![]() |
Cevap: ···MaVi BiR öLüM···
[B][I][COLOR="RoyalBlue"][url=http://www.imagehosting.com/][img]http://img515.imageshack.us/img515/2890/rgosterphplp5mo9.jpg[/img][/url]
Mavi sevda Bir mavi denizdeyiz şimdi seninle ak bir martı gibi umut ve sevinç yüklü gemimiz mutluluk rüzgarları vuruyor yelkenlerimize pupa yelken yol alıyoruz sabaha güneşli günlere çıkıyoruz mavi gecelere seninle güzelliklerin el değmemiş ormanlarındayız düşlenmemiş renklerin çılgınlığı var bakışlarımızda kulaklarımıza binlerce kuş sesi dökülüyor şiir cıvıltıları üşüşüyor saçlarımıza sevgi çelenkleri örüyor zaman içimizdeki ışıltılardan şiirlerle beslenerek, bir çiçek büyüyor tüm zamanların özlem bahçelerinden bütün küskün çocuklardan bir çocuk gülümsüyor geleceğe sevinçler bizim artık mutluluklar bizim aşkı içiyoruz su gibi yudum yudum hava gibi nefes nefes sevdamızı tüm sevgilerin üstüne koyup yelin suyla öpüştüğü kıyılara mavi gözyaşları bırakıyoruz kaldırıp duvağını gökyüzünün öpüyoruz tüm beyaz bulutları alnından dudakların dolunay oluyor, gözlerin yıldız uçuk bir mavide dansediyoruz sevgiyle sırılsıklam seninle sokaklar dolusu mutluluk çiçekler dolusu sevgi ekiyoruz güzelliğin doruklarına kanatlanmış atlar geçiyor rüyalarımızdan kardan çiçekler maviler boyu martılar uçuruyoruz gökyüzüne bir adem hava faslındayız şimdi seninle yeni bir rüya görüyoruz yeni bir bahar yeşeriyor tenlerimizde Yaşanmamış bir masalı yaşıyoruz şarkıların tılsımında bir yanı Mecnun masalımızın bir yanı Leyla bir yanı Yusuf bir yanı Züleyha güneşi, mehtabı, yıldızları içiyoruz tüm pınarlardan dudakların kalplere sığındığı bir adada binbir arzuyla köpürüp kabarıyor sular şiir’in yedirenk kumları vuruyor kıyılarımıza rüyada olsa güzeldir bir şiiri yaşamak kelebek kanatlarında bütün ihanetlerden arı, bütün çirkinliklerden uzak mavilere tırmanmak ince alımlı ayaklarıyla aşkın Nuri Can Alinti [url=http://www.imagehosting.com/][img]http://img99.imageshack.us/img99/4800/83944062ga3.gif[/img][/url] [/COLOR][/I][/B] |
Cevap: ···MaVi BiR öLüM···
[B]paylaşım için teşekkürler...[/B]
|
ATATÜRK ÜN DÜŞÜ
Atatürk bayrak rengini değiştirmeyi düşünmüş
[url=http://www.imagehosting.com/][img]http://img134.imageshack.us/img134/4859/mavibayrak.jpg[/img][/url] Yılmaz Koç'un kitabında Atatürk'ün, 1920 yılı başlarında Büyük Millet Meclisinin açılması için çalışmalar sürerken bayrak rengi olarak gök mavi rengi düşündüğüne yer veriliyor. Meclis görevlisi Yılmaz Koç, inkılap tarihi ve Kurtuluş Savaşının bilinmeyen veya unutulmaya yüz tutmuş detaylarını "Unutulanlar" isimli kitabında derledi. Koç’un, Meclis tutanaklarından ve arşivinden yararlanarak hazırladığı kitapta, 1920 yılı başlarında Büyük Millet Meclisinin açılması için çalışmalar sürerken Atatürk’ün, bayrak rengi olarak gök mavi rengi düşündüğüne yer veriliyor. Kitapta, Çankaya’da yapılan sohbetlerde Atatürk’ün gök rengini çok sevdiğini, bayrağın renginin de böyle olmasını arzu ettiğini arkadaşlarına söylediği, ancak bu yönde arkadaşlarından bir fikir veya teklif gelmeyince, 2. Mahmud döneminde kabul edilen ay yıldızlı al bayrakla devam edildiği anlatılıyor. Kitapta, "Atatürk’ün Meclis-i Mebusan üyesi olduğu, fakat bu Meclisin toplantılarına hiç katılmadığı" bilgisi de yer alıyor. 