PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yazıcıoğlu'ndan Türkeş Mesajı


SEMİH-58
04.04.2008, 19:12
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]ıoglu.jpg

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, MHP eski Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş'in vefatının 11. yıldönümü münasebetiyle bir mesaj yayınladı.

Yazıcıoğlu, 4 Nisan Alparslan Türkeş'in ölüm yıl dönümü münasebetiyle yayınladığı mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Alparslan Türkeş, askeri okul yıllarından itibaren Türk Milliyetçiliği fikrini savunmuş, bu ideal için birçok çileye katlanarak, Türk Milletinin her yönden gelişmesi ve büyümesi için mücadele etmiştir. Alparslan Türkeş, Türk Milliyetçiliği fikriyatını, yalnız Türkiye'yle sınırlı tutmamış, bütün dünya Türklüğünün birlik ve beraberlik içerisinde güçlenmesini amaçlayan bir perspektifte değerlendirmiştir. Alparslan Türkeş, Türkiye'nin devleti ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak yaşatılması idealine vatanperver bir siyasetçi sorumluluğu içinde her zaman öncülük yapmıştır. Şahsım olarak, gerek ilk gençlik yıllarımda oluşan fikir dünyama kattığı engin ufuk, gerekse Türklük gurur ve şuurunu ihya etme yolundaki çileli mücadelesi itibarıyla Alparslan Türkeş'i, takdir ve saygıyla anıyorum. Alparslan Türkeş'in aramızdan ayrılışının 11. yıldönümü olan bu hüzünlü günde, Türk Dünyasının onun fikirlerinde işaret ettiği hedeflere ulaşmasını ve bu amaç çerçevesinde süren gayretlerimizin zaferle taçlanmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum. Bu vesileyle merhum Alparslan Türkeş'e Yüce Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm Türk milliyetçilerine başsağlığı diliyorum."

Kadir58
04.04.2008, 20:57
ALLAH rahmet eylesin

MEKANI CENNET OLSUN


Ipse de kaderimiz, yüzülsede derimiz
BASBUG dur liderimiz, ülkücü derler bize

altuntas58
04.04.2008, 20:59
Merhum alpaslan türkeşe allahtan rahmet dilerim

izmirliyiğido
04.04.2008, 21:35
NUR İÇİNDE YATSIN BAŞBUĞUMUZ MEKANI CENNET OLSUN

adislibekir
04.04.2008, 22:55
12 EYLÜL

YAŞANMIŞ TABLOLAR VE ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER ALAYI

MHP bütün gücüyle meclis içinde ve kamuoyunda barış çağrıları yaparken iç savaş tahrikçilerine ve her türlü emperyalizmin yerli işbirlikçilerine karşı Türk Milletini birliğe, beraberliğe, kardeşliğe davet ederken kızıl namlular kan kusmaya devam ediyordu. 1979 yılının Kasım ayından Aralık sonuna kadar 104 ülkücü, komünist militanlar tarafından şehit edildi. Bunlardan bazıları MHP'nin üst düzey il ve ilçe başkanlarıydı.

20 Kasım 1979 tarihinde MHP Bakırköy İlçe Başkanı mühendis Mehmet Başak İstanbul'da, 3 Aralık 1979 tarihinde gazeteci-yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de, 5 Aralık 1979 tarihinde Kars İl Başkanı Av. Hüseyin Cahit Aküzüm, 24 Aralık 1979 tarihinde Ankara Ulus İlçe Başkanı Şahin Bingöl, 25 Aralık 1979 tarihinde Çankaya İlçe Başkanı Hamza Ungören ve 27 Aralık 1979 tarihinde MHP Gençlik Kollarından ve Ülküm adlı memur teşkilatımızın önde gelen isimlerinden Ercüment Yahnici Ankara'da kızıl terör yuvaları tarafından düzenlenen alçakça saldırıIar sonucunda şehit düştüler.


Ercüment Yahnici

Bakırköy İlçe Başkanı Mehmet Başak'ın şehit düşüşü Milliyetçi Hareketin hergün birçok şehit verdiği İstanbul'da parti çalışmalarından çok şehit cenazelerinin kaldırıldığı olağanüstü dönemin şartlarını gözler önüne koyması açısından enteresandır. Bakırköy ilçesi birçok defa baslcına uğrayan, bombalanan ve hergün birçok şehitler verdiğimiz ilçelerimizden biriydi.

