PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Osmanlı Padişahları İftarda Ne Yerdi


ABDULLAH DUMAN
23.08.2009, 16:17
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Sarayda iftar yemeği mutlaka çorba ile başlardı. Et veya tavuk suyuna şehriye, yahut hindi derisiyle hafif sirke ve sarımsaklı tuzlama çorbasını "Yumurta-yı Hümayun" takip ederdi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Topkapı Sarayı terk edilip padişahlar Dolmabahçe Sarayı'nda veya diğer dış saray yahut mevsimlik köşklerde oturdukları zamanlarda bile Kadir geceleri mutlaka Topkapı Sarayı'na gelip burada iftar ederek yatsı ve teravih namazlarından sonra yapılan Kadir Gecesi dua törenine katılır ve bazen de o gece orada kalırlardı.

Topkapı Sarayı'ndaki iftarda padişaha Yumurta-yı Hümayun ikram edilmesi ve onun bunu yemesi Osmanlı hanedanı geleneklerindendi.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Bunun için evvela halka halinde kıyılmış soğan Halep yağında öldürülür derecede kavrulur, sonra ince dilimlenmiş tütünlük pastırma ilave edilip biraz da su katılarak pişilir, yeteri kadar şeker ve sirke ile de bir iki taşım kaynatıldıktan sonra açılan yuvalara günlük yumurta kırılıp kapağı kapatılarak kaskatı olmayacak derecede pişirilirdi.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Osmanlı sofralarında su yerine şerbet ve hoşaf içilirdi.Saray mutfaklarında sıradan halkın tükettiği bulgur yerine pirinç, bal- pekmez yerine şeker, esmer ekmek ve yufka yerine beyaz mayalı ekmek çeşitleri tüketilirdi. Koyun ve kuzu eti tercih edilirdi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Bundan sonra sıra çöp veya fırın kebabı, kıymalı veya peynirli yahut ispanaklı kol, yahut da bohça böreği, ya da talaş kebabına geljrdi. Bunu ise elmasiye, muhallebi, güllaç gibi karışık hafif sütlü tatlılar takip ederdi. Bundan sonra ekşili bamya gelirdi ki bu, yemekte birinci turun bitip ikinci turun başladığına alametti.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

İkinci tur, tavuk veya hindi fırını ile başlardı. Bunlar, fıstıklı, üzümlü, kestaneli ciğerli, katılı ve baharlı ala iç pilavı ile doldurulmuş bulunurdu. Bundan sonra bol etli mevsim sebzeli, yine mevsimine göre zeytinyağlı barbunya enginar, imambayıldı, taze veya çalı fasulye vb. yemekler gelir, nihayet ortaya kat kat bıldırcınlı, beyinli halis amberbu pirinçten, mutlaka Vakfıkebir yağı ile pişmiş tepeleme pilav tepsisi gelirdi. İftar ziyafeti geleneksel olarak en sonra "arz-ı endam" eden cevizli, fıstıklı veya kaymaklı baklava ile son bulurdu.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Yemeğini yalnız yiyen Fatih Sultan Mehmet en çok karides, tavuk ve balık severdi.Fatih Sultan Mehmed için pişen yemeklerde en çok yumurta kullanılırdı. Örneğin, tavuk kızartmasında, özel lapa ve peynirli pidede en çok harcanan yumurtaydı. Fatih`in padişah sofrasında yenen etler koyun, tavuk, kaz, baş, paça ve işkembeydi.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Sultan II. Abdülhamid'in en çok sevdiği yemek soğanlı yumurtaydı. Soğanlı yumurtayı kim iyi yaparsa o ödüllendirirdi. Soğanlı yumurtanın yapılması, pişirilmesi çok büyük bir marifet gerektirirdi. Soğanlı yumurtanın pişirilmesi üç buçuk saat sürerdi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Sarayda ekmeğe çok önem verilirdi. Has beyaz ekmek, en has beyaz ekmek, sıradan ekmek gibi çeşitlere ayrılıyor ve saraydaki hiyerarşik yapıya göre dağıtılırdı. Sultan en has ekmeği yerdi.