7 Kasım 1919 seçimlerinde Erzurum’dan Meclis-i Mebusan’a milletvekili olarak seçilen Atatürk’ün, "hastalığını" bahane ederek Meclis çalışmalarına katılmadığı kaydedildi. ÜLKE YOKLUK İÇİNDEYDİ Kitapta, bazı olaylar da şöyle anlatılıyor: - Kurtuluş Savaşı döneminde, sadece düşmanla değil, yoksullukla da mücadele ediliyordu. Erzurum Kongresinden sonra Sivas Kongresine katılmak için yol hazırlıklarına başlayan Mustafa Kemal Paşa’nın durumunu, heyetin para işleriyle uğraşan Mazhar Müfit Kansu hatıralarında şöyle anlatıyor: Erzurum’dan Sivas’a yola çıkacaktık, fakat yola çıkmak için gerekli yakıtı alacak ve yolda iaşeyi sağlayacak para yoktu. Heyet üyelerinden 60 yaşındaki Binbaşı Süleyman Bey, biriktirmiş olduğu 900 lirayı verdi. Süleyman Bey, bundan Mustafa Kemal Paşa dahil kimsenin haberi olmamasını istedi. - Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1923’te en yaşlı üye sıfatıyla Sinop Mensubu Şükrü Bey’in başkanlığında toplanıyor. Açış konuşmasından sonra söz alan Mustafa Kemal Paşa, kürsüye çıktığında üzerinde Erzurum Valisi Münir Bey’in elbisesi bulunuyordu. - Mustafa Kemal Paşa, temsil heyetiyle Ankara’ya geldiğinde ülkenin her tarafında yokluk hüküm sürüyordu. Ekmekçilere bile verecek paraları kalmadığını yazan Mazhar Müfit Kansu, kendi kürkünü sattırdığını anlatıyor. HALK "KÜRDİSTAN MESELESİNİ" NASIL REDDETTİ? Lozan Konferansına "Kürdistan" temsilcisinin davet edilmesi üzerine, Mecliste 17 Mart 1921 tarihinde genel görüşme yapıldı. Bu görüşmede, "Kürdistan meselesi diye bir meselenin mevcut olmadığına" dair Doğu illerinden gelen çok sayıda telgraftan biri okundu. Tutanaklara geçen telgraf metni kısaca şöyle: "Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler, kendi milletlerinden saymazlar. Kürtlerin mukadderatı, Türk’ün mukadderatıyla beraberdir. Biz Kürtler, TBMM Hükümetinden başka kurtarıcı beklemediğimiz gibi, İtilaf devletlerinden merhamet dilenmeye tenezzül etmiyoruz. Misak-ı Milli dahilinde sulh yapılmasını temin için bütün varlığımızla Hükümetimize yardım edeceğimizi, TBMM Hükümeti dahilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak bilinmesini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ve başarılar temenni ederiz." Aynı konuyla ilgili telgraflar 31 Mart 1921 tarihine kadar gelmeye devam eder. Telgrafların hangi illerden ve kimlerden geldiği tekrar Meclis’te ele alınır. Genel Kurulda okunan diğer telgrafta ise "Altı buçuk asırdır ki Türkiye idaresinde rahat ve refah içinde yaşıyoruz. Hiçbir zaman Türkiye’den ayrılmak, ayrı bir hükümet kurmak Kürtlerin hatırına gelmemiştir. Tarihimiz, dinimiz ayrılık kabul etmeyecek bir manevi ve maddi mahiyeti ile birbiriyle iç içedir. Kürdistan namına konferansta söz söyleme yetkisi, yalnız Büyük Millet Meclisi Hükümetini temsil eden Türkiye heyeti üyelerine aittir" deniliyordu.(aa) KAYNAK:[url]www.mynet.com[/url] |
