Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar

Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar (http://www.sivaslilar.net/forum/index.php)
-   Serbest Kürsü (http://www.sivaslilar.net/forum/forumdisplay.php?f=175)
-   -   Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı. (http://www.sivaslilar.net/forum/showthread.php?t=28498)

sivaslıgenç 15.04.2009 18:29

Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
Ergenekon iddianamesinde ismi geçen Türk Solu dergisi grubu vefat eden BBP Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu hakkında ağza alınmayacak hakaretlerde bulundu.

Derginin 231. sayısında merhum Yazıcıoğlu'nu "İyi Bilmezdik" başlığı ile kapak yapan Türk Solu dergisi kamuoyunda büyük tepkiye yol açtı. Derginin söz konusu sayısında Merhum Yazıcıoğlu aleyhinde birçok yazıya yer verildi. Hatırlanacağı gibi 1. Ergenekon iddianamesinde ismi geçen Türk Solu dergisi Ergenekon sanıkları ile yakın ilişki içindeydi. Semih Tufan Gülaltay, Şener Eruygur gibi Ergenekon sanıkları Türk Solu ekibiyle işbirliği yapıyordu. Türk Solu dergisi grubu bir mitingte açtığı "Ordu Göreve" pankartı açtığı için soruşturma geçirmişti.

Türk Solu dergisinin 231. sayısında Ali Özsoy imzası ile merhum Yazıcıoğlu'nu konu alan "İyi Bilmezdik" başlıklı bir yazı yayınlandı. Özsoy yazısında Yazıcıoğlu'na "terörist" diye hakaretler savunarak şu ifadeleri kullanıyor:

"Muhsin Yazıcıoğlu öldükten sonra öyle hikayeler anlatıldı ki, inanılır gibi değil. Ölen bildiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu değil de sanki evliya. Veya büyük bir düşünce adamı, toplumu birleştirmiş bir önder... Ya da memleketi defalarca uçurumun kenarından kurtarmış savaşlar kazanmış bir komutan... Bu tantanayı kimler çıkarıyor?

İstisnasız hepsi iktidar borazanı gazeteler, Kürt-İslam faşizminin bezirganları... Zaman gazetesi, Vakit, Sabah, Star v.s... AKP'nin seçimde oylarının keskin bir şekilde düşmüş olmasının verdiği sıkıntıyla bu cephe Muhsin gazına bastıkça basıyor. Kitlelerini böyle motive etmeye çalışıyorlar. 'O çok namusluydu', 'büyük vatanseverdi', 'hep dik durdu', 'ilkelerinden taviz vermedi', 'tüm millet onu severdi', 'demokrasi şehidi oldu...' Başbakan Recep Tayyip bile çıktı ne büyük vatan evladı olduğundan bahsetti. İnsan sormadan edemiyor. Madem bu kadar mükemmel bir adamdı küçücük partisine oy verseydiniz. Bir de güya bu adam bir muhalefet lideri. Neden iktidar borazanları hüngür hüngür ağlıyor? Başbakan bile çıkıp sanki AKP'li biri ölmüş gibi nutuk çekiyor. Muhsin Yazıcıoğlu Terör Örgütü Ülkücü Gençler Derneği'nin kurucusuydu. Solda onun yakın arkadaşı ülkücü katil Haluk Kırcı. Yukarda ise Muhsin'in son dönem arkadaşlarından PKK'lı terörist Leyla Zana. Yazıcıoğlu hep teröristlerle birlikteydi. Elbette ki bu tantananın nedeni Muhsin Yazıcıoğlu'nun ve BBP'nin siyasi başarıları veya memlekete hizmetleri değil. Sağcı-gerici cephe bir zamanlar çok kullandıkları bir tetikçi çetesinin önde gelen isimlerinden birine vefa borçlarını ödüyor. Öyle ya 1980'den önce binlerce devrimcinin kanına girilmeseydi bugünkü sömürü düzeni kurulabilir miydi? Zaten Kürt-İslam cephesinin son zamanlarda pek bir konuşkanlaşan lideri Fethullah Gülen ağzındaki baklayı çıkarıyor. Muhsin için bakın neler diyor: "Anadolu insanı belli bir dönemde İslam'a ve Türk dünyasına karşı gelen şer güçlere karşı koydu."

titizyiğido 15.04.2009 18:38

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
işte türk solu hep böyleydi.............iftiracı ve saldırgan...............kendince zırvalamışlar yine........boşverin kafayı takmayın kaale bile almayın bu ş.e.r.e.f.s.i.z.l.e.r.i.........

sivaslıgenç 15.04.2009 18:48

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
Dikkate olmamak lazım bu tür adileri.Anca mal mal konuşurlar.

Kendilerinin değer verdikleri kişiler(Deniz gezmiş) polise sılah sıkıyor banka soyuyor.Hiç değilse Muhsin reis böle ********likler yapmadı.Sizin pis ağzınız Muhsin reis gibi değerli bir insanın adını alacağınız kadar değerli değil.

altuntas58 15.04.2009 18:49

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[B]Bizim manevi değerlerimize saldırmakla kendilerini bir varlık yerine koyuyorlar Bu dergiyi cıkaranlar söylenecen bir tek cümle var İ.. ürür kervan yürür biz öyle düşünenleride gördük devlete yaptıkları sapotajlarla milyar dolarlarla ölcülmez zararlar verdiler ama onlara sorsan en büyük devletci onlar bu ne pehriz bu ne lahana turşusu[/B]

Kibrisli 15.04.2009 19:03

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
Türk Solu dergisi benimde ve benim çevremde benimle aynı görüşteki arkadaşlarımızın kişisel olarak ve toplu olarak yıllarca karşı olduğumuz, kavgalar ettiğimiz, Türk Solu adı altında Atatürk ve Saddam'ı aynı kefeye koyabilecek kadar hayasız, Türk Gençliği demekten korkan, Türkiye Gençliği diye saçma sapan bir tabir çıkartan, 9 yıldır mücadele ettiğimiz, içini dışını ciğerini bildiğimiz ve sonuç olarak Atatürk, Sol, Sosyal Demokrasi, Atatürkçülük gibi kelimeleri kullanıp etkinlikler düzenleyen ve yaptığı etkinliklerde de genelde taşkınlık, kavga ve halkı itici hareketler yaparak halkın gözünde bu değerleri küçük düşürmeye ve uzaklaştırmaya çalışan bir gruptur...
Benim şahsımı bile tehtit etmiş ancak tabii ki birşey yapamamışlardır, 2003 yılında gençler 98000 kişi ile Anıt Kabir'e yürürken "Ordu Göreve" pankartı açarak (30 kişi) tüm yürüyüşü proveke etmiş, kendilerine karşı çıkan 1000'lerle kavga etmiş görevini yapmış ve ertesi gün Muhalif Gençliğin tepkisi değil "Ordu Göreve" pankartları medyaya yansımıştır hala da kullanılmaktadır... Çalışma şekilleri ve görevleri bu... Uzun süre dergilerini bedava dağıtmışlardır, sonra matbaa makinası alacak kadar paraları olmuştur... Buna hiç anlam veremedik ve veremiyoruz, dış destekli oldukları tahmininde bulunuyorum...
O bakımdan ben bu haberi okuma bile gereği duymadım... Onların olduğu yerde ya bir provakasyon ya da halkı Atatük'ten soğutan birşeyler vardır...

besyo_cu 15.04.2009 19:08

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[B]Türk solu dergisi kaale alınacak bir dergi değildir. Yıllarca bu ve buna benzer hareketlerle ortamı germekden başka bir halt etmeyen bir gruptur. Ancak görünene o ki bu sefer hadlerini iyice aşmışlar. [/B]

Kibrisli 15.04.2009 19:09

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=sivaslıgenç;399234]Dikkate olmamak lazım bu tür adileri.Anca mal mal konuşurlar.

Kendilerinin değer verdikleri kişiler(Deniz gezmiş) polise sılah sıkıyor banka soyuyor.Hiç değilse Muhsin reis böle ********likler yapmadı.Sizin pis ağzınız Muhsin reis gibi değerli bir insanın adını alacağınız kadar değerli değil.[/QUOTE]

Aslanım bak bu konuda öncedende söylemiştim... Deniz Gezmiş olayına girme... O da en az Yazıcıoğlu kadar seviyordu bu ülkeyi... Filistinde İsrail askerlerine ilk kurşunları bu adamlar sıktılar, Filistinli mücahitlerin o dönem ceplerinden Atatürk resminin çıkması bundandır... Türkiye sınırları içerisinde bir tek kişiyi vurmamıştır Deniz Gezmiş, Askere ya da Polis'e ateş etmemiştir... Tek ateş ettiği ABD subaylarıdır... Sen nereden çıkartıyorsun Deniz Gezmiş'in Polise ateş ettiğini...
Muhsin Yazıcıoğlu'da kabul etmiştir darbe öncesi yanlış şeyler yaptıklarını... Hem kendisinin hem sol görüşlü öğrencilerin yanlış yaptığını... Kendisi kabul ederken sen neyi savunuyorsun????
Seni pek severim... Yaşınıda çok seviyorum... Nolur kulaktan dolma bilgi edinme oku elinin altında internet var araştır...
Ayrıca Türk Solu [B]Deniz Gezmiş'i [/B]temsil edecek şerefe hasıl değildir....

serkan gulltepe 15.04.2009 19:25

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
yasasın alperen,yasasın buyuk bırlık,bızım kalbımız herzaman onunla,lıdere allahtan rahmet,onu sevenlerın bası saolsun,

sivaslıgenç 15.04.2009 19:25

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=Kibrisli;399241]Aslanım bak bu konuda öncedende söylemiştim... Deniz Gezmiş olayına girme... O da en az Yazıcıoğlu kadar seviyordu bu ülkeyi... Filistinde İsrail askerlerine ilk kurşunları bu adamlar sıktılar, Filistinli mücahitlerin o dönem ceplerinden Atatürk resminin çıkması bundandır... Türkiye sınırları içerisinde bir tek kişiyi vurmamıştır Deniz Gezmiş, Askere ya da Polis'e ateş etmemiştir... Tek ateş ettiği ABD subaylarıdır... Sen nereden çıkartıyorsun Deniz Gezmiş'in Polise ateş ettiğini...
Muhsin Yazıcıoğlu'da kabul etmiştir darbe öncesi yanlış şeyler yaptıklarını... Hem kendisinin hem sol görüşlü öğrencilerin yanlış yaptığını... Kendisi kabul ederken sen neyi savunuyorsun????
Seni pek severim... Yaşınıda çok seviyorum... Nolur kulaktan dolma bilgi edinme oku elinin altında internet var araştır...
Ayrıca Türk Solu [B]Deniz Gezmiş'i [/B]temsil edecek şerefe hasıl değildir....[/QUOTE]


Teşekkür ederim abi bende seni seviyorum.:)
Abiciğim kulaktan doğma bilgiler değil bildiğim kadarıyla kendi yazdıgı kitapta askerlerle girdiği bir çatışmayı anlatıyordu bir bölümde.

Kibrisli 15.04.2009 19:55

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=sivaslıgenç;399244]Teşekkür ederim abi bende seni seviyorum.:)
Abiciğim kulaktan doğma bilgiler değil bildiğim kadarıyla kendi yazdıgı kitapta askerlerle girdiği bir çatışmayı anlatıyordu bir bölümde.[/QUOTE]

Gülünün solduğu akşam gibi üç fidan gibi kendi konuşmalarından röportajlarından çıkan kitaplarda 1 tek çatışmadan bahsediyor... O da yakalanmadan hemen önceki çatışma onda da "Türk Askerine Silah Sıkamam" düşüncesi ile hep korkutmak amaçlı askerlerin başı üstünden bir adam boyu yukarıya ateş etmiştir... Türk olarak vurduğu bir kişi vardır o da bir kadını elinden yanlışlıkla... Birisinin kapısını çalıyor saklanmak için ev ahalisi korkuyor çekil kapının önünden ateş edecem diyor kapının koluna ateş ediyor o anda kapının öbür tarafında evin hanımı ateş etmesin diye kapıyı açmak için elini kapının kulbuna atmış ve yanlışlıkla vurmuş... Sonra evin beyini alıyor adamın arabası ile kaçıyorlar sonra da adamın cebine para verip bırakıyor...

sivaslıgenç 15.04.2009 20:03

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=Kibrisli;399255]Gülünün solduğu akşam gibi üç fidan gibi kendi konuşmalarından röportajlarından çıkan kitaplarda 1 tek çatışmadan bahsediyor... O da yakalanmadan hemen önceki çatışma onda da "Türk Askerine Silah Sıkamam" düşüncesi ile hep korkutmak amaçlı askerlerin başı üstünden bir adam boyu yukarıya ateş etmiştir... Türk olarak vurduğu bir kişi vardır o da bir kadını elinden yanlışlıkla... Birisinin kapısını çalıyor saklanmak için ev ahalisi korkuyor çekil kapının önünden ateş edecem diyor kapının koluna ateş ediyor o anda kapının öbür tarafında evin hanımı ateş etmesin diye kapıyı açmak için elini kapının kulbuna atmış ve yanlışlıkla vurmuş... Sonra evin beyini alıyor adamın arabası ile kaçıyorlar sonra da adamın cebine para verip bırakıyor...[/QUOTE]

Doğrudur ama yakalanmadan önce girdiği çatışmada askeri oylamak için kaçmak için el bombası flan da attıgını biliyordum yanlış değilse.Bankada soydugu aklımda doğruysa .
BU arada bu ülkede ki sistemi değiştirmek onların işi değil bu ülkenn hükümeti var devleti askeri var.Halkın huzurunu kaçırmaya kimsenin hakkı yok.

saltas 15.04.2009 20:13

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
adamlar hala 80 öncesinde yaşıyorlar.80 öncesinde dedikleri en azından kendileri için(kendi bakış açılarıyla) anlamlı bulunabilir biraz zorlamayla.ancak köprünün altından çok sular aktı.şimdi o kadar kanın neden aktığı belli olmaya başlamışken bu gibi haberler yapmak kimseye yakışmaz ve de dedikleri önemli sayılıp konuşulmaz bile ama o kadar cümleyi kurduk çoktan...

