fırtına110
15.06.2009, 15:23
Büyük edebiyatçımız Tarık Buğra ne güzel demiş,gençliğim eyvah!Evet gençlik eyvahlar dedirtecek durumda.17 yıllık eğitimci olarak diyorum ki gençlik zor durumda,bunalımda,uçurumun kenarında.Okumayan,araştırmaya n,sormayan,sorgulamayan,hedefs iz bir gençlik yetişiyor.Gençlik sahipsiz,yada sahiplenmemiş.
Biz yetişkinler,bu durumu hep görüyoruz,görmesine de sadece görüyoruz işte.Büyüklerin gençlere sadece eyvah demesi vah etmesi kar etmez.Nesil elden gidiyor,ahlak kalmamış,inançlarımız zedeleniyor,geleneklerimiz,örf ümüz,adetlerimiz yok olma durumunda deyip hayıflanıyoruz sürekli.Hatta bütün kabahati,suçu hep gençlikte arıyoruz.Sanki tek suçlu gençlermiş gibi.Biz yetişkinlerin hiç hatası,yanlışı yokmuş gibi pişkince normal hayatımızı devam ettiriyoruz.
Gençlik ne istiyor,nasıl mutlu olur,duyguları nelerdir,nelerden hoşlanır,ihtiyaçları nelerdir,bütün bunları maalesef ciddi olarak düşünüp çare üreten hiçbir mekanizma,kurum yok.Günümüz Türk genci eğlenmeyi seviyor,enerjisini bir şekilde atmak istiyor,kalıplarını kırmak istiyor,yeniliği,modayı takip ediyor.İşte bu tespitleri yapabilirsek,sorununda kaynağını yakalayabilmiş oluruz.Benim kuşağım gençlik yıllarını cep telefonları,özel televizyon kanalları,cafeler,bilgisayar,i nternet olmadan yaşadı.Şimdi biz kalkıyoruz gençlere siz niye şöyle böylesiniz diyoruz.Dememeliyiz.Anlamaya çalışmalıyız.Gençleri dinlemeliyiz.Çareler,çözümler üretmeliyiz.
Günümüz öğrenci gençliğinden birkaç örnek vermek istiyorum.Büyükler olarak bizler hep şunu diyoruz.Bizim zamanımızda öğrenci,öğretmenini gördüğü zaman önünü iliklerdi,üstünü başını düzeltirdi.Kravatı düzgün olurdu,birbirlerine sövmez, vs vs.Tamam haklı olabiliriz ama,bu gençliğin böyle davranmasını nedenlerini hiç düşündük mü,sorguladık mı kendimizi.Bence hayır.Bütün suçu gençliğe yükleyip,sonrada eyvahlar çekiyoruz.Ailelerin hiç mi kabahati yok.Biz çocuklarımızı ne kadar yetiştirebiliyoruz ki,onlarla ne kadar ilgilenebiliyor,ne kadar zaman geçirebiliyoruz,hep iş,iş,iş.Maddi şeyleri hep bahane ederiz.Evlatlarımızın manevi ihtiyaçlarını hiç düşündük mü,oturup bir kez dinledik mi,dertleşmelerini sağladık mı,bence hayır.İğneyi önce kendimize,çuvaldızını da başkasına batıralım.
Gençlerin içinde bulunduğu boşluğu doldurabilecek mekanlar,enerjisini boşaltacak spor salonları,eğlenebilecekleri uygun ortamlar, milli manevi değerlerini öğrenebilecekleri sosyal çalışmalar yapılabilirse ve her şeyden önce bir anne-baba olarak aile sevgisini aşılayabilirsek,gelecek düşüncesi,gaye,hedef verebilirsek belki eyvahlarımız biraz hafifleyecektir.Gençlik kitap okuma sevgisine alıştırılmalı,okuduğunu yorumlayabilmeli,adab-ı muaşereti,yani görgü kurallarını bilmeli.
Gençlerimizin en fazla sıkıldığı,söylenildiği zamanda oflar çektiği bir durumda,bizim zamanımızda diye başlayan konuşmalar,nasihatlardır.Böyle yaklaşımlar gençlere faydadan çok zarar vermekte.Yapılması gereken kuru nasihatı bırakıp,hatta azarlamayı da bırakıp,işten dönüldüğünde mutlaka çocuklarımızla oturup konuşmamız,onları dinlememiz,derslerine elimizden ne kadar geliyorsa yardımcı olmaya çalışmamız,milli manevi dinamiklerini öğrenmeleri için bizzat birlikte kitap okumamız,istedikleri konularda soru sormalarına müsaade etmemiz gerekir.Sürekli ders çalış diyerek,bilgisayardan uzak dur,şu diziyi seyretme gibi sonuçsuz tavırlara girmeden,bazen birlikte seyrederek, bazen birlikte oynayarak, birlikte vakit geçirerek sorunları çözebiliriz.
Büyük fikir adamı Üstad Necip Fazıl demiş ya,’Kim var denince sağına soluna bakmadan ben varım diyen bir gençlik istiyorum’.Evet,aslında böyle bir potansiyele sahip gençliğimiz var,yeter ki sahip çıkalım,sahip çıkmazsak çok daha büyük felaketlerin olacağını unutmayalım.Gençlik müthiş dinamik,çok zeki,çok hazırcevap,Yeter ki sahip çıkıp yetiştirelim.Yeni Fatihler niye yetişmesin ki ?