Cevap: ATATÜRK ÜN DÜŞÜ
[B]Atamızı ve silah arkadaşlarını rahmetle anıyorum bu ülke için yaptıklarına bakınca içim burkuluyor yokluk içinde ülkemizi bu günlere gelmesin sağlayan atatürk ve arkadaşlarının ruhları şad olsun Bayrağımızın rengi çok güzel iyiki kırmızı beyaz olmuş
değerli kardeşim bu güzel paylaşımınız için çok teşekkür ederim[/B] |
Cevap: ATATÜRK ÜN DÜŞÜ
[B]Atatürkü ve silah arkadaşlarını rahmetle anıyoruz
iyiki değişmemiş şu anki bayrağımız gayet güzel. paylaşım için teşekkürler..[/B] |
Cevap: ATATÜRK ÜN DÜŞÜ
[IMG]http://img403.imageshack.us/img403/8778/sehit9oc0oe22pj.gif[/IMG]
[B][I][COLOR=red]Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Ulu Önder M.Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarını rahmetle anarken ruhları şado mekanları cennet olsun.[/COLOR][/I][/B] |
Cevap: ATATÜRK ÜN DÜŞÜ
Tesadüftür benim de bu konu da bir kaç araştırmam olmuştu... Atatürk'ün 1920 yılında bayrak rengi hakkında söyledikleri doğrudur ancak bunu gök mavisini sevdiği için değil Orta Asya'ya bağlılığından dolayı sadece kişisel bir talep olarak yakın çevresi ile paylaşmıştır yoksa hiç düşünmemiştir değiştirmeyi bayrak rengini... Eğer hakikaten isteseydi emin olun değiştirebilecek gücü vardı, en azından Kurtuluş Savaşından sonra...
İkinci olay da Kasım 1919 Sivas Kongresinin devam ettiği bir dönem... Ayrıca En önemlisi Amasya Görüşmelerinin hemen sonrası, yani Osmanlı Devletinin Milli Savunma Bakanı Salih Paşa ile Rauf Bey ve Mustafa Kemal'in birlikte yaptıkları bir görüşme... Bu görüşmede belli protokoller imzalanıyor bunlardan birisi de Damat Ferid Paşa hükümetinin dağılmasının ardından yeni bir heyeti temsiliyenin kurulmasıdır... Osmanlı Devleti tüm protokollere imza atmasına karşın sadece bu protokolü uyguluyor ve yeni seçimler yapılıyor Mustafa Kemal'de Erzurum Vekili seçiliyor... Ancak Paşa'nın bir tek şartı vardır İşgal Altında meclisin rahat çalışamayacağını söyler ve anadoluda güvenli bir yerde olmalı der... Ancak Kanunu Esasiye aykırı olduğu gerekçesi ile İstanbul'da kurulunca da Mustafa Kemal İstanbul'a gitmeyi reddeder ve "Milletin Bağrında çalışacağını" söyler... Son Kürdistan Meselesine gelince... İsmet Paşa Lozan'a gittiğinde, Kürtlük mevzusunu açan yabancı devlet adamlarına bu telgraflardan birisini göstererek "Ben buraya hem Türk hem de Kürt halkını temsilen geldim" diyerek tek cümle ile o konuyu kapatır ve Lozan'da yer almasını önler... |
Kadınlar İçin Farklı bir Bakış Açısı,Neden Olmasın?
HANIMLAR !!! Unutmayın... Bir toz tabakası, altındaki ahşabı korur.
