![]() |
Cevap: sensizlik fakültesi
bu şehre yazıyorum bıkmadan; köşebaşlarına, çıkmazlarına, minarelerine ve kubbelerine... bir de insanlarına; ki hayırsız kaç baş taşımaktadır omuzlarında, nereye bile götürdüklerini bilmeden... eziyor yalan yok; yalan ve yok sayıyor umursamadan... mezar taşlarına bakınca eyübün tepesinden, en çok yalnızları düşündüm, en kalabalık olduğum anda... sokaklarım karıştı sonra birbirine, çıkmazlarına çıkmazlar ekledi... kendimi buldum dediğim yerde en çok kendimi kaybetmişim oysa... kubbelerini başıma bir taç gibi çektiğim anda; en çok yıldızlar düştü peşime...
bu şehri düşünüyorum durmadan / ve duraksız iklimleri soluyorum. bu şehrin minarelerini yazıyorum, gökkubbesini çekip başımın üstüne, yıldızlara semah duruyorum. eyübün tepesinde yıkılmaz bir baş, yalnızlık abidesiyim gibi tıpkı. yani istanbul'da en kalabalık halimle mezar taşlarına selam dururken, yok sayıyorum hayatı umursamadan... istanbul'a benziyorum galiba ve gitgide karışıyor sokaklarım birbirine. günbatımında batıyor günlerim ve hiç doğmuyor. seni düşünürken istanbul; diyorum ya; karıştı sokaklarım birbirine ve en çok yıldızlar düştü peşime... korktum, üşüdüm; yıldızları görünce çocuk oldum sandım, yani fi tarihte bir gün, büyüme hayalleri kurardım. şimdi ise; utanıyorum çocukluk düşlerimden... sahi; insan neden ölürdü?... yaşamak için mi?... bilir miydi neden öldüğünü ya da ölürken bilir miydi, neden ölündüğünü...neydi son nefesin ilk nefesten farkı; bilir miydi hiç?... soru sormaya vakit yok belki de, heyhat ki; vakit amansız, umarsız bir hızla ilerlemekte... soruların cevapları, cevapların sorularını aradığı bu başdöndüren alamet içinde, alfabenin bütün harfleri kadar yalnız, bir elif kadar başı dikiz... sorular ve cevaplar arasında, arasında herşeyin ve bir şeyin içindeki her şeyle müsemma; ne kadar girift gelip gitmekte nefesleriniz... sanıyorum ki her yerde varsınız, gölgelerinizden biliyorum sonra: ama gölgeleriniz gidiyor, siz kalmıyorsunuz geride... ve siz gidiyorsunuz; gözlerim takılıyor gölgelerinize... ölmek için yaşadım, yalan yok ve yalan yok ki belki de, doğru olan bir şey yok. bu sokaklar gibi karışık; her şey, nasıl da birbirine muhteşem zıtlıkta ve bir o kadar eş olmakta. sorular soruyorum cevabını arayan cevaplar veriyorum insanlara. yani size; omuzları üzerindeki baş, ayakları üzerindeki beden, bedenler altındaki ayaklar; sahi nereye gidersiniz; nereden geldiğinizi bile bilmeden... her şeyin içinde muamma bir yokluk. yani yok olduğunu bilmediğin bir şeyin içinde yok olmak ki ne acı. cevaplar her şeyin içinde, sorular her bir cevabın içinde. doğurdukça, birbirini doğuran karanlık iklimlerde; ey insanlık siz gidiyorsunuz, gölgeniz bile kalmıyor geride... /// üç nokta: (s)övgü... avucumda kaldı yaşamak... bir el falı gibi tıpkı ama fallarda çıkmayan; her şeyi yaşamak gibi ama her şeyi yaşamış saymamak gibi bir yanı da yok değil... üç aşağı beş yukarı varsaydım sadece... hani nefes almak gibi ama yine de bununla tanımlanamayan bir şeyler gibi... yaşamak diyorum; üç nokta'nın ilerisinde... yaşamak dediğin; ne çok şeyle anlatılır çocuklaktan başlayan, ilk aşkını anlata anlata bitiremeyen ve son aşkını dilinden hiç düşürmeyen... mesela / ve galiba; en sevdiğim yemeği, merhaba ve hoşçakal demeyi, seni seviyorum demeyi ve seni seviyorum demeyi özleyeceğimi... hatta; insanın kendisini dahi özleyeceği aklına gelir miydi... diyorum ya; yaşamak avucumda ve dilimde kaldı... en çok kendime söyledim; "sen ölecek adam değildin" / ve, yeter miydi yaşamak; bunca nefesi aldıktan sonra... ama doymadan kalkmalı sofradan. yaşamak dediğin; biraz da tadı damağında kalmalı... eyvallah!... |
