![]() |
Yalnız bir Opera
En cok sevdigim siirlerden biri, uzun diye okumamazlik etmeyin siddetle tavsiye ediyorum...
[CENTER][B]Yalnız bir Opera [/B] Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim İmrendiğin, öfkelendiğin Kızdığın ya da kıskandığın diyelim Yani yaşamışlık sandığın Geçmişim Dile dökülmeyenin tenhalığında Kaçırılan bakışlarda Gündeliğin başıboş ayrıntılarında Zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu. Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim. Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren, Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin. Ve hala bilmiyordun sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana Bütün kazananlar gibi Terk ettin. Yaz başıydı gittiğinde, ardından, Senin için üç lirik parça yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine Çerçevesine sığmayan Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu. Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi Uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, Belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? “Eylül’de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen” notunu buldum kapımda. Altına saat:16.00 diye yazmıştın, ve 16.04′tü onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran zamanı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını. Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri. Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı. Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk. Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık. Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki. Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize. Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız Ne kalacak bizden? Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden Bizden diyorum, ikimizden Ne kalacak? Şimdi biz neyiz biliyor musun? Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek Herşeyi bir başka aşka erteleyeceğiz. Kış başlıyor sevgilim Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan Oysa yapacak ne çok şey vardı Ve ne kadar az zaman Kış başlıyor sevgilim İyi bak kendine Gözlerindeki usul şefkati Teslim etme kimseye, hiçbir şeye Upuzun bir kış başlıyor sevgilim Ayrılığımızın kışı başlıyor Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime. Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak, Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak… Böyle zamanlarda herşey birbirinin yerini alır Çünkü herşey bir o kadar anlamsızdır İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz Çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığımız anlar, Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara, Çağrışımlarla ödeşemezsiniz. Dışarda hayat düşmandır size İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz Bir ayrılığın ilk günleridir daha Herşey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup Kulak verdiğiniz saat tiktakları Kaplar tekin olmayan göğümüzü Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz Bakınıp dururken duvarlara Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına, Başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya Kendimizi hazırlar gibi. Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken, Ve kazanmış görünürken derinliğimizi Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar Göremeseniz de, bilirsiniz Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar. Bana zamandan söz ediyorlar Gelip size zamandan söz ederler Yaraları nasıl sardığından, ya da herşeye nasıl iyi geldiğinden Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler. Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır. Zaman alır sizden bunların yükünü O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir. O boşluk doldu sanırsınız Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir. Gün gelir bir gün Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide O eski ağrı Ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten bitmişsinizdir. Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan Herşeye iyi gelen zaman sizi kanatır olmuş Saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Günlerin dökümünü yap Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini Kim bilebilir ikimizden başka? Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış Bir ilişkiyi, duyguların birliğini, Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız herşeyi bir düşün Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Bunlar da bir işe yaramadıysa Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda. Bu şiire başladığımda nerde, Şimdi nerdeyim? Solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden İkindi yağmurlarını bekleyen Yaz sonu hüzünlerinden Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim Geçti her çağın bitki örtüsünden Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından Bakarken dünyaya Yangınlarla bayındır kentler gibiyim: Çiçek adlarını ezberlemekten geldim Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların Unuttuklarını hatırlamaktan Uzun uzak yolları tarif etmekten Haydutluktan ve melankoliden Giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden Duyarlığın gece mekteplerinden geldim Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim. Bu şiire başladığımda nerde, Şimdi nerdeyim? Yaram vardı, bir de sözcükler Sonra vaat edilmiş topraklar gibi Sayfalar ve günler Işık istiyordu yalnızlığım Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum İlerledikçe…Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden. Karardı dizeler. Aşk…Bitti. Soldu şiir. Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım. Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk Birlikte çıkılan yolların yazgısıdır: Eksiliyorduk Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim Her otelde biraz eksilip, biraz artarak Yani çoğalarak Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında Ağır ve acı tanıklıklardan Geçerek geldim. Terli ve kirliydim. Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de… Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları Ve açık hayatları seviyordu. Buraya gelirken Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri Ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri… panayır yerleri… Ölü kelebekler… Ölü kelebekler… Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim. Adım onların adının yanına yazılmasın diye Acı çekecek yerlerimi yok etmeden Acıyla baş etmeyi öğrendim. Yoksa bu kadar konuşabilir miydim? İpek yollarında kuzey yıldızı Aşkın kuzey yıldızı Sanırsın durduğun yerde Ya da yol üstündedir Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı. Aşkın bir yolu vardır Her yaşta başka türlü geçilen Aşkın bir yolu vardır Her yaşta biraz gecikilen Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler Gözlerim Aşkın kuzey yıldızıdır bu Yazları daha iyi görülen Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler İlerlerim Zamanla anlarsın bu bir yanılsama Ölü şairlerin imgelerinden kalma Sen de değilsin. O da değil Kuzey yıldızı daha uzakta Yeniden yollara düşerler Düşerim Bir şiir yaşatır herşeyi yaşamın anlamı solduğunda Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler Yaşamsa yerli yerinde Yerli yerinde herşey Şimdi herşey doludizgin ve çoğul Şimdi herşey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi Şimdi herşey yeniden Yüreğim, o eski aşk kalesi Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden Dönüp ardıma bakıyorum Yoksun sen Ey Sanat! Herşeyi hayata dönüştüren. Murathan Mungan[/CENTER] |
--->: Yalnız bir Opera
yazanin eline ve gonlüne saglik....
|
--->: Yalnız bir Opera
Elinize, Yureginize saglik..........
|
Bilmez miyim hiç ?
