Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar

Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar (http://www.sivaslilar.net/forum/index.php)
-   Aşk şiirleri (http://www.sivaslilar.net/forum/forumdisplay.php?f=357)
-   -   Yalnız bir Opera (http://www.sivaslilar.net/forum/showthread.php?t=20174)

tatli-dilli 18.08.2008 19:53

Yalnız bir Opera
 
En cok sevdigim siirlerden biri, uzun diye okumamazlik etmeyin siddetle tavsiye ediyorum...


[CENTER][B]Yalnız bir Opera [/B]

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

İmrendiğin, öfkelendiğin
Kızdığın ya da kıskandığın diyelim
Yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
Dile dökülmeyenin tenhalığında
Kaçırılan bakışlarda
Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
Zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin. Yaz başıydı gittiğinde, ardından,
Senin için üç lirik parça yazmaya karar vermiştim.
Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
Çerçevesine sığmayan
Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.

Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
Seni bir şiire düşündükçe
Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
Uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
Belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
“Eylül’de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen” notunu buldum kapımda.
Altına saat:16.00 diye yazmıştın, ve 16.04′tü onu bulduğumda.
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını. Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.
Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak? Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek
Herşeyi bir başka aşka erteleyeceğiz. Kış başlıyor sevgilim
Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
Oysa yapacak ne çok şey vardı
Ve ne kadar az zaman
Kış başlıyor sevgilim
İyi bak kendine
Gözlerindeki usul şefkati
Teslim etme kimseye, hiçbir şeye
Upuzun bir kış başlıyor sevgilim
Ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime. Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak,
Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak,
Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak…
Böyle zamanlarda herşey birbirinin yerini alır
Çünkü herşey bir o kadar anlamsızdır
İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun
Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
Çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığımız anlar,
Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
Çağrışımlarla ödeşemezsiniz. Dışarda hayat düşmandır size
İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Herşey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta
Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
Kulak verdiğiniz saat tiktakları
Kaplar tekin olmayan göğümüzü
Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
Bakınıp dururken duvarlara
Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek,
Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani,
Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında
Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi
Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına,
Başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya
Kendimizi hazırlar gibi. Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
Ve kazanmış görünürken derinliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar
Göremeseniz de, bilirsiniz
Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar. Bana zamandan söz ediyorlar
Gelip size zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da herşeye nasıl iyi geldiğinden
Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.
Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.
Dahası onlar da bilirler.
Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki
hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek.
Zaman alır.
Zaman alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe çöker.
Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir.
Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir. Gün gelir bir gün
Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
O eski ağrı
Ansızın geri teper.
Dilerim geri teper.
Yoksa gerçekten bitmişsinizdir. Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır.
Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır.
Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Herşeye iyi gelen zaman sizi kanatır olmuş
Saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Günlerin dökümünü yap
Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
Kim bilebilir ikimizden başka?
Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
Bir ilişkiyi, duyguların birliğini,
Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği
Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız herşeyi bir düşün
Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor
Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir işe yaramadıysa
Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda. Bu şiire başladığımda nerde,
Şimdi nerdeyim?
Solgun yollardan geçtim.
Bakışımlı mevsimlerden
İkindi yağmurlarını bekleyen
Yaz sonu hüzünlerinden
Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
Geçti her çağın bitki örtüsünden
Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
Bakarken dünyaya
Yangınlarla bayındır kentler gibiyim:
Çiçek adlarını ezberlemekten geldim
Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
Unuttuklarını hatırlamaktan
Uzun uzak yolları tarif etmekten
Haydutluktan ve melankoliden
Giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti
Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim. Bu şiire başladığımda nerde,
Şimdi nerdeyim?
Yaram vardı, bir de sözcükler
Sonra vaat edilmiş topraklar gibi
Sayfalar ve günler
Işık istiyordu yalnızlığım
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
İlerledikçe…Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden.
Karardı dizeler.
Aşk…Bitti. Soldu şiir. Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden
Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
Aşk yalnız bir operadır, biliyordum:
Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım.
Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
Birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
Eksiliyorduk
Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
Her otelde biraz eksilip, biraz artarak
Yani çoğalarak
Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin
Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
Ağır ve acı tanıklıklardan
Geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de…
Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
Ve açık hayatları seviyordu.
Buraya gelirken
Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
Ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri…
panayır yerleri…
Ölü kelebekler…
Ölü kelebekler…
Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim. Adım onların adının yanına yazılmasın diye
Acı çekecek yerlerimi yok etmeden
Acıyla baş etmeyi öğrendim.
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?
İpek yollarında kuzey yıldızı
Aşkın kuzey yıldızı
Sanırsın durduğun yerde
Ya da yol üstündedir
Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı. Aşkın bir yolu vardır
Her yaşta başka türlü geçilen
Aşkın bir yolu vardır
Her yaşta biraz gecikilen
Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
Gözlerim
Aşkın kuzey yıldızıdır bu
Yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
İlerlerim
Zamanla anlarsın bu bir yanılsama
Ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
Yeniden yollara düşerler
Düşerim
Bir şiir yaşatır herşeyi yaşamın anlamı solduğunda
Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
Yaşamsa yerli yerinde
Yerli yerinde herşey
Şimdi herşey doludizgin ve çoğul
Şimdi herşey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
Şimdi herşey yeniden
Yüreğim, o eski aşk kalesi
Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden
Dönüp ardıma bakıyorum
Yoksun sen
Ey Sanat! Herşeyi hayata dönüştüren.

Murathan Mungan[/CENTER]

veysel 18.08.2008 19:56

--->: Yalnız bir Opera
 
yazanin eline ve gonlüne saglik....

4Eylul 18.08.2008 20:00

--->: Yalnız bir Opera
 
Elinize, Yureginize saglik..........

tatli-dilli 25.08.2008 17:28

Bilmez miyim hiç ?
 