İlçe Başkanımız ilçe başkanlığına seçilmeden evvel birçok defalar saldırıya uğramıştı. İlçe başkanı seçildikten sonra da birgün İstanbul MHP il divan toplantısında toplantıya iştirak eden Alparslan Türkeş'e hitaben şu sözleri söylemişti:

"Ben bu ilçenin üç yıl içindeki altıncı başkanıyım. Benden evvelkiler hep vuruldular, ben de bekleyeyim mi? Hükümetin, emniyetin hali malum. Biz kendinimizi korumayacak mıyız? Böyle koyun gibi boğazlanmayı beklemek benim dinime de, insanlığıma da sığmıyor... Ben kendi tedbirimi ilçemde alacağım...

Efendim, ilçemiz devamlı marksist militanların gözetimi altında. Sürekli tahrik ediliyoruz. Geceleri ortalık tenhalaşınca tarıyorlar. Buna karşılık ilçede silah bulundurmak zorundayız".

Türkeş ise kendisine,
"Ruhsat aldınız mı?" diye soruyordu. Başak ise cevaben;
"Evet aldım"
demişti. Ve Türkeş'e;

"Sayın Genel Başkanım bunlar çete halinde, bir tek tabanca ile bir kişi ne yapabilir",

Türkeş bu ise bu sözler üzerine,

"Oturun yerinize, başka şey kabul etmiyorum, kanun yolunda yürüyeceksiniz, başka söz istemiyorum" cevabını vermişti.(3)

Şehit Başak ile Türkeş arasında geçen bu konuşmanın ardından geçen 15 gün sonra Türkeş'in telefonu acı bir haberle çalacaktı. Telefondaki ses Bakırköy İlçe Başkanımızın yanındaki korumasıyla beraber şehit edildiğini söylüyordu. Türkeş acı haberi aldıktan sonra büyük bir üzüntüyle sarsılmıştı. Şehit Başak'la son İstanbul il divan toplantısında kendisine hitaben söylemiş olduğu sözler aklına gelmişti. Şehit Başak'ın ardından 3 Aralık'ta da İzmir'den kara bir haber daha gelecekti. Türk milliyetçiliği hareketinin önde gelen isimlerinden Fedai dergisinin sahibi MHP Antalya bölge müfettişi Kemal Fedai Coşkuner alışveriş yapmak için gittiği pazardan dönerken Agora semtinde komünist militanların silahlı saldırısı sonucu şehit düştü. Fedai dergisinin son yazısında sanki içini şehit olacağı hissi düşmüşcesine ülküdaşlarına hitaben şu sözleri söylüyordu:

"Belki bıı size son çağrımız da olabilir. Durumun ne olacağı bilinmez. Yarına sağ çıksak bile sizlere bir daha seslenmiş imkanı bulabilecek miyiz? Bulduracaklar mı?.."

Fedai Coşkuner'in daha acısı yüreklerde kor gibi dururken 14. Büyük Kurultay'da divan başkanlığını yapan Kars İ1 Başkanı avukat Hüseyin Cahit Aküzüm Ankara'nın Anafartalar semtindeki avukatlık bürosuna giderken DevSol militanları tarafından kurşunlanarak şehit edildi. Şehit Aküzüm Ankara'da başta Alpaslan Türkeş olmak üzere onbinlerce ülkücünün Maltepe camiinde düzenlenen cenaze törenini müteakiben Ankara Cebeci Asri Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Hüsevin Cahit Aküzüm'ün ardından Hergün gazetesinin 7 Aralık 1979 tarihli nüshasında Taha Akyol, "Hüseyin Cahit Aküzüm" adlı makalesinde şu satırları yazıyordu:

"Şehit Hüseyin Cahit Aküzüm'ü rahmetle ve derin bir teessürle anıyorum. Komünist ve bölücü cellatlar onu da şehit ettiler. İlk şehit olmadığı gibi, son şehit de değil!..

Her gün bir kaç milliyetçi katlediliyor. Başbakan Demirel'in Sıkıyönetim Koordinasyon toplantısından sonra, komünist terör, Demirel'e de Sıkıyönetim'e de meydan okuma cüretine sahip olduğunu ispat edercesine Hüseyin Cahit Aküzüm'ü şehit etti. Allah rahmet eylesin.

Sıkıyönetim istediği için, Ecevit'in Adalet Bakanı'nın savcıya yaptığı baskıyla mahkemeye verilen MHP'liler, Sıkıyönetim bölgelerinde komünist tedhişçiler tarafından katlediliyor!

