![]() |
Cevap: Hüseyin İnan
[QUOTE=gangster;615272]Güzel kardeşim,
eğer yazıyı dikkatli okursan herhangi bir çelişki olmadığını fark edersin.Benim naçizane fikrim; sen yazının içinde geçen "saygı duymak" ve "saygı göstermek" deyimlerini birbirlerinden ayırt etmeden yorumlamışsın.Zira insanlar benimsemedikleri fikir ve savlara karşı saygı gösterirler.En azından göstermek zorundadırlar.İnandıkları,benimsedikleri,peşinden koştukları fikirlere karşı ise saygı duyarlar.[/QUOTE] "Saygı duymak"la "saygı göstermek" aynı anlamları taşırlar. Bir yanlışlık olsa gerek. En iyisi bunu bir araştır. Duymak duyularla olanlardır. Göstermek duyuların gerektirdiğini fiilen yerine getirmektir. Yani düşünmek ve yapmak. Aynı kapıya çıkıyor. Düşündüğünü yapmak gibi. [QUOTE] Senin şu cümlenin altında yatan yanlış kastıyla belirttiğin fikir bana göre doğru olabilir.[/QUOTE] Dünyada yedi milyar nüfus var diye, yedi milyar da değişik fikir vardır anlamını çıkarmak doğrumu? Temel doğrular vardır. Hatta tüm insanların benimsediği evrensel doğrular vardır. [QUOTE] Bana göre senin düşüncen yanlış diyede seni zorla onlardan vazgeçirmeye çalışmamalı,sana kendi doğrularımı dikte etmemeliyim.[/QUOTE] Dikte değil tabiki, eğitim dayatma ile olmaz. İnsanlar birbirlerini bilgi paylaşımıyla eğitirler. Eğitim kurumları neden vardır ki? Benim yanlışlarım varsa (temel yanlışlar), benimle yanlış olduğunu paylaşman [U]senin bir insanlık görevindir.[/U] [QUOTE]İşte burada düşünce özgürlüğü çerçevesinde saygı gösterme devreye girmektedir.[/QUOTE] Adam öldürme, hırsızlık yapma, hak yeme vs. gibi fikirlerine saygı duyar mısın? [QUOTE]Olaya başka bir boyuttan bakarsak;bugün sen Başbakanın makamına çıksan (ki forumdaki yazılarına göre kendisinden pek haz etmediğin kanaatindeyim) belirli saygı kuralları çerçevesinde hareket edip saygı göstermez misin?Ama saygı gösterdin diye de onun düşüncelerini benimsemiş olmaz,onun şahsına duyduğun saygıdan dolayı bunu yapmış olmazsın.[/QUOTE] İnsanların yaşamaları, sosyal ihtiyaçlarını karşılamaları benim olduğu gibi onlarında haklarıdır. Sadece bunlar olmazsa olmaz haklarıdır. Diğer saygı duyulacak özellikleri ise insan yararına olan fikirleridir. Ki bu fikirleri de temel doğrularla örtüşmesi gerekmektedir. Yukarda belirttiğim gibi, insanlara zararlı olan fikirlerine saygı duymam, eleştiririm(yapıcı). Zaten hukuk ta saygı duymaz ve onu cezalandırır. [QUOTE]Yazıyı bu söylediklerim dairesinde bir daha okursan belki farklı bir değerlendirme bulunabilir,bu insanların fikirlerine saygı gösterdiğimi,şahıslarına ise saygı duyduğumu belirttiğimi görebilirsin.Onların fikir ve ideolojilerinin doğru veya yanlış olduğunu tartışmanın yeri ise burası değildir.[/QUOTE] Fikirleri tartışmanın yeri neresidir? Forumlardır elbette.. :) |
Cevap: Hüseyin İnan
[QUOTE]"Saygı duymak"la "saygı göstermek" aynı anlamları taşırlar. Bir yanlışlık olsa gerek. En iyisi bunu bir araştır. Duymak duyularla olanlardır. Göstermek duyuların gerektirdiğini fiilen yerine getirmektir. Yani düşünmek ve yapmak. Aynı kapıya çıkıyor. Düşündüğünü yapmak gibi.[/QUOTE]