[CENTER][B]Bilmez miyim hiç [/B]

Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona
Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar
Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok
Kıyılar da bomboş, kır yolları da
Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum
Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca
Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler
Yol kenarında bir kapı, tahta
Peki, kim yitirmiş evini, ya da
Hangi yitikle yok olmuş o yapı
Kimbilir
Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya
Bir taşın üstüne oturuyorum
Ben oturur oturmaz
Çıkıyor kuytularından bütün görünümler
Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa
Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan
Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi
Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara
Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi
Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri
Ve işin tuhafı bense
Alışıyorum gittikçe
Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma
Ürperiyorum bir ara arkamdaki ayak sesinden
Ve bu yüzden mi bilmem
Durup bir süre çevreme bakar gibi yapıyorum
Sürüyle kus havalanıyor defnelerin içinden
Sürüyle, evet, hatırlıyorum birden
Nicedir unutmuşum saymayı bile günleri
Dağılıp gitmişler herbiri bir yana
Kuşlar gibi, onlar da
Benimse ne gidecegim bir yer
Ne de özlediğim bir şey var
Öyleyse neden yazıyorum bu sözleri ona
Bu biraz sevdaya benzeyen, biraz da sevdasızlığa
Böyle gelişigüzel, böyle kırık dökük
Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana.

Uzun bir cumartesiyi hatırlıyorum, saat on iki
Dalıp gidiyorum, düsünüyorum da, saat on iki
Bir sigara yakıyorum, bir kağıda bir iki dize yazıyorum
Yerini iyi bilen, onurlu bir iki sözcük daha
Ama hiç kımıldamıyor, akrep de, yelkovan da
Yani tam böyle birşeye benziyor zaman
Yılgın ve çarpıcı renkler içinde pek kımıldamayan
Çıkageliyor sonra, saat on iki.

Anlıyorum
Yaşam elbette uzun biz duyabildikçe sevgiyi
Yalnızca bunun için uzun
Yani sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da
Örneğin
Bir sevgiyi yontup onarmak için
Döğüşmek de sevgidir
Ve benim bildiğim kadarıyla
Her şeydir bir insan, her şeydir
Yalandır kısalığı yaşamın
Ve özellikle insan dediğimiz şey
İnançli bir insan soyunun parçasıysa.

Sonunda başbasa kalıyoruz gene
Başbaşa kalıyoruz doğayla ben
İşte az önce yağmur da başladı, cumartesi günlerden
On temmuz cumartesi
Bir vapur daha kalkıyor iskeleden
Ve yağmur hızlanıyor biraz
Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak
Tam öyle yapıyorum
Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru seviyorum...

Edip Cansever[/CENTER]

tatli-dilli 25.08.2008 17:45

Başıboş...
 
[CENTER]Artik bu baslik altinda sevdigim, okurken kendimden birseyler buldugum, kimi zaman hüzünlendigim, kimi zaman ise mutlu oldugum, hayallere daldigim, gerceklere döndügüm, kizdigim, güldügüm, gerildigim sevindigim, agladigim ve güldügüm siirleri ve sözleri ekleyecegim...[/CENTER]

tatli-dilli 25.08.2008 17:46

--->: Başıboş...
 
[CENTER]Kendini kendimden sürdün,
masal değildi ama süründün,
şimdi benim yarama tuz mu sürdün?

Hangi sebepsen,
sandığım en büyük itiraf.
Neden yorgunluk sargılara denk değil,
garip kayboluşlar peşinde,
ne yana baksan boş suretler,
bıktım!

Sanki düşmüşsün en büyük düşünde,
düşün de bul hadi..
Yargısız ya da insafsız bu iç çekiş.
Şimdi bir elimi tutsan diğeri kıskanır,
değeri ıskalanır..

"Sen" demiştim en başında,
kıymet mi bilmedin,
gözünü sevdiğin tüm yollar sana mı düşman?
Nerdeyim dersem bulma beni,
kaçak sürüngenlere özeniyorum, yersizim..
Yokmuş acının an be an çıkmazı,
şimdi hangi yönde kırıldım bilmem..
Sözlerin içinde,
içimden içince,
hangi içimi çektim görmem..

Bırak, toparlanmasın!
şimdi ben bu saatleri nereye gömeyim,
kendimi alıp hangi dibe gireyim..

Gittim sanma diye geldim,
bitişimi yorma diye gittim..
Kaderin yüzölçümü senden büyükmüş bilmedim..

Anonim[/CENTER]

tatli-dilli 25.08.2008 17:51

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Mavi Mavi Sevdim Seni [/B]


Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak...
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz...
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak....

Naşide Göktürk [/CENTER]

tatli-dilli 25.08.2008 17:52

--->: Başıboş...
 
[CENTER]Sevdim ben"onu"
Oda beni çok sevdi
ve hiç bi zaman sevişmedik

sevgimiz bakışlarımızdı
sevdamız gülümseyişlerimiz
ve hiç bi zaman tanışmadık
tanışıklığımız içtendi
içimiz birdi herkez susunca
suskunluğumuz sevişmekdi
öylece düşlerdik

yalnızlık yok
yanlışlık yokdu
sevgimiz bakışlarımızdı
sevdamız gülümseyişlerimiz
ve hiç bir gün konuşmadık
tek bir saniye değmedi nefesim

oysa çiğ düşerken toprağa
ağlama diyebilirdim
üşuyorum yokluğunda
bırakma diyebilridim

o durgun , iri gözlerine bakıp
kafamda ki bu son şiirimi yazabilirdim
biriktirebilirdim sayfalarca
gördüğüm düşü.
Yanına ansızın sokulup
ellerine uzanabilirdim.

Sevdim ben"onu"
Oda beni çok sevdi
ve biz
hiç bi zaman yaşatmadık o anı


Yitirilmedik bir tek o sevdam kaldı
tartışmadığım tek kavgam
kazandığım tek yenilgim
susadığım tek pınar
tek yaşanmamışlığım
tek en özel kalan

Mütemadiyen bakıyorum hala
Sen o yolların ucunda
ben o yolların sonunda
bir aptal gibi sevmenin
cocuksuluğunu arıyorum

Sevdim ben"onu"
Oda beni çok sevdi
ve hiç zaman bilmedik ,
öğrenmedik "o" gerçeği...

Anonim[/CENTER]

tatli-dilli 25.08.2008 17:56

--->: Başıboş...
 
[CENTER]...gelme

Hain zamanların puslu sularında,
vedaların kendini bilmez susuşlarında,
sen ki bana düşman,
sen ki bana hasret,
sen ki sensizsin artık...
Derin anlamları tükenişine gömdüm,
basit cümleleri boş sayfalara,
üzerini çizmek de yetmiyor satırlarca,
siyahların hükmü geçiyor şimdi,
sana koşmaya can atan tüm üç noktalarda...



