayabilecek başka bir konu yoktur.abircan abi şimdi sen bazı kişiler konuşuyor diyanet işleri susuyor diyorsun.diyanet işleri başörtüsü kuran-ı kerimde var derse ne diyeceksin?

diyanet işlerinin dediğinemi bakacaksın yoksa diğer kişilerin dediğinemi?

asitane3458
04.03.2008, 19:40
hocalara bak hocalara kıçımn hocaları onlar ne anlar dınden ımandan adi insanlar diyanet naabsın hiç sallamıyolar bıle artık nları "it ürür kervan yürür " .onlara inanan mı war artık turkıyede

fakıllı
06.03.2008, 09:23
Evet diyanetin susmaması lazımki sizin gibi örtü düşmanlarına fırsat verilmesin.Beyaz hoca(bence kara kapkara)yaşar nuri kim bunlar .Bunlar sosyete hocası.Diyanet susmazsa diyanetin dediğine razı olacakmısınız?Olmayacaksınız o halde neden ortalığı karıştırmaya çalışıyosunuz.Gerçi diyanet susmuyor diyeceğini dedi.Ama bazı kafalar anlamıyor veya anlamak istemiyor.Bu ikili açık haram olan faize bile helal diyebiliyorlar.BUnlardan daha ne beklenirki?

aozdemir
06.03.2008, 09:30
diyanet başörtüsünün islamın emri olduğunu defalarca söyledi. duymak istenmiyorsa o başka. medya da sağolsun!!! zekeriya beyaz gibi cahil, dengesiz bir insanı işlerine gelen fetvaları verdiği için her proğrama çıkarıyor. zekeriya ilahiyat prof. u bile değildir.

fertelliyim
06.03.2008, 10:31
Zekeriya Beyaz,Yaşar Nuri ÖZTÜRK bu ve bunlar gibi hocalar bilmezlermi günümüze kadar değişmeden ulaşan tek kitabın Kuran'ı Kerim olduğunu ve İncil'in çok fazla değişime uğradığını

"Arslanın sustuğu yerde çakallar ulur"

abircan
06.03.2008, 10:54
SİZE GÖRE İSLAM ALİMİMİ GETİRECEĞİZ , HİZBULLAHTAN HAMASTAN, EL KADİDEDEN GALİBA SİZİN HOCALAR BAŞKA HOCA, ONLAR AYNI KİTABI OKUMUYORMU, NİYE İKİ AYRI DİYANET BAŞKANI İKİ AYRI GÖRÜŞ BEYAN EDİYOR AYNI KONUDA KARDEŞİM, DEMEKKİ YORUM ÖNEMLİ,

Fatihmd
06.03.2008, 11:15
Onların kimin için konuştuğu bell, İslamda giyim kuşam konusunda tartışılması bile saçma bence, Ama oratlığı karıştırmak, gündemi meşgul etmek ve ettirmek isteyenler için harika bir konu.

Emir belli ;

İsteyen uyar, isteyen uymaz, Allah herkese akıl ve karar verme yetisi vermiş. Son din İslam ve son Peygamber Hz.Muhammet (S.A.V) diğer dinlerin ve kitapların geçerliliği bitmiştir. İslamı yaşamak istiyorsan Peygamberimizin ve ashabının hayatlarını inceleyin arkadaşlar. Bu konuda çok güzel kaynaklar var.

Bu konuyu fazla uzatmanında bir anlamı yok bence, sözü geçen Z.BEYAZ ve Y.N.ÖZTÜRK kendine hayrı olmayan insanlar.

abircan
06.03.2008, 11:18
hocalara bak hocalara kıçımn hocaları onlar ne anlar dınden ımandan adi insanlar diyanet naabsın hiç sallamıyolar bıle artık nları "it ürür kervan yürür " .onlara inanan mı war artık turkıyede

VALLA ÇOK OLGUN BİR CEVAP ŞEKLİ OLMUŞ, YILLARCA BAŞ ÜSTÜNDE TUT ŞİMDİ TUKAKA

Arif Coşkun
06.03.2008, 11:23
iRAN ISLAM DEVRIMINI YASAYAN IRAN'LI FELSEFE OGRETMENININ KALEMINDEN



Sevgili Turkiyedeki dostlarim ve kardeslerim,



Devrim sirasinda devrim muhafizlari tarafindan once tecavuz edilip, daha sonrada ipe gonderilen cok sevgili kiz kardesim Mehtab'in anisina...