Kardelencicegi 15.04.2009 20:34

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[B][COLOR="DarkRed"]Ölmüs bir insan dan ne istiyorlar.?
Seytan bile elini cekmis.
Yazik olsun Seytandan daha seytan olanlara.......[/COLOR][/B]

titizyiğido 15.04.2009 22:06

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=Kibrisli;399241]Aslanım bak bu konuda öncedende söylemiştim... Deniz Gezmiş olayına girme... O da en az Yazıcıoğlu kadar seviyordu bu ülkeyi... Filistinde İsrail askerlerine ilk kurşunları bu adamlar sıktılar, Filistinli mücahitlerin o dönem ceplerinden Atatürk resminin çıkması bundandır... Türkiye sınırları içerisinde bir tek kişiyi vurmamıştır Deniz Gezmiş, Askere ya da Polis'e ateş etmemiştir... Tek ateş ettiği ABD subaylarıdır... Sen nereden çıkartıyorsun Deniz Gezmiş'in Polise ateş ettiğini...
Muhsin Yazıcıoğlu'da kabul etmiştir darbe öncesi yanlış şeyler yaptıklarını... Hem kendisinin hem sol görüşlü öğrencilerin yanlış yaptığını... Kendisi kabul ederken sen neyi savunuyorsun????
Seni pek severim... Yaşınıda çok seviyorum... Nolur kulaktan dolma bilgi edinme oku elinin altında internet var araştır...
Ayrıca Türk Solu [B]Deniz Gezmiş'i [/B]temsil edecek şerefe hasıl değildir....[/QUOTE]

evet gardaşım deniz gezmiş ve arkadaşları ne adam öldürmüştür ne de idam edilmeyi hak edecek bi suç işlemiştir tıpkı menderes gibi..............ama maalesef menderes ve arkadaşlarını haksızca asan zihniyete karşı başka bir zihniyet sırf menderesin asılmasının rovanşını almak için deniz ve arkadaşlarını haksızca asmıştır.........tüm bunlara rağmen bu ülkede darbe isteyen ve bunun çığırtganlığını yapan gerzekler var maalesef...........

madımak_58 15.04.2009 23:20

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[B][I][COLOR="Magenta"]Bakalım dergide ki bu yazının devamında daha neler yazılmış;[/COLOR][/I][/B]

[QUOTE]...


[COLOR="DarkSlateBlue"][B]Her uğursuz olayda BBP izi [/B][/COLOR]

Muhsin Yazıcıoğlu’nun misyonu değişmemişti. Yine bir şiddet odağının başkanlığını yürütüyordu. Kendisine bugün saygıdeğer siyasetçi deniyor. Cenazesinde cumhurbaşkanından tutun DTP’li-Apocu milletvekillerine kadar her türlü Kürt-İslamcı gitti. Ona saygılarını sundu.

Ancak başkanlığını yürüttüğü BBP’nin adı hiç de saygıdeğer olaylarla anılmıyor. Bilindiği gibi AKP iktidara geldiği andan itibaren şeriatçı terör tekrar hortladı. Ancak bu eylemler eskisinden farklıydı. Çünkü şeriatçı cinayetler ne hikmetse hep Atatürkçülere ve Türk Ordusu’na yüklenmeye başlanmıştı. Ve ne hikmetse tetikçiler anında AKP iktidarı tarafından ele geçiriliyordu.

Bugün pek çok kişi Ergenekon’dan ve bu tetikçilerin cinayetlerinden yargılanıyor. Ancak ne hikmetse tetikçilerin hepsi Muhsin ile ve Fethullah ile bir şekilde bağlantılı. Bu cephede tık yok.

Bugün Kürt-İslamcıların ulusalcı dediği tetikçilerin istisnasız hepsi tarikat bağlantılı, bir şekilde BBP’ye girmiş ve hatta Muhsin ile can ciğer olmuş.

[B][I][COLOR="Red"][CENTER]Danıştay olayındaki baş şüpheli Nizam-i Alemci…

Hrant Dink cinayetindekilerin hepsi Trabzon BBP teşkilatından. Hatta önceki suçlarından içeri girince BBP onlara bakmış. Muhsin Trabzon’a gelince yakın korumalığını yapmışlar.

Rahip Santoro cinayetinde aynı iz…

Malatya’da aynı iz…

Daha geri gidiyoruz. Sivas Katliamında baş kışkırtıcılar arasında yine BBP gözüküyor. [/CENTER][/COLOR][/I][/B]
Kurulduğundan beri üç beş oy alan bu parti tek bir hayırlı olayla adını duyurmamış. Ama tek bir BBP yöneticisi de ne yargılanmış ne sorgulanmış.

Herkesi dinleyen, herkesi sorgulayan, herkesi tutuklayan meşhur savcılar ne hikmetse tüm olaylarda partisinin adı geçen Muhsin’e yanaşmamışlar bile.

Fethullah’ın Muhsin’i neden bu kadar çok sevdiği anlaşılıyor. Şu son Kürt-İslamcı provokasyonlar ve yargılamalar zincirinde Muhsin’in adamları çok ama çok işe yaradı. Plan belli. Kendi adamlarınla provokasyonu yap. Kendi emniyetinle adamları bul. Sonra da kendi savcınla Atatürkçüleri itham et ve tutuklat. Adım adım faşizmi kur.

Kısacası Muhsin tetikçileriyle birlikte hayatının her döneminde faşizmin hizmetinde oldu. Fethullah’ından Tayyip’ine, DTP’sinden AKP’sine Kürt-İslamcı faşistlerin hepsinin onun ölümüne bu kadar üzülmesi bundandır.

...[/QUOTE]


[B][I][COLOR="Magenta"]Yorum yok bu konuda.Tamam dergiyi sevmeyebilirsiniz,sizin görüşünüze uygun olmayabilir,çirkin saldırı diye de nitelendirebilirsiniz,ama dergiyle alakalı olmayan gerçekleride göz ardı edemezsiniz.Gerçi ediliyor da neyse...

Ölen insanın arkasından konuşulmaz denilir ya,yaşaması veya ölmesi yaşanan gerçekleri değiştirmiyor.Kader işte,Maraş katliamındaaaaaaaaaannnnnnn,Maraş'ta ölüme kadar süren bir hayat...
Bize yakışmaz,Yine de Allah rahmet eylesin.Herşey Allahtan!


Ha bu arada sanmayın ki bu yine muhalefet olmaya gelmiş.Hiç alakası yok,o dergiylede bir alakam yok,savunuculuğunu da yapmıyorum.Sadece konuda bazı yerleri vurgulamak istedim.Benimde görüşüme uymayan bir dergidir...[/COLOR][/I][/B]

alix_özdemir 15.04.2009 23:54

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
Böyle yazılar yazar da adamı enseden kaşırsan daha çok birbirine girer vatandaş Olmayan bir şeyi oluyormuş gibi göstermede sol grupların üstüne yok. Ya Leyla Zana ile arkadaş olduğunu nereden çıkarıyorsun. Bilmeyen inanacak diyeceğim ama bu insanların kimler olduğunun bebekler bile biliyor. Ama bırakalım söylesinler. Böyle yaptıkça kazanan onlar olmuyor bu aşikar. Battıkça batarlar velhasıl.

Siyahnur 15.04.2009 23:55

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[B][FONT="Comic Sans MS"]Yalcin Topcu gereken cevabi vermis...[/FONT][/B]

Kibrisli 16.04.2009 09:25

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
Vallaha olmayan birşeyi olmuş göstermeyi en iyi beceren Zaman, Atv ve Sabah grubu medya ama bu adamlar bu işin uc noktasındalar... Bu adamların adına bakıp Sol grup işte ne yapsa yeridir demeyin bu adamlar Türk Solu'nun adını Atatürk'ün adını kullanarak halkı bu değerlerden uzaklaştırmaya çalışıyor... Yazıyı daha yeni okudum... Ali Özsoy'u tanırım 1-2 defa oturmuşluğumuz var... Bir dönem bunların başkanlığını da yaptı... Annan planı döneminde Kıbrısta gelip gazetelerini bedava dağıttılar... Para nerden geliyor??? Belli değil...

Madımak Kardeşim... Fikirlerimiz hemen hemen uyuşsada seninle yazdıklarının büyük bir kısmına katılsamda bu mevzuda mevzu bahis Türk Solu dergisi olduğu için önce bir durmak gerek... Çok irdelemek gerek, bu yazı ile amaçları nedir ona bakmak gerek...

Sizlerden isteğim arkadaşlar bu adamların sözlerini ciddiye alıp hem onlara hemde onların temsil ettiklerini iddia ettikleri insanlara görüşe sinirlenmeyin çünkü bu adamlar ne Türk'ü ne Sol'u ne Atatürk'ü ne de Deniz Gezmiş'i Nazım Hikmet'i temsil ediyor... Bu adamların görevi ayrı, bu adamın görevi Bu değer ve insanlardan Türk milletini uzaklaştırmak...

sivaslıgenç 16.04.2009 10:14

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=madımak_58;399297][B][I][COLOR="Magenta"]Bakalım dergide ki bu yazının devamında daha neler yazılmış;[/COLOR][/I][/B]




[B][I][COLOR="Magenta"]Yorum yok bu konuda.Tamam dergiyi sevmeyebilirsiniz,sizin görüşünüze uygun olmayabilir,çirkin saldırı diye de nitelendirebilirsiniz,ama dergiyle alakalı olmayan gerçekleride göz ardı edemezsiniz.Gerçi ediliyor da neyse...

Ölen insanın arkasından konuşulmaz denilir ya,yaşaması veya ölmesi yaşanan gerçekleri değiştirmiyor.Kader işte,Maraş katliamındaaaaaaaaaannnnnnn,Maraş'ta ölüme kadar süren bir hayat...
Bize yakışmaz,Yine de Allah rahmet eylesin.Herşey Allahtan!


Ha bu arada sanmayın ki bu yine muhalefet olmaya gelmiş.Hiç alakası yok,o dergiylede bir alakam yok,savunuculuğunu da yapmıyorum.Sadece konuda bazı yerleri vurgulamak istedim.Benimde görüşüme uymayan bir dergidir...[/COLOR][/I][/B][/QUOTE]

Zaten amacları zırvalamak değilmi provokasyon çıkarmak değilmi adilerin.Onların dediklerinin yazdıklarının %1 ini dikkate almam.
Hee dediklerinizin çoğunda ergenekon çıkmadımı.Amaçları neydi BBP yi kullanarak olaylar çıkarmak ve BBP ye mal etmek.
Biz bu dergiyi yayınlayanlarında ne mal olduklarını çok iyi biliyoruz.

ABDULLAH DUMAN 16.04.2009 10:24

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=Kardelencicegi;399270][B][COLOR="DarkRed"]Ölmüs bir insan dan ne istiyorlar.?
Seytan bile elini cekmis.
Yazik olsun Seytandan daha seytan olanlara.......[/COLOR][/B][/QUOTE]

[B]+

imza...............[/B]

madımak_58 16.04.2009 10:52

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=Kibrisli;399354]

Madımak Kardeşim... Fikirlerimiz hemen hemen uyuşsada seninle yazdıklarının büyük bir kısmına katılsamda bu mevzuda mevzu bahis Türk Solu dergisi olduğu için önce bir durmak gerek... Çok irdelemek gerek, bu yazı ile amaçları nedir ona bakmak gerek...

[/QUOTE]

[B][I][COLOR="Magenta"]Sevgili Kıbrıslı;

Tüm içtenliğimle bir daha söylüyorum ki Türk Solu dergisinin görüşü ne bana,ne de solcuyum diyen insanların görüşüne uymamaktadır.Ancak konuya dergide yazanı savunmak için değil,kendi düşüncelerimi belirtmek için cevap yazdım.Tamamen dergiyle alakası olmayan düşünceler.Kabul edilmeyen,edilemeyen gerçekler...

sivaslıgenç arkadaşıma da bir tavsiye,daha yaşın genç.Deniz Gezmiş adı her insanın ağzına yakışmaz.Herşeyin doğrusunu öğren,o zaman kendinden emin konuş.Tamam mı kardeşim ;)[/COLOR][/I][/B]

sivaslıgenç 16.04.2009 10:58

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=madımak_58;399441][B][I][COLOR="Magenta"]Sevgili Kıbrıslı;

Tüm içtenliğimle bir daha söylüyorum ki Türk Solu dergisinin görüşü ne bana,ne de solcuyum diyen insanların görüşüne uymamaktadır.Ancak konuya dergide yazanı savunmak için değil,kendi düşüncelerimi belirtmek için cevap yazdım.Tamamen dergiyle alakası olmayan düşünceler.Kabul edilmeyen,edilemeyen gerçekler...

sivaslıgenç arkadaşıma da bir tavsiye,daha yaşın genç.Deniz Gezmiş adı her insanın ağzına yakışmaz.Herşeyin doğrusunu öğren,o zaman kendinden emin konuş.Tamam mı kardeşim ;)[/COLOR][/I][/B][/QUOTE]

Yani banka soymadı öylemi yakalanmadan önce askerlerle çatışmaya girmedi???Ağzımada yakışmasın bu ülkenin huzurunu kaçıran bir insan ağzıma yakışsa ne yakışmasa ne...;)

madımak_58 16.04.2009 11:06

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=sivaslıgenç;399450]Yani banka soymadı öylemi yakalanmadan önce askerlerle çatışmaya girmedi???Ağzımada yakışmasın bu ülkenin huzurunu kaçıran bir insan ağzıma yakışsa ne yakışmasa ne...;)[/QUOTE]

[B][I][COLOR="Magenta"]Sen bu yolda devam et kardeşim.Sadece tebrik ediyorum.Seni değil,sana yalan yanlış bilgiler verenleri.Ama ben olsam taraflı olarak değil,tarafsız ve özgür irademle oturup,iyice araştırıp,öyle konuşurdum.Ama sen ben değilsin malesef :) Bugüne kadar kimseye yaranmak için düşüncelerimden ödün vermedim,buradada veremem... Sana söylenecek başka sözüm olamaz genç kardeşim.