Yanlış teşhis edilmiş bir kimlikle yolların çıkmazında,
apansız sarmışım hayata,
küsmüşüm, küfretmişim..
Resimlerde yaşayan gündüzleri,
hayatın üzerime yüklediği kafiyeyi neyleyim..
Ses yok,
ben yok,
dün yok!
İlacı yok ki bu yoklukların hükmü olsun!


Durup durup takvimlerin aldatıcı sülietleri,
zamanın kan revan çıkmazı,
kaldığım yerden ne kadar uzakta sence?
Gelmeni dilemediğim her duada
hala yoksun ki...
Türküler söylenir yine,
sana kalmışlıkta senli ve sensiz..
Yakmışlığımda büyüdün sen,
serpilmeden küçüldün..
Gül olmak için harcadığın çaba,
gonca kalmışlığına da yetmedi..
Gayrı dayanılmaz bu iç çekişler kederle,
sevmediğim hesaplarım var şimdi kaderle..
Ne olursa olsun sen yine de gelme!

Anonim[/CENTER]

tatli-dilli 25.08.2008 18:04

--->: Başıboş...
 
[CENTER]Aslında çok haklısın.
Söyleyemediğin her sözde
Alışkanlıklara hükmedip
Sadece yureğinden gelenleri
Savurmadığın için gökyüzüne
Çok şanslısın…

Ve farklısın
Diğerlerinden olmamak için
Sıralı sırasız ilişkilerde
Küs oturup, Süs kalabilmek
Sadece senin harcın bitanem…

Çünkü sen Başkasın
Detaylarında bir liman arıyorsa
Bu koca sehir…
Ve sen hala
Susuyorsan seni sorana…
Her aradığımdaki gibi
Ulaşılamazımsın…

Karmaşanın ortasında
Çoğalan sessizlik senin ışığın..
Kör oldukça
Daha net duyuyorum…

Çünkü Biliyorum!
Artık çok yaklaştım.
Nicelerinden bir kelam
Hala senin için saklıyorum… [/CENTER]

tatli-dilli 25.08.2008 18:06

--->: Başıboş...
 
[CENTER]Şimdi çık yola..
sorma bilmiyorum nerde olduğumu..
Geçmediğin yollara bak
hatıran olmayan bi yerdeyim..
ne sesin izin nede gülüşün..
pusulanın göstermediği bir yön düşün..
hem lodos hem poyraz esiyor aynı anda!!
kırıldı umudun kanatları..
düştüğüm meçhul yerde ara bul beni..
bağıra bağıra söyle ismimi..
boz bu sessizliği,
kopar al benden sensizliği..
öyle ıssız bi yerdeyim
yokluğun,
kaybolmuşluğum,
bir de umutsuzum...
[B]Aksa gözyaşım değişirdi toprağın rengi..
Toprağı kan kırmızı bir yerde ara bul beni... [/B][/CENTER]

tatli-dilli 05.09.2008 13:52

--->: Başıboş...
 
bit tad var damagimda
adi yok tarifi yok
ucsuz bucaksiz alabildigince

tatli-dilli 21.09.2008 00:21

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Yeni bir sayfada sana bakmak[/B]

Her sey yapilabilir
Bir beyaz kagitla
Uçak örnegin uçurtma mesela
Altina konulabilir
Bir ayagi ötekilerden kisa oldugu için
Sallanan bir masanin
Veya siir yazilabilir
Süresi ötekilerden kisa
Bir ömür üzerine.

Bir beyaz kagida
Her sey yazilabilir
Senin disinda
Güzelligine benzetme bulmak zor
Sen iyisi mi sana benzemeye çalisan
Her seyden
Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
Belki tabiattadir çaresi
Senin bir çiçege bu kadar benzemenin
Ve benim
Bilinci nasirli bir bahçivan çaresizligim
Anlarim bitkiden filan
Ama anlatamam
Topragin günesle konusmasini
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla


Sen bana isik ver yeter
Bende filiz çok
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden açan soran bere budak yok
Bir siir istersin
"Içinde benzetmeler olan"
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel bir sey yok

Uzun bir yoldan gelen
Tedariksiz katiksiz bir yolcuyum
Yarali yarasiz sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kagit bosluk
Her seyi anlattim
Olan olmayan acitan sancitan
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancilari
Bütün stabilize arkadasliklar
Daha hizli kosardim
Severadim gelirdim
Gözlerinin mercan maviligine

Sana bakmak
Suya bakmaktir
Sana bakmak
Bir mucizeyi anlamaktir

Sana sola bakmadan yürüdügüm yollar taniktir
Ask sorgusunda sahanem
Yalniz kelepçeler saniktir
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatirlar
Hem yapilmis hem yapma çiçek satanlar
Bahçivanlar degil tüccarlardir
Sen öyle göz
Sen öyle toprak ve günes ortakligi
Sen teninde cennet kayganligi iken
Sana siir yazmak ahmakliktir

Bir tek söz kalir
Dislerimin arasindan
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzamaya baslar

Verdigim bütün sözler
Sende kalsin isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzedigi için ölümsüz
Yazdigim bütün siirler
Sana baslayan bir kitap için önsöz

Sana bakmak
Bir beyaz kagida bakmaktir
Her sey olmaya hazir
Sana bakmak
Suya bakmaktir
Gördügün suretten utanmak
Sana bakmak
Bütün rastlantilari reddedip
Bir mucizeyi anlamaktir
Sana bakmak
Allah'a inanmaktir
...
Yilmaz Erdogan


bütün duygular anlam kazaninca cok daha güzel oluyormus bunu da anladim, sana bakmak ve seni sevebilmek bir mucizeyi anlayabilmekmis bunu da anliyorum...[/CENTER]

tatli-dilli 22.09.2008 12:49

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Yaşayalım kı[/B]

Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.

Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.

Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte.

Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.

Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.

Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...

Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı \"herşeyde\".

Can Yücel[/CENTER]

tatli-dilli 24.09.2008 08:45

--->: Başıboş...
 
Bu günlerde fazlasiyla hissettigim ve anladigim birsey var, askta, sevgide, mutlulukta, kederde, hasretde, özlemde, sadakatta, ihanette, aglamakta, gülmekte, kaderde her dilde ayni renk ve ayni duygu. Insanin cani yandigi zaman dili, dini, irki hic farketmiyor, cünki canimiz cok yaniyor. Bazen sözlerini hic anlamadigimiz bir sarkida (örnegin Yasmin Mori – Mother) edilen feryada takilip kaliriz. Icli bir sestir bize bazi seyleri hatirlatan, düsündüren ve paylastiran. Illede paylasmak gerek duygulari, cünki paylasildikca cogalir ya da azalir mutlulugun ve kederin...

tatli-dilli 24.09.2008 08:47

--->: Başıboş...
 