'Bir ev mobilyaların üzerine 'seni seviyorum' yazabildiğinde gerçek bir ev olur .' Yıllardır her hafta sonu, 'aman biri çıkıp geliverirse' diye en az sekiz saatimi her şeyin mükemmel görünmesine harcıyordum. En sonunda anladım ki, hiç kimsenin çıkıp geldiği filan yok; hepsi dışarıda hayatlarını yaşayıp eğleniyorlar !ŞİMDİ, insanlar ziyarete geldiğinde, kendimi evimin durumunu izah etmek zorunda hissetmiyorum; İnsanlar, benim daha çok dışarda hayatımı yaşarken ve eğlenirken ne yaptığımla ilgililer. Bunu hala keşfedemediyseniz, lütfen tavsiyelerime kulak verin. Hayat kısa, tadını çıkarın ! Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın ....... içilecek bir kahveyle, yüzülecek bir nehir, tırmanılacak bir dağ, dinlecenek bir müzik, okunacak bir kitap, dedikodu yapılacak arkadaşlar, sürdürülecek bir hayat . Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın, ama onun yerine bir resim yapmak, bir mektup yazmak daha iyi değil mi, kurabiye ya da bir kek pişirmek, bir tohum ekmek toprağa, istemek ve gereksinim duymak arasındaki farkı keşfetmek ? Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın, ama bilin ki çok zamanımız yok . . . .ama bilin ki dünya gözlerinizi kamaştıracak güneşle dışarıda, saçlarınızın arasında gezecek rüzgarla, karla, sizi ıslatacak yağmurla... Bu gün bir daha yaşanmayacak. Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın , ama hep aklınızda bulunsun, yaşlılık bir gün gelecek ve bu çok da hoşunuza gitmeyecek . . .Ve bir gün bu dünyadan gittiğinizde - ki hepimiz mecbur gideceğiz - geride daha çok toz bırakacağız ! Topladıklarınız değil, nasıl bir yaşam yaşadığınıza dair dağıtabildiklerinizdir hayat... Topladıklarınız değil, nasıl bir yaşam yaşadığınıza dair dağıtabildiklerinizdir hayat... |
Değeri bilenin yanında ol.
Vaktiyle ergin bir meslek erbabı, yıllarca yanında yetiştirdiği çırağını imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta verip:
'Oğlum' der 'Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.' Çırak, elinde pırlanta bir bakkal dükkanına girer ve 'Şunu alır mısınız?' diye sorar. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra: 'Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın' der. Çırak teşekkür edip çıkar. Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak semerciye gider: 'Buna ne verirsiniz?' diye sorar. Semerci şöyle bir bakar, 'Bu...' der 'benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.' Çırak en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar. 'Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun?' diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. 'Buna kaç lira istiyorsun?' Çırak sorar: 'Siz ne veriyorsunuz?' 'Ne istiyorsan veririm.' Çırak, 'Hayır veremem.' diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar: 'Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.' Çırak 'emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini' anlatıncaya kadar bir hayli dil döker. Meslek erbabının yanına dönen çırak büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır. 'Bundan ne anladın?' diye sorar. Çırağının verdiği cevap çok doğrudur: 'Bir şey, ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.' Her zaman değerinizi bilenlerin yanınızda olması dileğiyle...... |
düşünerek tartışmak için sesinizi yükseltmeyin..
siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuzmu?
kıymetli malı olanlar bağırmaz. domatesci,biberci bağırırda, kuyumcu bağırmaz.. eskici bağırır ama antikacı bagırımaz. insanlar bağırırken düşünemez düşünemeyenler ise hep bir kavga içindedirler. popcular rakcılar bogazlarını patlatana kadar bagırıp duruyor. ama dede efendi'yi okuyanlar hiç bagırmıyor... insanın kazandıgı paradan değil paranın kazandığı insandan korkulur.. |
| WEZ Format +2. ?uan Saat: 12:40. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.