Sevgiler...[/COLOR][/I][/B]

barikat58 16.04.2009 11:18

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
türk solu dergisinin ve kendilerine sosyalistiz diyen fakat asoyalist olan ve muhsin yazıcıogluna çamur at izi kalsın hareketini sürdüren herkesin ALlah belasını versin.

[B]sözüm kesinlikle solcularla alakalı degil direk türk solu dergisidir[/B]

Kaptan-58 16.04.2009 11:24

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[B]YILLARDIR AYNI NUMARA. BAZI KENDİNİ BİLMEZ KÖPEKLER İŞTE ŞEREFLİ İNSANLARI KULLANARAN KENDİ REKLAMINI YAPAR. ADİ ŞEREFSİZLER. BUNLARA TÜRK SOLU DEMEKTE YANLIŞ OLUR. TÜRK ADINI KİRLETİYO ADİ KARAKTERSİZLER.. [/B]

kasparix 16.04.2009 11:34

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
arkadslar neyi nerde nasıl tartışdığımızı da bilelim burası deniz gezmiş tahtası değil isdeyen gitsin okusun kim neyi nerden arasdıracağınıda biliyo zaten kimseye de akıl vermemek lazım...konu baslığına bakarsan çirkin bi olay var....her yiğidin gönlünde bir yiğit yatar o yiğit kimseyi de ilgilendirmez tamam mı...babasından dedesinden duyulmuş öğrenilmiş bilgilerle sanal kahramanlar üretenler var MİT raporlarına bakın gazetelerde yayınlanmış maraş sivas vs olaylara tamm mı ....en son tuncay güney olayına adam zorla işgence ile söylettiler diyo muhsınbaskanla iftiraları hatta sonra arayıp özür diliyo...bibakın aarasdırın bunları ...torbadan konusmayın....ve dahgı sivas topraklarında dikkat ettsinler bu coğrafyanın yetişdirdiği değerli insanlarala ilgili kim olursa olsun desdursuz konusmasınlar....Bu insanın mamakda yazdığı mektupları bi okusun o ermeniden dönme it soyluları o zaman da anlamazlarda ülkü sahibi arkadaslar anlasın yeter...İT ÜRÜR KERVAN YÜRÜR...ANADOLUNUN YETİŞDİRDİĞİ TÜRKLÜĞE İSLAMA HİZMET ETMİŞ YİĞİT OĞLU YİĞİTTTİR..DOĞRU ANLAMAK GEREK Kİ KENDİNE SİLAH SIKANA GÜL UZATMASI NE KADAR ANLAMLI OLURDU O DÖNEMLERDE...

Kibrisli 16.04.2009 11:41

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
ARkadaşlar bu forumda tartışmaktan kaçındığım kendimi hep dışında tutmaya çalıştığım bir kaç konu bir kaç tartışma vardır...
Bunlardan biri Türban konusudur, ikincisi Deniz-Hüseyin-Yusuf gibi Yurtsever Gençler ve Madımak ya da 2 Temmuz olaylarıdır...
Çünkü internet üzerinden tartıştığımızda her istediğimizi istediğimiz gibi anlatamıyoruz ne yazık ki... Birbirimizi yanlış anlama gibi bir sorun çıkabiliyor... Şimdiye kadar Deniz'ler hakkında ya da 2 Temmuz olayı hakkında tek tük cevaplar yazdım ama Türban konusunda hiç yazmadım... O bakımdan sizden isteğim nolur bu üç hassas konu hakkında yazarken daha dikkatli ve kırıcı olmadan insanların görüşlerine saygılı olarak yazalım... Bunu herkes için söylüyorum... Hem fikirdaşlarım hem benden farklı görüşü olan arkadaşlara söylüyorum... Bu konular hassas konular... Ancak Sivaslı Genç kardeşimi biraz aydınlatmak amaçlı yazmak istiyorum...
Şimdi bahsi geçen 3 fidanın üçününde Sivas'la alakaları vardır... Birisi Sivas doğumludur, Birisi 15 sene civarında Sivas'ta yaşamış burada büyümüştür, birisinin de ailesi Sivas'a göçmüştür... Üçüde Sivas'ta yakalanmıştır... Her saklanma ihtiyacı duyduklarında Sivas'a gelirler...
O dönem Türk halkı genel ititbari ile destek olurlardı onlara çünkü onların karşı olduğu tek şey Amerikan Emperyalizmidir... ORtaköy'de ABD askerlerini denize döken gençler içerisinde benim babamda varmış... Bu gençler ABD askeri Türkiye'ye ayak basamaz diye karaya çıkan her askeri geri denize atmıştır... Orada onlara saldıranlar ise Polistir... Bu polis Türk polisi... Kusura bakmayın orada ben olsam bende polisle çatışırdım böyle bir durumda...
Banka soymuş mudur? Evet soymuştur... ABD subaylarını kaçırıp tehtid edebilmek için techizata ihtiyaçları vardı... Ayrıca Filistin işgaline karşı İsrail askerleri ile çatışmak için yolculuk parasına ihtiyaçları vardı... Soydular... Fikirleri için (Eğer fikirlerinde haklılarsa) soymalarıda doğaldır...
Askerle çatıştı mı??? Hayır 1 tek el ateş etmemiştir askere... El bombası atmadığını biliyorum tekrar araştırmak gerek... El bombasını eline almış pimi çekip intihar etmeyi düşünüyor ama ben düşüncemin gereğini yaptım suçum yok diyerek savcı ve hakimlere güvenmiştir...
Savunmasını kendisi yapmıştır... Avukatına izin vermemiştir... Ve savunması kendi sesinden heryerde mevcut... Dinlemeni öneririm...
Başka soruların varsa elimden geldiğince cevap vermeye çalışırım...
Ayrıca Madımak sana bir kez daha karşı çıkacam gardaşım :)
Deniz'in adı o kadar güzeldir ki herkesin ağzına yakışır... Deniz'in adı o kadar umut doludur ki kim söylese içine umut dolar... Tıpkı benim çocuğumun adı gibi düzel, masmavi bir engin, o engin büyüklüğünde umut ve aydınlık Deniz'in adı... :)

Düzeltme ve ekleme:

1- Çocuğum dediğim henüz doğmamış olan çocuğum... İlerde olduğunda adı Deniz olacak....
2- O dönemde Ülkü ocakları ile çok ortak hareket etmişlerdir... 68'liler (Yani Denizler) farklı 78'liler (Yani Yazıcıoğlu'nun nesli) farklıdır... 68'lilerde birbiri ile çatışmamıştır bu farklı iki görüş... Atışmışlar ama çatışmamışlardır.. Ama 78'lilerde çatışmışlardır çünkü aralarına nifak sokulmuştur... Oysa tabanda aynı fikirdedirler (her iki grupta anti emperyalisttir) Mamak'ta Dev-Yol lideri ile Muhsin Bey aynı hücrede 5 sene kalmışlardır... Birbirlerini öldürsünler diye ama bırakın öldürmeyi birbirlerini anlayarak çıkmışlardır... Muhsin Bey ya da Ülkcü liderler solu, o dönemki solcular (şimdi liboş olanlar değil de ulusalcılar) ülkücüleri anlamışken burada Deniz Gezmiş'e ya da Yazıcıoğlu'na laf atmanın manası yok...Herşey dönemin şartları ile değerlendirilmeli...
3-Ayrıca ben Ergenekon diye bir örgüt varsa bile bahsi geçen olayların hepsinin onlara yıkıldığını düşünüyorum... Bunların hiç birisinde PKK'nın Hizbullah'ın etkisi yok mu, hepsini Ergenekon mu yaptı yani?...

barikat58 16.04.2009 11:44

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[B]Tıpkı benim çocuğumun adı gibi düzel, masmavi bir engin, o engin büyüklüğünde umut ve aydınlık Deniz'in adı...[/B] :)

o dediğin her denizi kapsamıyor abi.bazı denizler çok karanlık.

[B]sözüm deniz gezmiş e degildir.[/B]

kasparix 16.04.2009 11:50

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
KARDEŞİM KONUYU ÇARPTIRDINIZ SOLCULUK PROPAGANDASINA DÖÜNÜSDÜRDÜNÜZ...FİLİSDİN KAMPLARI DEDİĞİN NALET KAMPLARDA BNM 20 BİN EN AZ ASKERİMİ SEHİT EDEN KÖPEK YETİŞDİRİLMİŞDİR...GELİP ÖVÜP DURUYOSUN...DHKPC BİLMEM DAHA NE PKK MİLİTANLARI NIN DA UĞRAK MEKANI OLDU ...SAĞOLSUN YOL GÖSDERENLERİ....

Kibrisli 16.04.2009 12:03

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=kasparix;399499]KARDEŞİM KONUYU ÇARPTIRDINIZ SOLCULUK PROPAGANDASINA DÖÜNÜSDÜRDÜNÜZ...FİLİSDİN KAMPLARI DEDİĞİN NALET KAMPLARDA BNM 20 BİN EN AZ ASKERİMİ SEHİT EDEN KÖPEK YETİŞDİRİLMİŞDİR...GELİP ÖVÜP DURUYOSUN...DHKPC BİLMEM DAHA NE PKK MİLİTANLARI NIN DA UĞRAK MEKANI OLDU ...SAĞOLSUN YOL GÖSDERENLERİ....[/QUOTE]

Bak kardeşim kimse laf atmazsa cevap vermem ben.... GEreksiz yere ortalığı germe...
O bahsettiğin Filistin kampları ney Deniz'lerin gittiği Filistin kampı ney... ÇArptırma konuyu...
PKK ya da DHKP-C Suriye Lübnan sınırındaki kamplarda eğitim görmüştür... Filistin'le bir alakası yoktur... Sen Hamas- El Fetih kamplarında PKK'lı yetiştirildiğinimi ima ediyorsun???
Bu çocuklar gitmiş İsrail Karakolları basmıştır orada... Filistin'in Müslüman kamplarında İsrail ve ABD karşıtlığı için savaşmışlardır... Hangi biriniz şu anda kalkıp Filistin'e gidebiliyor... Birilerini eleştirirken eleştirdiğiniz konuda ya çok bilginiz olsun ya da eleştirdiğiniz konuda eleştirdiğiniz kişiden daha iyi olun...

Türk Solu dergisinin ne mal olduğunu yazdım... Onca fikrimi söyledim, hatta kimsenin bilmediği fikirler verdim haklarında... Çünkü onların ciğerini bilirim ben... Konuyu Deniz'lere getiren sizsiniz sonra gidip çarpıtıyorsun diyen yine sizsiniz... Yazarken dikkat edelim birbirimizi kırmayalım bunlar hassas konular dedim.. Yine diyorum ve bu konu hakkında daha yazmıyorum... Çünkü olay genişledikçe daha da kırıcı olunacak bunu hissediyorum...

[QUOTE=berat.demir;399513]arkadaş demiş ki bu 3 kişi her SAKLANMA ihtiyacı duyduğunda SİVAS A gelirlerdi. Orada duracaksın. Bu 3 ünün Sivas la hiç bir alakası yoktur. Deniz Gezmiş Erzurumlu diğerleri nereli bilmiyorum.

Sivas hiç bir zaman bunlara kucak açmamıştır. Bunların üçü Gemerek halkının askere haber vermesiyle Sivas Gemerek topraklarında yakalanmışlardır. Sonra da meşhur türkülerini yakmışlardır : Allah düşürmesin Gemereğe yolumuzu diye. Zaten Sivas ve Gemereğe giremediler giremezler de. Yolları bir geçti Gemerek ten sonları oldu. Bir daha da cesaret edemezler zaten.

Bu üçünün Sivas la hiç bir alakaları yoktur. Sivas la alakalı iki büyük insan vardır. Birisi [B]1917 Sivas Pınarbaşı (1917 de Pınarbaşı Sivas a bağlıydı) doğumlu rahmetli Alparslan TÜRKEŞ, diğeri 1954 doğumlu rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu dur.[/B] Türkiye mizin yetiştirdiği bu iki büyüğümüz de Sivaslıdır ve bunla biz gurur duyuyoruz.

Sivas la alakası olmayan insanları gelip de Sivas a yamamaya çalışmayın. Yok ailesi Sivas a göçmüşmüş yok şu bu.

Sivas ki Türkiye de 4 tane Selçuklu medresesiyle Türkiye de en fazla Selçuklu medresesine sahip ilimizdir. Bu demektir ki Sivas Türkiye nin tapusudur. Sivas alperenler, yiğidolar otağıdır bu da böyle biline. Zaten bir başbuğ bir de baş alperen bizim Sivas tan çıkmıştır en güzel ispatı da budur.[/QUOTE]


Yav bırak git Berat ya... Allah aşkına... Alparslan Türkeş Kıbrıs'lıdır... Kıbrısta doğduğu ev vardır... Müzedir... İstersen bu konuda çok bilmeden konuşma...Bir daha da kendini haklı çıkartmak için saçma şeylere araştırmadan dalma derim...
Bahsettiğin Gemerek'te o dönem Ragıp Çatak Belediye başkanıdır... Bağımsız aday olarak girmiştir seçimlere... Bahsi geçen Gemerek halkı aynı zamanda bu belediye başkanının evini göstermiştir Deniz Gezmiş'e yardım olması için...

İkincisi bilmiyorum diyorsun öğren... Hüseyin İnan Gürün'lüdür... Gürünün Bozüyük köyünde doğmuştur... Dayısı ve Dedesinin beraber yaşadığı evde yakalanmıştır... Deniz Gezmiş Ankara da doğmuş ardından hemen Sivas'a yerleşmişler 16 yaşına kadar Sivas'ta yaşamıştır... Lise döneminde ailesinin taini çıktığı için ayrılmıştır... Sivas'ta çok tanıyan vardır... Bağı yoktur demek ya bilgi yoksunluğudur ya da sindirememektir Sivas'ın aynı zamanda solcu liderlerde yetiştirdiğini kabullenememektir...

Her saklanma ihtiyacı duyduklarında Sivas'a gelmişlerdir... Yıldızelinde, Haliminhanında ve Sivas merkezde saklayan insanları direk olarak tanıyorum... Görüştüm konuştum... Sağcı olan, Koyu bir ülkücü olan komşuları (Benim de eniştemdir) saklanmak için geldiğinde polislerin elinden o kurtarmış, saklamış bu da 4. kişidir. Ki kendisi ülkücüdür...

