Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar

Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar (http://www.sivaslilar.net/forum/index.php)
-   Sivaslı Önemli Şahsiyetler (http://www.sivaslilar.net/forum/forumdisplay.php?f=113)
-   -   -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER- (http://www.sivaslilar.net/forum/showthread.php?t=17665)

Abdurrahman 58 12.05.2008 23:44

-ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
RUHU ŞÂD OLSUN -CENGİZ BAKTEMUR
2.MAYIS 1982
Malatya'nın Doğanşehir ilçesindendi. 12 Eylül mahkemelerinin adaleti tarafından idam cezasına çarptırılmıştı. Elazığ Kapalı Cezaevi'nde sabaha karşı asılarak şehid edildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- CENGİZ MASIR
Eskişehirliydi. Ailece Eskibağlar Semtinde oturuyorlardı. Eskişehir Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinden mezun olduktan sonra Ankara'da bir müessesede çalışmaya başladı. İşyerine komünistler tarafından düzenlenen bir baskında şehit oldu. Cenazesi Eskişehir Esentepe Mezarlığı'nda toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- CENGİZ ŞEN
Denizli'nin Çivril kazasındandı. İzmir Buca Eğitim Enstitüsü ögrencisiydi. Olay günü öğle vakti ülkücü arkadaşlarıyla birlikte Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi önünden geçtikleri bir sırada komünistlerin açtıkları ateş neticesi şehid oldu. Cenazesi memleketinde toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- CEVAT KOCA
17 MART 1978
Giresun'un Görele ilçesine bağlı Çanakçı kasabasındandı. İstanbul Ümraniye'de 1 Mayıs mahallesinde oturuyordu. Misk mensubuydu. Evli ve çocuk sahibiydi. Olay günü komünist militanlar tarafından diğer 4 ülkücü arkadaşı ile birlikte Ümraniye'de bulunan Taş Ocaklarına götürülerek şehid edildi.
RUHU ŞÂD OLSUN -CEVDET ACAR
HAZİRAN 1980
Bursa'lıydı. 16 yaşında olup, ailece Araba yatağı semtinde oturuyorlardı. Aynı semtte bulunan babasına ait nalbur dükkânında çalışıyordu. Olay günü dükkanda bulunduğu sırada çivi almak bahanesiyle gelen bir komünist katil tarafından vurularak şehid edildi. Şehadeti sırasında ağabeyi ülkücülük suçundan cezaevinde bulunuyordu. Cenazesi Bursa'da toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN -CEVDET KARAKAŞ
2 HAZİRAN 1981
Elazığlıydı. 21 yaşında olup ailesi ile birlikte Almanya'da bulunuyorken Türkiye'ye, vatanına dönmüştü. Adı bir avukatın öldürülmesi olayına karıştığı için tutuklanmış ve 12 Eylül adaleti tarafından idam cezasına çarptırılmıştı. Elazığ Cezaevi'nde sabaha karşı asılarak şehid edildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- CİHAN KURT
AĞUSTOS 1979
Malatyalıydı. Ailece İskenderun Dumlupınar mahallesinde oturuyorlardı. 16 yaşındaydı. Ağabeyiyle birlikte evlerine giderlerken yedi kişilik bir gurubun saldırısına uğrayıp, aldığı beş bıçak darbesiyle ağır yaralanarak Devlet Hastanesi'ne kaldırıldıysa da kurtarılamayarak şehid oldu. Cenazesi İskenderun Karaağaç mezarlığına defnedildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- COŞKUN ERDAĞ
13 MAYIS 1978
Karsılıydı. Akyaka Nahiyesi'nde işçi olarak çalışıyordu. Olay günü Akyaka'dan iş dönüşü Kars'ta bulunan evine giderken trenden indikten sonra yolunu keserek kontrol etmek isteyen silahlı komünist militanlarca karşı koyması üzerine kurşunlanarak yaralandı. Üstündeki kimliğini zorla alarak inceleyen komünist katillerce aradıkları kimse olduğu anlaşılınca otamatik silahlarca tekrar taranarak şehid edildi. Cenazesi Kars'ta toprağa verildi. Şehadeti sırasında eşi hamileydi.

RUHU ŞÂD OLSUN- CUMALİ ŞİMŞEK
AĞUSTOS 1981
Adanalıydı. 18 yaşında olup, Kayseri'nin Yavuzlar mahallesinde oturuyor ve Karsu Tekstil fabrikasında işçi olarak çalışıyordu. 12 Eylül'den sonra emniyet müdürlüğünde yapılan işkenceler sonucunda hiç bir suç kabul ettirilemeyince , Zincirdere Askeri Cezaevine sorgulanmak için gönderildi. Burada günlerce süren işkencelerle ağır olarak hastalandı. Cezaevi idaresince işkence izlerini saklamak için tedavi olmasına müsaade edilmediğinden komaya girerek şehid oldu. Cenazesi memleketinde toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN -DAVUT TURAN
28 HAZİRAN 1978
Tokat'lı olup, Samsun Eğitim Enstitüsü öğrencisiydi. Samsun'da bulunduğu bir sırada, olay günü Zafer sinemasından Töb-Der binasına çıkan yokuşta komünist militanların silahlı saldırısına uğrayarak şehid oldu. Cenazesi Tokat'ta toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- DOĞAN TAŞOLUK
22 AĞUSTOS 1979
Konya'nın Doğanşehir ilçesindendi. 30 yaşında ve evliydi. Konya Seydişehir Alimünyum tesislerinde çalışırken Rusya'ya staj için gönderilene kadar komünizme inanıyordu. Ancak Rusya'yı gördükten sonra daha Türkiye'ye indiği an havaalanından doğruca MHP'ye gidip ülkücü olmuş. Seydişehir Alimünyum tesislerinin komünistlerin hakimiyetine geçmesi üzerine barınamayıp Antalya AntBirlik'e işçi olarak girmek istemişse de, giremeyince Tes-İş sendikasında yönetici olarak çalışmaya başlamış, bir yandan da MİSK'te fahri olarak sendikacılık eğitimciliğl yapıyordu. Olay günü Ramazan Bayramı'nı memleketinde geçirmek için garajlardan otobüs bileti alıp yolda iftar için yiyecek, çocuğu için de oyuncak hediye alarak garajlara tekrar dönerken Cumhuriyet meydanında komünistler tarafından kurşunlanarak şehid edildi. Cenazesi memleketinde toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- DURAN KÖMEKÇİ
1980
Adana'nın Karataş ilçesine bağlı Tuzluoğlu köyünden olup, Adana'da Yenibey mahallesinde oturuyor ve aynı mahallenin muhtarlığını yapıyordu. Evli ve 5 çocuk babasıydı. Küçük oğlu ile birlikte evlerine giderlerken komünistlerin silahlı saldırısına uğrayarak şehid oldu. Bu saldırı sırasında oğlu da şehid oldu. O sırada bir oğlu da ülkücülük suçundan cezaevinde yatıyordu.

RUHU ŞÂD OLSUN- DURSUN ÖNKUZU
23 KASIM 1970
Tokat'ın Zile kazasındandı. Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisiydi. İşgal altındaki okulda komünistler tarafından yakalanıp üç gün süren ve bisiklet pompasıyla ciğerlerine hava basmaya varan işkenceler yapıldıktan sonra okulun üçüncü katından aşağıya atılarak şehid edildi. Cenazesi memleketinde toprağa verildi.

RUHU ŞAD OLSUN- EFRAHİM ŞEKER
15 HAZİRAN 1979
İstanbul-Yıldırım mahallesinde oturuyordu. Bakırköy MHP ilçe teşlilâtında çeşitli görevler almıştı. Bulgaristan göçmeni bir aileye mensup olup, öğretmenlik yapmaktaydı. Komünist katiller tarafından pusuya düşürülerek kurşunlanmak suretiyle şehid edildi.

RUHU ŞÂD OLSUN -EKREM ÇAMAŞ
24 MAYIS 1980
Samsun'un Bafra kazasındandı. Karadeniz Teknik Üniversitesinde okuyor ve Trabzon-Gülbahar mahallesinde oturuyordu. 24 yaşındaydı. Aynı zamanda ÜYD ikinci başkanlığını yürütüyordu. KTÜ'de bir saatli bombanın patlaması sonucu parçalanarak şehid oldu. Cenazesi memleketinde toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN -EKREM KOCAMAN
Artvin'liydi. Ailece ülkücü fikre sahip olup, Artvin'de Sanat Okulu civarında oturuyorlar ve mobilyacılık yapıyorlardı. 21 yaşındaydı. Adnana'da komonda eri olarak askerliğini yaparken izne geldiği bir sırada anında iki kardeşi de olduğu halde evlerine giderlerken Adliye civarlarında komünistler tarafından pusuya düşürülerek kurşunlandılar. İki kardeşi ağır yaralandı. Kendisi orada şehid oldu. Cenazesi Artvin'de toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- EKREM MANAV (MAKAV)
26 EYLÜL 1979
Denzizli'liydi. Denizli'nin İlbadı mahallesinde oturuyordu. Olay günü işinden evine dönerken yolda pusu kurmuş maskeli iki komünist militan tarafından silâhla ağır yaralandı. Denizli Devlet Hastanesi'ne kaldırıldıysa da doktorların kasıtlı tutumu neticesi şehid edildi. Cenazesi Denizli'de toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN -EKREM TAR
17 MAYIS 1977
Ankara Teknik Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi olup, 23 yaşındaydı. Ankara'nın Seyranbağları semtinde oturuyordu. Seyranbağları ÜOD Kitap Lokali'nde oturduğu bir sırada lokale baskın düzenleyen komünist militanların kurşunlarına hedef olarak şehid düştü.

