Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar

Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar (http://www.sivaslilar.net/forum/index.php)
-   Sivas Tarihi (http://www.sivaslilar.net/forum/forumdisplay.php?f=110)
-   -   BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ... (http://www.sivaslilar.net/forum/showthread.php?t=14025)

gfb34 24.11.2007 22:22

BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
Savaş tüm hızıyla sürüyordu.daha 15 yaşında ağzı süt kokan anadolu yiğitleri askere alınıyorlardı.kadın çoluk çocukta boş durmuyor askerlerin yiyecek giyecek ve cephanede sıkıntı çekmemeleri için canla başla çırpınıyordu.
Sivas Lisesi 1918...
Gardaşlarının abilerinin hatta babalarının çanakkalede düşmanla çarpışırken öğrencilerin hiç bir şey yapmadan sadece gelecek haberler ve dersleri ile ilgilenimeleri zorlarına gidiyordu.çünkü osmanlı mektebe(okula) giden öğrencileri askere almıyordu.Fakat sivas lisesinde okuyan 6 tane genç vardıki..
hemen hemen her gün askeriyenin kapısını çalarak askere alınmak istediklerini dile getiriyorlardı.1-2-3-4-5.... belki 10 defa dilekçe verdiler askere alınmak için.ve istekleri zorda olsa yerine getirildi.ARTIK ONLARDA BİRER MEHMETÇİKTİ.Hemen çanakkaledeki karargah larına teslim edildiler.komutanları 15 günlük silah eğitimi almalarını istemişti.fakat 6 mehmedimiz 15 gün sabredecek güclerinin olmadığını söylediler.komutanlarını burdada ikna etmeyi başardılar.SABAHIN İLK IŞIKLARINDA CEPHEYE KOŞTULAR.çatışmaya girdiler.
5 i ŞEHİT OLMUŞTU...AMA 1 i hasanoğlu abdullah yara bile almadan karargahına geri dönmüştü.
ama kıtlık tüm askerler üzerinde etkisini gösteriyordu.günde sadece yarım bir kepek ekmeği bir kaç kuru üzüm...aslında fazlasıyla yiyecek getirilebilirdi tabiki araçlarla...ancak bir sorun vardı araçların lastikleri kullanılamaz haldeydiler. ve abdullah bu duruma dayanamadı.ordu muhasibine başvurdu neden araçlarımızın tekerlekleri temin edilmiyor.para olsa bile tek bir lastik üreticisi vardı ingiliz fabrikası...ancak askeriyenin parası günde bir öğün verilen kepek ekmeğine zor yetiyordu...hasanoğlu abdullah öyle hırs doluyduki
soluğu düşman topraklarında aldı.gidip sordu lastiklerin fiyatını 50 lira...
abdullah oteldeki odasına çekildi.ve abdullah çok ii bir ressamdır ayrıca.alır malzemelerini yapar bir yüzlük...
gider basar parayı ve alır lastikleri hiç vakit kaybetmeden cepheye koşar...fabrika sahibi parayı altına cevirmek için bir türk kuyumcusuna girer.parayı uzatır.Kuyumcu şaşkınlıkla bu ne???
düşman:bu parayı bana askerlerinizden biri verdi...kuyumcu parayı almaz çünkü osmanlının o devirdeki en büyük para birimi 50 liradır...
ve gelelim hikayenin en müthiş noktasına...
fabrika sahibi abdullahtan parayı karanlık bastıktan sonra almıştır.ve paranın üstündeki osmanlıca yazıyı okuyamamıştır.işte o yazıda şu söz yazılıydı:

LASTİKLERİN BEDELİ ŞEHİTLERİMİZİN KANLARIYLA ÖDENMİŞTİR!!!!
-------------------------------------------------------------------------------------
ALLAH TÜM ŞEHİTLERİMİZE RAHMET EYLESİN...
SİZLERE MİNNETTARIZ.EMANETİNİZ ŞEREFİMİZDİR.ALLAH'IN KURAN'IN VE SİZ ŞEHİTLERİMİZ HUZURUNUZDA TÜRK GENÇLİĞİ OLARAK YEMİN EDİYORUZKİ BU VATANA KALLEŞ ELİ SÜRDÜRMEYECEĞİZ!!! RAHAT UYUYUN...

