PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sizce harf inkilabı neden olmuştur?


barikat58
14.11.2009, 03:30
1 KASIM 1928 TARİHLİ DEĞİŞİM

>> İngilizler Shakespeare'in 400 yıl önce yazdıklarını okurken biz 80 yıl önce yazılanları okuyamıyoruz !
>> Binlerce alim bir günde cahil oldu !
>> Yüzbinlerce kitap okunamaz hale geldi ve bütün osmanlı eserlerine fransız kaldık !
>> Süleymani kütüphanesinde 80.000 osmanlıca eser,Bayezıd kütüphanesinde 12.000 osmanlıca eser ve diğer kütüphanelerde toplam 100.000 den fazla osmanlıca el yazısı eser okunamaz hale getirildi!!

Bu önemli devrim bir ermeniye emanet edildi (Agop martayan--dilaçar-) ve Robert koleji mezunu agop martayan latin alfabesini önerdi!Bu durumu kabullenemeyen Rıza nur ve milli marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy göz ardı edilerek sürgün yediler..Ülkemizde osmanlıca konuşmak ve osmanlıca kitaplar yazmak suç kabul edildi !!!

Evet bahsettiğimiz olay harf inkılabı (!) Sizce harf inkılabı neden gerçekleştirildi?

a) Latin harfleri daha kolay anlaşılıyordu
b) Yeni harfler sayesinde ileriye gidecektik
c) Osmanlıdan hatıra kalmaması için
d) İslamiyet ve Arapça ile araya mesafe koymak için

albina58
14.11.2009, 04:25
1072;
Kaşgarlı mahmut;
Divan-ı lugat-u Türk

1277;Karamanoğlu mehmet bey;
Dönemin ikdidarı,moğollar ve selçuklularda,sarayda farsca,sanatta arabça dil kullanılırken,mehmet bey başkaldırarak anadolu beyliklerini bir çatı altında toplayarak,moğollara karşı zafer kazanarak anadoluda karamanoğlu beyliğini kurduğunda ilk fermanı,''sarayda,divanda dergahda artık türkçe kullanılacak'' olmuştur.

karacaoğlan
pirsultan
hacıbektaş-ı veli
mevlana
başta olmak üzere halk düşünür ve ozanları her daim türkçe kullanırken,osmanlı sarayında halifeliğin gelmesi ile arabça kullanımı sarayda kullanılırken sadece bu ozanlarımız ve düşünürlerimizinde tesiri ile türkçe ana dil olarak halkın dilinde olmuştur.
Osmanlı imp. zamanında bile resmi dili olmayan bir imparatorluk idi.
Bu zamanda bile sarayda kullanılan arapça ve farsca yazıya döküldüğünde zaten %10 kadar bir kesimi okumuş yazmış olan imp. içinde kullanılan saray dilini anlamayan bir topluluk vardı.Bundan dolayıdır ki osm.imp. dönemi boyunca her zaman halk dil konusunda saraya karşı gelmiştir.Bunu bilerek ve isteyerek uygulan osman-i sarayı,dilde olduğu imp.luğun daha uzun sürede varlığını korumak başka uygulamalarıda tertiplemiştir,konumuz dahilinde olmadığı o konularıda girmeye gerek yok.

Bu kadar giriş için yeter arkası zamanla.

barikat58
14.11.2009, 07:37
Öncelikle değerli bilgilerin için teşekkürler abi

Kaşgarlı Mahmut bu eseri yazdıktan sonra Türklerin Kendisine ait dili olması gerektiğini söylemiş ve her Türk devleti Türkçe konuşmalı demiştir.Karamanoğlu Mehmet beyde uzun süre hüküm sürmek için dil konusuna önem vermiş ve kendi dillerini konuşmuştur.Kendilerini selçukluların devamı olarak gören karamanoğulları 240 sene kadar hüküm sürmüştür ama beylikten öte gidememiştir ve her fırsatta Osmanlı topraklarına saldırmaları sonlarını hazırlamıştır.

Peki 1 kasım 1928 te yürürlüğe giren yasayla konuşmaya başladığımız dil karamanoğulları ve kaşgarlı mahmutun konuştuğu dille aynımı ? Aynıysa o zaman neden latin alfabesinden alıntı yaptık diyoruz ? Farklıysa o zaman niye daha önce türkçe diye konuşulan farklı dili örnek gösteriyoruz ?

Urumçi
14.11.2009, 07:52
bir araştırma var türk çocukları türkçeyi 2 yaşında düzgün öğreniyormuş, araplar 12 yaşında(bu sebepten gavur filoloji çalışmacıları Türkçe'yi saygıyla över, biz hakir görürken) . eh evet arapça eğitim sisteminde elifba güzel bir yer tutuyor. Şimdi bizim daha yaşlı bir yaşta kullanılacak kadar karmaşık bir alfabe kullanacağız. Ha olabilir mümkündür vesaire. Neyse önemli olan yazın kolaylığı ve ifade etme kolaylığıyla elimizdeki elifba'ya pek bir çamur atacak bir şey kalmıyor sadece bir iki sesi farklı işaretlerle karşılıyoruz ya da kelimenin okunuşunu bilipte yazıyoruz.

Neyse diyorlarki adamlar shaekespeare i anlıyor, eh tam olarak değil ama katılıyorum ama nasıl anlıyor, dil milliyetçiliği sayesinde anlıyor. Adam kendi dilini asimile edecek bir elifba kullanmıyor, türkçe yazımında sıkıştığımızı hemen arapçadan geçirip yeni yeni arapça kelimeler katmamıza dile sebebiyet veren bir alfabe çeşnisinden mevzubahisdeyiz. Yani arapça Türkçe'yi öldürüyordu.

Neyse sevgili barikat merak etme 18.yy eserlerini anlayan ya da 19.yy eserlerini anlayan 17.yy eserlerini anlayamıyordu, alfabe değişmemişti de ne değişmişti peki? kullanılan kelimeler değişmişti daha çok arapça ve farsça olanlar yerine yazımı kolay fransızcalar aldı ya da daha farklı arami dilleri...

Öyle eski yazıdan yeni yazıya geçişte bir günlük bir süreç değildir, hem unutmaki sevgili barikat ister arap elifbası okusun ister latin, Türk milleti o kitapların hiçbirini anlamaz idi. O kitaplar sadece seçkin bir zumrenin anlayacağı ağır bir dilde idi ve o insanlar da zaten eski yazıyı biliyordu. Zaten sonraları o eserlerde türkçeleştirilerek sadeleştirildi ve latin harfleriyle çek edildi... şimdi orada olan metinle ilgili internetten dahi her türlü açıklamaya ulaşabilirsin...

Neyse Osmanlı vakti zamanında eski Türk alfabelerini terkedip arap elifbasına geçmişti ki, bu da Eski Türk sanatının diriliğini ve Türk yazın sanatının gelişimini etkiledi, nasıl mı ağır bir alfabe ve halk bunu bilmiyor, kendi alfabesiyle geçirse kimse artık onu da bilmiyor. İşte bu yüzden uzun zamanlar sözlü sanatlarda koşağılarda, türkülerde kaldık... Sonra da arap elifbasından anlayan murakkıbların iyisin evladım iyisin diye pohpohladığı beyzadeler sanata müdahil oldu, madara oldu... Hah Arap elifbası ile muazzam eserler vermiş şahsı münhazırlar vardır elbet, ancak bak bakalım kaç tane türkçe kelimeyle yazmışlardır eserlerini. Arapça'ya da bel bağlama, çoğunluğu farsça ;)

Ayrıca Türk-İslam dünyasını birbirinden ayrıştıracak bir dönem siyaseti hakkında konuşurken, Kuran'ı Kerim'in Türkçeleştirilmesi var ki, toplumun dinini anlaması için büyük bir adımdır. Mesela halk arapça biliyor mu kuranı anlasın, elifba arap elifbası tamam ama dil değil. Hadi dil de arapça olsun Kur'an vaktindeki arapça ile günümüz arapçasının lehçeleri arasında dağlar kadar fark var anlayamıyorsun, evet bir arap kuran'ı anlamak için sadeleştirilmiş mealini okumak zorunda ya da eski arapçayı öğrenmek... Yani kuran'ın arapça'dan arapçaya bile çevriliyor. Neyse toplumun dinini anlaması ve bilmesi için Türkçe mealini belirten bir yayımın yapılması çalışması esasında samimi bir değerle Müslümanlığı tüm halk okuyabilsin, mukaddes kitabından diye yapılmış bir harekettir. Bunu yapan bir yönetimin Türk-İslam dünyasından uzaklaştığı nasıl söylenebilir. Hoş dönem 1. dünya savaşı dönemi sonrası, İslam dünyası'ndan arapların bize attığı kazık nasıl unutulabilir. Yani İslam dünyasının bir kısmı araplar bizden uzaklaşmıştı çoktan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de Arap aşiretleri dışında kalan arapları, persleri, türkleri, afganları kapsayacak yeni bir politika içerisine girme zorunluluğu vardı ki, aynı zamanda bunu yaparken dilini, dinini, töresini korusun ve yüceltsin...

Osmanlı'dan hatıra kalmamasın mantığını da şöyle bir yanıt verilebilirdi mesela;
Polis teşkilatın kaç yaşında, askeriyen kaç yaşında, danıştayın kaç yaşında, yargıtayın kaç yaşında, bugünlerde yeniden kurulmuş bölge adliyeleri bile kaç yaşında :) Türkiye Devleti'nin kurumları kaç yaşında, Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldızdan 15.si neyi temsil ediyor? Osmanlının borçlarını kim ödemiş, Osmanlı tarihini kim kendi tarih dersinde okutuyor vesaire bakılabilir....

sandalli
14.11.2009, 08:31
Burada tartışılan konu dilin içeriği değil, yazım şeklidir. Milyonlarca okur yazar bir günde okuma, yazma bilmeyen bir konuma sokulmuştur. Karacaoğlan, Yunus, Mevlana vb. düşünür ve ozanlar yalın bir türkçe kullansalarda kullandıkları yalın türkçeyi arap alfabesiyle yazmışlardır. Bugün kanun yapanlar kalkıp latin alfabesi bizim dilimize uygun değil deyip cince harf devrimi yapsa, her ne kadar dilin özünde bir değişiklik olmasa da milyonlarca okur yazar okuma yazma bilmeyenler durumuna düşer. Ben harf devriminin türk milletini geçmişinden koparmak için yapıldığını düşünüyorum. Harf devrimiyle ülkemizde okur yazar olanların hepsi cahil olmuştur. Yıllarca eğitim öğretim görmüş biriyle, elifi görse mertek sananlar arasında hiç bir fark kalmamıştır. Dilde ki değişim ayrı bir konudur, harf devrimi ayrı. Yapılan yorumların da konuya uygunluk açısndan, dilin iceriği hakkinda değil, yazim şekli üzerine yapılması gerekiğini düşünüyorum.

barikat58
14.11.2009, 08:49
1 Kasım 1928'de yapılan harf devrimi ile Türkiye'nin cahilleştirildiği yönünde National Geographic'in o zamanki sayısında yayınlanan bir haberle yer bulmuştur.

Halk nasıl bir gecede cahilleşti?


1 Kasım 1928'de Latin esasından alınan harfler, (Türk dilinin özelliklerini belirten işaretlere de yer vererek) "Türk harfleri" adıyla 1353 Sayılı Kanunla kabul edildi. Yazı dilinde kullanılan Arap harflerinin yerine Türk harflerinin alınmasını ifade eden Harf Devrimi yapıldı. Devrimin arkasındaki zihniyet Arap harflerinin Türk diline hiç bir zaman uymadığı görüşündeydi. Yine bu zihniyettekilerin görüşlerine göre Türkçe, Arap harfleri ile kolay yazılıp okunamıyordu. Devrimin sahipleri Harf İnkîlabının hedefini, "okuyup yazmayı kolaylaştırmak ve yaymak, modern öğretim ve eğitimin gerçekleşmesini sağlamak" olarak belirlemişti. Gelin görün ki, koca bir milleti bir gecede cahilleştirmek, tarihini ve kökenini unutturmak ve millet şuurunu onlarca yıl geriye götürmek gibi onulması güç zararlara sebep olduklarını göremiyorlardı.


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez])

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez])


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez])


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez])


.

sandalli
14.11.2009, 09:07
Avrupaya ve avrupalıya benzeme hevesi ve geçmişi unutturma arzusu yüzünden yapılan acı bir devrimdir harf devrimi. Bir milleti geçmişinden koparmanın en güzel yolu okur yazar sayısının azaltılmasıdır. Bu şekilde okur yazar sayısı azaltılmamış bilakis okur yazarlık kökten bitirilmiştir. Harf devrimi bir süreçte olmamıştır, bir geceliktir. Halka önce yeni harfler öğretildikten sonra kaldırılmamıştır osmanlı alfabesi.
Ülkemizde komik devrimlerde yapılmıştır, şapka devrimi bunun en komiklerinden biridir. Hamidiye Zırhlısı'nın Rize'ye bağlı Güneysu ilçesini denizden nasıl top ateşine tuttuğunu bilirsiniz. Bu konuda söylenmiş bir türkü bile vardır: "Atma be Hamidiye atma, şapka da takacoğuk, vergi de verecoğuk! ... :)

Urumçi
14.11.2009, 09:07
bakınız yukarıda dilin içeriğini nasıl etkilediğini açıklamışım,
ayrıca basit bir elifba latin elifbası, ben bile 7 yaşımda yarım senede öğrendiysem,
hem o zamanın okur yazar oranı %11, Türkiye'nin nufusu da o sıralar 13 milyon civarındaysa hımm demekki basit bir aritmetikle 1.430.000 hadi yuvarlayalım bir buçuk milyon kişi sadece okuma yazma biliyor ve bu kişilerde okuma yazma bilen elitler, kaldı ki bunlar yarım sene içerisinde ben latin elifbasını öğrenmişken daha doğru dürüst konuşmayı bilmezken üstelik, çok da zorluk çektiklerini zannetmem öğrenecekleri vakit. haa şimdi kaç bu oran 2000'de %88 idi, şimdi daha da arttığını varsayarsak 70 milyon kişi okuma yazma biliyor en az kanısına varırız...

Neyse işte milyonlar değil 1.500.000 kişi okuma yazma biliyormuş, zaten bunlarda devletin önemli kademelerini işgal eden memurlar ile elit zümreler, yani halk pek bir şey kaybetmemiş aksine milli tedrisatla kazanmış ve oran artış göstermiş...

Benim de benimsemediğim bir yanı var bu meselenin mesela yunan-latin alfabesi demek yerine arap elifba'sı demek alfabeye daha iyi olurdu...

Ayrıca yeni harfler eşiğinde Türk yazın sanatındaki atılımı örneklendirmeye de gerek duymuyorum... Üstelik eski eserleri okuması gereken arkadaşlara üniversite'de eski elifba eğitimi de verilmekte bizse onların çevirilerini okumaktayız...

O zamanki halkta yeni elifba'ya hemen entegre olmuşki 1928 yılında getirilen yeni harflerle okuma oranı %11 olan bir ülkede 1940 yılına gidildiğinde sadece bu oran %30'a çıkmış.

Ayrıca günümüzde elifba değişimine ihtiyaç duysak bunun şak diye olmayacağını bir süreçte gerçekleşeceğini ve gerçekleşirken okur yazarların enformasyon vereceğini bunun yanında uzun bir muhlet aynı o dönemde olduğu gibi eski yazıyla yeni yazının birlikte kullanılacağını ön görmek pek muktedirdir...

Harf devrimi Türk Devleti'ni geçmişinden koparmak amaçlı yapılmışsa, Osmanlı'nın Türk elifbasını bırakıp arapçaya geçmesi de aynı sebeple yapılmıştır gibi yanlış bir vargıya varılabilir. Evet 1940'lı yıllarda başlanan Türk Devletini geçmişinden uzaklaştırma eylemlerine tanık olduk. Hala da tanık oluyoruz bazı açılım safsatalarıyla geçmişteki kardeşlik düşmanlığa çevirilerek yavaş yavaş neyse mesele bu değil. Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu kurularak ,ki Türk Tarih Kurumu'nun çalışmalarının %95 i Osmanlı üzerinedir, bunun yanında milli eğitim sistemini tevhidi tedrisatla oluştururken Osmanlı'yı baz alan bir tarih eğitimi oluşturulması Osmanlı devleti eğitim sisteminde dahi yoktu. Osmanlı kendi tarihini ve önceki Türk Devletlerinin Tarihini dahi öğretmiyordu bırazcık İslam Tarihi o kadar. Peki Tevhidi Tedrisat ile kazanımlarımız nelerdi Osmanlı Tarihi'ni okumak, İslam Tarihi'ni okumak, İslamlık öncesi Türk Tarihi'ni okumak ve Dünya tarihini okumak. Şimdi bu tarihleri latince elifbayla okumak ile arapça elifba ile okumak arasındaki fark nedir? Arapçayken okumamışsın bunu sadece mektebi sultani gibi modern Abdülhamit Han okullarında görmüşsün şimdi o harf kanununun Türk toplumunu geçmişinden uzaklaştırdığını nerden çıkarabilirsin, aynı yönetim, aynı meclis, aynı dönem kazanımlar bunlar.

Özellikle sevgili arkadaşlara belirtirim 1940 öncesi eğitim sistemi ve içeriklerine tarih anlatılarının içeriklerine göz atmaları gerekir, Türkiye eğitimde tarihini öğrenmek ve tarihiyle bağ oluşturmak açısından en verimli dönemini 1923 yılı ile 1940 yılı arasında yaşamıştır. Bizimde Tarihsel açıdan eğitimin içini doldurmak boş boş bilgilerle bezenmek yerine (çok şükür bilgi veriliyor biraz) daha iyi bir tarih eğitimi vermek sebebiyle 1923-1940 yılları arasındaki eğitim içeriğine yakın bir yaklaşım sergilememiz gerek, geçmişimizle bağlarımızın güçlenmesi için. İşte bunu dememiz gerekirken bir tek elifbadan hareketle bulunduğumuz çıkarımlar: geçmişle bağları koparmak, islamla bağları koparmak vs...

barikat58
14.11.2009, 09:21
Sayın Urumçi dil değişikliği bir gecede olmuştur.Milletimizin böyle bir konuda bilgisi dahi olmamıştır.İstanbul sarayburnunda bir şenlik için toplanılmıştı M.Kemal Atatürk konuşma yapmak için kürsüye çıktığında "Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Arkadaşlar, bizim güzel ahenkli, zengin lisanımız (dilimiz) yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak mecburiyetindeyiz. Lisanımızı muhakkak anlamak istiyoruz. Bu yeni harflerle behemehal pek çabuk bir zamanda mükemmel bir surette anlaşacağız ki, Milletimizin yazısıyla kafasıyla bütün medeniyet aleminin yanında olduğunu gösterecektir. Vatandaşlar, yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz. Bütün millete, kadına, erkeğe, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz" diyor.Ve halkımızın bir şenlik için toplandığı sırada haberi oluyor böyle bir değişimden.Bu durumu yadırgayan istiklal marşının yazarı Mehmet Akif bile ömrünün sonunu sürgünde geçirmiştir.Osmanlıca konuşmak yasaklanmıştır suç kabul edilmiştir!Dayatma diretme ve yasaklarla halka kabul ettirilmiştir tıpkı şapka kanunu gibi.Şapka takmadığı için insanların asıldığınıda biliyoruz :rolleyes: ki şuanda Atatürkün gençliğe hitabesi bile tercümeye muhtac durumda çoğu yeri anlaşılmıyor :rolleyes:

Peki Osmanlı zamanında konuşulan dil arapça ise biz bugün niye osmanlıca diyoruz ? Osmanlıca dememizdeki sebep Osmanlının kendine özgü bir dili oldugunu göstermezmi ?

seva
14.11.2009, 09:47
Mustafa Kemal de bu konuyla 1905-1907 tarihleri arasında Suriye'deyken ilgilenmeye başladı.[5] 1922 yılında Atatürk Halide Edip Adıvar'la yine bu konu hakkında konuşmuş ve böylesi bir değişikliğin sert önlemler gerektireceğini söylemişti.[6]
Eylül 1922'de Hüseyin Cahit'in İstanbul basın yayın üyelerinin katıldığı bir toplantıda Atatürk'e sorduğu "neden Latin harflerini kabul etmiyoruz?" sorusuna, Atatürk "henüz zamanı değil" yanıtını vermişti. 1923'teki İzmir İktisat Kongresi'nde de aynı yolda bir öneri sunulmuş, ancak öneri kongre başkanı Kâzım Karabekir tarafından "İslam'ın bütünlüğüne zarar vereceği" gerekçesiyle reddedilmişti. Ancak tartışma basında geniş yer bulmuştu.[7]
28 Mayıs 1928'de TBMM, 1 Haziran'dan itibaren resmi daire ve kuruluşlarda uluslararası rakamların kullanılmasına yönelik bir yasa çıkarttı. Yasaya önemli bir tepki gelmedi. Yaklaşık olarak bu yasayla aynı zamanda da harf reformu için bir komisyon kuruldu.
Komisyonun tartıştığı konulardan biri eski yazıdaki kaf ve kef harflerinin yeni Türkçe alfabede q ve k harfleriyle karşılanması önerisiydi. Ancak bu öneri Atatürk tarafından reddedildi ve q harfi alfabeden çıkartıldı. Yeni alfabenin hayata geçirilmesi için 5 ila 15 senelik geçiş süreçleri öngören komisyonda bulunan Falih Rıfkı Atay'ın aktardığına göre Atatürk "bu ya üç ayda olur, ya da hiç olmaz" diyerek zaman kaybedilmemesini istedi. [8] Alfabe tamamlandıktan sonra 9 Ağustos 1928'de Atatürk alfabeyi Cumhuriyet Halk Partisi'nin Gülhane'deki galasına katılanlara tanıttı.[9] 11 Ağustos'ta Cumhurbaşkanlığı hizmetlileri ve milletvekillerine, 15 Ağustos'ta da üniversite öğretim üyeleri ve edebiyatçılara yeni alfabe tanıtıldı. Ağustos ve Eylül aylarında da Atatürk farklı illerde yeni alfabeyi halka tanıttı. Bu sürecin sonunda komisyonun önerilerinde, kimi ekleri ana sözcüğe birleştirme amaçlı kullanılan tirenin atılması ve şapka işaretinin eklenmesi gibi düzeltmeler yapıldı.
8-25 Ekim tarihleri arasında resmi görevlilerin hepsi yeni harfleri kullanımla ilgili bir sınavdan geçirildi.


Osmanlıca kalkmasaydı biz şuan kendimize özgü dil kulanıyor olurduk...

Urumçi
14.11.2009, 10:05
Sayın Urumçi dil değişikliği bir gecede olmuştur.Milletimizin böyle bir konuda bilgisi dahi olmamıştır.İstanbul sarayburnunda bir şenlik için toplanılmıştı M.Kemal Atatürk konuşma yapmak için kürsüye çıktığında "Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Arkadaşlar, bizim güzel ahenkli, zengin lisanımız (dilimiz) yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak mecburiyetindeyiz. Lisanımızı muhakkak anlamak istiyoruz. Bu yeni harflerle behemehal pek çabuk bir zamanda mükemmel bir surette anlaşacağız ki, Milletimizin yazısıyla kafasıyla bütün medeniyet aleminin yanında olduğunu gösterecektir. Vatandaşlar, yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz. Bütün millete, kadına, erkeğe, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz" diyor.Ve halkımızın bir şenlik için toplandığı sırada haberi oluyor böyle bir değişimden.Bu durumu yadırgayan istiklal marşının yazarı Mehmet Akif bile ömrünün sonunu sürgünde geçirmiştir.Osmanlıca konuşmak yasaklanmıştır suç kabul edilmiştir!Dayatma diretme ve yasaklarla halka kabul ettirilmiştir tıpkı şapka kanunu gibi.Şapka takmadığı için insanların asıldığınıda biliyoruz :rolleyes: ki şuanda Atatürkün gençliğe hitabesi bile tercümeye muhtac durumda çoğu yeri anlaşılmıyor :rolleyes:

Peki Osmanlı zamanında konuşulan dil arapça ise biz bugün niye osmanlıca diyoruz ? Osmanlıca dememizdeki sebep Osmanlının kendine özgü bir dili oldugunu göstermezmi ?

Osmanlıca dediğin dilin içerisinde Türkçe kökenli kelimeler vahim denilecek kadar azdır, onun yerine ister fransa'dan ister farstan ister arapça'dan bir alım yapılmıştır. Ancak bu alımı sadece elit zümreler yapmıştır yani cumhuriyet'in ilk yıllarında %11 olan oran, Üstelik Atatürk'ün lisanı da gayet saf gayet sadedir, sade hali buysa düşün öte halini. Neyse az buçuk okumayla, öğrenmeyle Gençliğe Hitabe'ninde ağır bir dil olmadığını anlamakta pek mümkün, zira artık orada bana yabancı gelen hiçbir kelime yokken kullanmaktan imtina ederim kendimi, zira türkçesi vardır ya da anlatımı zenginleştirmeye gerek yoktur kullanmam...

Hah madem eski lisanın elifbasını çözümlemeye gelelim ben yarım senede latin elifbasını öğrendim, 3 sene de arap elifbasını öğrenip yazıp okumakta güçlük çektim, en son dedem gel dedi kulağımdan çekti de öğretti. Vesselam ne oldu bundan sadece 1 yüzyıl önce yazılmış hukuk metinlerini okuyum dedim, yok aynı lisan-ı değil kelimeleri okuyamıyorum anlamlarına bakayım. Osmanlı kendi içerisinde spesifik kurallar oluşturmuş, oluştururken ekler bağlamalar ifade yüklemeler vesaire ile kendi dilini yansıtmaya çalışmış, üstelik o dili terkedip Arapça eğilimi gösterirken. Evet işte bu yüzden %95'i arapça olan bir metini dahi okuyamamışım. Hani Türkçelerde farklı sesleri farklı şekilde yansıtması olsa diyeceğim ama öğrendiğim yazıdan farklı karmaşık ve zor bir yazı stili, hobi edindim efenim öğreneyim dedim nihayetinde pekte sevmediğim latin alfabesini sevdim...

Şimdi buradan bu arkadaşlara sesleniyorum Osmanlıca öğrenmek isterseniz sizlere ücretsiz kurslara gönderebilirim, 1 sene sonunda kaç kişi Osmanlıca öğrenecek bakalım... Abece'nin kıymetini bilmek için birebir, bende eskiden arap dilinin anlatımının güzelliğine kanıpta hem müslüman olduğumdan bu alfabenin bırakılmasına karşı bir görüş benimsemiştim. Ancak allah başımıza bir kere vermeyegörsün, çok şükür dedim...

Hah neyse genel itibariyle elifba değişimini gerektiren sebeplere gelince:
- ilk olarak orta asyada ki günümüz abece sisteminin latinleşmesi yani ortak bir dilin ortak bir abece de yazılması meselesine yaklaşmak, günümüzde bu daha yakın bir şey. Oradaki Müslüman-Türk kardeşlerimizle kaynaşmamıza vesile olabilecek bir steno örneği...

- arap elifbasının öğeniminin latin abecesinin öğreniminden çok daha zor olması, öğrendikten sonra yazımının ve okumasının gene çok zor olması ve o dönemde %11 lik kitlenin içerisinde hatip denilebilecek düzgünlükte okuma yapanın oranın sadece %0.5 olması. Yani %4 ü okuma yazma bilenlerin düzgün okuyup yazabiliyor. Bu da 65.000 (altmış beş bin) kişinin bu elifbayı düzgün okuyup, yazabildiğini gösteriyor. Bunun sebebinin arapçanın okuması gayet zor bir dil olması ve üstünler örtrelerle bezetilmiş bir kaynaştırma eğrimi olarak varlığı...