[CENTER][B]Bilmez miyim hiç [/B]
Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok Kıyılar da bomboş, kır yolları da Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler Yol kenarında bir kapı, tahta Peki, kim yitirmiş evini, ya da Hangi yitikle yok olmuş o yapı Kimbilir Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya Bir taşın üstüne oturuyorum Ben oturur oturmaz Çıkıyor kuytularından bütün görünümler Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri Ve işin tuhafı bense Alışıyorum gittikçe Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma Ürperiyorum bir ara arkamdaki ayak sesinden Ve bu yüzden mi bilmem Durup bir süre çevreme bakar gibi yapıyorum Sürüyle kus havalanıyor defnelerin içinden Sürüyle, evet, hatırlıyorum birden Nicedir unutmuşum saymayı bile günleri Dağılıp gitmişler herbiri bir yana Kuşlar gibi, onlar da Benimse ne gidecegim bir yer Ne de özlediğim bir şey var Öyleyse neden yazıyorum bu sözleri ona Bu biraz sevdaya benzeyen, biraz da sevdasızlığa Böyle gelişigüzel, böyle kırık dökük Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana. Uzun bir cumartesiyi hatırlıyorum, saat on iki Dalıp gidiyorum, düsünüyorum da, saat on iki Bir sigara yakıyorum, bir kağıda bir iki dize yazıyorum Yerini iyi bilen, onurlu bir iki sözcük daha Ama hiç kımıldamıyor, akrep de, yelkovan da Yani tam böyle birşeye benziyor zaman Yılgın ve çarpıcı renkler içinde pek kımıldamayan Çıkageliyor sonra, saat on iki. Anlıyorum Yaşam elbette uzun biz duyabildikçe sevgiyi Yalnızca bunun için uzun Yani sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da Örneğin Bir sevgiyi yontup onarmak için Döğüşmek de sevgidir Ve benim bildiğim kadarıyla Her şeydir bir insan, her şeydir Yalandır kısalığı yaşamın Ve özellikle insan dediğimiz şey İnançli bir insan soyunun parçasıysa. Sonunda başbasa kalıyoruz gene Başbaşa kalıyoruz doğayla ben İşte az önce yağmur da başladı, cumartesi günlerden On temmuz cumartesi Bir vapur daha kalkıyor iskeleden Ve yağmur hızlanıyor biraz Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak Tam öyle yapıyorum Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru seviyorum... Edip Cansever[/CENTER] |
Başıboş...
[CENTER]Artik bu baslik altinda sevdigim, okurken kendimden birseyler buldugum, kimi zaman hüzünlendigim, kimi zaman ise mutlu oldugum, hayallere daldigim, gerceklere döndügüm, kizdigim, güldügüm, gerildigim sevindigim, agladigim ve güldügüm siirleri ve sözleri ekleyecegim...[/CENTER]
|
--->: Başıboş...
[CENTER]Kendini kendimden sürdün,
masal değildi ama süründün, şimdi benim yarama tuz mu sürdün? Hangi sebepsen, sandığım en büyük itiraf. Neden yorgunluk sargılara denk değil, garip kayboluşlar peşinde, ne yana baksan boş suretler, bıktım! Sanki düşmüşsün en büyük düşünde, düşün de bul hadi.. Yargısız ya da insafsız bu iç çekiş. Şimdi bir elimi tutsan diğeri kıskanır, değeri ıskalanır.. "Sen" demiştim en başında, kıymet mi bilmedin, gözünü sevdiğin tüm yollar sana mı düşman? Nerdeyim dersem bulma beni, kaçak sürüngenlere özeniyorum, yersizim.. Yokmuş acının an be an çıkmazı, şimdi hangi yönde kırıldım bilmem.. Sözlerin içinde, içimden içince, hangi içimi çektim görmem.. Bırak, toparlanmasın! şimdi ben bu saatleri nereye gömeyim, kendimi alıp hangi dibe gireyim.. Gittim sanma diye geldim, bitişimi yorma diye gittim.. Kaderin yüzölçümü senden büyükmüş bilmedim.. Anonim[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Mavi Mavi Sevdim Seni [/B]
Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Kalbim şimdi bir sokak çocuğu Kelebekleri göç etti gönlümün Issızlaştı hayat sanki Sanki, sabahı eksik şiirlerimin. Sanki, gecesi hep kanayan bir yara Ve sanki, artık hep kanayacak... Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim Çare yok, ağlayacak. Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Kapıları kendime ben açamadım Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım.. Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım. Savunamadım seni kimselere Anlatamadım seni kimselere Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz... Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben.. Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat. Sıratını geçtim yaşarken korkmadan Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile Tek sen gitme diye Sonbahar oldum yaprak yaprak Ağaç oldum köklerimi unutarak Tesellisiz bir geceye fırlatıldım Kalbimi dar kafese kapatarak İçimdeki bir kanarya Hiç susmadan ağlayacak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına Beyazında akladım bulutunun Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim. Bugün sardunyalarım da açmadı Belki de küskün renklere Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım Sensiz soluyorum anlayacağın Mavi mavi ölüyorum Duyuyor musun, orada mısın, Var mısın, yok musun? Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yanarak, yıkılarak Aklıma her geldiğinde ağlayarak.... Naşide Göktürk [/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER]Sevdim ben"onu"
Oda beni çok sevdi ve hiç bi zaman sevişmedik sevgimiz bakışlarımızdı sevdamız gülümseyişlerimiz ve hiç bi zaman tanışmadık tanışıklığımız içtendi içimiz birdi herkez susunca suskunluğumuz sevişmekdi öylece düşlerdik yalnızlık yok yanlışlık yokdu sevgimiz bakışlarımızdı sevdamız gülümseyişlerimiz ve hiç bir gün konuşmadık tek bir saniye değmedi nefesim oysa çiğ düşerken toprağa ağlama diyebilirdim üşuyorum yokluğunda bırakma diyebilridim o durgun , iri gözlerine bakıp kafamda ki bu son şiirimi yazabilirdim biriktirebilirdim sayfalarca gördüğüm düşü. Yanına ansızın sokulup ellerine uzanabilirdim. Sevdim ben"onu" Oda beni çok sevdi ve biz hiç bi zaman yaşatmadık o anı Yitirilmedik bir tek o sevdam kaldı tartışmadığım tek kavgam kazandığım tek yenilgim susadığım tek pınar tek yaşanmamışlığım tek en özel kalan Mütemadiyen bakıyorum hala Sen o yolların ucunda ben o yolların sonunda bir aptal gibi sevmenin cocuksuluğunu arıyorum Sevdim ben"onu" Oda beni çok sevdi ve hiç zaman bilmedik , öğrenmedik "o" gerçeği... Anonim[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER]...gelme
Hain zamanların puslu sularında, vedaların kendini bilmez susuşlarında, sen ki bana düşman, sen ki bana hasret, sen ki sensizsin artık... Derin anlamları tükenişine gömdüm, basit cümleleri boş sayfalara, üzerini çizmek de yetmiyor satırlarca, siyahların hükmü geçiyor şimdi, sana koşmaya can atan tüm üç noktalarda... Yanlış teşhis edilmiş bir kimlikle yolların çıkmazında, apansız sarmışım hayata, küsmüşüm, küfretmişim.. Resimlerde yaşayan gündüzleri, hayatın üzerime yüklediği kafiyeyi neyleyim.. Ses yok, ben yok, dün yok! İlacı yok ki bu yoklukların hükmü olsun! Durup durup takvimlerin aldatıcı sülietleri, zamanın kan revan çıkmazı, kaldığım yerden ne kadar uzakta sence? Gelmeni dilemediğim her duada hala yoksun ki... Türküler söylenir yine, sana kalmışlıkta senli ve sensiz.. Yakmışlığımda büyüdün sen, serpilmeden küçüldün.. Gül olmak için harcadığın çaba, gonca kalmışlığına da yetmedi.. Gayrı dayanılmaz bu iç çekişler kederle, sevmediğim hesaplarım var şimdi kaderle.. Ne olursa olsun sen yine de gelme! Anonim[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER]Aslında çok haklısın.