En çok sevilen sebze patlıcandı. Ancak patlıcan da Anadolu'dan değil Çin'den gelen bir sebzeydi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Fasulye, patates, hindi, kakao, mısır, bazı kabak çeşitleri Amerika kıtasının keşfinden sonra, yani 15. yüzyıldan sonra Osmanlı mutfağına girdi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Bamyanın özel bir yeri vardı.Misk ve gül suyundan helva, keten helva, bademli helva gibi yedi-sekiz çeşit helva vardı.
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
19 yüzyılda saray mutfağında et ve balık pişirilirken tarçın kullanılırdı.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Koruksuyu (olmamış üzümün suyundan yapılır) mutfakların demirbaşıydı.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Tencere yemekleri koruk, limon suyu, nar ekşisi, ve tabii ki soğan ve çeşitli baharatlar ile tatlandırılırdı.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Yemekler her zaman sadeyağ yani tuzsuz tereyağı ile pişirilirdi.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Domates, 18. yüzyıl sonu Osmanlı mutfağına 'yabani' olarak girdi. Daha sonra aşılanarak bugün bildiğimiz domates haline geldi. İlk hali kiraz domates boyutlarındaydı. Domates yeşilken tüketilirdi. Dolması, çorbası, zeytinyağlısı yapılırdı. Kırmızıya döndüğünde de çöpe atılırdı.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Şiş kebap bugünkü gibi demir şişte yapılmazdı. Şiş olarak defne dalı ya da patlıcan sapı kullanılırdı. Sıcaklıkla birlikte bunların aromaları ete geçer.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Sultanın yemeğini önce çaşnigirbaşı, yani çeşni tadıcı tadar sonra padişah yerdi. Yemekler sahanda gelirdi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Sarayda en çok yenen sebzeler pırasa, lahana ve ıspanaktı.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Bugün bizim bildiğimiz asma yaprağından sarmalar Osmanlı'da fındık kestanesi yaprağının sürgünlerinden, at kestanesi yaprağından, ayva yaprağından, fasulye yaprağından yapılırdı.

65serdal58
23.08.2009, 16:18
paylaşım için teşekkürler.................

Salim58
23.08.2009, 16:22
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Sarayda iftar yemeği mutlaka çorba ile başlardı. Et veya tavuk suyuna şehriye, yahut hindi derisiyle hafif sirke ve sarımsaklı tuzlama çorbasını "Yumurta-yı Hümayun" takip ederdi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Topkapı Sarayı terk edilip padişahlar Dolmabahçe Sarayı'nda veya diğer dış saray yahut mevsimlik köşklerde oturdukları zamanlarda bile Kadir geceleri mutlaka Topkapı Sarayı'na gelip burada iftar ederek yatsı ve teravih namazlarından sonra yapılan Kadir Gecesi dua törenine katılır ve bazen de o gece orada kalırlardı.

Topkapı Sarayı'ndaki iftarda padişaha Yumurta-yı Hümayun ikram edilmesi ve onun bunu yemesi Osmanlı hanedanı geleneklerindendi.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Bunun için evvela halka halinde kıyılmış soğan Halep yağında öldürülür derecede kavrulur, sonra ince dilimlenmiş tütünlük pastırma ilave edilip biraz da su katılarak pişilir, yeteri kadar şeker ve sirke ile de bir iki taşım kaynatıldıktan sonra açılan yuvalara günlük yumurta kırılıp kapağı kapatılarak kaskatı olmayacak derecede pişirilirdi.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Osmanlı sofralarında su yerine şerbet ve hoşaf içilirdi.Saray mutfaklarında sıradan halkın tükettiği bulgur yerine pirinç, bal- pekmez yerine şeker, esmer ekmek ve yufka yerine beyaz mayalı ekmek çeşitleri tüketilirdi. Koyun ve kuzu eti tercih edilirdi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Bundan sonra sıra çöp veya fırın kebabı, kıymalı veya peynirli yahut ispanaklı kol, yahut da bohça böreği, ya da talaş kebabına geljrdi. Bunu ise elmasiye, muhallebi, güllaç gibi karışık hafif sütlü tatlılar takip ederdi. Bundan sonra ekşili bamya gelirdi ki bu, yemekte birinci turun bitip ikinci turun başladığına alametti.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