Cevap: sensizlik fakültesi
Biliyorum kızgınsın, kırgınsın
Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda. Hani biraz tutmayıp, bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın. Zor duruyorsun kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hala. Yok… Boşuna arama. Sevginin arkasında bıraktığın her gece kaybolmuş sayılır. Derin bir kuyuda şimdi onlar, ulaşılmaz, karanlık, dipsiz. Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin, dokunsan elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar. Benim de… Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, Bilmediğin bir melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte; Kızgınsın. Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş… Haydi söyle! Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur. Gözlerini kaçırma benden, büyütme. Her şeyi hemen şimdi söyle. Affedeceksen şimdi affet beni Zaman yok… |
Cevap: sensizlik fakültesi
[B][COLOR="DarkOrange"][INDENT]Düğümlendim.. [/INDENT]
Her bir düğümü tek tek çözmeye çalıştıkça ellerimle yeni düğümler oluşuyor adeta..! hiç çözülmeyecekmişçesine.. [INDENT]Bu kez her şey daha zor... [/INDENT] Aslında zor olan ne sensin ne de hayat. Zor olan benim bana.. [INDENT][COLOR="DarkOrchid"][B]Artık zor geliyorum kendime.. Yoruldum... [/B][/COLOR][/INDENT] Bir daha düşersem kalkamayacağım ayağa hissediyorum. Belki uzatacaksın elini ama bu ez ben tutamayacağım biliyorum... Gözümün bebeğinde yüreğimin en saklı yerindesin sen. Kimselere göstermiyorum seni hatta bazen kendimden bile gizliyorum. [INDENT][INDENT]Varsın aklım sensiz bilsin yüreğimi... [/INDENT][/INDENT] Yokluğun içimi acıtıyor. Buna rağmen kal istiyorum içimde bir yerlerde.. Sanki seni çıkarıp atarsam tamamen kaybolacakmış gibi geliyor sana dair ne varsa.. Sana ait olan izler silinip yok olacakmış gibi senli kelimeler yazamayacakmış gibi kalemim bir daha.. [INDENT][COLOR="DarkOrchid"][B]Her tutunmaya kalktığımda sana dipsiz kuyulara çekiliyor ruhum. Çıkmaya çabalarken gücüm tükeniyor gitgide. Bir gün temelli bitecek fark ediyorum..[/B][/COLOR][/INDENT] Tüm şarkılarım tutsak olup sensizliğe çığlığa dönüşüyorlar içimde. Yüreğimle bağırıyorum sen duymuyorsun sen bilmiyorsun.. Bir zamanlar gecelerimi aydınlatan gözlerin şimdi karanlığa çağırıyorlar beni. Kapatıp gözlerimi düşlerimde buluyorum seni. Açtığımda yine gidiyorsun. Ve ben yine karanlıklara uyanıyorum. Üşüyorum... Beni üşüten ne ayazları kışın ne de yalnızlığım. Yokluğun üşütüyor beni bir yandan yakarken yüreğimi.. [INDENT][COLOR="DarkOrchid"][B]Göremezsem gözlerini hiç aydınlanmayacak günlerim.. Tutamazsam ellerini hiç ısınmayacak yüreğim... [/B][/COLOR][/INDENT] [B][COLOR="MediumTurquoise"]Ne Derler Bilirsin[/COLOR][/B] [B][COLOR="SlateGray"]insan hep kendi için iyi olanı yapmaz....[/COLOR][/B] [B][COLOR="SeaGreen"]Benim için ne kadar kötü olabilirsin ki [/COLOR][/B]..[B][COLOR="Red"]Hayat gözlerinde son bulurken iyi yanım sen kalıcaksın[/COLOR][/B] [/COLOR][/B] |
--->: sensizlik fakültesi
HOŞ GELDİN
Hoş geldin! Kesilmiş bir kol gibi omuz başımızdaydı boşluğun... Hoş geldin! Ayrılık uzun sürdü. Özledik. Gözledik... Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta... Hoş geldin. Yerin hazır. Hoş geldin. Dinleyip diyecek çok. Fakat uzun söze vaktimiz yok. YÜRÜYELİM..... Nazım Hikmet Not: Özür belki sizin şiirlerle uyumlu olmadı ama buraya yazamyı daha uygun buldum :rolleyes: |
Cevap: sensizlik fakültesi
Ben seni, sen doğmadan önce sevdim, sevgili!..