Demirel, iktidara geçene kadar Sıkıyönetimin Ecevit tarafından çalıştırılmadığını, terörün bu yüzden tırmandığını söylüyordu! Biz de aynı kanaatteyiz. Ama, acaba Demirel şimdi tırmanan terörü nasıl izah edecek?

Olaylar hakkında zaman zaman açıklama yaparak, kamuoyunu aydınlatmak gibi medeni ve demokratik olan Sıkıyönetim Komutanları, acaba MHP'li katliamı hakkında ne düşünüyorlar, ne gibi tedbirler alıyorlar?

Merak ediyorum, bu terör neden tırmanarak devam ediyor? Sıkıyönetim Savcısı "iddianameli sosyalizm"le ortaya çıktığı için bu müessese caydırıcı mı olamıyor?

Sıkıyönetim'in elinde acaba bir "terörle mücadele" planı mı yok?

Bir "Nizami Harp" karşısında olmadığımıza göre, Türk Devleti'nin böyle olayları önleyecek hazırlığı mı yok?

Yoksa terör, Sıkıyönetim'in bile başedemeyeceği kadar güçlü mü?

Bu sorular, terörden bîzâr milyonlarca vatandaşın kafasındadır. Bu soruları cevaplandırıp, vatandaşı aydınlatmak herşeyden önce Başbakan'a, İçişleri Bakanı'na ve Sıkıyönetim'in Halkla İlişkiler Daireleri'ne düşer.

Terör, TRT'den okunun bildirileriyle ve her gün ölüm kusan namltılarıyla konuşuyor. Devletin dili mi ttıtuldu?

Dün 1500 MHP'li öldürüldü. MHP'liler devlet tarafından korunamadığı için "İhkak-ı Hak" refleksi belirdi. Ama, MHP Devlet'e güvendiği için, "İhkakı Hak"kı daima reddetti. Fakat terörü devlet bugüne kadar durduramadı işte... Hüseyin Cahit Aküzüm gibi, iman, ahlak, fazilet ve dürüstlük numunesi bir hukukçu da şehit edilmiş bulunuyor! Fiili tepkiye kapılmayalım, ama haykıralım.

Ey fazla konuşmayı, cübbelerle direnmeyi sevenler! Meslekdaşınız öldürüldü, neredesiniz?! Ey insanlıktan bahsedenler, ülkemizde katliam var neredesiniz. Ey hükümet olduğundan beri dili tutulan AP sen neredesin!

Ey Devlet, var mısın, yok musun?

Nerede inandığımız gücün kudreti?

Kars'tan CHP dışında bir partiden aday olmanın "cezası" ölüm müdür? Cevabı siz verin "devletli"ler ve hukukçular!

MHP'ye batırılan "çuvaldız" karşısında susanlar! "İğne"nin size dayandığının farkında mısınız?

Var mısınız, vok musunuz?

Birliğe Çağrı gazetesinin 18 Aralık 1979 tarihli 2. sayısında "Kanımız Aksa da Zafer İslâmın" başlıklı makalede Şehit Aküzüm'ün ardından şu anlamlı sözler yer alıyordu:

Aslen Azerbavcanlıydı.
İsmi Cahit'ti, ismi ile müsemmaydı...
Son seçimlerde Kars'tan senatör adayıydı. Milliyetçi olmanın, Milliyetçi Hareket Partili olmanın ve Milliyetçi Hareket Partisinden aday olmanın ve bilhassa, Kars'tan aday olmanın anlamını biliyordu.

"Ya iyi bir netice alırım, ya da cenazem gelir" diyor ve gülüyordu.

Kars'tan iyi bir netice aldı. Komünist sapıkların kurtarılmış saydıkları Kars'ta bir milletvekili çıkarmağa yetecek sayıda oy aldı. Eşkiyalar tarafından yapılan tehditler sonucu kendisine oy verecek bir çok kişi sandık başına gidememişti. Verilen oylar geçersiz saydırılmış, bir çoğu listelere dahil edilmemişti. Kars'da tam manasıyla düşman işgali altındaydı. Bütün bunlara rağmen, kefeni koynunda Kars'ı dolaştı. Onyedi bine yakın oy aldı. Vazifesini yapmış insanların gönül huzuru içinde, alnı ak, yüzü açık olarak Ankara'ya döndü. Millet davası yolunda yeni vazifeler kendisini beklivordu.