Söyleyemediğin her sözde Alışkanlıklara hükmedip Sadece yureğinden gelenleri Savurmadığın için gökyüzüne Çok şanslısın… Ve farklısın Diğerlerinden olmamak için Sıralı sırasız ilişkilerde Küs oturup, Süs kalabilmek Sadece senin harcın bitanem… Çünkü sen Başkasın Detaylarında bir liman arıyorsa Bu koca sehir… Ve sen hala Susuyorsan seni sorana… Her aradığımdaki gibi Ulaşılamazımsın… Karmaşanın ortasında Çoğalan sessizlik senin ışığın.. Kör oldukça Daha net duyuyorum… Çünkü Biliyorum! Artık çok yaklaştım. Nicelerinden bir kelam Hala senin için saklıyorum… [/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER]Şimdi çık yola..
sorma bilmiyorum nerde olduğumu.. Geçmediğin yollara bak hatıran olmayan bi yerdeyim.. ne sesin izin nede gülüşün.. pusulanın göstermediği bir yön düşün.. hem lodos hem poyraz esiyor aynı anda!! kırıldı umudun kanatları.. düştüğüm meçhul yerde ara bul beni.. bağıra bağıra söyle ismimi.. boz bu sessizliği, kopar al benden sensizliği.. öyle ıssız bi yerdeyim yokluğun, kaybolmuşluğum, bir de umutsuzum... [B]Aksa gözyaşım değişirdi toprağın rengi.. Toprağı kan kırmızı bir yerde ara bul beni... [/B][/CENTER] |
--->: Başıboş...
bit tad var damagimda
adi yok tarifi yok ucsuz bucaksiz alabildigince |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Yeni bir sayfada sana bakmak[/B]
Her sey yapilabilir Bir beyaz kagitla Uçak örnegin uçurtma mesela Altina konulabilir Bir ayagi ötekilerden kisa oldugu için Sallanan bir masanin Veya siir yazilabilir Süresi ötekilerden kisa Bir ömür üzerine. Bir beyaz kagida Her sey yazilabilir Senin disinda Güzelligine benzetme bulmak zor Sen iyisi mi sana benzemeye çalisan Her seyden Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor Belki tabiattadir çaresi Senin bir çiçege bu kadar benzemenin Ve benim Bilinci nasirli bir bahçivan çaresizligim Anlarim bitkiden filan Ama anlatamam Topragin günesle konusmasini Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla Sen bana isik ver yeter Bende filiz çok Köklerim içimde gizlidir Gelen giden açan soran bere budak yok Bir siir istersin "Içinde benzetmeler olan" Kusura bakma sevgilim Heybemde sana benzeyecek kadar Güzel bir sey yok Uzun bir yoldan gelen Tedariksiz katiksiz bir yolcuyum Yarali yarasiz sevdalardan geçtim Koynumda bir beyaz kagit bosluk Her seyi anlattim Olan olmayan acitan sancitan Bilsem ki sana varmak içindi Bütün mola sancilari Bütün stabilize arkadasliklar Daha hizli kosardim Severadim gelirdim Gözlerinin mercan maviligine Sana bakmak Suya bakmaktir Sana bakmak Bir mucizeyi anlamaktir Sana sola bakmadan yürüdügüm yollar taniktir Ask sorgusunda sahanem Yalniz kelepçeler saniktir Ne yazsam olmuyor Çünkü bilenler hatirlar Hem yapilmis hem yapma çiçek satanlar Bahçivanlar degil tüccarlardir Sen öyle göz Sen öyle toprak ve günes ortakligi Sen teninde cennet kayganligi iken Sana siir yazmak ahmakliktir Bir tek söz kalir Dislerimin arasindan Ben sana gülüm derim Gülün ömrü uzamaya baslar Verdigim bütün sözler Sende kalsin isterim Ben sana gülüm derim Gül sana benzedigi için ölümsüz Yazdigim bütün siirler Sana baslayan bir kitap için önsöz Sana bakmak Bir beyaz kagida bakmaktir Her sey olmaya hazir Sana bakmak Suya bakmaktir Gördügün suretten utanmak Sana bakmak Bütün rastlantilari reddedip Bir mucizeyi anlamaktir Sana bakmak Allah'a inanmaktir ... Yilmaz Erdogan bütün duygular anlam kazaninca cok daha güzel oluyormus bunu da anladim, sana bakmak ve seni sevebilmek bir mucizeyi anlayabilmekmis bunu da anliyorum...[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Yaşayalım kı[/B]
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım. Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi. Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte. Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız. Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden. Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız... Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı \"herşeyde\". Can Yücel[/CENTER] |
--->: Başıboş...