Kalbime sızan bir ışık gibiydi sevgin. Şimdi yoksun, şimdi uzaktan melankoli ışık sesleri geliyor... Nasıl, delice çarpıyor yüreğim... Yokluğunun kederi, nasıl da aptalca bir yaşama sevinci veriyor bana... Oysa yoksun, oysa senden bir ışıktan başka hiçbir şey yok hayat denen kalbimde... Ve senden başka bir şey yok içimde... Çünkü ben seni, sen doğmadan önce sevdim, sevgili!.. Günlerdir, ölümleşiyor sabahlarım... Günlerdir, uyumuyorum. Sabahlara dek dolaşıyorum orada burada... Kimseyle bir derdim yok, sadece iyi kalpli, okumuş, acemi bir seni sevenim ben... Kibar bir adamdan başka bir şey değilim, bu kentte... Ve sen sevgili, haksızlık yaptın bana... Haksızlık yaparak, bu şehri, kalbimdeki ışığı bir kez daha bağışladın bana. Haksızlık yaparak, bana hayatımı yeniden bağışladın... |
Cevap: sensizlik fakültesi
[B][COLOR="DarkOrange"]İnceldiği yerden kopuyor hayat.
Düşüyorum. [COLOR="DarkOrchid"][B]Düş-tüm. [/B][/COLOR] Dağınıklığımın çatlak sesleri yükseliyor göğe. Yıldızlar kendini gökyüzüne asmış. Müstear sevdalar doldurulmuş yüreklere, Şakağıma dayıyorum mavileri. Akşam yoklamış olmalı duygularımı. Bir ölü ne kadar soğuksa, bende o kadar üşüyorum. Hayatın gölgesi var birde kendisi .. Uyduruk kahkahalarımın arkasına gizlenmiştim oysa… Sobelendim! Gece el sallarken rüyalarıma. Rüzgarların çirkin sesi vuruyor yüzüme. Fırtınalar koparken alnımın çizgilerinde, Dört mevsimi bir arada yaşıyor düşüncelerim. Ve kuşlar intiharları koparıyor gözlerinde. Beynim İstanbul kadar karışık, .. Karadeniz kadar hırçın. Zaman tik tak sesleri eşliğinde ninnilerini okurken kulaklarıma, Sorgusuz gidişlerin , sualsiz kahramanlar yaratıyor.! __________________ Sevdalı ömrümün dakikası beş para etmedi [B][COLOR="DarkOrchid"]..[ödedim].. [/COLOR][/B] Geçmişten nefes alıp geçmişe nefes verdim felç oldu hislerim! [B][COLOR="DarkOrchid"]..[ödedim].. [/COLOR][/B] [/COLOR][/B] |
Cevap: sensizlik fakültesi
[B][COLOR="DarkOrange"][COLOR="DarkOrchid"][B]En acıtanı ne biliyor musun dedi biri..