Muhsin Yazıcıoğlu Sivas'lıdır gururluyum peşinden binleri sürükleyen bir lider yetiştirdiğimiz için... Hüseyin İnsan Sivas'lıdır gururluyum peşinden Binleri sürükleyen bir lider yetiştirdiğimiz için ve aynı soyadı paylaştığım için... Deniz Gezmiş Sivas'ta yetişmiştir gururluyum Türkiye'deki tüm solcuların lider olarak gördüğü, dünyaca tanınan bir gençlik lideri yetiştirdiğimiz için...
Sivas Selçuklu'nun başkentiydi gururuluyum... Sivas Dünya da büyükşehir anlamına gelen Polis ekini sonuna alan ilk şehirlerden birisi olduğu için gururluyum (Sibasipolis)... Sivas Alperenlerin otağı olduğu kadar Solcu liderlerinde yetiştiği bir yerdir... O bakımdan bundan utanacağında kültürel zenginliğimizle, Türkiye'nin dönem dönem en önde olan insanlarını yetiştirdiğimiz için gurur duy... Solculardan da bu kadar korkma... Ben bir Solcu değilim o bakımdan hepsiyle gurur duyuyorum... Sende bu ideolojik saplantılarından vazgeçip Sivas'ın tüm değerlerini kucakla.... Kendini haklı çıkartmak içinde insanlara yanlış bilgiler verip yanlış sözler söyleme önce iyi araştır olur mu???

besyo_cu 16.04.2009 13:33

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[B]Bravo nede güzel yöneticlik yapıyorsun! Hitap şeklın ne kadarda güzel ne kadarda örnek olucu nitelikde...

Buraya yorum yazmak için illa herkes senın gibimi düşünmek zorunda bir üye olarak yorumunu şiddetle kınıyorum.[/B]

Kibrisli 16.04.2009 13:56

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=berat.demir;399567]Bana bak haddini bil çek git başımdan. Solcu değilmiş, Solcunun önde gidenisin. Sen anca solcu değilim diye kendini kandırırsın başka kimseyi değil. Sola en ufak bir eleştiri geldiğinde hopluyorsun. Ben sağcıyım hem de sapına kadar. Burada sen milleti o ideolojik düşüncelerini aşılama. Sivas ta geldiğimiz nokta çok açık. Seçimlerde Sivas % 88 sağa kaymıştır ve bunu kabullenemiyorsunuz. Ama mecbur sizin için acı olan gerçeği kabulleneceksiniz. Sivas ta BBP ye ve Muhsin Yazıcıoğlu na oy veren kesim sağ kesimdir soldan kesinnikle BBP ye oy kayması yoktur dediğimde inanmamıştın, milleti yanıltmaya çalışmıştın soldan da oy geldi diye ama aç YSK nın sitesini ve gör soldan BBP ye oy gelmiş mi gelmemiş mi. Sandık sandık baktım ve kesinnikle oy kayması yok. En güzel ispatı da [B]Şarkışla Sivrialan [/B]köyüdür. Şarkışla da bile soldan BBP ye oy kayması olmamış. Köy köy, mahalle mahalle buraya istatistikleri de aktarabilirim.
Alparslan Türkeş Kıbrıs doğumlu, [B]Sivas Pınarbaşı nüfusuna kayıtlı başbuğdur.[/B] Bilip bilmeden konuşup durma. Pınarbaşının tarihini iyi öğren ondan sonra konuş. Daha geçen rahmetlinin mezarına Pınarbaşından toprak getirip döktüler. Alparslan Türkeş sapına kadar Sivaslıdır. Kimsenin gücüne gitmesin. Alparslan Türkeş in Kıbrıs ta doğduğu ev müzedir ama Alparslan Türkeş Sivaslıdır.
Adam gibi konuş, haddini bil. Deniz Gezmiş i gelip de Sivas a yamamaya çalışma. Ailesi memur olarak Sivas a gelmiş o kadar. Onun dışında Deniz Gezmiş üniversite yıllarında Ankara da yetişmiştir ve hatta Ankara doğumludur. Biri Gürünlü ama Sivas la ne alakası vardı onu iyice araştırmak lazım. Ne insanlar varki Sivas ta doğmuş 5 yaşında Sivas tan ayrılmış 35 sene Sivas a gelmemiş, hatta ve hatta kütüğünü bile Sivas tan almış. böylelerini Sivaslı saymıyoruz biz.

Şarkışla

Şarkışlaya düşürmesin oy
Allah sevdiği kulunu
Gemerekte çevirmişler
Deniz Gezmiş'in yolunu
Gece Elmalıda kalmış
Amancılar iyi solmuş
Uzatmalı iyin biri
Yusuf'u gafletle vurmuş
Dağların olayıydım
Okur-yazar olaydım
Deniz mahkemeye düşmüş
Avukatı ben olaydım
Yusuf mahkemeye düşmüş
Avukatı ben olaydım

Bu türküyü solcular yazmış. Saklanmaya çalıştılar ama saklanamadılar. Halkın ihbarı sonucu yakalandılar. Sivas tan solcu çıkmıştır ama hangi solcu lider Sivaslıdır diye sokakta sorsan kimseden cevap alamazsın.

Aşağıdakiler de Sivasımızın yetiştirdiği değerli alimler.

Sağlam tarihi dokusunu “Gölyerinden su eksik olmaz” atasözünü teyit edercesine, Selçuklu, Ertana, Danişmentli ve Osmanlı bileşkesi ile meydana getirdiği bir medeniyet beşiği olan Sivas, yetiştirdiği büyük şairler, bilim ve devlet adamları itibariyle, verimli bir beldedir.


[B]Ahi Emir Ahmed (1244)[/B]

Eldeki bilgilere göre H.660 veya 662 yıllarında doğduğu tahmin edilen Ahi Emir Ahmed muhtemelen Horasan'lıdır. Daha sonra Anadolu topraklarına intikal ederek önce Bayburt'ta yerleşmiş, sonra Sivas'ta karar kılmıştır.

Esnafı manevi bakımdan disipline eden Ahilik mektebinin önemli temsilcilerinden olan bu kişinin vakıf kayıtlarında tam ismi “Ahi Emir Ahmed Bin Zeynül-Hacc” olarak belirtilmiştir.

Halen Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından onarılan Sivas merkezinde Öğretmenevi yanında bulunan türbesinde yatmaktadır.

[B]Ebu Abdullah Ali Bin Mehmed Es-Sivasi (.....–1302) [/B]

Erdemli bir insan olup hekimliği ile şöhret bulmuştur. Selçuklu Emirlerinden “Yeşbek” namına yazdığı “Kitab-ı İksir-il Hayat Fi Telhis-i Kavaid-il Muacelat” ismindeki hekimlikle ilgili eserin ön sözü Arapça, esas bilgiyi ihtiva eden kısmı Farsçadır. “Akd-ül Cem'an” adlı eserde yazılı olduğu gibi Emir Yeşbek Amasya'da Selçuklu saltanatına bağlı olarak hüküm süren Tacüddin Altun-baş'ın Atabeyi olup, Hicri 718'de çıkan bir karışıklıkta katledilmiş ve çocukları Mısır'a kaçmıştır.

[B]Kadı Burhaneddin Ahmed (1345–1398)[/B]

Kendi saltanatı zamanında yazılan (Bezm-ü Rezm) adlı eserde belirtildiği üzere aslen Oğuzların Salur boyundan olan Kadı Burhaneddin Ahmed, Hicri 745 tarihinde dünyaya gelmiş, erdemli bve bilgin bir zat olmasına rağmen hükümet ve siyaset arzusu başını belaya uğratmıştır. Sivas Hükümdarı olarak “Emir Kadı” namıyla şöhret bulmuş, yakın çevresinde başladığı tahsilini Mısır'da tamamlamıştır. Kıymetli telif eserleri şunlardır:

Bir nüshası Ayasofya Kütüphanesi'nde bulunan Arapça “İksir-üs Saadat-ı Fi Esrar-ı İbadat” ile “Telvih” adlı esere “Tercih” ismiyle yazdığı yorumdur. Ayrıca; Arapça, Farsça, Türkçe şiirleri vardır. Divanının tek nüshası Londra Kütüphanesi'nde bulunmaktadır.

Hicri 800 yılında Akkoyunlu Aşireti ile yaptığı kavgada öldürülmüştür. Sivas'ta kendi adıyla anılan mahalledeki türbede yatmaktadır.



[B]Ahmed Bin Abdullah Es-Sivasi (.....–1384)[/B]

1384 yılında vefat eden Ahmed Bin Abdullah, bilgin ve erdemli bir zat olup, hekimlik yapmıştır. (İksir-üs-sade, Et-Tercih, Şerh-üt Tenkih) önemli telif eserlerinin yanında bir de Divan'ı bulunmaktadır.

[B]Ahmed Bin Mahmud Es-Sivasi (....–1387) [/B]

Sivas'ta doğmuş ve Hicri 803'de vefat etmiştir. Dini ilimler sahasında tanınmış olup, önemli telif eserleri şunlardır. (Risalet-ün Necat), (Riyad'ul İrhad), (Şerh-u Feraiz-u Sıraciye), (Uyun-u Tefasir).

[B]Kemaleddin İbn-i Hümam Es-Sivasi (1374-1445)[/B]

Fatih devri ulemasından olup, H.790 yılında doğmuş ve 861 yılında vefat etmiştir. Mensubiyeti itibariyle Sivaslıdır. Dedesi Sivas'tan İstanbul yoluyla Mısır'a göç etmiştir. Tam ismi Kemaleddin İbn-i Hümam El-İskenderi Es-Sivasi'dir.

İlimdeki yüksek payesi sebebiyle sağlığında “Şeyh-uş Şuyuh” (şeyhlerin şeyhi) lakabıyla anılmış olup birçok eseri bulunmaktadır.

[B]Şehabüddin Ahmed Es Sivasi (....–H.860)[/B]

Tefsir bilginidir. Sivas'ta doğmuş ve beldesi alimlerinden öğrenimini tamamlamıştır. Hicri 860 tarihinde burada vefat etmiştir. (Ayasluğ) istasyonundan Kuşadası'na giden eski şosenin sol tarafındaki tarlalar içerisinde gömülüdür. Çeşitli konularda birçok eseri vardır.

[B]Hüsrev Bin Mehmed Es-Sivasi (....-1470)[/B]

(Molla Hüsrev) adıyla şöhret bulan, Hüsrev Bin Mehmed, Sivas-Tokat arasında iskan edilen Türkmenlerden Arsak Kabilesine mensuptur. Hicri 886 yılında İstanbul Kadısı iken vefat etmiş ve naaşı Bursa'ya nakledilerek Zeyniler Semtindeki kendisinin yaptırdığı medrese yakınlarında defnolunmuştur. Birçok konuda eserleri mevcuttur.


[B]İbrahim Bin Hasan Es-Sivasi Et-Tennuri (....-1471)[/B]

Hicri 887 yılında vefat eden ve Ebrahim Tennuri namıyla şöhret bulan bu zat, Türk tasavvufunda önemli yeri olan “Güzar-ı Manevi” adlı eseri tasnifiyle şöhrete ulaşmıştır. Konya'da Mevlana Sarı Yakub'dan ders almış, tahsilini tamamladıktan sonra Akşemseddin (K.S)ya kapılanmıştır. Gülzar-ı Manevi adlı el yazması eseri bazı kütüphanelerde mevcuttur.

[B]Molla (Mehmed) Hüsrev (....-1480)[/B]

Din bilgini. Sivas'ta medrese öğrenimi gördükten sonra Edirne'ye geldi. Müderrislik yaptı. Edirne Kadısı, sonra da Rumeli Kazaskeri oldu. II.Murad döneminde Varna Savaşına katıldı. İstanbul'un alınışından sonra kadı olan Hızır Bey ölünce onun yerine getirildi. Daha sonra şeyhülislam oldu. Birçok öğrenci yetiştiren Hüsrev molla şiirle de uğraştı. Fıkıha, usule ve tefsire ilişkin yapıtları vardır.

[B]Hasan Paşa (...-1566) [/B]

Kanuni devri vezirlerinden olan Hasan Paşa Sivas'lıdır. Kapıcı başı iken 1561 yılında Yeniçeri Ağası olmuş, 1562 yılında Rumeli Valiliği'ne tayin edilmiştir. 1566 yılında vefat etmiştir.

[B]Muharrem Es-Sivasi (....-1584)[/B]

Şemseddin-i Sivasi'nin büyük biraderidir. 1584 tarihinde Zile'de vefat etmiştir. En önemli eseri Nahivden (Fevaid'i Ziyaiyye)'dir.

Kendi el yazısı ile yazdığı (Hidaye) nüshası Nuru Osmaniye Kütüphanesi'ndedir.

[B]Behram Paşa (16.YY.) [/B]

Sivas'a büyük hizmetleri olan Behram Paşa, Osmanlı Saray Mektebi Enderundan yetişmiştir. Sultan II.Selim B.Murad Han'ın zamanı idaresinde çalışkanlığı ve kabiliyeti ile yükselmiştir. Kurşunlu Çifte Hamamları ile hemen bu hamamların yanında olan ve kendi adıyla anılan Behrampaşa Hanı'nı yaptırmıştır. 1549 yılında Diyarbekir, daha sonra Bağdat Beylerbeyliği yapmıştır. En son görevi olan Rumeli Beylerbeyliği esnasında vefat etmiştir.

Ali Ağa Camii'ni yaptıran ve bu camii mezarlığında gömülü bulunan Mustafa Bey de Behram Paşa'nın oğludur.

[B]Feyzullah Bin Şemseddin Ahmed Es-Sivasi (...-1616)[/B]

Din bilginidir. Sivas'ta doğmuş ve Hicri 1032 yılında vefat etmiştir. İbn-i Malik'in “Şerh-ul Mesabıh” adlı eserine (Ziya-ül Mesabıh) adıyla bir yorum yazmıştır.