Fütursuzca işine devam ederken 5 Aralık'ta vazife başında Moskof köpeklerinin alçakça tecavüzü sonunda şehit oldu. Mübarek Bavrağı biraz daha yukarılara kaldırdı. Şimdi bir bahçede kendisi gibi, yaşayan ölülerin arasında. Darendeli'lerin, Haşatlı'ların, Ertaş'ların, Yardımcı'ların arasında. Yüzlerce, binlerce, onbinlerce şehidin arasında. O şimdi cennet halkındandır.


Hüseyin cahit Aküzüm

Milliyetçi Hareketçilere, hayretle, dehşetle, anlamaz gözlerle bakanlar var. Nasıl olur da insanlar en değerli varlıkları olan hayatlarını bıı kadar pervasızca ortaya koyabilirler diyorlar.

Parti genel merkezi POL-DER'ci çeteler tarafından bombalanıyor, kurşun yağmuruna tutuluyor. Dağ gibi iki delikanlı devriliyor. Ertesi gün binanın etrafı mahşer gibi... Kimsede korkıınıın zerresi yok. Nöbet yerinde oturanların yüzlerinden cennet tebüssemleri.

Vazgeçen yok. Yılgınlığa kapılan yok. Gevşeyen yok. Daha büyük bağlılıkla, daha büyük hınçla ve gayretle büyük dava yolunda çalışmağa devam ediliyor. Ülkücüler çığ gibi çoğalıyorlar.

"SAYILMAYIZ PARMAK ILE
TÜKENMEYIZ KIRMAK İLE
DIŞIMIZDA SORMAK İLE
EL NE BİLİR HALİMİZİ"

Bilenler için her şey açıktır. Her şey bütün emareler, büyük bir hareketin içinde olduğumuzu gösteriyor. Tarihin dönüm noktalarından birindeyiz. Bütün büyük medeniyetleri yoğuran o mübarek ve muhteşem pota yeniden vazifesini yapıyor. İlahi kader, bizi yoğuruyor ve yeni yücelişlere vesile kılacak hale getiriyor.

Ülkücüler davayı kazanacaklar, hedeflerine ulaşacaklardır...

Milliyetçi Hareketçi Ülkücüler, kolaya, rahata, refaha değil, zora talip oldular. Mücadeleye, mücahadeye, ızdıraba, sıkıntıya, çileye talip oldular. Gözyaşına, alın terine talip oldular. Çünkü, alçak hedeflere, süfli gayelere, çıkara değil, büyüğe, uluya, yüceye ve yükseğe talip oldular. Allah rızasını kendilerine ana gaye bildiler. Yeni bir medeniyetin, ÇAĞDAŞ TURK-İSLÂM MEDENİYETİNİN başlatıcısı, fedaisi, serdengeçtisi, delisi, delibaşısı, çılgını olmaya talip oldular. Bazıları bize deli diyorlar. Evet onların küçük hesapları, oyunları, basit zevkleri yok bizde. Biz deliyiz. Biz Allah delisiyiz. Millet delisiyiz, millete aşık insanlık delisiyiz.

Milliyetçi Hareketi tertipler, tuzaklar, iftiralar, işkenceler, hapishaneler ve cinayetlerle yıldıracaklarını zannedenler, yanıldıklarını acı acı göreceklerdir. Ülkücülerin davası maneviyatın himayesinde her gün biraz daha olgunlaşarak hedefine doğru iletiliyor.

En yüce Ülkü Ülkücülerde...
En sağlam ve geçerli fikir Ülkücülerde...
En çağdaş ve tutarlı doktrin Ülkücülerdedir.
Ülkücülük Türk Milletinin nıillî ve manevi hayatında doğmuştıır. Ülkücüler millî bünyenin öz ürünüdür.
Ülkücü Mücadele Türk'ün kendisine dönmesinin ve var olma çabasının en gür sesle haykırılmasıdır.
Ülkücüler davayı kazanacaklar, hedeflerine ulaşacakladır. En güçlü hareket Ülkücü-Milliyetçi Harekettir.
Tarihi hadiseler içinde yetişmiş, imanlı, bilgili, kararlı, dayanıklı ve cesur bir lider...
Gittikçe çelikleşen bir teşkilat...
Milyonlarca insanın birlikte gördükleri rüyanın gerçekleşeceği günler uzakta değildir.
Köleliğe karşı verilen mücadele başarıya ulaşacak, Türk'ü Moskof'a köle yapmak isteyenler hüsrana uğrayacaktır. Rus esiri Türk'lerde başlayan millî ve dini şuurlanma hedefine ulaşacaktır.
İnsanın insanı ezmediği, istismar etmediği, istihkar etmediği, adil bir nizam mutlaka kurulacaktır.
Açlar doyurulacak, çıplaklar giydirilecek, sefaletin her çeşidi yok edilecek, sefahat hakaretle kovulacaktır.
Maneviyatta, ahlakta, ilim ve teknikte öncü, büyük ve kudretli Türkiye mutlaka kurulacak, Türk-İslâm Medeniyeti çağa yeniden ışık tutacaktır."