[/B][/COLOR] Hani o gidişlerin var ya... sessizce... suskun .. Kırılan sen olduğun halde... kendisiymiş gibi... hani o arkasına dahi bakmadan gidişleri.. Hani senin "o an" "oracıkta" "ancak" arkasından baka kaldığın... anın durması için yalvardığın, tutup ucundan geri çevirmeye çalıştığın an varya, hani yapabilsen o merdiveni, hani yapabilsen o kapıyı, hani yapabilsen o sokağı tutup ucundan geri çevirmeye canını bile verebileceğin o an.. O işte...[COLOR="DarkOrchid"][B]en acıtanı o..[/B][/COLOR] Hani o tıpkı elinden düşen en sevdiğin, hani o tıpkı tutamadığı gibi... hani o tıpkı tüm gidenlerde yaşadığı gibi... hani o bir ince sızı varya içe akan... işte...tam öyle incecik... yırtarak kayan... düşen kanatan... acıtan.. tutamadığın... parçalanan... tuzla buz olan... zamana savrulan... zamanda akıp giden... hani o zamanla çatıştığın ama zaman içinde yok olmayan herkesin inandığı o kocaman ... "zaman her şeyin ilacıdır" yalanı ... bunun bir yalan olduğunu tekrardan hatırladığın an... ve kendini kandırmaya başladığın an ... istemeye istemeye inanmaya başladığın an.. O işte...[COLOR="DarkOrchid"][B]en acıtanı o..[/B][/COLOR] Ama senin orda oldugunu hep bildiğin .. Ama senin hep hissettiğin.. Ama bir dahası olmayan.. Ama zaten hiç senin olmayan.. Ama senin hep bildiğin.. Ama senin hep hissettiğin.. Ama bir daha sana geri gelmeyecek olan.. Ama buna rağmen Gelmeyeceğini bile bile senin beklediğin.. O işte...[B][COLOR="DarkOrchid"]en acıtanı o..[/COLOR][/B] Sonra o kocaman kocaman, akıp gitmek bilmeyen zaman.. O durduramadığın an' ın karmaşası tezatlığı.. Kördüğüm oluşu.. O "acabalarla" , "keşkelerle" dolu soruların .. İçindeki kısır döngülerin.. Ve o an .. Hiç bir şey yapamamanın çaresizliği.. O işte...[B][COLOR="DarkOrchid"]en acıtanı o..[/COLOR][/B] Belki de sadece çaresizliğin... Çaresizliğim...lütfen beni artık acıtma...! [COLOR="DarkOrchid"][B]ACD 12....[/B][/COLOR] [/COLOR][/B] |
--->: sensizlik fakültesi
SENSİZLİK COK ACI
Sensizlik öğle acı veriyor ki bana Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta Mutlu olacağım belki öbür dünyada Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı Bense kıymetini bilemedim belki de Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana Ben bir kere sevdim bunu anlasana Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha. Onun sadece sende olduğunu anlasana Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana. Bir kez daha benim yanımda olsana. Gönderen: Meryem BURMA |
Cevap: sensizlik fakültesi
[B][COLOR="DarkOrange"]En fazla içimde ölürsün
Yanağında yanar avucum Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar Gırtlağıma kadar aşka batarım Yeteri yok. Eksiği fazla. Neyin kaldı eksilenlerden arta İçeri doğru kapanan bir kapıydın Saçlarından geçtim önce Ve kendimden öylece Neyim yoksa var bildim [B][COLOR="Black"]Eğildim Eksildim Eridim Bir seni bitirmedim [/COLOR][/B] Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını Uğultusuna tutunamadın Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan Öyle yaşadım gözlerini Tenimde itiş kakış Cebimde depremlerin Esrarlı gece ayinleri Volkanik şiirler Usul usul giymedim mi