RUHU ŞÂD OLSUN- EKREM YILMAZ
31 TEMMUZ 1977
Erzurum'luydu. İstanbul-Zeytinburnu Şabanağa semtinde oturuyor, aynı yerde kasaplık yapıyordu. 30 yaşlarında olup, evli ve çocuk sahibiydi. MHP Zeytinburnu ilçe yönetim kurulu üyeliği yapıyordu. Şabanağa semtinde bir lokantada yemek yerken komünist katilerce kurşunlanarak şehid edildi. Cenazesi Merkez Efendi Mezarlığında toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- EMİN EMEKLİ
Ankara'nın Etlik semtinde, Esentepe mahallesinde oturuyordu. 20 yaşlarındaydı ve seyyar satıcılık yaparak hayatını kazanıyordu. Bir sabah çalışmaya giderken komünist militanlar tarafından pusuya düşürülerek Esentepe Güneşevler semtinde şehid edildi. Naaşı bir kanalizasyon çukuruna atılmış olarak bulundu.

RUHU ŞÂD OLSUN- EMRULLAH TÜRKDAĞLI
24 ŞUBAT 1980
Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesiden olup, ilçenin Kümbet mahallesinde oturuyordu. Olay günü bir arkadaşı olduğu halde evine giderken yolda pusu kuran komünist militanlar tarafından kurşunlandı. Yanındaki arkadaşı yaralanırken kendisi şehid düştü. Cenazesi Elbistan'da toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- ENVER YAVUZDEMİR
10 ARALIK 1979
Artvin'liydi. Evli ve üç çocuk babası olup, 35 yaşında idi. Artvin'de Orta mahallede oturuyor ve şoförlük yapıyordu. Yanında bir arkadaşıyla barlikte evine giderken komünistler tarafından yolu kesilerek silâh tehdidiyle elleri bağlanıp dövülerek Dere mahallesine kadar götürülüp, orada bir müddet işkence yapıldıktan sonra kafasına silâhla ateş edilerek şehid edilmiştir. Cenazesi Artvin'in Tütüncüler Köyü'nde toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- ERCÜMET YAHNİCİ
27 ARALIK 1979
Bahçelievler BÜD'nin kurucularından olup, Mali Bilimler ve Muhasebe Yüksekokulu öğrencisiydi. MEB'nda memur olarak çalışıyordu. Ülkücü Memurlar Derneği'nin yöneticilerindendi. Ankara Dumlupınar Caddesi üzerinde bulunan evinden işine gitmek için otosuna binerken pusuda bekleyen komünist katiller tarafından şehid edildi. Daha önce de defalarca komünistlerin saldırılarına maruz kalmıştı.

RUHU ŞÂD OLSUN- ERDAL ÇOR
21 EKİM 1979
18 yaşında olup, ailesinden ayrılarak çalışmak üzere geldiği Antalya'da iş bulamayınca hamallık yaparak geçimini sağlıyordu. Ülkücü bir arkadaşıyla birlikte olay günü Antalya Lisesi'nin önünden geçerlerken bir komünistin saldırısına uğrayarak demir çucuklarla dövülerek ağır yaralandı. Ağır yaralı vaziyette kaldırıldığı hastanede girdiği komadan kurtarılamayarak üç gün sonra şehid oldu. Cenazesi Antalya Andızlı Mezarlığına defnedildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- ERDEM ARABACI
10 EYLÜL 1977
Bolu'nun Düzce kazasındandı. 21 yaşındaydı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünden yeni mezun olmuştu. Yenimahalle MHP Gençlik Kolları teşkilâtında görevliydi. Demetevler 2. Caddede oturuyordu. Mübarek Ramazan ayında Kadir Gecesi günü iftara yakın saatlerde komünistlerle yaptığı kavgadan sonra yaralanan elini pansuman ettirmek üzere gittiği eczaneden çıkarken kalabalık bir komünist grubun tekrar saldırısına uğradı. Aldığı tek kurşun yarasıyla yere yıkılınca yanına kadar sokulma cesaretini gösteren komünistler tarafından sopalarla dövülerek şehid edildi. Ailesinin tek erkek çocuğuydu, cenazesi Düzce'de toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- ERDEM YEDİBELA
9 OCAK 1980
Erzurum'un İspir kazasındandı. 18 yaşındaydı. Samsun'da Cedid mahallesinde oturuyor ve işçilik yapıyordu. Olay günü akşam üzeri Samsun'da Katolik Kilisesi civarında bulunduğu sırada komünistler tarafından kurşunlanarak şehid edildi. Cenazesi memleketinde toprağa verildi. Daha öncede Ülkücülük suçundan cezaevine düşmüştü.

RUHU ŞÂD OLSUN- ERDOĞAN BIYIK
HAZİRAN 1979
Balıkesir'liydi. 23 yaşındaydı. Balıkesir'de Gümüşçeşme Mahallesinde oturuyordu. Evliydive şehadetindenbir kaç gün önce ikinci çocuğu yeni doğmuştu. Bir fabrikada işçiydi. Mahellelerini basan komünistlerle giriştiği çatışma sırasında vurularak şehid oldu. Tek kurşunla vurulmuştu. Cenazesi Başçeşme Mezarlığına defnedildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- ERDOĞAN YILMAZ
16 ARALIK 1977
İstanbul Vefa Lisesi'de öğrenciydi. 16 yaşındaydı. Komünistlerin hakimiyetinde olan okul, komünistlerden temizlendikten sonra komünistlerin okul dışından ülkücülere yaptıkları silâhlı saldırıdan birinde okul çıkışında ülkücü grubun taranması sonucu ağır yaralanarak kaldırıldığı hastanede bir gün sonra şehid oldu.

RUHU ŞÂD OLSUN- ERHAN CENGİZ
30 AĞUSTOS 1980
18 yaşındaydı. Ailece İzmit'te oturuyorlardı. Lise mezunuydu. Olay günü gece saat 22.00 sıralarında İstanbul Şehremini Başvekil Caddesi Odabaşı meydanında bir telefon klubesinde telefon görüşmesi yaparken, dokuz komünist militan tarafından ateş açıldı. Kafasına isabet eden tek kurşunla orada şehid oldu.

RUHU ŞÂD OLSUN- ERKAN TERZİBAŞ
2 ŞUBAT 1980
İstanbul MHP milletvekili adayı Şaban Ali Terzibaş'ın oğluydu. 17 yaşındaydı. Babasına ait Davutpaşa semtinde bulunan oto yedek parça dükkânında çalışıyordu. Babasıyle birlikte evlerinin önünde silâhlı saldırıya uğrayarak şehid oldu.

RUHU ŞÂD OLSUN -EROL ATEŞ
12 EYLÜL 1979
Bursa'lıydı. 18 yaşında, Bursa'nın Soğanlı köyü semtinde oturuyor ve Bursa MHP Teşkilâtı Yönetim Kurulunda görevli olan dayısına ait Reyhan mahallesinde Kısmet sineması yakınında bulunan kunduracı dükkânında çalışıyordu. Komünistler tarafından dükkânın taranması sonucu şehid oldu. Cenazesi Bursa'da toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- EROL ÇUĞU
17 ARALIK 1979
Samsun'luydu. 23 yaşındaydı. Samsun'da Zeytinlik Mahallesinde ailece oturuyorlardı. Erzurum İslâmi İlimler Fakultesi son sınıf öğrencisiydi. Samsun'da Devrim Lisesi civarında bir arkadaşıyla birlikte bulundukları sırada, birkaç komünist militanın mahalleye girmelerini önlemek için gayret ederlerken açılan ateş neticesi kalbinden yediği tek mermiyle orada şehid oldu. Cenazesi Samsun Yeni mezarlığına defnedildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- EROL GÜRSEOĞLU
1980
Adana Hürriyet Lisesi müdürlüğünü yapıyordu. Ülkü-Bir üyesiydi. Okul ve çevresi komünistler tarafından kurtarılmış bölge haline getirilmiş olduğundan tayini sırasında bu görevi "Diyarbakır'a sürgün edileceği" tehdidiyle kabul etmişti. Okuldaki görevine başlatıktan kısa bir süre sonra komünistlerce vurularak şehid edildi.