Bu günlerde fazlasiyla hissettigim ve anladigim birsey var, askta, sevgide, mutlulukta, kederde, hasretde, özlemde, sadakatta, ihanette, aglamakta, gülmekte, kaderde her dilde ayni renk ve ayni duygu. Insanin cani yandigi zaman dili, dini, irki hic farketmiyor, cünki canimiz cok yaniyor. Bazen sözlerini hic anlamadigimiz bir sarkida (örnegin Yasmin Mori – Mother) edilen feryada takilip kaliriz. Icli bir sestir bize bazi seyleri hatirlatan, düsündüren ve paylastiran. Illede paylasmak gerek duygulari, cünki paylasildikca cogalir ya da azalir mutlulugun ve kederin...
|
--->: Başıboş...
[B]Ask nedir?[/B]
Herkesin kendince farkli dillerde ve farkli renklerde tanimladigi bir duygu, ya da sanirim en dogrusu tanimlamaya calistigi. Askin tarifi yoktur olamazda, kisisel bir duygudur. Kimisi aci cekerek, kimisi mutlulugu secerek, kimi aglayarak, kimi de gülerek yasamayi tercih eder. Hani derler ya duygulara gem vurulmaz, cok dogru. Ask ile aci, aci ile mutluluk, sevinc ile gözyasi hep bir arada. Ask bana göre sonsuz bir [COLOR="Blue"][B]mavi[/B][/COLOR]... Asik olan insani anlamakta zordur esasen. Insan kendine yakistiramayacagi davranislar da sergileyebiliyor zaman zaman. Kendine yabanci duygular ve huylar kesfediyor. Tuhaf bisey bu ask, ama mutlu bisey sanirim. Ask acisi hic cekmedim (dilerim hic de cekmem), bunun tarifini de bilemicem. Ama sanirim cok can yakabilir, insanin yüregini sizlatabilir, hani derler ya „burnumun direklerine kadar hissettim bu aciyi“ öyle bisey olsa gerek. Ask siddettir, ask tutkudur, ask iradedir, ask iradesizliktir, ask uysalliktir, ask sahibine yaltaklanmaktir, ask yüceltmektir, ask ihanettir, ask sadakattir, ask hissetmektir, ask hissettirmektir, ask büyümektir, ask büyütmektir, ask mantiksizliktir, ask sevmektir... Ask, bircok yaniyla ele aliniyor. Peki ama askin fiziksel bir tarifi, biyolojik bir aciklamasi yok mu? Neden aska ihtiyac duyariz, neden asksiz yapamayiz (sevgi de ayni sekilde tabiki)? Ask vücudun fiziksel ihtiyaclarini da karsilayan bir duygudur bana göre. Haz hormonu ve sinir sistemi ne alaka diceksiniz dimi, ama askin yarattigi duygularla haz hormonu harekete gecer ve hatta sinir sistemine kadar etkiler. Psikiyatristlere göre insanlar asik oldugunu sanirlarmis. Aslinda ask sanidigmiz seyin sadece fiziksel bir begeni ve cekicilikten ibaret oldugunu anlamiyormusuz bile. Hoslanmanin dozu arttikca, mantik da o oranda geri plana düsüyormus. Esasen böyle duyunca yazinca cok da mantikli geliyor bu cümleler. Bir kisiye asik olup onu secince, onu kafamizda yücelttikce yüceltmiyormuyuz. Hani hic birseyi konduramayiz, bu da bizi yipratip zarar dahi verebiliyor, aski yasadigimiz o an icin gözlerimiz görmez, kulaklarimiz duymazki hic birseyi. Kendimizi gittikce bunalima ve cikmaza sürükleyebiliyoruz. Ask yorucu da olabilir, sanki hic bitmesini istemedigimiz bir maraton gibi, kalbimiz calistikca calisir. Bu tempo kimimizi yoruyor, gücsüz kiliyor, gercek ask ise de yerini sevgiye birakiyor ve daha da kontrollu olunabiliyor sanirim o zaman. En güzel ask karsilikli olandir, hem mutlu oluruz hem de kendimize olan özgüvenimiz artar. Mutlu oldugumuz zaman kendimizi daha saglikli hissederiz, pozitif enerji yayar ve daha da basarili oluruz hayatimizda. Hani bazende kendi kendimize aci cektirip mazosist bir asik da olabiliyoruz. Allah kimseyi ümitsiz asik etmesin, hani kara sevdaya düsürmesin. Okadar sey yazmama ragmen ask nedir sorunusunun cevabini halen veremedim kendimce, aslinda bir cok duygu var böyle olan. Nedir bu ask, allah askina? Bir yazi okumustum cok etkilendim, sizinle de paylasayim: [I]Ask yerine göre yol olunur yürünür, yerine göre iman olur uyulur. Bazen ates olup yakar, bazen deniz olur bogar. Sultan olur ülke yönetir, sarap olur sarhos eder. At olup kosar, kus olup ucar, Hazine olur viran gönüllerde saklanir, kimya olur hakir topraklari altina dönüstürür. Sir olur saklanir, gonca olur acilir. Gül bahcesi olur kokusuyla asiklari mest eder, günes olur asiklarin ümit meyvelerini olgunlastirir. Ask olunca gönüller birlesir, ask olunca kiyamap koparcasina hareketlilik olur. Ask olunca simsekler cakar, rahmetler yagar. Alemler kiyama kalkarsa asktandir. Hastalarin sifa bulmasi asktandir. Ask ile döner gökler, ask ile durur kainat. Ask mecnundan leylaya bir feryat, Mansurdan Dara bir sir, gözdende kalbe yoldur…[/I] En güzel ask elbetteki iman askidir, peygamber (s.a.v) askidir, allah (c.c) askidir, bunlar huzur ve ferahlik verir, bu ask hic eksik olmasin icimizden. Diger aska gelince, her nekadar asik olmak mantiktan yoksun olmak denilsede, hepimize mantikli bir ask nasip eylesin mevlam. Adi konulmasin, sadece yasansin, ucu