Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar

Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar (http://www.sivaslilar.net/forum/index.php)
-   Serbest Kürsü (http://www.sivaslilar.net/forum/forumdisplay.php?f=175)
-   -   FLAŞ GÜNCEL YAZI (http://www.sivaslilar.net/forum/showthread.php?t=39000)

NECMEDDİN ÖZBEK 11.04.2012 12:28

Cevap: FLAŞ GÜNCEL YAZI
 
“Ben Atatürkçüyüm,
Ben Cumhuriyetçiyim,
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim.
Ben Özgürlükçüyüm.
Ben Bağımsız Türkiye’den yanayım.
Ben insan hakları savunucusuyum.
Ben terörün karşısındayım.
Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım.
Öyleyse, vurun, parçalayın!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır.”

Uğur MUMCU

abircan 11.04.2012 13:14

Cevap: FLAŞ GÜNCEL YAZI
 
[QUOTE=BekirBayrak;613496][B]
Ben bu diziyi genel ahlaka aykırı bulduğum için izlemedim.
Fakat sizinde bilmeniz gereken gerçeklerin olduğu kanaatindeyim.
Kanuni Sultan Süleyman bi kere Çok büyük ALLAH dostu, çok büyük bir Kumandan,Çok büyük bir Alim,Çok büyük bir Devlet adamı ve Siyasetcisidir,ve dizide lanse edilen gibi şehvet düşkünü olmadığını bütün tarih kitapları yazmaktadır.
Akabinde duraklama devrininde Kanuni Sultan Süleyman'ın (ALLAH mekanını CENNET etsin) vefatından sonra başladığıda doğrudur.
Ve bu yazıda yazılan tek gerçek budur.

Bu arada cehalet boğuyor demişya güya aydın geçinen dizi yazarı (genede ALLAH rahmet eylesin)
Cehalet Ecdatımızın yaptıklarının dizideki ifadelerle uyuşmadığını belirtmekse...

ben başka bi şey demiyorum. [/B][/QUOTE]


bekirciğim acemiliğime say epeydir yazmıyordum yazım sana değil başka bir gazete yazısı alıntısınaydı, özelleştirmeleri savunan bir yazıya cevaptı



neden cari açık gayrisafi yurtiçi hasılanın % 10 nuna geldi, artık dışarı aktarılan kar payı , (telekomun aveanın , bankalrın, sigorta şirketlerinin bilumum market gıda vs yabancı şirketlerin say sayabildiğin kadar yabancı şirket) yani doğal olarak sermaye sahibi yabancılar kazandıkların bu karların yüzde bilmem kaçı artık 10 milyar dolara geldi dayandı bir kaş yıl sonra yapılan son yatırımların geri dönüşleriylede bu rakam bir anda katlanarak artacak bu da demektir gelen yüksek faizli sıcak dış borçtan daha fazla dışarı kar transferi olacak bu da artık koca bir memleket sömürü adası haline getirilerek sonlanacak bir durumdur sayın aklıevvel dostlarım uyanın gafil uykusundan dağıtın şu gözünüzdeki perdeyi size yutturulan ihracat ve büyüme rakamlarını, koca koca kentler işsiz , çiftciler ekmeden biçmeden 3 kuruş destekleme alıyorlar, sular dereler yavaş yavaş satılıyor , şehirler yaşnamaz kanserli insan deposuna dönüşüyor sen hala goy goya devam ediyorsun

KAOS 11.04.2012 16:41

Cevap: FLAŞ GÜNCEL YAZI
 
[QUOTE=amet_58;613494]
* Mevcut Anayasa'yi Ak Parti degil CHP ve askeri rejimler yapmistir.[/QUOTE]

Hay yalanın batsın,
12 eylülden sonra CHP neredeydi, ANAP babamın partisi miydi, ekonomi bilgisi çok olan kardeşim şimdi de tarihe mi merak saldın..

Ancak doğru tarih olsun lütfen...