RUHU ŞÂD OLSUN -EROL KARAGÖZ
İstanbul Küçükçekmece semtinde, Kanarya Mahallesinde oturuyordu. 17 yaşlarındaydı. Konfeksiyon işçisi olarak çalışıyordu. İstanbul Sefaköy'de komünist militanlarla giriştiği bir silâhlı çatışma sırasında gögsünden aldığı yaralar neticesi şehid oldu. Cenazesi memleketi olan Tekirdağ'ın Hayrebolu kazasında toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN -EROL PINAR
Bursa'nın Gemlik ilçesi MHP İlçe Teşkilâtı Sekreterliği görevindeydi. Gemlik BORU-SAN Fabrikasında çalışıyordu. Olay günü işe giderken komünist katiller tarafından vurularak şehid edildi. Cenazesi Gemlik'te toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- EROL SELÇUK
30 NİSAN 1979
Samsun'lu olup, 17 yaşındaydı ve Samsun Devrim Lisesi öğrencisiydi. Ailece Zeytinlik Mahallesinde oturuyorlardı. Komünist militanlarla mahallesinde giriştiği bir silâhlı çatışma sırasında şehid oldu. Cenazesi Samsun'da toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- EROL TÜRKMEN
17 EKİM 1980
Ankara'lıydı. Evli ve bir çocuk babası olup, Ankara Etlik semtinde oturuyordu. 20 yaşındaydı. Ankara İncirli Lisesi'nde beklemeli öğrenciydi. 12 Eylülden sonra Ankara'da bir komiserin evini basarak karısını ve çocuğunu rehin aldıktan sonra asker ve polislerle giriştiği silâhlı çatışmadan sonra şehid oldu. Cenazesi Karşıyaka Asri mezarlığında toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- EYÜP GÖKÇEN
5 OCAK 1978
Tokat'lıydı. 22 yaşındaydı. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Teknin Üniversitesini kazanarak bir yıl kadar okula devam edebildi. Ancak okul komünistlerin eline geçmesi üzerine devam edemeyince kaydını Adana Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisine aldırmak zorunda kaldı. İstanbul'da bulunduğu sırada teşkilât bünyesinde çeşitli kademelerde görevlerde bulundu. Adana'da çıkan bir olayda polisler tarafından şedid edildi. Cenazesi memleketi Tokat'ta toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- FAHRİ DOĞAN
17 MAYIS 1976
Ankara'nın Elmadağ kazasındandı. 17 yaşındaydı. Abidinpaşa Lisesi gece bölümü öğrencisiydi ve Abidinpaşa'da oturuyordu. Başkent Lisesi önünde komünistlerle ülkücü grup arasında çıkan bir taşlama esnasında komünist gruptan silâhla ateş edilmesi üzerine vurularak yaralandı. Kladırıldığı Tıp Fakultesi Hastanesi'nde kurtarılamayarak 47 gün sonra şehid oldu. Cenazesi memleketinde toprağaverildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- FAHRETTİN YAVUZ
3 AĞUSTOS 1979
İstanbul'da Zeytinburnu-Şabanağa semtinde oturuyordu. Ülkücü İşçiler derneği mensubu olup Mensucat Santral fabrikasında işçi olarak çalışıyordu. Evli ve çocuk sahibiydi. Daha öncede Zeytinburnu MHP ilçe teşkilâtında çeşitli kademelerde görev yapmıştı. Olay günü iş dönüşü bindiği servis aracını durduran komünist militanlar tarafından kardeşiyle birlikte araçtan indirilerek kurşuna dizilmek suretiyle şehid edildi. Cenazesi Zeytinburnu Mezarlığı'na defnedildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- FAHRİYE ALTINOK
24 HAZİRAN 1980
İstanbul Gaziosmanpaşa MHP İlçe Başkanı Ali Rıza Altınok'un eşiydi. 50 yaşında olup, iki çocuk annesiydi. Gaziosmanpaşa MHP İlçe Kadın Kolları Başkanlığı yapıyordu. Olay günü saat 12.45 sıralarında Rami'da bulunan evlerine baskın yapan komünist militanlar tarafından eşi ve kızıyla birlikte şehid edildi. Cenazesi Aşiyan mezarlığına defnedildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- FARUK ÇINAR
10 AĞUSTOS 1978
Gaziantep'in Kilis kazasındandı. 23 yaşında olup, Kilis'te camcılık yapıyordu. Olay günü gece evine dönerken Güneş Sinemasının önüne geldiği bir sırada yanına yaklaşan bir otomobilden inen silâhlı komünist militanların saldırısına uğrayarak şehid edildi. Cenazesi Kilis'te toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- FARUK FERAH
5 NİSAN 1980
18 yaşındaydı. Ailece Eskişehir'in Esentepe mahallesinde oturuyorlardı. Eskişehir Bahçelievler Lisesi'nden yeni mezun olmuş, ülkücülük suçundan girdiği cezaevinden dokuz gün önce tahliye edilmişti. Eskişehir Genç Ülkücüler Derneği başkanlığı yapmaktaydı. Olay günü Eskişehir Köprübaşında miting düzenleyen komünistlerden bir grupla giriştiği silâhlı çatışma neticesi vurularak şehid oldu. Cenazesi Esentepe mezarlığına defnedidi. Oğlunu kaybetmenin acısına dayanamayan babası kısa sıra sonra vefat etti. 12 Eylül 1980 den sonra mezar başına dikilen, üzerinde:
"Bir Leyle-yi Kadirde, düşen din için yere" mısra'ı ile başlayan şiirin bulunduğu mezar taşı polisler tarafından sökülerek götürüldü.

RUHU ŞÂD OLSUN- FARUK KARTAL
24 EYLÜL 1979
Eemekli astsubay olup İstanbul Şirinevler semtinde manifaturacılık yapmaktaydı. 50 yaşlarında ve evliydi. Bakırköy MHP İlçe Başkanlığı görevinde bulunmştu. Kocasinan, Mareşal Fevzi Çakmak caddesinde bulunan dükkânına akşam saat 21.00 sıralarında baskın düzenleyen komünist militanların kurşunlarına hedef olarak şehid oldu.

RUHU ŞÂD OLSUN- FEHİM ERİŞTİ
18 NİSAN 1979
Artvin'in Şavşat İlçesine bağlı Yavuz köyündendi. 35 yaşında olup Rize'de oturuyordu. Evli ve üçü erkek biri kız dört çocuk babasıydı. Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakultesi mezunu olup, tarih öğretmenliği yapıyordu. CHP iktidarının başlamasıyla birlikte görev yaptığı Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Ensttitüsü Sosyal Bilgiler bölüm başkanlığından alınarak Rize Lisesine, oradan da Rize İmam-Hatip Lisesi'ne sürgün edilmişti. Olay günü sabahı görevine gitmek için saat 08.30 sıralarında evinden çıktığında pusu kurmuş iki komünist militanın silâhlı saldırısına uğrayarak 12 kurşunla vurulup şehid oldu. Cenazesi aile kabristanlığına defnedildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- FERİDUN BAŞ
22 MART 1978
Samsun'da lise öğretmenilği yapmaktaydı. Ülkü-Bir mensubuydu, 30 yaşlarında olup evliydi. Olay günü komünist militanlarca silâh zoruyla kaçırılıp Havza kazası yakınlarında kırlık arazide bir ağaca bağlanarak işkence yapmak suretiyle şehid edildi.

RUHU ŞÂD OLSUN -FEVZİ DOĞAN
26 MAYIS 1975
Adana'nın Osmaniye kazasına bağlı Kımıtlı kasabasındandı. 22 yaşında olup İskenderun Endüsri Meslek Lisesi 2.sınıf öğrencisiydi. Okuldaki ülkücü grubun başkanlığını yapıyordu. Okul tatili münasebetiyle Kırmıtlıdaki ailesinin yanında bulunduğu sırada kardeşi ve amca oğluyla birlikte evlerine giderlerken komünistler tarafından pusuya düşürülerek kurşunlanmak suretiyle şehid edildi. Yanında yaralanan amca oğlu Yunus Doğan da bu olaydan bir buçuk sene sonra şehid edildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- FEVZİ KÖSEAYDIN
18 AĞUSTOS 1979
Kayseri'liydi. Ailece Plevne mahallesinde oturuyorlardı. 18 yaşındaydı. Komünistlerin Kayseri'de MHP ve Ülkücü Kuruluşlar aleyhine düzenledikleri yürüyüşü yapacakları akşam Plevne mahallesindeki evine giderken iftar vaktinde komünistler tarafından sırtından kurşunlanarak orucunu açmadan şehid edildi. Cenazesi polis tarafından kaçırılmak istendi, Asri mezarlıkta toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- FEVZİ NUR AYDIN
21 ŞUBAT 1979
Kars'lıydı. Ailece Kars Ortakapı mahallesnde oturuyorlardı. 20 yaşlarında olup evli ve iki çocuk babasıydı. Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisiydi. Olay günü evinden çıkarak okula gitmek için toplanan Ülkücü arkadaşlarına katılmak üzere yolda ilerlediği sırada komünist militanların silâhlı saldırısına uğrayarak şehit oldu. Cenazesi Kars'ta toprağa verildi.