ÖVMİYECEĞİM SENİ ÇÜNKÜ ÖVGÜ AZ SANA
SENKİ BAYRAĞIN GİBİ BULANDIN AL KANA
DÜĞÜN GECESİ DEMİŞ BU ÖLÜME MEVLANA
BİR LEYL-İ KADİRDE SEN KAVUŞTUN MEVLANA.

ST_GoGo 24.11.2007 22:59

--->: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
[B] Bu Hikayenin Canlandırmasını Daha Önce Bir Televizyon Kanalında İzlemiştim , Helal Olsun Gerçekten Çok Güzel Bir Yazıydı

Ellerine Saglık...[/B]

altuntas58 25.11.2007 18:46

-->: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
VATAN UĞRUNA NE BÜYÜK FEDAKARLIKLAR YAPMIŞ BİZİM ATALARIMIZ ECDADIMIZIN KANLARIYLA BİZE BIRAKTIĞI BU VATANA SAHİP CIKMAKTAN BAZEN ACİZLENİYORUZ BİR AVUC CAPULCUYU SÖZ SAHİBİ EDİYORUZ BU KADAR ZOR ŞARTLARDA BİZE BIRAKILAN BU TOPRAKLARDAN HİÇ KİMSEYE VERİLECEK ZERRE KADAR BİR KUM TANECİĞİ DAHİ YOKTUR PAYLAŞIMIN İÇİN SAĞOL KARDEŞİM

gfb34 25.11.2007 19:57

-->: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
Allah razı olsun.bu hikaye çok şeyi göz önüne seriyor.bende bu yazıyı herhangi bir internet sitesinden okumuştm.eksikler olabilir affola...
ne yazıkki gençliğimiz milli duygularını kaybetmekte çoğu msn de kız peşinde kimi sokakta ona buna laf atıyor kimi amerikan vari oyunlardan gözünü alamıyor ne yazıkki çoğunluğu ALLAH İÇİN VATAN İÇİN ne yapacağını bilmiyor...tabiki gençlikte devlet yöneticilerini örnek alıyor!!!bir TÜRK bir müslüman asla bir hristiyan tohumunun ayağına gitmez!!!ama başbakanımız ne yapıyor???belki her hafta bush pştunun ayağına gidiyor fikir alıyor.kardeşim sen bağımsız bir ülke başbakanısın sen OSMANLI TORUNUSUN(tabi şüpheli...)neden meclisindeki cevherlerinden fikir almıyorsunda abd uşağı gibi onun sözünden çıkmıyorsun NEDEN???senin 35 bin vatan evladının katili APO piçini hala krallar gibi besliyorsun???ver halkın eline veya lime lime doğrat her bir parçasını bir ŞEHİT AİLESİNE VER...AMA NERDE O YÜREEKKKK.
NEYSE BEN BİRAZ DAHA KONUŞURSAM KÖTÜ OLUR.
BAŞKA MEHMET HİKAYELERİYLE SİTEMİZİ GURURLANDIRACAĞIM(YAKINDA)
ALLAHA EMANET OLUN...SVS ALPRN OCKLRI

gfb34 25.11.2007 23:24

-->: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
SANA DAR GELMEYECEK MAKBERİ KİMLER KAZSIN
GÖMEYİM SENİ GEL TARİHE DESEM SIĞMAZSIN!!!

Abdurrahman 58 06.12.2007 19:39

-->: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
GÖZYAŞI GECELERİNDE BU OLAY CANLANDIRILDI GERÇEKTEN ÇOK ETKİLEYİCİ Bİ HİKAYE...

leblebi82 30.12.2007 21:22

--->: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
[B][COLOR="Indigo"]Evet Petlas'ın bir reklamı için de ilham kaynağı olmuştu. [/COLOR][/B]

By_CharisMa_15 10.02.2008 13:19

--->: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
saol emegıne saglık tskk ederim..
.

sivaslıgenç 10.02.2008 13:27

--->: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
Gerçektende çok güzel bir paylaşım serkan abi.Yılbaşında gözyaşı gecesinde bu tür bir oyun sergilenmişti.