KAOS 11.04.2012 16:45

Cevap: FLAŞ GÜNCEL YAZI
 
[QUOTE=hicre58;613501]Çok komiksiniz Bariz yalan konuşuyosunuz. Ya biraz zahmet edipte okuyun Allah aşkına ya takılmışsınız iki tane hükümet karşıtı gazeteciye onların baktığı at gözlüğünden görünüyosunuz ülkenin durumunu. Nankörlük etmeye hakkınız yok bu ülke insanı hiç bir dönem bu kadar hizmet görmedi. Şimdiye kadar sizin efendileriniz banka hesabını şişirirken bunu bizim aşımızdan keserek yaptı. Ne çabuk unutmuşsunuz da bu gün bu kadar nankörleşebiliyosunuz. Bana ekonomi soruları sormayın. Ben bütün basın kanallarını tarafsız takip ediyorum günlük gazeteleri okuyorum. Siz de ezberden konuşacağınıza OKUYUNNNN[/QUOTE]

Gelin kaynaklarımızı yazarak konuşalım olur mu.?
Biz buna kanıta dayalı durum diyoruz..

Alibaba58 12.04.2012 08:38

Cevap: FLAŞ GÜNCEL YAZI
 
Ruhat MENGİ : Bir uyarı daha; Türkiye parçalanır!

Fotoğraflarına bakıyorum da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez birkaç yıl içinde ne kadar değişmiş.. Onunla birlikte “hadisleri konuştuğumuz ve kendisinin de ‘gerçek hadislerle uydurma olanları ayıklayacağız’ dediği” ikili bir televizyon sohbeti yapmamın üzerinden ancak o kadar bir zaman geçti, o günlerde sakalı yoktu, çağdaş bir din bilimci görüntüsündeydi, şimdi bıyıklarına karışan kırlaşmış s...akalları var ve ne zaman gazetede fotoğrafı çıksa onu tanıyamıyorum.

Tabii ki kimsenin kararına karışılamaz ama acaba artık “sakallı olunca daha çok Müslüman göründüğünü” mü düşünüyor, yoksa o da “Hz. Peygamber’in sakalı vardı, sünnettir” görüşünde mi? Müslümanlığın çıktığı yıllarda tıraş makinesi icat edilmişmiydi ki diye düşünüyor insan.. Düşünürken konudan konuya ışık hızıyla geçiş yapma huyum sürüyor, bu konu nereden aklıma geldi, “Suriye ile savaşa girersek Türkiye’nin başına büyük çorap örüleceğini” defalarca yazmamıza, siyaset bilimcilerin ve hatta ABD’li yazarların uyarılarına rağmen hiç kulak asılmadan doludizgin tehditlere devam ediliyor da ondan.. Sakalımız olsa belki uyarılar dinlenirdi.

ABD’NİN BAŞARISIZ PLANLARI

Daha önce de “ABD Türkiye’yi kendi planları için Suriye ile savaşa itiyor, böyle bir hata Türkiye için felaket olur” şeklinde açıklama yapan ABD’li yazar Griffin Tarpley “Türkiye’nin savurduğu tehditlere” dikkat çekerek bir kez daha uyarmış. Diyor ki; “Suriye’de tampon bölge kurulması Türkiye’nin parçalanmasına yol açacak adım olur” .. Onun sözlerine gereken dikkati vermek için ise ABD’nin “kendisinin de kabul ettiği” Irak başarısızlığını, Afganistan’da Taliban’la ilgili yaptığı ve dev soruna dönüşen hataları hatırlamak bile yeterli..

Elbette Suriye komşumuz ve orada “bir diktatör yüzünden” binlerce insanın ölmesi son derece üzücü.. Ama işte bildiğiniz gibi diktatörlerin sınırı yok, iktidar gücü için her şeyi, insan canı almayı bile göze alıyorlar. Şimdi ABD “süre bitti” diyor, biz tehdit ediyoruz, ya bu müdahale yüzünden bizim insanlarımızın (zaten terör tehlikesi altında yaşayan gencecik askerlerimiz dahil) hayatı da tehlikeye girerse? Ya ülkemiz karmaşa içindeki Arap ülkelerine döner veya düpedüz parçalanma tehlikesi çıkarsa?

IĞDIR’DAN HATAY’A KÜRDİSTAN..