Bir yanlışlık yok.Bu iki deyim farklı anlamlar taşırlar.Daha önceki iletimde açıklamaya çalışmıştım ama kabaca bir daha değinirsem:Saygı duymak için bir hissiyat lazımdır.Saygı göstermek ise adı üstünde göstermeliktir.Dediğim gibi bu sadece kabaca bir tarif.En iyisi bunu bir araştır. [QUOTE]Dünyada yedi milyar nüfus var diye, yedi milyar da değişik fikir vardır anlamını çıkarmak doğrumu? Temel doğrular vardır. Hatta tüm insanların benimsediği evrensel doğrular vardır.[/QUOTE] Ben yedi milyar fikir vardır demiyorum zaten.İnsanlar ortak bir olgu dairesinde aynı görüşleri benimseyebilirler.Burada mevzu bahis olan konuda tüm insanlığın benimsediği evrensel doğrular değildir.Hüseyinlerin,Yusufların,Denizlerin benimsemiş oldukları ideolojidir.Ve (genel olarak) Sosyalizm veya Komünizm bir evrensel doğru değildir. [QUOTE]Dikte değil tabiki, eğitim dayatma ile olmaz. İnsanlar birbirlerini bilgi paylaşımıyla eğitirler. Eğitim kurumları neden vardır ki? Benim yanlışlarım varsa (temel yanlışlar), benimle yanlış olduğunu paylaşman senin bir insanlık görevindir.[/QUOTE] İnsanlar bilgi paylaşımıyla birbirlerini eğitmezler,birbirlerini bilinçlendir veya öğretimde bulunurlar.Eğitim olabilmesi için bir eğitmen gerekir.Eğitmenin de konusunda ehil olduğunu gösteren emareler gereklidir.Eğitim kurumları da bu sebeple vardır. [QUOTE]Adam öldürme, hırsızlık yapma, hak yeme vs. gibi fikirlerine saygı duyar mısın?[/QUOTE] Bu saydıkların fikir değil eylemdir. [QUOTE]İnsanların yaşamaları, sosyal ihtiyaçlarını karşılamaları benim olduğu gibi onlarında haklarıdır. Sadece bunlar olmazsa olmaz haklarıdır. Diğer saygı duyulacak özellikleri ise insan yararına olan fikirleridir. Ki bu fikirleri de temel doğrularla örtüşmesi gerekmektedir. Yukarda belirttiğim gibi, insanlara zararlı olan fikirlerine saygı duymam, eleştiririm(yapıcı). Zaten hukuk ta saygı duymaz ve onu cezalandırır.[/QUOTE] Yazımdan alıntıladığın bölümle yaptığın yorum arasında herhangi bir ilinti kuramadım.Özür dilerim. İnsanların sana göre zararlı olan fikirlerine saygı göstermeden yapıcı hiçbir eleştirin yerine ulaşmaz.Zaten saygı göstermeyerek baştan yapıcılık adına köprüleri atmış olursun.Benimle bir münazara içerisine giren bir insan önce benim fikirlerime saygı göstermeli ki ben onun gerçekten beni dinleyip,anlayıp,eleştirebileceğine ikna olayım. [QUOTE]Fikirleri tartışmanın yeri neresidir? Forumlardır elbette.. [/QUOTE] Her forum her konunun tartışıldığı doğru adres değildir.Öncelikle amacına hizmet etmelidir.Bu forum seninle girdiğimiz tartışmaya müsait olsa bile bununda konuya uygun bir başlık altında konuşulması gerekir.Ben tartışmanın yeri burası derken başlığı kastetmiş,ölüm yıl dönümünde anılan insana,konuyu açan saygıdeğer kardeşime veyahut abime saygısızlık yapmamayı öngörmüştüm. Ayrıca eleştirilerin içinde teşekkür ederim. |
Cevap: Hüseyin İnan
Sondan başlayayım: Fikirlere veya eylemlere saygı duyulmasının konuşulacağı, tartışılacağı yer tam da burası. Zira bu insanlar fikirlerinden dolayı idam edildiler. Bir de toplumu sömürüye karşı mücadeleye birleşmeye çağırıyorlardı.