Bu mektubu sizlere yazmamdaki neden bizim 30 sene kadar once yasadigimiz o talihsiz ve karanlik gunun Turkiye icinde yaklasiyor oldugunu gormem ve bundan daha derin olarak kalbimde hissetmem oldu. Turban yasasinin mecliste onaylandigi tarihin Iran islam devriminin oldugu gune denk gelmesi kalbimde bunun ilahi bir gucten gelen uyari fisegi oldugu hislerini uyandirdi ve bu mektubu kaleme almaya karar verdim. Biliyorum hepiniz kalbinizde karanligin otoritesini hissettiniz. Karanlik otorite gelmeden hissettirdi yaklastigini.



Iran Islam devriminden 1 hafta kadar once Turkiye'ye gecen, uzun bir sure burada yasayan ve daha sonra Kanada'ya iltica eden ve halihazirda bu ulkede felsefe ogretmenligi yapan bir Iranliyim. Ataturk'un aydinlik Turkiyesini cok seviyorum ve yuregim kan aglayarak Iran'da 'O gun' gelmeden onceki olaylarin sanki bir tekrarini sinemada izliyor gibi Turkiye'de goruyorum. Yobaz karanliginda hunharca katledilen kiz kardesim anisina sizlere

yalvariyorum ki, sakin olmaz demeyin! Sakin Turk Ordusu oldugu surece olamaz demeyin cunki asagida anlatacagim gibi o gun geldiginde tum

ordularin eli kolu baglanabilir. Bizim ailemiz Iran'da laik, sol goruslu ve aydin bir aile idi. Devrimden 1 ay once bize bile soyleseler idi 1 ay sonra durum bu olacak diye biz bile guler gecerdik, 'delimisin?' diye sorardik belki de. Belki de derdik ki 'Sah'in bu guclu ordusunu nasil yeneceklerde

Seriat karanligini getirecekler?'.



Sizlere once Iran Islam devriminin nasil gelistigini kisaca anlatmak istiyorum cunki Turkiye'deki gelismelerle cok buyuk benzerlikler mevcut.



IRAN ISLAM DEVRIMINI BASARIYA GOTUREN AYAKLAR:

1-Buyuk kesimi fakirlesen halk dincilerin pencesine dustu. Bu halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardimlarla onlarin safina cekildi. Beyinleri yikandi ve

fakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim oldugu benliklerine yazildi. Aclikla bogusan halk bu cehaletin pencesine kolaylikla dustu ve rejime dusmanlasti. (COK FAKIRLESEN TURK HALKINADA AYNI SEYLER YAPILIYOR)

2-Hep demokrasi ve ozgurluk dendi. Humeyni devrimi yapana kadar hep demokrasi ve ozgurluk vaad etti. Bu sekilde bir cok sol goruslu insanlarida

kendi saflarina cekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu. (TURKIYE'DE HEP DEMOKRASI VE OZGURLUK DIYORLAR)

3-Emir komuta zincirinde yapilanmis olan din adamlari halki kontrol altina aldi. (BASI ABD'DE YASAYAN MALUM TARIKAT'IN YAPILANMA BICIMI OLAN 'ABI' YAPILANMASI BU EMIR KOMUTA SEKLIDIR VE DEVRIMIN EN ONEMLI AYAKLARINDAN

BIRISI BU EMIR KOMUTA YAPILANMASIDIR. BU EMIR KOMUTA YAPILANMASI DEVRIMIN HALK ORDUSUDUR VE DEVRIM SIRASINDA BU EMIR KOMUTA COK KISA ZAMANDA COK BUYUK KITLELERE EGEMEN OLUR.)

4-Kargasa ve kaos ortaminda askeri Kislalar basildi. Ellerinde Kur'an ile kislalar ele gecirildi. (BU AYAGA COK DIKKAT EDELIM CUNKI DEVRIM SIRASINDA TURK SILAHLI KUVVETLERINI ELE GECIRMENIN EN ANAHTAR AYAGI BUDUR.)

Turk silahli kuvvetleri bildigim kadari ile 600-800,000 kisiden olusan bir kuvvetdir. Yanliz unutulmamasi gereken gercek bu ordunun ancak %0.1(Binde Bir) lik bir bolumu rejimin muhafizidir. Yani harb okullarinda egitim gormus subaylar ancak bu kadardir. Geri kalan %99.99 er rejim muhafizi

degildir. Onlar emirlere gore hareket eden vucut parcalaridir. Beyin olan ise az sayidaki subaylardir. Iran devriminde kargasa ve kaos ortaminda