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş “Suriye’de de özerk Kürdistan oluşabilir, İran’da zaten Kürdistan eyaleti var, Irak bölünürse ‘bağımsız Kürdistan devleti’ kurulacak ve Türkiye’nin tüm güney sınırları Kürdistan olacak. Ortadoğu kaynayacak ve bu işler başka noktalara gidecek” diyerek hükümete “yeni anayasa için acele edin” mesajı veriyor. Daha açık nasıl söylenebilir, birinci soru.. Yeni anayasa metninin yazımı yakında başlıyor, Selahattin Demirtaş’ın acele ettiği konuya anayasada ne şekilde yer verilecek, ikinci soru..

Zira bence ABD’nin “Türkiye’yi Suriye ile savaşa sokma” planı da Demirtaş’ın söz ettiği Kürdistan konusuyla ve işi bu şekilde halletmekle ilgili.. Zaten Beşar Esad’ın “siz Suriye’nin iç işlerine karışırsanız ben de PKK’ya yardım ederim” sözü de var. Hepsini birleştirin, ne çıkıyor?

Siyaset bilimciler TV’lerde “ABD ve AB ülkeleri aktif olarak ortaya çıkmadan bizim öne çıkmamız yanlış” demekteler, madem ki Birleşmiş Milletler bu kadar kararlıdır, önce BM’deki diğer ülkeler asker göndersin, öncülük etsin, Türkiye ondan sonra işe karışsın. “Ortadoğu’da biz söz sahibi olalım” diye maceraya atlamayalım, pişman oluruz!

*****


ÇYDD gibi Deniz Feneri de ‘Poyrazköy’le birleşebilir mi?

Kapatılan Fazilet Partisi milletvekili ve HAS Parti Genel Başkanı Mehmet Bekaroğlu, Deniz Feneri iddianamesinde yapılan değişiklikler için; “Önce savcılar görevden alındı, haklarında dava açıldı, yeni savcılar ‘örgütlü ve nitelikli suç yok’ dedi. Bu dava ‘yargıya müdahale örneği’ olarak akıllara kazındı” demiş. Ki milyonlarca vatandaş bu sözlerin altına imza atabilir.

Deniz Feneri davasında maşallah yargı pek dikkatli şekilde ilerlerken Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği soruşturmasını yürüten, iddianameyi hazırlayan ve bu iddianamesi mahkeme tarafından kabul edilen Özel Yetkili Savcılık tam 16 ay önce mahkemeye gönderdiği klasörlerin 4 tanesini unutmuş.. Bir yanda her detayla yakından ilgilenip suçları silme olayı, diğer tarafta ülkenin eğitimde en önemli sivil toplum kuruluşunun “KLASÖRLER”ini unutmak..

Ve sonra da ÇYDD davası “Poyrazköy” davasıyla birleştirilmiş. Yer altında silahların bulunmasıyla ilgili, içine Kafes Eylem Planı, amirallere suikast gibi davaların da dahil edildiği bir “darbe hazırlığı iddianamesi” ve yanında ÇYDD.. Madem ki bu en alakasız işler yapılabiliyor, Alman yargısının “örgütlü ve büyük suç” dediği Deniz Feneri davası ile Poyrazköy’ü birleştirmeyi de düşünebilirler mi? Düşünemezlerse neden düşünemezler?

Yargı keyfi kararlar verirken bunları da halka açıklamak durumundadır, zira milli iradenin gerçekleri duyma hakkı var, bekliyoruz!

Alibaba58 12.04.2012 08:40

Cevap: FLAŞ GÜNCEL YAZI
 
Bekir Coşkun : Köprüler yıkılırken.

Ne çok köprüler yıkılıyor bugünlerde...

Bu kıyıda hüzün...

Karşıda umut...
...
Yüreği olan geçmek ister...

Ama peş peşe yıkılıyor köprüler...

*

Daha dün...

Medeni dünyaya ulaşmak için seksen yılda zar zor kurulmaya çalışılan çağdaş eğitim köprüsü yıkıldı...

Cumhurbaşkanları 4+4+4 yasasını imzaladı...