[B]İsmail Bin Sinan Es-Sivasi (....-1632)[/B]

Din bilginidir. Hicri 1048 yılında Sivas'ta öldü. Klasik dini ilimleri Abdülmecid Sivasi'den tahsilen öğrendi. (Feraid) ismindeki Mülteka Şerhi ile (Risalet-Üs-Sagir vel-Kebir) başlıca eserlerindendir. Feraid'in bir nüshası Ayasofya Kütüphanesinde bulunmaktadır.

[B]Abdülmecid Bin Muharrem Es-Sivasi (1563-1639)[/B]

Din bilginidir. Sultan III.Mehmed'in davetine uyarak İstanbul'a gelmiştir. Hicri 1049 yılında vefat etmiş ve Eyüp'de Nişancı Dergahına defnedilmiştir. Şiirlerinde “şeyhi” mahlasını kullanırdı. Telif eserleri basılmamış ancak, el yazısı ile çoğaltılmıştır. Birçok konuda eserleri bulunmaktadır.

[B]Abdulkerim Bin Abdullah El-Vaiz Es-Sivasi (....–1633)[/B]

Din bilginidir. Sivasta doğdu ve Hicri 1049 yılında öldü. El-Camü-n-Nüfus adlı telif bir eseri vardır.

[B]Recep Sivasi (....-1640) [/B]

Şemseddin-i Sivasi'nin (K.S) kardeş çocuğu ve damadı olan bilgin bir zattır. Eserleri basılmamış olup, yalnız (Necm'ül Hüda Fil Menakib-I Şelh-i Şemseddin Ebi Sena) adlı eseri basılmıştır.

[B]Abdülahad Sivasi (....-1645) [/B]

Hicri 1061 yılında vefat etmiştir. (Muhabbet-ül-abdi lirabbihi, divan-üs Soffiyye, Şurutu-talebil-İlmin-Nafi) adlıtelif eserlerindendir.

[B]Sems-i Semseddin Ahmed Es-Sivasi (1520-1597)[/B]

Din bilginidir. Tokat'ta bulunan Arakiyyecizade Şemseddin Efendi'den ders aldı. Tahsilini İstanbul'da tamamladı. Hicri 1006 tarihinde vefat etti. Sivas Meydan Camii avlusunda bulunan türbesinde gömülüdür. Birçok alanda eserleri bulunmaktadır.

[B]Sivaslı Müftüoğlu (....-1748) [/B]

Hicri 1161 yılında vefat etmiştir. (Ayn-ül-Hayat) adlı eseri bulunmaktadır.

[B]Numan Efendi (Sarı Hatipzade) (....-1768)[/B]

Devrin bilgin ve erdemli kişilerinden Şeyh Ahmed Efendi'nin oğlu olan Müftü Numan Efendi, Sivas'ın Sarı Hatip Oğulları ailesine mensuptur. Konağı, yaptırdığı çeşmesi ve

kütüphanesi Ulu Camii'nin batısına düşmektedir. Hicri 1182-Miladi 1768 yılında vefat etmiş kütüphanesi ile çeşme arasındaki aile kabristanına defnedilmiştir.

Büyük Türk Halk Musikisi sanatkarı ve derleyicisi Muzaffer SARISÖZEN'de Sarıhatipoğulları ailesine mensup olup, Müfti Numan Efendi'nin torunlarındandır.

[B]İvazzade Halil Paşa (....-1804)[/B]

Sadrazam İvaz Mehmet Paşa'nın oğlu. Babasının yüksek makamından dolayı çabuk ilerledi. Mirahur, Çavuşbey Tütün gümrüğü emini, Sadaret kethüdası, Rumeli Valisi, Hatin muhafızı oldu. Sadrazamlığa getirildi. (1769) Serdar-ı ekrem sıfatı ile Rus Savaşlarına katıldı. Kartal Sahrasında bozguna uğradı. Önce vezirliği alındı. Filibe'ye sürüldü. Sonra affedilerek Eğriboz, Bosna, Selanik ve nihayet Sivas Valiliğine getirildi. 1777 yılında vefat etti.

[B]Mur Ali Baba (....-1804)[/B]

Halk arasında Mor Ali Baba namıyla tanınan Mur Ali Baba'nın asıl adı Mehmed b.ahmed'dir. Kerkük Türkmenlerindendir. Hicri 1301 (1804)de vefat etmiştir. Mur Ali Baba Camiisinin bulunduğu yerde gömülüdür. Tenbih-üs-salikiyn adlı basılmamış el yazması bir eseri bulunmaktadır.

[B]Sıdkı Efendi (Sıdkı-i Sivasi) (1809-1865)[/B]

Divan Şairi. Yağcızade Ömer Sıdkı Efendi, 1809 tarihinde Sivas'ın Ferhat Bostanı Mahallesi'nde doğdu. İyi bir öğrenim gördü. 1833 yılında nüfus katibi idi, 1838 de Sivas Nüfus Mukayyiti oldu. 1839 da bu görevine “erbab-ı reşid ve fetanetten olduğu” gerekçesiyle Hafik ilçesi Görmaşlı Aşireti Nüfus mukayyitlikleri de eklendi. Bu sırada adından bahsedilirken Ömer Sıdkı Beyefendi denilmektedir. Fakat ömrünün sonlarına doğru Sıdkı Efendi olarak anıldı. Bir görevi de, avlusunda Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şahzade Beyazıt ve torunlarının gömülü bulunduğu Melik Acem Zaviyesi'nin türbedarlığı idi. Sıdkı Efendi kudretli bir divan şairidir. Henüz 28 yaşında iken Erzurumlu Emrah'ın takdir ve hayranlığını kazanmıştı. Gazellerinde çok başarılı olan Sıdkı, düşürdüğü tarihlerde ise çok ağdalı bir dil kullandı. Şiirlerine yazmalarda ve eski cönklerde rastladığımız Sıdkı-i Sivasi'nin elimize ulaşan az sayıdaki koşmaları devrin modasına uyarak yazdığı düşünülebilir. Koşmaları da gazelleri gibi başarılı olup dili Osmanlı kalem efendisine yakışır biçimdedir. Tapşırmalı şairlerle şiirleri karıştırılan Sivaslı Sıdkı'nın en çok Tarsuslu Sıdkı ile şiirleri karıştırılmıştır.

[B]Abdülkadir Gulami (1854-1886)[/B]

Mur Ali Baba'nın büyük oğludur. H.1273 yılında Sivas'ta doğmuştur. İlk tahsilini babasından ve Altınoğlu Mehmed Efendi'den aldığı derslerle tamamlamıştır. Takiben Sivas'ın o zaman en meşhur ulemasından olan “Ehramizade hacı Mehmed” Efendi'den diploma almıştır.

Sivas'ın ilk Milli Eğitim Müfettişlerindendir. Sivas, Amasya, Tokat, Çorum ve Şebinkarahisar'ın merkez ve mücavir alanlarında ilk resmi okulların açılmasında da öncülüğü ve büyük hizmetleri olmuştur.

Gulami'nin H.1291 yılında “Matbay-ı amire” tarafından basılmış bir “Divanı” vardır. “Tac-ül muhakkıkiyn ve Mirc-ıl-müştakiyn” adlı eserleri basılmamıştır.

Babasından dört yıl sonra 1889 yılında vefat etmiştir.


[B]Fazlullah Moral (1878-.....) [/B]

Mur Ali Babanın torunu ve Gulami Abdulkadir Efendinin oğludur. 1878 yılında Sivas'ta doğmuştur. Babası gibi güzel yazan bir şair olan Fazlullah Moral'ın şiirleri didaktik bir hususiyet gösterir. Mutasavvıf bir aile ocağında yetiştiği için eserlerinde tasavvufi ve ahlaki görüşler yer almıştır.

Meslek hayatında Amasya, Tokat, Urfa, Mardin, Şebinkarahisar ve Sivas Lisesi'nde, Sivas Öğretmen Okulu'nda Türkçe, Arapça, Farsça, Mantık ve Felsefe dersleri okutmuş, Sivas Dar'ül Hilafe Medresesi'nde uzun müddet müdürlük yapmıştır.

Bu kültürel hizmetlerin yanında Erzurum Kongresi'ne Sivas temsilcisi olarak katılmak suretiyle de vatanın kurtuluşuna vesile olan çalışmalara katılmıştır.

[B]Nüzhet Efendi (Deli Nüzhet Sivasi) (....–1888) [/B]

Devrinin önde gelen ediplerinden erdemli bir kişi olan Nüzhet Mehmet Efendi, Sivas'ta doğmuştur. Matbuat Müdürlüğü ve benzeri bir çok devlet gürevinde bulunmuş, 1888 yılında Sivas'ta vefat etmiştir.

Edebiyat kurallarını ihtiva Mana-yı Kitab) en önemli eseridir.

[B]Abdulkadir Bin kör Ali (....-1894) [/B]

Sivas'ta doğmuş ve Hicri 1310 yılında vefat etmiştir. Türkçe şiirlerini kapsayan bir Divan-ı bulunmaktadır.

[B]Halil Rıfat Paşa (....-1907)[/B]

29 Aralık 1882 yılında Sivas Valiliği'ne atanmıştır. Bölge itibari ile eyalet merkezi olan ve dört sancağı bulunan Sivas'ta Halil Rıfat Paşa bilhassa yol, içme suyu, okul, tarım ve orman alanlarında unutulmaz hizmetler yapmıştır. Trabzon-Canik (Samsun) Elazığ-Malatya-Hasan Çelebi sınırına kadar 410 kilometrelik Bağdat yolunu yaptırmış bu yol üzerinde 314 köprü ve 829 menfez inşa etmiştir. Çamlıbel'e kendi parası ile bir çeşme yaptırmıştır. Tokat-Niksar Ünye'ye kadar olan 76 kilometrelik şoseyi, ayrıca Kelkit Irmağı üzerinde 630 metre uzunluğunda 41 gözlü Hamidiye adlı köprüyü ve bunlar dışında 55 köprü ile 32 menfez inşa ettirmiştir. Yozgat-Çorum sınırına kadar 63 kilometre yol açtırmış ve köprüler yaptırmıştır. Merzifon-Osmancık İlçesi arası yolu 59 kilometrelik bir şose ile bağlattırmıştır. Şebinkarahisar'dan Trabzon ve Giresun illerine kadar, 64 kilometrelik bir yol ile Sivas-Hafik-Zara-Koyulhisar -

Mesudiye ve Ordu illerine kadar 212 kilometrelik şose, 92 köprü, 300'den fazla menfez yaptırmıştır. Ayrıca Sivas'ın kasabalarının ve bir çok köyün yollarını inşa ettirmiştir. Yol davasındaki şu sözü tarihe geçmiştir. “Gidemediğin yer senin değildir”

Bütün bu hizmetleri sonunda Sivas'tan görev icabı ayrılarak İzmir'e tayin olmuş ve 1907 yılında vefat etmiştir.

[B]Vali Muammer Bey (1874-) [/B]

1874'de İstanbul'da doğmuştur. Mülkiye mezunudur. Fransızca, Arapça, Farsça ve Ermenice dillerini bilirdi. Memuriyete 1899'da Sivas Vilayet Maiyet Memurluğu ile başlamıştır. 1902'de Hafik Kaymakam vekilliği yapmış, aynı yıl Kangal Kaymakamlığı'na atanmıştır. 1908'de bu tarihte Sivas'a bağlı olan Aziziye Kaymakamlığına getirilmiş, 1909'da Kayseri Mutasarrıflığına terfi etmiş, 1911'de Adana Valiliğine oradan Konya Valiliğine, 1913'de Sivas Valiliğine atanmıştır.

Vali Muammer Bey 1923 yılında Sivas milletvekili seçilmiştir.

[B]İhramcızade İsmail Hakkı Efendi (1880-1969)[/B]

1880 yılında Sivas'ta doğmuştur. Dedelerinin Kabe'nin ihramını değiştirmek gibi bir görevi olduğundan aile isimleri “İhramcızade” olmuştur.

Ulu Camiyi onarması, birçok köye su getirmesi, köprü ve 27 adet çeşme yaptırması önemli hayır işlerindendir. 1969 yılında vefat etmiştir.

[B]M.Samih Fethi (1886-) [/B]

Mehmet Samih Fethi, 1886 yılında Sivas'ta doğdu. Sivas'ın Alaaddin Paşalar ailesine mensuptur. Samih Fethi muntazam bir öğrenim gördükten sonra Sivas lisesi'nde Tarih ve Coğrafya öğretmeni olarak görev yapmıştır. MeşhurTurhan Tan ve Bedia Tan'ın babasıdır.


[B]Hayri LÜTFULLAH (1889–1930)[/B]

Sığırcızade Hayri Lütfullah adı ile tanınır. 1889 yılında doğmuştur. Hukuk Fakültesine devam etmiştir. Kuvvetli bir yazar ve şairdir. Belediye reisliği de yapmış, Kızılırmak gazetisinde makaleler yazmıştır. 1930 yılında ölmüştür.

