![]() |
--->: Haftanın Duası..
HEY ÖLÜM!
Ey, bu dünya hayatını öbür ikizine bağlayan göbek bağı! Ey, dünya ile ahiret arasındaki sırlı kapı! Ey, ölüm meleğinin bile geçmek zorunda olduğu ğaybi dehliz! Ey, sevmeyeni seveninden çok olan kaçınılmaz kader! Ey, çoklarının peşinen suizan ettiği tükürük hokkası! İyi ki varsın. Senin olmadığın bir dünyada yaşamak istemezdim. Zaten böyle bir dünya yaşanacak bir dünya da olmazdı. Düşünsene ey ölüm, farzı muhal sen ölmüşsün, insan ölümsüzleşmiş. Ne olurdu şu yalan dünyanın hali? Kim tutardı insanoğlunu? Ne frenlerdi insanoğlunun ihtirasını? Azgınları, sapkınları, zalimleri, kâfirleri, hainleri, gafilleri kim zapt ederdi? Nemrutlardan bunaldık mı, “ölüm var” deyip teselli oluyoruz. Firavunların zulmünden gına geldik mi, “ölüm var” deyip teselli oluyoruz. Zalimlerin pençesine düştük mü, “ölüm var” deyip teselli oluyoruz. Eşkıya dünyaya hükümdar oldu mu, “ölüm var” deyip teselli oluyoruz. Ya sen de olmasan, ne teselli eder bizi? Ha, yanlış anlaşılmasın: Bizi teselli eden bizatihi senin varlığın değil. Asıl teselliyi, seninle gelen “Hesap Günü” ile buluyoruz. Biz ölümü, büyük mahkemeye çıkış için bir celp olarak anlıyoruz. Zaten, seninle teselli olmamızın anlamı, “ilahi adalete” olan güvenimiz. Sen sadece bizi ilahi adalete yaklaştıran bir araçsın. EY ÖLÜM! Sana hazır olmayanlar, seni kötü göstermek için ne kadar büyük gayret harcıyorlar? Onlara sormak geliyor içimden: Siz kaç kere öldünüz? Ölümü ne kadar tanıyorsunuz? Ölümü karalamakla ne umuyorsunuz? Sana yapılan en büyük iftira, senin bir “intikal” değil, bir “unutuluş” ve “yok oluş” olduğunu söylemektir. Bunu söyleyenler, suçluluk psikolojisiyle sana iftira ediyorlar. Mahkeme kaçağı bir suçlu gibi davranıyorlar. İlahi adalet önünde yargılanmaktansa, yok olup gitmeyi, unutuluşa terk edilmeyi tercih ediyorlar. Dünyaya kazık çakmak için elinden geleni yapan bu tip, neden ahiret diye bir hayatın olmasını istemez ki ey ölüm? Bu uğurda, neden var oluşundan vazgeçmeye kalkar? Nedir bu tipin gözünü bu kadar korkutan, aklını bu kadar dumura uğratan, kanını tepesine sıçratan? Sahi, insan hiç yok olmayı, unutuluşa terk edilmeyi ister mi? Bu talep, insanın kendi kendisini böceklerle, sineklerle, amiplerle eşitlemesi değil de nedir? İnsan neden kendisine bu hakareti reva görür? Ebedi bir hayatın kollarında yaşamak varken, niçin “keşke toprak olup gitseydim” der? Sebebi, vahyin “küfür” dediği şeydir değil mi ey ölüm? Sebebi tek dünyalı bir hayat yaşamaktır: tek dünyalı ve dünyacı, dünyaya meftun, dünyaya bağlı… Böyle biri öbür dünya için hiçbir şey hazırlamaz. Değil mi ama; kim inanmadığı bir dünya için bir şeyler biriktirir? Eğer inandığı halde bir şeyler hazırlamamışsa, o da ayrı bir beladır. Suyu getirenle testiyi kıranı kim bir tutar? Bu ALLAH’a iftira olmaz mı? Sana yapılan bir başka iftira, senin uyku olduğunu söylemektir. Bu iftira, aynı zamanda bunun tersini söyleyen Hz. Peygamber’i de yalanlamaktır. Sahi ey ölüm, birileri omuzlarında taşıdıkları cesetleri toprağa gömerken, neden “rahat uyu” derler. Bunu ölenin nasipsizliğine mi yormalı, gömenin nasipsizliğine mi, yoksa her ikisinin nasipliğine mi? Duydun mu ey ölüm bu güruhun “ebedi istirahatgah” edebiyatını? Kim bilir sen bile gülmüşsündür bu trajikomik duruma. Ebedi istirahatgâhmış. Bunlar kendilerini ne sanıyorlar ey ölüm? Toprağın üstünde yürüttükleri saltanatlarını toprağın altında da, hatta ahirette de yürüteceklerini mi sanıyorlar? Veya aslında bir şey sandıkları yok da, ölüm karşısında yaşadıkları derin şaşkınlık ve çaresizliği örtmek için, bu söylemleri bir tür zihni alkol ve uyuşturucu olarak mı kullanıyorlar? Doğru ya ey ölüm; “ALLAH rahmet etsin” diyemezler ki? Hem nasip