-Herkesin bir çok kelimeyi çeşitli şekillerde yazıyor olması. Arap elifbasına uygun bir yazım kuralı düzenlenmesinin imkansızlığı..

- Yayınları herkesin okuyamaması ve bunun müsebbibinin dil eğitimin zor olması, okuma yazma oranının artması için öncelikle dilde reformistlik ve yanında elifbada değişim.

Evet sevgili arkadaşlarım tanzimat dönemiyle birlikte dilde sadeleşme ve elifba meselesi dillendirilmiş, yani tee Osmanlı'da başlanmış bir çalışmanın devamıdır bu. Neyse:

Dil uygunluk komisyonu arapça'daki imla kurallarını düzenleyebilmek adına bir çalışma başlatıyor, ancak 1 senelik çalışma hiçbir sonuç veremiyor, imla bütünlüğünü sağlayacak kurallar çıkarılamıyor ortaya. Bu Atatürk döneminde oluyor...

Bakınız daha açık bir anlatımla elifba değişimi içerisinde 1928-1935 arasında okuma-yazar oranı %150 artarak %26 oranına çıkmış, hatip sayısı yani dili iyi kullanan sayısı %15lerde, yani bundaki artış %3000.

Geçiş sürecinin bir anda olmadığını üstelik devlet dairelerinde olmadığını da biliyoruz. nasıl mı bakalım devlet daireleriyle ilgili geçiş sürecine:

8 ağustos 1928 senin dediğin açıklama yapılmış
11 Ağustos 1928 Dolmabahçe'de ilk ders...
Peki devlette yeni yazıya geçiş teyammülü ne kadar:
---
En geç 1929 Ocağında Devlet yazışmalarında tamamen yeni yazı kullanılacak, ancak basım işleri yüzünden bazı evraklar 1929 Haziranına kadar eski usulde yazılabilecekti.
1928 Aralığından itibaren her türlü basılı şeyler yeni harflerle yazılmaya başlanacaktı. Ancak halkın zorlukla karşılaşmaması için 1929 Haziranına kadar eski harfli dilekçeler kabul olunabilecekti.
Kâtipler Türk steno yazısını öğreninceya kadar, ama en geç 1930 Haziranına kadar eski yazı ile zabıt tutulabilecekti.
---
Devlet işlerinde 1929 Hazirana kadar yani neredeyse 1 sene uzatılmış bir süreç var,

EEe halk dilekçesini öğrenmezse veremeyecek mi? Yahu zaten halk okuma yazma bilmiyor dilekçeyi yazdırıyor arzuhalcilere. Amaç gaye de halkı arzuhalcilere düşürmemek bu geçişteki. Ve bu öğrenilmesi basit alfabe için devlet memuruna muhlet tanımış, halka tanımamış.

Neyse basın yayınlarda zaten bir müddet daha eski dilin devam ettiğini sonraları eskiyle yeni olduğunu sonunda da yeni yazı olduğunu bilmek gerekir...

Demekki neymiş hoppadanak geçilmemiş, çalışmaları varmış efendime söylemesi aa bakın çalışmalardan latin işaretlerine ilişkin seslerin türkçe seslere çevrilmesi var:

-Dil encümeni, Lâtin alfabesi temelinde, ancak, her yönü ile Türkçenin ses yapısına uygun millî bir Türk alfabesi hazırlama görevini yüklenmiş bulunuyordu.
Encümen tarafından hazırlanan tasarıda ne Arap alfabesindeki harfler yer almış ne de Avrupa milletlerinin yazılarında görülen ch, sch, tsch gibi ikili, üçlü ve dörtlü harflere yer verilmiştir. ç, c, s, j, ğ gibi harfler de başka dillerin alfabesinden alındığı hâlde, ses değerleri bakımından kendi dilimize göre ayarlanmıştır.

Dil encümeninin olumlu raporu üzerine
M. Kemâl, 8 Ağustos 1928 akşamı Gülhane Parkında Cumhuriyet Halk Fırkası'nın düzenlediği halka açık bir toplantıda yazı inkılâbını halka şöyle duyurdu:

“Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için Yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Bizim güzel ahenktâr, zengin lisanımız, yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak ve bu lüzumu anlamak mecburiyetindeyiz, Lisanımızı muhakkak anlamak istiyoruz. Bu yeni harflerle behemehal pek çabuk bir zamanda mükemmel bir surette anlayacağız. Anladığımızın asârına yakın zamanda bütün kainat şahit olacaktır. Ben buna kat'iyetle eminim, siz de emin olunuz."

demekki pattanadak yapılan bir şey değil bu ve getirilerine baktığında
aa süleymaniye'deki kitaplar meselesi vardı. onlar tercüme edildi
bir de bak ne oldu:

Harf Devrimi’nin genel olarak “kütüphanelerde yansımasını” Meral Alpay şöyle özetlemektedir:

1. Milli Kütüphane kurma eylemini getirmiş, Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu ile bu eylemin gerçekleştirilmesine yardımcı olmuştur.
2. 1920-1938 yılları arasında çeşitli kütüphane türlerinin kuruluş ve gelişmesine katkıda bulunmuştur.
3. Devletin kütüphane hizmetlerini bir kamu görevi olarak benimsemesi ve bir meslek olarak kütüphaneciliğin gelişmesinde etkili olmuştur.
4. Yayın hayatının canlanması, dolayısıyla bibliyografya ve kataloglama hareketinin başlamasında önemli etkileri olmuştur.

Bunun sebepleri yeni dilde eserlerin çevrilmesi, tasniflenmesi, yeni dilde çalışmaların ivme kazanması ve kitap oranının epey bir artması bu vesiyle ve yazılan kitapların basımının kolaylığı vs vs vs gibi sebepleri vardır. Neyse konu uzadı epey milli kütüphane meselesine gitmeyelim hiç :)

Sevgiler saygılar arkadaşlar...

barikat58
14.11.2009, 10:14
Sayın Urumçi destan yazıyorsun :) Orda belirttim ingilizler 400 yıl önce ecdadı tarafından yazılanı okuyor ben bugün 80 sene önce benim ecdadımın yazdığını okuyamıyorum !! Osmanlıca yazılan bir çok kitap yok edildi.Tüm halk sıfırdan okuma yazmaya başladı bilim olarak teknoloji olarak 700 yıl geriye gittik ! Mustafa Kemal Atatürk "Neslimiz ecdadını tanıdıkça daha büyük işler başaracaktır" diyor lakin ecdadımı tanıyacağım kaynaklar yabancı dilde kaldı :D Tamam belki bazı kitaplar çevrildi falan filan ama çoğu kitap özünü kaybetti ve bir tarif hyok oldu !!!

LaEdri
14.11.2009, 10:25
Yahya Kemal'in "Eğil Dağlar" kitabını henüz bitirdim.Tabiri caizse bitirene kadar işkence gibi geldi.Arapça eğitimi aldım,az çok Arapça köklerden anlamama rağmen bu kitabı okurken çuvalladım.Kelimelerin günümüz Türkçesi açıklamalarına bakmadan kitabı anlamak zaten imkansız.

Alfabe değişikliklerinde dış güçlerin etkili olduğunu düşünüyorum.Zira Türk dünyası çok geniş bir coğrafyada yaşıyor ve alfabe birliği bu coğrafyanın daha da kenetlenmesi,güçlenmesi demek.Rusya,Latin alfanesine geçmemiz için bize baskı uygulamış ki böylece bizi alfabe birliğinden uzak tutacaktı ancak başaramadı.Bize bunu yapamayınca Azerbaycan bölgesinde alfabeyi Latin alfabesine çevirdi.Daha sonra biz de latine geçince Azerilerle yine alfabe birliği oluşmuş oldu.Bu sefer Rusya yine Azeri alfabesini değiştirdi.

Urumçi
14.11.2009, 10:36
Sayın Urumçi destan yazıyorsun :) Orda belirttim ingilizler 400 yıl önce ecdadı tarafından yazılanı okuyor ben bugün 80 sene önce benim ecdadımın yazdığını okuyamıyorum !! Osmanlıca yazılan bir çok kitap yok edildi.Tüm halk sıfırdan okuma yazmaya başladı bilim olarak teknoloji olarak 700 yıl geriye gittik ! Mustafa Kemal Atatürk "Neslimiz ecdadını tanıdıkça daha büyük işler başaracaktır" diyor lakin ecdadımı tanıyacağım kaynaklar yabancı dilde kaldı :D Tamam belki bazı kitaplar çevrildi falan filan ama çoğu kitap özünü kaybetti ve bir tarif hyok oldu !!!

ya kusura bakma ama 400 sene önceki metinleri okusaydın şuan, şu dilin sadeliğiyle gurur duyardın ben sadece 100 sene evvelinde kafayı yedim :)

Merak etme o kaynaklar yokedildi hurafe, osmanlıdan miras kalan tüm fermanlar, osmanlı dönemi kitapları eserleri hepsi devlette ve çeviri halinde bulunmakta, sadece sen o kitaplara ulaşamıyorsun, senin yerine üniversiteler ulaşıyor, tarih ve edebiyat profları ulaşıyor okuyor yorumluyor yazıyor. Yani onlar orada.

Evet bakınız eğer baki kalırsak 2000 yılından kalanlar 2400 de anlaşılacak.

Ayrıca sheakespeare i anlamıyorlar pek :) anlaşılmaz bir yazar o. senin romantizm olarak baktığın cinsel bir tanımlama ve günümüz ingilizcesine o kadar da yakın değil:) dil statik değişir çünkü, adamlar güncel versiyonunu okuyor. Ya da eserlerini okuyacak erginliği tiyatrocular edebiyatçılar eğitim sistemlerinde ediniliyor.

Bizdeyse yok öyle bir şey okula git sınava gir çık falan. Yahu Osmanlıca'yı Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü sadece 1 sene görür mü? görse ne öğrenir? işte sorun bu, bizim Türk abecesine sahip çıkarken Osmanlı Elifbasını da unutmamamız unutturmamamız gerekiyor... Tarih arasında köprü böyle kurulur galiba :)

Ayrıca Osmanlı'nın son döneminde halkın geriye ya da ileriye gittiği yok, devlet adamlarını bile anlamıyorlar, bizim konuştuğumuz dil halkın dili, bundan 300 sene önceki eserlerdeki o şaşalı dil devletin, brükratın, memurun dili :)
ee halkın bir şey okuduğu da yok, garibim sapan sürüyor otlak güdüyor, savaş çıkınca askere gidiyor. Azıcık aşım ağrısız başımda. Pek bir şey değişmedi, zaten okur yazar elit zümre de çabuk adapte oldu ki kısa zamanda meyvalarını verdi bu değişim...

Ayrıca bir Tarih yokoldu derken Türk Tarihi'ni Osmanlı arşivlerini derleyerek, toplayarak biraraya getiren, Bunun yanında İslamlık Tarihini derleyen toplayan, Bunun yanı sıra Osmanlı Öncesi Türk tarihini araştıran bir dönemde bunun olmasını bekleme :) Tarih yokedileydi kurumlar yokedilirdi yerlerine doğum günleri 23 24 25 tarihleri sırasıyla olan kurumlar getirilirdi... Sonra milli eğitim sistemi yürürlüğe girmezdi, tarih eksik bırakılırdı, daha önce de anlattım biz tarih okumaya 1924 tevhidi tedrisat çalışmaları ile başladık 1940 da bir ara yaşadık o ara hala gidiyor hadi hayırlısı :)

barikat58
14.11.2009, 10:49
Urumçi;481838]ya kusura bakma ama 400 sene önceki metinleri okusaydın şuan, şu dilin sadeliğiyle gurur duyardın ben sadece 100 sene evvelinde kafayı yedim[/COLOR] :)

Merak etme o kaynaklar yokedildi hurafe, osmanlıdan miras kalan tüm fermanlar, osmanlı dönemi kitapları eserleri hepsi devlette ve çeviri halinde bulunmakta, sadece sen o kitaplara ulaşamıyorsun, senin yerine üniversiteler ulaşıyor, tarih ve edebiyat profları ulaşıyor okuyor yorumluyor yazıyor. Yani onlar orada.

Evet bakınız eğer baki kalırsak 2000 yılından kalanlar 2400 de anlaşılacak.



İşte 100 sene öncekini anlamıyorsun çünkü ben 80 sene öncesini anlamıyorum demiştimya 100---80 den daha önce :D

İşte sorun burdaya tarihi 3. şahısların insafına göre öğrenmek zorunda kalıyoruz :)

Evet 2400 yılında bugün olanları o zamankiler kısmet olursa anlayacak peki bundan önceki ne olacak işte bu bundan önceki tarihin silinmesi ve 3. şahısların kendi insaflarına göre anlatmasına göre anlaşılacak.Kimi sevmediği padişahı vatan ilanı edecek kimi çok sevdiği padişahı bizlerede sevdirecek.Biz tarihimizi hiç bir zaman tam manasıyla öğrenemeyeceğiz ve hep öksüz kalacağız gerçek tarihe !

LaEdri
14.11.2009, 10:55
400 yıl öncekilerin bizlere bıraktığı ve bizim anlayamadığımız muhteşem mirasın yarısını bizler 400 yıl sonraki nesillere aktarabilecek miyiz ki..

Urumçi
14.11.2009, 11:01
İşte 100 sene öncekini anlamıyorsun çünkü ben 80 sene öncesini anlamıyorum demiştimya 100---80 den daha önce :D

İşte sorun burdaya tarihi 3. şahısların insafına göre öğrenmek zorunda kalıyoruz :)

Evet 2400 yılında bugün olanları o zamankiler kısmet olursa anlayacak peki bundan önceki ne olacak işte bu bundan önceki tarihin silinmesi ve 3. şahısların kendi insaflarına göre anlatmasına göre anlaşılacak.Kimi sevmediği padişahı vatan ilanı edecek kimi çok sevdiği padişahı bizlerede sevdirecek.Biz tarihimizi hiç bir zaman tam manasıyla öğrenemeyeceğiz ve hep öksüz kalacağız gerçek tarihe !



olur mu canım bu konuda biz ingilizlerden daha avantajlıyız, adamlar Kral Arthur'larını kanıtlayamıyor, vardı yoktu adı değişikti yeri değişikti carttu curttu diye birbirlerini yiyorlar içeride. Üstelik bu 300'lü ve 700lü yıllar arasında olduğu varsayılan bir durum. Biz Türkiye Devleti olarak 300-700 arası tüm hükümdarlık ve devlet bilgilerine ulaşmış bulunuyoruz.
Ayrıca ben 80 öncesini anlıyorum, esasında 100 sene evvelini de anlıyorum :) ama çaktırmayım dedimki bir de hukuk metniydi ondan zor metindi ama elit cehre metniydi edebiyatta da öyle pek bir az sade kullanan zadeler...

Hee Tarih öğrenmek amacındaysan kitapçılarda bu tarz çalışmalar var osmanlıdan kalma evraklar ile yahut başka devletlerle olan diploması ve evraklarla, fermanlarla falan uğraşan kitaplar var :) Bizim kitap dünyamız, tarihe el sürmeyen tatlısu liboşları, tarihi yozlaştırmaya çalışan marjinal külotları dışında da geniş bir yelpazeye sahip... Mesela Dabağyan diye bir tarihçi var kendisi Ermeni kökenli bir Türk'tür.Diyorki: " Ermeniler ön oğuz boylarıdır, o zamanlar müslümanlık olmadığından hıristiyanlığı seçip hem hıristiyan araplaşması yaşamış, hem romalılaşma, hem slavlaşma yaşamış bölgede etkin din hıristiyanlık olduğu için seçmiş sonra da asimile olmuş öztürklerdir" der bunu niye şöyle böyle diye anlatır uzun uzadıya... Evet böyle Ermenilerde var :)

Tarihi evrak çok, sabır diliyorum ;)

barikat58
14.11.2009, 11:07
olur mu canım bu konuda biz ingilizlerden daha avantajlıyız, adamlar Kral Arthur'larını kanıtlayamıyor, vardı yoktu adı değişikti yeri değişikti carttu curttu diye birbirlerini yiyorlar içeride. Üstelik bu 300'lü ve 700lü yıllar arasında olduğu varsayılan bir durum. Biz Türkiye Devleti olarak 300-700 arası tüm hükümdarlık ve devlet bilgilerine ulaşmış bulunuyoruz.
Ayrıca ben 80 öncesini anlıyorum, esasında 100 sene evvelini de anlıyorum :) ama çaktırmayım dedimki bir de hukuk metniydi ondan zor metindi ama elit cehre metniydi edebiyatta da öyle pek bir az sade kullanan zadeler...

Hee Tarih öğrenmek amacındaysan kitapçılarda bu tarz çalışmalar var osmanlıdan kalma evraklar ile yahut başka devletlerle olan diploması ve evraklarla, fermanlarla falan uğraşan kitaplar var :) Bizim kitap dünyamız, tarihe el sürmeyen tatlısu liboşları, tarihi yozlaştırmaya çalışan marjinal külotları dışında da geniş bir yelpazeye sahip... Mesela Dabağyan diye bir tarihçi var kendisi Ermeni kökenli bir Türk'tür.Diyorki: " Ermeniler ön oğuz boylarıdır, o zamanlar müslümanlık olmadığından hıristiyanlığı seçip hem hıristiyan araplaşması yaşamış, hem romalılaşma, hem slavlaşma yaşamış bölgede etkin din hıristiyanlık olduğu için seçmiş sonra da asimile olmuş öztürklerdir" der bunu niye şöyle böyle diye anlatır uzun uzadıya... Evet böyle Ermenilerde var :)

Tarihi evrak çok, sabır diliyorum ;)


Bak işte elin ermenisi bile bizle kandaş oldugunu ilan edebilecek cesarete sahip :D Niye çünkü biz türkler zaten tarihi öğrenemiyoruz ! Sen üniv. mezunu hukuk okumuş biri olarak anlarsın ya biz lise mezunları ne anlayacağız ve şunuda belirtiyim arapça bildiğim halde anlamıyorum osmanlıca yazılarda ne demek istendiğini :) Osmanlıca harf olarak elifba kullanıyor araf alfabesi kullanıyor (ama dilimiz şuan arabistanda konuşulan arapça gibi değildi) bunların yanı sıra bazı özel kullandığımız harfler yine vardı şuan latinlerden farklı olan ç gibi mesela ! Yani diyeceğim bizim 1 kasım 1928 önceside kendimize özgü dilimiz vardı ve biz 700 yıl o dilde dünya zirvesine seslendik !!

Urumçi
14.11.2009, 11:20
zaten yukarıdaki destansıda belirttim arapça eğilimli osmanlı'nın kendine has sesleri vardı ve sesleri yansıtacağım derken kendi ses öğeleriyle uyumsuz arap elifbasını ıslah etmeye çalışmış, onun neticesinde ortaya karman çorman bir yazın çıkmıştır... Ben osmanlıca yoktu demiyorumki sadece elifba çok zordu, öğrenilmesi de öyle okunması da hatta yazılması da. işte yukarıda en basit örneği mesela :)
Heh Osmanlıca da halkla devlet dilinin kopukluğuda eleştirile...

barikat58
14.11.2009, 11:32
Üstad piri reisin bu yazısını okuyorum lakin anlamıyorum işte :D Ben arapça biliyorum ondan okuyorum osmanlıca bilmiyorum ondan anlamıyorum :D Bu zorluk 700 sene sonramı anlaşıldı 700 sene nasıl katlandı insanlar ve şuanda arapça yazanlar nasıl yazıyor.Eğer bu bir dil olsaydı şuan yazılıyor olurdu zaten.Türkçeyi ne kadar konuşup ne kadar yazdığımızda ayrı muamma ! Sanki Türkçe değişti bu haliyle kalacakmı ? İlk önce batıya benzemek için degiştirilen harfler hızla batıya benzetiliyor günümüzdede ve ilerde o bahsettiğin 2400 lü senelerde bu dil ortadan kalkacak !

barikat58
14.11.2009, 11:39
zaten yukarıdaki destansıda belirttim arapça eğilimli osmanlı'nın kendine has sesleri vardı ve sesleri yansıtacağım derken kendi ses öğeleriyle uyumsuz arap elifbasını ıslah etmeye çalışmış, onun neticesinde ortaya karman çorman bir yazın çıkmıştır... Ben osmanlıca yoktu demiyorumki sadece elifba çok zordu, öğrenilmesi de öyle okunması da hatta yazılması da. işte yukarıda en basit örneği mesela :)
Heh Osmanlıca da halkla devlet dilinin kopukluğuda eleştirile...


Şimdi daha iyi okudum piri reis değilmiş :D

Kibrisli
14.11.2009, 14:30
Sayın Urumçi destan yazıyorsun :) Orda belirttim ingilizler 400 yıl önce ecdadı tarafından yazılanı okuyor ben bugün 80 sene önce benim ecdadımın yazdığını okuyamıyorum !! Osmanlıca yazılan bir çok kitap yok edildi.Tüm halk sıfırdan okuma yazmaya başladı bilim olarak teknoloji olarak 700 yıl geriye gittik ! Mustafa Kemal Atatürk "Neslimiz ecdadını tanıdıkça daha büyük işler başaracaktır" diyor lakin ecdadımı tanıyacağım kaynaklar yabancı dilde kaldı :D Tamam belki bazı kitaplar çevrildi falan filan ama çoğu kitap özünü kaybetti ve bir tarif hyok oldu !!!

Barikat ben sana şöyle bir soru sorsam... 10. ya da 11. yüzyılda yaşasan ve o dönemde Uygur Alfabesinin kullanımından Arap Alfabesine geçtiğimiz dönemde olsan buna da karşı çıkar mıydın??? O zaman Arap kültürünün etkisinde kalıp Uygur Alfabesinden vazgeçildiği için de Ortaasyadaki yazıtları okuyamıyoruz...

Arap alfabesi Türkçe Dilbilgisindeki kuralları tam olarak karşılayamamaktadır... Bizim Dilimizde ünlü uyumları söz konusu bunu arapçada yazamazsın, ayrıca senin dediğin dil sadece sarayda konuşuluyordu ve Anadolu'daki halk Öztürkçe konuştukları için yazımda zorlanıyorlar hatta okuma yazma oranı da bu zorluktan dolayı düşük kalıyordu... Osmanlıda okumayı 2 senede öğrenirken Dil Devriminden sonra en yaşlı teyzeler amcalar bile 6 ayda öğrenir oldu... Halkımızdaki okur yazarlar bir anda cahil kaldı diyorsun... Afedersin ama bu kabul edilemez ve senin gibi aydın, araştıran bir gencin bunu söylemesi beni çok üzdü... Barikat halkın zaten %10'u okur yazar, hangi tüm halk baştan okumaya başlamış? Hangi okumuş yazmışlardan bahsediyorsun? Halk zaten okuma yazma bilmiyor... Bilimde 700 yıl geri gittik diyorsun, hakikaten anlam veremiyorum bu söylediklerine... Hangi bilim? Zaten bilimde geri kaldığımız için yıkılmadı mı Osmanlı, kendisini geliştiremediği için, belki de medeni ülkelerde olan bilimsel gelişmeleri anlayamadıkları için geri kalmış olmayalım?

Bunun yanında Akif'in, Mevlana'nın, Yunus'un, Pir Sultan'ın hangi eserine uzaksın? Hangi eserini bulamıyorsun hangi eserinden mahrum kaldın, geçmişteki eserlere nasıl uzak kalıyorsun, divan edebiyatından nasıl oluyorda kopartılıyoruz?Ecdadını tanıyacak eserler nasıl yabancı dilde kaldı? Onlar hala Türkçe, istersen Arap Alfabesi öğrenir okursun, ister Latin Alfabesi ile yazılmışlarını okursun...

Dilbilgisi yönünden tekrar bakalım... Elif harfi Türkçe'de hangi harfi karşılıyor... Yani içerisinde Elif'in geçtiği bir kelime yazsak hangi harfin yerinde Elif kullanacağız? Ya da ﻭﻭVav harfini hangi harf yerine kullanacağız? Ya da Gayn'ı nerde kullanıyorlardı, Gayn harfi yerine hangi harf geldi? Türkçedeki zengin ünlü sistemini Arap Alfabesi ile karşılayamazsın...

Bir gecede yapıldı diyorsun... Bir gecede yapılmadı... Uzun çalışmalar sonrasında yapıldı ve Atatürk üşenmeden yeni harfleri anlatmak için kendisi Türkiye'yi gezdi ve halka anlattı yeni alfabeyi... Hatta o tahta başındaki meşhur fotoğrafı da Sivas'ta çekilmiştir... Ayrıca bir tek gecede yapılsa bile bunu doğru karşılamak gerek adı üzerinde DEVRİM... :)

Mehmet Akif Ersoy sürülmemiştir, kendisi dinini Türkiye'de rahat yaşayamayacağını düşündüğü için, daha rahat yaşayabileceği bir yere Mısır'a Üniversite Hocası olarak gitmiştir... Ama 11 sene kaldıktan sonra da o karşı olduğu iddia edilen Atatürk için şunları söylemiştir. "Mısır'da 11 yıl kaldım. Fakat 11 saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana hâlisane bir fikrimi söyleyeyim mi: İnsanlık da Türkiye'de, Müslümanlık da Türkiye'de, hürriyetçilik de Türkiye'de. Eğer varsa, Allah benim ömrümden alıp Mustafa Kemâl'e versin!"

Rıza Nur'a gelince bu ülkenin en büyük vatan hainlerinden birisi, Arap milliyetçisi, Atatürk düşmanı, Atatürk'e suiakst girişminin baş kahramnalarından, Kurtuluş savaşı zamanında Atatürk'ün önünü kesmek ve başarılarını baltalamak için her türlü pisliği yapmış, karaktersiz, ya da 2-3 karakterli, İngiliz ajanı olduğu tahmin edilen bir adamın Atatürk ne yapsa karşı çıkması doğaldır... Zira bu devrim yapılmasaydı bir kaç sene sonra neden Latin Alfabesine geçmiyoruz diye Paşa'ya karşı çıkabilirdi...

Bu Devrim, Türk Devriminin en önemli parçasıdır... Türk Milletinin çağdaş ülkeler seviyesine gelmesi için gerekli olan en önemli alt yapıdır... Osmanlı'dan kopartma çabasında olduğunun düşünülmesi bana göre hatadır... Ne Osmanlı edebiyatından kopulmuştur ne de Osmanlı tarihinden hatta tam tersine halkın (Anadolunun yani Sarayın değil) okumasını, Osmanlı eserlerini okuyabilmelerini sağlamıştır... Yani geçmişi anlamamızı sağlamışıtır, geçmiş eserleri okuyabilmemizi sağlamıştır... Okuma bilmeyen bir halk alfabe arapçada olsa latin de olsa okuyamazdı ama latin alfabesi ile çabuk okuyabilen bir halk artık Mevlana'da okuyabildi, Yunus'ta, Akif'te...

Saygılar...

Klimasuyu
14.11.2009, 14:48
Başta "a" şıkkı olmak üzere e)Hepsi..:) Cumhuriyetten önce okuma yazma bilenlerin sayısı azdı. Bunun sebeblerinden birisi de Osmanlıcanın zor öğrenilmesi idi...

gönlüm58
14.11.2009, 14:57
Barikat ben sana şöyle bir soru sorsam... 10. ya da 11. yüzyılda yaşasan ve o dönemde Uygur Alfabesinin kullanımından Arap Alfabesine geçtiğimiz dönemde olsan buna da karşı çıkar mıydın??? O zaman Arap kültürünün etkisinde kalıp Uygur Alfabesinden vazgeçildiği için de Ortaasyadaki yazıtları okuyamıyoruz...