sözlerini Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer Sensizlik seni anlattı en çok [B][COLOR="Black"]Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti [/COLOR][/B]Söyle saçlarında öldüğümBir geri gidiş kaç günde gelirdi? En fazla içimde ölürsün Cesedini sürüklerim gittiğim her yere Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri Açar gibi yaparak açık bir kapıyı Beni ikiye böldün [B][COLOR="Black"]Hadi içimi kendine aldın da Beni nerde bıraktın [/COLOR][/B]Hangisini seçerdin benim için Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için Ben yarama çoktan sen bastım Yaşım kadar gencim Adın çabuk diye geçti Ardında aç köpekleri bırakarak Ezberimden geçtim. Hızla biten aşk şarkılarından geçtim Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk Bildim Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine Onurlu bir karanlığı seçtik Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik Cesurduk çünküKendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız [B][COLOR="Black"]Gerisi hiçlik Gerisi yokluk [/COLOR][/B] Sensizliğin anlattığı ne vardı senden başka Bir hayatın tüm yanılgılarını Saçlarında çözdüm Şimdi beni hangi yanımdan susacaksın Sessizlikte bir dildir Çoğul susulur Pusulur Şimdi beni hangi yanımdan kusacaksın Yıkık şehrimin izbesi!... [B][COLOR="Black"]En fazla içimde ölürsün[/COLOR][/B] [B][COLOR="Black"]En çokGözlerime gömülürsün[/COLOR][/B]. Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım.. [/COLOR][/B] |
Cevap: sensizlik fakültesi
[B][COLOR="DarkOrange"][B][COLOR="DarkOrchid"]Yağmur Yağıyordu,
[/COLOR][/B]Ve Sen yine içime düştün, Ahh Sevgili, Yağmurlar neden hatırlatıyordu Seni? Gerçi her şey hatırlatıyordu ya, Yağmurların ne suçu var? [B][COLOR="DarkOrchid"]Yağmur yağıyor ve Ben Seni özledim[/COLOR][/B] Ruhum geçmişte mi kaldı ne? Çırpınıyor, Silinmiyor işte tek hamlede. Ruhum sanki kaldı Sende, Yapamıyor bu gönül, Büyük Savaşlar versede, Atamıyor bu gönül. Çığlık çığlığa bağırsamda Kimse duymuyor... Yine [B][COLOR="DarkOrchid"]yağmur [/COLOR][/B]yağıyor, Yüreğime de .. Ardından yine gözlerim ağlıyor, Sonra yüreğim ağlıyor.. Ve ruhum da.. Sana yalnızca gözlerim değil, Bedenim de ağlıyor, Sözlerim de.. Ben sevmiyorum yağmuru, [B][COLOR="DarkOrchid"]Yağmur yağınca ağlıyorum,[/COLOR][/B] Bir tek Seninle seviyorum yağmuru , Bir tek Seninle olan yağmur güzel. Ağlamıyorum o zaman. Bu yalnızlık, suskunluğuma eşit olduğunda ağlıyorum Bir yalnızlığı, bir de Sensizliği yaşıyorum bu kadar sesliliğe rağmen.. Varlığındayken, Yokluğunu kabullenemiyorum, Ağlıyorum hem de avaz avaz.. Hayallerim bir özlemden mi ibaret? Hep çığlıklarım mı Ağlayacak Sensizliğime? Hep yok mu olucaksın Varlığımın sınırlarında? Benim sınırlarım, Senin yolların.. Sanki bir yolsun Sen, dışına çıkılması zor, Çıksam düşeceğim çünkü... Çıksam ağlayacağım çünkü.. Yalnızlığıma, Sensizliğime.. Sonra yine yağmur yağıcak... Ben yine mi ağlayacağım? Belki de artık satırlarıma "Sen" değil de, "Özlem" dökülecek" Belki Ben her yağmur yağdığında ağlayacağım. Şimdi de [B][COLOR="DarkOrchid"]YAĞMUR YAĞIYOR Ve Ben AĞLIYORUM!...[/COLOR][/B] [/COLOR][/B] |
| WEZ Format +2. ?uan Saat: 23:22. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.