[B]Mehmet Şükrü AKKAYA (1894-1971)[/B]

Yazar, dilbilimci. Orta öğrenimini Kuleli Askeri Lisesi'nde tamamladı. Harbiye mektebindeki öğrenimi sırasında orduya alındı. Çanakkale Savaşı'na katıldı. 1927'de askerlikten ayrılarak dil ve tarih öğrenimi için Almanya'ya gitti. Türkiye'ye döndüğünde Türk Dil Kurumu uzman üyesi oldu. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde doçent olarak görev aldı. 1959'da emekliye ayrıldı

Bu ve bunun gibi nice alimler Sivas ta yetişmiştir. Sivas Türk İslam dünyasının önemli merkezlerindendir. Selçuklu nun başkenti, Osmanlı nın eyalet merkezi, Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı bir ildir. Sivas a bugün gidip görün her tarafı tarihi medrese, cami doludur. Kendinizi manevi bir iklimde hissedersiniz. Her tarafı evliya kabirleriyle doludur. İhramcızade İsmail Hakkı Toprak hazretlerinin iklim dünyasıdır Sivas. Şemsi Sivasi hazretlerinin yurdudur.[/QUOTE]

Kim kimin başına sarılıyor Allah aşkına?? Gelmişsin bana cevap veriyorsun ondan sonra git başımdan asıl sen git başımdan... Ben ne yazsam cevap veriyorsun, kendinde görev ediniyor gibi, Alparslan Türkeş Sivas doğumludur diyorsun birisi gerçeği söyleyince Kıbrısta doğmuş ama Pınarbaşılıdır diyorsun... Ailesi 1860'ta Kıbrıs'a göçmüş sonra 1933'te geri gelmiş ve TC vatandaşlığı almış kökenleri Pınarbaşı olduğu için oraya kayıtettirmişlerdir Pınarbaşı o tarihte Kayseri ili sınırlarındadır ve geldiklerinde Pınarbaşına değil İstanbul'a yerleşmişlerdir... Alparslan Türkeş Kıbrıs'ta yetişmiş İngiliz Sömürgesi ve Vatan hasretinden ötürü ilk milliyetçilik duyguları orada ortaya çıkmıştır... Hiçbir zamanda Sivas'lıyım dememiştir... Kayseri'li olduğunu her fırsatta bastırarak söylemiştir...
Solcunun önde gidenisin diyorsun... Ben ideolojimi sola oturtamıyorum Allah vermeye sen dışardan bakıp benim ideolojimi sola oturtuyorsun... NE zaman sola laf atsak çıkıyorsun diyorsun... Bak kardeşim yazdıklarımı iyi oku benim bu başlık altına... Burada da solcular Muhsin Yazıcıoğlu'na laf atmış ben karşı çıkmışım o zaman bu yazdıklarımdan sağcı olduğum mu çıkıyor??? Abdullatif Şener Bey'in partisinde bir iki pürüz dışında çalışırım hatta en önde diyorum sağcı olduğum mu ortaya çıkıyor??? Denizlispor maçında Üşüyüroz Donuyoruz Bizde Senin Gibi Yiğidoyuz diye tezahurat yaptım sağcı olduğum mu ortaya çıkıyor??? Sen sapına kadar ideolojilerin içerisinde erimiş kaybolmuş vicdanın yokolmuş... Sen sapına kadar sağcı olabilirsin ben de sapına kadar Kemalist'im ve benim ideolojimi siyasi yelpazede bir yere oturtamazsın çünkü hem sağdan hem soldan faydalanıp Türkiye'ye ve Türk milletine uygun diğer ideolojilerden bağımsız ve yerel bir ideoloji olarak Atatürk tarafından ortaya konmuştur??? Senin ideolojinin sağcılığın ya da liberalliğin kökeni nerden geliyor??? Yada solcu, sosyalistlerin veya sosyal demokratların ideolojisi nerden geliyor??? Hepsinin kökleri dışarda benimki milli... MİLLİ.... [B]MİLLİ[/B]
Şimdi gelmişiz yine seçimlere ve CHP'den oy kayıp kaymamasına... Bu başlık ile ne alakası var??? Kaldıki o konuda birbirimize ne söylesek boş taban tabana nedenleri ile zıt düşünüyoruz... Ben hala kaydığını iddia ediyorum.... CHP belediyesi Sivas'ta yokken 2 belediye almıştır 2 belediyeyi de kıl payı kaçırmıştır... Bu bir gerçekliktir... Oy oranları önemli değildir??? AKP asıl oy kaybına uğramıştır... Oylar akılla değil Vicdanla atılmıştır... Hem soldan hem sağdan oylar vicdanla atılmıştır... Sonucunda da Halk AKP'ye diğer illerde olduğu gibi sarı kart çıkartıp hele bir dur demiştir... oylarınıda sosyal adalet, sosyal demokrasi ve Milliyetçiliğe vermiştir...

"Deniz Gezmiş i gelip de Sivas a yamamaya çalışma. Ailesi memur olarak Sivas a gelmiş o kadar. Onun dışında Deniz Gezmiş üniversite yıllarında Ankara da yetişmiştir ve hatta Ankara doğumludur. Biri Gürünlü ama Sivas la ne alakası vardı onu iyice araştırmak lazım." demişsin...
Deniz Gezmiş 1 yaşında Sivas'a gelmiş 16 yaşında Sivas'tan ayrılmıştır... 23 yıllık hayatının 15 yılını Sivas'ta geçirmiştir... Sonra Ankara'ya değil İstanbul'a taşınmışlardır (Tayin nedeni ile) Lise'yi orada okumuş ve Ankara'da değil Üniverssiteyide İSTANBUL'da okumuştur...

Biri dediğin Hüseyin İnan Gürünlüdür ki bu konu hakkında bir bilgin yoktu benim yazdıklarımı okuyunca demekki araştırma gereği duymuş ve öğrenmişsin... Ve daha da araştırmak gerek demişsin... Yine de ben sana yanlış bilgilenmeyesin diye bilgi vereyim... Gürün'ün Bozüyük köyü doğmludur... Bazı kaynaklar Kayseri der ama Kayseride böyle bir köy yoktur bu köy Gürün'e bağlıdır... Sivas'la ne alakası vardır demişsin... Söyleyeyim Göçmemiştir... İlkokul ve ortaokulu Sivas'ta okur Lise'ye Pınarbaşına gider... Sonra ODTÜ'yü kazanır ailesi Sivas'ta kalır hatta Dayısının evinde yakalanır... Öyle göçmek gitmek kütük aldırmak felan yok sapına kadar öz ve öz Sivas'lıdır...22 senelik hayatının 15 Senesini devamlı,daha sonrada Lise ve üniversite zamanında da bizler gibi tatillerini Sivas'ta geçirmiştir.. Benimde soyaddaşımdır...

"Ne insanlar varki Sivas ta doğmuş 5 yaşında Sivas tan ayrılmış 35 sene Sivas a gelmemiş, hatta ve hatta kütüğünü bile Sivas tan almış. böylelerini Sivaslı saymıyoruz biz. " diyerek ve bir site yöneticisi olarak kaç kişiyi itham altında bıraktığını biliyor musun? Ayrıca böylelerini Sivas'lı saymıyoruz biz diyorsun ama Kıbrıs doğmulu ve Pınarbaşı kütüklü Alparslan Türkeş'i Sivas'lı sayıyorsun bu da ayrı bir konu... Keşke Sivas'lı olsaydı ben Muhsin Yazıcıoğlu'ndan nasıl gurur duyuyorsam ondan da gurur duyardım... Ayrıca Kıbrıs'ta Alparslan Türkeş'in evinide çok ziyaret etmişimdir her geleni de götürmüşümdür ziyarete onu da söylemeden geçemeyeceğim...

Ben kimseyi Sivas'a yamamıyorum... Deniz Gezmiş Türkiye tarihinde önemli liderlerden birisidir... Tanınan sevilen birisidir... Kimisinin lideri değildir, fikirdaşı değildir ama kabullenmiştir sempati ile bakar.. O bakımdan Sivas'ta yetişmesinden onur duyarım... Muhsin Yazıcıoğlu Sivas'lıdır Türkiye tarihinin önemli liderlerinden birisidir... Tanınan sevilen birisidir... Kimisinin lideri değildir, fikirdaşı değildir ama kabullenmiştir özellikle ölümünden sonra sempati ile bakılan birisidir...

Şarkışla Türküsü ağıttır... Türküdür yazılmıştır yapacak birşey yok... Orada Sivas'ın adını kullanması Sivas'ı küçük mü düşürüyor ki tartışalım bu konuyu...

Ayrıca altta yazdığın kişiler sadece senin değil benimde atalarımdır ama üzüntü verici bir olay var [B]Aşık Veysel[/B]'i yazmamışsın...

Son olarak benimle daha yumuşak tonda konuş... Hani insanlara diyorsun ya bana böyle sert konusursan tepkim de sert olur diye... Aynı şey benim içinde geçerli....

Kendine iyi bak Gardaşım... Saygıyı elden bırakmadan konuşalım... Hani şu Karayolları Bölge Müdürlüğü kapanıyor haberinin altında yazdığımız yorumlar gibi, orda atışmamız gibi daha dikkatli olalım siteyi de germeyelim...

besyo_cu 16.04.2009 14:01

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[B]Benim yazdıgımı anlamaktan ne kadar da uzaksın ben sana yanlış yazıyorsun düşüncen yanlış mı yazmışsım tekrar okumanı tavsiye ederim. Ben hitap şeklinden dolayı yazdım ben normal üyeyim sen yöneticisin aramızda hitap farkı olması gerekır ? İmam cemaat ilişkisi bilmem anlatabildım mi ?

Genelde Misafir girişi yapanlar ve bazı üyeler genelde sacede yöneticilerin yazdıklarını okur. Sizler yönetici olarak diğer üyelere hitap olarak örnek olmanız gerekmektedir.

Yorumlarımı özelliklede Osman bey için yazdıklarımı bilıyorsan demekki görüşümü az cok biliyorsun. Bu yuzden tekrar yazmakda fayda görüyorum ben senın yorumuna değil hitap şeklinden dolayı o şekilde yazdım bilmem anlatabildim mi ?[/B]

Kibrisli 16.04.2009 14:03

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=berat.demir;399598]Kınarsan kına. Kınadın diye argümanlarımı yazmayacak değilim. Benim fikirlerim de seni hiç alakadar etmez. Sana da sormam yazı yazarken. Ben de seni kınıyorum. Onun bana olan hitabına bakmadan, görmeden taraflı bir şekilde cevap yazmışsın. Bana yavlı mavlı konuşmaları iyi öğren şunu bunu diye konuşmaları çok hoş dimi. Ben bu tür siyasi konularda cevap yazarken yönetici sıfatımla değil kendi öz fikirlerimle yazarım. Senin de yorumlarını biliyorum sana olan eleştirilere cevap vermiyomusun. Özellikle de Sami Aydın Osman Seçilmiş meselerinde nasıl da sert cevaplar yazdığını çok iyi biliyorum. Sanki herkes senin gibi düşünmek zorundaymış gibi.

Benim gibi düşünmek zorunda olsa cevabını silerdim olur biterdi. Ben onu yapmadım ve asla da yapmam. Onun Sivas hakkındaki düşünceleri kendini bağlar benimkiler beni. O bana nasıl cevap verdiyse aynı şekilde cevap verdim.

Zaten çok yakında yoğun işlerimden dolayı sanal alemi bırakmayı düşünüyorum. Bu 2 ayı geçmez zannedersem. Size de hayırlı forumlar diliyorum.[/QUOTE]

Evet sana öyle cevap vermiş olabilirim... Ama senin yazdıkların görünüşte sanki çok düzgünmüş gibi olsada içinden Asılmış bu delikanlılara ve benim söylediklerime kin fışkırır gibi... Sen sakin olmadan ben olamam... Bak başka insanlarda benle ters düşünmüş yazmış kimisi destek vermiş yazmış... neden sen gelene kadar kimsenin üslubu bozulmadıda senin yazdıklarına cevap verilirken bozuldu?? Hiç düşündün mü her tartışmada da böyle oluyor...
Burdada Osman doğru düzgün bir şekilde seni kınadığını söylüyor verdiğin cevaba bak gardaş... Daha sakin ol... Senin düşüncende birisi ile tartışırken iyisin hoşsun birisi ters birşey yazınca hemen parlıyorsun...

seva 16.04.2009 15:20

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
Muhsin Yazıcıoğlu, 1954 yılında Sivas'ın Sarkışla ilçesi Elmalı Köyü'nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla'da yaptı.

Yüksek öğrenimini yapmak üzere 1972'de Ankara'ya geldi. Üniversite tahsilini, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde tamamladı.

1968'de cemiyet (dernek) çalışmalarına başladı. Şarkışla'da Genç Ülkücüler Hareketi'ne katildi. Ankara'ya geldikten sonra ise, Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde görev yapmaya başladı. Sırasıyla; Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. (1977-78).

1978'de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği'nin kurucu Genel Başkanı oldu. 1980 yılına kadar MHP'de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu.

12 Eylül 1980'de yapılan askeri darbenin ardından, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanığı olarak cezaevine konuldu. 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kalan Muhsin YAZICIOĞLU, 7,5 yıl cezaevinde kaldığı bu davadan herhangi bir ceza almadı.

Cezaevinden çıktıktan sonra, mağdur olmuş ülkücülere ve onların ailelerine yardim amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı'nın başkanlığını yaptı.

1987'de arkadaşları ile birlikte MÇP'de siyasete girdi. MÇP'de Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu.

1991 genel seçimlerinde üç partinin oluşturduğu ittifak bünyesinde, milletvekili adayı oldu. “O, inançlarınızı Meclis'e taşıyacak” sloganıyla, Sivas'tan milletvekili seçildi.

1992 yılı Temmuz ayında, “içinde bulunduğu partinin siyasi anlayışıyla uyuşamadığı için” bir grup arkadaşı ile birlikte MÇP'den ayrıldı. 29 Ocak 1993 tarihinde Büyük Birlik Partisi kuruldu ve bu partinin Genel Başkanlığına seçildi.

24 Aralık 1995'te yapılan erken genel seçimlerde ANAP-BBP ittifakından 20. Dönem Sivas milletvekili olarak, yeniden meclise girdi. 28.02.1996 tarihinde ANAP'tan istifa ederek, BBP'ye döndü.

26 Nisan 1998'de yapılan 3. Büyük Kurultay'da, 8 Ekim 2000 tarihinde yapılan 4. Büyük Kurultay'da, 2 Haziran 2002 tarihinde yapılan 1. Olağanüstü Büyük Kurultay'da,20 Temmuz 2003 tarihinde yapılan 5. Olağan Büyük Kurultay'da,30 Nisan 2006 tarihinde yapılan 6. Olağan Büyük Kurultay'ta ve 15 Nisan 2007 2.Olağanüstü Büyük Kurultayda tekrar BBP Genel Başkanlığına seçilmiştir.

22 Temmuz Erken Genel seçimlerinde BBP'nin seçimi protesto etmesi sebebiyle partisinden istifa ederek Sivas'tan bağımsız milletvekili adayı olup 23. dönem milletvekiliğine seçilmiştir.Daha sonra BBP'ye katılarak TBMM'de Büyük Birlik Partisi Sivas Milletvekili olarak BBP'yi Meclis'te temsil etmiştir.19 Ağustos'ta yapılmış olan BBP'nin 3.Olağanüstü Büyük kurultayında tekrar Genel Başkan olmuştur.