Arap alfabesi Türkçe Dilbilgisindeki kuralları tam olarak karşılayamamaktadır... Bizim Dilimizde ünlü uyumları söz konusu bunu arapçada yazamazsın, ayrıca senin dediğin dil sadece sarayda konuşuluyordu ve Anadolu'daki halk Öztürkçe konuştukları için yazımda zorlanıyorlar hatta okuma yazma oranı da bu zorluktan dolayı düşük kalıyordu... Osmanlıda okumayı 2 senede öğrenirken Dil Devriminden sonra en yaşlı teyzeler amcalar bile 6 ayda öğrenir oldu... Halkımızdaki okur yazarlar bir anda cahil kaldı diyorsun... Afedersin ama bu kabul edilemez ve senin gibi aydın, araştıran bir gencin bunu söylemesi beni çok üzdü... Barikat halkın zaten %10'u okur yazar, hangi tüm halk baştan okumaya başlamış? Hangi okumuş yazmışlardan bahsediyorsun? Halk zaten okuma yazma bilmiyor... Bilimde 700 yıl geri gittik diyorsun, hakikaten anlam veremiyorum bu söylediklerine... Hangi bilim? Zaten bilimde geri kaldığımız için yıkılmadı mı Osmanlı, kendisini geliştiremediği için, belki de medeni ülkelerde olan bilimsel gelişmeleri anlayamadıkları için geri kalmış olmayalım?

Bunun yanında Akif'in, Mevlana'nın, Yunus'un, Pir Sultan'ın hangi eserine uzaksın? Hangi eserini bulamıyorsun hangi eserinden mahrum kaldın, geçmişteki eserlere nasıl uzak kalıyorsun, divan edebiyatından nasıl oluyorda kopartılıyoruz?Ecdadını tanıyacak eserler nasıl yabancı dilde kaldı? Onlar hala Türkçe, istersen Arap Alfabesi öğrenir okursun, ister Latin Alfabesi ile yazılmışlarını okursun...

Dilbilgisi yönünden tekrar bakalım... Elif harfi Türkçe'de hangi harfi karşılıyor... Yani içerisinde Elif'in geçtiği bir kelime yazsak hangi harfin yerinde Elif kullanacağız? Ya da ﻭﻭVav harfini hangi harf yerine kullanacağız? Ya da Gayn'ı nerde kullanıyorlardı, Gayn harfi yerine hangi harf geldi? Türkçedeki zengin ünlü sistemini Arap Alfabesi ile karşılayamazsın...

Bir gecede yapıldı diyorsun... Bir gecede yapılmadı... Uzun çalışmalar sonrasında yapıldı ve Atatürk üşenmeden yeni harfleri anlatmak için kendisi Türkiye'yi gezdi ve halka anlattı yeni alfabeyi... Hatta o tahta başındaki meşhur fotoğrafı da Sivas'ta çekilmiştir... Ayrıca bir tek gecede yapılsa bile bunu doğru karşılamak gerek adı üzerinde DEVRİM... :)

Mehmet Akif Ersoy sürülmemiştir, kendisi dinini Türkiye'de rahat yaşayamayacağını düşündüğü için, daha rahat yaşayabileceği bir yere Mısır'a Üniversite Hocası olarak gitmiştir... Ama 11 sene kaldıktan sonra da o karşı olduğu iddia edilen Atatürk için şunları söylemiştir. "Mısır'da 11 yıl kaldım. Fakat 11 saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana hâlisane bir fikrimi söyleyeyim mi: İnsanlık da Türkiye'de, Müslümanlık da Türkiye'de, hürriyetçilik de Türkiye'de. Eğer varsa, Allah benim ömrümden alıp Mustafa Kemâl'e versin!"

Rıza Nur'a gelince bu ülkenin en büyük vatan hainlerinden birisi, Arap milliyetçisi, Atatürk düşmanı, Atatürk'e suiakst girişminin baş kahramnalarından, Kurtuluş savaşı zamanında Atatürk'ün önünü kesmek ve başarılarını baltalamak için her türlü pisliği yapmış, karaktersiz, ya da 2-3 karakterli, İngiliz ajanı olduğu tahmin edilen bir adamın Atatürk ne yapsa karşı çıkması doğaldır... Zira bu devrim yapılmasaydı bir kaç sene sonra neden Latin Alfabesine geçmiyoruz diye Paşa'ya karşı çıkabilirdi...

Bu Devrim, Türk Devriminin en önemli parçasıdır... Türk Milletinin çağdaş ülkeler seviyesine gelmesi için gerekli olan en önemli alt yapıdır... Osmanlı'dan kopartma çabasında olduğunun düşünülmesi bana göre hatadır... Ne Osmanlı edebiyatından kopulmuştur ne de Osmanlı tarihinden hatta tam tersine halkın (Anadolunun yani Sarayın değil) okumasını, Osmanlı eserlerini okuyabilmelerini sağlamıştır... Yani geçmişi anlamamızı sağlamışıtır, geçmiş eserleri okuyabilmemizi sağlamıştır... Okuma bilmeyen bir halk alfabe arapçada olsa latin de olsa okuyamazdı ama latin alfabesi ile çabuk okuyabilen bir halk artık Mevlana'da okuyabildi, Yunus'ta, Akif'te...

Saygılar...
Kıbrıslıya bu yazı için özel teşekkürü borç biliyorum,çok güzel aydınlatmış.TEŞEKKÜRLER.....

Siyahnur
14.11.2009, 17:18
Avrupaya ve avrupalıya benzeme hevesi ve geçmişi unutturma arzusu yüzünden yapılan acı bir devrimdir harf devrimi. Bir milleti geçmişinden koparmanın en güzel yolu okur yazar sayısının azaltılmasıdır. Bu şekilde okur yazar sayısı azaltılmamış bilakis okur yazarlık kökten bitirilmiştir. Harf devrimi bir süreçte olmamıştır, bir geceliktir. Halka önce yeni harfler öğretildikten sonra kaldırılmamıştır osmanlı alfabesi.
Ülkemizde komik devrimlerde yapılmıştır, şapka devrimi bunun en komiklerinden biridir. Hamidiye Zırhlısı'nın Rize'ye bağlı Güneysu ilçesini denizden nasıl top ateşine tuttuğunu bilirsiniz. Bu konuda söylenmiş bir türkü bile vardır: "Atma be Hamidiye atma, şapka da takacoğuk, vergi de verecoğuk! ... :)

Katiliyorum agbi...

Bide zor oldugu icin degistirildi gibi gülünc seyler öne sürülüyor´,
Osmanlica okuyup yazmayi birkac ayda ögrenenler var. Arap alfabesiyle yazmak kolu daha az yoruyor.. Bu alfabenin gözü daha az yorduguna dair de ciddi iddialar var.
Ayrıca zorluk tek ölcü olsa Japon larda derhal alfabelerini terk etmeleri gerekirdi. :)

@Kibrisli; Mehmed Akif´in misirda kaldiktan sonra M. Kemal icin söyledikleinin kaynagini verebilirmisiniz ?

Kibrisli
14.11.2009, 21:16
Katiliyorum agbi...

Bide zor oldugu icin degistirildi gibi gülünc seyler öne sürülüyor´,
Osmanlica okuyup yazmayi birkac ayda ögrenenler var. Arap alfabesiyle yazmak kolu daha az yoruyor.. Bu alfabenin gözü daha az yorduguna dair de ciddi iddialar var.
Ayrıca zorluk tek ölcü olsa Japon larda derhal alfabelerini terk etmeleri gerekirdi. :)

@Kibrisli; Mehmed Akif´in misirda kaldiktan sonra M. Kemal icin söyledikleinin kaynagini verebilirmisiniz ?



İstiklâl Marşımızın Tarihi, Muhittin Nalbantoğlu, İstanbul, 1964.

barikat58
15.11.2009, 01:20
Abi yazdıklarını baştan sona kadar okudum !

10 yada 11. YY da yaşamış olsam o zamanda uygur alfabesinin devam etmesini isterdim !Çünkü dil önemli bir konu en az bayrak kadar önemli ! Dilin değişmesi bir çok tarihi bilgileri öğrenmemize yada günümüz tarihçilerin insafına göre bize öğrettikleri kadarıyla yetinmemize sebep olmuştur.Ben eğer alfabe değişikliği söz konusu ise (Atatürk dönemini kast ediyorum) yine uygur alfabesini isterdim !

Bilim ve teknoloji varmıydı demişin abi ! Peki ilk robotu kim icat etti ? Bugün japonların yaptığı şaşkınlıkla izlediğimiz o robotları ilk osmanlı icat etmiştir ve bu ilk robota alamet ismi verilmiştir.Hatta Japonlarada dönemin padişahı sultan abdülhamit han tarafından bir robot hediye edilmiştir ! Alman Hammer Osmanlı şairlerine ait 2000 den fazla eseri almancaya çevirmiştir ! Konu başında ismini zikrettiğim ünlü Shakespeare Fuzuli'den alıntılar yapmıştır ! Tıpta ilk kez kullanılan çiçek aşısını Ak şemsettin bulmuştur ve bu buluş tıp dünyasını şaşkına çevirmiştir.Öte yandan her alanda zirvede olan osmanlı'nın yönetim anlayışını yönetim şeklini merak eden ingilizler Osmanlı'nın milletini nasıl yönettiğini inceleme gereği hissetmiştir.Her ne kadar osmanlı döneminde bulunmasada sabunu yine türkler bulmuştur.Tarihte Osmanlının buldukları ve osmanlıyı taklite eden devletleri saymaya kalksak akşam olur abi :) Osmanlı döneminin bilim ve teknolojisini inceliyoruzda sanki bugün bilim ve teknoloji alanında ilerdemiyiz ? Kim ne derse desin Osmanlı gerek teknoloji gerek bilim gerekse yönetim olarak bugün yaşadığımız Türkiyeden asır olarak geride kalmış olsada aslında osmanlı bizden 3 asır ilerde gidiyor :)

Peki abi bu dil sarayda konuşuluyor ve halk zaten türkçe konuşuyorsa o zaman M.Kemal neden kadına erkeğe köylüye çobana vs. öğretin dili diye konuşuyor?Neden il il dolaşarak dili öğretmeye çalışıyor oysa zaten milletimiz türkçe konuşuyor?Ve madem milletimiz türkçe biliyor o zaman o ilk sayfada ki çarşı pazarda ki harf resimleri ne diye asıldı ?

Ben tarihini ecdadını merak eden,araştıran biri olarak bu konuyu inceliyordum ve dikkatimi çekti paylaşmak istedim söylediklerimden dolayı neden yakıştıramıyorsun abi ? Ben ortaya bir tez atıyorum karşıt görüşler yada hem fikirler bildiğini söyleyecek böylece farklı şeylerde öğrenmiş olacağız ve hala bir anda oldu alimler cahil kaldı sözümün üzerindeyim ! Çünkü dil değişimi bir anda onları kendi dillerini dahi bilmeyen insanlar konumuna getirdi ve bir çok yapacakları eserler ve çalışmalar belkide bu yüzden yarım kaldı yada yeni öğrendikleri bir dilde eserler sunmak isterken anlatmak istediklerini tam manasıyla ifade edemediler.Birde ecdadımı tanıyacağım eserlere yabancı kalmam var ki onun da tamamen üzerinde duruyorum.Bir yazar düşünün yeni öğrendiği bir dile kendi yazdıklarını çevirirken acaba ne kadar kaliteli bir çevrim yapar,acaba anlatmak istediği konunun özünü kaybettirmeden çevirebilirmi ?

ELifba alfabesi günümüzde kullandığımız harflerle aynı.Her ne kadar harfin ismi elif olsa da 3 değişik şekilde okunur ve bunu az çok herkes bilir.Yinede örneklendireyim mesela elif e-i-ü gayn ga(ge)-gi-gü vav ve-vi-vü şeklinde cümlenin durumuna göre kullanılır.Şuan da kullandığımız ç,j,p harflerini osmanlıda arap alfabesinden farklı olarak kullanmıştır.Toplamda 31 harften oluşan osmanlı alfabesinde arapçadan eksik bir tek lam elif harfi bulunmaktadır.

Öte yandan bir tek geceden kastım ; Halkın böyle bir değişimden bir şenlik sırasında haberdar olmasıdır.Benim en çok eleştirdiğim noktalar şunlardır ; Birincisi bu hayati devrim Ermeni Uşağına teslim edildi ! İkincisi ise bu ermeni uşağının latin alfabesini örnek göstermesi ve bunun kabul görmesidir.

Konumuz dışında ama bir soru daha yine senin cümlelerin arasından çıktı geldi sorma gereği hissettim abi.Mehmet Akif Ersoy dinini daha rahat yaşamak için Mısır'a gitti demişsin ! Peki neden dinini yaşamak için Mısır'a gitti,Türkiye'de dini yaşamak yasakmıydı ? İstiklal Marşının yazarı o büyük insan dini özgür yaşayamadığını düşünürek çok sevdiği vatanını,öz yurdunu bile terk-i sefer etmek zorunda kalmış !

Ve son halk latin alfabesiyle daha çabuk okuma yazma öğrendi ve okuyan halk oldu diyorsun peki o zaman Mehmet Akif Ersoy Latin alfabesinden önce kime yazıyordu yazdıklarını,onun yazdığını okuyan anlayan yoksa M.E.A neden eserler çıkartıyordu ?

Saygılar ...

yiğidoturan
15.11.2009, 02:28
OSMANLI’YA BAKIŞIMIZ (Nevzat Kösoğlu)Tarih: 07.09.2009 Saat: 01:07 Gönderen: yusufiye ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez])
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]) [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
OSMANLI’YA TOZ KONDURMAYIZ
Ne devrin soytarısıyım, ne eski budalası…
Milli kültüre ters düşen her devrim ya hıyanet, değilse intihardır. Ters düşmüş bir devrimi savunmakta ısrar etmenin en affedilebilir sebebi aptallık olabilir. Tarihi oluş ve misyonumuz istikametinde gerçekleştirilebilecek sıçramalar ise, uğruna baş verilecek inkılâplardır. Mücerret değişiklik arzusuna gelince, bu ferdin tükenmişliğine işarettir ve tehlikelidir. Hele bu uğursuz hal, bir içtimai temayül olarak görünüyorsa, büyük bir kültür buhranı yalanıyor demektir.


Mücerret eskicilik kültür bunamasıdır; asıl özünü, ruhunu yitirmiş bir, sadece geriye dönüklük, tandır başı sohbetçiliğidir, uyuşukluktur. Aslolan istikbaldir, ama ipini koparmış bir devrimcilik anlayışı içinde değil; maziye dayanan, onsuz olmazlığını bilen, rengini ondan alan istikbal…
Diri bir milletin hayatı mazinin istikbale sürekli ve korkusuz atılışlarından ibarettir. Bu hayat sürekli bir kendi kendini, kültürünü yenileme ve aşma hayretleri ile doludur. Bu oluşta, mazi istikbalin süvarisidir; ona heyecanlarına yön verir ve tökezlemeden yürümesini sağlar. Evet, ne devrim soytarılığı, ne eski budalalığı… Ama, tarih huzurunda hakkı teslim edilinceye kadar, Osmanlı’ya toz kondurmayacağım.
Kendi artığı tarafından bu kadar gadre uğramış bir başka büyüklük, bir başka tarihi ihtişam yoktur. Bir sürü soytarılık uğruna üzerine simsiyah bir örtü çekilen böylesine bir tarihi güzellik görülmemiştir. Bir gurur, bir iman; bir istikballer kaynağı altı yüz yılı, nasıl da bir tarihi cinnetle gölgeledik, tahrif ettik, yanlış bildik veya bilemedik… Osmanlı’ya sırt çeviren gâvur bile iflâh olmamışken bir bu günahın hesabını nasıl vereceğiz? Bir hangi büyük tövbe ile yeni bir istikbale yöneleceğiz? Onun için Osmanlı’ya toz kondurmayacağım.
O bizimdir, o kusursuzdur, o en güzel, o en büyük olandır… Osmanlı, hiç değilse tarihin bütün zamanlarında, tamıtamına böyle değildir, biliyorum; ama, biz öyle bileceğiz. Ve böylece Osmanlı’ya karşı yüreğimizin pasını sildikten sonra, tarihi gerçekleri değerlendirmeye başlayacağız.
Buna muhtacız. Bu tavır, bir görüşü ile Dekart’ın ilim metodunun uygulaması olacaktır, yani sıfırdan başlamanın hazırlığı, diğer yanı ile ilmi tarihçiliğin zarureti. Çünkü, tarihi oluşları kavramak, ancak onlara duyacağımız sempati ile, kafa ve kalp iştiraki ile mümkün olmaktadır. Tarihe karşı kafa ve kalp bütünlükleri bozulmuş nesillerin, tencere dibine dönmüş yüreklerinde aksedecek hiçbir tarihi büyüklük, güzellik yoktur.
Tarih yalnız hikâye değildir; tarihten asıl beklenen, onun yorumu ile elde edilendir. Bu yorum da, taallûk ettiği devre kuvvetli bir sempati ile bağlanış ve ciddi bir tarih sezgisine ihtiyaç gösterir. Bu sezgiye sahip olmayan tarihçi, olaylar arasındaki boşlukları dolduramaz, tutarlı bir yorum yapamaz. Bu sezgi, incelenen devrim kültürüne sahip olmakla ve ona duyulan sempati ile gelişir.
Roma devletini tarihi, bütün Avrupa’nın iskeleti diye bilinmiş ve hukukundan sanatına kadar didik didik edilmiştir. Devlet-i Ebed Müddet’in altı yüz yıllık ihtişamı ise, geleceğimize tutacağı kim bilir ne büyük aydınlıkları kucaklamış olarak arşivlerde yatıyor. Türk Tarih Kurumu tüccarlık peşinde; üçkâğıtçıların tekeline düştü diye hakkında kitaplar çıkıyor. Üniversitelerimiz çoktan Allah’a havale edildi, bu araştırmalara milyonlarca lira yatırma mevkiinde olan hükümetler, semtine bakılmayacak kadar gaflette…
Sonra da, biz devrim yaptık, devrim öncesi kaka, devrim sonrası yok bilmem ne… Yok öyle şey! Osmanlı’ya toz kondurmayacağız!...
Nevzat Kösoğlu

Kibrisli
15.11.2009, 07:25
Abi yazdıklarını baştan sona kadar okudum !

10 yada 11. YY da yaşamış olsam o zamanda uygur alfabesinin devam etmesini isterdim !Çünkü dil önemli bir konu en az bayrak kadar önemli ! Dilin değişmesi bir çok tarihi bilgileri öğrenmemize yada günümüz tarihçilerin insafına göre bize öğrettikleri kadarıyla yetinmemize sebep olmuştur.Ben eğer alfabe değişikliği söz konusu ise (Atatürk dönemini kast ediyorum) yine uygur alfabesini isterdim !

Bilim ve teknoloji varmıydı demişin abi ! Peki ilk robotu kim icat etti ? Bugün japonların yaptığı şaşkınlıkla izlediğimiz o robotları ilk osmanlı icat etmiştir ve bu ilk robota alamet ismi verilmiştir.Hatta Japonlarada dönemin padişahı sultan abdülhamit han tarafından bir robot hediye edilmiştir ! Alman Hammer Osmanlı şairlerine ait 2000 den fazla eseri almancaya çevirmiştir ! Konu başında ismini zikrettiğim ünlü Shakespeare Fuzuli'den alıntılar yapmıştır ! Tıpta ilk kez kullanılan çiçek aşısını Ak şemsettin bulmuştur ve bu buluş tıp dünyasını şaşkına çevirmiştir.Öte yandan her alanda zirvede olan osmanlı'nın yönetim anlayışını yönetim şeklini merak eden ingilizler Osmanlı'nın milletini nasıl yönettiğini inceleme gereği hissetmiştir.Her ne kadar osmanlı döneminde bulunmasada sabunu yine türkler bulmuştur.Tarihte Osmanlının buldukları ve osmanlıyı taklite eden devletleri saymaya kalksak akşam olur abi :) Osmanlı döneminin bilim ve teknolojisini inceliyoruzda sanki bugün bilim ve teknoloji alanında ilerdemiyiz ? Kim ne derse desin Osmanlı gerek teknoloji gerek bilim gerekse yönetim olarak bugün yaşadığımız Türkiyeden asır olarak geride kalmış olsada aslında osmanlı bizden 3 asır ilerde gidiyor :)

Peki abi bu dil sarayda konuşuluyor ve halk zaten türkçe konuşuyorsa o zaman M.Kemal neden kadına erkeğe köylüye çobana vs. öğretin dili diye konuşuyor?Neden il il dolaşarak dili öğretmeye çalışıyor oysa zaten milletimiz türkçe konuşuyor?Ve madem milletimiz türkçe biliyor o zaman o ilk sayfada ki çarşı pazarda ki harf resimleri ne diye asıldı ?

Ben tarihini ecdadını merak eden,araştıran biri olarak bu konuyu inceliyordum ve dikkatimi çekti paylaşmak istedim söylediklerimden dolayı neden yakıştıramıyorsun abi ? Ben ortaya bir tez atıyorum karşıt görüşler yada hem fikirler bildiğini söyleyecek böylece farklı şeylerde öğrenmiş olacağız ve hala bir anda oldu alimler cahil kaldı sözümün üzerindeyim ! Çünkü dil değişimi bir anda onları kendi dillerini dahi bilmeyen insanlar konumuna getirdi ve bir çok yapacakları eserler ve çalışmalar belkide bu yüzden yarım kaldı yada yeni öğrendikleri bir dilde eserler sunmak isterken anlatmak istediklerini tam manasıyla ifade edemediler.Birde ecdadımı tanıyacağım eserlere yabancı kalmam var ki onun da tamamen üzerinde duruyorum.Bir yazar düşünün yeni öğrendiği bir dile kendi yazdıklarını çevirirken acaba ne kadar kaliteli bir çevrim yapar,acaba anlatmak istediği konunun özünü kaybettirmeden çevirebilirmi ?

ELifba alfabesi günümüzde kullandığımız harflerle aynı.Her ne kadar harfin ismi elif olsa da 3 değişik şekilde okunur ve bunu az çok herkes bilir.Yinede örneklendireyim mesela elif e-i-ü gayn ga(ge)-gi-gü vav ve-vi-vü şeklinde cümlenin durumuna göre kullanılır.Şuan da kullandığımız ç,j,p harflerini osmanlıda arap alfabesinden farklı olarak kullanmıştır.Toplamda 31 harften oluşan osmanlı alfabesinde arapçadan eksik bir tek lam elif harfi bulunmaktadır.

Öte yandan bir tek geceden kastım ; Halkın böyle bir değişimden bir şenlik sırasında haberdar olmasıdır.Benim en çok eleştirdiğim noktalar şunlardır ; Birincisi bu hayati devrim Ermeni Uşağına teslim edildi ! İkincisi ise bu ermeni uşağının latin alfabesini örnek göstermesi ve bunun kabul görmesidir.

Konumuz dışında ama bir soru daha yine senin cümlelerin arasından çıktı geldi sorma gereği hissettim abi.Mehmet Akif Ersoy dinini daha rahat yaşamak için Mısır'a gitti demişsin ! Peki neden dinini yaşamak için Mısır'a gitti,Türkiye'de dini yaşamak yasakmıydı ? İstiklal Marşının yazarı o büyük insan dini özgür yaşayamadığını düşünürek çok sevdiği vatanını,öz yurdunu bile terk-i sefer etmek zorunda kalmış !

Ve son halk latin alfabesiyle daha çabuk okuma yazma öğrendi ve okuyan halk oldu diyorsun peki o zaman Mehmet Akif Ersoy Latin alfabesinden önce kime yazıyordu yazdıklarını,onun yazdığını okuyan anlayan yoksa M.E.A neden eserler çıkartıyordu ?

Saygılar ...

Öncelikle çok önemli bir ayrımda anlaşamıyoruz Barikat... Değişen dil değil, alfabe... Yani Türkler binlerce yıldır aynı dili konuşuyorlar, yazımda uygur alfabesi, arap alfabesi ve şimdi de latin alfabesini kullandık... Anadolu'da konuşulan dil ile bizim şimdi burada konuştuğumuz dil arasında, bir dil 100 yılda ne kadar değiştiyse o kadar fark var ama sarayda konuşulan Osmanlıca ile Anadolu'da halkın konuştuğu dil arasında dağlar kadar fark vardı, aynı dönemde olmalarına rağmen... Mevlana'nın o dönem yazdıklarını aynen okusan anlarsın belki şimdi ama aynı dönemdeki bir padişah fermanını anlayamayabilirsin, Türkçe'ye çevirisini istersin... Yani olay dil değişikliği değil harf devrimi...

Uygur alfabesine gelince bende onu isterdim ve emin ol Atatürk'te onu istedi ama aradan yüzlerce yıl geçmiş hatta 1000 yıl geçmiş hiç geliştirilmeyen bir alfabe ve 1000 yıllık bir gelişim sağlamış bir dil, birbirlerini tutmazdı Uygur alfabesi yalın hali ile yine karşılamazdı Türkçeyi, geliştirilmesi gerekirdi, o zamanda sadece adı uygur alfabesi olarak kalırdı...

Osmanlı'nın bilim ve teknolojisi konusunda söylediklerine tamam, haklısın diyeyim, ama bak uzak kalmamışsın, harf devrimi seni uzak tutmuyorken dönemin bilim adamlarını Osmanlı'nın biliminden, dönemin edebiyatçılarını Osmanlının edebiyatından, dönemin tarihçilerini Osmanlı'nın tarihinden neden uzak tutsun? Ayrıca Osmanlı'nın devlet yönetimi, ve yönetim gelenekleri hakkında ayrı şekilde tartışılması gerektiğini düşünüyorum... Kanuni'ye kadar yönetimin Türk devlet gelenekleri ile yapıldığını bende düşünüyorum ancak Kanuni'den sonra (daha doğrusu hürremden sonra) bunun değiştiğini düşünüyorum...

Tekrar aynı şey, Atatürk dili değil yeni harfleri anlatmaya çıktı, halkın arasına girdi kendisi anlattı ilk olarak...

Aynı şeyleri tekrar yazmayayım :) alim adam sadece harfler değiştiği için cahilleşiyorsa zaten alim değildir... Dil aynı dil, konuştuğu binlerce yıldır aynı dil, yazımda değişiklik var ki latin alfabesi geldi diye ne arapça kaynakları araştırmaları yasaklandı ne de o kaynakları okumaları, halen rahatlıkla bu araştırmaları yapabilirlerdi ki eminim yapmışlardır... Neden cahil kalsınlar ki? Yeni öğrendiği bir dil olmadığı için kendi yazımlarını da çevirmek zorunda kalmıyorlar, çünkü dilleri aynı...

Elifbanın tam anlamıyla karşılamadığını sende söylüyorsun yani... a da yazarken e de yazarken elif harfini kullanıyorsun, ga yazarkende ge, gi, gü yazarkende gayn kullanıyorsun şimdi bu alfabe Türkçe'yi tam olarak karşılıyor mu?

Harf devriminde, bir komisyon kuruluyor Barikat... Bu komisyonun başında da Ruşen Eşref ve Yakup Kadri oluyor, komisyonun içerisinde Agop Dilaçar var, evet Ermenidir ve Atatürk tarafından özel olarak istenmiştir, çünkü Türkçe ve Ortaasya Türk dilleri üzerine önemli çalışmaları olan bir Dilbilimcisidir... Ermeni diye ne olmuş ki onu anlamadım her kürt Pkk'lı mı? Yıllarca Osmanlı'nın en önemli yerlerinde Ermeniler oldu, O zaman Osmanlı asırlarca önümüzde oluyorda Ermeni bir Dilbilimci bu komisyona girince mi sorun oluyor anlayamadım...