CrSivaslim58 10.02.2008 13:30

--->: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
esasdan cok güzel bir canakale hikayesi

::: ÇANAKKALE SEHITLERINE :::


Suheda govdesi, bir baksana daglar taslar...
O, ruku olmasa, dunyada egilmez baslar,

Yaralanmis temiz alnindan uzanmis yatiyor;
Bir hilal ugruna ya Rab, ne gunesler batiyor!

Ey, bu topraklar icin topraga dusmus, asker!
Gokten ecdad inerek opse o pak alni deger.

Ne buyuksun ki kanin kurtariyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanlari ancak, bu kadar sanli idi...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsin?
"gomelim gel seni tarihe!" desem, sigmazsin.

Herc u merc ettigin edvara ya yetmez o kitab...
seni ancak ebediyyetler eder istiab.

"Bu, tasindir" diyerek Kabe'yi diksem basina;
Ruhumun vahyini duysam da gecirsem tasina;

Sonra gok kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine ceksem butun ecramiyle;

Mor bulutlarla acik turbene catsam da tavan;
Yedi kandilli Sureyya'yi uzatsam oradan;

Sen bu avizenin altinda, burunmus kanina,
Uzanirken gece mehtabi getirsem yanina,

Turbedarin gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gunduzun fecr ile avizeni lebriz etsem;

Tullenen magribi, aksamlari sarsam yarana...
Yine bir sey yapabildim diyemem hatirana.

sivaslıgenç 10.02.2008 13:38

--->: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
çanakkale savaşı

Gülmeyiniz ey düşmanlar,
Çanakkale geçilemez.
Bekler nice kahramanlar,
Çanakkale geçilemez.

Filo, filoya dayansa,
Yerler bomba ile yansa,
Siperler kana boyansa,
Çanakkale geçilemez.

On Sekiz Mart Zaferi’ni,
Herkes tanır Türk erini,
Ölür de vermez yerini,
Çanakkale geçilemez.

Türk’ün göğsü, Türk’ün kolu,
İman ile kuvvet dolu,
Aslan yurdu Gelibolu,
Çanakkale geçilemez.

Akan kanlar dönse sele,
Conkbayır’ı geçmez ele,
Dünya kopup gelse bile,
Çanakkale geçilemez.

Birçok milletin askeri,
Yenilerek kaçtı geri,
Anladılar Türk’ün yeri
Çanakkale geçilemez.

bulutum 24.02.2008 00:42

ÇANAKKALE SAVAŞI
 
Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara savaşlarıdır. İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti konumundaki İstanbul'u alarak boğazların kontrolünü ele geçirmek, Rusya'yla güvenli bir tarımsal ve askeri ticaret yolu açmak, Alman müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'na girmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olacak, iki tarafın da çok ağır kayıplar vermesiyle İtilaf Devletleri geri çekileceklerdir.

Çanakkale Savaşları, ilgili bütün ulusları derinden etkilemiştir. Avustralya ve Yeni Zelanda'da Anzak Günü adıyla her yıl düzenli bir seramoni tekrarlanır. Ayrıca Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar o gün toplanarak Gelibolu Yarımadası'ndaki Anzakların (ANZAC: Australian and New Zeland Army Corps) çıkartma yaptıkları Anzak Koyu'na gelerek atalarının savaştıkları bu yeri ziyaret ederler.

Bu savaşlarda İtilaf subaylarının bile takdirini toplayarak yıldızı parlayan Mustafa Kemal, 8 yıl sonra Türk Kurtuluş Savaşı'nda milletine önderlik edecek, savaş sonunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı olacaktır
ŞAVAŞIN NEDENLERİ
Osmanlı İmparatorluğu 2 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile, İttifak Devletleri safında yer almak üzere bir antlaşma imzalamıştı. Ancak bu antlaşma, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş hazırlıkları henüz başlamadığı için gizli tutulmuştu. Osmanlı İmparatorluğu bu antlaşmanın hemen ertesinde seferberlik hazırlıklarına başlamıştı.