kislalari basan yobazlarin ellerinde Kur'an ile erleri gecerek direnen subay ve komutanlari katlettiler. Burada kilit nokta ellerinde Kur'an ile harekete gecen buyuk halk kitlelerine karsi erlerin silah kullanmakta zorlanacagi gercegidir. Zaten kullansalar bile cahil ve beyni yikanmis halk oyle bir kudretle kislalara saldirmistirki sonunda kislalar teslim alinmistir. O askerin actigi ates sonucu halktan cok olen olmustur ama sonucta bir noktada erler silah birakmak durumunda kalmislardir. Erin kendi basina alacagi savas insiyatifi dusmana karsidir. Ama buyuk kitleler halinde ve ellerinde kur'an larla uzerine gelen kendi halkina karsi bu kararliligi gostermesi mumkun olamaz. Yani er buna bir noktadan sonra direnmez yada direnemez. Cunki o er karsisindakinin karanlik bir devrim yapacak olan insanlar oldugunu bilecek bilincte de degildir, kaybedecegi aydinligin ne oldugunu da. Bunu bilecek olan sadece subaylardir. Ve kanlarinin son damlasina kadar savasacak olanlarda bu konuda aydinlanmis Turk subaylaridir. Ama yukarda bahsettigim uzre onlar ordunun sadece ve sadece en fazla binde birini teskil ederler. Yani devrimin asil savunucusu Turk ordusunun tumu degildir, sadece subay kademesidir ve erlerin durdugu ve etkisizlestirildigi noktada o subay kademesinin yok edilmesi kolay olacaktir. Iran'da ordu bu sekilde etkisiz hale getirilmistir. 'Er dusman isgali durumunda durmaz ve etkisizlestirilemez, sonuna kadar da savasir, ama buyuk bir kudretle gelen kendi halki karsisinda durabilir.'



Su asamada aldiklari bu buyuk ivme ve arkalarindaki cok buyuk gucler ile onlari normal yollardan durdurmak cok zor olacaktir. Ve bunlarin durdurulmadan hareket edecegi her gun ivme ve guclerini artiracak ve isi zorlastiracaktir. Silahli kuvvetler ne kadar erken hareket ederse o kadar iyi olur. Sonra gec olabilir. Silahli kuvvetlerin su veya bu neden ile eli kolu bagli ise ki oyle gorunuyor bu durumda silahli kuvvetler 'O GUN' geldiginde kislarini nasil muhafaza edeceginin planini cok iyi yapmalidir. Cunki kilit bu noktadir. Silahli kuvvetler etkisiz hale getirelemedigi muddetce devrim basariya ulasamaz. Bu nedenle her askeri kislaya normal erlerin haricinde kislalari kaninin son damlasina kadar savunacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' olusturulmali ve bunlarin boyle buyuk bir halk hareketine karsi erlerden once devreye girip, erler

saskinliklarini uzerlerinden atana kadar catismaya girmeleri saglanmali ve burada kazanilacak vakit ile gerideki subaylar erlerin dagilmasinin onune

gecmelidir. Yani ordunun esas gucu ve govdesi olan erlerin kontrolu kesinlikle kaybedilmemelidir. Iran ordusunun boyle bir hazirligi olmadigi icin gafil avlandi.



Olusturulacak olan 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' yobazlar ile catisirken, erlerde uzerlerindeki saskinligi atacaklar ve subaylarin organizasyonu ile catismalara destek vereceklerdir. Olusturulacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' cok ozel egitilmeli ve de Ataturk'e ve devrimlerine cani pahasina savunacak sekilde inanmis olmalidirlar. Aksi halde basarisizlik kacinilmazdir. Cunki en son Lubnan'da gordugumuz uzre davasina inanmis bir kac yuz Hibullah Militani dunyanin en iyi ordularindan birisi olan israil ordusunu agir zaiyatlarla yenilgiye ugratti.



Sevgili dostlar ve kardesler, elimden geldigince sizleri bilgilendirmeye calistim cunki aydinligi savunmak durumunda olan sizler Iran'in gectigi bu

karanlik tuneli anlamak durumundasiniz. Iran'in bu aci tecrubesi sizlerin uyanik olmasi icin bir sans olur umarim. Asagidaki birinci linkte Iran'in

devrimin hemen oncesi goruntuleri ile hemen sonrasi goruntulerini bulacaksiniz. Orada goreceginiz uzre Iran devrim oncesi belki su anki Turkiye'den bile daha modern. Yani olmaz, olmaz demeyin. Ikinci linkte ise Devrim lideri Humeyni'ye kadinlarin siir okumasi. O linki vermemin nedeni ise o koltukta bir gun bugun ABD'de ikamet eden malum cemaatin basi olan sahsin oturabilecegi ihtimalidir. Aci ama sanki tarih tekerrrur ediyor.



[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

tekniker58
06.03.2008, 12:18
Beyaz hoca bunu hep yapıyor. kendisinden farklı birşey beklenemez.