RUHU ŞÂD OLSUN- FİGEN ÇÖKTÜ
21 AĞUSTOS 1980
Adana'nın Karataş İlçesine bağlı Yemişli köyündendi. 19 yaşında olup, Adana Ticaret Lisesi'nde okurken komünistlerin baskıları sebebiyle tahsiline ara vermek mecburiyetinde kalmıştı. Çukobirlik Müdürlüğü'nde sekreter olarak çalışıyor ve Türkocağı mahallesinde ailece oturuyorlardı. Olay günü evlerine baskın yapan komünist bir militan tarafından kurşunlanarak şehid edildi. Cenazesi Yemişli Köyü Mezarlığı'na defnedildi.

RUHU ŞÂD OLSUN -FİKRİ ARIKAN
27 MART 1982
Çorum'un Alaca kazasındandı. Ankara Türközü Bademlidere semtinde oturuyordu. 32 yaşındaydı. Ankara'nın Solfasol köyü yakınlarında meydana gelen ve kamuoyunca "Çuval cinayeti" olarak bilinen olayın faali olduğu iddiasıyla yargılandığı 12 Eylül mahkemelerince idam cezasına çarptırılmıştı. Mamak Askeri Cezaevinde kaldığı ölüm hücresinden alınarak götürüldüğü Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde sabaha karşı asılarak şehid edildi. Cenazesi Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi

Abdurrahman 58 13.05.2008 14:25

-->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
MEKANINIZ CENNET OLSUN
..................................

dark_yamtar58 13.05.2008 15:31

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
Sevgili Yiğit Ülkücü Kardeşlerim...Ruhunuz Şad Olsun...Mekanınız Cennet olsun...Bir Ölür Bin Diriliriz...""""""" T . T . K""""""" ve Yüceltsin.

Abdurrahman 58 17.05.2008 10:20

-->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
UNUTMADIK_UNUTTURMAYACAĞIZ!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

yiğidoturan 17.05.2008 10:27

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
ALLAHIM tüm şehitlerimize rahmet etsin mekanları cennet olsun

Abdurrahman 58 21.05.2008 22:18

-->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
MEKANINIZ CENNET OLSUN REİSLERİMİZ.DAVANIZ DAVAMIZDIR!!!!

berat.demir 21.05.2008 22:22

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
ALLAH MEKANLARINI CENNET EYLESİN. bu dava hiç bir zaman bitmeyecektir.

Kaptan-58 22.05.2008 08:53

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
[IMG]http://img151.imageshack.us/img151/3841/kardayururkenes2.jpg[/IMG]

haythuyt 01.06.2008 12:07

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
gun gelecek bu hesap sorulacak sehitlerim ruhunuz şad , mekanınız cennet olsun

HaYLaZ 01.06.2008 12:11

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
Allah Hepsinin Ruhunu Saad Eglesin..Mekanları Cennet Olsun..!!
Bu Davada Ölmek Var..!! Dönmek Asla..!!

leblebi82 01.06.2008 12:52

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
[IMG]http://www.onkuzu.com/resim/Dursun_Onkuzu_anildi_0a.jpg[/IMG]

[IMG]http://www.onkuzu.com/resim/4896_onkuzu1.jpg[/IMG]

Ertuğrul Dursun Önkuzu için hazırlanan Web Sayfası : [url]www.onkuzu.com[/url]

[B][COLOR="Indigo"]DURSUN ÖNKUZU, Cennet ülkemizin güzel beldesi, bozkurtlar yuvası Tokat'ın Zile kazasında dünyaya geldi..

Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda tahsil görürken İşgal altındaki okulda komünistler tarafından yakalanıp üç gün süren ve bisiklet pompasıyla ciğerlerine hava basmaya varan ağır işkenceler yapıldıktan sonra, 23 KASIM 1970 günü, okulun üçüncü katından aşağıya atılarak şehid edildi...
[/COLOR][/B]

seva 01.06.2008 20:26

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
ALLAH,ım şehitlere bizlere şefaatçi et makamlarını cennet derecelerini yüksek eyle şehitler için altmış peygamberimiz açmış ellerini bekliyor.

akifeker2 01.06.2008 22:25

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
tüm şehiitlerimizn ruhu şaad olsun
hepsıne allahtan rahmet dılıyorum
bızım gıbı ulkucu gençlık burda olduğu surece
şehitlerimizin kanı yerde kalmayacaktır
hepsının hesabı verlecektir
bunu butun boluculer o kucuk beyınlerıne soksunlar


[COLOR="Red"]KANINIZ YERDE KALMAYACAK[/COLOR]
[COLOR="Red"]DAVANIZ DAVAMIZDIR[/COLOR]

veysel 01.06.2008 22:30

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
RUHLARI SAD OLSUN MEKANLARI CENNET OLSUN
RUHLARI ICIN <<LILLAHILTAALEL FATIHA>>

Abdurrahman 58 04.06.2008 00:24

-->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
ÖNKUZU HEY ÖNKUZU
ÖNDE GİDEN ÖNKUZU
BU BAYRAK DÜŞMEZ YERE
ÖLMEDİKÇE SON KUZU!

abdussvs 04.06.2008 03:25

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
[B][I][COLOR="Red"]Allah'ım mekanlarını Cennet, Ruhlarını Şad eylesin...


[/COLOR][/I][/B]

Abdurrahman 58 17.08.2008 18:29

-->: --->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
[QUOTE=leblebi82;268344][IMG]http://www.onkuzu.com/resim/Dursun_Onkuzu_anildi_0a.jpg[/IMG]

[IMG]http://www.onkuzu.com/resim/4896_onkuzu1.jpg[/IMG]

Ertuğrul Dursun Önkuzu için hazırlanan Web Sayfası : [url]www.onkuzu.com[/url]

[B][COLOR="Indigo"]DURSUN ÖNKUZU, Cennet ülkemizin güzel beldesi, bozkurtlar yuvası Tokat'ın Zile kazasında dünyaya geldi..

Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda tahsil görürken İşgal altındaki okulda komünistler tarafından yakalanıp üç gün süren ve bisiklet pompasıyla ciğerlerine hava basmaya varan ağır işkenceler yapıldıktan sonra, 23 KASIM 1970 günü, okulun üçüncü katından aşağıya atılarak şehid edildi...
[/COLOR][/B][/QUOTE]

fotoğraflar için teşekkür ederiz REİS.

ŞERİFE 18.08.2008 00:23

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
ruhları şad olsun. mekanları cennet olsun. biz de davamız uğruna seve seve canımızı veririz.

Engin58 18.08.2008 00:37

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
][IMG]http://img47.imageshack.us/img47/9149/comandoha0.jpg[/IMG]

Engin58 18.08.2008 00:46

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
[B][I][COLOR="SeaGreen"]bütün sehitlerimizin mekanlari cennet olsun ruhlari sad olsun[/COLOR][/I][/B]][IMG]http://img123.imageshack.us/img123/7826/bozkurtxl1.jpg[/IMG]

kasparix 18.08.2008 01:46

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
ülkücü miiliyetçi maneviyatçı şehitlerimiz ruhunuz şad ola....HEPİMİZ TÜRKÜZ...HEPİMİZ ALİŞANIZ...

dark_yamtar58 18.08.2008 08:22

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
O ŞEHİDİN ARDINDAN


Bir Leyle-i Kadir de, düşen din için yere
Şu matemli kalbimden,
O ÜLKÜCÜ ŞEHİDE...


Şimdi senin dinini, bu emin eller bekler
Atom atsalar bile, Yaratan’ı kim terekler?..
Ama ne var ki böyle, ürüyecek köpekler
Sen şehit oldun yiğit, onlar geberecekler.


Türk-İslâm’ın bayrağı, senin başındaki taç
Kalplerde yaşıyorsun, ölmedin ki ülküdaş!..
Saldırtmadın sağ iken mübarek mabedine
Uzanan el kırılır, elbet bu kutsal dine.
Yemin ettik Ülküdaş, yolumuz yolun olsun


İmansız alçaklardan, zafer kimin haddine?
Bakma gözlerimize, gözden değildir o yaş


Neden ağlayayım ki, ölmedin ki arkadaş!..
Övmeyeceğim seni, çünkü övgü az sana


Sen ki bayrağın gibi, boyandın bir al kana
Düğün gecesi demiş bu geceye Meclâna.
Bir Leyle-i Kadir de, sen kavuştun Mevlâ’na.
Omuzlarda gitse de, al bayraktaki na’aş

Sana öldü diyemem, şehit ölmez Ülküdaş!.



Bu Şiiri......................

Sevgili arkadaşım sırdaşım,Ülkücü Şehit Hasan KADIOĞLUNUN ' anısına...Bütün ülkücü şeitlerin ruhları Şad olsun.