olmaz, hem dilleri varmaz. Bunu demek için 1) ALLAH’A, 2) ahirete, 3) ilahi rahmete inanmaları lazım. Hem ALLAH kimlere rahmet edeceğini, Haşr suresinin 10. ayetinde açıkça buyurmuş. Bu ayette ALLAH müminlere kimler için rahmet dileyeceklerini öğretiyor. Kendisine ALLAH’TAN rahmet dilenecek kimselerin olmazsa olmaz özelliği, İmanla göçüp gitmiş olmaları. “İman kalpte gizlidir” diye üfürecek olanlara, söylenecek söz belli: Bir Müslüman da zaten kalpte gizli olandan yola çıkarak rahmet dilemez, ölenin hayatına bakarak diler. EY ÖLÜM! Sen hep konuş. Sen konuşunca herkes susuyor. Senin sesin herkesinkinden gür çıkıyor. Ama ahir zamanda bir güruh peyda oldu: Sen konuşunca, hatta bağırınca dahi susmayan. Senin sesini bastırmak için gürültü patırtı yapan. Bu güruh da dâhil, hiç kimsenin senin elinden kaçamayacağını bilmek bizi teselli ediyor. Asıl soru şu: Bizi teselli eden şey, neden onları bunca küstahlaştırıyor? SEN HİÇ ÖLDÜN MÜ? HAZIRLAYAN: NURULLAH ŞAHİN Mail Adresi: [email]nurullah_sahin34@hotmail.com[/email] |
--->: Haftanın Duası..
[QUOTE=Kaptan-58;258857][B]ARKADAŞLAR ALLAH KISMET EDERSE BURAYA HER HAFTA YENİ BİR DUA YAZACAĞIM...[/B]
[B]İŞTE BU HAFTANNIN DUASI - 29.04.2008 [/B] [B][I]Gönlümü dua etme ihtiyaç ve iştiyakıyla donatan Rabb-i Rahim’e kendisine yapılan münacâtların harfleri adedince hamd ü senâ ediyor, tazarru ve niyaz âdâbını talim buyuran Rehber-i Ekmel Efendimiz’e, mübarek hanesinin seçkin fertlerine ve Ashab-ı güzînine ağzı dualı kulların nefesleri sayısınca salât ü selam gönderiyor; Şefkat Peygamberi’nin hak nezdindeki kıymetini şefaatçi edinen bir merhamet dilencisi olarak bir kere daha Cevâd ü Kerîm’in dergahına el açıyorum: Allahım nice ümit ve emellerimi gerçekleştirdin, onca beklenti ve taleplerime cevap verdin.. beni kaç kere sevdiğin ve hoşnut olduğun işlere muvaffak eyledin.. hastalıklarıma şifa lutfettin.. ve bendeni hasımlarının ellerine ve dillerine düşürmedin. Ey bu lütf u ihsanlarda bulunmasa bile, Zatı itibarıyla bütün hamd ve senâlar hakkı olan Meşkûr u Mahmud, şükürler olsun Sana. Allahım, i’tikad, söz ve amel bakımından şanına lâyık olmayan her türlü kusurdan Zatını yüce tutma ve Sana layık olan sıfatları da isbat etme adına dile getirilen sözlerin en güzelleriyle, renk renk, desen desen tesbîh ü takdîs ifadeleriyle Seni anmak istiyorum. Sırf Senin hoşnutluğunu gözeterek ve rızana ermiş bir kul olma ümidi besleyerek Seni tesbîh ü takdîs etmeyi arzuluyorum. Bu talebimi gerçekleştirmeyi nasip eyle Allahım, beni bu devletten mahrum kılma, rahmetine açılan ellerimi boş koyma. Bendeni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan sonra yeniden toparlanıp dergahına yönelen, büyük-küçük her gaflet karşısında himmet kanatlarını açıp Senin inâyetine sığınan “tevvâbîn” unvanlı kullarının arasına kat. Bu perişan kulunu bilhassa seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dahil et; beni günahlardan, ayıplardan, isyanlardan, kusurlardan ve hakka muhalefet etme tehlikelerinden arındır. Ey kendisinden istekte bulunulanların en cömerdi ve ey talepleri yerine getirenlerin en hayırlısı Yüce Rabbim!.. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim günahlardan dolayı beni yarlığamanı ve hususi himayene, ilahî riâyetine almanı diliyorum. Sana karşı her an kulluk şuuruyla yaşayabilmenin kapısını ve ihsan sırrını benim için aç; beni peygamberlerin, sıddîkların, şehitlerin ve sâir sâlih kulların yoluna hidayet eyle. Efendiler Efendisi’ne, O’nun nezih aile fertlerine ve seçkin arkadaşlarına salât ü selam ederek bunları Senden dileniyorum, Rabbim![/I][/B][/QUOTE] [B][COLOR="DarkOrchid"]Amin Amin Amin. Allah kabul etsin. Yüreğine sağlık.[/COLOR][/B] |
Şahit olarak RABBİM yeter!!!....