bucagi sonu hic birseyi düsünülmeden. Icimizde yüregimizde ucucasan kelebekler, yeseren ümitler saglamlassin, ve sevgiye dönüssün, ama o ask heyecani hic bitmesin. Asik insanin sürprizleri bitmezmis, sevgiye olusan askta da bitmesin. Ask sadece sevgiliye ask degildir bana göre, aileye ese dosta akrabaya da asktir, bagliliktir. Herkese hayirli ve kiymetli bir ask diliyorum … Cok konustum, tamam tamam sustum napim yani birden de costum : )) okuyanlarin gözlerine saglik, okurkende yüzlerinde tebessüm olusanlarin, soru isareti olusanlarin yüreklerine saglik. Bu duygularin hepsi güzel, ve hepsi de paylasildikca cogalir, icimdekileri ve düsüncelerimi paylasarak, ve sizin tecrübe ve düsünceleriniz paylasarakta birbirimizi daha iyi taniyacagimizi umut ediyorum. Herkes kendine iyi baksin, aski ve sevgi hayatindan eksik etmesin… |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Anladım - Ugur Arslan[/B]
Binmediğim hiçbir otobüs, beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde. Gittikçe azalıyor hayat! Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin benden gittiğine. Beni hep bulmamak için aradın! Yanılgımdın! Yandığımdın! Ben neyi erken yaşadıysam hep ona geç kaldım! Ben kapıyı hiç kendi anahtarımla açmazdım ki? O zaman anladım gittiğini… Evin kapısı soğuk bir duvar, mevsim sonbahar! O zaman anladım gittiğini… Taşkaldırımdan on yedi adım atıp, köşeyi dönüp çektiğini! Bir dönüm tütün paket paket ciğerlerimde! O bile yetmedi… Tan vaktiyle tanıştığımda anladım gittiğini… Gece ile atıştığımda, Hüznü dirhem dirhem atıştırdığımda, Koca evde sıkıştığımda anladım gittiğini! Anladım senin bana döneceğin yok! Perişan halimi göreceğin yok! Evin kapısını tam on yedi kez kendim açtım! On yedi defa kapı komşuma “daha gelmedi” dedim. Onbin defa kendime “O gelecek!” dedim. “Gitti” demedim, diyemedim! On yedi mevsim de beklerim, on yedi ömür de tüketirim. Ben geldim demen için on yedi yanımı veririm. Ama bilirim gelmeyeceksin, aramayacaksın, sormayacaksın… Peki bir ömür böyle nasıl yaşayacaksın? Ne unutacak kadar nefret ettin? Ne de hatırlayacak kadar sevdin beni! İçimde öldürülecek bir anı bile bulamayan iki yarım kaldık! Tamamlayamadık BİZİ! Ne yani? Gözleri SANA BENZEYEN bir KIZIMIZ olmayacak mi şimdi? Başkalarımı sevecek seni? Başkalarımı tutacak ellerini? Al geri veriyorum yanlış kapılara vurduğun kilitleri! İçimin mavisi senin okyanusundandı halbuki… Ağladım çare olmadı haykırdım olmadı. El açtım dualar ettim kabul olmadı. Seni sevip sensiz yaşamakmış benim kaderim… Anladım senin bana döneceğin yok. Perişan halimi göreceğin yok.[/CENTER] |
Cevap: Başıboş...
YA ASLINDA ŞİİR HİÇ SEVMEM AMA BUNLAR SÜPEEER
|
--->: Başıboş...
ne güzel bak sevdirebiliyorsam biseyleri : )) yazanlarin ve seslendirenlerin yüreklerine ve emeklerine saglik...
her siir güzel degildir, herkesin kendince biseyler bulup hissetikleridir bana göre en anlamli olan... |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Bugün en çok seni özledim[/B]
Bugün en çok seni özledim Önce rüyamda gördüm seni Kalktığımda sen vardın aklımda Yanımdaydın Sanki seninle geçirecektim tüm günü Bu sefer mutluluk verdi özlemin bana Bütün gün sana yoğunlaştım… Öğleye dogru acıtmaya başladı özlemin Gülüşün aklıma gelmeye başladı…. Sonra camın önüne gittim dışarıyı seyrettim….. Giderek beynimi kemirmeye başladı duygularımın karmaşıklığı ve çaresizliğim midemi bulandırıyordu Beklemiyordum artık aramanı Özlüyordum işte….. Yanımda uyumanı,doya doya gözlerini seyretmeyi istiyordum ama yoktun işte Bugün her şeyi seninle yapmak istedim. Bide olacakmış gibi bir sürü hayal kurdum Onlarda mutlu eder gibi oluyor ama gerçekle yüzleşince geçiyor işte… Sonrada içimdeki yorgunluk ve küskünlük… Şımarıklıktan nefret eden ben bugün şımartılmak istedim.. Kendim için yaşayan ben bugün senin için yaşamak istedim Bugün en çok seni özledim ben Bütün alışkanlıklarını,ne biliyim yürüyüşünü falan göresim geldi… Bir dokunuşunu, bir bakışını, sesini duymayı… alinti[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Sebepsiz duru$unu seviyorum hayatımdaki…[/B]