Kaptan-58 18.08.2008 08:32

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
[IMG]http://valentine.kucukresim.com/uploads/sssssssssssssss9bd0c.jpg[/IMG]

haythuyt 18.08.2008 09:32

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
[B]________EMRiNDEYiZ Başbuğ'um_______

Vatanın, milletin sahibi biziz.
Başbuğ'um emrinde, emrindeyiz biz.
Bu yolda bir ölür bin diriliriz.
Başbuğ'um emrinde, emrindeyiz biz

Dinin ve devletin bekâsı için,
islâmın mübarek gazâsı için,
Cenab-ı Allah'ın rızâsı için,
Başbuğ'um emrinde, emrindeyiz biz.

Bu yol ki, hayatı bu yolda bulduk,
Bu şuur bu azmi biz senden aldık.
Tek kafa, tek yürek, tek bilek olduk.
Başbuğ'um emrinde, emrindeyiz biz

Köy, şehir,kasaba, millî iradem,
Antepli şahin'im Maraş'li edem,
Yediden yetmişe gardaşım, dedem,
Başbuğ'um emrinde, emrindeyiz biz.

[/B]

dark_yamtar58 18.08.2008 10:20

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
BOZKURTLAR MARŞI


Bozkurtların Başbuğları kükreyince söğütte.
Soluk yapraklar uçuşur, dökülür bir nefeste
Kanımızdır, canımızdır her şeyimiz bu vatan.
Bastığın yerleri tanı, altında Türk'tür yatan.
Atalardan bize kalan emanettir bu vatan.
Susuz kalsa toprağımız, sularız kanımızla.

Haydi yiğit haydi yiğit haydi yeni akıma.
Ülkümüzün, ülkümüzün cihan varsın farkına.
Kadıoğlu sen ölmedin ölemezsin
İntikamın alınacak bozkurtlar etti yemin
Şehit kardaş rahat uyu, sen ölmezsin ölmezsin



Arkadaşım,Ülküdaşım,Sırdaşım Hasan KADIOĞLU Allahsız Koministler tarafından kalleşce öldürülerek Ülkücü Şehitler Kervanına katılmıştır.Allah gani gani rahmet eylesin gardaşımı aradan yıllar geçmesine rağmen unutmadım unutturmadım.Hatırası ben ölenekadar bende yaşayacak.

dark_yamtar58 18.08.2008 11:23

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
ÜLKÜ KERVANI
BİZ NE GÜNLER GÖRDÜK......................................................................
Aman Allah’ım, neydi O günler...
Bir mahşeri yaşıyorduk sanki. Sokaklar yürümez hale gel¬mişti, herkes birbirinden korkar olmuş, kaçanın kurtulduğu ve leş kargalarının ülkemize üşüştüğü hengâme idi...
Beşinci kol devredeydi. Kimsenin gıkı çıkmadığı bir dö¬nemde, bu kördüğümü bertaraf edecek yürekli delikanlılar yok muydu acaba? Vaziyet bambaşka, yaşamak işkence ve eziyet, kaçan kurtuluyor, ahbab ve dost sandıklarından. Derken sahneye bir ümit doğuyor.
Bu ümit, milletin bağrından çıkan “ÜLKÜ KERVANI”dır. Kolay olmadı. Devletin halledemediği, belki de planlanmış bir senaryonun kurbanları olsalar da, delikanlı yağız yiğitler, yürekleriyle canla başla göğüslerini siper eden “ülkü kervanı” oldular. Ayakların yerden kesildiği, bedenlerin akkorlaştığı, kurşun kurşun üstüne olduğu dönem¬lerde yaşandı bunlar. Böylece Hak yolundan dönmek bilmeyen bu kervan: “Ülkücü” adı ile tarihte yerini aldı. Bu gençliğin vermiş olduğu mücadele dillere destan oldu. Dostlarca takdir gördü, iç ve dış düşmanlar tarafın¬dan ise kösteklendi. Bu yetmezmiş gibi, geceleri uykularını kaçıran bir vaka olarak addedildi. O fırtınalı günlerde kurtlar sülük olup posttan sıyrılırken Türkiye kan revan içindeymiş kimin umurunda.
Sadece anaların gönlü dağlanır. Bir de Türkiye’nin yoluna başkoymuş “Ülkü Kervanı”nın gönlü. Sinelerinde sevda vardır hep. Ölümüne bir sevda. Dalkavukların üstün sayıldığı, sanatkârların sansar, dâhilerin şebek olduğu bu devirde şehitler birbiri ardınca sıralanmıştı adeta.
Mevlâna’nın Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) dediği ölümü analarına şöyle tarif ettiler:
“Ana gidiyorum Hakk yola,
İhtiyacım var dualarına,
Hakkını helal et bana ...” diye.
Belki de bu sözler dinleyen için, son bir mektuptu.
Şeb-i Arus’u tadan Şehidler, toprağına gelen can yoldaşlarıyla, anaların o hüzünlü sesleriyle adeta gök kubbeyi çın¬latıyorlardı. Bütün bu ayrılık kavşağında kalpleri hüzünle dolsa da pes etmediler. Nihayetinde zorlu mücadelede kazanan, dış ve iç güçlerin azılı dişi olmadı, kazanan millet oldu. Tozbulut ve kan revan içinde akl-ı selim düşünme fırsatı bulamamışlardı.
Meydanda “Leş Kargaları” çekilince nihayet olayların analizini sağlam kafayla enine boyuna tahlil edebilme şansını yakalayabildiler ancak.
Şu kanaate vardılar: Sistemin bir oyunu imiş. Yani sistem ayakta durabilmek için bu tezgâhı Türkiye’nin başına örmüş meğer.
Meğerse bütün dünyada geçerli olan bir kural varmış: “Tekelci görüşler hükümranlıklarını sürdüre bilmek için, suni ger¬ginliklerin türemesine zemin hazırlarlarmış hep.”
Hazırlanmış bu senaryoya rağmen, onlar halis niyetle, milli tepkilerini ortaya koymuşlardı. Bir sevda için, yani Allah Rızası’nı kazanmak için baş koydular bu yola. Ölürsek “ebedi ha¬yat”, kalırsak “vatan bizim” dediler. Hakk’tan Hakikatten herdem olsun ve “Hakk’ın boyasıyla boyansın gönüllerimiz” niya¬zında bulundular.
Derken ihtilal oldu. Terazi kuruldu. Bir kefeye bu devletin te¬meline dinamit koymak isteyen güruh, diğer kefesine Ülkü Ker¬vanı. İhtilal öncesi tufanı yaşamıştılar, ihtilal sonrası kıyameti yaşa¬dılar sanki. Terazi önlerine konulunca ister istemez Mizan’ı hatırla¬dılar. Uçsuz bucaksız hayaller boyunca Sırat Köprüsü’nden geçer gibi yedi kat göklerin mavi derinliklerinde dolaşırlarken, bir an içten içe uyanınca gördükleri manzara hiç de iç açıcı değildi. Terazinin iki ke¬fesindeki unsurlar eşit telakki edilmişti. Devlete başkaldıranlar ile dev¬lete itaat edenler suçlu ilan edilmişti. Hikmet-i İlâhi mapushane de varmış alın yazılarında... Adalet bu dünyada tecelli etmese de, elbet öte âlemde ve Mahkemey-i Kübra’da er geç tecelli edeceğine inançları tamdı zaten! Mapushane, Ülkü Kervanı’nın daha da şuurlanmasını sağlamıştı. Sabr-ı Cemil sonunda mapushane, “Yusufiye Medresesi” oluverdi gönüllerde... Küçük cihaddan büyük cihada beyan buyuran Fahr-i Kâinat Efendimizin yaşadığı günleri andıran bir döneme gelinmişti...
Ortalık sütliman... Bir imtihan tufanı içine yuvarlanmışlardı. Nefisler ön plana itildi. Ülkücülüğün kitabını ben yazdım, tarihini de ben başlattım diyenler oldu. Dava da, ülkü de bana ait dedi¬ler.
Bütün bu egolar dünyasında akl-ı selim birileri çıktı yerin¬den doğruldu ve yürekli bir ses şöyle dedi: “Hayır! Allah ve Resulü’nün hakikatleri dışında herşey tartışılır, hatta lider de, teşkilat da, doktrin de...”
Doğrusu da buydu. Bütün bu fitne ortamında Hakikatin ergeç tecelli edeceğine eminiz. Şehitler kervanının hayatta kalanlardan bekle¬diği de: Hak ve Hakikat yolu olan Allah yolu’ndan dönmemektir.
Sistemin yeni kuşağın önüne koyduğu yeni bir oyun var yine. Bu sefer leş kargalarının yerini PKK almış. Yarın kim bilir han¬gisi?
Oğullarını kurban edecek vatan evlatları aranıyor sürekli. Külfeti üstlenecek yeni delikanlılar revaçta. Eskiden bu işi üstlenecek gönüllü (ücretsiz) delikanlılar vardı. Şimdilerde pek gözükmüyor. Öyleyse ne yapmalı?
Sonunda ücretle bu işi yapacak delikanlılar bulundu. Yeni Yavuz delikanlılar da sistemin ayakta kalması için oynanan bir oyun olduğunun farkında olmayarak, bu görevi en iyi şekilde deruhte etmek için yola koyuldular. Anadolu’nun yağız evlatları Cudi ya da kandil dağlarında en iyi şekilde dövüşüyorlar vatan ve millet uğruna. Ya conconlar, onlar da eğleniyorlar. Peki, nimeti kim paylaşıyor dersiniz? Sakın bu soruyu sormayın. Niye mi? çünkü sakıncalı. İsterseniz biraz ipucu vereyim: Seç¬kinler, yani oligarşik elitist tabaka...
Her zaman öyle olmuştur. Külfet yiğit evlatlara. Nimet seçkinlere, yani bir eli yağda, bir eli balda olanlara...
Bu oyun sürekli değişik adlar altında Türkiye’de tezgâhlanıyor. Bu senaryoyu bozacak biraz basiret gerekli. Değiş¬meyen tek şey gönlümüz, ülkümüz ve imanımızdır.
Bugün kü Nizâm-ı Âlem Alperenlerinin dünkü Ülkü Ker¬vanı’ndaki, Ülkü erenlerinin yaşadıklarından alacağı binlerce dersler olsa gerek. Onlar bu dünyada sefa sürmeden göçtü gitti¬ler; “Salâtullah Selâmullah, Aleyke ya Resûlüllah” diyerek mey¬danlarda nice başlar verildi, hiç soran olmadı. Varsın sormasın¬lar. Can bülbüle dönüşünce ne önemi var? Onlar ebediyete uç¬tular, hor açılıp gül oldular ve her ne ki var oldular. Zaten canları gövdelerine konuktu. Biliyorlardı, bir gün ruhlarının bir kelebek misali çıkıp gideceğini.. Sonunda kafesten kuş uçmuşcasına, bu dünya kafesinden şeha¬det şerbetini içerek göç ettiler. Onların hayatları arkada kalan gönüldaşlarına bir tecrübe, bir ışık oldu. Ne mutlu onlardan ders alabilene...
Hak ile sevdalı olanlara, kendi özünü bilenlere ve Allah (C.C.) yolunda can verenlere çok şeyler borçluyuz. Ülkü ker¬vanı’nın kutlu seferlerindeki yolcularına layık olabilmek için on¬lara yâr olabilmeli, kaygıdan azad olunarak ya da gönüllerimizi şadan kıla¬rak, can mülkümüzü abad bilip ve yeniden sefere
Dostları selamlıyarak yola koyulmalı.
Onlar “Bir ölür, bin diriliriz” dediler. “Hak nasip eylesede, bu mübarek seferde Resulüllah (S.A.V.)’ın izininin tozuna sürsem yüzümü” dediler.
Gâh düşünde Cemalin bu kez görebilmek aşkıyla ebe¬diyete kavuştular. Gonca gül misali gülerek vuslata erdiler.
Ruhları Şad olsun!