[CENTER][B][I]Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O´dur. Şahit olarak Allah yeter.
Fetih Suresi: 28[/I][/B][/CENTER] |
--->: Şahit olarak RABBİM yeter!!!....
eline koluna sağlık tşk................
|
--->: Haftanın Duası..
07.05.2008....
[B][I]Allâh'ım, nefsime takva ver. Onu temizle, nefsi en iyi temizleyen Sen'sin, nefsimin velîsi ve Mevlâsı Sen'sin. Allâh'ım, faydasız ilimden, huşuu olmayan gönülden, doymayan nefisten, kabul edilmeyen duâdan sana sığınırım. Allâh'ım, yaptığım ve yapmadığım şeylerin şerrinden sana sığınırım. Allâh'ım, üzerimde bulunan nimetinin gitmesinden, sağlığımın ters dönmesinden, ansızın bastıracak öfkenden ve her türlü gazabından sana sığınırım. Kalbin mühürlenmesine sebep olacak tamahtan sana sığınırım. Allâh'ım, bana kazâya rıza, öldükten sonra rahat hayat, kerîm vechine bakma lezzeti lûtfeyle.[/I][/B] |
-->: Haftanın Duası..
[B]Ey Rabb’imiz! Nezdinden göndereceğin bir nurla simalarımızı pırıl pırıl hale getir. Gönüllerimizi kâmil imana aç ve bizi, razı olduğun amelleri işlemeye muvaffak kıl! İhlâsa erdirdiğin kullarının kalblerindeki kilitleri çözdüğün gibi kalbimizin kapılarını da marifetine ve muhabbetine aç. Bizi kapının eşiğine yüz sürmekten mahrum etme ve o ulu dergâhına yüz sürüp bir dilekte bulunduktan sonra da talebimizi reddetmek suretiyle bizi cezalandırma![/B]
|
-->: Şahit olarak RABBİM yeter!!!....
[B]Evet şahit olarak allah yeter ona ne şüphe gayet tabiki onun şahitliği yeter[/B]
|
--->: Şahit olarak RABBİM yeter!!!....
[I][B]BİTTİM YARAB
DİYENE YETTİM KULUM DİYEN BİR ALLAH VAR[/B][/I] |
--->: Şahit olarak RABBİM yeter!!!....
Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Bizden üzüntüyü gideren Allah’a övgüler olsun. Rabbimiz, gerçekten de Bağışlayandır, Takdir Edendir. O ki bir armağan olarak bizi kalınacak bir yurda yerleştirdi. Orada ne bir yorulma, ne de bir bıkkınlık duyarız. Fatır Suresi Ayet 34-35 |
Ya RABB !!
Ya Rabb! Bir gül ver, gafil gönlüme,
Ben de bu aleme, gülüvereyim. Güle rengin veren Rasûlullah’ta, Aynileşip fani oluvereyim. Ya Rabb! Bir sır ver, gafil gönlüme, Gaflet kabuğunu kırıveyim, İrfandan ihsana uçur kalbimi. Ben de beni Sen’de buluvereyim. Ya Rabb! Bir nur ver gafil gönlüme, Hakikati anda görüvereyim... Yakinle taltif et, hem imanımı, Benden geçip Sana varıvereyim. Ya Rabb! Bir aşk ver gafil gönlüme, Hasretinle dolup yanıvereyim. Çıkar ol ağyarı benim kalbimden, Aşkın lezzetine kanıvereyim. Ya Rabb! Bir el ver gafil gönlüme, Senin divanına girivereyim. Hakikat marifet nasip et bana, Mevtten önce mevte eriveyerim. Ya Rabb! Bir Sen ver gafil gönlüme, Benliğimden çıkıp ölüvereyim. Ya beni al benden, ya da Seni ver, Seninle başbaşa kalıvereyim. |
| WEZ Format +2. ?uan Saat: 18:26. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.