Hangi vicdandır?..

Karşıda uygar bir dünya varken... O dünyanın birer uygar bireyi olmak için hevesle koşan çocuklarımızın önündeki köprüleri yıkmak...

Bu kadar mı acımasız ve saygısız olur insan çocuklarına karşı, sırf kendi dinci zihniyeti sürüp gitsin diye?..

*

Azmimizi köprülerimize ayak yaparız...

Tasalarımız kolon, sabrımız kirişler...

Köprüler yıkıldıkça köprüler kurarız...

Karşı kıyıya atmak için kendimizi bir koşu...

Ama...

Bir bir yıkılıyor köprüler...

*

Gazetelerdeki “Yıkılan köprü canları alıp götürdü” haberlerini okurken, son zamanlarda ne çok köprünün yıkıldığını düşündüm...

Hayallerimiz öte yanda...

Karşı kıyıda kaldı; kızlı oğlanlı çocuklarımızın el ele tutuşup güven içinde kutladıkları ulusal bayramlarımız...

Modern eğitim...

Laik, çağdaş bir yurt...

Barış...

Özgürlük...

Güven...

Huzur...

Geçemedik bir türlü...

Bulanık sularda kaybolduk...

Çöktü köprü...

*

Son zamanlarda her gün yüreklerimizde bir köprü çöküyor...

Karanlıktan aydınlığa...

İlkellikten uygarlığa...

Nefretten insanlığa...

Ortaçağdan çağdaşlığa...

Köprüler kurmak isteriz, yüreği olanlar geçmek ister...

Ama azgın bulanık sulara dayanmıyor...

Peş peşe yıkılıyor köprüler...

NECMEDDİN ÖZBEK 12.04.2012 13:01

Cevap: FLAŞ GÜNCEL YAZI
 
UMHURİYET GÜNEŞİ
MİLLİYET yazarı Mehmet Tezkan yazdı..

SAVAŞ ÇIKARSA NE ZAMAN ÇIKAR?

Kofi Annan’ın Esad’a verdiği süre bu sabah doldu.. Türkiye için ‘tehlikeli’ süreç başladı..
Niye mi?
Annan’ın planına göre, bu sabah itibariyle çatışmalar duracak.. Ne askerler şiddet uygulayacak ne muhalifler..
Esad, Annan’a yazılı güvence vermiş ama yine de hayal gibi..
Bugüne kadar 9 bin kişi öldü.. Bir şey olmamış gibi çatışmaların bu sabah itibariyle kesilmesini beklemek gerçekçi değil..
Esad, en küçük bir boşluk bırakırsa alaşağı edileceğini biliyor.. Orantısız güç kullanarak muhaliflerin üzerine gitme nedeni bu..
Yok etmek!..
Yok ederek Suriye’yi düzlüğe çıkarmak! Veya yok ederek ‘çatışmasızlık’ ortamı sağlamak!..
Düne kadar izlediği politika buydu.. Hız kesse bile elini tetikten çekmeyecektir..
*
Peki dünya ne yapacak?
BM Güvenlik Konseyi’nden Esad’ın nefesini kesecek bir karar çıkmaz..
Rusya ile Çin izin vermez..
Eskisi gibi durmuyorlar onlar da Esad’ın ‘palavralarını’ gördü denilecektir ama kazın ayağı öyle değil..
Esad’ın gitmesi bölgedeki bütün dengeleri altüst eder.. Türkiye’nin işine gelir, ama Rusya’nın işine gelmez..
*
Batı cephesine bakarsak bizim dışımızda bu işin üzerine ısrarla eğilen başka bir ülke yok..
Obama kasım ayındaki ‘başkanlık’ seçimine odaklandı..
Fransa’da ay sonu seçim var..
Bu iki ülkenin gündemi başka.. Çin ile Rusya zaten başka havada..
Bu sebeple Güvenlik Konseyi güvenliği sağlayamaz..
Türkiye için tehlikeli süreç başladı demem bundan..
*
Suriye ile uzun sınırımız var.. Şiddete maruz kalan muhalifler Türkiye’ye kaçıyor, Suriye askerleri kovalıyor..
Geçen gün sınırda yaşananları biliyoruz..
Bir daha aynısı tekrarlanırsa seyreyleyin gümbürtüyü..
*
Başbakan Erdoğan kendini fena halde bağladı.. Savaşırız sinyalini verdi..
Sınır provokasyona açık!..Türkiye’yi Şam’a doğru çekmek isteyen güçler, Türkiye’yi ateş çemberine sokmak isteyenler tahrik edebilir..
Tuzak kurabilir..
Başbakan da sözünü yememek için, sözünün altında kalmamak için ‘gerekeni yapın’ diyebilir..
Türkiye önce çatışmaya sonra savaşa girebilir..
*
Bu arada bizdeki savaş lobisini de yabana atmamak lazım.. Vuralım, kıralım, girelim yayınlarını başlattılar.. ‘Esad’a haddini bildirelim’ciler çoğaldı..
Son aşamaya ramak kaldı..
Savaş isteyenleri kahraman, karşı çıkanları Esad’cı, katliamcı, diktatör sevdalısı ilan edeceklerdir..
Bu tür yayınların, demeçlerin başladığı gün bilin ki silahlar patlayacak demektir..