çok fazla dağıtabilirim içimden geçen tadın damağımda bıraktığı yalnızlığı ve belki hiç olmamı$çasına yazabilirim aklımdan geçenleri… [B]Kime ne?[/B] tahta masanın birkaç parçaya bölünmü$ dü$ünce ağından kurtulalı, aslına bakarsanız fazla zaman da geçmedi..Duvardaki yüzlerden biri değildi gece’m…ve altına fark ettirmeden dü$ürdüğüm gölgem, ‘artık’ bir yılın kalanı değildi… varlığınla rahatsız ettiğin bir teni, varlığından söküp atmak bazen anlamsızla$sa da; yıktığım her hücrenin yapı ta$ları bana ait… gökyüzüne bakmalı, aylak aylak dola$ıp tenlerin mahzenlerine girmeli ve biraz da soluklanmalı…bir sigarayı yakmak kadar lütüfkâr bir geceyi kollarının arasına alıp sıkıca sar(ıl)malı… [B]Sana ne? [/B] "kim kaybettirdi kadınlığını dudaklarının arasından? …ve yokluk hangi iklimin kanatlarına kazıdı, aynadan tenine dü$en çocuksu bakı$larını? sen sadece sarıl…" çok az da olsa mırıldanabilirim senli satırları…ya da sayıklayabilirim bunalımlı duru$larını hep bir sigarayla anımsadığım… [B]Size ne? [/B] siyah ve lo$ bir ak$amın masama uzanan elini tutunca ba$ladı bu yolculuk… "ben kimim?" sorusunun altına saklanmı$ tanınma dürtüleri ikimizin de bakı$larındaydı… önce bakmı$ sonra da yıllardır benimle bütünle$mi$ bir hikayenin renklerini sektirmeden sıralamı$tın…sonrası kopuk kopuk da olsa mısraların sarho$luğunda sıralanan saat dilimleri… uzun aramalar, iyi geceler tonunun mahremiyeti sarsan dokunu$ları, kaybedilmi$ koca bir yılın düzensiz hesapları ve amansız bir uyku… sen beklenmeyensin, biraz da bundan ya sana olan tutukluğum, dizlerimin bağını kahkahalarla e$ değer tutan… hiç kimse bilmesin… "uyandığında fısılda göz kapaklarıma..ve sakın öpüp gitme.." bu uzun bir soluk; nerede bırakacağımı bilmediğim..yılın ilk karını avucuna almak gibi…ya da ba$layan bir soğuğu içine çekmek gibi… yalnızlık mı; o sadece küçük dikdörtgen kutunun ağırlığı kadar içimde…dumanına bırakınca dudaklarımı, dağılıp gidiyor her kelimenin haylaz dokunu$unda… [B]"uyandığında omzumda bırak dudaklarını ve sakın gitme…"[/B] alintidir...[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Başıboş Bırakırsan[/B]
başıboş bırakırsan sendelerim bilmeden, fark etmeden terk ederim.. hatlar, sınırlar karışır, hatırlar gülerim! başıboş bırakırsan bırakırsan yani gözün hatırına kenarlarda dolaşır, rüyalara yapışır karışırım.. gözün hatırına bir damlaya ulaşır o damlaya alışırım başıboş bırakırsan sendelerim gülüm tanıştığım, ölüm sonsuzluk, yolum.. başıboş bırakırsan, yarım ben ki seninle varım söylesen nedir kârım kaybolur iki yarım başıboş bırakırsan, canım işte böyle olur her yanım duymadığın, duyurmadığın ferman diye buyurmadığın.. alinti[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Seni özlemek...[/B]
Seni özlemek canıma tak etti Birtanem özlemek,izlemek yollarını gözlemek Hep seveceğim seni ömrümün sonuna dek Güzel gözlerinde buluşsam güneşi Yakamı bırakmaz artık o gözlerin ateşi Sen olmadığında yanımda şarkılar, Çok boş,çok anlamsız Kararsız yapılan tüm eylemler,fikirler Ve mantık arka planda Birtanem Senle birlikteyken aşkımdır beni var eden Yokluğunsa mahfeden Bir hüzündür içime ansızın çöküveren Seni özlemek canıma tak etti, Birtanem özlemek,izlemek yollarını gözlemek Hep seveceğim seni ömrümün sonuna dek Yaşamak istiyorum hep seni severek Düşlerimle yetinmek bana yetmiyor Geçmiyor zaman o zaman Kalbimizin beraber çarpması,atması senin için Yüreğimin içindeki en güzel duygular Senindir hep birtanem Senden başkasını sevemem, Değemem başka bir ele Seni seviyorum,sende beni öyle,ayrılmayalım Birdaha sevelim hayatımızın sonuna kadar Çünkü her ayrılıkta,seni beklemek var Yaşam biter,ömür biter,ama sevmek hiç bitmez Hayatın gerçeklerini yaşamayan bilemez Hayatın en gerçeği Seni seviyorum sevgilim ve bu gerçeği Kalbimin her yerinde hissederim Seni özlemek canıma tak etti,birtanem Özlemek,izlemek yollarını gözlemek Hep seveceğim seni ömrümün sonuna dek... Dj Akman[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER]Anne, ne olur elini alnımdan çekme,
yüreğini yüreğime yasla, bırakma beni kahramanların yalnızlığında.. bir süre aranizda olmayabilirim...[/CENTER] |
-->: Başıboş...
[B]Güzel şiirlerinizi zevkle okudum çok beğendim emeğinize sağlık[/B]
|
-->: Başıboş...
[B]Güzel şiirler...
Ellerine sağlık...[/B] |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Mavi...[/B]
bilmez kimse nasıl yoruldu bu can deli gözlerim duruldu çoktan kalp yerinde bir sızı sormaz kimse neden mavi yüreğim? yaralı sol yanından kansızdı aşk bir hayat hırsızı.. yinede sen sakın vazgeçme benden bekle değişirim yüreğime yüreğini ekle senle iyileşirim... duymaz kimse nasıl boğuldu sesim yapayalnızım en uzaktan ağlayan hüzünlü yıldızım sormaz kimse neden mavi yüreğim? yaralı sol yanından kansızdı aşk bir hayat hırsızı.. yinede sen sakın vazgeçme benden belki değişirim yüreğime yüreğini ekle senle iyileşirim....! Tolga Futaci[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Bolahenk - Tutamadım ellerin[/B]
Tutamadım ellerin yağmur olsun Sarıpta doyamadım Öpemedim gül tenin baharın olsun Sevipte kanamadım Ördü kader ağlarını kırdı yine kollarımı ah Bir canım var al senin olsun Ördü kader ağlarını kırdı yine kollarımı ah Bir canım var al senin olsun…[/CENTER] |
Cevap: Başıboş...