Akif, kendi özel düşüncesidir Barikat... Ben sadece sürülmediğini kendi rızası ile gittiğini söyledim... Şu anda da, o zamanda kimse zorla bu ülkeye bağlı tutulmuyor, o dönem yanlış olduğunu düşündüğü şeyler vardı demekki ve gitmiş ama sonradan da düşündüklerinin aslında yanlış olduğunu düşünmüş ki geri dönmüş ve dönmeden de bir arkadaşına yazdığı mektupta bahsettiğim şeyleri yazmış...

İşte Akif, Namık Kemal ya da Şinasi hepsi okuma bilen %5'e yazıyordu... O %5'in de kaçı kitap okuyacak kadar okuma biliyordu ya da ilgiliydi... Askerler, saray görevlileri ve küçük bir halk grubu okuyordu o zaman bu eserleri... Ayrıca onların dertleri okunmaları değildiki, okunmalarına gerek yok eser vermeleri için, tarihe kayıt düşmeleri yeterli bizler için...

barikat58
15.11.2009, 12:26
Öncelikle çok önemli bir ayrımda anlaşamıyoruz Barikat... Değişen dil değil, alfabe... Yani Türkler binlerce yıldır aynı dili konuşuyorlar, yazımda uygur alfabesi, arap alfabesi ve şimdi de latin alfabesini kullandık... Anadolu'da konuşulan dil ile bizim şimdi burada konuştuğumuz dil arasında, bir dil 100 yılda ne kadar değiştiyse o kadar fark var ama sarayda konuşulan Osmanlıca ile Anadolu'da halkın konuştuğu dil arasında dağlar kadar fark vardı, aynı dönemde olmalarına rağmen... Mevlana'nın o dönem yazdıklarını aynen okusan anlarsın belki şimdi ama aynı dönemdeki bir padişah fermanını anlayamayabilirsin, Türkçe'ye çevirisini istersin... Yani olay dil değişikliği değil harf devrimi...

Uygur alfabesine gelince bende onu isterdim ve emin ol Atatürk'te onu istedi ama aradan yüzlerce yıl geçmiş hatta 1000 yıl geçmiş hiç geliştirilmeyen bir alfabe ve 1000 yıllık bir gelişim sağlamış bir dil, birbirlerini tutmazdı Uygur alfabesi yalın hali ile yine karşılamazdı Türkçeyi, geliştirilmesi gerekirdi, o zamanda sadece adı uygur alfabesi olarak kalırdı...

Osmanlı'nın bilim ve teknolojisi konusunda söylediklerine tamam, haklısın diyeyim, ama bak uzak kalmamışsın, harf devrimi seni uzak tutmuyorken dönemin bilim adamlarını Osmanlı'nın biliminden, dönemin edebiyatçılarını Osmanlının edebiyatından, dönemin tarihçilerini Osmanlı'nın tarihinden neden uzak tutsun? Ayrıca Osmanlı'nın devlet yönetimi, ve yönetim gelenekleri hakkında ayrı şekilde tartışılması gerektiğini düşünüyorum... Kanuni'ye kadar yönetimin Türk devlet gelenekleri ile yapıldığını bende düşünüyorum ancak Kanuni'den sonra (daha doğrusu hürremden sonra) bunun değiştiğini düşünüyorum...

Tekrar aynı şey, Atatürk dili değil yeni harfleri anlatmaya çıktı, halkın arasına girdi kendisi anlattı ilk olarak...

Aynı şeyleri tekrar yazmayayım :) alim adam sadece harfler değiştiği için cahilleşiyorsa zaten alim değildir... Dil aynı dil, konuştuğu binlerce yıldır aynı dil, yazımda değişiklik var ki latin alfabesi geldi diye ne arapça kaynakları araştırmaları yasaklandı ne de o kaynakları okumaları, halen rahatlıkla bu araştırmaları yapabilirlerdi ki eminim yapmışlardır... Neden cahil kalsınlar ki? Yeni öğrendiği bir dil olmadığı için kendi yazımlarını da çevirmek zorunda kalmıyorlar, çünkü dilleri aynı...

Elifbanın tam anlamıyla karşılamadığını sende söylüyorsun yani... a da yazarken e de yazarken elif harfini kullanıyorsun, ga yazarkende ge, gi, gü yazarkende gayn kullanıyorsun şimdi bu alfabe Türkçe'yi tam olarak karşılıyor mu?

Harf devriminde, bir komisyon kuruluyor Barikat... Bu komisyonun başında da Ruşen Eşref ve Yakup Kadri oluyor, komisyonun içerisinde Agop Dilaçar var, evet Ermenidir ve Atatürk tarafından özel olarak istenmiştir, çünkü Türkçe ve Ortaasya Türk dilleri üzerine önemli çalışmaları olan bir Dilbilimcisidir... Ermeni diye ne olmuş ki onu anlamadım her kürt Pkk'lı mı? Yıllarca Osmanlı'nın en önemli yerlerinde Ermeniler oldu, O zaman Osmanlı asırlarca önümüzde oluyorda Ermeni bir Dilbilimci bu komisyona girince mi sorun oluyor anlayamadım...

Akif, kendi özel düşüncesidir Barikat... Ben sadece sürülmediğini kendi rızası ile gittiğini söyledim... Şu anda da, o zamanda kimse zorla bu ülkeye bağlı tutulmuyor, o dönem yanlış olduğunu düşündüğü şeyler vardı demekki ve gitmiş ama sonradan da düşündüklerinin aslında yanlış olduğunu düşünmüş ki geri dönmüş ve dönmeden de bir arkadaşına yazdığı mektupta bahsettiğim şeyleri yazmış...

İşte Akif, Namık Kemal ya da Şinasi hepsi okuma bilen %5'e yazıyordu... O %5'in de kaçı kitap okuyacak kadar okuma biliyordu ya da ilgiliydi... Askerler, saray görevlileri ve küçük bir halk grubu okuyordu o zaman bu eserleri... Ayrıca onların dertleri okunmaları değildiki, okunmalarına gerek yok eser vermeleri için, tarihe kayıt düşmeleri yeterli bizler için...


Abi bende konu başına bakarsan harf inkılabı dedim :) Yani o konuda ayrı değiliz bende harf değişikliği olduğunun farkındayım ;)

Halk Türkçe konuşuyor ya hani ozaman hangi harfleri kullanıyorlardı ? Eğer bu harfler sonradan geldiyse halkımızda osmanlıca konuşmuyorsa konuştukları dilde kaç harf vardı ? Yada konuştukları dil yetersizse harfleri eksikse nasıl anlaşıyorlardı :)

Elifba tam karşılamıyor demedim ki abi elif harfi başlı başına elif olsada değişik şekillerde cümle içinde yer alır.Bugün kullandığımız a harfi yerine elif değil ayn harfi kullanılırdı !

Ayrıca bir diğer husus yasaklar ; Osmanlıca konuşmak osmanlıca yazılar yazmak suç kabul edilmiştir ! Cumhuriyet tarihinde olan bütün devrimlerde yasak söz konusudur ! Hatta öyle olmuştur ki bu devrimleri sindiremeyenlerin asıldıklarını dahi okumaktayız !

barikat58
15.11.2009, 12:42
M.Kemal İslamiyet'den evvelki Türk tarihine büyük bir önem vererek İslami devreyi sönük hatta karanlık göstermek gayreti içinde olmuştur.

Bu durum bazılarının zannettiği gibi Türklüğün sevilip benimsenmesinden dolayı değildir.İslam reddedilince onun yerine milli mefahir namına bir şey ikame etmek mecburiyetiyle Türklük baş tacı edilmiştir.

İslam’a nefretle yola çıkınca,Onun icap ettirdiği her şeye karşı olmak elbette tabiileşecekti.Buna bir de teknikte ileri gitmiş batı alemine hayranlığı eklerseniz,Kemalist inkılapların fikri ve ruhi gayelerini kavramış olursunuz.
M.kemal, İslam’la yoğrulmuş maziyle alakayı kesmek istediğinden,Arapça ve Farsça kelimeleri dilden atma davasında baş teşvikçi rolünü üstlenmişti.

O derecede –ırkçı- ve –gayr-ı ilmi-idi ki:halkın günlük konuşmasında yer almış olup da köken itibariyle Arapça ve Farsça olan kelimelere bile lisandan atılması gereken unsurlar olarak ilan edildiler.Bunların yerine eski Türk lehçelerinden,Moğolcadan karşılılar arandı.Bulunamayanlar için yeni kelimeler uyduruldu.Avrupa lisanında Türkçeye girmiş olan kelimeler,Arapça ve Farsça kelimelere uygulanan boykotta etkilenmedi.Zira hedef İslami kökenli kelimelerin imhasıydı.
Hatta bu karşılık aranan Arapça,Farsça kelimeler için Avrupa kökenli kelimelerin alınmasında bir mahzur görülmedi.
(bkz.bernard levis-modern türkiyenin kuruluşu s.429)

Demek ki –yabancılık-sadece İslam kültürünün malı olan kelimelere hasredilen bir uygulama olarak ortaya çıktı.Gayet acele olarak –tarama dergisi-adıyla bir sözcük meydana getirildi.Herkes bu sözcükteki kelimeleri kullanmaya mecbur edildi.Böylece ortaya öyle maskara bir dil çıktı ki,kimse kimseyi anlayamaz oldu.
M.kemal ise baş teşvişçisi olduğu bu dil katline karşı 12 eylül 1934’te dil inkılabı yıldönümünde yayınladığı bir yazıyla hoşnutluğunu ifade etmektedir.
Fakat ortaya öyle kepaze durumlar çıkmıştır ki M.kemal bile teşvikçisi olduğu bu durumun kötü olduğunu belirtiyor.
Falih Rıfkı Atay hatıralarında şöyle diyor:
-bir akşam Atatürk,sofra bittikten sonra benim yanı başımdaki iskemleye oturmamı emretti,
-dili bir çıkmaza saplamışız dedi-(Falih Rıfkı Atay Çankaya s.477)
Bu ağır hatalı yoldan dönüş için kendilerini küçük düşmüş olmaktan kurtaracak bir çare aradılar.Bulunan bahane ise daha da gülünçtü.GÜNEŞ DİL TEORİSİ.

Nedir bu teori?

1935 yılında İstanbul’dan Ankara’ya rahatsız dönen kemal paşa,dil kurumu allamelerini hasta yatağında kabul etti.Onlara kimden öğrenmişse Viyanalı Dr.Kvirgiç adında biri tarafından insanlık tarihinde ilk tefekkürün Güneşle başladığını iddia eden Fransızca tezinden bahsetti.Buna göre dillerin doğuşu da güneşle izah edilmeliydi.Nasıl diğer yıldızlar Güneşten kopup ayrışmışsa bütün diller de güneş gibi olan Türkçeden türemiştir.Böylece dün Türkçe değil diye boykot edilip imha edilen kelimelerin bu kez aslında Türkçe olduğunu isbata çalışmak gibi gülünçlükler sergilendi.Dalkavuklar paçaları sıvadılar,hatta kimi Frenkçenin bile Türkçe asıllı olduğunu söyleyerek rezil ve komik durumlara düştü.Hatta Naim Hazım diye birisi,Arapça kelimelerinde Türkçe kökenli olduğunu söyleyerek,ilmen imkansız bir olayı kanıtlamaya çalıştı ve –arapçanın Türkçeyle yeniden doğuşu-isimi koca bir kitap yazarak komikliklere bir yenisini daha ekledi.
Bu teori güya yapılan imha ve tasfiye çalışmasından geri dönüşe bir kılıftı.Fakat bu Türkçemizi hazin bir kadere doğru sürüklemeye devam etmişti.
Lisanımızda yapılan bu tahribatın Kemalistlerce adı dil devrimidir.Bunun gayesini en doğru ifade eden f.Rıfkı Atay’dır.
-….yazı ve dil devrimleri türk kafasını arap kafasından ayırıyordu-
Burada Arap kafasından bahis, müslümanca düşünmektir.İşte Kemalistlerin Türkleri İslamiyet’ten koparmak için giriştikleri inkılap.Türkleri ana kimliklerinden,İslam’dan ayırarak,Arap harflerinden,yanı kurandan uzaklaştırarak dinsizleştirmek amacı güden bu inkılapların bizlere sayısız yara verdiği şüphesiz.Fakat Kemalistlere göre Türkiye’yi çağdaş bir seviyeye getirdikleri aşikar.
Gerek harf gerekse lisan inkılâplarının gayesi İslam kültüründen kopmaktı. Bunu Kemalistlerin iki numaralı adamı ismet İnönü ulus gazetesinde yayınlanan hatıratında açıkça ifade ederek:
-harf inkılabı bir okuma yazma kolaylığına bağlanamaz.(halbuki okul sıralarında bizlere, arap harflerinin okuma,yazma,öğrenmesinin zor olduğu,Latin harflerinin daha kolay olduğu v.s anlatılırdı)Harf inkılabının bizde tesiri ve büyük faydası kültür değişimini(İslam kültüründen kopmayı)kolaylaştırmasıdır.İst er istemez arap kültüründen(İslam kültürü)koptuk-(bkz,İnönü’nün hatıraları,ulus gazetesi,14,15 nisan tarihli nüshalar)


Lisanımızdan terk edilen kelimelerin,terk edilmek istenen kelimelerin kabahati menşelerinin Kur’an olmasıdır.
İslam irfanına açılan yolları tıkamak gayesi güden Kemalistler İslami kültürü silmek için böyle uygulamalar gerçekleştirmişlerdir.
Dünya’da bizden başka hiçbir ülkede böyle bir lisan kargaşası mevcut değildir.Bunlar arasında ‘kültür ihtilali’ yapmış olan komünist Çin’i bile zikredebiliriz.Dünya’daki bütün lisanlar birbirlerinden sayısız kelime almış bulundukları halde lisanda bizim gibi ırkçılık yoluna sapmış bir başka milletin mevcud olmaması ne ile izah edilebilir?
Milletimizi asırlardan beri tahakkuk etmiş bulunan orijinal şahsiyet ve inanışından uzaklaştırarak onu Batı’nın adeta topyekün bir lobisi haline getirmek gayesi güden Kemalist inkılapların temel hedefi bizi milletçe İslam’dan tecrit etmektir.


(Kaynak: Kadir Mısıroğlu Doğru Türkçe Rehberi,Sebil Yayınları İstanbul 1993)

Urumçi
15.11.2009, 14:41
Ah ah Sevgili barikat tarihini hala yabancılardan okuma gayreti içerisindesin.. Kimdir bu Bernard Levis?

Bak Atatürk Kur'anı Türkçeleştirirken aynı anda Hz. Muhammed(sav)'in hayatını da tercüme ettiriyor evet Türkiye'de Türkçe ilk Hz. Muhammed(sav)'in hayatını anlatan kitap Atatürk'ün emriyle tercüme ediliyor. Bu mu islam dan kopmak, millet anlasın diye Kur'anı türkçeleştiriyor adam...

Peki daha önce de belirttim Kur'an arapçasıyla günümüz ve 100 sene evvelinin arapçası farklı diye, yani orada o arapça kelimelerden uzaklaşmak İslam'dan uzaklaşmak mı arapça kelimelerden uzaklaşmışsın ama bak ne var orada Kur'an'ın Türkçeleştirilmesi... Yani modern arapça nın Osmanlıcaya entegre edilmiş haliyle mi anlayacaktın Kur'anı, hayır tabii ki de kuranı anlamak için eski arapçayı öğrenmek gerekiyordu... Mısır yakınlarına gitmek gerekiyordu. Evet eski arapçaya en yakın lisanda Mısır da yaşıyor ne kadar vahim..

Neyse efendim değişen dil kur'an dili değil yani bolca arapça farsçadan temizlenmiş öz türkçedir...

kaldıki:
-….yazı ve dil devrimleri türk kafasını arap kafasından ayırıyordu-
Burada Arap kafasından bahis, müslümanca düşünmektir.İşte Kemalistlerin Türkleri İslamiyet’ten koparmak için giriştikleri inkılap.Türkleri ana kimliklerinden,İslam’dan ayırarak,Arap harflerinden,yanı kurandan uzaklaştırarak dinsizleştirmek amacı güden bu inkılapların bizlere sayısız yara verdiği şüphesiz.Fakat Kemalistlere göre Türkiye’yi çağdaş bir seviyeye getirdikleri aşikar.

Denmiş Müslümanlık ile araplık ayrıdır. Sevgili arkadaşlarımız bakın arapların kafasına şimdi israf içinde, Filistin'i mahkumiyete bırakmak veczinde, Hac Farzını ticarete/turizme dönüştürme şeklinde, Hilafete rağmen müslüman kardeşlerine karşı savaşma gafletinde, en çok pornografik yayının izlendiği yörede, müslüman kardeşlerine yatırım yerine paraları amerikan hesaplarında, dünyanın en büyük elektronik eşya ithalatında, müsriflikte sınır tanımaz bir halde, helal seks furyası içinde günlük evlenişlerde... Evet evlilik ve boşanma olayının en yüksek olduğu çoğrafya...

Arap kafası ne ki arapçılıktan uzaklaşmak Müslümanlık'tan mı uzaklaşmak oluyor. Müslümanlık araplara mahsus bir din mi?

Bakınız efendiler bu toplumun yüzde 3'ü vakti zamanında kuranı okuyup anlayacak kadar bilgili imiş... ne zaman bu 1923'de. Şimdiye bakın efendiler %90 üzerinde kişi okuma yazma biliyor yani %90'mız Kuran'ı okuyabilir... Aradaki farkı siz anlayın artık...

"Türk Milleti daha dindar olmalıdır,
yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır
demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum."
-Mustafa Kemal Atatürk-

"Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur"; "Din vardır ve lazımdır." (Yakınlarından Hatıralar, Asaf İlbay, s. 102)

Milletini, batıl inanışlardan arındırıp, gerçek dine yöneltmeyi amaçlamıştır. Bunun için de Kuran'ın kolay bir şekilde okunup anlaşılmasını sağlamak amacıyla Türkçeye çevrilmesi emrini vermiştir:
"Sonra Kuran'ın tercüme ettirilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçeye tercüme ediliyor. Hz. Muhammed'in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim." (Atatürk'ün Temel Görüşleri, Fethi Naci, s.55)
Kuran'ın Türkçeye çevirilmesi emrini verirken, Atatürk'ün isteği Müslüman milletinin imanının güçlenmesidir. Bunu ifade ettiği sözleri şöyledir:
"Camilerin mukaddes mimberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk�ün Söylev ve Demeçleri, c. 1, s. 225)
Büyük Önder, gerçek dinin temelini ve Müslümanların konuyu hangi kıstaslara göre değerlendirmeleri gerektiğini 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir�deki Paşa Camii�nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere şöyle ifade etmiştir:
"Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 2, s. 93)
Atatürk, İslam dininin tamamen ilme ve mantığa uygun bir din olduğunu bir başka sözünde de şöyle ifade etmiştir:
"Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. ... İslam'ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz" (Atatürk"ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s. 90)
Büyük Önder Atatürk, Türk Milleti�nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini de, sıklıkla vurgulamıştır. Ayrıca, Atatürk'ün Osmanlı Devleti'nin çöküşünü dine bağlayan, Türk düşmanlarına yanıtı ise kesin bir şekilde olmuştur:
"Düşmanlarımız, bizi dinin etkisi altında kalmış olmakla itham ediyor, duraklamamızı ve çöküşümüzü buna bağlıyorlar; bu bir hatadır. Bizim dinimiz hiç bir vakit kadınların, erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey, Müslüman erkekle, Müslüman kadının beraberce din öğrenerek eğitilmesidir. Kadın ve erkek bu ilim ve eğitimi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla mücehhez olmak zorundadır. İslam ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kuralla bağlanmış zannettiğimiz şey yoktur. Türk sosyal yaşantısında kadınlar bilimsel yönden eğitim ve öğretim görmekte ve diğer konularda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s.86)
Dini meseleler hakkındaki görüşlerini öğrenmek isteyen Fransız gazeteci Maurice Perno'ya Atatürk yine kesin bir şekilde şu cevapları vermiştir:
M. Perno:Şu halde yeni Türkiye'nin siyasetinde dine aykırı hiçbir temayül ve mahiyet olmayacak demek?
Atatürk: "Siyasetimiz dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz."
M. Perno: Zat-ı asilaneleri, düşündüklerini bendenize daha iyi izah buyururlar mı?
Atatürk: "Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye istiklalini veren bu Asya milleti içinde daha karışık, sun'i, batıl inanışlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Eğer ışığa yaklaşamazlarsa kendilerini mahv ve mahkum etmişler demektir. Onları kurtaracağız." (Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.32)
Atatürk her yönüyle olduğu gibi dindarlığıyla da milletine en güzel örnek olmuştur. Ulu Önder, dindar kişiliğinin bir göstergesi olarak din adamlarına karşı her zaman samimi bir şekilde hürmetkar olmuş ve saygı duymuştur.
Cumhuriyet'in ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi, Atatürk'ün kendisine duyduğu saygı ve hürmeti şöyle anlatmıştır:
"Ata'nın huzuruna girdiğimde beni ayakta karşılardı. Utanır, ezilir, büzülür, "Paşam beni mahcup ediyorsunuz" dediğim zaman "Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır." buyururlardı. Atatürk, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi." (Atatürk ve Din Eğitimi - Ahmet Gürtaş - Diyanet İşleri Bakanları Yayınları s.12)
Atatürk Kuran okutulmasına da son derece önem vermiştir. Hafız Zeki Çağlarman Atatürk'ün bu yönünü şöyle anlatmıştır:
"Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım'la uzun yıllar komşuluk yaptık. Her yıl Ramazan ayı yaklaşınca Atatürk kız kardeşine; "Makbule, Ramazan geliyor, annemize hatim okutmayı ihmal etme"der ve hatim okuyacak hafıza hediye edilmek üzere bir zarf içerisinde para verirdi." (Din Toplum ve Kemal Atatürk, Ercüment Demirer, s.10)

barikat58
16.11.2009, 01:53
Üstad öyle anlattın ki nerdeyse M.Kemal'i son halife ilan edeceksin :)

"Masum ve cahil insanları, yüzlerce allah'a taptırmak veya allah'ları muayyen (belli) gruplarda toplamak, ve nihayet bir allah kabul ettirmek, siyasetin doğurduğu neticedir" Bizzat Atatürkün kaleminden kendi el yazısıyla çıkan bu sözler kelimesi kelimesine Tarih 1 kitabı 133. baskısının 122 ve 123. sayfalarında yer almıştır.

... Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra bu din... Türk milletinin millî rabıtalarını (bağlarını) gevşetti millî hislerini, millî heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabi idi, çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi bütün milliyetlerin fevkinde şamil, bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu Arap fikri "ümmet" kelimesi ile ifade olundu. Muhammed'in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah (sözcüğünün) her yerde yükselmesine hasretmeğe mecburdurlar. Bununla beraber Allah'a, kendi lisaninda değil, Allah'ın Arap kavmine gönderdigi Arapça kitapla ibadet ve münacatta (Tanrı'ya yalvarıda) bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allah'a ne dediğini bilemeyecekti. Bu (durum) karşısında Türk milleti bir çok asırlar ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin, adeta bir (sözcüğünün anlamını) bilmediği halde Kur'ân'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler..." (Bu satırlar Atatürk'ün kendi el yazısiyle kaleme alınmış olup "Türk Tarihinin Ana Hatları" adlı kitab'da yer almıştır. Özgün belgesi "Anıtkabir Kütüphanesinde, ve Fotokopisi" Türk Tarih Kurumu"nda ve ayrıca "Genel Kurmay Baskanlığına Bağlı Askeri Tarih ve Stratejik Etüdler Başkanlığı'nda" "Aydınlık" dergisinin arşivi'nde bulunmakta. Bu belge ve fotokopiler için bkz. Doğu Perinçek, Kemalist Devrim, 2. Din ve Allah (Kaynak Yayınları 19953cü Baskı. sh. 239. Ayrıca Prof. Dr. Afet İnan "Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün El Yazıları" (Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1938.sh. 366 ve d.)

"Baylar, bütün insanlığın görgü, bilgi ve düşünüşte yükselip olgunlaşmasi , Hırıstiyanlıktan, Müslümanlıktan, Budizm'den vazgeçerek yalınlaştırılmış bir dünya dininin kurulması ve insanların şimdiye değin kavgalar, pislikler, kaba istek ve eğilimler arasında bir bataklıkta yaşadıklarını kabul ederek, bütün gövdeleri ve usları ağılayan kötülük etkenlerini ortadan kaldırmaya karar vermesi gibi koşulların gerçeklemesini gerektiren Birleşik Dünya Devleti kurma düşünün tatlı olduğunu yadsıyacak değiliz..." (Kaynak ilhan Arsel'in Şeriat devletinden laik cumhuriyet'e isimli kitabı)

„Baylar,Dünyaca malum olmuştur ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat, bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten(görünmeyen şeylerden) değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.“
(ATATÜRK'ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN V. DÖNEM 3. Yasama Yılını Açış Konuşmaları)

„Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır..“(Atatürk-1926 Andrew Mango, Atatürk Syf.447)

„...Hayat herhangi bir tabiat/doğa dışı âmilin/etkenin müdahalesi olmaksızın dünya üzerinde doğal ve zorunlu bir kimyasal oluşum sonucu meydana gelmiştir...
İnsanlar sularda kaynaşıp çırpınan bir varlıktan bugünki şekline geldi...”(Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., s. 267)

“Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..” (karabekir s.157-160)- ( Burda cümlede gecen yave'nin anlamı asılsız,yalan,uydurma manalarına gelmektedir)

„Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu arap fikri ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed'in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeğe mecburdular.“ (Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atatürk'ün El Yazıları)

Şu cümle "Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu" profesörlerinden Gürbüz Tüfekçi'ye âit
"Atatürk yeryüzünde tanrının egemenliğine son vermiştir." :D

abircan
18.11.2009, 01:37
OSMANLI NİYE YOK OLDU
OSMANLICA GENİŞ HALKIN DİLİ OLSAYDI, DİL BİRLİĞİ OLSAYDI HALKLA MONARŞİ ARASINDA BU HURAFELİKLE EN FAZLA 20 YIL DAHA YAŞARDI BİZDE NEYİ TARTIŞIRDIK YAHU,
ARAPÇILIK SARDI İYİCE YİNE BURALARI. BAZILARI CUMHURİYET VE ATATÜRK VE DEVRİMLERİYLE KAFAYI BOZMUŞLAR
ARABI AKIN AKIN LONDRAYA GİDİYOR DİL VE BİLİM ÖĞRENMEYE GİDİYOR AMERİKAN DOLARLARINI BARLARDA SARIŞIN KOYUNLARINDA SAÇMAYA,
BİZİM AMERİKAN ILIMLI......... DİNCİLERİDE KOCA BİR MİLLETİ IRKIYLA DİLİYLE DİNİYLE MÜCADELE EDER HALE GETİRMİŞ, YANI BAŞINDA 3 MİLYON KARDEŞİ ÖLMÜŞ AMA HALA BU GÜCE DİRENEN ORDUYLA VE ONUN GELENEKLERİYLE UĞRAŞIP YENİ İRAN, AFGANİ
STAN BATAKLIĞINA BİZİ SUÇ ORTAĞI OLARAK SÜRÜKLEMEYE ÇALIŞIYORLAR

TÜRK ARAP DEĞİL, EMEVİ OLAMAYIZ BOŞUNA NEFES TÜKETMEYİN ARKADAŞLAR

Urumçi
18.11.2009, 04:16
Hakikaten burada müslümanlıkmüslümanlık çığırtkanlığı yapan adamların ağababaları değil miydi ıraktaki müslüman katline ortak olmamızı isteyen ya neyse... Ya da Afganistan'a bizi sürükleyen...

