PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü


Sivaslilar.Net
12.03.2011, 15:14
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez])

Ulaş'ta İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma günü nedeniyle program düzenlendi.

Cumhuriyet Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Ulaş İlçe Milli Eğitim Müdürü İsrafil Göçgün, Mehmet Akif Ersoy'un hayatının her genç tarafından örnek alınması gereken bir şahsiyet olduğunu belirtti.

Şairin tüm eserlerinde fikri ve yaşantısı ile ilgili ip uçları bulmanın mümkün olduğunu ifade eden Göçgün, İstiklal Marşımızın 'Hakkıdır Hakka Tapan Milletimin İstiklal' dizesinde doğruluk, vatanseverlik, bağımsızlık ve inançla yaşamanın önemini ortaya koyarak, aynı zamanda hayat felsefesini de ifade etmiştir" dedi

Ulaş Lisesi Tarih Öğretmeni Halit Akbulut, İstiklal Marşı'nın nasıl kabul edildiğini anlattı.

Ulaş Lisesi öğrencilerinin İstiklal Marşı konulu Oyunu sahnelemesinin ardından, Mehmet Akif Ersoy ile ilgili en güzel şiir okuyan, şair ile ilgili en iyi şiir yazan ve resmini yapan öğrencilere ödülleri verildi.

Programa, Ulaş Jandarma Komutanı Kıdemli Başçavuş Zülfikar Özılgın resmi daire müdürleri okul müdürleri ve öğrenciler katıldı.

(Anadolu Ajansı)

Kibrisli
12.03.2011, 16:12
Cenab-ı Allah bize yeniden bir marş yazdırmak zorunda bırakmasın...Bize özgür bir ülkede kendi bayrağımız altında kendi Ulusal Marşımızı söylememizi sağlayan başta Büyük Devrimci, Önderimiz Mustafa Kemal, Tüm şehitler ve Vatan Şairlerimizden Büyük şair Akif'i saygı ve özellikle Sevgi ile anarım... Sizlere Minnettarız...

NECMEDDİN ÖZBEK
12.03.2011, 16:25
ulusal kurtuluşumuz ve yeniden var oluşumuzu borçlu olduğumuz ulu önder M.kemal ATATÜRK ve onun silah arkadaşları başta olmak üzere istiklal marşımızın yazarı yüce şair M.akif ERSOY'un mekanları cennet olsun allah türk milletne esaret göstermesin.

_DuMaN_58
12.03.2011, 17:01
"Cenab-ı Allah bu milleti bir daha İstiklal Marşı yazmak zorunda bırakmasın."

goramaz
12.03.2011, 22:17
Bu ülkeye nice Mehmet Akif'ler yetiştirmek hepimizin boynumuzun borcu. Nasıl bir tarihe sahibiz böyle .. Ne kadar övünsek azdır.

burak5866
12.03.2011, 23:45
mehmet akif ersoy ki bağımsızlık için ılgaz dağlarına soğukta at arabasıyla giden ve yolda kurtlara atları defa ederek yürümek zorunda kalan kişi.o mücadelelerle vatanı bize geleceğe bırakmıştır.onun için bu cennet vatana sahip çıkmalıyız.

amazon10
12.03.2011, 23:58
Ey sürüden arkaya kalmış yiğit
Arkadaşın gitti haydi sen de git
Bak ne diyor ceddi şehidin işit
Haydi git evladım uğurlar ola

Haydi git evladım açıktır yolun
Zalimlere karşı bükülmez kolun
Bayrağı çek ön safa geçmiş bulun
Uğurun açık olsun uğurlar ola... Mehmet Akif ERSOY

İstiklal marşımızın kabul edilişinin 90. yılı

özgüven
13.03.2011, 08:42
İSTİKLAL MARŞI'mızı bizlere kazandıran MEHMET AKİF ERSOY'u rahmetle anıyorum.Mekanın CENNET olsun.

Kendisininde ifade ettiği gibi ALLAH bu memlekete bir İSTİKLAL MARŞI daha yazdırmasın.

Mehmet Akif ERSOY'un söylediği mükemmel sözdür.Bu söz.

O şiir bir daha yazılamaz, o'nu ben de yazamam. o'nu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. o şiir artık benim değil, milletin malıdır. benim, millete en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir istiklal marşı yazdırmasın.

H_Turan
13.03.2011, 09:12
istiklal marşından rahatsız olan zihiyet var malasef

NECMEDDİN ÖZBEK
13.03.2011, 10:09
istiklal marşından rahatsız olan zihiyet var malasef

malesef var H.Turan kardeşim

H_Turan
13.03.2011, 10:19
malesef var H.Turan kardeşim

İstiklal marşından ve bayraktan rahatsız olan zihniyet ayrıca ezan içinde geçerli çünkü bağısızlığımızın senbolü bunlar birde yarin birgün savaş çıksa umursamaz bunlar

NECMEDDİN ÖZBEK
13.03.2011, 10:29
İstiklal marşından ve bayraktan rahatsız olan zihniyet ayrıca ezan içinde geçerli çünkü bağısızlığımızın senbolü bunlar birde yarin birgün savaş çıksa umursamaz bunlar

haklısın kardeşim yakın tarihimizi birazıcık okursan savaşta kimin kimden yana tavır aldığını görürsün birde

edirnenin hamamı
yandan çıkar dumanı diye bir türkü hatta ağıt diyelim o ağıdıda sonuna dek dinle ne demek istediğimi anlarsın selamlar.