Akdeniz’de İngiliz donanması önünden çekilen Alman SMS Goeben ve SMS Breslau ağır kruvazörlerinin, Amiral Souchon komutasında 10 Ağustos 1914 günü Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’a gelmeleri büyük bir gerginlik yaratmıştı çünkü, Osmanlı İmparatorluğu, Boğazlar Antlaşması gereği tüm savaş gemilerine kapalı tutmaktadır. Alman Donanması’na bağlı bu gemilerin Boğazdan geçişine izin verilerek ayrıcalık yapılması, savaş nedeni sayılmaktadır. Ancak Osmanlı İmparatorluğu, bu gemilerin Almanya’dan satın alındığını açıklayarak gerginliği ertelemiştir. Sözkonusu gemiler 16 Ağustos 1914 tarihinde Yavuz ve Midilli adlarıyla Osmanlı Donanması’na katılmışlardı. Bu gemilerdeki Alman mürettebat, Osmanlı Donanması’na ait subay ve erat üniformaları giyerek gemilerdeki görevlerini sürdürmüşler, Amiral Souchon ise Osmanlı Donanması Komutanlığı’na getirilmişti.

Yavuz ve Midilli’nin de içinde bulunduğu bir Osmanlı filosunun Amiral Souchon komutasında 27 Ekim 1914 günü Karadeniz kıyılarındaki Rus limanlarını bombalamaları ardından hem Rusya hem de İngiltere Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmiştir.

Batı Cephesi’nde 1914 yılının Eylül ayı sonlarında Alman orduları, Fransız-İngiliz savunmasını yaramamışlar, tüm Batı Cephesi’nde cepheler kilitlenmişti. Bu durum Almanya açısından Batı Cephesi’ndeki savaşın kısa sürede bitmeyeceği anlamına geliyordu. Oysa Alman savaş planı (Schlieffen Planı), ilk adımda Batı Cephesi’nde kısa sürede Fransız-İngiliz kuvvetlerinin yenilgiye uğratılması, ikinci adımda ise tüm kuvvetlerin Doğu’ya kaydırılarak Rusya’nın savaş dışı bırakılması esasına dayanıyordu. Schlieffen Planındaki bu sapma ardından Almanya, önce Rusya’yı savaş dışı bırakmak, Doğu’da serbest kalan kuvvetleri ile Batı Cephesi’ne yeniden yüklenmek istemişti. Osmanlı 3. Ordu'sunun Kafkasya bölgesindeki Kasım – 1914 ayı başlarındaki taarruzları bu planın hazırlık aşamalarından biriydi.

Avrupa cephelerindeki bu gelişmeler, İngiltere ve Fransa’nın müttefikleri Rusya’yı desteklemek zorunda bırakmıştı. Zaten Rusya, Almanya üzerinde yeterince güçlü bir baskı yapamamaktaydı. Kısıtlı endüstriyel kapasitesi dolayısıyla İngiliz ve Fransız desteğine gerek duymaktadır. Fransa ve İngiltere’nin bu desteği sağlaması için olası dört yol vardır. Kuzey ulaşım hatlarından ikisi olanaksızdır. Kuzey Buz Denizi, yılın çok büyük bölümünde donmuş olduğundan deniz ulaşımına olanak vermemektedir, Baltık Denizi ise Alman Donanması’nın denetimindedir. Orta ulaşım yolu olan Avrupa karayolu ise Alman denetimindedir. Olası dördüncü yol ise Osmanlı İmparatorluğu’nun denetiminde bulunan Çanakkale ve İstanbul boğazlarının oluşturduğu denizyoludur. Çok yakın geçmişte, Balkan Savaşı’nda, Trablusgarp Savaşı’nda ve Sarıkamış Harekatı’nda ağır yenilgiler almış olan Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri gücü, İtilaf Devletleri’nce zaten yetersiz olarak değerlendirilmektedir. Avrupalılarca "hasta adam" olarak görülen yaşlı Osmanlı İmparatorluğu'nın boğazlardaki bir saldırıyı kaldıramayacağı düşünülmektedir. Eğer Boğazlar askeri olarak kontrol altına alınabilirse, Rusya’nın desteklenmesi olanaklıdır. Gerçekten de Rusya, Kasım ayı başlarında müttefiklerinden Çanakkale Boğazı’na göstermelik de olsa bir saldırı yapılmasını istemiştir. Böylece Kafkasya’da Osmanlı ordusunun baskısı hafifleyecektir.