İkinci tur, tavuk veya hindi fırını ile başlardı. Bunlar, fıstıklı, üzümlü, kestaneli ciğerli, katılı ve baharlı ala iç pilavı ile doldurulmuş bulunurdu. Bundan sonra bol etli mevsim sebzeli, yine mevsimine göre zeytinyağlı barbunya enginar, imambayıldı, taze veya çalı fasulye vb. yemekler gelir, nihayet ortaya kat kat bıldırcınlı, beyinli halis amberbu pirinçten, mutlaka Vakfıkebir yağı ile pişmiş tepeleme pilav tepsisi gelirdi. İftar ziyafeti geleneksel olarak en sonra "arz-ı endam" eden cevizli, fıstıklı veya kaymaklı baklava ile son bulurdu.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Yemeğini yalnız yiyen Fatih Sultan Mehmet en çok karides, tavuk ve balık severdi.Fatih Sultan Mehmed için pişen yemeklerde en çok yumurta kullanılırdı. Örneğin, tavuk kızartmasında, özel lapa ve peynirli pidede en çok harcanan yumurtaydı. Fatih`in padişah sofrasında yenen etler koyun, tavuk, kaz, baş, paça ve işkembeydi.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Sultan II. Abdülhamid'in en çok sevdiği yemek soğanlı yumurtaydı. Soğanlı yumurtayı kim iyi yaparsa o ödüllendirirdi. Soğanlı yumurtanın yapılması, pişirilmesi çok büyük bir marifet gerektirirdi. Soğanlı yumurtanın pişirilmesi üç buçuk saat sürerdi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Sarayda ekmeğe çok önem verilirdi. Has beyaz ekmek, en has beyaz ekmek, sıradan ekmek gibi çeşitlere ayrılıyor ve saraydaki hiyerarşik yapıya göre dağıtılırdı. Sultan en has ekmeği yerdi.

En çok sevilen sebze patlıcandı. Ancak patlıcan da Anadolu'dan değil Çin'den gelen bir sebzeydi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Fasulye, patates, hindi, kakao, mısır, bazı kabak çeşitleri Amerika kıtasının keşfinden sonra, yani 15. yüzyıldan sonra Osmanlı mutfağına girdi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Bamyanın özel bir yeri vardı.Misk ve gül suyundan helva, keten helva, bademli helva gibi yedi-sekiz çeşit helva vardı.
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
19 yüzyılda saray mutfağında et ve balık pişirilirken tarçın kullanılırdı.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Koruksuyu (olmamış üzümün suyundan yapılır) mutfakların demirbaşıydı.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Tencere yemekleri koruk, limon suyu, nar ekşisi, ve tabii ki soğan ve çeşitli baharatlar ile tatlandırılırdı.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Yemekler her zaman sadeyağ yani tuzsuz tereyağı ile pişirilirdi.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Domates, 18. yüzyıl sonu Osmanlı mutfağına 'yabani' olarak girdi. Daha sonra aşılanarak bugün bildiğimiz domates haline geldi. İlk hali kiraz domates boyutlarındaydı. Domates yeşilken tüketilirdi. Dolması, çorbası, zeytinyağlısı yapılırdı. Kırmızıya döndüğünde de çöpe atılırdı.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Şiş kebap bugünkü gibi demir şişte yapılmazdı. Şiş olarak defne dalı ya da patlıcan sapı kullanılırdı. Sıcaklıkla birlikte bunların aromaları ete geçer.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Sultanın yemeğini önce çaşnigirbaşı, yani çeşni tadıcı tadar sonra padişah yerdi. Yemekler sahanda gelirdi.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Sarayda en çok yenen sebzeler pırasa, lahana ve ıspanaktı.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Bugün bizim bildiğimiz asma yaprağından sarmalar Osmanlı'da fındık kestanesi yaprağının sürgünlerinden, at kestanesi yaprağından, ayva yaprağından, fasulye yaprağından yapılırdı.









sen acıkmadın heralde böyle dizdiğine göre yemekleri


paylaşım için teşekkürler

ABDULLAH DUMAN
23.08.2009, 16:24
Ben pek acıkmam evet :D:D

Salim58
23.08.2009, 16:28
Ben pek acıkmam evet :D:D


belli oluyor sofrayı kurar beklersin demi erkenden :D

ömer yalcin
23.08.2009, 16:31
Bizim atalarimizda zevkerine agiz tatlarina ne kadar düskünmüs yani..............