[B]Ask nedir?[/B]

Herkesin kendince farkli dillerde ve farkli renklerde tanimladigi bir duygu, ya da sanirim en dogrusu tanimlamaya calistigi. Askin tarifi yoktur olamazda, kisisel bir duygudur. Kimisi aci cekerek, kimisi mutlulugu secerek, kimi aglayarak, kimi de gülerek yasamayi tercih eder. Hani derler ya duygulara gem vurulmaz, cok dogru. Ask ile aci, aci ile mutluluk, sevinc ile gözyasi hep bir arada. Ask bana göre sonsuz bir [COLOR="Blue"][B]mavi[/B][/COLOR]...

Asik olan insani anlamakta zordur esasen. Insan kendine yakistiramayacagi davranislar da sergileyebiliyor zaman zaman. Kendine yabanci duygular ve huylar kesfediyor. Tuhaf bisey bu ask, ama mutlu bisey sanirim. Ask acisi hic cekmedim (dilerim hic de cekmem), bunun tarifini de bilemicem. Ama sanirim cok can yakabilir, insanin yüregini sizlatabilir, hani derler ya „burnumun direklerine kadar hissettim bu aciyi“ öyle bisey olsa gerek.

Ask siddettir, ask tutkudur, ask iradedir, ask iradesizliktir, ask uysalliktir, ask sahibine yaltaklanmaktir, ask yüceltmektir, ask ihanettir, ask sadakattir, ask hissetmektir, ask hissettirmektir, ask büyümektir, ask büyütmektir, ask mantiksizliktir, ask sevmektir...

Ask, bircok yaniyla ele aliniyor. Peki ama askin fiziksel bir tarifi, biyolojik bir aciklamasi yok mu? Neden aska ihtiyac duyariz, neden asksiz yapamayiz (sevgi de ayni sekilde tabiki)? Ask vücudun fiziksel ihtiyaclarini da karsilayan bir duygudur bana göre. Haz hormonu ve sinir sistemi ne alaka diceksiniz dimi, ama askin yarattigi duygularla haz hormonu harekete gecer ve hatta sinir sistemine kadar etkiler. Psikiyatristlere göre insanlar asik oldugunu sanirlarmis. Aslinda ask sanidigmiz seyin sadece fiziksel bir begeni ve cekicilikten ibaret oldugunu anlamiyormusuz bile. Hoslanmanin dozu arttikca, mantik da o oranda geri plana düsüyormus. Esasen böyle duyunca yazinca cok da mantikli geliyor bu cümleler. Bir kisiye asik olup onu secince, onu kafamizda yücelttikce yüceltmiyormuyuz. Hani hic birseyi konduramayiz, bu da bizi yipratip zarar dahi verebiliyor, aski yasadigimiz o an icin gözlerimiz görmez, kulaklarimiz duymazki hic birseyi. Kendimizi gittikce bunalima ve cikmaza sürükleyebiliyoruz. Ask yorucu da olabilir, sanki hic bitmesini istemedigimiz bir maraton gibi, kalbimiz calistikca calisir. Bu tempo kimimizi yoruyor, gücsüz kiliyor, gercek ask ise de yerini sevgiye birakiyor ve daha da kontrollu olunabiliyor sanirim o zaman. En güzel ask karsilikli olandir, hem mutlu oluruz hem de kendimize olan özgüvenimiz artar. Mutlu oldugumuz zaman kendimizi daha saglikli hissederiz, pozitif enerji yayar ve daha da basarili oluruz hayatimizda. Hani bazende kendi kendimize aci cektirip mazosist bir asik da olabiliyoruz. Allah kimseyi ümitsiz asik etmesin, hani kara sevdaya düsürmesin.

Okadar sey yazmama ragmen ask nedir sorunusunun cevabini halen veremedim kendimce, aslinda bir cok duygu var böyle olan. Nedir bu ask, allah askina? Bir yazi okumustum cok etkilendim, sizinle de paylasayim:

[I]Ask yerine göre yol olunur yürünür, yerine göre iman olur uyulur. Bazen ates olup yakar, bazen deniz olur bogar. Sultan olur ülke yönetir, sarap olur sarhos eder. At olup kosar, kus olup ucar, Hazine olur viran gönüllerde saklanir, kimya olur hakir topraklari altina dönüstürür. Sir olur saklanir, gonca olur acilir. Gül bahcesi olur kokusuyla asiklari mest eder, günes olur asiklarin ümit meyvelerini olgunlastirir. Ask olunca gönüller birlesir, ask olunca kiyamap koparcasina hareketlilik olur. Ask olunca simsekler cakar, rahmetler yagar. Alemler kiyama kalkarsa asktandir. Hastalarin sifa bulmasi asktandir. Ask ile döner gökler, ask ile durur kainat. Ask mecnundan leylaya bir feryat, Mansurdan Dara bir sir, gözdende kalbe yoldur…[/I]

En güzel ask elbetteki iman askidir, peygamber (s.a.v) askidir, allah (c.c) askidir, bunlar huzur ve ferahlik verir, bu ask hic eksik olmasin icimizden. Diger aska gelince, her nekadar asik olmak mantiktan yoksun olmak denilsede, hepimize mantikli bir ask nasip eylesin mevlam. Adi konulmasin, sadece yasansin, ucu bucagi sonu hic birseyi düsünülmeden. Icimizde yüregimizde ucucasan kelebekler, yeseren ümitler saglamlassin, ve sevgiye dönüssün, ama o ask heyecani hic bitmesin. Asik insanin sürprizleri bitmezmis, sevgiye olusan askta da bitmesin. Ask sadece sevgiliye ask degildir bana göre, aileye ese dosta akrabaya da asktir, bagliliktir. Herkese hayirli ve kiymetli bir ask diliyorum …

Cok konustum, tamam tamam sustum napim yani birden de costum : )) okuyanlarin gözlerine saglik, okurkende yüzlerinde tebessüm olusanlarin, soru isareti olusanlarin yüreklerine saglik. Bu duygularin hepsi güzel, ve hepsi de paylasildikca cogalir, icimdekileri ve düsüncelerimi paylasarak, ve sizin tecrübe ve düsünceleriniz paylasarakta birbirimizi daha iyi taniyacagimizi umut ediyorum.