Önceleri kanunlarımızda fikirlerde suçtu. Sözüm ona kaldırıldı ama halen fikir suçlarından, demokratik haklar için mücadeleden içerde yatan yüzlerce suçlu(!) var. Bu konuyu burada tartışmayacağız da nerede tartışacağız? Hüseyin inan başlığı sadece Hüseyine taziye yerimi olacak? Elbette neden idam edildiği tartışılacak. Fikrinin saygınlığı/değilliği tartışılacak. İlk iletide sen fikirlerine katılmadığını ama saygı duyduğunu söyledin. Ben de Hem fikirlerine, hem demokratik mücadelelerine katılıyorum, hem de saygı duyuyorum, doğru olan tek yol demiştim. Nette, sözlüklerde Saygı duymak ile saygı göstermenin anlamının aynı olduğunu açıklanıyor. Bakılabilir. Hatta uludağ sözlükte yorum da yapmış. Bak ne söylemiş: [QUOTE] saygı duymak: ülkemizde çok abuk şekillerde kullanılan bir eylemdir. fikrine katılmıyorum ama saygı duyuyorum(?). insan'ın katılmadığı bir şeye nasıl saygı duyabildiğini anlayabilmiş değilim. ancak bu, fikirlerin tartışılmasını ya da demokrasi'yi engellemez. sadece kabullenirsin, sana ve hiç kimseye zararı yoksa kabullenirsin, başka insanların fikirlerine/inançlarına karışmazsın ya da saldırmazsın olu biter. yalandan "modern insan"cılık oynamak komik geliyor bana. bi de bunun forumlarda yaşanan versiyonu var ki, tam komedi: (bkz: emeğe saygı)ne emek, ne emek. not:gerçek emeğe saygım her zaman vardır, çalıp çırpmaya değil.(bkz: rep)* (whentheclockstrikesmidniteimontheprowloflove, 23.04.2007 14:09)[/QUOTE] |
Cevap: Hüseyin İnan
[QUOTE]Benimle bir münazara içerisine giren bir insan önce benim fikirlerime saygı göstermeli ki ben onun gerçekten beni dinleyip,anlayıp,eleştirebilec eğine ikna olayım.[/QUOTE]
Doğru fikirlerine saygı gösterir onu benimserim. Ama yanlış fikirlerine saygı duymam, benimsemem. Saygı duymanın anlamını açıklamıştım. Değer verme, hürmet, yüceltme idi. Fikrini açıklamanın demokratik hakkın olduğunu bilirim. Paylaşmak isterim. Yanlış görürsem söylerim. Medenice tartışırız. Sen de benim fikirlerime aynı davranışı gösterirsin. Zaten demokrat olmanın anlamı da budur. Bir de "fikir değil eylem" demişsin. Benimsenen her fikir eyleme dönüşür. Eylemlerin kaynağı fikirlerdir. |
Cevap: Hüseyin İnan
Lütfen bu konuda özellikle bugün sadece Onlar hakkında konuşsak. Özel bir rica benimkisi... Teşekkürler
|
Cevap: Hüseyin İnan
[B][I]'Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık! ' [/I][/B]
[I][B]1968'ler. Yazılı tarihin en barbar asrının en umutlu, en ışıklı, en cesur günleriydi. Coşkun bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı, onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa kalkarak, 'Gerçekçi ol, imkansızı iste, ' diye haykırdığı günlerdi... [/B][/I] [I][B]Böyle bir dünyada, Denizler de özgürlük bayrağını Türkiye'de yükseklere taşıdılar. ABD'ye, NATO'ya, yurtlarını yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekmek isteyenlere en iyi cevabı eylemleriyle, yürüyüşleriyle, cesaretleriyle verdiler. [/B][/I] [I][B]Ve egemenler, bu özgürlük