Bu arada barikat verdiğin tüm örnekleri TTK'da katolog tarama şeklinde tarıyorum, çözümlemesini bir iki güne kadar paylaşırım sizinle...

sandalli
18.11.2009, 07:40
İstiklal mahkemeleri kurularak hukuki cinayetler hangi dönemde işlendi? Yakın tarih sizin düsündügünüz gibi kansız ve demokratik değildi. İskilipli M. Atıf hoca şapka kanunundan iki yıl önce yazdığı " Frenk Mukallitliği ve Şapka" adlı kitabı yüzünden şapka kanununa muhalefetten idam edilmiştir. Bu idam kararını kim vermişse versin hukuki bir cinayet işlemiştir. Karari istiklal mahkemesi vermistir.
İslam bir arap dini değildir, evrenseldir. Peygamber efendimiz (S.A.V.) alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Türkler islamla yücelmiştir. 600 yıl dünyaya egemen olan Osmanlı islam nuru ile bu yüceliğe ulaşmıştır. Arapçı diye eleştirdiğiniz Osmanlı son anında bile dünyanın en güclü üç devletinden birisi idi. Medeni kanunu İsviçre´den, ceza kanunu İtalya´dan alan ilerici ve modern (!) Cumhuriyet dünya sıralamasında kaçıncı sıradadır? Ya da ülkemiz ne kadar tanınır yeryüzünde, ne kadar etkindir? Sorgulanması gerekenler bunlardır, geçmiş kötüdür deyip bugünü ya da yakın tarihi yargılamamak ne kadar mantıklıdır, ne kadar ilericiliktir bilmiyorum. Kanunlarla korunan kişiler vardır Türkiye´de. Kanunlar bazılarının eleştirilmesine izin vermez ülkemizde. Yorumlar ve eleştiriler de belli ölçülerde olması gerekir, yoksa...... Yani bazıları sizin gibi hakaret edemez, sineye çekmek zorundadır.

barikat58
18.11.2009, 09:34
OSMANLI NİYE YOK OLDU
OSMANLICA GENİŞ HALKIN DİLİ OLSAYDI, DİL BİRLİĞİ OLSAYDI HALKLA MONARŞİ ARASINDA BU HURAFELİKLE EN FAZLA 20 YIL DAHA YAŞARDI BİZDE NEYİ TARTIŞIRDIK YAHU,
ARAPÇILIK SARDI İYİCE YİNE BURALARI. BAZILARI CUMHURİYET VE ATATÜRK VE DEVRİMLERİYLE KAFAYI BOZMUŞLAR
ARABI AKIN AKIN LONDRAYA GİDİYOR DİL VE BİLİM ÖĞRENMEYE GİDİYOR AMERİKAN DOLARLARINI BARLARDA SARIŞIN KOYUNLARINDA SAÇMAYA,
BİZİM AMERİKAN ILIMLI LİBOŞ DİNCİLERİDE KOCA BİR MİLLETİ IRKIYLA DİLİYLE DİNİYLE MÜCADELE EDER HALE GETİRMİŞ, YANI BAŞINDA 3 MİLYON KARDEŞİ ÖLMÜŞ AMA HALA BU GÜCE DİRENEN ORDUYLA VE ONUN GELENEKLERİYLE UĞRAŞIP YENİ İRAN, AFGANİ
STAN BATAKLIĞINA BİZİ SUÇ ORTAĞI OLARAK SÜRÜKLEMEYE ÇALIŞIYORLAR

TÜRK ARAP DEĞİL, EMEVİ OLAMAYIZ BOŞUNA NEFES TÜKETMEYİN ARKADAŞLAR


Öncelikle ılımlı amerikancı yada liboş müslüman olduğumu nerden anladın ? Ben Arabistan dahil yabancı devletlere bir sempatim yok !!!! peki başımızda üç milyon insan öldüğünde kemalistler nerdeydi çıkıp durdusalardı ya savaşı !!

Osmanlı hurafeyle monarşiyle en fazla 20 yıl yaşardı diyorsun peki nerden anladın...

O beğenmediğiniz osmanlı beğenmediğiniz dille dünya üzerinde 700 yıl hüküm sürdü,elin yabancıları osmanlının yönetimini inceledi bu kadar değişik milleti nasıl adaletle yönettiklerini bunu nasıl becerdiklerini inceledi.Elin gavuru bile osmanlının yönetimine hayranken bugün sizler ecdadınızın yönetim şeklini beğenmiyorsunuz...

Osmanlı bir karar aldığında bir yaptırım yaptığında hristiyan olsun ermeni olsun herkes memnun olurdu hiç bir kimseye haksızlık yapılmazdı senin kemalizmin ne yaptı ? Çanakkalede savaşan düşmanı püskürten harf inkılabımıydı yada toprağa düşen 250000 laiklikmiydi ? Maraş kahraman Antep gazi Urfa şanlı olurken harf inkılabı kaç düşman askeri öldürdü ? Maraşta baş örtüsü çekilen ecdadımızın imanı sayesinde kahraman oldu maraş ! Eğer o gün o meydanda laiklik olsaydı maraş kahraman değil fransanın kenti olurdu...Beğenmediğin osmanlı İstanbulu fethetti Fatih nefis kilise bundan sonra camidir dedi ve fatihten sonra gelen beğenmediğin padişahlar 500 yıl orayı camii olarak korudu ve ecdadına soyuna ihanet etmedi ! Kemalizm ne yaptı nefis kilise ayasofyayı müze yaptı !!! Fatih bu vakıfı her kim olursa olsun değiştiremez değiştiren olursa Allah'ın peygamberin meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun diyor hemde bunu bile bile değiştirdiler ki fatih öyle demese bile dinimizde bir vakfı değiştirmenin amacından değişik işler için kullanmanın cezası oldukça ağır !! Peki kim değiştirdi nefis kilise ayasofyayı ? Tabi ki kemalizm ....

M.Kemal ülke yönetiminde ki ana programım Chp programıdır diyor.Bakıyoruz Chp'ye hep muhalefet olmuş muhalefetin dışında mazide olumlu hiç bir şeyi yok.İktidar kim olursa olsun tek işi iktidar mecliste ne karar alırsa alsın onu hemen anayasa mahkemesine taşımak ! Muhalefetler dünya genelinde değişik projeler sunar chp öyle bir şey için çalışmıyor chp iktidarı bekliyor iktidar leb demeden gidip anayasa mahkemesine kuruyemiş dükkanı açılacağını söylüyor !!

Laiklik oldu başını örten mağdur oldu başörtüsü takan müslüman ızdırap çekti dışlandı okuma hakkı elinde alındı ve en acısı baş örtülü asker annesi oğlunun yemin törenini dahi izliyemez hale geldi.BAŞ ÖRTÜLÜ DİYE YEMİN TÖRENİNE ALMADIĞINIZ ANANIN OĞLUNUDA ASKERE ALMAYIN !!! Şapka kanunu çıktı benim ecdadım şapka takmadı diye mağdur oldu zindanlarda çürüdü yada boynu vuruldu....


M.Kemalin yaptığı devrimler hep bir tarafı memnun ederken bir tarafıda memnun etmemiştir tıpkı bugün ki kürt açılımı gibi ! Eğer yarıdan fazlası memnun olmadıgı halde m.kemalin devrimleri bugün ülkede sindirilmişse ve m.kemalin bugün bu kadar seveni varsa demekki gelecek dönemde aynı şeyler recep tayyip erdoğan içinde geçerli.Yani recep tayyip erdoğan şuan kemalizmin bir zaman yaptıgı devrimlerden sadece birini yapıyor.Demekki Recep tayyip erdoğan bundan yıllar sonra kahraman olarak algılanacak ve o olmasa ülke bölünecekti parçalanacaktık diyecekler.Her ne kadar bu açılımı desteklemesemde kürt açılımıda laiklik gibi bir devrimdir.Laiklik olan bir ülkede kürt açılımı şarttır !!!

B ülkede çanakkaleler maraşlar antepler kurtulduysa hepsi osmanlıdan kalan son damla imanlı insanların sayesinde olmuştur.Yani bu kahramanlıkların hepsini yine osmanlıya borçluyuz,osmanlıson zamanında bile halkına kahramanlıklar verdi kemalizm ne yaptı?Kemalizm bize ne kazandırdı ?

barikat58
18.11.2009, 09:41
Hakikaten burada müslümanlıkmüslümanlık çığırtkanlığı yapan adamların ağababaları değil miydi ıraktaki müslüman katline ortak olmamızı isteyen ya neyse... Ya da Afganistan'a bizi sürükleyen...

Bu arada barikat verdiğin tüm örnekleri TTK'da katolog tarama şeklinde tarıyorum, çözümlemesini bir iki güne kadar paylaşırım sizinle...


Hangi müslümanlık yav türkiyede müslümanlıkmı kaldı ?

İstediğin yerden tara urumçi problem değil :)

abircan
18.11.2009, 10:51
Öncelikle ılımlı amerikancı yada liboş müslüman olduğumu nerden anladın ? Ben Arabistan dahil yabancı devletlere bir sempatim yok !!!! peki başımızda üç milyon insan öldüğünde kemalistler nerdeydi çıkıp durdusalardı ya savaşı !!

Osmanlı hurafeyle monarşiyle en fazla 20 yıl yaşardı diyorsun peki nerden anladın...

O beğenmediğiniz osmanlı beğenmediğiniz dille dünya üzerinde 700 yıl hüküm sürdü,elin yabancıları osmanlının yönetimini inceledi bu kadar değişik milleti nasıl adaletle yönettiklerini bunu nasıl becerdiklerini inceledi.Elin gavuru bile osmanlının yönetimine hayranken bugün sizler ecdadınızın yönetim şeklini beğenmiyorsunuz...

Osmanlı bir karar aldığında bir yaptırım yaptığında hristiyan olsun ermeni olsun herkes memnun olurdu hiç bir kimseye haksızlık yapılmazdı senin kemalizmin ne yaptı ? Çanakkalede savaşan düşmanı püskürten harf inkılabımıydı yada toprağa düşen 250000 laiklikmiydi ? Maraş kahraman Antep gazi Urfa şanlı olurken harf inkılabı kaç düşman askeri öldürdü ? Maraşta baş örtüsü çekilen ecdadımızın imanı sayesinde kahraman oldu maraş ! Eğer o gün o meydanda laiklik olsaydı maraş kahraman değil fransanın kenti olurdu...Beğenmediğin osmanlı İstanbulu fethetti Fatih nefis kilise bundan sonra camidir dedi ve fatihten sonra gelen beğenmediğin padişahlar 500 yıl orayı camii olarak korudu ve ecdadına soyuna ihanet etmedi ! Kemalizm ne yaptı nefis kilise ayasofyayı müze yaptı !!! Fatih bu vakıfı her kim olursa olsun değiştiremez değiştiren olursa Allah'ın peygamberin meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun diyor hemde bunu bile bile değiştirdiler ki fatih öyle demese bile dinimizde bir vakfı değiştirmenin amacından değişik işler için kullanmanın cezası oldukça ağır !! Peki kim değiştirdi nefis kilise ayasofyayı ? Tabi ki kemalizm ....

M.Kemal ülke yönetiminde ki ana programım Chp programıdır diyor.Bakıyoruz Chp'ye hep muhalefet olmuş muhalefetin dışında mazide olumlu hiç bir şeyi yok.İktidar kim olursa olsun tek işi iktidar mecliste ne karar alırsa alsın onu hemen anayasa mahkemesine taşımak ! Muhalefetler dünya genelinde değişik projeler sunar chp öyle bir şey için çalışmıyor chp iktidarı bekliyor iktidar leb demeden gidip anayasa mahkemesine kuruyemiş dükkanı açılacağını söylüyor !!

Laiklik oldu başını örten mağdur oldu başörtüsü takan müslüman ızdırap çekti dışlandı okuma hakkı elinde alındı ve en acısı baş örtülü asker annesi oğlunun yemin törenini dahi izliyemez hale geldi.BAŞ ÖRTÜLÜ DİYE YEMİN TÖRENİNE ALMADIĞINIZ ANANIN OĞLUNUDA ASKERE ALMAYIN !!! Şapka kanunu çıktı benim ecdadım şapka takmadı diye mağdur oldu zindanlarda çürüdü yada boynu vuruldu....


M.Kemalin yaptığı devrimler hep bir tarafı memnun ederken bir tarafıda memnun etmemiştir tıpkı bugün ki kürt açılımı gibi ! Eğer yarıdan fazlası memnun olmadıgı halde m.kemalin devrimleri bugün ülkede sindirilmişse ve m.kemalin bugün bu kadar seveni varsa demekki gelecek dönemde aynı şeyler recep tayyip erdoğan içinde geçerli.Yani recep tayyip erdoğan şuan kemalizmin bir zaman yaptıgı devrimlerden sadece birini yapıyor.Demekki Recep tayyip erdoğan bundan yıllar sonra kahraman olarak algılanacak ve o olmasa ülke bölünecekti parçalanacaktık diyecekler.Her ne kadar bu açılımı desteklemesemde kürt açılımıda laiklik gibi bir devrimdir.Laiklik olan bir ülkede kürt açılımı şarttır !!!

B ülkede çanakkaleler maraşlar antepler kurtulduysa hepsi osmanlıdan kalan son damla imanlı insanların sayesinde olmuştur.Yani bu kahramanlıkların hepsini yine osmanlıya borçluyuz,osmanlıson zamanında bile halkına kahramanlıklar verdi kemalizm ne yaptı?Kemalizm bize ne kazandırdı ?



ingilkiz ağzıyla konuşmalarınız bizi zerre ilgilendirmiyor, git ...........derdini anlat barikat, bugünde bayağı hizmet etmişsin efendilerine , milletimize ve değerlerine saldırarak
o cumhuriyet ve devrimler olmasayadı adın jorc olurdu jorc

SIRIKLIOGLU.58
18.11.2009, 11:33
$eyh Edebali Hz,Dedemiz Osman beyin Rüyasini yorumlarken, Ogul Allah Sana&nesline öyle kudret verecekki, kiyamet alamatleri zuhur etmedikce onlarin sirti yere gelmeyecektir.Yeterki Onlar Allahin Kelamini ellerinden &Dillerinden Dü$ürmesinler.$imdi birazcik geriye gidelim üc kitada 630 yil adil bir hüküm süreceksin,bugün dünyanin süper gücü olduklarini idda edenlere o dönemlerde senden yardim dilenecekler&$anla $erefle hükmettigin üc kitada ölümsüz eserler birakacaksin&orada ya$ayan insanlar bunlara sahip cikacaklar ama senin icinden yeti$en &kaninin senden oldugunu idda edenler ise Senin eserlerini tozlu raflara hapsedecek&Bu $anli ejdadin torunlarini Atalarinin yürüdügü yollarin rotasina hasret birakacak,ben bunlari yapanlarin Kanindan $üphe duyarim.eyerki bizler Atalarimizin izinden gideceksek o degi$tirilen mukaddes Alfabelerin yanina Degi$tirme veya yasaklama yerine Bugünki latin alfabesi getirilerek Dünyaya hakim olma $erefine nail olmu$ Ejdadimizin ruhlasini $ad edebilecek cok kültürlü&cok dilli nesiler yeti$tirile bilidi.Seksen yili askindir yasadigimiz özgür hayatta kimlere mahkum olmadikki kimlere el etek acmadik kimlerin isimlerini ezberlemedik.Bu yara iyle$mez insanlari Dinden Allahtan Kurandan uzak tutmaya cali$an bir toplumda bu yara iyle$mez Arkada$lar insan kücük bir varliktir onlari makamlari büyütür yüceltir ama bir gercek varki oda $udur makami büyük olan insanlarin musibetleride büyük olaCaktir olmu$tur .

tayfun5883
18.11.2009, 11:43
Osmanlı imparatorluğu yeniliklere açık olmadığı için yıkıldı.Heralde bunda hem fikiriz.Çoğu yenilik gavur icadı diye Osmanlı imparatorluğuna girmedi ve en sonunda o devasal imparatorluk eriyerek tarih oldu.Dünyada ortak anlaşılan alfabe latin alfabesidir.Dünyadaki yenilikleri eski osmanlı alfabesiyle ögrenmemiz mümkün değildir mümkün olsa zaten osmanlı yıkılırmıydı.Dünyada 4 milyar insan latin alfabesini kullanıyor ve ögrenmesi en basit ve anlaşılır alfabe.Bence Ulu Önderin yaptığı en güzel inkilaplardan biridir.
Bir takım arkadaşlar kopyala yapıştır yaparak saçma sapan şeyler yazmış.Onlarada cevap vereyim Sivastan İstanbula At arabasıylamı daha çabuk gidilir yoksa uçaklamı işte latin alfabesiyle osmanlı alfabesi arasındaki farkta budur.Bide yazmışlar milyonlarca insan 1 gecede cahil bırakıldı.NOT:1920 yıllarda nüfusumuz 12 milyondu ve sadece nüfusumuzun %10 u okuma yazma biliyordu.Onada şöyle bir örnek vereyim bir işyeri ilk açıldığı 6 ay içinde kar etmez ilk 6 ay içinde borçlarını öder ve daha sonra kara geçer harf inkilabıda aynı şekilde harf inkilabından sonra okuma ve yazma oranı sürekli yükselmiş ve günümüzde %95 lere dayanmıştır.Ayrıca osmanlıca kursları var ögrenmek isteyen gitsin

barikat58
18.11.2009, 12:42
ingilkiz ağzıyla konuşmalarınız bizi zerre ilgilendirmiyor, git aptallara derdini anlat barikat, bugünde bayağı hizmet etmişsin efendilerine , milletimize ve değerlerine saldırarak
o cumhuriyet ve devrimler olmasayadı adın jorc olurdu jorc


Liboş müslüman derken sende bir yabancı hayranlığı sezimlemiştim.Şimdide bizide kendiniz gibi zannedip ingiliz ağzıyla konuşuyoruz sandınız lakin biz osmanlı ruhuyla konuşuyoruz...M.kemal olmasa adım jorc olurmuş yok stefan olurdu :) Öğrenmişler bir M.kemal olmasa adın ne olurdu gidiyorlar :)Peki Osmanlı olmasaydı M.Kemalin adı ne olurdu ? Yada M.kemal o devrimleri nerde yapardı ? Osmanlı olmayaydı sen bugün türkmü olurdun ? :rolleyes:

barikat58
18.11.2009, 12:57
Osmanlı imparatorluğu yeniliklere açık olmadığı için yıkıldı.Heralde bunda hem fikiriz.Çoğu yenilik gavur icadı diye Osmanlı imparatorluğuna girmedi ve en sonunda o devasal imparatorluk eriyerek tarih oldu.Dünyada ortak anlaşılan alfabe latin alfabesidir.Dünyadaki yenilikleri eski osmanlı alfabesiyle ögrenmemiz mümkün değildir mümkün olsa zaten osmanlı yıkılırmıydı.Dünyada 4 milyar insan latin alfabesini kullanıyor ve ögrenmesi en basit ve anlaşılır alfabe.Bence Ulu Önderin yaptığı en güzel inkilaplardan biridir.
Bir takım arkadaşlar kopyala yapıştır yaparak saçma sapan şeyler yazmış.Onlarada cevap vereyim Sivastan İstanbula At arabasıylamı daha çabuk gidilir yoksa uçaklamı işte latin alfabesiyle osmanlı alfabesi arasındaki farkta budur.Bide yazmışlar milyonlarca insan 1 gecede cahil bırakıldı.NOT:1920 yıllarda nüfusumuz 12 milyondu ve sadece nüfusumuzun %10 u okuma yazma biliyordu.Onada şöyle bir örnek vereyim bir işyeri ilk açıldığı 6 ay içinde kar etmez ilk 6 ay içinde borçlarını öder ve daha sonra kara geçer harf inkilabıda aynı şekilde harf inkilabından sonra okuma ve yazma oranı sürekli yükselmiş ve günümüzde %95 lere dayanmıştır.Ayrıca osmanlıca kursları var ögrenmek isteyen gitsin

Öncelikle şunu belirteyim osmanlı yıkılmadı !! Bugün nefes alıp soludugun bu hava,cismini taşıdıgın bu toprak zaten osmanlının yav sadece cumhuriyet döneminde ismi değiştirildi türkiye oldu ;) Bugün ülkemizin en büyük kenti olan İstanbul taaa 1453 yılında fethedildi osmanlı zamanında yani :)
Osmanlı her türlü medeniyeti içinde barındıran çağdaş bir toplumdu kilisede vardı camide vardı.Hristiyanda serbestce ibadet ederdi müslümanda!Hristiyan okullarıda vardı medreselerde ! Hatta öyleki fethettiğimiz yerlerde ki hristiyanlar osmanlı bizi yönetecek diye davul çalarlardı :) Şimdi bu türkiye ile o osmanlıya bak bakalım hangisi çağdaş medeni ilerde !! Yani bir harf değişmesiyle halkın %95 i okuma yazma öğrendi ha ! Osmanlı zamanında devir savaş ve fetih devriydi.Eli kılıç tutan meydanlara giderdi savaşır vatan için mücadele ederdi.O zaman savaş hep meydanlarda silahlarla olurdu şimdi ise bilgisayar başında,eğitimde,bilgide,tekno lojide oluyor savaş(Gerçi bu savaşların hepsini kaybediyoruzda neyse :rolleyes:) Ozaman çağın gerektirdiği oydu yani savaştı halk elinde kılıçla dolaşıyordu şimdi çağ bilgi çağı oldu artık kalemle dolaşıyor ! Heralde bu çağda kalkıp kılıçla ingiltereyi fethe gidecek halimiz yok heralde okuyacağız okullara gideceğiz üniversiteler bitireceğiz.Belki istanbula uçakla hızlı gidersin ama uçak benzinle motorla çalışıyor bazen aniden yere çakıla bilirsin :rolleyes:

barikat58
18.11.2009, 13:21
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] 89753&hl=tr#

tayfun5883
18.11.2009, 13:39
Öncelikle şunu belirteyim osmanlı yıkılmadı !! Bugün nefes alıp soludugun bu hava,cismini taşıdıgın bu toprak zaten osmanlının yav sadece cumhuriyet döneminde ismi değiştirildi türkiye oldu ;) Bugün ülkemizin en büyük kenti olan İstanbul taaa 1453 yılında fethedildi osmanlı zamanında yani :)
Osmanlı her türlü medeniyeti içinde barındıran çağdaş bir toplumdu kilisede vardı camide vardı.Hristiyanda serbestce ibadet ederdi müslümanda!Hristiyan okullarıda vardı medreselerde ! Hatta öyleki fethettiğimiz yerlerde ki hristiyanlar osmanlı bizi yönetecek diye davul çalarlardı :) Şimdi bu türkiye ile o osmanlıya bak bakalım hangisi çağdaş medeni ilerde !! Yani bir harf değişmesiyle halkın %95 i okuma yazma öğrendi ha ! Osmanlı zamanında devir savaş ve fetih devriydi.Eli kılıç tutan meydanlara giderdi savaşır vatan için mücadele ederdi.O zaman savaş hep meydanlarda silahlarla olurdu şimdi ise bilgisayar başında,eğitimde,bilgide,tekno lojide oluyor savaş(Gerçi bu savaşların hepsini kaybediyoruzda neyse :rolleyes:) Ozaman çağın gerektirdiği oydu yani savaştı halk elinde kılıçla dolaşıyordu şimdi çağ bilgi çağı oldu artık kalemle dolaşıyor ! Heralde bu çağda kalkıp kılıçla ingiltereyi fethe gidecek halimiz yok heralde okuyacağız okullara gideceğiz üniversiteler bitireceğiz.Belki istanbula uçakla hızlı gidersin ama uçak benzinle motorla çalışıyor bazen aniden yere çakıla bilirsin :rolleyes:

tamam işte Atatürkte çagı yakalamamız için harf inkilabını getirdi çünkü osmanlının son dönemlerinde biz batı toplumunun 200 yıl gerisindeydik bu açığı biz 15 senede kapattık senin bu düşüncelerin şu an ki yaşadığımız toplumda olsaydı afrikadan bile geride olurduk

Dağcı
18.11.2009, 13:52
tamam işte Atatürkte çagı yakalamamız için harf inkilabını getirdi çünkü osmanlının son dönemlerinde biz batı toplumunun 200 yıl gerisindeydik bu açığı biz 15 senede kapattık senin bu düşüncelerin şu an ki yaşadığımız toplumda olsaydı afrikadan bile geride olurduk

Tayfun5883; Çağı yakalayan ülkelerin hepsi harf inkilabı yaptılar galiba?

Harf inkılabı ne için yapıldı? Kültür için mi? Çağı yakalamak için mi? Bunun söyleyen cehaletini orta yere serer. O inkılap kültür için değil, ideoloji ve bu milletin şarkla olan bütün bağlarını kesmek için yapıldı. Bu derin bir operasyondur.

tayfun5883
18.11.2009, 14:00
Tayfun5883; Çağı yakalayan ülkelerin hepsi harf inkilabı yaptılar galiba?

Harf inkılabı ne için yapıldı? Kültür için mi? Çağı yakalamak için mi? Bunun söyleyen cehaletini orta yere serer. O inkılap kültür için değil, ideoloji ve bu milletin şarkla olan bütün bağlarını kesmek için yapıldı. Bu derin bir operasyondur.

çagı yakalayan ülkeler heralde arabistan,ırak değil çagı yakalayan ülkeler A.B.D İngiltere,Almanya,Fransa,İtaly a sadece japonya latin alfabesi kullanmıyor.Eger istiyosan osmanlıca ögren halk eğitim merkezleri kurs açıyor sanki osmanlıca yasaklandı

Dağcı
18.11.2009, 14:40
Senin teorine göre, bizde çağı yakalayan ülkeler sınıfında olmamız gerekmiyormu?

O ülkelerin kendi kültürleri ve değerleri ile bir yere geldiklerini -sömürgeci, işgalci olduklarını da unutmamak lazım - hepimiz biliyoruz.

Zorluk için alfabe değiştirilmez. Japonlar halen üniversitede bile okumakta zorlanıyorlar. Çinlilerin 3000 civarında harf karakterleri var. Alfabe sadece harflerden müteşekkil değil.

O geçmişimizi bir ruhu, kültürümüzün harcıdır.

Muhteşem bir kültürü, tarihi, sanatı, birikimi elimizin tersi ile ittik vesselam.

Ertugrul
18.11.2009, 17:30
Oldum olası harf inkilabınının büyük bir hata olduğuna inanmışımdır, dedesinin mezar taşını okuyamayan nesiller, tarih şuurundan bi haber toplum ve bir gecede bütün ülkenin sıfırdan okuma ve yazmaya başlaması ülkemize büyük bir ivme kaybettirmiştir. Tabii bu saatten sonra tekrar Osmanlıcaya dönmekte hatanın tekrarı olur. Hiç olmaz ise yeni nesile Osmanlıca seçmeli ders olarak verilmeli ve Osmanlıcayı devlet desteklemelidir. Milyonlarca yazma eser okunmayı ve keşfedilmeyi bekliyor.

Siyahnur
18.11.2009, 17:49
Milyonlarca yazma eser okunmayı ve keşfedilmeyi bekliyor.

Milyonlarca midir bilmiyorum ama malesef devrim yapildikdan sonra Osmanli eser ve belgerin cogunu Sarayburnundan denize döküp, bir kisminida Bulgarlara vagonlar dolusu kagit yapmalari icin satmisiz ...