[B]affınıza sığınarak bir tane de ben ekleyeyim:[/B]
[B][FONT="Georgia"][COLOR="Purple"]Sevgili öyküler Durgun gecelerde gökyüzüne sesini Çaresiz çirpinan ezgilere nefesini Versen de duysam sevgi hikayene Inanirmiyim dersin Yalniz aksamlarimin yolu olsan Akip giden çirpilara arkadas olsan Tassan yüregimden seni paylassam Pay olurum der misin? Sevgi, sorular sorsan gizlemesem Bana ögütler versen dinlemesem Yüzüme dokunsan hissetsek birer birer Sigarami yaksan bogulsak beraber Sevgi sicak sarsan üsümesem Sensizligi asla düsünmesem Solugum olsanda beni yasasan Yeniden dogmak istermisin? Sevgi [/COLOR][/FONT][/B] |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Limanlar...[/B]
kor bulutlar inmişti hani akşam limana masada resimleri bölüşüp ayırmıştık hayallerimi taktım bir martı kanadına bir daha buluşmamak üzere ayrılmıştık tozlu yoldan zor döndüm yaşadığım odaya aynada uzun uzun gözlerimi seyrettim bir daha derin baktım artık yoktun orada birkaç saat içinde o limanı terkettim yine gemiler kalkar aşkın ufkuna kadar yine ağlar bir adam ayrılır apar topar limanların kaderi taşlara yazılmıştır her dalga vuruşunda oradan bir yürek kopar. Rahmetli Aysel Gürel'in bir bestesi...[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Yürüyelim Seninle İstanbul'da [/B]
Kırmızıyı sevdiğini bilseydim hayallerim kıpkırmızı olurdu. İstanbul hala güneşin ardında ufuklarında birkaç kara leke birkaç kan pıhtısı dudaklarında İstanbul hala sevimli mi sevimli ve hala bir tomurcuk tadında yürüyelim seninle İstanbul'da korkusuz bir rüyadır bekler bizi Beykoz'da, Üsküdar'da birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü yenilgisiz bir muamma gibidir arar buluşmayan ellerimizi deli rüzgar yine sarhoş, hovarda tam orada, Çamlıca yokuşunda birkaç bulut çekelim gökyüzünden damarlarımızdan geçirelim ve birden bırakalım suların üzerine sen bir defa konuş, sen bir defa gül kumlu ebrular yapalım seninle serpmeli ebrular, bülbülyuvası hercaimenekşe, gonca ve sümbül yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında yürüyelim seninle İstanbul'da Boğaziçi mağrur Türkülerini gözlerine baka baka söyleyin martılar üşüyünce denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi anlayabilir misin neden çıban gibi büyür bağrımda büyürde kelebek olur bu sızı kırmızıyı sevdiğini söyledin bu yüzden mi günlerdir İstanbul'da gül kokusu yayılan tepeler kırmızı, sular kırmızı İstanbul bilmeli ki, sahillerine mehtabı taşıyan senin bakışlarındır İstanbul bilmeliki, limanlardan gemiler önce senin yüreğine açılır uzaklarda bir yerde toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın parmaklarında hüzün sana doğru akan nehrin ağlayan suretidir bir elimizde umut bir elimizde sevda yürüyelim seninle İstanbul'da musiki kesilsin, tükensin yazı çaresiz kalınca mızrap ve şiir ozan bir kenara bıraksın sazı ressam fırçasına neden mi kızgın tuvalde çizgiler, renkler kırmızı kırmızıyı sevdiğini bilince çekilir mi artık güllerin nazı Anadolukavağı'nda her akşam burcu burcu bir rüyadır hayalin karanlık, hüznünü düşürür dağa kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar endamın her sabah iner toprağa hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz ayrılık acıyla süzülür kandan nefesin fermandır Topkapı Sarayı'nda dönüşünü bekliyor rıhtımda şehzadeler öylesine yorgun, mahzun ve candan İstanbul bir yanımda, sen bir yanımda uykusundan uyanınca fırtına dalgalar Türkümüze aşina olur yüzümüze bakınca deniz fenerleri sahibini arayan gemilerin çığlığıyla vurulur tarih heyelandır hainlerin ardında İstanbul tarihin soylu anası biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız sevdayı kız kulesi'nden yalıların burukluğu altında geçiyoruz sokaklardan delice anlayabilir misin Beyoğlu'nda gezinen hayal kırıklığının benden türediğini anlayabilir misin kırmızı neden böyle doldurur aynalara inleyen yüreğimi sana giden yolların kavşağında bir adam direniyor izini bulmak için siliyor tanyerine akan alın terini ufkunda sapsarı umudun rengi mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah arıyor sessizce kaybolan günlerini Gülhane'de simit satan çocuklar nasıl anlasınlar ellerimizin neden böyle çekingen olduğunu Ayasofya önünde tramvay bekleyenler gökyüzüne dokunurken bu acı kimdir diye sorsunlar içlerinden birlikte yürüyen iki yabancı biz gitsek de, İstanbul'da yine de yıllar yılı gezinmeli bu sızı benden bir yaralı şiir kalmalı senden bir tebessüm, bir de kırmızı Nurullah Genç[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[QUOTE=tatli-dilli;315675][CENTER][B]Anladım - Ugur Arslan[/B]