Kaptan-58 18.08.2008 12:14

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
[IMG]http://img168.imageshack.us/img168/7347/cengizakyldzkd2.jpg[/IMG]

dark_yamtar58 21.08.2008 17:19

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
Ülkücüler çığ gibi çoğalıyorlar."SAYILMAYIZ PARMAK ILE
TÜKENMEYIZ KIRMAK İLE
DIŞIMIZDA SORMAK İLE
EL NE BİLİR HALİMİZİ"Bilenler için her şey açıktır. Her şey bütün emareler, büyük bir hareketin içinde olduğumuzu gösteriyor. Tarihin dönüm noktalarından birindeyiz. Bütün büyük medeniyetleri yoğuran o mübarek ve muhteşem pota yeniden vazifesini yapıyor. İlahi kader, bizi yoğuruyor ve yeni yücelişlere vesile kılacak hale getiriyor.Ülkücüler davayı kazanacaklar, hedeflerine ulaşacaklardır,Allah yardımcıları olsun.....

dark_yamtar58 21.08.2008 17:22

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
Milliyetçi Hareketçi Ülkücüler, kolaya, rahata, refaha değil, zora talip oldular. Mücadeleye, mücahadeye, ızdıraba, sıkıntıya, çileye talip oldular. Gözyaşına, alın terine talip oldular. Çünkü, alçak hedeflere, süfli gayelere, çıkara değil, büyüğe, uluya, yüceye ve yükseğe talip oldular. Allah rızasını kendilerine ana gaye bildiler. Yeni bir medeniyetin, ÇAĞDAŞ TURK-İSLÂM MEDENİYETİNİN başlatıcısı, fedaisi, serdengeçtisi, delisi, delibaşısı, çılgını olmaya talip oldular. Bazıları bize deli diyorlar. Evet onların küçük hesapları, oyunları, basit zevkleri yok bizde. Biz deliyiz. Biz Allah delisiyiz. Millet delisiyiz, millete aşık insanlık delisiyiz.Milliyetçi Hareketi tertipler, tuzaklar, iftiralar, işkenceler, hapishaneler ve cinayetlerle yıldıracaklarını zannedenler, yanıldıklarını acı acı göreceklerdir. Ülkücülerin davası maneviyatın himayesinde her gün biraz daha olgunlaşarak hedefine doğru iletiliyor.En yüce Ülkü Ülkücülerde...
En sağlam ve geçerli fikir Ülkücülerde...

dark_yamtar58 21.08.2008 17:25

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
Türk Milletinin üzerine çökmüş karabasan giderek çözülmekte ve zayıflamaktadır. Hainlerin planları bozulmakta, figüranları sürekli açığa düşmektedir. Milletin rağmına sürdürülen derin yolculuk sona yaklaşmıştır. Millet artık egemenliğine, iradesine sahip çıkmaktadır.
Artık anlaşılmıştırki Türkün Türkten başka dostu yoktur ve olmayacak ta....Tanrı Türkü Korusun ve yüceltsinm.

dark_yamtar58 22.08.2008 10:01

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
Forumdaki bütün ülkücüleri bu sayfaya yorum yapmaya bekliyorum.........

haythuyt 22.08.2008 10:18

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
Millî kalkınmamızı gerçekleştirmek, her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milletini yeniden kurmak zorundayız. Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız.

BASBUG ALPARSLAN TURKEŞ



[IMG]http://ulkucugenc.org/RESIMLER/images/UlkucuGenc.Org%20(1).jpg[/IMG]

EyüphanAydın 22.08.2008 10:26

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
[I][B]Tabikide bir ülkücü gençlik olarak şehit olan tüm Ükücülere Allah'tan rahmet diliyorum.Tabikide burası bir forum sitesi burada pek siyaset ile bahsetmek normal olmaz ancak bu davaları konuşmak gerek

Hepinizin Ruhu Şad OLsun.[/B][/I]

burhan 22.08.2008 13:10

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
ŞEHİT ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU

23 Kasım tarihi Ertuğrul Dursun Önkuzu'nun şehit edilişinin yıl dönümüdür.
Ertuğrul Dursun Önkuzu Ülkücü Hareketin "ilk" şehitlerindendir...

4 Ocak 1968 tarihinde Ruhi Kılıçkıran ile "ilk şehit"ini veren Ülkücü Hareket, 21 Mart 1970 tarihinde Süleyman Özmen ile ikinci şehidini vermiştir. Aradan bir kaç ay geçmeden 8 Haziran 1970 tarihinde Yusuf İmamoğlu ile üçüncü şehidini veren Ülkücü Hareket, 23 Kasım 1970 tarihinde Ertuğrul Dursun Önkuzu ile dördüncü şehidini vermiştir...

Ağabeyimiz ve şehidimiz Ertuğrul Dursun Önkuzu 1948 yılında Tokat ilinin Zile kazasında doğmuştur. Ailesinin en büyük ve tek erkek evladıdır...

İlk öğrenimini Zile'de Sakarya İlkokul'unda, orta öğrenimini ise Zile Ortaokulu'nda tamamlamıştır. Daha sonra Zile Sanat Enstitüsü Tesviye Bölümü'nü bitirmiş ve aynı zamanda Kuran Kursu'na devam ederek, Zile müftüsü hoca "Arif Efendi"den milli terbiye almıştır.

Ertuğrul Dursun Önkuzu, sanat okulunda iken aynı zamanda arkadaşları ile Zile Ülkü Ocağı'nı açmış ve Ocakta seminerler vermiştir.

Zile Sanat Enstitüsü Tesviye Bölümü'nü bitirdikten sonra 1967 yılında İstanbul YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Makine bölümünü kazanmıış ancak kaydını yaptırdıktan sonra komünistlerin tehditleri sonucu ancak bir ay okuluna devam edebilmiştir...