Öte yandan Rusya direnmeyi sürdürecek olursa, Almanya’nın Batı Cephesi’nde yeni bir taarruza kalkışma olanağı da pek yoktur. Bu tesbit, özellikle İngiliz yüksek komutanlığının, Batı Cephesi’ndeki kuvvetlerin bir bölümünün burada atıl tutulup tutulmadığının sorgulanmasına yol açmıştır. Ayrıca İngiliz Donanması da yeterince etkili kullanılmamaktadır. Böylece Batı Cephesi’nden alınacak bir kısım kuvvetle donanmanın işbirliği ile daha etkili ve sonuç alıcı bir harekata girişilmesi yolları aranmaya başlandı. Sonuçta Boğazlar’a yönelik bir operasyon planı üzerinde tartışılmaya başlanmıştır.

Rusya ile bağlantının bu şekilde, Boğazlar’ın kontrolünün sağlanarak sonuçlandırılması, Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’un da işgalini kaçınılmaz olarak gerektirmektedir. İkisi, aynı anda gerçekleşecek sonuçlardır. Çanakkale Boğazı’ndan geçilerek İstanbul’un işgalinin İtilaf Devletleri açısından diğer stratejik sonuçları şunlardır.

Osmanlı Devleti savaş dışı bırakılmış olmakla, Almanya savaşın başlarında bir müttefikini kaybetmiş olacaktır.
Osmanlının kontrolünde olan Süveyş Kanalı, dolayısıyla İngiltere’nin Uzakdoğu ulaşım yolunun güven altına alınması sağlanmış olacaktır.
Osmanlı Devleti’nin savaş dışı bırakılması, ve müslüman ülkeler nezdinde İtilaf Devletleri lehine oluşturacağı kazanımlar açısından da önem arz etmektedir. Müslüman ülkelerin gerek Orta Doğu’da gerekse de Uzak Doğu’da İngiliz hakimiyetine karşı dirence zayıflamış olacaktır.
Balkan devletleri, hemen doğudaki Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesi ve bunu İtilaf Devletleri’nin başarması üzerine, doğal olarak İtilaf Devletleri safında savaşa katılmaları yönünde etken olacaktır. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması, Balkan devletlerinin bölgedeki hesaplarına ulaşabilmeleri yönündeki en önemli engeli ortadan kaldırmış olacak ve bu durum, İtilaf devletlerinin bir hediyesi sayılacaktır.
Rusya ile Karadeniz üzerinden deniz ulaşımının açılması özellikle önemlidir. Osmanlı İmparatorluğu'nun Boğazları her türlü deniz trafiğine kapatması sonucu, Rusya ile İngiltere ve Fransa arasındaki ticari ilişkiler de durma noktasına gelmiştir. Pek çok ticari gemi, Karadeniz'deki Rus limanlarında beklemektedir, Avrupa'da buğday fiyatları yükselirken ucuz Rus buğdayı ithal edilememekte, muazzam ticari karlardan mahrum kalınmaktadır. Kısacası Boğazların kapanması, İngiliz ve Fransız firmaları için büyük kar kaybı getirmektedir.


Savaşın aşamaları [değiştir]Savaşlar, 18 Mart 1915'e kadar yapılan Deniz Savaşları ve sonrasındaki Kara Savaşları olmak üzere iki ana bölüme ayrılır.


Deniz Savaşları 18 Mart 1915 te İtiliaf Devletleri,Osmanlı tarafından yenilgiye uğratıldı.


Kara Savaşları
Ana madde: Çanakkale Savaşları Kara Harekatı
Deniz mayınları ve kıyılardaki Türk topçu bataryalarının isabetli atışları denizden geçişin mümkün olmayacağını göstermiş, İtilaf Devletleri Gelibolu Yarımadası üzerine çıkarak Türkleri karadan yenmeyi planlamışlardır.

Gelibolu Yarımadasında Müttefik çıkartmaları yarımadanın güney bölümündeki altı kumsala, iki cephede yapılmıştır. Seddülbahir Cephesi’ne 29. İngiliz Tümeni ile Fransız Kolordusu (Fransız Doğu Sefer Kuvveti) çıkartma yaparken Arıburnu Cephesi’nde ise Anzaklar Kolordusu çıkartma yapmıştır.