kabarışının intikamını 12 Mart karanlığında üç gençten çıkarmak istediler. Somut hiçbir yasal dayanak olmadan Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i ve nice arkadaşlarını idamla yargılayıp, 'Asalım, asalım! ' çığlıklarıyla darağacına göndererek özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini boğmaya çalıştılar... [/B][/I] [I][B]İşte Nihat Behram, o günlerin ölüm karanlığını sivil tarihçiliğimize belgesel bir katkı olan bu kitabıyla yırtmıştır. Denizler'in asılmadan önceki son sözlerinin de ilk kez açıklandığı, yayımlanır yayımlanmaz yasaklanan ve ancak yirmi iki yıl sonra aklanan Darağacında Üç Fidan, içten sesi, ince duyarlılığı ve ödünsüz tavrıyla, bütün iktidarların geçici olduğunu, milyonların kalbinde yaşayacak olanların daima özgürlük savaşçıları olduğunu göstermiştir... [/B][/I] [I][B]Baskı altında geçen yirmi iki yılın ardından, yirmi ikinci basımıyla Darağacında Üç Fidan'ı sunarken, bugün koyu bir karanlığın ve ahlaksızlığın içine itilmek istenen yurdumuzda, gözlerimizde hala bir umut ışığı, darağaçlarında 'solmayan' üç fidanın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz... [/B][/I] [I][B](Arka Kapak) [/B][/I] |
Cevap: Hüseyin İnan
Sivaslınet arkadaşım paylaşımların ve verdiğin bilgiler için tekrardan çok teşekkür ederim.
[QUOTE=gangster;615275]Her forum her konunun tartışıldığı doğru adres değildir.Öncelikle amacına hizmet etmelidir.Bu forum seninle girdiğimiz tartışmaya müsait olsa bile bununda konuya uygun bir başlık altında konuşulması gerekir.Ben tartışmanın yeri burası derken başlığı kastetmiş,ölüm yıl dönümünde anılan insana,konuyu açan saygıdeğer kardeşime veyahut abime saygısızlık yapmamayı öngörmüştüm.[/QUOTE] [QUOTE=Kibrisli;615278]Lütfen bu konuda özellikle bugün sadece Onlar hakkında konuşsak. Özel bir rica benimkisi... Teşekkürler[/QUOTE] Daha öncesinde kendimi alıkoymaya çalıştım ama kelimeler bizi esir aldı.Şahsım adına özrümü kabul eyle Kıbrıslı kardeşim |
DENİZ GEZMİŞ' İN BABASINA YAZDIĞI MEKTUP
Baba,
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir. ... ... Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum. Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma. Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım… Oğlun Deniz Gezmiş 6 Mayıs 1972, Merkez Cezaevi |
Cevap: DENİZ GEZMİŞ' İN BABASINA YAZDIĞI MEKTUP
İşte geldik gidiyoruz
hoşça kal kardeşim deniz biraz çakılından aldık biraz da masmavi tuzundan sonsuzluğundan da biraz ışığından da birazcık birazcık da kederinden bir şeyler anlattın bize denizliğin kaderinden biraz daha umutluyuz biraz daha adam olduk işte geldik gidiyoruz hoşça kal kardeşim deniz 27 Eylül, Pitsunda, 1958 Nazım Hikmet Ran |
Cevap: DENİZ GEZMİŞ' İN BABASINA YAZDIĞI MEKTUP
Ne mutlu davası uğruna canından cananından vazgeçebilenlere. Denizler, Hüseyinler, Metinler, Dudayevler, Basayevler, Rantisiler ...
|
| WEZ Format +2. ?uan Saat: 07:02. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.