OSMAN AZMAN EĞİTİMCİ
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Biz yetişkinler,bu durumu hep görüyoruz,görmesine de sadece görüyoruz işte.Büyüklerin gençlere sadece eyvah demesi vah etmesi kar etmez.Nesil elden gidiyor,ahlak kalmamış,inançlarımız zedeleniyor,geleneklerimiz,örf ümüz,adetlerimiz yok olma durumunda deyip hayıflanıyoruz sürekli.Hatta bütün kabahati,suçu hep gençlikte arıyoruz.Sanki tek suçlu gençlermiş gibi.Biz yetişkinlerin hiç hatası,yanlışı yokmuş gibi pişkince normal hayatımızı devam ettiriyoruz.
Gençlik ne istiyor,nasıl mutlu olur,duyguları nelerdir,nelerden hoşlanır,ihtiyaçları nelerdir,bütün bunları maalesef ciddi olarak düşünüp çare üreten hiçbir mekanizma,kurum yok.Günümüz Türk genci eğlenmeyi seviyor,enerjisini bir şekilde atmak istiyor,kalıplarını kırmak istiyor,yeniliği,modayı takip ediyor.İşte bu tespitleri yapabilirsek,sorununda kaynağını yakalayabilmiş oluruz.Benim kuşağım gençlik yıllarını cep telefonları,özel televizyon kanalları,cafeler,bilgisayar,i nternet olmadan yaşadı.Şimdi biz kalkıyoruz gençlere siz niye şöyle böylesiniz diyoruz.Dememeliyiz.Anlamaya çalışmalıyız.Gençleri dinlemeliyiz.Çareler,çözümler üretmeliyiz.
Günümüz öğrenci gençliğinden birkaç örnek vermek istiyorum.Büyükler olarak bizler hep şunu diyoruz.Bizim zamanımızda öğrenci,öğretmenini gördüğü zaman önünü iliklerdi,üstünü başını düzeltirdi.Kravatı düzgün olurdu,birbirlerine sövmez, vs vs.Tamam haklı olabiliriz ama,bu gençliğin böyle davranmasını nedenlerini hiç düşündük mü,sorguladık mı kendimizi.Bence hayır.Bütün suçu gençliğe yükleyip,sonrada eyvahlar çekiyoruz.Ailelerin hiç mi kabahati yok.Biz çocuklarımızı ne kadar yetiştirebiliyoruz ki,onlarla ne kadar ilgilenebiliyor,ne kadar zaman geçirebiliyoruz,hep iş,iş,iş.Maddi şeyleri hep bahane ederiz.Evlatlarımızın manevi ihtiyaçlarını hiç düşündük mü,oturup bir kez dinledik mi,dertleşmelerini sağladık mı,bence hayır.İğneyi önce kendimize,çuvaldızını da başkasına batıralım.
Gençlerin içinde bulunduğu boşluğu doldurabilecek mekanlar,enerjisini boşaltacak spor salonları,eğlenebilecekleri uygun ortamlar, milli manevi değerlerini öğrenebilecekleri sosyal çalışmalar yapılabilirse ve her şeyden önce bir anne-baba olarak aile sevgisini aşılayabilirsek,gelecek düşüncesi,gaye,hedef verebilirsek belki eyvahlarımız biraz hafifleyecektir.Gençlik kitap okuma sevgisine alıştırılmalı,okuduğunu yorumlayabilmeli,adab-ı muaşereti,yani görgü kurallarını bilmeli.
Gençlerimizin en fazla sıkıldığı,söylenildiği zamanda oflar çektiği bir durumda,bizim zamanımızda diye başlayan konuşmalar,nasihatlardır.Böyle yaklaşımlar gençlere faydadan çok zarar vermekte.Yapılması gereken kuru nasihatı bırakıp,hatta azarlamayı da bırakıp,işten dönüldüğünde mutlaka çocuklarımızla oturup konuşmamız,onları dinlememiz,derslerine elimizden ne kadar geliyorsa yardımcı olmaya çalışmamız,milli manevi dinamiklerini öğrenmeleri için bizzat birlikte kitap okumamız,istedikleri konularda soru sormalarına müsaade etmemiz gerekir.Sürekli ders çalış diyerek,bilgisayardan uzak dur,şu diziyi seyretme gibi sonuçsuz tavırlara girmeden,bazen birlikte seyrederek, bazen birlikte oynayarak, birlikte vakit geçirerek sorunları çözebiliriz.
Büyük fikir adamı Üstad Necip Fazıl demiş ya,’Kim var denince sağına soluna bakmadan ben varım diyen bir gençlik istiyorum’.Evet,aslında böyle bir potansiyele sahip gençliğimiz var,yeter ki sahip çıkalım,sahip çıkmazsak çok daha büyük felaketlerin olacağını unutmayalım.Gençlik müthiş dinamik,çok zeki,çok hazırcevap,Yeter ki sahip çıkıp yetiştirelim.Yeni Fatihler niye yetişmesin ki ?
OSMAN AZMAN EĞİTİMCİ
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]