Her iki cephedeki kanlı çatışmalar ardından 1915 yılının Temmuz ayı sonlarında cepheler kilitlenmiş, çatışmalar mevzi harbine dönüşmüştü. Gelibolu Yarımadasında bir sonuç elde edebilmek için İngiliz General Sir Ian Hamilton, daha kuzeyde üçüncü bir cephe açmak gereği duymuş, Suvla Koyu’nda çıkartma yaparak Anafartalar Cephesi’ni açmıştır. 6 Ağustos 1915 tarihinde Suvla Koyu'na yapılan çıkartmayla Çanakkale Savaşları bu bölgeye kaymış, Arıburnu'ndaki Anzak Kolordusu ile Suvla çıkartma kuvvetleri, dolayısıyla bu iki cephe birleşmiştir. Gelibolu Yarımadası'nın Müttefik kuvvetlerce tahliyesine kadar asıl çatışmalar bu bölgede olmuş, Seddülbahir Cephesi, kayda değer bir çatışmaya sahne olmamıştır.

Müttefiklerin Gelibolu Seferi'ne eklenen yeni takviyelerle üçüncü bir cephe açılmasına karşın kara harekatı Müttefikler açısından bir sonuç getirmemiş, Türk kuvvetlerinin direnci karşısında cepheler yeniden kilitlenmiştir. Bulgaristan'ın İttifak Devletlerine katılmasının, Almanya ile Osmanlı arasında Balkanlar üzerinden sağlam bir kara köprüsünün kurulması olduğunu düşünen İtilaf Devletleri, zaten 2 yıldır ilerleme kaydetmeden sürekli zayiat verdiklerini de hesaba katarak Aralık 1915'te geceleri yavaş yavaş ve sessiz sedasız Gelibolu'dan ayrılmışlardır. Böylece 2 yıldır süren şiddetli ve kanlı çarpışmalar Osmanlı galibiyetiyle sona ermiştir
SAVAŞIN SONUÇLARI
İngiltere ve Fransa ile Osmanlı ve Alman orduları arasında geçen ve iki taraftan toplam 500,000'den fazla insanın "kaybına" (ölüm, firar, esir, sakatlanma ve hastalıklar) neden olan savaşın ardından İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, İstanbul'u işgal edememiş, Rusya'da zorda kalan çarlık rejimi devrilmiş ve I. Dünya Savaşı 2 yıl uzamıştır. Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz:

Denizde başlayak karada süren ve 2 yıl sonunda biten, savaşın en acı biçimde yaşandığı savaşlardan biri olarak görülen Çanakkale Savaşları sonucunda Türkler tüm dünyaya "Çanakkale Geçilmez!" olgusunu kabul ettirmiştir.
Rus Çarı I. Nikolas'ın Osmanlı İmparatorluğu'na yaptığı "hasta adam" yakıştırması Avrupalıların gözü önünde yıkılmıştır.
Çanakkale Savaşları, müttefikleriyle Rusya'nın irtibatını önlemiş, bu arada Lenin ve yandaşları Bolşeviklerin Ekim Devrimi ile Rusya savaş dışı kalmıştır. Bu durum ihtilal Rusyası ile müttefiklerini birbirinden ayırmıştır. Sovyet Rusya Kurtuluş Savaşı yıllarında Türklere lojistik destek sağlamış ve Türk ordusunun kazanmasına katkıda bulunmuştur.
Bu savaşlar, İngiliz ve Fransız kuvvetlerini Gelibolu Yarımadası'na bağlamış, Almanya ve müttefiklerinin yükleri hafiflemiştir.
Gerek Rusya'nın savaş dışı kalması, gerekse İngiliz ve Fransızların Gelibolu üzerinde çok fazla uğraşması I. Dünya Savaşı'nı 2 yıl uzatmıştır.
Karşılıklı olarak çok büyük insan ve malzeme zayiatı verilmiştir.