Hazin ki ne hazin.
Kendine ihanetin bu türlüsü, hic bi devirde yasanmamistir.
Oysa aslini inkar eden haramzadedir, der atalarimiz.

Vah bize !
İnsan baska bir sey söyleyemiyor...

barikat58
18.11.2009, 18:39
tamam işte Atatürkte çagı yakalamamız için harf inkilabını getirdi çünkü osmanlının son dönemlerinde biz batı toplumunun 200 yıl gerisindeydik bu açığı biz 15 senede kapattık senin bu düşüncelerin şu an ki yaşadığımız toplumda olsaydı afrikadan bile geride olurduk

Ey harf sen nelere kadirsin :D Vay bee avrupadan 200 yıl gerideydik harfleri bir değiştirdik onlara yetiştik :D Benim düşünceme göre şimdi afrika olursak eğer afrikada şu an arapça kullanıyor heralde o sonuç çıkıyor ! Bilimde,kültürde,teknolojide,e ğitimde,medeniyette,yaşam standartlarında ve daha sayamayacağımız bir çok alanda şu an avrupa ile aynımıyız yada 1928-1938 arası o dallarda avrupa ile aynımıydık ?
Harf inkılabının amacı sadece Atatürk dönemini okumamız Atatürk dönemini bilmemiz ve osmanlıdan feyz almamamız içindir başka tarifi yok !!!

abircan
18.11.2009, 22:17
EYYYTTTT HAYDİ YENİDEN PADİŞAHLIĞI KURALIM, HOŞ ZATEN GİDİŞ O YÖNDE 1.TAYYİP PADİŞAHIMIZIN DÖNEMİNİ YAŞIYORUZ, BU KADAR CEHALETLE SİZ 3 GÜNE KADAR İMPARATORLUĞU KURARSINIZ TÜM ARAP VE TÜRK ALEMİNİ BAĞLARSINIZ HAZRETLERİNE, YENİDEN VATANDAŞ DEĞİL KUL KÖLE TEBAA OLURSUNUZ,

BOŞVERİN ARKADAŞLAR YAHU BAŞKA İŞİNİZ GÜCÜNÜZ YOKMU SİZİN

Abdurrahman 58
18.11.2009, 22:22
EYYYTTTT HAYDİ YENİDEN PADİŞAHLIĞI KURALIM, HOŞ ZATEN GİDİŞ O YÖNDE 1.TAYYİP PADİŞAHIMIZIN DÖNEMİNİ YAŞIYORUZ, BU KADAR CEHALETLE SİZ 3 GÜNE KADAR İMPARATORLUĞU KURARSINIZ TÜM ARAP VE TÜRK ALEMİNİ BAĞLARSINIZ HAZRETLERİNE, YENİDEN VATANDAŞ DEĞİL KUL KÖLE TEBAA OLURSUNUZ,

BOŞVERİN ARKADAŞLAR YAHU BAŞKA İŞİNİZ GÜCÜNÜZ YOKMU SİZİN

O ruhu bıraktılarmıki ?..

bugüne kadar başımıza ne geldiyse bu BOŞVER lafından geldi zaten.

barikat58
19.11.2009, 00:03
EYYYTTTT HAYDİ YENİDEN PADİŞAHLIĞI KURALIM, HOŞ ZATEN GİDİŞ O YÖNDE 1.TAYYİP PADİŞAHIMIZIN DÖNEMİNİ YAŞIYORUZ, BU KADAR CEHALETLE SİZ 3 GÜNE KADAR İMPARATORLUĞU KURARSINIZ TÜM ARAP VE TÜRK ALEMİNİ BAĞLARSINIZ HAZRETLERİNE, YENİDEN VATANDAŞ DEĞİL KUL KÖLE TEBAA OLURSUNUZ,

BOŞVERİN ARKADAŞLAR YAHU BAŞKA İŞİNİZ GÜCÜNÜZ YOKMU SİZİN

BU KONUYA TOPLAM 3 YORUM YAPTIN AMA KONUYLA ALAKALI HEEEÇÇÇÇ BİŞEY SÖYLEMEDİN :D BİRİNDE GELDİN LİBOŞ MİBOŞ DEDİN İKİNCİSİNDE İNGİLİZ SEVDALISI DEDİN ŞİMDİDE TAHTLA PADİŞAHLA BOZMUŞSUN KAFAYI...HARF İNKILABI NASIL OLDU NEDEN OLDU,GETİRİSİ,GÖTÜRÜSÜ NE OLDU ? BU DEVRİMİN AMACI NEYDİ ONU TARTIŞIYORUZ HATIRLATIYIMDA :rolleyes:

abircan
19.11.2009, 00:16
BU KONUYA TOPLAM 3 YORUM YAPTIN AMA KONUYLA ALAKALI HEEEÇÇÇÇ BİŞEY SÖYLEMEDİN :D BİRİNDE GELDİN LİBOŞ MİBOŞ DEDİN İKİNCİSİNDE İNGİLİZ SEVDALISI DEDİN ŞİMDİDE TAHTLA PADİŞAHLA BOZMUŞSUN KAFAYI...HARF İNKILABI NASIL OLDU NEDEN OLDU,GETİRİSİ,GÖTÜRÜSÜ NE OLDU ? BU DEVRİMİN AMACI NEYDİ ONU TARTIŞIYORUZ HATIRLATIYIMDA :rolleyes:

BAK NE GÜZEL GÜZEL TÜRKÇEMİZİ KONUŞUYORUZ HEMDE LATİN ALFABESİYLE
GÜZELDE ANLAŞIYORUZ BUNDAN DAHA İYİ KAZANÇ NE OLAKİ
SORUN ARŞİVSE O KOLAY AÇARSIN OSMANLICA ENSTÜTİLERİ ÇEVİRİRSİN DİLİNİ GÜNCELE YAPARSIN ARAŞTIRMANI, AMA SEN ISRARLA 15 YILDA İNGİLİZCE ALMANCA FRANSIZCA ÖĞRETİRSEN NASIL ÖĞRETMEKSE ODA ADIN NE NEREDEN GELDİN SORUSUNU SORABİLECEK KADAR BİR DİL EĞİTİMİ ALINIR
DO YU UNDERSTAND ? :)
İYİ NİYET HERŞEYİ ÇÖZER , ÇALIŞ YETERKİ O SORUNUDA ÇÖZERSİN, AMA ISRARLA BEN GERİ DÖNECEĞİM ISRARLA ARAPÇAYI ACEMCEYİ GERİ GETİRECEĞİM DERSEN O İŞ ZOR,
HARF DEVRİMİ ÇOK ŞEY GETİRMİŞTİR, 3 AYDA ÇOCUKLAR GASTE OKUYACAK HALE GELEBİLİYOR , EĞİTİM ELİTLERİN ZENGİNLERİN UĞRAŞISI OLMAKTAN ÇIKIP ARTIK KULLUKTAN VATANDAŞLIĞA CUMHURİYETLE GEÇEN BU MİLLETİN TEMEL İNSAN HAKKI OLARAK ZORUNLU HALE GETİRİLMİŞ VE ÖZGÜR BİREYLERİN YETİŞMESİNE VESİLE OLMUŞTUR, VE SENİN ADIN ONUN İÇİN CORÇ DEĞİL ANLADIN MI ŞİMDİ HARF DEVRİMİNİN FAYDASINI İNGİLİZ BARİKAT :)

barikat58
19.11.2009, 00:30
BAK NE GÜZEL GÜZEL TÜRKÇEMİZİ KONUŞUYORUZ HEMDE LATİN ALFABESİYLE
GÜZELDE ANLAŞIYORUZ BUNDAN DAHA İYİ KAZANÇ NE OLAKİ
SORUN ARŞİVSE O KOLAY AÇARSIN OSMANLICA ENSTÜTİLERİ ÇEVİRİRSİN DİLİNİ GÜNCELE YAPARSIN ARAŞTIRMANI, AMA SEN ISRARLA 15 YILDA İNGİLİZCE ALMANCA FRANSIZCA ÖĞRETİRSEN NASIL ÖĞRETMEKSE ODA ADIN NE NEREDEN GELDİN SORUSUNU SORABİLECEK KADAR BİR DİL EĞİTİMİ ALINIR
DO YU UNDERSTAND ? :)
İYİ NİYET HERŞEYİ ÇÖZER , ÇALIŞ YETERKİ O SORUNUDA ÇÖZERSİN, AMA ISRARLA BEN GERİ DÖNECEĞİM ISRARLA ARAPÇAYI ACEMCEYİ GERİ GETİRECEĞİM DERSEN O İŞ ZOR,
HARF DEVRİMİ ÇOK ŞEY GETİRMİŞTİR, 3 AYDA ÇOCUKLAR GASTE OKUYACAK HALE GELEBİLİYOR , EĞİTİM ELİTLERİN ZENGİNLERİN UĞRAŞISI OLMAKTAN ÇIKIP ARTIK KULLUKTAN VATANDAŞLIĞA CUMHURİYETLE GEÇEN BU MİLLETİN TEMEL İNSAN HAKKI OLARAK ZORUNLU HALE GETİRİLMİŞ VE ÖZGÜR BİREYLERİN YETİŞMESİNE VESİLE OLMUŞTUR, VE SENİN ADIN ONUN İÇİN CORÇ DEĞİL ANLADIN MI ŞİMDİ HARF DEVRİMİNİN FAYDASINI İNGİLİZ BARİKAT :)

SAYIN YUNAN ABİRCAN SEN GENE MEVZUYU ANLAMAMIŞSIN KİMSE GERİ DÖNELİM TEKRAR ARAPÇA OLSUN DEMİYOR !! BİZ BİR DEVRİMİN SEBEBİNİ GETİRİSİNİ GÖTÜRÜSÜNÜ TARTIŞIYORUZ AMA TEKRAR ESKİ HARFLER OLSUN DEMİYORUZ SEBEPLER VE SONUÇLAR TARTIŞILIYOR ? ARTI ARAPÇAYA TEKRAR DÖNEMEYİZ DÖNERSEK İLK DEFA ARAPÇAYA GEÇMİŞ OLURUZ ÇÜNKÜ SADECE HARFLER ARAP ALFABESİNDEKİ HARFLERDENDİ...
SAYIN YUNAN ABİRCAN EĞİTİM HAKKI ZENGİNLERDEN ÇIKMIŞ HALKA GELMİŞTE BUNUN HARFLE ALAKASI NE ACABA ?

abircan
19.11.2009, 00:33
SAYIN YUNAN ABİRCAN SEN GENE MEVZUYU ANLAMAMIŞSIN KİMSE GERİ DÖNELİM TEKRAR ARAPÇA OLSUN DEMİYOR !! BİZ BİR DEVRİMİN SEBEBİNİ GETİRİSİNİ GÖTÜRÜSÜNÜ TARTIŞIYORUZ AMA TEKRAR ESKİ HARFLER OLSUN DEMİYORUZ SEBEPLER VE SONUÇLAR TARTIŞILIYOR ? ARTI ARAPÇAYA TEKRAR DÖNEMEYİZ DÖNERSEK İLK DEFA ARAPÇAYA GEÇMİŞ OLURUZ ÇÜNKÜ SADECE HARFLER ARAP ALFABESİNDEKİ HARFLERDENDİ...
SAYIN YUNAN ABİRCAN EĞİTİM HAKKI ZENGİNLERDEN ÇIKMIŞ HALKA GELMİŞTE BUNUN HARFLE ALAKASI NE ACABA ?

TABİ CANIM HAKLISIN HİÇ ALAKASI YOK PARDON
BENDEN BU KADAR PESSS,

yiğidoturan
19.11.2009, 12:19
ya hep arapça arapça diyorsunuz OSMANLI ALFABESİ arapça değildir OSMANLICADIR şekil olarak benzeyebilir ama a-rap-ça değildir

barikat58
23.11.2009, 17:51
"Dilimizi katledenler tarih karşısında çok büyük suçlu olarak çıkacaklar.Edebiyatımız ve tarihimiz bu dil katillerini katiyyen affetmiyecektir" Yavuz Bülent Bakiler

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Kibrisli
23.11.2009, 19:34
"Dilimizi katledenler tarih karşısında çok büyük suçlu olarak çıkacaklar.Edebiyatımız ve tarihimiz bu dil katillerini katiyyen affetmiyecektir" Yavuz Bülent Bakiler

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Saygıdeğer hemşehirlimiz Y.Bülent Bakiler çok haklı... Zamanında Türkçe'yi Arapça ve Farsça etkisinden korumayan zihniyetler bu vebalin altından kurtulamayacaklar...

Ayrıca O'nun kadar dinine bağlı ve zamanında koyu bir ülkücü olan Bakiler'in yabancılardan örnek vermesi ve sanki her konuda haklılarmış gibi ve ayrıca bir yazar edebiyatçı olarak Türkçe'nin dış etkilerden korunmasına karşı çıkması beni şaşırttı...

Nisa suresinin 139. ayetini anlasalardı bu yanılgıya düşmezlerdi. ayet der ki: Onlar ki, müminleri bırakıp kafirleri veliler ediniyorlar; onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? oysa izzet ve şeref, tamamıyla Allah a aittir.

Bana kalkıpta onların veliliğinden faydalanarak bazı fikirler atmasınlar ortaya...
Bence bu konu gereğinden fazla uzuyor ve kırıcı olmaya başlamıştır. demokratik olarak kapatılmasını öneriyorum... Eğer kapatılmazsa ilerde büyük tartışmalar yaratabilir...

sivaslıgenç
23.11.2009, 21:09
Saygıdeğer hemşehirlimiz Y.Bülent Bakiler çok haklı... Zamanında Türkçe'yi Arapça ve Farsça etkisinden korumayan zihniyetler bu vebalin altından kurtulamayacaklar...

Ayrıca O'nun kadar dinine bağlı ve zamanında koyu bir ülkücü olan Bakiler'in yabancılardan örnek vermesi ve sanki her konuda haklılarmış gibi ve ayrıca bir yazar edebiyatçı olarak Türkçe'nin dış etkilerden korunmasına karşı çıkması beni şaşırttı...

Nisa suresinin 139. ayetini anlasalardı bu yanılgıya düşmezlerdi. ayet der ki: Onlar ki, müminleri bırakıp kafirleri veliler ediniyorlar; onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? oysa izzet ve şeref, tamamıyla Allah a aittir.

Bana kalkıpta onların veliliğinden faydalanarak bazı fikirler atmasınlar ortaya...
Bence bu konu gereğinden fazla uzuyor ve kırıcı olmaya başlamıştır. demokratik olarak kapatılmasını öneriyorum... Eğer kapatılmazsa ilerde büyük tartışmalar yaratabilir...


Bu sitede sonu tartışmaya bağlanmayan konu yok ki abi:)
Sizce en güzel göz renği hangisi konusunda bile tartışma çıkabılir yani:D

doğan bulut
25.11.2009, 07:21
Bu sitede sonu tartışmaya bağlanmayan konu yok ki abi:)
Sizce en güzel göz renği hangisi konusunda bile tartışma çıkabılir yani:D


çok doğru söyledin seni tebrik ederim güzel kardeşim onun için çoğu konuyu es geçiyorum çünki haksızlağa tahammülüm yok bencil insanda çok kırıcı olmakdansa es geçmek daha iyi

65serdal58
25.11.2009, 18:46
fazlasıyla yararlı olmuştur bu ınkılapta

Sivaslisandy-58
25.11.2009, 21:21
OSMANLIYI YIKARKEN IZLERINIDE KAYBETMEK ICIN BIZI YOZLASTIRMAYA KÖKÜMÜZÜ KAYBETMEYE ITMEK YAPILAN SENARYOLARDAN BIRI IDI:
HALBUKI RAKAMI; HARFLERI; FIZIGI; ICIN EVRENI ATALARIMIZIN SAYESINDE CÖZDÜLER HER SEYI ELLERINDEN ALIP KENDILERI BULMUS GIB BIZE YUTTURMAYA CALISTILAR:HA OSMANLICA HA ARAPCA VARK ETMIYORDU BIZIM ICIN YETERKI AILELER O ZAMANDA COCUKLARINI OKUTABILSELERDI!?AYRICALIK YAPMASALARDI COCUKLAR ARASINDA SIMDI DAHADA ILERIDE OLURDUK EN ÖNEMLISIDE PADISAHIN ATADIGI VALILER YAHUDILERLE IS BIRLIGI YAPIP ICIMIZDEN ISYANLAR CIKARMASAYDI BÖLÜNMEYECEKTIK!DILIMIZDE DEVAM EDECEKTI .
O ZAMAN BILE INSANLARIMIZIN BIR DEGIL BIR KAC DILI VARMIS NE GÜZEL YA SIMDI KENDI DILINI ÖGRENMEKTEN BILE ACIZ DOGUDA INATLA YASAYAN INSANLARIMIZ VAR!SONUC YINE HÜSRAN BÖLÜNMELER DEVAM EDECEK...
INS.YÜCE YARADANIN IZNI ILE BU EMELLERINE ULASAMAYACAKLAR AMIN.

gönlüm58
26.11.2009, 19:51
Ögrenmesi,ögretmesi daha kolay oldugu için...

Pusula_58
09.12.2009, 09:08
Ögrenmesi,ögretmesi daha kolay oldugu için...


Aynenn iyikide olmuş öğrenmesi çok kolay.

Urumçi
19.12.2009, 21:22
OSMANLIYI YIKARKEN IZLERINIDE KAYBETMEK ICIN BIZI YOZLASTIRMAYA KÖKÜMÜZÜ KAYBETMEYE ITMEK YAPILAN SENARYOLARDAN BIRI IDI:
HALBUKI RAKAMI; HARFLERI; FIZIGI; ICIN EVRENI ATALARIMIZIN SAYESINDE CÖZDÜLER HER SEYI ELLERINDEN ALIP KENDILERI BULMUS GIB BIZE YUTTURMAYA CALISTILAR:HA OSMANLICA HA ARAPCA VARK ETMIYORDU BIZIM ICIN YETERKI AILELER O ZAMANDA COCUKLARINI OKUTABILSELERDI!?AYRICALIK YAPMASALARDI COCUKLAR ARASINDA SIMDI DAHADA ILERIDE OLURDUK EN ÖNEMLISIDE PADISAHIN ATADIGI VALILER YAHUDILERLE IS BIRLIGI YAPIP ICIMIZDEN ISYANLAR CIKARMASAYDI BÖLÜNMEYECEKTIK!DILIMIZDE DEVAM EDECEKTI .
O ZAMAN BILE INSANLARIMIZIN BIR DEGIL BIR KAC DILI VARMIS NE GÜZEL YA SIMDI KENDI DILINI ÖGRENMEKTEN BILE ACIZ DOGUDA INATLA YASAYAN INSANLARIMIZ VAR!SONUC YINE HÜSRAN BÖLÜNMELER DEVAM EDECEK...
INS.YÜCE YARADANIN IZNI ILE BU EMELLERINE ULASAMAYACAKLAR AMIN.

Bir kere osmanlının kullandığı abece Türk abecesi değildir. Osmanlı da bu abeceye öztürk abecesi göktürk abecesi gibi abeceleri bırakıp geçmiştir...

Sonra osmanlının o medrese kulliyatı ve ilim irfan yaymayı kendilerine biricik gaye edinmiş velilerine rağmen kurtuluş savaşı esnasında halkın %8'ine yakın bir kısmı okuma yazma bilmektedir. Harf inkilabından sonra okur yazarlık begayet arttığı gibi, talim/terbiye'de Osmanlı Tarihi anlatılmış, TDK Osmanlı tarihi hakkında Osmanlı'da dahi görülmemiş bir tasnifçiliğe girişmiş bedahü mamafih İnönü ve Menderes dönemlerinde bu politika'dan geçilmiştir. İşte o dönemler için gayri milli dönemler denilmesinin sebeplerinden biri de budur.

Ayrıca harf inkilabının bir fazileti de olmuştur o günün şartlarında Kuran'ı okumaya müktedir oran %8 iken anlamaya kabil olan kesimse %3 iken bugün Türkiye'nin bu inkilap neticesinde %95'i Kuran'ı okumaya ve paralel politika neticesinde Kuran'ın Türkçe Tevsiri sayesinde anlamaya da muktedirdir...

Bu durumda harf inkilabının Osmanlı'yı yoketmeyi gaye edindiğini söylemekte gayet işkembeden hasıl bir sallamadır...

goramaz
19.12.2009, 21:31
arap alfabesi bize ne kadar yabancıysa latin alfabesi de o kadar yabancıdır.

ismail 58
19.12.2009, 22:04
Hangi alfebe yakın.......)))

Sivaslisandy-58
19.12.2009, 22:20
Bir kere osmanlının kullandığı abece Türk abecesi değildir. Osmanlı da bu abeceye öztürk abecesi göktürk abecesi gibi abeceleri bırakıp geçmiştir...

Sonra osmanlının o medrese kulliyatı ve ilim irfan yaymayı kendilerine biricik gaye edinmiş velilerine rağmen kurtuluş savaşı esnasında halkın %8'ine yakın bir kısmı okuma yazma bilmektedir. Harf inkilabından sonra okur yazarlık begayet arttığı gibi, talim/terbiye'de Osmanlı Tarihi anlatılmış, TDK Osmanlı tarihi hakkında Osmanlı'da dahi görülmemiş bir tasnifçiliğe girişmiş bedahü mamafih İnönü ve Menderes dönemlerinde bu politika'dan geçilmiştir. İşte o dönemler için gayri milli dönemler denilmesinin sebeplerinden biri de budur.

Ayrıca harf inkilabının bir fazileti de olmuştur o günün şartlarında Kuran'ı okumaya müktedir oran %8 iken anlamaya kabil olan kesimse %3 iken bugün Türkiye'nin bu inkilap neticesinde %95'i Kuran'ı okumaya ve paralel politika neticesinde Kuran'ın Türkçe Tevsiri sayesinde anlamaya da muktedirdir...

Bu durumda harf inkilabının Osmanlı'yı yoketmeyi gaye edindiğini söylemekte gayet işkembeden hasıl bir sallamadır...

size sallama olabilir ama bence osmanli türkcesi de iyi idi her seyi icinde barindiran bir dildi yani sira bu latin alfabeside kullanilabilirdi. simdi ise her dil ayri ögreniliyor o zamandaki insanlarin acizligi dir yani anlama kabili olarak .
ne oldu simdi o koskoca osmanli dili avrupayi sallarken onlar simdi bizi ve bizim dilimizi salliyor hangimiz hangi dili daha iyi anlayabiliyoruz!?
ve nasil kullaniyoruz o binlerce kelimeleri bilebiliyormuyuz!?

Urumçi
27.12.2009, 21:26
size sallama olabilir ama bence osmanli türkcesi de iyi idi her seyi icinde barindiran bir dildi yani sira bu latin alfabeside kullanilabilirdi. simdi ise her dil ayri ögreniliyor o zamandaki insanlarin acizligi dir yani anlama kabili olarak .
ne oldu simdi o koskoca osmanli dili avrupayi sallarken onlar simdi bizi ve bizim dilimizi salliyor hangimiz hangi dili daha iyi anlayabiliyoruz!?
ve nasil kullaniyoruz o binlerce kelimeleri bilebiliyormuyuz!?

o binlerce kelimeleri kimse bilmiyordu o zamanlarda bilen yüzde 2 / 3 gibi azınlıktı şimdi ne oldu o kelimelerin öztürkçe ya da türkçeleşmiş halini ve o kelimelerin aslıyla birlikte daha fazlasını bilen bir nesil yetişmekte... Bu kitle de yüzde 10'un üzerinde...

Yani biz arapça, farsça kelimeleri bıraktık diye kelime haznemiz zayıfladı mı? Aksine türkçeleşen kelimelerle, dilimizin öz halini öğrenmemizle birazda eski lisana ilgimizle daha fazla sözcük bilebiliyoruz. Bundan gayri artık aristokrat takılan kesimlerle, halk anlaşabiliyor...

Lisan- Osmani de saray ve eşrapının kullandığı dille, halk anlaşabiliyor muydu? Hayır tabii ki...

Türk diline en uygun alfabeye gelince latin abecesinin kendimize uyarlanmış halidir. Var bir kaç sorunu latin abecesinin onlarda giderilirse begayet muntazam bir bize has alfabemiz oluşabilir...

sandalli
27.12.2009, 22:25
Ögrenmesi,ögretmesi daha kolay oldugu için...

Latin harfleriyle okuma yazma öğrenmek daha kolay değildir,
ben iki alfabeyi de okuyabilen biri olarak arap alfabesinin daha kolay öğrenildiğini biliyorum. Bence harf devrimi ülkemiz ve milletimiz için zaman kaybı olmuştur. Dünyanın en zor harflerine sahip uzak doğulular bile hala aynı harfleri kullanmaktadır. Harf devrimi hem geçmişe bir çizgi çekmiş hem de yeni neslin ecdadını anlamsını engellemiştir. Gereksiz ve geriye götürücü bir devrim olduğu kanısındayım. Haa tekrar geriye mi dönülmeli diye sorarsanız asla derim, zaten o fikri savunacak birinin olduğunu da düşünmüyorum.
Saygımla

gönlüm58
29.12.2009, 17:38
Latin harfleriyle okuma yazma öğrenmek daha kolay değildir,
ben iki alfabeyi de okuyabilen biri olarak arap alfabesinin daha kolay öğrenildiğini biliyorum. Bence harf devrimi ülkemiz ve milletimiz için zaman kaybı olmuştur. Dünyanın en zor harflerine sahip uzak doğulular bile hala aynı harfleri kullanmaktadır. Harf devrimi hem geçmişe bir çizgi çekmiş hem de yeni neslin ecdadını anlamsını engellemiştir. Gereksiz ve geriye götürücü bir devrim olduğu kanısındayım. Haa tekrar geriye mi dönülmeli diye sorarsanız asla derim, zaten o fikri savunacak birinin olduğunu da düşünmüyorum.
Saygımla

Benim yorumum kısa ve öz ögrenmesi ve ögretmesi kolay oldugu için katılmıyabırsın kankam...:):):)

Urumçi
30.12.2009, 22:09
Latin harfleriyle okuma yazma öğrenmek daha kolay değildir,
ben iki alfabeyi de okuyabilen biri olarak arap alfabesinin daha kolay öğrenildiğini biliyorum. Bence harf devrimi ülkemiz ve milletimiz için zaman kaybı olmuştur. Dünyanın en zor harflerine sahip uzak doğulular bile hala aynı harfleri kullanmaktadır. Harf devrimi hem geçmişe bir çizgi çekmiş hem de yeni neslin ecdadını anlamsını engellemiştir. Gereksiz ve geriye götürücü bir devrim olduğu kanısındayım. Haa tekrar geriye mi dönülmeli diye sorarsanız asla derim, zaten o fikri savunacak birinin olduğunu da düşünmüyorum.
Saygımla

yeni nesil nasıl ecdadını anlamıyor azizim, asıl ecdadımızda halkın çok muhterem okumuşları, devlet adamlarını anlamama gibi bir durumu, kuran'ın ne yazdığını hiçbir zaman öğrenememe durumu var idi. Okuma yazmayı bilmeyen cenahların memleketiydi pek muhterem ecdadımız malesef. Kuran'ı tefsir edebilecek hafızı mukerremlerimiz yok idi, velhasıl şimcik Ecdadımın anlamadığı dinimin faziletli kitabı kuranı anlıyorsam şayet, ecdadımı anlamaktan öteye gitmiş dinimi kitabından okuyup anlıyorumdur ki bundan gayri Ecdadıma ait eserlerinki bunlar çok fazla değil -malesef zira Ecdadımızın hepsi yazacak kadar bilgili değildi, söyleyecek kadar hissiyatlı olanlar zaten özü türkçe söyler idi ya- eser-i gülizarları özümüz türkçesine dönderilmiş, bir de yanında lisan/ı Osmani diye sözlük peydah edilmiş.