NECMEDDİN ÖZBEK
13.03.2011, 11:09
H.Turan kardeşim ezan müslüman ülkelerin tamamında okunur o bir sembol değil 5 vakit namaza çağrı ve davettir islam inanışının olmazsa olmazıdır.oysa bayrak ve ulusal marş bağımsızlığın devlet olmanın sembolüdür bunları bir birine karıştırmasan iyi edersin selamlar

titizyiğido
13.03.2011, 17:09
bence bi ülkede rahat rahat ezan okunması da bi bağımsızlık sembolüdür............

NECMEDDİN ÖZBEK
13.03.2011, 18:16
bence bi ülkede rahat rahat ezan okunması da bi bağımsızlık sembolüdür............

sevgili kardeşim ezan evrenseldir dünyanın müslümanım diyen her yerinde okunur oysa bayrak ve ulusal marşlar ülkelere özgü aynı zamanda bağımsızlığında sembolüdür allah göstermesin bir ülke esaret altında ise orada bayraktan ve ulusal marştan yoksun kalına bilir ama ezan bir başka müslüman ülkede yine okunur o ülke müslüman ülkelerin yani islamın ortak değeri olan ezanı yine okur ama senin istiklal marşını okup ay yıldızlı şanlı bayrağını göndere çekmez çekemez işte onun için bunları bir birinden ayrı değerlendirmek lazım benb unu anlatmaya çalıştım.

mansur58
19.03.2011, 21:11
Mehmet Akif’in cenazesi

Doğrudur... Eğer geçmişinizle açık yüreklilikle hesaplaşamıyorsanız, bir millet olarak geleceğinizi sağlam temeller üzerine kuramazsınız...

“Yalan” ilelebet baki kalamaz...

“İdeolojik tercihler”, zaman içinde tarih sahnesinden çekilir, yerini “gerçeklere” bırakır...

Sürekli “saptırmalar” ve “ısrarla savunulan kırmızı çizgiler” üzerine kurulan bir yaşam biçimine insanların da, devletlerin de dayanması mümkün değildir...

Bir anı...

1989 yılı... Sovyetler Birliği Moskova’da “kapı gibi” duruyor. Ben, Azerbaycan topraklarında, Dağlık Karabağ’da muhabirlik yapıyorum. Azeri dostlarımız çok ağır koşullarda sürdürdüğüm ve onların davalarını dünyaya aktardığım bu çalışmadan etkilenmişler, beni, o günün Azerbaycan “televizyası”na konuk ettiler. Program yapımcısı, Fazıl Abbasov, jenerik dönmeden az önce bana, “Aman Ardan bey, sözlerinin en sonunda, Atatürk ile Lenin arasında kurulmuş Türk-Sovyet dostluğuna mutlaka değin, programı öyle kapatalım” demez mi... Ne dostluğu? Türkiye NATO’nun “cephe ülkesi...” Atatürk-Lenin döneminin ardından Soğuk Savaş patlamış ortalık birbirine girmiş... “Ama Fazıl bey, bu bir yalan... O zaman bir dostluk var ama şimdi biliyorsun durum çok farklı” dediğimde suratı bembeyaz oluyor... Anlıyorum... Ve inanmadığım o cümleyle sonlandırıyorum sohbeti...

Sovyetler Birliği’nin neden battığına ilişkin pek çok teori söylenebilir ama, bana göre, batıran “bir zamanlar üretilen ve ısrarla tekrarlanan yalanlardır...”

“Yalanda ısrar” bir millet için en büyük risktir...

Mehmet Akif gerçeği

Mehmet Akif Ersoy, “milli şairimizdir...” İstiklal Marşı’nın yazarı... Bunun da ötesinde Çanakkale Şehitleri şiirinin üzerinde bir mana yakalayabilir misiniz Türk dilinde? Bir milletin evlatlarının trajik kaderini onun kadar iyi anlatabilmiş bir ses... Hayır!..