Herkes kendine iyi baksin, aski ve sevgi hayatindan eksik etmesin…

tatli-dilli 29.09.2008 08:29

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Anladım - Ugur Arslan[/B]

Binmediğim hiçbir otobüs, beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde.
Gittikçe azalıyor hayat!
Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin benden gittiğine.
Beni hep bulmamak için aradın!
Yanılgımdın!
Yandığımdın!
Ben neyi erken yaşadıysam hep ona geç kaldım!

Ben kapıyı hiç kendi anahtarımla açmazdım ki?
O zaman anladım gittiğini…
Evin kapısı soğuk bir duvar, mevsim sonbahar!
O zaman anladım gittiğini…
Taşkaldırımdan on yedi adım atıp, köşeyi dönüp çektiğini!
Bir dönüm tütün paket paket ciğerlerimde!
O bile yetmedi…
Tan vaktiyle tanıştığımda anladım gittiğini…
Gece ile atıştığımda,
Hüznü dirhem dirhem atıştırdığımda,
Koca evde sıkıştığımda anladım gittiğini!

Anladım senin bana döneceğin yok!
Perişan halimi göreceğin yok!

Evin kapısını tam on yedi kez kendim açtım!
On yedi defa kapı komşuma “daha gelmedi” dedim.
Onbin defa kendime “O gelecek!” dedim.
“Gitti” demedim, diyemedim!
On yedi mevsim de beklerim, on yedi ömür de tüketirim.
Ben geldim demen için on yedi yanımı veririm.
Ama bilirim gelmeyeceksin, aramayacaksın, sormayacaksın…
Peki bir ömür böyle nasıl yaşayacaksın?

Ne unutacak kadar nefret ettin?
Ne de hatırlayacak kadar sevdin beni!
İçimde öldürülecek bir anı bile bulamayan iki yarım kaldık!
Tamamlayamadık BİZİ!
Ne yani?
Gözleri SANA BENZEYEN bir KIZIMIZ olmayacak mi şimdi?
Başkalarımı sevecek seni?
Başkalarımı tutacak ellerini?
Al geri veriyorum yanlış kapılara vurduğun kilitleri!
İçimin mavisi senin okyanusundandı halbuki…


Ağladım çare olmadı haykırdım olmadı.
El açtım dualar ettim kabul olmadı.
Seni sevip sensiz yaşamakmış benim kaderim…

Anladım senin bana döneceğin yok.
Perişan halimi göreceğin yok.[/CENTER]

MELİLA 58 29.09.2008 08:41

Cevap: Başıboş...
 
YA ASLINDA ŞİİR HİÇ SEVMEM AMA BUNLAR SÜPEEER

tatli-dilli 29.09.2008 08:43

--->: Başıboş...
 
ne güzel bak sevdirebiliyorsam biseyleri : )) yazanlarin ve seslendirenlerin yüreklerine ve emeklerine saglik...

her siir güzel degildir, herkesin kendince biseyler bulup hissetikleridir bana göre en anlamli olan...

tatli-dilli 29.09.2008 12:44

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Bugün en çok seni özledim[/B]

Bugün en çok seni özledim
Önce rüyamda gördüm seni
Kalktığımda sen vardın aklımda
Yanımdaydın
Sanki seninle geçirecektim tüm günü
Bu sefer mutluluk verdi özlemin bana
Bütün gün sana yoğunlaştım…

Öğleye dogru acıtmaya başladı özlemin
Gülüşün aklıma gelmeye başladı….
Sonra camın önüne gittim dışarıyı seyrettim…..
Giderek beynimi kemirmeye başladı duygularımın karmaşıklığı
ve çaresizliğim midemi bulandırıyordu
Beklemiyordum artık aramanı
Özlüyordum işte…..
Yanımda uyumanı,doya doya gözlerini seyretmeyi istiyordum ama yoktun işte

Bugün her şeyi seninle yapmak istedim.
Bide olacakmış gibi bir sürü hayal kurdum
Onlarda mutlu eder gibi oluyor ama gerçekle yüzleşince geçiyor
işte…
Sonrada içimdeki yorgunluk ve küskünlük…

Şımarıklıktan nefret eden ben bugün şımartılmak istedim..
Kendim için yaşayan ben bugün senin için yaşamak istedim

Bugün en çok seni özledim ben
Bütün alışkanlıklarını,ne biliyim yürüyüşünü falan göresim geldi…
Bir dokunuşunu, bir bakışını, sesini duymayı…


alinti[/CENTER]

tatli-dilli 01.10.2008 11:32

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Sebepsiz duru$unu seviyorum hayatımdaki…[/B]

çok fazla dağıtabilirim içimden geçen tadın damağımda bıraktığı yalnızlığı ve belki hiç olmamı$çasına yazabilirim aklımdan geçenleri…

[B]Kime ne?[/B]

tahta masanın birkaç parçaya bölünmü$ dü$ünce ağından kurtulalı, aslına bakarsanız fazla zaman da geçmedi..Duvardaki yüzlerden biri değildi gece’m…ve altına fark ettirmeden dü$ürdüğüm gölgem, ‘artık’ bir yılın kalanı değildi…

varlığınla rahatsız ettiğin bir teni, varlığından söküp atmak bazen anlamsızla$sa da; yıktığım her hücrenin yapı ta$ları bana ait…

gökyüzüne bakmalı, aylak aylak dola$ıp tenlerin mahzenlerine girmeli ve biraz da soluklanmalı…bir sigarayı yakmak kadar lütüfkâr bir geceyi kollarının arasına alıp sıkıca sar(ıl)malı…

[B]Sana ne? [/B]

"kim kaybettirdi kadınlığını dudaklarının arasından? …ve yokluk hangi iklimin kanatlarına kazıdı, aynadan tenine dü$en çocuksu bakı$larını?

sen sadece sarıl…"
çok az da olsa mırıldanabilirim senli satırları…ya da sayıklayabilirim bunalımlı duru$larını hep bir sigarayla anımsadığım…