Deniz Feneri referandum ürünü
Deniz Feneri iddianamesine tepki gösterenlerden biri de HAS Parti Genel Başkan Yardımcısı Bekaroğlu idi.. Bu dava yargıya müdahale olarak akıllara kazındı tweeti attı.
Liberal Demokrat Parti Başkanı Cem Toker durur mu?
Anında cevap vermiş..
Taşı gediğine oturtmuş.. Referandumda evet derken düşünecektiniz.. Millet ektiğini biçiyor, biçmeye de devam ediyor demiş..
Sanıkları kollayan iddianameyi ‘evet’ oylarının sonucu olarak göstermiş..



Başbakan’ın eşi de olsan!
Almanya Başbakanı Merkel, Alman hava kuvvetlerine ait uçakla Napoli’ye gitmiş, tatile..
Eşi Sauer aynı uçağa binmemiş.. Başka bir uçakla Napoli’ye gitmiş.. Orada buluşmuşlar..
Niye mi?
Yasaya göre başbakanın uçağına binen herkesin hazineye 1320 euro ödemesi gerekiyor..
Başbakanın eşi de olsa, çocuğu da olsa..
Sauer’e bu para fazla gelmiş.. 118 euro’ya özel bir havayolundan bilet alarak İtalya’ya gitmiş..
Ne diyelim..
Bir gün biz de demokrasinin o seviyesine gelir miyiz?

MİLLİYET

Alibaba58 13.04.2012 21:23

Cevap: FLAŞ GÜNCEL YAZI
 
Zülfü Livaneli : 'Kurdun ağzı'


Herhangi bir Fransız aydınına, pat diye sorsanız:

“Askeri darbelere karşı mısın?”

Yanıtı neredeyse refleks denilecek bir çabuklukla “Karşıyım!” olacaktır.
...
Bir İngiliz, İspanyol, Yunan, İskandinav aydınına “Siyasi idamlara karşı mısınız?” diye sorsanız, hiç tereddütsüz aynı cevabı alırsınız: “Karşıyım!”

Çünkü uygar dünyada oluşmuş bulunan konsensüsün temel ögeleridir bunlar.

Sivil toplumun “olmazsa olmaz” ön koşuludur.

Ve bir aydının düşünce namusudur.

BİZDE İSE...

Aynı soruları Türk aydınlarına yöneltseniz, bir bölümünden aynı net yanıtı alabilirsiniz.

Ama bir bölümü, sorunuzu başka bir soru ile

karşılayacaktır:

“Soru: “Askeri darbelere karşı mısın?”

Cevap: “Hangi askeri darbelere?”

Soru: “Siyasal idamlara karşı mısın?”

Cevap: “Hangi siyasal idamlara?”

İşte bu “hangi” sorusu, çeşitli görüşlerden Türk aydınını, uygar dünyanın “aydın” kavramından ayıran ve azgelişmiş ülke kategorisine iten farktır.