İngiltere ve Fransa ile Osmanlı ve Alman orduları arasında geçen ve iki taraftan toplam 500,000'den fazla insanın "kaybına" (ölüm, firar, esir, sakatlanma ve hastalıklar) neden olan savaşın ardından İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, İstanbul'u işgal edememiş, Rusya'da zorda kalan çarlık rejimi devrilmiş ve I. Dünya Savaşı 2 yıl uzamıştır. Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz:

Denizde başlayak karada süren ve 2 yıl sonunda biten, savaşın en acı biçimde yaşandığı savaşlardan biri olarak görülen Çanakkale Savaşları sonucunda Türkler tüm dünyaya "Çanakkale Geçilmez!" olgusunu kabul ettirmiştir.
Rus Çarı I. Nikolas'ın Osmanlı İmparatorluğu'na yaptığı "hasta adam" yakıştırması Avrupalıların gözü önünde yıkılmıştır.
Çanakkale Savaşları, müttefikleriyle Rusya'nın irtibatını önlemiş, bu arada Lenin ve yandaşları Bolşeviklerin Ekim Devrimi ile Rusya savaş dışı kalmıştır. Bu durum ihtilal Rusyası ile müttefiklerini birbirinden ayırmıştır. Sovyet Rusya Kurtuluş Savaşı yıllarında Türklere lojistik destek sağlamış ve Türk ordusunun kazanmasına katkıda bulunmuştur.
Bu savaşlar, İngiliz ve Fransız kuvvetlerini Gelibolu Yarımadası'na bağlamış, Almanya ve müttefiklerinin yükleri hafiflemiştir.
Gerek Rusya'nın savaş dışı kalması, gerekse İngiliz ve Fransızların Gelibolu üzerinde çok fazla uğraşması I. Dünya Savaşı'nı 2 yıl uzatmıştır.
Karşılıklı olarak çok büyük insan ve malzeme zayiatı verilmiştir.
VERİLEN KAYIPLAR
Çanakkale Savaşı'ndaki kayıplar Ölü Yaralı Toplam
Müttefik toplamı 44,072 97,037 141,109
- Birleşik krallık 21,255 52,230 73,485
- Fransa (tahmini) 10,000 17,000 27,000
- Avustralya [3] 7,594 20,000 27,594
- Yeni Zelanda[4] 2,701 4,546 7,247
- Hindistan 1,358 3,421 4,779
- Newfoundland 49 93 142
Osmanlı Devleti 55,801 140,000 195,000
Toplam (Her iki taraf) 99,893 237,037 336,930

berguzar77 07.03.2008 03:06

--->: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
Isterdim senin toprağına gömlünler beni
Koynunda yatar nice vatan sehitleri
Kırmızı toprağın tarihi anlatmak ister gibi
Yurduma güzel hediyem, benim canım Canakkalem

Sarıçayında günesin bir baska batar
Hangi düsman toprağına ayak basar
Senin tek harfin hayini ipe asar
Yurduma güzel hediyem, benim özel Canakkalem

Uğrunda canını verdi nice kahraman
Gururumuzur dağına dur yolcu yazan
Saroz körfezinde bir çiçek gibi açan
Yurduma güzel, hediyem saanı büyük Canakkalem

Ne çok siirlere yazılmıstır güzel adın
Köprüsüzde güzeldir senin boğazın
Gece sahile vuran kale ısıkların
Yuduma güzel hediyem, adı güzel Canakkalem

Sehitler abiden karsıdan selam verir
Trovan dikilmis sanki düsman gözetir
Gurbetçileri memileriyle karsılayan Kilit Bahir
Yurduma güzel hediyem, mavi gözlü Canakkalem

Güzel memleketim benim güzel sehrim
Sen beni Kayseriye gelinmi verdin
Nerye gitsemde yine senin toprağindan geçerim
Yurduma güzel hediyem, canım ici Canakkalem

18 mart 1915 tir senin doğum tarihin
Daha övülecek nelerin var nelerin
Sevdağlın Nilgün’dür seni bu siirim ile överim
Vatanıma güzel hediyem, bal üstünde petek gibi Canakkalem

Nilgün Kocadağ
18-Mart 2001


Merhaba sevgili dostlar bir Canakkaleli olarak bu Sivas sitesinde bu guzel yazilari gorunce duygulandim, harika bir paylasim dostlar emeginize yureginize saglik...

sevgiler

yerliturkuaz 29.10.2008 11:43

Cevap: BİR ÇANAKKALE HİKAYESİ...
 
Okurken tuylerim diken diken oldu ne muhtesem kahramanliklari olan bir milletiz yarabbim bu ne muhtesemlik....

Bunlari anlatmaya yurek yetmez...

Ey okuyun askerlikten kacanlar bu satirlari tek tek okuyun....


WEZ Format +2. ?uan Saat: 13:59.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.