[B]Size ne? [/B]

siyah ve lo$ bir ak$amın masama uzanan elini tutunca ba$ladı bu yolculuk… "ben kimim?" sorusunun altına saklanmı$ tanınma dürtüleri ikimizin de bakı$larındaydı…

önce bakmı$ sonra da yıllardır benimle bütünle$mi$ bir hikayenin renklerini sektirmeden sıralamı$tın…sonrası kopuk kopuk da olsa mısraların sarho$luğunda sıralanan saat dilimleri…

uzun aramalar, iyi geceler tonunun mahremiyeti sarsan dokunu$ları, kaybedilmi$ koca bir yılın düzensiz hesapları ve amansız bir uyku…

sen beklenmeyensin, biraz da bundan ya sana olan tutukluğum, dizlerimin bağını kahkahalarla e$ değer tutan…

hiç kimse bilmesin…


"uyandığında fısılda göz kapaklarıma..ve sakın öpüp gitme.."

bu uzun bir soluk; nerede bırakacağımı bilmediğim..yılın ilk karını avucuna almak gibi…ya da ba$layan bir soğuğu içine çekmek gibi…

yalnızlık mı; o sadece küçük dikdörtgen kutunun ağırlığı kadar içimde…dumanına bırakınca dudaklarımı, dağılıp gidiyor her kelimenin haylaz dokunu$unda…

[B]"uyandığında omzumda bırak dudaklarını ve sakın gitme…"[/B]

alintidir...[/CENTER]

tatli-dilli 01.10.2008 14:29

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Başıboş Bırakırsan[/B]

başıboş bırakırsan
sendelerim
bilmeden, fark etmeden
terk ederim..

hatlar, sınırlar
karışır, hatırlar
gülerim!

başıboş bırakırsan

bırakırsan yani
gözün hatırına
kenarlarda
dolaşır, rüyalara yapışır
karışırım..

gözün hatırına
bir damlaya ulaşır
o damlaya alışırım

başıboş bırakırsan
sendelerim gülüm
tanıştığım, ölüm
sonsuzluk, yolum..

başıboş bırakırsan, yarım
ben ki seninle varım
söylesen nedir kârım
kaybolur iki yarım

başıboş bırakırsan, canım
işte böyle olur her yanım
duymadığın, duyurmadığın
ferman diye buyurmadığın..

alinti[/CENTER]

tatli-dilli 01.10.2008 14:57

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Seni özlemek...[/B]

Seni özlemek canıma tak etti
Birtanem özlemek,izlemek yollarını gözlemek
Hep seveceğim seni ömrümün sonuna dek
Güzel gözlerinde buluşsam güneşi
Yakamı bırakmaz artık o gözlerin ateşi
Sen olmadığında yanımda şarkılar,
Çok boş,çok anlamsız
Kararsız yapılan tüm eylemler,fikirler
Ve mantık arka planda
Birtanem
Senle birlikteyken aşkımdır beni var eden
Yokluğunsa mahfeden
Bir hüzündür içime ansızın çöküveren
Seni özlemek canıma tak etti,
Birtanem özlemek,izlemek yollarını gözlemek
Hep seveceğim seni ömrümün sonuna dek
Yaşamak istiyorum hep seni severek
Düşlerimle yetinmek bana yetmiyor
Geçmiyor zaman o zaman
Kalbimizin beraber çarpması,atması senin için
Yüreğimin içindeki en güzel duygular
Senindir hep birtanem
Senden başkasını sevemem,
Değemem başka bir ele
Seni seviyorum,sende beni öyle,ayrılmayalım
Birdaha sevelim hayatımızın sonuna kadar
Çünkü her ayrılıkta,seni beklemek var
Yaşam biter,ömür biter,ama sevmek hiç bitmez
Hayatın gerçeklerini yaşamayan bilemez
Hayatın en gerçeği
Seni seviyorum sevgilim ve bu gerçeği
Kalbimin her yerinde hissederim
Seni özlemek canıma tak etti,birtanem
Özlemek,izlemek yollarını gözlemek
Hep seveceğim seni ömrümün sonuna dek...

Dj Akman[/CENTER]

tatli-dilli 03.10.2008 07:01

--->: Başıboş...
 
[CENTER]Anne, ne olur elini alnımdan çekme,
yüreğini yüreğime yasla,
bırakma beni kahramanların yalnızlığında..

bir süre aranizda olmayabilirim...[/CENTER]

altuntas58 03.10.2008 10:03

-->: Başıboş...
 
[B]Güzel şiirlerinizi zevkle okudum çok beğendim emeğinize sağlık[/B]

FurkaN 03.10.2008 10:47

-->: Başıboş...
 
[B]Güzel şiirler...
Ellerine sağlık...[/B]

tatli-dilli 03.10.2008 11:35

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Mavi...[/B]

bilmez kimse nasıl yoruldu bu can
deli gözlerim duruldu çoktan
kalp yerinde bir sızı
sormaz kimse neden mavi yüreğim?
yaralı sol yanından kansızdı
aşk bir hayat hırsızı..

yinede sen sakın vazgeçme benden
bekle değişirim
yüreğime yüreğini ekle
senle iyileşirim...

duymaz kimse nasıl boğuldu sesim
yapayalnızım en uzaktan ağlayan hüzünlü yıldızım
sormaz kimse neden mavi yüreğim?
yaralı sol yanından kansızdı
aşk bir hayat hırsızı..

yinede sen sakın vazgeçme benden
belki değişirim
yüreğime yüreğini ekle
senle iyileşirim....!

Tolga Futaci[/CENTER]

tatli-dilli 06.10.2008 19:44

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Bolahenk - Tutamadım ellerin[/B]

Tutamadım ellerin yağmur olsun Sarıpta doyamadım
Öpemedim gül tenin baharın olsun
Sevipte kanamadım

Ördü kader ağlarını kırdı yine kollarımı ah

Bir canım var al senin olsun

Ördü kader ağlarını kırdı yine kollarımı ah

Bir canım var al senin olsun…[/CENTER]

*AHISKALI* 06.10.2008 23:50

Cevap: Başıboş...
 