Bir süre sonra Ankara Teknik Öğretmen Okulu'na geçen Ertuğrul Önkuzu aynı zamanda bu okulda yatılı olarak kalmıştır.

Ertuğrul Dursun Önkuzu, okulun tatil dönemlerinde öğrencilerin derslerine yardımcı olmuş, ücretsiz kurs vermiştir.

Ve sene 1970...
Ertuğrul Dursun Önkuzu 3. sınıftadır...
Öğrenci olaylarının iyice çoğaldığı bu yılda, Ertuğrul Dursun Önkuzu işgal altında bulunan okulda komünistler tarafından kaçırılıp CİĞERLERİNE ÜÇ GÜN BOYU HAVA DOLDURULMAK SURETİYLE İŞKENCE EDİLMİŞ ve okulun üçüncü katından atılarak şehit edilmiştir...


Önkuzu

Kuzu yürür, kuzu yürür.
Önde Önkuzu yürür.
Kuzular meledikçe
Gönlüme sızı yürür!

Önkuzu hey! Önkuzu!
Önde gider Önkuzu.
Bu bayrak düşmez yere,
Ölmedikçe sonkuzu!


Dursun adı... Dursun adı...
O gitti, dursun adı.
Dillerde türkü olsun,
Yürekte vursun adı!

Kuzular koç olacak,
Toy, düğün, göç... olacak
Bu yıl ki kuzuların
Adları 'öç' olacak! Dinlemek için......=http://www.yildizdogan.com/assets/Sa.../fb1b4-myd.wma

dark_yamtar58 24.08.2008 17:14

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
Sevdası toprak olmuş bir kara kışta yolcu ediliyordun, Bozkurtların omzunda Yamtarların, Sancarların,Afşinlerin uçmağına ... Ve Başbugum Marşlar soyluyorduk ardından Yastığımız mezar taşı yorganımız Kar Olsun.. Biz Bu Yoldan Dönersek Namus Bize AR Olsun

yiğidoturan 24.08.2008 17:27

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
Velican Oduncu

Türkistan'dan Türkiye'ye göç eden bir ailenin çocuğu olarak 1964 yılında dünyaya gelmişti Velican. 26 Mart 1988 gecesi ellerinde şişlerle uykusunda saldırdılar O'na... Türkistan'ın has evladı Velican Oduncu, 14 yaşında girdiği cezaevinden, 24 yaşında şehitlik mertebesinde çıktı...
İstanbul Güneşli Kabristanlığına defnedilmiştir.



Şehadetinin 18. yılında aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.... Ruhu şad olsun.

Ata topraklardan (Türkis'tan) göç ederek Türkiye'ye gelen Velican Oduncu 1964 doğumludur... Bundan sonrasını da gönüllerin reisi Yusuf Zİya Arpacık'dan dinleyelim...




Uzun zamandan beri ilk defa bir tahliye veriyorduk.
-İnşallah farkına varmazlar, diyordu Veli Can.

Cezaevi infaz savcılığı tahliye tarihimi yanlış hesaplamış, on aylık bir sapmayla, erken bırakılıyordum. Defalarca hesap yaptık, evet idare şaşırmıştı. İki firar ve birçok isyandan dolayı yanan infazımın on aylık bölümü görünmüyordu. Gardiyanlar iki gün sonra bırakılacağımı söylediler. Hapishanede arkadaşlar arasında ihtiyatlı bir bayram havası esmeye başladı. Bende ise yaşayamadığım buruk bir sevinç vardı. On yılı aşkın bir süredir doğudan batıya kadar bir çok cezaevinde birlikte olduğumuz can'larımdan ayrılıyordum. Biz bu kahramanlarla birlikte neler görmüştük neler. Değil seneleri ayları, saniyeleri bile parça parça yaşadığımız, o karanlık dehlizlerde birbirimize destek olarak ne savaşlar vermiştik.

O akşam büyük bir hücrede hep beraber toplanmamıza idare göz yumdu. Son geceyi İhsan Barutçu ve Erdoğan Tağın’la altı ay beraber kaldığımız hücrede hepimiz toplanarak geçirdik. Sohbet ederek sabaha kadar oturduk. Herkes birşeyler konuşuyordu, sanki hapishanede ki ilk zamanlarımızdı. Bu insanlara bakarken, âdeta son çeyrek yüzyılın tarihini görüyordum, o gül yüzlerinde. Ülkemizin etrafı ABD ve RUSYA tarafından ve onların içerdeki ortakları tarafından kuşatılmış, bir avuç vatanperver ülkücü de bu haçlı kuşatmasını kırarak, cennet yurdumuzu felaha çıkarmıştı.

Veli Can, arkadaşları dikkatle dinliyor fakat lafa hiç girmiyordu. Benimle göz göze gelincede tebessüm ediyor ve sağ yanağında hafif bir gamze oluşuyordu. On yıl önceki günlerimiz sanki dün gibi canlanmaya başladı hafızamda. Veli Can ondört yaşında, pol-der'li vatan hainleri tarafından yakalanarak ve bir nice işkenceden sonra tutuklanmış, Sağmalcılar taşmedresesine kapatılmıştı. Yaşı küçüktü ama o bir devdi, bir ülkü devi.

Sarsarak köprüleri
Devler geçti bu yollardan:
Dudaklarında Hun Türküleri.

Şair onu tarif ediyordu şüphesiz. Dedesi Osman Batur uçağa kement atmıştı Türkistan dağlarında. Çinlilere karşı amansız bir savaş yapan bu büyük kumandanın destanları hâlâ yaşar o kutsal topraklarda. Sağmalcılar da rahmetli Zeytin dayıdan dinlemiştim Osman Batur'un kahramanlık öykülerini. Zeytin dayı, onun komutasında, Çinlilere kan kusturan bir ilay-ı kelimetullah savşçısı. Çocuk yaşına rağmen orduya katılmış.

Türkistan Türkleri yıllarca mücadele etmişler ancak Osman Batur ve bir nice kahramanın şehadetiyle birlikte, hicret kararı alan aksakkallar Türkiye'nin yolunu tutmuşlar. Çok zorlu bir yolculukla Taklamakan çölünü geçmişler ve yoğun bir şekilde devam eden Çin birliklerinin takibi altında Himalayalara kadar varmışlardı. Ancak bu bölgede Tibet çetecileriyle defalarca çatışmaya girmişler, geçitvermez dağları, açlık, susuzluk ve her türlü meşakkati de yenerek Hindistan sınırına ulaşmışlardı. Bir dizi görüşmeler neticesi bir kısmı Suudi Arabistana diğer bir kısmı da ülkemize gelmişlerdir. İşte "Sartaphanoğlu" Veli Can onların çocuğu, o çile neslinin yadigarıydı. Ama çile bitmemiş, dedelerinin, Çinlilerden gördüğü zulmün bin fazlasını Veli Can'lar özyurdunda görmüş, o inci gibi dişleri pol-der'li köpekler tarafından kaç kere kırılmıştı!..

Veli Can'a bakarken bir olay canlanıyordu gözlerimde. O gün, bir-iki saat birlikte bahçede volta atmış, dinlenmek için, sandelyemiz olan büyük taşların üzerine oturmuştuk. "Peykeler, duvara mıhlı peykeler" diyordu Necip Fazıl. Bizde, yerlere mıhlı taşların üzerinde, mazinin derin mevzularına dalmış, öylece sohbet ediyorduk. Gaziantep'in kızgın güneşi tam tepemizdeydi ve hücrelerde geçirdiğimiz havasız kapalı günlere inat masmavi bir gökyüzü, tertemiz bir hava vardı. Bir sünger gibi bedenim güneş ışınlarını emiyor ve zaman, Veli Can'ın bal muhabbetiyle âdeta duruyordu. Yaklaşık iki saat sonra.

-Biraz gölgeye geçelim, dediğimde, o sendeleyerek ayağa kalktı ve bir taraftan başını tutarak:
-Öf be hoca, hiç demeyeceksin zannettim.

Karanlıkta çok kaldığı için güneş ışınları onu çok rahatsız ediyormuş, ama ben güneşli tarafa gidelim dediğim için, sırf beni kırmamak uğruna kendi arzularını bir kere daha feda etmiş ve iki saat bu çileye katlanarak, asalet, nezaket ve estetizmin doruklarından, bizlere bir taşmedrese dersi daha vermişti.

Hapishanede ki bütün arkadaşlarımızın hayatında bu gibi zarafet ölçüleri vazgeçilmez bir ilke olarak yer almıştı. Birine sevmediği bir şey bile ikram edilse kesinlikle onu reddetmezdi. Zehir verseler onu zemzem diye içerdik. Hatır, gönül burada gerçek anlamlarıyla yaşatılıyordu. İnsanlık ihtişamlı günlerinin başdöndürücü sarhoşluğunu bizim hayatımızda tekrar yakalamış, tarihini yeniden yazıyordu. Geçici heveslerden ve gündelik telaşlardan uzak, feragat ve fedakarlık gibi üstün değerleri zirvelere taşıyan arkadaşlarımız vazifelerinin ince yollarını bütünüyle keşfetmenin verdiği rahatlıkla hasta ruhlara şifa dağıtıyorlardı. Ya kudurdular, ya duruldular... Ya kasırga gürültüsü ya da gece sessizliği... Bir altın nesil oldular...