Velhasılı kelam meğerki geriye dönülmesinin savunulmayacağını düşünüyorsun, eylemi ne diye eleştiriyorsun?

Malesefki bizde öz abecemizi yüzyıllarca süren arabi bir abacenin kullanımı vesilesiyle yitirdik, spesifik seslerimizi bu neticede çoğu yerde kaybettik latin alfabesinin modern dünyadaki kolaylıkları ve yazınsallığa sağladığı kolaylıktan gayri arap alfabesiyle şahsımca pek farkı yok. Sadece zırt pırt değiştirmek ya da eleştirmek yerine faydalı bir şeyler yapmalı inancındayım bende. Mesela burada latin alfabesini savunmaktan ziyade, latin alfabesinin bizim ecdadımızla uzaklaşmamısa vesile olan bir eylem olduğunu savunanlarla uğraşmakla meşgülüm, zira Galat-ı meşhur fasıhı mehcurdan evla'dır...

Sivaslisandy-58
30.12.2009, 23:07
o binlerce kelimeleri kimse bilmiyordu o zamanlarda bilen yüzde 2 / 3 gibi azınlıktı şimdi ne oldu o kelimelerin öztürkçe ya da türkçeleşmiş halini ve o kelimelerin aslıyla birlikte daha fazlasını bilen bir nesil yetişmekte... Bu kitle de yüzde 10'un üzerinde...

Yani biz arapça, farsça kelimeleri bıraktık diye kelime haznemiz zayıfladı mı? Aksine türkçeleşen kelimelerle, dilimizin öz halini öğrenmemizle birazda eski lisana ilgimizle daha fazla sözcük bilebiliyoruz. Bundan gayri artık aristokrat takılan kesimlerle, halk anlaşabiliyor...

Lisan- Osmani de saray ve eşrapının kullandığı dille, halk anlaşabiliyor muydu? Hayır tabii ki...

Türk diline en uygun alfabeye gelince latin abecesinin kendimize uyarlanmış halidir. Var bir kaç sorunu latin abecesinin onlarda giderilirse begayet muntazam bir bize has alfabemiz oluşabilir...


KELIME HAZNEMIZ MALESEFKI ZAYIFLADI YABANCI KELIMELER GIRDIKCE DAHADA ZAYIFLAYACAK HELEKI AVRUPANIN PESINDE KOSAN BIR TÜRKIYE VE AVRUPADA TÜRKCE DILINI BALTALAMALAR VE ASIMILELIKTEN DOLAYI BU DILIMIZDE KALMAYACAK AVRUPA DAHA NELERIMIZE KARISACAK VE YASAK GETIRECEK BUNU ZAMAN GÖSTERECEK!?

Kibrisli
30.12.2009, 23:26
KELIME HAZNEMIZ MALESEFKI ZAYIFLADI YABANCI KELIMELER GIRDIKCE DAHADA ZAYIFLAYACAK HELEKI AVRUPANIN PESINDE KOSAN BIR TÜRKIYE VE AVRUPADA TÜRKCE DILINI BALTALAMALAR VE ASIMILELIKTEN DOLAYI BU DILIMIZDE KALMAYACAK AVRUPA DAHA NELERIMIZE KARISACAK VE YASAK GETIRECEK BUNU ZAMAN GÖSTERECEK!?

Çok haklısınız bunun en büyük yolu kendimizin kendi aramızda çekirdekte Türkçe konuşmamız ve kirlenmeye izin vermememizdir... O bakımdan bugün açılan bir haberin başlığının değiştirilmesi için bir konu açıyorum destek olur musunuz? Haberin altına da yazdık ama hala değişmedi...

Urumçi
30.12.2009, 23:40
KELIME HAZNEMIZ MALESEFKI ZAYIFLADI YABANCI KELIMELER GIRDIKCE DAHADA ZAYIFLAYACAK HELEKI AVRUPANIN PESINDE KOSAN BIR TÜRKIYE VE AVRUPADA TÜRKCE DILINI BALTALAMALAR VE ASIMILELIKTEN DOLAYI BU DILIMIZDE KALMAYACAK AVRUPA DAHA NELERIMIZE KARISACAK VE YASAK GETIRECEK BUNU ZAMAN GÖSTERECEK!?

aslında pek zayıflamadı Osmanlı ahalisinde de bu hazne gayet zayıf idi. Bizim okuduğumuz o muthiş haznelere sahip yazınların sahipleri iyi bir eğitim alabilmiş ve yabancı diller öğrenebilmiş bundan feyzle lisanlarını arapça, farsça ve hatta fransızcayla çoğaltıp yazınlarını bu şekilde vermiş insanlardır. Halkında kelime haznesi azdı zira çok büyük bir kesimi ne okuma bilirdi yeni kelimeler öğrenecek ne de kelime haznesini çoğaltacak konuşmalara müdahil olabilecek kadar bilgili idi. Günümüzdeki halkın kullandığı kelime haznesiyle, Osmanlı zamanında halkın kullandığı kelime haznesi arasında bu yüzden pek fark yok, hatta reayayı baz alırsak günümüzde katbe kat daha iyiyiz...

Lakin yabancı kelimeleri çok kullanabilen birisi olarak bende karşıyım, Türkçeleşmiş eski kelimeleri anlatımda kabullenip, öztürkçe kelimelere yönelik çalışmalara ağırlık verilmeli ki bunu da yapacak kurumları yöneltecek insanlara henüz rastlayamadık malesef....

Mesela çok modern(çağdaş) arkadaşlar, jakoben (ilerici görünüşlü özenti) görünebilmek için patavatsızca yabancı kelimeleri bir etiketmişcesine (şekilmişcesine) savurabiliyorlar... Oysa pek çağdaş olan bu konjonktüre (kitleye, hoş bu kavramda yanlış kullanılıyor esasında toplum düzenini ihtiva eder) Fransa'da Fransızca kavram dışında, kavramların ve kelimelerin ister medyada isterse dükkan isimlerinde ve edebiyatta ve sanatta ve hatta günlük konuşmada kullanılmasının yasak olduğunu ve bir çok çağdaş ülkeninde buna benzer koruma yöntemi uyguladığını anlatarak bu konjonktürü gerçek çağcıllığın kültürün bir parçası olan dile, dolayısıyla kültürüne sahip çıkarak ulaşılabileceği öğretilebilir...

balix
12.01.2010, 21:30
Yakın tarihimizde yaşanan her şey belgelerle sabittir;
Yeni Cumhuriyet; İngiltere avam kamerasındaki konuşmalarda aynen tutanaktadır;
İngiliz avam kamerasında "Türklerin İstiklallerini niçin tanıdınız?" sorusunun cevabu herşeyi açıklamaktadır...
- Hayimm Naum aynen cevabı vermiştir;
- Asıl bundan sonra Türk Milleti bir daha eski gücüne ve maneviyatına kavuşamayacaktır, zira biz onlara maddi anlamda ne isterlerse vereceğiz, ama yapılan anlaşmada maneviyat adına ne varsa yeni Türk Hükümeti eliyle söküp atacaktır.....
Ve T.C. kuruluşuyla beraber İslamiyet adına ne varsa hepsini yerle bir etti...
Türk Milletinin en büyük gücü olan Halifelik dahi...
Osmanlı en kötü zamanında bile;
1.EĞİTİMDE ; en dahi insanları yetştirmiştir,(M.Kemalde dahil)
2.ASKERİ ALANDA ; Tüm dünyaya meydan okuyabilmiş,
3.Tekrara yağa kalkacak gücü yüreğinde barındırmıştır, her türlü iç düşmana rağmen,
4.70 milleti içinde son anına kadar barışçı bir halde barındırmıştır...
80 yıl oldu, hangi dahi, yazar, uluslar arası zafer, ilimde, eğitimde, hukukta nerdeyiz... İran bile bizden fersah fersah ilerde.. Osmanlının borcunu ödemişiz, bu da ayrı bir yalan.
Meydanda kazandıklarımızı masada kaybettik, adaları, Musulu, daha nereleri... bu konularda belgeler açık ve net, bence gidip arşivlerden detaylı bakmalı bu konuda şüphesi olanlar...

Kibrisli
12.01.2010, 23:05
Yakın tarihimizde yaşanan her şey belgelerle sabittir;
Yeni Cumhuriyet; İngiltere avam kamerasındaki konuşmalarda aynen tutanaktadır;
İngiliz avam kamerasında "Türklerin İstiklallerini niçin tanıdınız?" sorusunun cevabu herşeyi açıklamaktadır...
- Hayimm Naum aynen cevabı vermiştir;
- Asıl bundan sonra Türk Milleti bir daha eski gücüne ve maneviyatına kavuşamayacaktır, zira biz onlara maddi anlamda ne isterlerse vereceğiz, ama yapılan anlaşmada maneviyat adına ne varsa yeni Türk Hükümeti eliyle söküp atacaktır.....
Ve T.C. kuruluşuyla beraber İslamiyet adına ne varsa hepsini yerle bir etti...
Türk Milletinin en büyük gücü olan Halifelik dahi...
Osmanlı en kötü zamanında bile;
1.EĞİTİMDE ; en dahi insanları yetştirmiştir,(M.Kemalde dahil)
2.ASKERİ ALANDA ; Tüm dünyaya meydan okuyabilmiş,
3.Tekrara yağa kalkacak gücü yüreğinde barındırmıştır, her türlü iç düşmana rağmen,
4.70 milleti içinde son anına kadar barışçı bir halde barındırmıştır...
80 yıl oldu, hangi dahi, yazar, uluslar arası zafer, ilimde, eğitimde, hukukta nerdeyiz... İran bile bizden fersah fersah ilerde.. Osmanlının borcunu ödemişiz, bu da ayrı bir yalan.
Meydanda kazandıklarımızı masada kaybettik, adaları, Musulu, daha nereleri... bu konularda belgeler açık ve net, bence gidip arşivlerden detaylı bakmalı bu konuda şüphesi olanlar...

Bu bahsettiğiniz açık net belgelerden birisini ya da kopyasını ya da en azından atıf yapacağınız bir kaynağı buraya koyabilir misiniz?
Osmanlı'nın yetiştirdiği alimlerden bahsedebilr misiniz? Bu alimler nerede yetişmiştir? Bahsettiğiniz eğitim sistemi halkı ya da her vatandaşı her çocuğu nasıl ve ne kadar eğitebiliyordu?
Tüm dünyaya kafa tuttuğu dönemler ne zamanlardır Osmanlı'nın? Kanuni'den sonra kaç padişah toprak kaybetmemiştir?
Tekrar ayağa kalkacak gücü engellemek için İngiliz uçakları ile hain Damat Ferid'in tebliğleri ve Dürüzade'nin fetvaları halka atılmadı mı?
80 yılda çıkan dahi, yazar, uluslararası zafer, ilimde eğitimde hukukta neler yaptığımıza birkaç örnek vereyim...

PROF. DR. OKTAY SİNANOĞLU: 1939 doğumludur, 1963'te 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırarak 28 yaşında "tam profesör" unvanını aldı. Bu ünvanı alan en genç insandır ondan sonra da bu yaştan önce profesör olan birisi çıkmamıştır...
PROF. DR. ALİ ERDEMİR : Karbon kaplama teknolojisini icat etti. Yüzyılın, 100 bilim adamı listesinde anılıyor
PROF. DR. MEHMET ÖZ: Kalp hastalıkları uzmanı. Dünyadaki ilk ve tek yapay kalbi icat eden kişi.
PROF.DR. FERYAL ÖZEL: Astrofizikçi. Albert Einstein'in da aralarında bulunduğu dahi 20 fizikçi listesinde yer alıyor.
PROF. DR. ALİ ERDEMİR: Minil (nano) teknoloji kullanarak geliştirdiği yapay elmas özelliği taşıyan buluşuyla, uygulamalı bilimin nobeli R&D ödülünü 3 kez kazandı.
VAMIK VOLKAN:Yaşayan En ünlü psikanalist. Yaptığı çalışmalarla psikiyatri alanında dünyanın en saygın ödülleri olan “Sigmund Freud” ve “En İyi Eğitmen” ödüllerini aldı.
PROF. DR. AHMET ÇAKMAK: Ulusal Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Fevzi Çakmak'ın torunu. Dünyanın en iyi deprembilimcilerinden biri.
BURÇİN BÜKE: Dünyaca ünkü piyanist.
FAZIL SAY: Dünyaca ünlü piyanist, Birleşmiş Milletler Barış elçisi, UNESCO onur üyesi.
AYŞEM SUNAL: Balerin. Belçika Kraliyet Baş dansçısı. Ankara Devlet Opera Balesi’yle gittiği Japonya'daki bir yarışmada dünyanın en iyi dansçısı olarak tanındı.
FATİH AKIN: Avrupanın en iyi yönetmenlerinden, altın ayı ve Cannes Film festivali ödüllü.
YILMAZ GÜNEY: Cannes en iyi film ve en iyi yönetmen ödülü sahibi yönetmen.
NURİ BİLGE CEYLAN: Cannes en iyi yönetmen ödülü sahibi yönetmen. Amerika akademi ödüllerinde en iyi 9 film arasında yer alan 3 Maymun'un yönetmenidir.
HUKUK: Dünya tarihinde kadınlara seçme hakkını 2. seçilme hakkını ilk veren ülkeyiz.
NAZIM HİKMET:Dünyaca ünlü şair, tiyatro ve opera yazarı.
HAYRETTİN İVGİN: BM tarafından 2009 Puşkin ödüllü Türk Romancı.
EMRAH YÜCEL: Sanatçı. Birçok oscar kazanmış afişi tasarlayan grafiker.

Bunlar bir miktarı... Daha da çoğaltabiliriz... Ama tabii siz sorduğunuz için ben son 80 yılda çıkanların bir kısmını yazdım... Tabii ki Mevlana'dan Hacı Bektaş'a Pir Sultan'dan Yunus Emre'ye Biruni'den Harzemi'ye hepsi Türk bilim adamı ve sanatçıları felsefeci ve din alimleridir...

Bence Türkleri çok küçümseme Türk milleti müslüman olmadan da yiğitti, müslümanlıkla yiğitliğine yiğitlik kattı... Hiçbir zaman maneviyatını kaybetmedi, Türklüğünden birşey kaybetmedi... Kaybetmeyecektirde... Çünkü imzamda da ve Orhun Yazıtlarında da dediği gibi Türk Oğuz beyleri, ulusu işitin; üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk ulusu, ilini töreni kim bozabilecekti ?

Ben size Osmanlı'nın borçlarını ödediğimize dair belgede gösteririm, Musul'u neden almadığımıza dair belge de... Ancak öncelikle siz şu Avam kamarasanda geçen konuşmaların belgesini ya da bu bilgiye nereden ulaştığınıza dair bir tek atıfı gösteriniz çünkü böyle buraya yazmakla olmuyor siz o bilgiyi nereden aldığınızı söyleyeceksiniz ben bakacam ve ona göre buraya cevap yazacağım... Ha söylemeden geçemeyeceğim geçen yılda böyle siteye hiç yazmayan arada gelip ortalığı karıştıran bir arkadaş Churcill'in Atatürk ile anlaştıklarına dair birşeyler yazdığını söyledi ben İngiltere'deki Churcill vakfı ile iletişime geçip soruşturdum kendileride uzuuuun bir cevapla arkadaşımızın söylediklerini yalanlamıştı... Siz de verin bakalım Avam kamarası kayıtlarına var mı böyle birşey ne olsa Londra Belediye başkanı Damat Ferid'in torunu sorarız söyler ;) Ayrıca söyleseler ne olacak onu da ayrı düşünmek gerek zira kendilerini bir şekilde bu malubiyetten ötürü savunmaları gerekli... Çanakkale'de bu adama yenil, Kurtuluş Savaşında yenil hep diyecek hali yok ya "Yüzyıllar dünyaya 1 tane dahi getirir bu yüzyılda da Türklere gelmiş biz ne yapalım" başka türlü bahanelerde bulacaklardır...

Ama şunu da artık bu aralar söylemeye başlıyorum keşke bir zaman makinası olsa sizi o döneme götürsem siz Mustafa Kemal ve öndeki silah arkadaşlarını öldürseniz ve savaşı yönetecek komutanımız kalmasa ondan sonra da tekrar bu döneme dönsek bakalım o zaman yorumlarınız ne olacak... Çok istediğim birşey...


Bekliyorum gardaşım bu bilgilere ulaştığın kaynağı... Kesin yolla ha...

Saygılar...

balix
13.01.2010, 23:32
Saygı değer Hemşerim;
Öncelikle duyarlılığınız için çok teşekkür ediyorum; duyarlılık araştırmayı, araştırmada bilgiyi getirir;
1.Öncelikle Her zaman ve zeminde Bu yüce Türk Milletinin en üstün vasıflara, bilgi ve becerilere sahip olduğunu her insan bilir ve bunun aksinide söyleyemez bende asla Türk Milletini küçültecek, basite alacak bir kelime kullanmadım, oradaki 80 yıl eğitim ve öğretimde olmamız gereken noktada olmadığımıza dairdir, kaldıki yazıda sanki tüm Türk tarihinde insan yetiştiremedik anlamı çıkarılmış,
Türk Milleti her zaman ve gelecektede hep üstün olacaktır...

2.Burada eleştrilen konu Harf inkılabı, ve bağlı inkılaplarıdır,

3.Ben resmi bir araştırmacıyım ve tarihi belgeleri araştırmakla görevliyim, bunlarıda Tüm ülke genelindeki Üniversitelerle birlikte yaparım... Osmanlı arşivinden, ta illerin kütüphanelerine belki ülkede çok az ile kaldı gitmediğim...

4. Lozanın iç yüzü konusu Avam Kamarasında Tutanakları var ama bi dene öyle Osmanlı Arşivi gibi alabiliyor musun? o kadar uzağada gitmene gerek yok bunlar en son Üstad Necip Fazıl Tarafından aynen neşredildi;
.......Necip Fazıl, Lozan'ın İçyüzü, Büyük Doğu, Sayı 29 da detaylarıyla yazar, bilgisi, belgesiyle... Zaten anladığım kadarıyla araştırmayı seven birisiniz oradan diğer belgelerde ulaşma imkanınız olur ... Direk kaynağa yöneleceğiniz için diğer yayınları buradan listelememe gerek yok...

Bu millet yüzyıllarca büyüktü, temsil ettiği İslamla da daha büyük oldu, benim yukardaki değindiğim konu o temsil rolünün ne kaybettirdikleri, eğitime nasıl yansıdığıdır.
Ayrıca Mustafa Kemal de bir Osmanlı eğitiminin sonucudur, zaten en zayıf anında bile ... diye devam etmişimdir....

Saygılar sunarım...

HaKaaN
14.01.2010, 01:04
Agop martayan bize bu dili önermiş peki ermeniler hangi dili lullanıyor bize bir ermeninin ögrettiğii dilimi?

klozet_kapagi
14.01.2010, 01:06
bir kere latin alfabesi kolaydır.
bir günde cahil olundu deniliyor; ama harf devriminden önce halkın çoğu zaten okuma yazma bilmiyordu, yani harf devrimi halka cahillik getirmedi. halk konuşma dili olarak türkçe konuşuyordu, saray ve bilim dili ise fransızca farsça arapça karışımı olan osmanlıcaydı, halk ve saray birbirinden kopuktu.
alfabemiz latinleşti ama dilimiz gittikçe öztürkçeye döndü. haticeye değil neticeye bakalım.

HaKaaN
14.01.2010, 01:09
bir kere latin alfabesi kolaydır.
bir günde cahil olundu deniliyor; ama harf devriminden önce halkın çoğu zaten okuma yazma bilmiyordu, yani harf devrimi halka cahillik getirmedi. halk konuşma dili olarak türkçe konuşuyordu, saray ve bilim dili ise fransızca farsça arapça karışımı olan osmanlıcaydı, halk ve saray birbirinden kopuktu.
alfabemiz latinleşti ama dilimiz gittikçe öztürkçeye döndü. haticeye değil neticeye bakalım.

burda önemli olan senin benim yaşadıklarım değil bence o zamanki halkımızın yaşadıgıdır o yıllarda sadece turkiyede değil tum dunyada okuma yazma olayı yoktu şimdiki zamaqnla o zamanı bir tutmayalım lütfen.....

klozet_kapagi
15.01.2010, 00:57
burda önemli olan senin benim yaşadıklarım değil bence o zamanki halkımızın yaşadıgıdır o yıllarda sadece turkiyede değil tum dunyada okuma yazma olayı yoktu şimdiki zamaqnla o zamanı bir tutmayalım lütfen.....
e ben de bir tutmadım zaten :) şimdi okuma yazma oranı yüksek. eskiden azdı. az olduğundan dolayı da büyük kütleli bir cahilleşme olmadı diyorum.

Kibrisli
15.01.2010, 03:00
Saygı değer Hemşerim;
Öncelikle duyarlılığınız için çok teşekkür ediyorum; duyarlılık araştırmayı, araştırmada bilgiyi getirir;
1.Öncelikle Her zaman ve zeminde Bu yüce Türk Milletinin en üstün vasıflara, bilgi ve becerilere sahip olduğunu her insan bilir ve bunun aksinide söyleyemez bende asla Türk Milletini küçültecek, basite alacak bir kelime kullanmadım, oradaki 80 yıl eğitim ve öğretimde olmamız gereken noktada olmadığımıza dairdir, kaldıki yazıda sanki tüm Türk tarihinde insan yetiştiremedik anlamı çıkarılmış,
Türk Milleti her zaman ve gelecektede hep üstün olacaktır...

2.Burada eleştrilen konu Harf inkılabı, ve bağlı inkılaplarıdır,

3.Ben resmi bir araştırmacıyım ve tarihi belgeleri araştırmakla görevliyim, bunlarıda Tüm ülke genelindeki Üniversitelerle birlikte yaparım... Osmanlı arşivinden, ta illerin kütüphanelerine belki ülkede çok az ile kaldı gitmediğim...

4. Lozanın iç yüzü konusu Avam Kamarasında Tutanakları var ama bi dene öyle Osmanlı Arşivi gibi alabiliyor musun? o kadar uzağada gitmene gerek yok bunlar en son Üstad Necip Fazıl Tarafından aynen neşredildi;
.......Necip Fazıl, Lozan'ın İçyüzü, Büyük Doğu, Sayı 29 da detaylarıyla yazar, bilgisi, belgesiyle... Zaten anladığım kadarıyla araştırmayı seven birisiniz oradan diğer belgelerde ulaşma imkanınız olur ... Direk kaynağa yöneleceğiniz için diğer yayınları buradan listelememe gerek yok...

Bu millet yüzyıllarca büyüktü, temsil ettiği İslamla da daha büyük oldu, benim yukardaki değindiğim konu o temsil rolünün ne kaybettirdikleri, eğitime nasıl yansıdığıdır.
Ayrıca Mustafa Kemal de bir Osmanlı eğitiminin sonucudur, zaten en zayıf anında bile ... diye devam etmişimdir....

Saygılar sunarım...

Beyfendi üslubunuz için teşekkür ederim... Ancak, siz harf devrimi konusunun altında Haim Naum'dan bahsediyorsunuz? Ben ikisini bağdaştıramadım...

Şimdi ben bu iddialarınızı yaslayacağınız kaynağın ne olacağını zaten önceden biliyordum... tarih araştırmacısı olduğunuzu söylüyorsunuz ama bir önceki mesajınızda:

İngiliz avam kamerasında "Türklerin İstiklallerini niçin tanıdınız?" sorusunun cevabu herşeyi açıklamaktadır...
- Hayimm Naum aynen cevabı vermiştir;
- Asıl bundan sonra Türk Milleti bir daha eski gücüne ve maneviyatına kavuşamayacaktır, zira biz onlara maddi anlamda ne isterlerse vereceğiz, ama yapılan anlaşmada maneviyat adına ne varsa yeni Türk Hükümeti eliyle söküp atacaktır.....
demişsiniz... Hayim Naum'un o mecliste konuşma yapması imkansızdır... Kaynak gösterdiğiniz kişide zaten o konuşmayı Hayim Naum'un değil Lord Curzon'un yaptığını iddia eder ve bu iddiayıda hiçbir yere bağlayamaz... Örneğin bu kayıtlara ulaşan kişi, bu konuşmanın hangi tarihte yazıldığını söylemiş midir? O kadar uzağa gitmenize gerek yok, bunlar en son Necip Fazıl tarafından yayınlanmıştır diyorsunuz... En son dediğiniz bundan 51 yıl önce ve zaten ondan başka da bu iddiada bulunan yok...

Şimdi gelelim sizin buraya taşımadığınız ama benim çekinmeden taşıyacağım Necip Fazıl iddialarına:

“Konferansın birinci bölümünde Türk baş murahhası, bizzat karar vermek vaziyetinde olmadığı ve durumu büyüğüne, yani Mustafa Kemal'e bildirmek zorunda olduğu için, memlekete dönüyor; kendisini Haydarpaşa'dan Ankara'ya götüren tren, devlet reisini (Mustafa Kemal) İzmir'den Ankara'ya götüren trenle Eskişehir'de buluşuyor (18 Şubat 1923 e.k.). Bir arada ve baş başa seyahat... Sonra Ankara’da gizli meclis toplantıları (27 Şubat 1923 e.k.)… Fakat esas meselelerde daima baş başa. Mustafa Kemal ile İsmet’in beraber içtimaları ve karar: "Din öldürülecektir." diyor Fazıl...

Lozan görüşmelerinin 1.'si Kasım 1922'de başlar... Söylenenin aksine ilk konferans konusulanları Mustafa Kemal'e bildirmek için Türk heyetinin izin istemesi ile tekrar toplanmak amaçlı dağılmaz.... İki tarafında isteklerde diretmesi üzerine İngiliz heyeti kalkar ardından da geri kalanlar... Biz yanlız kalırız... Gazetecilerin ne olduğu sorusu üzerine İsmet Paşa "İlk biz geldik, en son biz gidiyoruz"der... Gazeticilerinden birisi tekrar savaş çıkacak mı sorusuna da "Ben buraya savaş değil barış konuşmaya geldim" der... Türkiye'ye döner... Resmi Lozan Barış konferansı tutanaklarında yeralan şu nedenlerden dolayı Konferans 4 Şubat 1923 tarihinde dağılmıştır...

1. Lozan'da Yunanistan Karaağaç'ı vermek istememesi,

2. Boğazlar konusunda ortak bir görüşün oluşmaması,

3. İngilizler'in Musul'u vermek istememesi

4. Osmanlı Devleti'ne ait borçların bir kısmının Birinci Dünya Savaşı'ndan önce bizden ayrılan ülkelere bölüştürülmesi konusunun Avrupalı devletlerce kabul edilmemesi.

5. Kapitülasyonların kaldırılmaması

İşte bu olaydan sonra Türkiye'de Mustafa Kemal Türk Ordusu'na İstanbul doğusunda İzmit ve batısında Silivri'ye yığınak yapmasını emretmiştir.Türk Orduları İzmit ve İstanbul'a karşı yığınak yapmaya başladı.

Daha sonra Lozan Konferansı Genel Sekreteri tarafından Türk heyeti 2. Lozan Görüşmelerine 31 Mart 1923 tarihinde yeniden çağırılmıştır... Yani burada Fazıl'ın ilk hatası "Türk baş murahhası, bizzat karar vermek vaziyetinde olmadığı ve durumu büyüğüne, yani Mustafa Kemal'e bildirmek zorunda olduğu için, memlekete dönüyor" cümlesidir... Böyle birşey yoktur... Masadan kalkılmıştır çünkü karşılıklı istekler kabul edilmemiştir... Masadan ilk kalkan İngiltere olmuştur... Türkiye'nin yukarıda bahsi geçen bir talebi olmamıştır...