Binmediğim hiçbir otobüs, beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde. Gittikçe azalıyor hayat! Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin benden gittiğine. Beni hep bulmamak için aradın! Yanılgımdın! Yandığımdın! Ben neyi erken yaşadıysam hep ona geç kaldım! Ben kapıyı hiç kendi anahtarımla açmazdım ki? O zaman anladım gittiğini… Evin kapısı soğuk bir duvar, mevsim sonbahar! O zaman anladım gittiğini… Taşkaldırımdan on yedi adım atıp, köşeyi dönüp çektiğini! Bir dönüm tütün paket paket ciğerlerimde! O bile yetmedi… Tan vaktiyle tanıştığımda anladım gittiğini… Gece ile atıştığımda, Hüznü dirhem dirhem atıştırdığımda, Koca evde sıkıştığımda anladım gittiğini! Anladım senin bana döneceğin yok! Perişan halimi göreceğin yok! Evin kapısını tam on yedi kez kendim açtım! On yedi defa kapı komşuma “daha gelmedi” dedim. Onbin defa kendime “O gelecek!” dedim. “Gitti” demedim, diyemedim! On yedi mevsim de beklerim, on yedi ömür de tüketirim. Ben geldim demen için on yedi yanımı veririm. Ama bilirim gelmeyeceksin, aramayacaksın, sormayacaksın… Peki bir ömür böyle nasıl yaşayacaksın? Ne unutacak kadar nefret ettin? Ne de hatırlayacak kadar sevdin beni! İçimde öldürülecek bir anı bile bulamayan iki yarım kaldık! Tamamlayamadık BİZİ! Ne yani? Gözleri SANA BENZEYEN bir KIZIMIZ olmayacak mi şimdi? Başkalarımı sevecek seni? Başkalarımı tutacak ellerini? Al geri veriyorum yanlış kapılara vurduğun kilitleri! İçimin mavisi senin okyanusundandı halbuki… Ağladım çare olmadı haykırdım olmadı. El açtım dualar ettim kabul olmadı. Seni sevip sensiz yaşamakmış benim kaderim… Anladım senin bana döneceğin yok. Perişan halimi göreceğin yok.[/CENTER][/QUOTE] [COLOR="Blue"]Emeğine Yüreğine sağlık Gercekten Çok güzel Sözler ( Diğerleride Çok güzel )[/COLOR] |
--->: Başıboş...
Arkadaslar lütfen sarfettigim emege ya da serfedilen emeklere saygili olalim, burasi bir paylasim basligi, siirle alakali olmayan hic bir mesaj görmek istemiyorum.
|
--->: Başıboş...
[CENTER]
En derin aşklarda bile yaşanır bu gel-gitler Her insanın içindedir bu hırçın dürtüler Bazen bir an olur ki şaşırırsın olanlara Hiç olmadık yere sürerler bu zamansız öfkeler Yalnız kalınca kendinle pişmanlık sarıverir Ama giden çoktan gitmişse çareler çaresizdir Kal de hadi kal de bana kal de kalayım Bana kal de hadi gitme de bana kal de kalayım [B]bana hep kal de olurmu, hic gitme de bende kalayim...[/B][/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Tanımam Senden Başka - Ebru Gündeş [/B]
Beni yanından hiç ayırma Gözlerim gözlerinde kalsın Seninle öyle doluyum ki Her anımda inan sen varsın İstersen ver günahlarını Razıyım al sevaplarımı Koparma aşkın bağlarını Ellerin ellerimde kalsın Tanımam senden başka Dünyada yoktur eşin Sanki yıllar öncesi Seni görüp sevmişim Tanımam senden başka Dünyada yoktur eşin Sanki yıllar öncesi Onu görüp sevmişim Anla artık halimden Şüphe etme sevgimden Sensizlik bir uçurum Tut artık ellerimden Tut artık ellerimden Sana adadım herşeyimi Sen çizdin benim kaderimi Esirgeme benden sevgini Gel de bu yalnızlık son bulsun Tanımam senden başka Dünyada yoktur eşin Sanki yıllar öncesi Onu görüp sevmişim Anla artık halimden Şüphe etme sevgimden Sensizlik bir uçurum Tut artık ellerimden Tut artık ellerimden[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[B][QUOTE]Sevdim ben"onu"
Oda beni çok sevdi ve hiç zaman bilmedik , öğrenmedik "o" gerçeği... [/QUOTE][/B] Ablacım burayı okurken öyle bir içim[B] ' cız '[/B] ettiki.Bu yaşta o kadar büyük acılar yaşadımki anlatamam. |
--->: Başıboş...
[QUOTE=EyüphanAydın;319866][B][/B]
Ablacım burayı okurken öyle bir içim[B] ' cız '[/B] ettiki.Bu yaşta o kadar büyük acılar yaşadımki anlatamam.[/QUOTE] ama ben sana kiyamamki kuzum, bu yasta o nasil bir aciymis allah allah, dogru insan olsa sana o acilari yasatmazdi zaten, daha cok cok cok gencsin ama sakin küsme hic biseye... |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Grup Yorum - Özlem[/B]
dayanırım her şeye ben şu yokluğun olmasaydı sitem etmezdim geceye sesin bende kalmasaydı pencerene bak bir yaralı kırlangıç var yüreğine al onu alev gözlü yar seni her düşündüğümde yağmur yağar toprak kokar çocuk gibi umut umut yanağımda güller açar kalma sakın gecelerde sabah şarkıları söyle biter elbet tüm acılar ilk gün ışığını bekle[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER]o denli o denli çok beklettin
alıştırdın bekletmeye kendini çok zamanlar geçti de geldin senden çok seviyorum senin özlemeni Aziz Nesin[/CENTER] |
--->: Başıboş...
[CENTER][B]Sinan Özen - Canım yandı[/B]
Öyle bir sevdaydı ikimiz bir nefestik, Hayat bize toz pembe güler geçerdik, Sonra birdenbire kaybolup gittin sen, Savrulan bir yaprak gibi, Aramaz oldun, Çağırmaz oldun, Benim canım yandı, Haberin mi vardı, Telefonlara bile, Cevap vermezsin, Benim canım yandı, Haberin mi Vardı, Telefonlara bile, Cevap vermezsin, Bir ihtimal kaldı, Seni eller aldı, Bu gönül merak eder, Söyle nerdesin... [/CENTER] |
| WEZ Format +2. ?uan Saat: 05:11. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.