Ve yine diğer şehitlerimiz Ulus İlçe Başkanımız, mühendis Şahin Bingöl, Abidinpaşa semtinde evinin önünde, Çankaya İlçe Başkanımız, emekli albay Hamza Uzgören Cebeci semtinde bulunan tuhafiyeci dükkanına malzeme almak için gitmiş olduğu Sıhhiye'de ve Ümid-Bir, Ülkü-Bir ve BÜD'de çeşitli görevler yapan Ercüment Yahnici de Ankara Dumlupınar caddesi üzerindeki evinden işine gitmek için arabasına binerken pusuda bekleyen komünist militanlar tarafindan şehit edildiler Her üç MHP mensubunun da cenazeleri Ankara'da binlerce ülkücünün katıldığı cenaze törenleriyle ebedi istirahatgahlarında gözyaşları arasında toprağa verildiler.

Sayın Liderim Başbuğum...Sayın Alpaslan TÜRKEŞ"Yüce allahtan rahmet gerçek Ülkücü kardeşlerime ve Türk dünyasına baş sağlığı diliyorum.Başbuğum Mekanın cennet olsun...Adet edindim her üç ayda bir Beşevlerdeki dergahına gidip fatihamı eksik etmiyorum.Allah kabul etsin.

bilalfındık
04.04.2008, 23:05
bunlar niye bana cevap vermiyo

bilalfındık
04.04.2008, 23:07
yüce BAŞBUĞA ALLAH MEKANINI CENNET ETSİN

adislibekir
04.04.2008, 23:08
Hayatı okuma, düşünme ve fikir üretmeyle geçmişti. Devlet Adamı, "Dava Adamı" tavrını daima korumuştu. Ülkenin ve Milletin menfaatini her şeyin üzerinde tutmuştu. "Uzlaşmacı yolu" temel felsefe yapmıştı. Dıştan çok sert görünmesinin aksine çok yumuşak ve hoş sohbet bir özelliğe sahipti. Örnek bir şahsiyet ve dava adamıydı. Ondan alınacak çok ders vardır. Mekânı cennet olsun! .............Yemin ediyorum Başbuğum senden başkasına lider dersem gözüm kör olsun,Senden başkasının önünde eğildiysem dizim kırılsın Senden başkasını lider diye dinlediysem kulağım sağır olsun.Sen benim ilk ve son başbuğumsun.Ruhun şad olsun.

bilalfındık
04.04.2008, 23:10
---REİS ODA KAÇTI ----BENDE BİR ĞARİPLİKMİ VAR

adislibekir
04.04.2008, 23:33
Üzerimizdeydiler.
Kitaplarını okumaya başladım. Hayatını, öğütlerini, çözümlerini, sevgini... Millet Sevgini, Türklük aşkını hissettim her kelimede. Bir hastalık gibi bana da bulaştı oradan.
O günlerden bu güne ölüme seve seve gidecek kadar sevdim Milletimi, senin sayende.
İlk kez Ankara'da Genel Merkezin önünde gördüm seni hızla arabaya binip uzaklaştın, giderken el salladın bana, sanki orada olduğumu bilir gibi. Defalarca aynı sahneyi yaşamak için gitim bekledim orada. Sen de bana defalarca el salladın.
Büyümüş üniversiteli olmuştuk. Çocuktuk Ülkücü olmuştuk.
Memleketin sokaları kan selinde boğuluyordu. Sen bu kanı durdurma çabasındaydın. Seni ilk kez yakından gördüğüm, yakından dinlediğim gün hala özeldir hayatımda. Sesinin tokluğunu, sert ama babacanlığını özlüyorum Başbuğum.
Artık pek çok yerde yanyanaydık sen beni pek fark etmesende. Mitinglerde beraber yaşlandık.
Bazen yakan güneşin altında haşlandık, bazen köpeklerce taşlandık.
Liderimdin. Sana gelecek bana, bize gelsindi. Siper olduk, göğüs gerdik.
Yiğitler birer birer düştüler yere. Her yiğit cenazesi bizi biraz daha çoğalttı yüreğimiz yansa da. Onların yaralarınca kanasak da.
Sen vardın Başbuğ'um. Sen oldukça bir çare bulunurdu. Bir şeyler çözülürdü.
Eylülde ezilmediysek senin sayende. Yeniden başlayabildiysek senin sayende. Yenilmediysek, bitmediysek senin sayende.
Ve bir gün, bizi burada bırakıp; şehitlerin yanına gittin. Onlara baş olmaya, Oğuzlara, Alparslanlara, Dursunlara, Yusuflara gittin.
Yaşımız geçmişti sen gittiğinde.
Ama çocuklaştık.
Çocuklar gibi ağladık seni yolcu ederken.
'Yapabilsem nisanı takvimlerden silerim,
Beni öksüz kodun nisan,
Öksüz kalasın dilerim'