Bir taraftan kafamda böyle hatıralar canlanıyor, diğer taraftan arkadaşları dinliyordum. Bir arkadaşımız ezan okumaya başladı. Susmuştuk. Ilık bir ses. İnsan ruhunun derinliklerine işleyen bir huzur rüzgarı. Sabah ezanının ötelere götüren havası bir anda hapishane maltasına hâkim olurken, bizlerde yere çarşaflar sererek, o kâbus hücresini bir özgürlükler beldesine dönüştürmüş ve cemaat olarak namazımızı eda etmiştik. Ne de çabuk sabah olmuştu.

Arkadaşların bir kısmı uyumak için hücrelerine çekildiler. Biz volta atarak muhabbete devam ediyorduk. Veli Can’a gidip yatmasını söylediğimde itiraz etti. İhsan Barutçu ve Erdoğan Tağın’da yatmadılar. Tahliye müzekkeresi de bir türlü gelmiyordu. Hepimiz yorulmuştuk. Hava karardı, gelen giden yok. Nihayet saat 20:00 dolaylarında giderek yaklaşan ayak sesleri bizi hareketlendirdi. Kalabalık bir ekip geliyordu anlaşılan.

Arkadaşlar üstümde bir falçatanın olmasını istiyorlardı. Ne de olsa sol siyasilerin bölmesinden geçecektim. Başkan:

-Aman ha. Bir sürpriz olmasın. Yanına bir şeyler al da öyle git.
Ben “gerek yok” dedikçe, onlar ısrar ettiler. Oldukça keskin bir bıçağı yanıma alarak hazırlandım.

Ayrılık çok zor olacaktı. Cezaevi savcısı ve müdür tahliye müzekkeresiyle hücrenin kapısına gelmişlerdi. Veda sahnesi dayanılacak gibi değildi, birbirimize sarılmış ayrılamıyorduk. Savcı beklemekten sıkıldı ve kendince bir çıkış yolu buldu:

-Haydi acele edin, bir kişi yola vurmak için bölme kapısına kadar gelebilir.
Sözde küçük bir taviz veriyordu idare. Yunus Meral'le bölme kapısına doğru yönelirken, geride bıraktığım arkadaşlarımı düşünerek, karmaşık duygular içinde, tahliyeme bile sevinemeden kendimi dışkapıda bulmuştum. Bu arada üstün gayretleri ile tahliyemi sağlayan (bu gün hayatta olmayan) büyük insan Mehmet Öztürk kardeşimin çabalarını düşünerek yürüyordum. Öztürk, yanına bir muhasip alarak mahkeme heyetine götürüyor ve on aylık erken bırakılmam onun hesap oyunu sayesinde gerçekleşiyordu.

Ben iki kişiydim artık, ikiye bölünmüştüm ve birini orada bırakarak diğeriyle dışarıya yöneldim. Kapıda bir başka canlar beni bekliyordu. Adil Aşkaroğlu ve diğer kardeşlerim. Bu sefer kavuşma sahneleri yaşanıyordu.

Biz nasıl bir nesildik... On yıllık işkenceli, sürgünlü ve ölümlerle dolu bir cezaevi ortamından sonra tahliyeme bile sevinemiyordum. Çünkü, ruhumun yarısı içeride arkadaşlarımın yanında, diğer yarısı ile ancak dış dünyadaydım.

Mahzunluk duygusu her yanımı kuşatmış, kımıldayamıyorum. Gittikçe ağırlaşan bu his yoğunluğu beynimi teslim alırken, bedenim de bu istilaya karşı fazla bir direnç gösteremiyor. Hüzün ve utanç karışımı bir hücum bu. Hislerimin en mahrem kalelerini zapteden bu utanç duygusundan kurtulmam lâzım ama arkadaşlarım içerde, ben dışardayım. Hazmedemiyorum doğrusu. Yakalandığım bu ruh kasırgasından hasarsız sıyrılmak için bir çıkış yolu arıyordum. Nafile... His fırtınası dinmek bilmiyor. Bir tesselli bulmak için kenarından köşesinden bir şeyler aramaya çalıştıkça, ulaşabildiğim mazinin ihtişamlı günleri sadece şuurumu kamaştırıyor.

Herşeye rağmen kaybeden biz değildik. Özgürlük ve esaret kavramları bizlerin dünyasında asli manalarıyla vücut bulmuş, kapımızdaki gardiyanlar esaretin dayanılmaz acısını yaşarken, bizler karanlık hücrelerimizi gül bahçesine çevirip ruh dünyamızdan fışkıran sonsuzluk pınarlarından, kana kana soğuk sular içmiştik.
Zelzele tarlasına dönen ruh dünyamda, bir müddet sonra, gene bir sarsıntı olacak ve takvimler 26 mart 1988'i gösterirken o kara haberi alacaktım.

Veli Can şehit olmuştu.

Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti,
"İyi insanlar iyi atlara binip gitti."

Yusuf Ziya Arpacık

FOTOĞRAFLAR VELİCAN ODUNCU

Ü
Velican Oduncu


1978...Sağmalcılar Cezaevi (Ali - Yusuf Zİya Arpacık, Velican Oduncu)


..........


Hapisten çıkınca o'nu görmeye gittik
O gül yüzünün üstünde ki topraktan bir gül bitivermişti...

Ruhu Şad olsun....

yiğidoturan 24.08.2008 17:43

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
MUSTAFA PEHLİVANOĞLU

(İdam Tarihi: 7.10.1980)



Ankara'nın Balgat semtinde oturuyor olup 22 yaşındaydı. ülkücülük suçundan cezaevine girmiş ve idam cezasına mahkum edilmişti. Mamak Askeri Cezaevi'de yatarken bir fırsatını bularak kaçmayı başardıysa da kısa bir müddet sonra tekrar yakalandı. 12 Eylül cuntası tarafından, idam edilmesi için verilen emir, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde yerine getirildi ve sabahın erken saatlerinde asılmak suretiyle şehit edildi. Cenazesi, Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi.

yiğidoturan 24.08.2008 17:44

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
SELÇUK DURACIK

(İdam Tarihi: 5.6.1983)



Yugoslavya göçmeni bir ailenin çocuğu olup 22 yaşındaydı. Ailece, Manisa'nın Turgutlu ilçesinde oturuyor, seyyar satıcılık yapıyordu. Daha önce de bir kaç defa ülkücülük suçundan cezaevine girmişti. polisler tarafından arandığını öğrenince kendiliğinden giderek emniyete teslim olmuş fakat, yargılandığı '12 Eylül Adaleti' dağıtan İzmir 2. Numaralı Askeri Mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırılmıştı. 3 Haziran günü, idam edildiğine dair haberler radyodan yayınlanırken İzmir Emniyet Müdürlüğü'nde işkence ile yeni ifadeleri alınmaya çalışılıyordu. İki gün sonra Buca Kapalı Cezaevi'nde sabaha karşı asılarak şehit edildi.

yiğidoturan 24.08.2008 17:44

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
HALİL ESENDAĞ

(İdam Tarihi: 5.6.1983)



Manisa'nın Saruhanlı kazasına bağlı Gözlet köyündendi. 21 yaşında olup evliydi. Bir takım olaylara karıştığı iddiasıyla polisler tarafından yakalandı. Tutuklandıktan kısa bir süre sonra, 12. Eylül mahkemeleri tarafından idama mahkum edildi. 3 Haziran tarihinde, hakkındaki idam cezasının sabaha karşı infaz edildiğine dair radyo ve TV.'den yayın yapılmasına rağmen, polisler tarafından cezaevinden alınıp Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Burada, 'itiraf' etmesi için iki gün boyunca akıl almaz işkenceler yapıldı ve 5 Haziran günü Buca Cezaevi'ne geri getirilip, sabahın ilk saatlerinde asılarak şehit edildi.

yiğidoturan 24.08.2008 17:44

--->: -ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
 
FİKRİ ARIKAN

(İdam Tarihi: 27.3.1982)



Çorum'un Alaca kazasından olup 32 yaşındaydı. Ankara Türközü Bademlidere semtinde oturuyordu. Ankara'da cereyan eden bir takım olaylara karıştığı iddiasıyla tutuklanarak Mamak Askeri Cezaevi'ne kapatılmıştı. Yargılandığı 12 Eylül mahkemelerinde 'idam'ına karar verildi. 27 Mart günü, sabahın ilk saatlerinde Mamak Cezaevi'nde kaldığı ölüm hücresinden çıkarılarak götürüldüğü Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde asılarak şehit edildi. Cenazesi, Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi.


WEZ Format +2. ?uan Saat: 02:58.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.