Muhsin YAZICIOĞLU, evli ve iki çocuk babasıdır.

BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun ideolojisini, hayatla değil ama çizgisi sapanlarla mücadelesini kaleme alan Zaman yazarı Mümtaz'er Türköne, kendi kaleminden Yazıcıoğlu'nu anlattı.

İşte bugün Zaman gazetesindeki köşesinde yer alan Muhsin Başkan yazısı;

Türkiye'nin açık duran temiz sayfalarından biriydi. Onun arkasından yazmak ve bu sayfanın kapandığına şahit olmak çok zoruma gidiyor. O bizim gençliğimizin lideriydi. Hep, hem bizden, hem de bizden fazla biriydi. Kendimizi onda bulduk ve onunla temsil ettik.

O bizim yüreğimiz, bizim duruşumuz, bizim sesimizdi. Zaman zaman korksak da, o bizim hiç geri adım atmayan cesaretimizdi. Dünya telaşı ile yalpalarken, o cetvelle çizilmiş gibi dümdüz yolunda ilerleyen gölgemizdi. Hiç eğilmeyen başımız, hiç zedelenmeyen onurumuzdu. Zamanla biz onu yalnız bıraksak da, o bizden hiç vazgeçmedi.

O bizim Muhsin Başkan'ımızdı.

1976 yılının Eylül ayının başlarıydı. Siyasal'da yeni öğrencilerin kayıtları devam ediyordu. Dev-Yol, fakültenin girişine masayı kurmuş, gelenleri zorla derneğe kaydediyor, haraç alıyordu. Bize selam verip kayıt yaptırmaya gidenlerden birkaçını da sıkıştırmışlar. Sorumluluk bendeydi. Yardım istedim. Site Yurdu'nda iki kişi beni buldu. Mütevazı ama çok kararlı görüneni benimle konuştu. Muhsin Yazıcıoğlu ile ilk karşılaşmamdı. İki saat sonra, kulaktan kulağa yayılan, iki kişinin Siyasal'ı bastığı ve iki metre boyundaki Sedat'ın herkesin ortasında adamakıllı dayak yediğine dair inanılması güç bir rivayeti dinliyordum. Birkaç gün sonra burnu bantlı Dev-Yol liderini görünce ben de bu hikâyeye inandım. Bu anekdotu, 70'li yılların Muhsin Başkan'ını resmetmek için aktardım. O yıllarda onu tanıyan herkes, size benzer hikâyeler anlatacaktır.

Sonra Genel Merkez'de beraber çalıştık. Bizim genel başkanımız olmuştu. Doğuştan lider özelliklerine sahipti. Şiddetin tırmandığı yıllarda zirvedeki adamlardan biriydi; ama sükûnetini ve sağduyusunu hiç kaybetmedi. Olanlardan hepimiz sorumluyduk; ama irade bize ait değildi. Çaresizlik içinde güvenecek bir dal arıyorduk. Hepimiz ona güvenirdik. Hepimiz ona inanırdık. Bizi yarı yolda bırakmayacağını, bize yanlış yaptırmayacağını bilirdik.

O yıllarda, ülkemizin ciddi bir tehdit altında olduğuna inanmış ve aynı davaya gönül vermiştik. Ama siyaset ideolojik saflığı bozuyordu. Partinin gündelik siyasete endeksli tutumu ile bizim "kesin inançlı" tavrımız sık sık çatışıyordu. Eleştirilerimiz "Albay"a kadar çıkmasa da, 77'de sayıları artan milletvekillerini hedef alabiliyordu. Çok sert restleşmeler yaşadık. Muhsin Başkan bu sürtüşmeler boyunca dimdik durdu. Onun desteğiyle Ülkü Ocakları bünyesinde daha muhafazakâr ve daha toplumcu bir çizgi giderek netleşmeye başladı. Manzara dışardan göründüğü gibi değildi. O yıllarda da sonra da bizim tek liderimiz Muhsin Başkan'dı.

Cezaevinde geçirdiği 7,5 sene zarfında ve sonrasında da bizim liderimiz olmaya devam etti. Hepimiz ona "Türkeş'in halefi" gözüyle bakardık. Aksini düşünen de çıkmazdı. Ne var ki liderler haleflerden hoşlanmıyorlar. Türkeş, yakın çevresini sürekli değiştirerek yoluna devam eden bir politikacı idi. Muhsin Başkan'ı değil ama, onun yakın arkadaşlarını çembere aldı. Muhsin Başkan, kendisine güvenenleri yarı yolda bırakmamak uğruna MHP'den ayrılmak zorunda kaldı. Ayrılırken geride geçmişten intikal eden bir şey bırakmadı, hepsini aldı yanında götürdü.

Politikada farklıydı. Hep gerekli esnekliği gösteremediğini, kişiliğinden ve prensiplerinden ödün vermediğini düşünmüşümdür. Politika saf inançla yürümüyor; Muhsin Başkan hesap değil, gönül adamıydı. Politikanın içine taşıdığı kendi dünyasının bu toplumdaki karşılığını, evvelki akşam Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi önünde endişe içinde ağlayan gençlerin yüzünde gördüm. Galiba onu tanıyanların, hepimizin yüzü öyleydi.

İnsanın içinde bir şeyler ağırlaşıyor ve kopuyor. Kopan bedeninizden, yüreğinizden, beyninizden veya geçmişinizden bir parça değil. Her şeyinizin iyi ve güzel yanlarına dair çok esaslı bir şey. Özünüze dair.

Son dakikalarında, o helikopterde herkesi nasıl sakinleştirdiğini, nasıl kaya gibi metin durduğunu gözümde canlandırırken, bizler niye darmadağın oluyoruz?

Ah başkanım ah; bize kaybettirdiğinin ne olduğunu bir bilseydin.

Mümtaz'er Türköne/ZAMAN

BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun ideolojisini, hayatla değil ama çizgisi sapanlarla mücadelesini kaleme alan Zaman yazarı Mümtaz'er Türköne, kendi kaleminden Yazıcıoğlu'nu anlattı.

İşte bugün Zaman gazetesindeki köşesinde yer alan Muhsin Başkan yazısı;

Türkiye'nin açık duran temiz sayfalarından biriydi. Onun arkasından yazmak ve bu sayfanın kapandığına şahit olmak çok zoruma gidiyor. O bizim gençliğimizin lideriydi. Hep, hem bizden, hem de bizden fazla biriydi. Kendimizi onda bulduk ve onunla temsil ettik.

O bizim yüreğimiz, bizim duruşumuz, bizim sesimizdi. Zaman zaman korksak da, o bizim hiç geri adım atmayan cesaretimizdi. Dünya telaşı ile yalpalarken, o cetvelle çizilmiş gibi dümdüz yolunda ilerleyen gölgemizdi. Hiç eğilmeyen başımız, hiç zedelenmeyen onurumuzdu. Zamanla biz onu yalnız bıraksak da, o bizden hiç vazgeçmedi.

O bizim Muhsin Başkan'ımızdı.

1976 yılının Eylül ayının başlarıydı. Siyasal'da yeni öğrencilerin kayıtları devam ediyordu. Dev-Yol, fakültenin girişine masayı kurmuş, gelenleri zorla derneğe kaydediyor, haraç alıyordu. Bize selam verip kayıt yaptırmaya gidenlerden birkaçını da sıkıştırmışlar. Sorumluluk bendeydi. Yardım istedim. Site Yurdu'nda iki kişi beni buldu. Mütevazı ama çok kararlı görüneni benimle konuştu. Muhsin Yazıcıoğlu ile ilk karşılaşmamdı. İki saat sonra, kulaktan kulağa yayılan, iki kişinin Siyasal'ı bastığı ve iki metre boyundaki Sedat'ın herkesin ortasında adamakıllı dayak yediğine dair inanılması güç bir rivayeti dinliyordum. Birkaç gün sonra burnu bantlı Dev-Yol liderini görünce ben de bu hikâyeye inandım. Bu anekdotu, 70'li yılların Muhsin Başkan'ını resmetmek için aktardım. O yıllarda onu tanıyan herkes, size benzer hikâyeler anlatacaktır.

Sonra Genel Merkez'de beraber çalıştık. Bizim genel başkanımız olmuştu. Doğuştan lider özelliklerine sahipti. Şiddetin tırmandığı yıllarda zirvedeki adamlardan biriydi; ama sükûnetini ve sağduyusunu hiç kaybetmedi. Olanlardan hepimiz sorumluyduk; ama irade bize ait değildi. Çaresizlik içinde güvenecek bir dal arıyorduk. Hepimiz ona güvenirdik. Hepimiz ona inanırdık. Bizi yarı yolda bırakmayacağını, bize yanlış yaptırmayacağını bilirdik.

O yıllarda, ülkemizin ciddi bir tehdit altında olduğuna inanmış ve aynı davaya gönül vermiştik. Ama siyaset ideolojik saflığı bozuyordu. Partinin gündelik siyasete endeksli tutumu ile bizim "kesin inançlı" tavrımız sık sık çatışıyordu. Eleştirilerimiz "Albay"a kadar çıkmasa da, 77'de sayıları artan milletvekillerini hedef alabiliyordu. Çok sert restleşmeler yaşadık. Muhsin Başkan bu sürtüşmeler boyunca dimdik durdu. Onun desteğiyle Ülkü Ocakları bünyesinde daha muhafazakâr ve daha toplumcu bir çizgi giderek netleşmeye başladı. Manzara dışardan göründüğü gibi değildi. O yıllarda da sonra da bizim tek liderimiz Muhsin Başkan'dı.

Cezaevinde geçirdiği 7,5 sene zarfında ve sonrasında da bizim liderimiz olmaya devam etti. Hepimiz ona "Türkeş'in halefi" gözüyle bakardık. Aksini düşünen de çıkmazdı. Ne var ki liderler haleflerden hoşlanmıyorlar. Türkeş, yakın çevresini sürekli değiştirerek yoluna devam eden bir politikacı idi. Muhsin Başkan'ı değil ama, onun yakın arkadaşlarını çembere aldı. Muhsin Başkan, kendisine güvenenleri yarı yolda bırakmamak uğruna MHP'den ayrılmak zorunda kaldı. Ayrılırken geride geçmişten intikal eden bir şey bırakmadı, hepsini aldı yanında götürdü.

Politikada farklıydı. Hep gerekli esnekliği gösteremediğini, kişiliğinden ve prensiplerinden ödün vermediğini düşünmüşümdür. Politika saf inançla yürümüyor; Muhsin Başkan hesap değil, gönül adamıydı. Politikanın içine taşıdığı kendi dünyasının bu toplumdaki karşılığını, evvelki akşam Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi önünde endişe içinde ağlayan gençlerin yüzünde gördüm. Galiba onu tanıyanların, hepimizin yüzü öyleydi.

İnsanın içinde bir şeyler ağırlaşıyor ve kopuyor. Kopan bedeninizden, yüreğinizden, beyninizden veya geçmişinizden bir parça değil. Her şeyinizin iyi ve güzel yanlarına dair çok esaslı bir şey. Özünüze dair.

Son dakikalarında, o helikopterde herkesi nasıl sakinleştirdiğini, nasıl kaya gibi metin durduğunu gözümde canlandırırken, bizler niye darmadağın oluyoruz?

Ah başkanım ah; bize kaybettirdiğinin ne olduğunu bir bilseydin.

Mümtaz'er Türköne/ZAMAN

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, ''Terör örgütü, silahını bırakması gerekir, ama Türkiye ile pazarlık yaparak değil, kendi adına dolaylı pazarlık yaptırarak değil'' dedi.

Seçim çalışmalarını memleketi Sivas'ta sürdüren Muhsin Yazıcıoğlu, Sivas Adliye Sarayı'nda Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Alkan'ı makamında ziyaret etti. Sivas Baro Başkanlığında avukatlarla görüşen Yazıcıoğlu, daha sonra İl Seçim Müdürlüğünü ziyaret etti.

Adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yazıcıoğlu, seçim çalışmaları çerçevesinde dün Erzurum ve Bayburt'ta 9 açık hava toplantısı yaptıklarını, bugün de Sivas'ta ziyaretlerde bulunduklarını kaydetti.

Yaptıkları araştırmalara göre partisinin Sivas Belediye Başkan adayı Doğan Ürgüp'ün etrafında bir bütünleşmenin göründüğünü ifade eden Yazıcıoğlu, ''29 Mart seçimleri Sivas'ta inşallah yeni bir dönemin başlangıcı olacak, bir değişim ve dönüşüm tarihi olacak. Bunu şu anda görüyorum'' diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI GÜL'ÜN BAĞDAT ZİYARETİ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Irak'ın başkenti Bağdat'a yaptığı ziyaretle ilgili görüşleri sorulan Yazıcıoğlu, ''Bu ziyaret elbette çok önemli, çok yönleriyle tartışılacak bir ziyaret'' dedi.

Yazıcıoğlu, şöyle devam etti:

''Sayın Cumhurbaşkanı'nın orada kullandığı bazı kavramlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin şu ana kadar yürüttüğü dış politikaya ters birtakım açıklamalar yapıldı. Bu anlaşılıyor ki, Türkiye artık bir makas değiştirme noktasına gelmiş gözüküyor, buradan o çıkartılıyor. Bu makas değiştirmenin, Türkiye'nin bütünlüğüne, gelecekte Orta Doğu'da lider olma özelliğine inşallah gölge düşürmez. Ancak ayaküstü konuşulmayacak kadar çok önemli gelişmelerin olduğunu görüyorum. Bu gelişmeler içerisinde en önemlisi Irak'ın kuzeyindeki yeni yapılanmayı kabul etmeyen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en üst düzeyde bir kabul noktasına geldiği şeklinde görülebilir, böyle yorumlanabilir, bunun önümüzdeki süreçte çok tartışılacağını düşünüyorum. Sayın Cumhurbaşkanı'nın orada kullandığı kavramlar herhalde seçim öncesinin yeni malzemesini oluşturacak. Her dönemde seçime çok kısa bir süre kala böyle üst düzey bir tartışma yaratmak suretiyle seçimlerdeki halkın sorunlarının da unutturulması sağlanıyor. Eğer sadece bu amaçla bir gündem oluşturmak üzere yapılmışsa bile üzerinde çok tartışılacak diye düşünüyorum.''