ABDULLAH DUMAN
23.08.2009, 16:33
belli oluyor sofrayı kurar beklersin demi erkenden :D

yooooo ben en son otururum sofraya

ömer yalcin
23.08.2009, 16:37
ye babam ye.......................

Salim58
23.08.2009, 16:45
aslında en baştakine bi örtü örtseler iyi olur diğerleri pek etkilemedi beni

goramaz
23.08.2009, 16:46
2. Abdülhamitin çok mütevazi bir padişah olduğunu biliyordum yediği yemeklerden de belliymiş..

Salim58
23.08.2009, 17:10
2. Abdülhamitin çok mütevazi bir padişah olduğunu biliyordum yediği yemeklerden de belliymiş..

cley bunu gördü aynı sofra isterim diyor keşke akşam açsaydı neyse barbunya yeter cley.e :D

suzii
23.08.2009, 18:34
Şiş kebap bugünkü gibi demir şişte yapılmazdı. Şiş olarak defne dalı ya da patlıcan sapı kullanılırdı. Sıcaklıkla birlikte bunların aromaları ete geçer.

tadını merak ettim.şimdilerde çöp şişler çıktı.genelde onlar kullanılıyor

ömer yalcin
23.08.2009, 18:39
Devletin mali deniz yemeyen keriz misali........................ ........................

goramaz
23.08.2009, 19:22
cley bunu gördü aynı sofra isterim diyor keşke akşam açsaydı neyse barbunya yeter cley.e :D

abi az yedir kalbi ölür sonra Allah korusun..

Cley
23.08.2009, 19:26
abi az yedir kalbi ölür sonra Allah korusun..

Misafirlikte çok yenmez zaten. 2 ekmekten fazla yemem söz :D

arikarinkuchi
23.08.2009, 22:17
ah ahh padişah olmak vardı :D

goramaz
24.08.2009, 00:05
padişahların çok yediğini düşünmüyorum orası bir saray . bu denli yemekelrin olması normal...sarayda padişah çekirdek aile şeklinde yaşamıyordu...

Cley
24.08.2009, 18:39
Bu da 37. Osmanlı padişahı I.Deliktaşlısalim'in ve veziri Cley'in sofrası :D

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez])

Salim58
24.08.2009, 18:44
buda yemek sonrası tacettin dergahına ziyaret

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez])

kronik
24.08.2009, 19:06
Bu da 37. Osmanlı padişahı I.Deliktaşlısalim'in ve veziri Cley'in sofrası :D



[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez])

daha ne olsun padişah sofrası gibi maşallah türlü.,sarma , hele salata allah sofranıza bereket versin afiyet olsun

barikat58
24.08.2009, 19:32
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

burası bana bir ramazan yeter :D

Bu da 37. Osmanlı padişahı I.Deliktaşlısalim'in ve veziri Cley'in sofrası :D

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez])


vayy beee 1.deliktaşlısalim agzının tadını biliyor.ama garibim burdan en fazla 3-5 kaşık almıştır uyanık cley hepsini götürmüştür :D

kronik
24.08.2009, 20:46
hem uyanık hem de zulacı cley :D
kalan olduysa bile ceplerine doldurmuştur kalanını zöhürde :Dyemek için :D

goramaz
24.08.2009, 23:27
Salim abi çok maharetlisin:)kıskandım valla. ben olsam yapamazdım bu yemekleri....

Salim58
25.08.2009, 07:57
Salim abi çok maharetlisin:)kıskandım valla. ben olsam yapamazdım bu yemekleri....

bi gün gel sanada yapayım hemde öğrenmiş olursun :D

goramaz
25.08.2009, 13:15
geleyim olur abi.. evde yanlızım bugün .. ben de beleş iftar edeceğim bir yeri düşünüyordum.:)

ABDULLAH DUMAN
25.08.2009, 13:55
buda yemek sonrası tacettin dergahına ziyaret

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez])

Aynen bu şekilde Bekir abinin fotoğrafı vardı hatırladınmı Muhammed abi

Salim58
25.08.2009, 14:19
bu alt kattaki abdullah üst taraf kalabalıktı bidaha gidek ordada çekileceğiz cley kamara var dedi korktum