"kendisini Haydarpaşa'dan Ankara'ya götüren tren, devlet reisini (Mustafa Kemal) İzmir'den Ankara'ya götüren trenle Eskişehir'de buluşuyor (18 Şubat 1923 e.k.)" cümlesine gelelim... 18 Şubat günün Mustafa Kemal ve Latife Hanıım birlikte İzmir'dedir ve ogün İzmir'den yola çıkmışlardır...Bahis geçen gün Uşak'ta ve Afyon'da halkla buluşmuştur ardından ayın 19'unda İsmet Paşa ile buluşup Ankara'ya geçmişleridir... Tarih başta hatalıdır... Bunun yanında adı geçen zat bahsettiği gizli görüşmede yanlarında mıdır? Ya da yanlarında olan birisini veyahut kendilerini ne konuştukları konusunda veya İddia ettikleri Haim Naum istekleri hakkında mı konuşmuşlardır?

"Sonra Ankara’da gizli meclis toplantıları (27 Şubat 1923 e.k.)… Fakat esas meselelerde daima baş başa. Mustafa Kemal ile İsmet’in beraber içtimaları ve karar: "Din öldürülecektir." ve sonrası bunlar... İsmet ve Mustafa Kemal'in bu gizli içtimalarını nereden bilmektedir Necip Fazıl? Bu olaylar döndüğünde Fazıl daha 19 yaşındadır... Ordamıdır? Birisinden mi duymuştur ya da kendileri ile görüşüp bu gizli konuşmaları öğrenmiştir???? Yoksa bunlar sadece birer tespit ya da iddia mıdır?

Kısacası Bir tek kaynaktan faydalanılarak ortaya atılan iddialar -hele hele o kaynakların dayandığı bir temel yoksa- iddiadan ileri gidemez... Ayrıca üzerinde konuştuğumuz Necip Fazıl'ın yayını olan Büyük Doğu olduğu için bu iddiaların sahibi Fazıl gibi aksediliyor... Asıl önemli olan bahsi geçen kaynak olarak gösterilen makalenin yazarının kim olduğu bile belli değildir... Resmi bir tarih araştırmacısı olarak bu sözün doğruluğuna hak vereceksinizdir... Ben de Yüksek Lisans seviyesinde eğitim alan ve tez konusunu da branşımın yakın tarih bölümüne ayıran, bundan dolayıda Milli Kütüpahanelerden, Başbakanlık arşivlerine, Meclis Kütüphanesinden, TTK arşivlerine kadar birçok arşiv dolaşan birisiyim... Tabii taktir edeceksiniz ki bir konu da araştırma yaparken ilgi çeken birçok başka konu da araştırıyor insan... Lozan antlaşmasının metni de hiç alakam olmamasına rağmen az bucuk ulusal ve uluslararsı hukuk bilgim ve birçok Uluslarararı İlişkilerci arkadaşımla üzerinde konuştuğumuz bir konudur...

Son olarak... Ben şu anda (15.Ocak.2010 Saat: 3.50) Birleşik Krallık Parlemantosuna gerekli yazıları gönderdim. Sorduğum Lozan Antlaşması ile ilgli (Bahsi geçen kaynakta tarih verilmediği için) Ağustos 1922'den Ocak 1924 yani 1. Lozan Konferansının başlamasından 3-4 ay öncesi ve Lord Curzon'un görevde kaldığı 1924 Ocak ayı -ki Lozan'ın imzalanmasından yaklaşık 6 ay sonrasına denk gelir- arasında geçen tüm görüşmelerin tutanaklarını istedim... Eğer yollarlarsa oradan Lozan ile ilgili İngiltere parlemantosunda konuşulan herşeye ulaşabiliriz...

Saygılar...

balix
16.01.2010, 22:34
Saygı değer araştırmacı dostum; bu kadar zaman ayırıp bilgi verme zahmetiniz için çok teşekkür ederim:
Tabiiki yukardaki açıklamalar içinde, ne denildi, ne oldu, kim, ne zaman, kiminle, ne konuştu, kaynak... v.s. konularına açıklamalarda bulunmuşunuz;
1. // Haim NAUM //ve //Lord Curzon // peşindende //İngiliz avam kamerası //
Burada cümleler alıntı ve özet olduğu için kim hangi konuşmayı yapmış karışmış olabilir, ancak birde işin içinde çok önemli bir rolü olan Papaz Frü vardır iyiki onuda özet geçmemişim, iyice aşure olacaktı... Burada detaya girmedim ve özetten girmeye çalıştım, zaten araştırmacı tarihçiler bu olayları neredeyse ezberlemişlerdir.

2. Tarihi olaylarda gizli kamera ve konuşma kayıtları mevcut değildir, birilerininde duyup bize aktarması her zaman mümkün olmaz; tarihi gerçekler, ya belgeye, resim, olay, yazı, kalıntı v.s. gibi uzatmıyorum " sebep-sonuç ilişkilerine dayandırılarak bir bütün olarak ortaya konur" (Çok değerli Hocam Azra ERHAT; Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Arkeoloji de okurken bu konuda ders notları sunmuş, Bölüm Başkanımız Cevdet BAYBURTLUOĞLU da yeterince bu üsülleri kafamıza sokmuştu)
3.Yakın Trih hakkında yazı yazan, yorum yapan ve ya belgeyi sunan çoğu araştırmacılarımız Allah Rahmet eylesin, ya asılmış ya da hapsenelerde çürümüştür, hala hayatta olanlarda yedi ceddine yemin edip susmuştur... Bu konuda yakın tarihimiz açıktır ve benimde bu konuda çalışmalarım ve ulaştığım belgeler çok dehşet vericidir, şimdi bu konulara girmiyorum zira 3-4 yıl kadar bir zamanda bitirilmesi düşünülüyor ve yakın tarih gerçek belgeleriyle elverdiği ölçüleriyle ortaya konulacaktır...
4.Her ne kadar Cumhuriyet dönemi belgelerimiz yeterince yurt içinde olmasa bile yurt dışında yeterince belgeye ulaşılmış bazılarının temini için çalışılmaktadır, haklı olarak herkesin kafası karışıktır bu konuda;
5.Bu millet sırtlanların arenasında tarih boyu çok sıkıntılar çekmiş halada o oyunların odağında kalmaktadır, ne araştırmacılarımız, nede insanımız taraf tutmaktan doğruyu arama durumuna girememiştir.
-"Harf İnkılabıyla ne alakası var " dediğiniz konu; bu inkılapların tamamı birbiriyle, iç ve dış olaylarla yani ülkemizi ve insanımızı ilgilendiren olaylarla doğrudan ve ya dolaylı ilişkilidir...
Sonuç olarak tek bir kaynak değil, direk kaynaklardan yakın tarihimiz hakkında geniş bir çalışma ortaya konulmuş, yakında yayınlanacaktır.

Kibrisli
17.01.2010, 18:00
Saygı değer araştırmacı dostum; bu kadar zaman ayırıp bilgi verme zahmetiniz için çok teşekkür ederim:
Tabiiki yukardaki açıklamalar içinde, ne denildi, ne oldu, kim, ne zaman, kiminle, ne konuştu, kaynak... v.s. konularına açıklamalarda bulunmuşunuz;
1. // Haim NAUM //ve //Lord Curzon // peşindende //İngiliz avam kamerası //
Burada cümleler alıntı ve özet olduğu için kim hangi konuşmayı yapmış karışmış olabilir, ancak birde işin içinde çok önemli bir rolü olan Papaz Frü vardır iyiki onuda özet geçmemişim, iyice aşure olacaktı... Burada detaya girmedim ve özetten girmeye çalıştım, zaten araştırmacı tarihçiler bu olayları neredeyse ezberlemişlerdir.

2. Tarihi olaylarda gizli kamera ve konuşma kayıtları mevcut değildir, birilerininde duyup bize aktarması her zaman mümkün olmaz; tarihi gerçekler, ya belgeye, resim, olay, yazı, kalıntı v.s. gibi uzatmıyorum " sebep-sonuç ilişkilerine dayandırılarak bir bütün olarak ortaya konur" (Çok değerli Hocam Azra ERHAT; Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Arkeoloji de okurken bu konuda ders notları sunmuş, Bölüm Başkanımız Cevdet BAYBURTLUOĞLU da yeterince bu üsülleri kafamıza sokmuştu)
3.Yakın Trih hakkında yazı yazan, yorum yapan ve ya belgeyi sunan çoğu araştırmacılarımız Allah Rahmet eylesin, ya asılmış ya da hapsenelerde çürümüştür, hala hayatta olanlarda yedi ceddine yemin edip susmuştur... Bu konuda yakın tarihimiz açıktır ve benimde bu konuda çalışmalarım ve ulaştığım belgeler çok dehşet vericidir, şimdi bu konulara girmiyorum zira 3-4 yıl kadar bir zamanda bitirilmesi düşünülüyor ve yakın tarih gerçek belgeleriyle elverdiği ölçüleriyle ortaya konulacaktır...
4.Her ne kadar Cumhuriyet dönemi belgelerimiz yeterince yurt içinde olmasa bile yurt dışında yeterince belgeye ulaşılmış bazılarının temini için çalışılmaktadır, haklı olarak herkesin kafası karışıktır bu konuda;
5.Bu millet sırtlanların arenasında tarih boyu çok sıkıntılar çekmiş halada o oyunların odağında kalmaktadır, ne araştırmacılarımız, nede insanımız taraf tutmaktan doğruyu arama durumuna girememiştir.
-"Harf İnkılabıyla ne alakası var " dediğiniz konu; bu inkılapların tamamı birbiriyle, iç ve dış olaylarla yani ülkemizi ve insanımızı ilgilendiren olaylarla doğrudan ve ya dolaylı ilişkilidir...
Sonuç olarak tek bir kaynak değil, direk kaynaklardan yakın tarihimiz hakkında geniş bir çalışma ortaya konulmuş, yakında yayınlanacaktır.


:) Açıkcası verdiğiniz cevap beni tatmin etmedi:) Açıklamadan çok ilerde yayınlanacak bir çalışmanın reklamı gibi olmuş...

Bu konu ile ilgili başka kaynaklara ulaştınız mı bilmem ama benim yıllar önce bu iddiayı öğrenipte 3-4 sene zaman zaman, dönem dönem araştırmalarımla ulaştığım tek kaynak Necip Fazıl'ın Dergisinde 1959'yılında (Yıla da dikkat etmek gerek) çıkmış olan isimsiz bir makale... Kimin yazdığı belli değil, kaynak vermemiş... Mişli muşlu cümlelerle belli iddialarda bulunmuş ve bu iddiaları da hiçbir yere yaslamamış... Bahsettiği tarihler hatalı, olaylar hatalı, mekanlar hatalı ve üstüne üstlük Lord Curzon'un Avam Kamarasında konuşma yaptığı meçhul, yaptıysa Lordlar Kamarasında yapmıştır... Onun kayıtlarını da istedim cevap geldi araştıracaklarını söylediler... Ellerinde Lozan imzalanmadan 2-3 ay öncesinden Lord Curzon'un görev süresinin dolduğu aralıkta Lozan Antlaşması ile ilgili tüm konuşma kayıtlarının metinlerini yollayacaklar... İşte o zaman asıl gerçek ve dergide geçen o tek makalenin dayandığı tek temel yok olup gidecek... Umarım araştırmanızda bunu da yazarsınız...

Son olarak Robert Frew hakkında ne vardı onu da merak ettim... Çünkü Sait Molla ile tabiri caiz ise kanka olan bu şahsın Türk Devrimi ile ya da Lozan'da Türk tarafı ile ne alakası olabilir???

KAOS
21.01.2010, 21:28
Ne biçim bir tartışmadır bu?
Osmanlıyı eleştirmek ile Cumhuriyetin kurucularını, kuruluş amaçlarını, kuruluşunda olanlar eleştirmek birbirinden hiç de farksız değildir.
Ne yani Osmanlı bizim atalarımız geçmişimiz değil mi?
Ve ayrıca ne yani Cumhuriyetin kurulması ile yanlış mı yapıldı?
Bizim yazılı kayda geçmiş ulaşabildiğimiz en eski atalarımızdan gelen tüm birikimler bizim birikimimizdir. Bir kere genetik şifremiz taa onlardan beri olanların birikimi..
Bu birikimi İslamiyet öncesi İslamiyet dönemi ve sonrası dönem ya da orta Asya dönemi, Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemi gibi ayırmak neye yarar.. Medeniyetlerin tarihleri bir bütündür, ve Devlet hayatında olanlar eleştirilebilir ve övülebilir.

Dünya'ya bakarsanız medeni, refah düzeyi yüksek, insanları mutlu, özgür ülkeler hep tarihler boyu aynı topraklar üzerinde var olmuş, devletlerinin ve en önemlisi devlet geleneklerinin kökleri yüzyıllar öncesine dayanan ülkelerdir. Devletler halkı ile birlikte yaşadığı medenileşme, sanayi devrimi ve fikirsel ve tecrübesel üst üste koymalar sonucu en ileri düzeye çıkar.
Bakınız dünya üzerinde ülkelere en medeni ülkeler bu tanımlamalara uyanlardır. (İstisnası ABD dir ama onun durumu ayrı bir tartışma konusudur)

Beki ya Afganistan, Mısır laflarını duyar gibiyim...
Ama dikkat!! İki temel nokta çok önemli;
Biri, yüzyıllardır aynı topraklar üzerinde olan devlet geleneği ve birikimi.
Diğeri ise medenileşme ve sanayi devrimi..
Bu iki temel gerekliliği yerine getiren her ülke ileridir, zengindir ve insanları mutludur.

Kim istemezdi Osmanlının yüzyıllardır biriktirdiği devlet geleneğini günümüze kadar gelmiş olmasın. Şu anda adımızın Osmanlı Devleti olması, zengin, demokratik, insanları refah içinde mutlu, özgür bir Osmanlı devletinde yaşıyor olmamızı eminim Atatürk bile isterdi. Şu anda Osmanlıca konuşuyor olmamızın ne gibi bir zararı olurdu. Ve şu anda atalarımızın kullandığı öztürk alfabelerini kullanıyor olsaydık ne kaybederdik? Almanlar var olduklarından beri aynı Almancayı, İngilizler atalarından beri aynı İngilizceyi, Yunanlılar dünya batı medeniyetinin temelini oluşturan atalarından beri aynı Yunancayı konuşuyorlar, keza Ruslar, Fransızlar, Norveçliler, İtalyanlar, İranlılar vs... Ve bu ülkelerin bazıları hala kendilerine has harfleri kullanıyorlar. Örnek Yunanlar ve Ruslar... Kolay olsun çağı izlesin diye harf inkilabı yapıldı söylemi çok kolaycı bir söylemdir ve gerçeği yansıtmaz..

Ama Osmanlı devlet geleneği ve birikimi medenileşmeden, sanayi devriminden, hukuktan, özgürlüklerden, kısacası modernleşmeden (bu lafıma lütfen atlamayın neyi kasdettiğimi bal gibi anladınız) hızlıca geri kaldığı ve daha önemlisi devlet olarak var oluşu artık mümkün olmadığından (işgal ve anlaşmalarla nedeni ile) yeni bir devlet kurmak zorunlu olmuştur.

Padişah varken, hilafet varken ve daha önemlisi ileri devlet olma temel unsurlarından ikincisi diye bahsettiğim konuya temelden karşı, bu unsurları anlamamış, hatta yok saymış kokuşmuş bir idari yapı ile nasıl Osmanlı devleti devam ettirilebilinirdi ki?

Yeni devlet ise kurucularının kendilerince gerekli gördüğü fikirsel temelleri gereği kendi kuralları kurumları ve gelenekleri ile sıfırdan var olmuştur. Mustafa Kemal'in bu yenileri hayata geçirme mi eskileri tekrar kullanmamı ikilemini çok tartışığı, kafa yorduğu bir çok kaynakta vardır.
Ancak eski devletin yok oluşunu hazırlayan sebeplerin eski devletin gelenek ve kuralları ile iç içe olmasını Atatürk bir sorun olarak görmüş ve eski kuralları yeniden kullanmanın halkı yeni devletin var oluşuna ayak uydurmasına engel olacağına hükmetmiştir. Ve yeni devlet ile her şey yeniden çağa uygun kurallarla var olma yoluna gitmiş devrimler peş peşine gelmiştir. Ama bir çok devlet birikimlerini yüzyıllar içerisinde elde edebilir içine sindirebilirken bizim için daha bir 100 yıl bile devrilmemiştir..

Ama Mustafa Kemal önce bunu yapmayı çok istemiştir. Yani Osmanlı devletinin Osmanlı devleti olarak devamını çok istemiş ve bunun için çaba sarf etmiştir, sadece o değil Jön Türklerde bunun için çok uğraşmışlardır,hatta bazı padişahlar bile bunu anlamış ve bir şeyler yapmak istemişlerdir ancak olamayacağı görüldüğünde yeni devlet kurmak zorunda kalınmıştır. Yeni devler yeni kurallarıyla yeni kurumlarıyla yeni gelenekleriyle var olmuştur.

Eski bence de fazlaca unutulmuştur, unutturulmuştur. Devlet geleneğimizi kültür birikimimizi tarihsel mirasımızı yok sayan tarihsel nankörler kadar eskiyi ölümüne savunanlar, yeni devlete karşı çıkanlar, en önemlisi şu anda var oluşlarını inkar eden nankörler bu unutuluşun eş failleridir.

Bilgisayarınız içinden çıkılamayacak kadar bozulursa içindeki yıllarca emek vererek biriktirdiğiniz bilgilerin düzenlemelerin ayarların kurtarabildiğiniz kadarını kurtarırsınız ve format atar yeniden sıfırdan işletim sistemi kurarsınız. Yeni işletim sisteminizde eski alışkanlıklarınızı kullanmak istersiniz ama bir çok şey maalesef yeni olur. Bu hiçte iyi değildir hatta çokta kötüdür, yazıktır ama bazen mecburidir..

fark
19.02.2010, 10:01
bu konuyu sadece harf inkılabı açısından değilde dilde sadeleştirme çalışmları açısından düşünmekte fayda var. çünkü konu alfabenin değiştirilmesi olsa da tartışılan konuların çoğu dilin anlaşılamaması ile ilgili. Osmanlı döneminde hakim olan dil Osmanlı Türkçesi idi. bu Türkçe; Arapça Farsça ve Türkçenin sentezinden oluşmuş bir dildi. saf bir Türkçe veya Arapça değildi; fakat bu dili Osmanlı Devleti gibi bu şekilde kullanan olmadığı için Osmanlı Türkçesiydi diyoruz. Alfabe değiltirilmesinden ziyade ben dilde yapılan sadeleştirilme çalışmalarını çok olumlu bulmuyorum. çünkü bu çalışmalar adı altında halkın bilmediği tanımadığı kelimeler dilimize girdi yani halk nerdeyse yeni bir dil öğrenmek zorunda bırakıldı. bir alfabeyi öğrenmek çok zor değildir 2 haftada çok rahat öğrenebilirsiniz fakat yeni bir dil öğrenmek kolay değildir ve daha uzun bir süreç gerektirir. Bu yüzden bu tartışmaların Latin Alfabesinin kabulünü şeklinde bir başlık altında tartışmak çok dar bir düşüncedir konu dilde sadeleştirme başlığı adı altında tartışılması daha uygundur. Çünkü dilde sadeleşme adı altında yapılan çalışmlar o kadar abartılıyorki her sabah uyanan yeni bir kelime daha buldum diyebilecek kadar sınır aşılıyor. ve daha sonra kökten bir değişimin mümkün olamayacağı anlaşılıyor. Fakat 100 yıl önce yazılmış bir metin okuduğumuzda da bunun anlamı ne acaba diyecek kadar da Osmanlı Türkçesine yabancılaşılıyor.

Networker
22.02.2010, 21:07
bilimsel geriliğimize karşı en önemli inkilap diye düşünüyorum. Sadece okuma oranı ile incelendiğinde bugun çoğumuzun buraya yazı yazamayacağını anlamak yetiyor aslında. Söylendiği gibi bir gecede kimler cahil olmuş sayısal veriler ile konuşmak lazım, Allah rızası icin o zaman olan bir hadis kitabını kaç kişi okuyabilirdi, şimdi kaç kişi okuyabilir mi ? Mana mı şekil mi ? yorumu size birakiyorum.

Geçmişimiz anlamak adına osmanlıca, arapca ve farsca daha kolay öğretilebilir. İlerleme adına bin yıllık arap alfabesini de ecus bucus diye isimlendirmek haddimiz degildir.

Networker
23.02.2010, 08:14
Senin teorine göre, bizde çağı yakalayan ülkeler sınıfında olmamız gerekmiyormu?

O ülkelerin kendi kültürleri ve değerleri ile bir yere geldiklerini -sömürgeci, işgalci olduklarını da unutmamak lazım - hepimiz biliyoruz.

Zorluk için alfabe değiştirilmez. Japonlar halen üniversitede bile okumakta zorlanıyorlar. Çinlilerin 3000 civarında harf karakterleri var. Alfabe sadece harflerden müteşekkil değil.

O geçmişimizi bir ruhu, kültürümüzün harcıdır.

Muhteşem bir kültürü, tarihi, sanatı, birikimi elimizin tersi ile ittik vesselam.

Yahu hayatınızda bir çinli ile çalıştınız mı ? Bırakın latif alfabesini kullanmayı, adam kartvizitinde ingilizce isim yazıyor kolay anlaşılsın diye, John Xing Xang yazıyor.

albina58
11.03.2010, 22:55
DİYOR Kİ;
Düşün bir kere,
Osmanlı imparatorluğu ne oldu?
Avusturya-macaristan imparatorluğu neoldu?
Dünyayı ürküten almanya'dan geriye bugün ne kaldı:
Demek hiçbirşey sürekli degildir.
Bugün ölümsüz gibi görünen nice güçlerden,
ileride belki pekaz şey kalacaktır.
Devletler ve milletler,bu idrakin içinde olmalıdırlar.
Bugün Sovyet Rusya komşumuzdur,müttefikimizdir.
Bu dostluğa ihtiyacımız vardır.
Fakat yarın ne olacağını kimse kesdiremez.
Tıpkı osmanlı imparatorluğu gibi,
tıpkı Avusturya Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir.
Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler,
avuçlarından kaçabilirler.
Dünya yeni bir dengeye ulaşır.
O zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir.
Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir,
İnancı bir,öz kardeşlerimiz vardır.
Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.
Hazır olmak,yalnız o günü susup beklmek değildir,
Hazırlanmak lazımdır.
Milletler buna nasıl hazırlanır?
Manevi köprüleri sağlam tutarak!
Dil bir köprüdür;
İnanç bir köprüdür;
Tarih bir köprüdür.
Bugün biz toplumlardan dil bakımından,
gelenek,görenek,tarih bakımından
ayrılmış,çok uzağa düşmüşüz.
Bizim bulunduğumuz yer mi doğru,onlarınki mi?
Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur.
Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz.

Bizim onlara yaklaşmamız gerekli...
Tarih bağı kurmamız lazım...
Folklor bağı kurmamız lazım...
Bunları kim yapacak?
Elbette biz! Nasıl yapacağız?
İşte görüyorsunuz,dil encümenleri,
tarih encümenleri kuruluyor...
Dilimiz,onun diline yaklaştırmaya ve
böylece irbirimizi daha kola anlar hale gelmeye çalışıyoruz...
Tarihimizi ona yaklaştırmaya çalışıyoruz..
ortak bir mazi yaratmak peşindeyiz.

''TürkiyatEnstitüsü'nü kurduk.
Kültürlerimizi bütünleştirmeye çalışıyoruz.
Bunlar açıktan yapılmaz,
adı konarak yapılmaz.
bunlar devletlerin ve milletlerin derin düşünceleridir.
İşitiyorum:
Benim dil ve tarih ile uğraştığımı
gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız;
''Paşa'nın işi yok!
Dil ve Tarih ile uğraşmaya başladı''
Diyorlarmış.

Yağma yok!!:
Benim işim başımdan aşkın.
Ben bugün ileri bir Türkiye
kurmaya ne kadar çalışıyorsam
YARININ TÜRKİYE'SİNİN
temellerini de atmaya o kadar dikkat ediyorum.
Bu yaptıklarımız hiçbir millete düşmanlık değildir.
Barıştan yanayız,
Barıştan yana kalacağız!
''Ama durmadan değişen dünyada,
Yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız.


29 EKİM 1933
Mustafa Kemal ATATÜRK


Acaba fikir beyan ederken,geniş perspektiften bakan bir arkadaş oluyormu?
Gerçi şimdi perspektifinde ne olduğunu sorarlar ya.

sandalli
11.03.2010, 23:48
Lise ve hatta üniversite okumuş birçok kişi kendi dilini doğru kullanamıyor. İmla kurallarından bihaber, bir de, bir kelimenin anlamını anlayamazlar diye insanları küçümsüyor. Ben burada latin alfabesini savunan birçok kişinin yaptığı yazım hatalarına sadece gülüyorum. Bence savunduğunuz şeyi önce siz doğru kullanmalısınız, yoksa küçümsediğiniz kişiler bile sizi gülünç bulabilirler.
Kurallarını bilmediğiniz bir yazı türünü savunmak ne kadar doğru? Kendi dilinizin zarflarını, yüklemlerini, öznelerini, sıfat ve zamirlerini tanımadan, bir yabancı kelimenin anlamını anlamazlar diye başka insanlarla dalga geçmek ne kadar doğru. Bu hiç tarzım değil, tarzı olanlara önce kendi dillerini öğrenmelerini tavsiye ederim. Ayrıca türkçe karşılığı olan bir kelimenin ecnebicesini kullanmak sizin bakış acınızın genişliğini göstermez.

H_Turan
12.03.2010, 00:45
Siz Nedenlerini yazmışınız ama ben farklı bir neden söyleyeyim Yeni Kurulan Devletler Kuvvetli olabilmesi için geçmişle bağıonı koparırlar geçmiş devletle alakalı her hangibi tarihi,kültürünü istemezler buna Alfabeside diyebiliriz nedeni bu da olabilir ama Doğrumu diyeceksiniz o kadar seneki dilli kayboldu kelimeleri o ayrı mesele

eceli58
22.03.2010, 13:20
Latin harfleriyle okuma yazma öğrenmek daha kolay değildir,
ben iki alfabeyi de okuyabilen biri olarak arap alfabesinin daha kolay öğrenildiğini biliyorum. Bence harf devrimi ülkemiz ve milletimiz için zaman kaybı olmuştur. Dünyanın en zor harflerine sahip uzak doğulular bile hala aynı harfleri kullanmaktadır. Harf devrimi hem geçmişe bir çizgi çekmiş hem de yeni neslin ecdadını anlamsını engellemiştir. Gereksiz ve geriye götürücü bir devrim olduğu kanısındayım. Haa tekrar geriye mi dönülmeli diye sorarsanız asla derim, zaten o fikri savunacak birinin olduğunu da düşünmüyorum.
Saygımla

Sayın Sandallı Bey :) Araplar arap alfabesini kullanmışta accayip ilerideler demi, etme tutma sayın yeğenim onların petrolü olmasaydı n.... ileri giderlerdi :):)

sandalli
22.03.2010, 16:40
Sayın Sandallı Bey :) Araplar arap alfabesini kullanmışta accayip ilerideler demi, etme tutma sayın yeğenim onların petrolü olmasaydı n.... ileri giderlerdi :):)

Halacığım benim konuya bakış açım farklı, ben savunduğumuz yazıyı yanlış kullanmıyalım diyorum.