[B]affınıza sığınarak bir tane de ben ekleyeyim:[/B]

[B][FONT="Georgia"][COLOR="Purple"]Sevgili öyküler
Durgun gecelerde gökyüzüne sesini
Çaresiz çirpinan ezgilere nefesini
Versen de duysam sevgi hikayene
Inanirmiyim dersin
Yalniz aksamlarimin yolu olsan
Akip giden çirpilara arkadas olsan
Tassan yüregimden seni paylassam
Pay olurum der misin?
Sevgi, sorular sorsan gizlemesem
Bana ögütler versen dinlemesem
Yüzüme dokunsan hissetsek birer birer
Sigarami yaksan bogulsak beraber
Sevgi sicak sarsan üsümesem
Sensizligi asla düsünmesem
Solugum olsanda beni yasasan
Yeniden dogmak istermisin?
Sevgi [/COLOR][/FONT][/B]

tatli-dilli 07.10.2008 07:11

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Limanlar...[/B]

kor bulutlar inmişti hani akşam limana
masada resimleri bölüşüp ayırmıştık
hayallerimi taktım bir martı kanadına
bir daha buluşmamak üzere ayrılmıştık

tozlu yoldan zor döndüm yaşadığım odaya
aynada uzun uzun gözlerimi seyrettim
bir daha derin baktım artık yoktun orada
birkaç saat içinde o limanı terkettim

yine gemiler kalkar aşkın ufkuna kadar
yine ağlar bir adam ayrılır apar topar
limanların kaderi taşlara yazılmıştır
her dalga vuruşunda oradan bir yürek kopar.

Rahmetli Aysel Gürel'in bir bestesi...[/CENTER]

tatli-dilli 07.10.2008 12:55

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Yürüyelim Seninle İstanbul'da [/B]

Kırmızıyı sevdiğini bilseydim
hayallerim kıpkırmızı olurdu.

İstanbul hala güneşin ardında
ufuklarında birkaç kara leke
birkaç kan pıhtısı dudaklarında
İstanbul hala sevimli mi sevimli
ve hala bir tomurcuk tadında
yürüyelim seninle İstanbul'da
korkusuz bir rüyadır
bekler bizi Beykoz'da, Üsküdar'da
birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü
yenilgisiz bir muamma gibidir
arar buluşmayan ellerimizi
deli rüzgar yine sarhoş, hovarda

tam orada, Çamlıca yokuşunda
birkaç bulut çekelim gökyüzünden
damarlarımızdan geçirelim ve birden
bırakalım suların üzerine
sen bir defa konuş, sen bir defa gül
kumlu ebrular yapalım seninle
serpmeli ebrular, bülbülyuvası
hercaimenekşe, gonca ve sümbül

yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında
yürüyelim seninle İstanbul'da
Boğaziçi mağrur Türkülerini
gözlerine baka baka söyleyin
martılar üşüyünce
denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi

anlayabilir misin
neden çıban gibi büyür bağrımda
büyürde kelebek olur bu sızı
kırmızıyı sevdiğini söyledin
bu yüzden mi günlerdir
İstanbul'da gül kokusu yayılan
tepeler kırmızı, sular kırmızı

İstanbul bilmeli ki, sahillerine
mehtabı taşıyan senin bakışlarındır
İstanbul bilmeliki, limanlardan gemiler
önce senin yüreğine açılır
uzaklarda bir yerde
toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın
parmaklarında hüzün
sana doğru akan nehrin
ağlayan suretidir

bir elimizde umut
bir elimizde sevda
yürüyelim seninle İstanbul'da
musiki kesilsin, tükensin yazı
çaresiz kalınca mızrap ve şiir
ozan bir kenara bıraksın sazı
ressam fırçasına neden mi kızgın
tuvalde çizgiler, renkler kırmızı
kırmızıyı sevdiğini bilince
çekilir mi artık güllerin nazı

Anadolukavağı'nda her akşam
burcu burcu bir rüyadır hayalin
karanlık, hüznünü düşürür dağa
kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar
endamın her sabah iner toprağa

hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz
ayrılık acıyla süzülür kandan
nefesin fermandır Topkapı Sarayı'nda
dönüşünü bekliyor rıhtımda şehzadeler
öylesine yorgun, mahzun ve candan

İstanbul bir yanımda, sen bir yanımda
uykusundan uyanınca fırtına
dalgalar Türkümüze aşina olur
yüzümüze bakınca deniz fenerleri
sahibini arayan gemilerin
çığlığıyla vurulur

tarih heyelandır hainlerin ardında
İstanbul tarihin soylu anası
biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız
sevdayı kız kulesi'nden
yalıların burukluğu altında
geçiyoruz sokaklardan delice

anlayabilir misin
Beyoğlu'nda gezinen
hayal kırıklığının benden türediğini
anlayabilir misin
kırmızı neden böyle
doldurur aynalara inleyen yüreğimi

sana giden yolların kavşağında
bir adam direniyor izini bulmak için
siliyor tanyerine akan alın terini
ufkunda sapsarı umudun rengi
mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah
arıyor sessizce kaybolan günlerini

Gülhane'de simit satan çocuklar
nasıl anlasınlar ellerimizin
neden böyle çekingen olduğunu
Ayasofya önünde tramvay bekleyenler
gökyüzüne dokunurken bu acı
kimdir diye sorsunlar içlerinden
birlikte yürüyen iki yabancı

biz gitsek de, İstanbul'da yine de
yıllar yılı gezinmeli bu sızı
benden bir yaralı şiir kalmalı
senden bir tebessüm, bir de kırmızı

Nurullah Genç[/CENTER]

fertelliyim 07.10.2008 13:11

--->: Başıboş...
 
[QUOTE=tatli-dilli;315675][CENTER][B]Anladım - Ugur Arslan[/B]

Binmediğim hiçbir otobüs, beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde.
Gittikçe azalıyor hayat!
Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin benden gittiğine.
Beni hep bulmamak için aradın!
Yanılgımdın!
Yandığımdın!
Ben neyi erken yaşadıysam hep ona geç kaldım!

Ben kapıyı hiç kendi anahtarımla açmazdım ki?
O zaman anladım gittiğini…
Evin kapısı soğuk bir duvar, mevsim sonbahar!
O zaman anladım gittiğini…
Taşkaldırımdan on yedi adım atıp, köşeyi dönüp çektiğini!
Bir dönüm tütün paket paket ciğerlerimde!
O bile yetmedi…
Tan vaktiyle tanıştığımda anladım gittiğini…
Gece ile atıştığımda,
Hüznü dirhem dirhem atıştırdığımda,
Koca evde sıkıştığımda anladım gittiğini!