Çünkü 1991 yılında bazı Türk aydınları, belirli koşullarda, askeri darbelerin ve siyasi idamların yararlı olduğunu düşünebilmektedir.

Türkiye’nin yakın dönem siyasal yaşamına damgasını vurmuş üç darbenin, üçünün de yargılanmasına karşıdırlar.

Buradaki mantık, 27 Mayıs’ın, ülkede diktaya yönelmiş baskıcı bir iktidara karşı yapılmış olması ve sonunda bir aydınlanma dönemini başlatmasıdır.

Oysa 12 Mart ve 12 Eylül, ülkedeki uyanışa ve ilerlemeye karşı yapılmış, özgürlükleri susturan ihtilallerdir.

27 MAYIS’IN FARKI

Evet! Bu düşüncelere bütün yüreğimle katılıyorum.

Gerçekten de 27 Mayıs devrimi sonunda, Türkiye’nin en ilerici anayasası hazırlanmış, ülkedeki kültür yaşamında büyük bir aydınlanma başlamış ve şu anda yazan çizen (ben dâhil) pek çok kişinin yetiştiği bir ortam doğmuştur.

Diğer iki darbe ise bu özgürlükleri boğmak, işçi hareketlerini bastırmak, ve ilerici güçlere darbe indirmek amacına yöneliktir.

Bu niteliksel farka rağmen yine de 27 Mayıs’ın savunulamayacağı görüşündeyim.

KURDUN AĞZI

Çünkü 27 Mayıs’la birlikte “Kurdun ağzına kan bulaşmıştır.” Yoksa yıllar yılı askeri müdahale olamadan yaşayabilmeyi becermiş bir ülkede, 27 Mayıs’ın hemen ardından 22 Şubat ve 21 Mayıs kalkışmaları nasıl açıklanabilir?

Bu darbe, daha sonraki 12 Mart ve 12 Eylül darbelerini de hazırlamıştır.

Çünkü “meşruiyet” kavramı, yoruma, daha doğrusu güce bağlı hale getirilmiş, her darbede olduğu gibi başaran haklı sayılmış, başaramayan ise asılmıştır.

Eğer askeri darbelerin tümüne birden karşı çıkmazsak, bizim gibi düşünmeyen bir grubun da kendi askerini getirerek üzerimizde zulüm uygulamasına, felsefi anlamda tutarlı olarak karşı çıkamayız.

Bunun sonucu da, demokrasi değil “Benim abim, senin abini döver!” mantığıyla her grubun kendi cuntasını hazırlamasıdır.

Not:TBMM’de eski darbelerin tümünün inceleneceği bir komisyon kurulduğu haberi üzerine bu eski yazımı hatırladım. Bir bölümünü aldığım bu yazı 02. 08. 1991 tarihinde Sabah Gazetesi’ndeki köşemde ve daha sonra Telos Yayınları’ndan çıkan “Orta Zekâlılar Cenneti” adlı kitabımda yayımlanmıştır. Keşke kulak veren olsaydı.

amet_58 13.04.2012 22:30

Cevap: FLAŞ GÜNCEL YAZI
 
[QUOTE=KAOS;613615]Hay yalanın batsın,
12 eylülden sonra CHP neredeydi, ANAP babamın partisi miydi, ekonomi bilgisi çok olan kardeşim şimdi de tarihe mi merak saldın..

Ancak doğru tarih olsun lütfen...[/QUOTE]

merak etme paylaştığımın arkasındayım eğer chp zihniyetinin darbelerle ilgisi olmasa geçen referandumda hayır diye karşı çıkmazdı sadece oda değil bugün onları savunup millet vekili adayı yapmazdı...gelelim ekonomi bilgisi konusuna ekonomi bilgim olmasına gerek yok bakar kör olmayan herkes bunu rahatlıkla görebilir birazda sayısal bilgisi varsa 10 yıl önce ile bugünün verilerini karşılaştırırsan tamam işi abartmaya gerek yok ne ben ekonomiyle alakalıyım nede öyle bir iddiam var