TALABANİ'NİN TERÖR ÖRGÜTÜ PKK İLE İLGİLİ SÖZLERİ

Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin terör örgütü PKK için, ''Ya silah bırakacaklar, ya da topraklarımızı terk edecekler'' şeklindeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine, Yazıcıoğlu, ''Evet, şimdi terör örgütü PKK'nın silah bırakmasının karşılığında Türkiye'nin herhangi bir devletle, herhangi bir örgütle bir pazarlığa oturması, Türkiye için çok büyük bir zafiyet doğurur'' diye konuştu.

Yazıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Terör örgütü, silahını bırakması gerekir, ama Türkiye ile pazarlık yaparak değil, kendi adına dolaylı pazarlık yaptırarak değil. Eğer terör örgütü adına birileri Türkiye ile pazarlığa oturuyorsa, önümüzdeki süreçte Türkiye çok daha ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalır. Onun için teröriste 'teslim ol' çağrısı yapılır, terör örgütüne 'silahı bırak ve teslim ol' denir. Onun ötesinde pazarlıkla terör önlenemez, pazarlıkla önlemeye çalışırsanız kısa bir süre sonra çok daha farklı bir üslup ve farklı bir yaklaşımla yeniden üstünüze gelir ve bunu da görürsünüz. Elbette terör örgütü silah bırakacak, teröristler teslim olacaklar, ama bunu bu sokağın çıkmaz sokak olduğunu görerek, terörle sonuç alınamayacağını anlayarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin yasalarına teslim olmak suretiyle silahını bırakmalıdır.''

Açıklamasının ardından Küpeli Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nin Kepenek Caddesi'nde bugün açılışı gerçekleştirilen hizmet binasına geçen Yazıcıoğlu, burada MHP Merkez Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Mit, MHP Sivas Belediye Başkan adayı Ziyaettin Başkan ve Merkez İlçe Başkanı Ragıp Özkan ile karşılaştı.

Dernek binasında bulunan bir kişinin ''Başkanım bu birlikteliği alkışlasak olmaz mı?'' şeklindeki sözleri üzerine, binada bulunanlar Yazıcıoğlu, Mit ve beraberindekileri alkışladı.

Dernek başkanı Yalçın Deniz'den dernek hakkında bilgi alan Yazıcıoğlu, daha sonra seçim çalışmalarına esnafı ziyaret ederek devam etti.

Kibrisli 16.04.2009 15:53

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=berat.demir;399678]Arkadaş ben ne diyorum : ilk önce o yavlı mavlı konuştu, ilk önce o öğren de gelli konuştu ve sen bana uyarı yapıyorsun. O ilk önce başlattı ama sen sadece bana eleştiride bulundun. Bu da senin ne kadar olaya tarafsız baktığını gösteriyor. Oraya yazmışsın herkes senin gibi düşünmek zorunda mı diye. Değil tabi ki. İlk mesajım da ben onun yazılarında yanlış gördüğüm şeyleri yazdım o da bana yavlı mavlı konuştu. Okumadan ahkam kesme istersen. Ben senin de onun da ne demek istediğini çok iyi anladım merak etme. Ben kendi argümanlarımı yazdım ilk mesajımda ona onun yaptığı gibi yav git be BERAT şeklinde bir lafım olmadı. ( bu hitabı işine gelmediği için görmüyorsun değil mi). Ama bana cevabını okudun dimi. Adeta çileden çıkmış gibi. Bana diyor kin kusuyorsun diye. Benim ilk mesajımda kin kusar gibi bi tavır yoktu. Ancaaak ne zaman ki bana yazılan cevaba baktım, hitap tarzına baktım iş değişti. Kusura bakma da cevabını da elbette alacaktı. Benim hiç bir mesajımda da sola hakaret asla yoktur. Sol da bir ideolojik yoldur ve saygı duyarız, benimsemeyiz ayrı mesele. Sol harekete de hakaret etmeyiz.Şimdi sen de bu hitaplarını görmeden veya görmemezlikten gelerekten bana cevap yazmışsın.

Ayrıca arkadaş diyor ki sen gelmeden gerilim olmadı. Ben takip ettim konuyu ve sonradan müdahil oldum ortam gerilmeye başladığı an devreye girdim. Devreye girmemdeki amaç da yanlış bilgilerdi ve beni kesip doğrasalar yine o ilk mesajımı yazardım, çünkü konu başka mecraya gelmişdi. [B]Ama tekrar ediyorum bana nasıl hitap tarzı olursa aynı hitapla cevap veririm.[/B]

Dikkat edersen bana yazdığı hiç bir kelimeyi, cümleyi, hitabı da silmedim silmem de. Yazarken bir emeği var çünkü. Sadece onun değil hiç bir üyenin mesajını silmem.

Pınarbaşı Sivas tan 1926 yılında ayrılmıştır. Rahmetli Türkeş de 1917 yılında dünyaya gelmiştir ve kütüğünde 9 yıl Sivas yazmıştır. Bu bilgiler rağmen hala inat edip druyorsun Sn Kıbrıslı. Pınarbaşı Sivas tan 1926 yılında ayrılmıştır.[/QUOTE]
Gardaş tamam bak söylediğin bir mantıktır karşı değilim ama o öyle değil... Alparslan Türkeş'in ailesi 1860'ta Padişah buyruğu ile Kıbrıs'a sürülmüştür... Daha sonra da 1933'te dönmüşlerdir... Pınarbaşı 1926'da Sivas'tan ayrılmıştır Türkeş ailesi Türkiye'ye 1933'te gelmiştir... Geldiklerinde de kütüklerini Pınarbaşına yazdırmışlardır aile kökleri orda olduğundan... Yani... Türkeş doğduğunda değil (yani 1917) Türkiye'ye göçtüklerinde kütükleri yazılmıştır (1933) ayrıca O'nun Sivas'lı olduğunu ilkkez duyuyorum, keşke doğru olsa ama ne yazık ki değil... Ayrıca bırak Alparslan Türkeş'i babası bile Kıbrıs'ta doğmuştur...

seva 16.04.2009 17:18

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
solcular ve sağcılar arasında benim dikkat çektiğim

sağcılar yaparım, yapacağım derken solcular yapmazsın, yapamazsın derler.
sağcılar, sağ gösterip sol vururken; solcular, sol gösterip sağdan vurulurlar.

solcular, sağcılara "faşist" der.
sağcılar, solculara "anarşist" der.

türkiye bağlamında, sağcılar "ben sağcıyım" sözünü pek öne çıkarmazlarken; solcularda bunun aksi bir eğilim söz konusudur genelde. solcu olmayı bir marifet saymak genel bir eğilimdir.


ayrıca kendini solcu sayan apayrı kesim vardır ki, bu da sanırım ancak türkiye'de görülebilecek bir durumdur. "ulusalcılık" altında solculuk yaptığını iddia eden bu kesim dinin toplum hayatındaki görünürlüğünü azaltmayı solculuk adleder. hem batıcıdırlar, hem de batı karşıtıdırlar. hem halkçı olduklarını iddia edip hem de halkın değerlerine tepeden bakabilirler. hem halkı eğitme iddiasına soyunurlar, hem de eğitim hakkının çeşitli nedenlerle kısıtlanmasına alkış tutarlar. bu kesim genelde CHP'ye oy verir (her CHP'li böyle demek değildir). CHP sol bir parti olmaktan artık epey uzak bir "sol" parti olduğu için bu durumun farkında olanlarsa, buna sadece bir yerleriyle güler.


Tabi herkes için geçerli değil...

Arif Coşkun 16.04.2009 17:43

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
Sağcısı da, solcusu da, bu ülkenin evladı hepside bu ülkenin vatandaşı. Bu sadece Türkiye için geçerli birşey değil dünyanın her ülkesinde sağ, sol kavramları geçerlidir yaşanır.
Burada sen sucusun ben bucuyum kısır tartışma kalp kırmaktan başka hiç birşey kazandırmaz kimseye. Ayrıca solcu olmakta, sağcı olmakta suç değildir. Aşık Veysel'imiz ne demiş ? "Koyun kurt ile gezerdi fikir başka başka olmasa" Elbetteki fikirler başka, başka olcak. Standart insan tipi zaten olmaz o zaman doğrular bulunamaz !!!
Sağ ile sol kavramlarını biribirinden ayıran şey sadece solun emeğin yanında sağ'ın sermayenin yanında yer aldığı söylenir. Aradaki fark zıtlılıkta bundan kaynaklanır, bunu iyi araştırın tüm dünyada böyledir.
Şucu, bucu neci olursa olsun önce insan olsun. Saygı, sevgi seviyesiz bir insanın neci olursa olsun hiç bir önemi yoktur !!!

Kibrisli 16.04.2009 17:47

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=seva;399755]solcular ve sağcılar arasında benim dikkat çektiğim

sağcılar yaparım, yapacağım derken solcular yapmazsın, yapamazsın derler.
sağcılar, sağ gösterip sol vururken; solcular, sol gösterip sağdan vurulurlar.

solcular, sağcılara "faşist" der.
sağcılar, solculara "anarşist" der.

türkiye bağlamında, sağcılar "ben sağcıyım" sözünü pek öne çıkarmazlarken; solcularda bunun aksi bir eğilim söz konusudur genelde. solcu olmayı bir marifet saymak genel bir eğilimdir.


ayrıca kendini solcu sayan apayrı kesim vardır ki, bu da sanırım ancak türkiye'de görülebilecek bir durumdur. "ulusalcılık" altında solculuk yaptığını iddia eden bu kesim dinin toplum hayatındaki görünürlüğünü azaltmayı solculuk adleder. hem batıcıdırlar, hem de batı karşıtıdırlar. hem halkçı olduklarını iddia edip hem de halkın değerlerine tepeden bakabilirler. hem halkı eğitme iddiasına soyunurlar, hem de eğitim hakkının çeşitli nedenlerle kısıtlanmasına alkış tutarlar. bu kesim genelde CHP'ye oy verir (her CHP'li böyle demek değildir). CHP sol bir parti olmaktan artık epey uzak bir "sol" parti olduğu için bu durumun farkında olanlarsa, buna sadece bir yerleriyle güler.


Tabi herkes için geçerli değil...[/QUOTE]

Çok hoş ve Büyük oranda doğru bir tanımlama olmuş.... Küçük oranda doğru olmadığını düşündüğüm kısımları yazarak tartışma yaratmayayım şimdi:)
İşte bende bu yüzden ne sağcıyım ne solcu... Ben Cumhuriyet değerlerini ve Halkın öz değerlerini göz önünde bulundurarak Atatürk ilke ve devrimlerini savunan bir Türk genciyim... Önceliğim Türklüktür (Irk olarak değil)...
CHP'de aslında İnönü'nün ilk dönemleri dahil, 40'ların sonuna kadar böyle bir partiydi...Hele hele Ecevit zamanında tüzüğündeki "Parti Kemalist bir Partidir" terimi çıkartılmış yerine Demokratik Sol ve Sosyal Demokrasi terimi eklendğinden beri Kemalizm çizgisinden kaymış başta halkı çok kucaklasa da şimdi uzak kalmıştır... Dünya da sağ partiler para babalarını,elitleri ve jakobenleri kucaklarken sol partiler ezilmiş halkı, köylü ve işçiyi temsil eder... Türkiye de ise Elitleri kendisini sol olarak gören CHP köylü ve eğitimsiz kesimi AKP temsil ediyor... Bunun büyük bir nedeni Türkiye'de dinin siyasete bulaştırılması olabilir... Türk Halkının maneviyatı buna uygun olduğundan kullanılıyor ne yazık ki...
DSP'de 1 sene CHP'de ise 4-5 sene çalıştım... Nedeni bu partileri benimle aynı düşüncedeki arkadaşlarla buluşup birleştirebileceğim düşüncesiydi... CHP'de ise parti içerisinde yükselip gençleştirme ve Sosyal Demokrasi'nin reddi ile yeninden Kemalist bir parti yapmaktı... Ama olmayacağını anlayınca da oy kazanmaları için enerjii harcamak istemedim...
Bunları açıklama gereği duydum çünkü bana solcu felan gibi yaftalar yapıştırılıyor....
Zaman gazetesinin de dediği gibi "Yaftalamadan Düşünün" demek geldi birden içimden :)

titizyiğido 16.04.2009 18:13

Cevap: Türk Solundan Yazıcıoğluna Çirkin Saldırı.
 
[QUOTE=seva;399755]solcular ve sağcılar arasında benim dikkat çektiğim

sağcılar yaparım, yapacağım derken solcular yapmazsın, yapamazsın derler.
sağcılar, sağ gösterip sol vururken; solcular, sol gösterip sağdan vurulurlar.

solcular, sağcılara "faşist" der.
sağcılar, solculara "anarşist" der.

türkiye bağlamında, sağcılar "ben sağcıyım" sözünü pek öne çıkarmazlarken; solcularda bunun aksi bir eğilim söz konusudur genelde. solcu olmayı bir marifet saymak genel bir eğilimdir.


ayrıca kendini solcu sayan apayrı kesim vardır ki, bu da sanırım ancak türkiye'de görülebilecek bir durumdur. "ulusalcılık" altında solculuk yaptığını iddia eden bu kesim dinin toplum hayatındaki görünürlüğünü azaltmayı solculuk adleder. hem batıcıdırlar, hem de batı karşıtıdırlar. hem halkçı olduklarını iddia edip hem de halkın değerlerine tepeden bakabilirler. hem halkı eğitme iddiasına soyunurlar, hem de eğitim hakkının çeşitli nedenlerle kısıtlanmasına alkış tutarlar. bu kesim genelde CHP'ye oy verir (her CHP'li böyle demek değildir). CHP sol bir parti olmaktan artık epey uzak bir "sol" parti olduğu için bu durumun farkında olanlarsa, buna sadece bir yerleriyle güler.


Tabi herkes için geçerli değil...[/QUOTE]

valla bu yazı bu konuya kapak olur bence......


WEZ Format +2. ?uan Saat: 08:01.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.