Birinci Meclis’te, Burdur milletvekiliydi... “Gazi meclis”in şerefli üyesidir... İstiklal Marşı için Vatan aşkıyla yanıp tutuşarak sürgünlere gitmek zorunda kaldı... Toprak hasretiyle hasta döndüğü memleketinde, yakın dostlarının desteğiyle tedavi edilmeye çalışıldı... 27 Aralık 1936 gününde vefat etti. Tarihe düşülen kayıtlara göre, dönemin tek parti iktidarının “Dahiliye Vekili” Şükrü Kaya, İstanbul valiliğine gönderdiği

mesajda cenazeye sahip çıkılmamasını ve tüm resmi zevatın cenazeden uzak durmasını istemişti.
Mehmet Akif Ersoy’un cenazesinde yaşanılanları 16 Aralık 1971 tarihli dönemin Babıalide Sabah gazetesinde yer alan şu makaleden öğrenelim isterseniz:

“Hayat Ansiklopedi’sinin ikinci cildinin binyüzyedinci sahifesinin birinci sütununda şöyle deniyor: 27 Aralık 1936’da öldü. Halkın ve gençliğin katıldığı muazzam bir kalabalıkla Edirnekapı Şehitliği’ne götürüldü. Gerçek tamamıyla tersinedir. Hafif kar yağışı olan 27 Aralık günü büyük Türk şairi, büyük Müslüman Mehmet Akif Ersoy’un tabutu dört hammalın sırtında Beyazıt Camii’ne getirildi. Burada kılınan öğle namazından sonra tabut, yirmibeş otuz kişiden ibaret cemaatin omuzları üzerinde yola çıkarıldı. Sonunda mezarının başında onüç kişi kaldı. Bu onüç kişiden bir tanesi Mısırlı idi; diğerlerinden aklımda kalanlar şunlardır: Tıp talebesi Fethi Tevetoğlu, tıp talebesi Alaattin Ören, tıp talebesi Muammer Ertan, tıp talebesi Kemal Kale, tıp talebesi bu naçiz satırların yazarı...”

Bu anı yazısı, babam, merhum Dr. Neşet Adnan Zentürk’e aittir... Ne zaman, Mehmet Akif Ersoy’u hatırlasa, bir devrin baskısına direnebilen o “tıbbiye talebelerini” anlatır ve büyük şairi elleriyle mezarına koyarken o gencecik yaşında taşıdığı derin duyguları aktarırdı...

Mehmet Akif Ersoy’un cenazesinden söz ederken gözleri dolar, gözümün önünden hiç gitmez, aldığı Osmanlı terbiyesi ile yerinden kalkıp, bir müddet odadan çıkardı...

Neyin kavgası bu

Milli şairini sürgünlerde yaşatıp, tıbbıyelilerin cesaretine emanet eden, (babamın o gençlerin arasında olması her zaman benim ve tabii şimdi torunları için bir gurur kaynağıdır) bir yapının kendini yenilemeden olduğu gibi korunmaya çalışılması, yıkımdır...

Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın, AK Parti Kongresi’nde yaptığı konuşmada dile getirdiği gerçekler geleceğimiz açısından önemlidir. Geçmişin acılarıyla hesaplaşmadan bir yere gidemeyeceğimizin açık ifadesidir...

Mehmet Akif Ersoy’un cenazesinde yaşanılanlar önemlidir... Türkiye, o cenazeye katılma cesaretini gösteren o gencecik insanların cesaretini gösteremezse, bir yere varamaz...

Gazetecı yazar
Ardan Zenturk

mansur58
19.03.2011, 21:16
TARİHİMİZ

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Yıl 1966 sonları. Kapınıza bir adam gelir. Adı Emin Ersoy’dur. Merhum Akif’in oğlu. Bir öğle sonrası odamdayım. ”Sizi biri görmek istiyor” dediler. “Buyursun” dedim. İçeri tıraşı uzamış, üstü başı bakımsız, yaşlıca, çelimsiz bir adam girdi. Hazırolu andıran bir duruş ve hafif bükük bir boyunla: ”Bendeniz Mehmet Akif’in oğluyum” dedi. Bir anda ne olduğumu şaşırdım. Nasıl şaşırdım bilemezsiniz. Eski bir dostluk havası yaratmak istercesine: ”Oooo buyurun buyurun, nasılsınız?” türünden bir yakınlık göstermeye çalıştım. O, tavrını bozmadı: “Rahatsız etmeyeyim. Sizden ufak bir yardım rica etmeye gelmiştim.” dedi. Gökler mi tepeme yıkıldı, yer mi yarıldı da, ben mi yerin dibine geçtim; doğrusu fena allak bullak oldum. Ve tek yapabileceğim şeyi yaptım, cüzdanımı çıkartıp uzattım. O, bükük boynuyla: ”Siz ne münasip görürseniz.” dedi. Cinnet cehennemlerinin tüm yıldırımları düşüyordu yüreğime. ”Durun bakalım neyimiz varmış” gibilerden cüzdanı açtım; içinde ne varsa çıkardım, fazla bir şey de yoktu. Bir iki adım attı. Sanırım sadece bir 10, yahut 20 lira aldı. “Çok çok teşekkür ederim, rahatsız ettim.” dedi ve çıktı. Aradan bir ay geçti geçmedi; gazetelerde küçük bir haber ilişti gözüme:

Beşiktaş’taki çöp bidonlarından birinde Mehmet Akif’in oğlunun ölüsü bulunmuştu.

(Yazar Çetin Altan)

Bu degerlere karsı millet olarak gerekli vefayı ne yazıkkı gosteremedik.

Mekanları cennet olsun