sivaslınet 15.04.2012 07:50

Cevap: FLAŞ GÜNCEL YAZI
 
28 Şubat'a sert yazı
'Sivas'ta insan yakanlara zaman aşımı, Deniz Feneri'nde dolandırıcılık yok. Peki ya Cumhuriyetçiler?'
28 Şubat süreciyle ilgili soruşturmada ilk gözaltı dalgasında 5 kentte toplam 31 adreste eşzamanlı aramalar yapıldı. Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir ile 3 emekli tuğgeneral, 19 emekli albay, 2 emekli binbaşı, 2 emekli yüzbaşı ve 4 emekli astsubay hakkında gözaltı kararı verildi. Cumhuriyet gazetesi yazarı Bekir Çoşkun bugün köşesinde konuya ilişkin sert bir yazı kaleme aldı. "Sivas'ta insan yakanlara zamanaşımı, Deniz Feneri'nde dolandırıcılık yok, Peki ya irticaya karşı olan cumhuriyetler neden içeri atılıyor" diye sordu.

ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR

Dün gün boyu çanlar çaldı...

Evlerde aramalar yapıldı, zanlılar götürüldü...

Televizyonlarda alt yazılar "baskınları" haber verdiler... Dikkatli konuşmaları tembih edilmiş spikerler, ağızlarını yamultarak "konuklara" hukukun işlemekte olduğunu anlattırdılar... Koca çeneli çıkıp televizyonlarda anlattı:

"Çan çan çan..."

O GÜN ÇAN BEŞ KEZ ÇALDI

Bilirsiniz "beşinci çan"ın hikâyesini:

Krallığın hüküm sürdüğü çağda şehrin merkezindeki kulede büyük bir çan vardı...

Bir vatandaş öldüğünde çan bir kez çalardı... Bir asilzade öldüğünde iki, kralın adamlarından birisi öldüğünde üç, kral öldüğünde dört defa...

Bir gün kralın mahkemesindeki yargıçlar insanların vicdanını sızlatacak kararı vererek, bir masumu mahkûm ettiler...

O gün çan beş kez çaldı...

ADALET ÖLDÜ

Herkes koştu çan kulesinin altına...

Sordular çancıya:

"Kraldan daha büyük ölen kim?.."

Kuledeki yanıtladı:

"Adalet öldü..."

NİYE İMZALADIN

Dün yine bütün gün çanlar çaldı...

"28 Şubat" diyorlar bu kez...

28 Şubat muhtırasından 15 yıl, iktidar olduktan 10 yıl sonra mı geldi aklınıza?..

Peki 28 Şubat kararlarının altında, o gün devlet bakanı olan Abdullah Gül'ün imzası var, bugün Cumhurbaşkanınız...

15 YIL SONRA İRKİLİR Mİ İNSAN

Çağırıp sorun mesela:

"Niye imzaladın?.."

Hukuksuzluksa, hukuksuzluğu imzalayan da sorgulanmaz mı?..

"Korktuk" derse...

Korktuktan 15 sene sonra mı irkilir insan?..

Adalet ise...

MADIMAK'YA İNSAN YAKANLAR.. DENİZ FENERİ..

Salınan Hizbullahçılardan, zamanaşımına uğrayan Madımak'ta insanları yakanlara kadar... Kayıp trilyonlardan, evrakta sahteciliklere kadar... Otuzdan fazla AKP'li belediyedeki yolsuzluk iddialarından, daha önceki gün kapatılan Deniz Feneri dosyasına kadar...

Say say bitmez...

CUMHURİYETÇİLER HAPİSHANELERE..

İktidara dokunan tüm yolsuzluk, vurgun, soygun iddialarının örtülmesi... Ama gerici yapılanmaya ve irticaya tepki gösteren ne kadar cumhuriyetçi varsa toplanıp hapishanelere doldurulmaları rastlantı mıdır?..

Böyle midir adalet?..

"Türkiye geçmişi ile yüzleşiyor" diyor koca çene...

Bugünü ile niçin yüzleşemiyor?..

Çenelerine vurdu:

Çan çan çan çan çan...


WEZ Format +2. ?uan Saat: 20:08.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.