Bugün;
Bize çok lazımsın Başbuğum
Seni çok arıyoruz.

adislibekir
04.04.2008, 23:54
ÜLKÜCÜYÜM DEMEKLE OLMUYOR İŞTE

Ülküdaşım sahip ol sen davana
Cahilden ülkücü olmuyor işte
Türk İslam ülküsü büyük sevdana
Taşımayla çarkın dönmüyor işte

Hedefin bellidir yolun çizilmiş
Teşkilatın güçlü doktrin yazılmış
Bu uğurda nice canlar üzülmüş
Kopyasından asıl olmuyor işte

Unutma sen şehidini gazini
Başbuğuma verdiğimiz sözünü
Yusufiyelini Yusuf yüzlünü
İhanet cezasız kalmıyor işte

Ülkücü tuz alıp hıyar aramaz
Sahte kahramandan hayır aramaz
Hainle birliktende hayır aramaz
Bozkurtlar oyuna gelmiyor işte

Bu tarla bu emek saban bizimdir
Ülkü diye savurduğun yaban bizimdir
Başı değil tabi, taban bizimdir
Yapanlar yaptığıyla kalmıyor işte

Birleşelim diyor başkan he dese
Küçük adam büyük gölge hadise
On beş yıldır hep kalınca nadasa
Artık otlar bile bitmiyor işte

Savurdu samyeli daldan kopalı
Tontondan da milyarları kapalı
Fitneciye bizim kapı kapalı
Kaypaklarla birlik olmuyor işte

Çoban olup güdemezken sürüyü
Aç tavuk misali görür darıyı
Makam için rehber etti arıyı
Kargadan kılavuz olmuyor işte

Bazen dinçi olup dümen tuttular
Cami avlusunda adam sattılar
Bozkurt yuhalayıp çalım sattılar
Çakal bozkurt gibi olmuyor işte

Ayrılıktan birlik usül olur mu?
Sahte kopyalardan asıl olur mu?
Bumu ülkücülük, nasıl, olur mu?
Teşkilat dışında olmuyor işte

Kimisi otele ayı oldular
Kimisi ANAP ‘a sayı oldular
Kimisi altı oka dayı oldular
Ülkücüyüm demekle olmuyor işte

Sarmış her tarafı gaflet uykusu
Ülkü değil ülküsüzlük öyküsü
Beş parmaktan daha azdır sayısı
Adama adamlık oluyor işte

Bozokbeyi diyor yeter bu yalan
Ülkemi sattılar ettiler talan
Ülkücüyüm diye paçama dalan
Gürültüye pabuç kalmıyor işte.......................... ............BBP...Muhsin Yazıcıoğluna Hitaben yazılmış bir şiir...Varya Tontondanda paraları alalı bölümü oda rahmetli Özal...

Kaptan-58
05.04.2008, 17:49
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

alisayan
05.04.2008, 18:39
mer haba adıslı bekir hocam nasılsın neredesin bulamıyom seni işlerim yarı kaldı bana yardımcı ol

SEMİH-58
05.04.2008, 19:11
Moderator mesajları siliyorsun en iyisini sen yapıyorsun ben bir daha bu herife cevap yazmayacagım...

Ne yazarsa yazsın...

SEMİH-58
05.04.2008, 19:13
Allah Rahmet eylesin

Yaşantın Yaşayanlara Örnek Olsun Başbug...