Anladım senin bana döneceğin yok!
Perişan halimi göreceğin yok!

Evin kapısını tam on yedi kez kendim açtım!
On yedi defa kapı komşuma “daha gelmedi” dedim.
Onbin defa kendime “O gelecek!” dedim.
“Gitti” demedim, diyemedim!
On yedi mevsim de beklerim, on yedi ömür de tüketirim.
Ben geldim demen için on yedi yanımı veririm.
Ama bilirim gelmeyeceksin, aramayacaksın, sormayacaksın…
Peki bir ömür böyle nasıl yaşayacaksın?

Ne unutacak kadar nefret ettin?
Ne de hatırlayacak kadar sevdin beni!
İçimde öldürülecek bir anı bile bulamayan iki yarım kaldık!
Tamamlayamadık BİZİ!
Ne yani?
Gözleri SANA BENZEYEN bir KIZIMIZ olmayacak mi şimdi?
Başkalarımı sevecek seni?
Başkalarımı tutacak ellerini?
Al geri veriyorum yanlış kapılara vurduğun kilitleri!
İçimin mavisi senin okyanusundandı halbuki…


Ağladım çare olmadı haykırdım olmadı.
El açtım dualar ettim kabul olmadı.
Seni sevip sensiz yaşamakmış benim kaderim…

Anladım senin bana döneceğin yok.
Perişan halimi göreceğin yok.[/CENTER][/QUOTE]

[COLOR="Blue"]Emeğine Yüreğine sağlık Gercekten Çok güzel Sözler ( Diğerleride Çok güzel )[/COLOR]

tatli-dilli 07.10.2008 13:30

--->: Başıboş...
 
Arkadaslar lütfen sarfettigim emege ya da serfedilen emeklere saygili olalim, burasi bir paylasim basligi, siirle alakali olmayan hic bir mesaj görmek istemiyorum.

tatli-dilli 13.10.2008 12:41

--->: Başıboş...
 
[CENTER]
En derin aşklarda bile yaşanır bu gel-gitler
Her insanın içindedir bu hırçın dürtüler

Bazen bir an olur ki şaşırırsın olanlara
Hiç olmadık yere sürerler bu zamansız öfkeler

Yalnız kalınca kendinle pişmanlık sarıverir
Ama giden çoktan gitmişse çareler çaresizdir

Kal de hadi kal de bana kal de kalayım
Bana kal de hadi gitme de bana kal de kalayım

[B]bana hep kal de olurmu, hic gitme de bende kalayim...[/B][/CENTER]

tatli-dilli 15.10.2008 08:54

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Tanımam Senden Başka - Ebru Gündeş [/B]

Beni yanından hiç ayırma
Gözlerim gözlerinde kalsın
Seninle öyle doluyum ki
Her anımda inan sen varsın

İstersen ver günahlarını
Razıyım al sevaplarımı
Koparma aşkın bağlarını
Ellerin ellerimde kalsın

Tanımam senden başka
Dünyada yoktur eşin
Sanki yıllar öncesi
Seni görüp sevmişim

Tanımam senden başka
Dünyada yoktur eşin
Sanki yıllar öncesi
Onu görüp sevmişim

Anla artık halimden
Şüphe etme sevgimden
Sensizlik bir uçurum
Tut artık ellerimden
Tut artık ellerimden

Sana adadım herşeyimi
Sen çizdin benim kaderimi
Esirgeme benden sevgini
Gel de bu yalnızlık son bulsun

Tanımam senden başka
Dünyada yoktur eşin
Sanki yıllar öncesi
Onu görüp sevmişim

Anla artık halimden
Şüphe etme sevgimden
Sensizlik bir uçurum
Tut artık ellerimden
Tut artık ellerimden[/CENTER]

EyüphanAydın 15.10.2008 10:12

--->: Başıboş...
 
[B][QUOTE]Sevdim ben"onu"
Oda beni çok sevdi
ve hiç zaman bilmedik ,
öğrenmedik "o" gerçeği... [/QUOTE][/B]

Ablacım burayı okurken öyle bir içim[B] ' cız '[/B] ettiki.Bu yaşta o kadar büyük acılar yaşadımki anlatamam.

tatli-dilli 16.10.2008 17:38

--->: Başıboş...
 
[QUOTE=EyüphanAydın;319866][B][/B]

Ablacım burayı okurken öyle bir içim[B] ' cız '[/B] ettiki.Bu yaşta o kadar büyük acılar yaşadımki anlatamam.[/QUOTE]

ama ben sana kiyamamki kuzum,
bu yasta o nasil bir aciymis allah allah,
dogru insan olsa sana o acilari yasatmazdi zaten,
daha cok cok cok gencsin ama sakin küsme hic biseye...

tatli-dilli 16.10.2008 17:41

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Grup Yorum - Özlem[/B]

dayanırım her şeye ben
şu yokluğun olmasaydı
sitem etmezdim geceye
sesin bende kalmasaydı

pencerene bak
bir yaralı kırlangıç var
yüreğine al onu
alev gözlü yar

seni her düşündüğümde
yağmur yağar toprak kokar
çocuk gibi umut umut
yanağımda güller açar

kalma sakın gecelerde
sabah şarkıları söyle
biter elbet tüm acılar
ilk gün ışığını bekle[/CENTER]

tatli-dilli 16.10.2008 17:48

--->: Başıboş...
 
[CENTER]o denli o denli çok beklettin
alıştırdın bekletmeye kendini
çok zamanlar geçti de geldin
senden çok seviyorum senin özlemeni

Aziz Nesin[/CENTER]

tatli-dilli 19.10.2008 20:49

--->: Başıboş...
 
[CENTER][B]Sinan Özen - Canım yandı[/B]

Öyle bir sevdaydı ikimiz bir nefestik,
Hayat bize toz pembe güler geçerdik,
Sonra birdenbire kaybolup gittin sen,
Savrulan bir yaprak gibi,
Aramaz oldun,
Çağırmaz oldun,

Benim canım yandı,
Haberin mi vardı,
Telefonlara bile,
Cevap vermezsin,

Benim canım yandı,
Haberin mi Vardı,
Telefonlara bile,
Cevap vermezsin,

Bir ihtimal kaldı,
Seni eller aldı,
Bu gönül merak eder,
Söyle nerdesin... [/CENTER]


WEZ Format +2. ?uan Saat: 05:11.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.