Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar

Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar (http://www.sivaslilar.net/forum/index.php)
-   Anasayfa Haberler (http://www.sivaslilar.net/forum/forumdisplay.php?f=36)
-   -   250 bin şehidimizi anacağız (http://www.sivaslilar.net/forum/showthread.php?t=34231)

Sivaslilar.Net 18.03.2010 02:53

250 bin şehidimizi anacağız
 
[IMG]http://www.sivaslilar.net/images/stories//ozelgunler/canakkale1.jpg[/IMG]

[B] Çanakkale Zaferi'nin 95. yıldönümünde aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz.[/B]

250 bin şehidin kefensiz yattığı, Mehmetçiğin şanına şan kattığı ve bir devrin battığı yer olan Çanakkale canını ortaya koyan Mehmetçiğimizin kahraman ve yiğitlik hasletleriyle iman ve azminin sentezine işaret eder.
Türk milletinin inanç, azimle ve vatan sevgisiyle bin bir yokluk içinde tarih sayfalarına altın harflerle yazdığı bir destan olan ve kahraman Türk ordusunun Çanakkale’de vermiş olduğu mücadele sonucunda kazanılan zaferin 95. yıldönümünü kutlamanın onur ve gururunu bugün bir kez daha yaşıyoruz.

Vatan topraklarını korumak ve savunmak için en güç koşullar altında bile canlarını feda etmekten çekinmeyen kahraman Türk askerleri tarafından verilen eşsiz mücadele tarihe altın harflerle yazılmış, Türk milletinin vatanına ve onuruna nasıl sahip çıktığının da bir göstergesi olarak tarih sayfalarındaki destansı yerini almıştı.
Türk milleti atalarına olan minnettarlığını bugün düzenlenecek olan törenlerle bir kez daha gösterecek.
18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 95. yıldönümü ve Şehitler Günü nedeniyle bugün düzenlenecek olan tören sabah 09.00’da Yukarı Tekke Şehitliği’nde başlayacak. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından şeref defteri imzalandıktan sonra şehit mezarları ziyaret edilecek.

Daha sonra Atatürk Kültür Merkezi’nde devam edilecek olan anma programında Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Hızal bir konuşma yapacak. Garnizon Komutanlığı tarafından görevlendirilecek olan bir subay tarafından “Çanakkale’nin Askeri Yönden Değerlendirilmesi” yapılacak.

Selçuk Anadolu Lisesi Tarih öğretmeni Necati Çağlayan günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapacak. Selçuk Anadolu Lisesi tarafından hazırlanan oratoryo ile devam edecek törenin sonunda Devlet Övünç Madalyası Tevcih töreni gerçekleştirilecek.

navruz58 18.03.2010 07:32

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
Türkün geçit vermez kalesidir Çanakkale
Bir destanın adıdır Çanakkale
Ateşle imtihandır Çanakkale
Tarihte destandır Çanakkale
Düşmana mezardır Çanakkale

Türkün şerefidir bu Çanakkale
Kurşunların sevdası Çanakkale
Ateşe karşı imandır Çanakkale
Haçlıya ölümdür bu Çanakkale

Şehitlere mezardır Çanakkale
Yamyamlara derstir Çanakkale
Canavarlara derstir Çanakkale
En büyük destandır Çanakkale

Kınalı kuzuların yattığı yer Çanakkale
Seyit onbaşıların güçüdür Çanakkale
Yahya çavuşların savaşıdır Çanakkale
Türkün kaderini yazıldığı yer Çanakkale


Düşmana yol vermeyen sudur Çanakkale
Çelikten kaleyi yutan yerdir Çanakkale
Haçlıya tarihi büyük derstir Çanakkale
Türkün geçit vermez kalesidir Çanakkale

navruz58 18.03.2010 07:40

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
Vatan Millet deyince tüylerimiz ürperir,
Çanakkale yer ince altlarından ses gelir,
İmanlı olanların önünde Moskof erir,

Çanakkale tarihtir, Çanakkale destanlar,
Boşa akıp gider mi, uğrunda akan kanlar.

Tarihi bir incele neler olduğuna bak,
Zafer vaat etti bize kurtuluşta yine hak,
Yüce Rabbim rahmetin iniyor sağnak sağnak,

Çanakkale tarihtir, Çanakkale destanlar,
Boşa akıp gider mi, uğrunda akan kanlar.

Esareti bilmeyiz, adaletten yanayız,
Masum olan millete her daima anayız,
Haçlı seferlerini yurdumuza komayız,

Çanakkale tarihtir, Çanakkale destanlar,
Boşa akıp gider mi uğrunda akan kanlar.

ömer yalcin 18.03.2010 07:42

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[IMG]http://img410.imageshack.us/img410/3514/010fatihami6.gif[/IMG]
[B][I][COLOR=darkred]Sehitlerimizin ruhuna .............................[/COLOR][/I][/B]

Salim58 18.03.2010 08:06

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[url=http://resimzade.com/Show.html?i=17960&token=99765][img]http://resimzade.com/Show.html?i=17960&token=99765[/img][/url]

[B]Tüm Şehitlerimizi Rahmetle Anıyorum.Rabbim Ruhlarını Şaad Mekanlarını Cennet Etsin......[/B]

ela58 18.03.2010 08:49

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[B]

Türkün geçit vermez kalesidir Çanakkale

Bir destanın adıdır Çanakkale
Ateşle imtihandır Çanakkale
Tarihte destandır Çanakkale
Düşmana mezardır Çanakkale

Türkün şerefidir bu Çanakkale
Kurşunların sevdası Çanakkale
Ateşe karşı imandır Çanakkale
Haçlıya ölümdür bu Çanakkale

Şehitlere mezardır Çanakkale
Yamyamlara derstir Çanakkale
Canavarlara derstir Çanakkale
En büyük destandır Çanakkale

Kınalı kuzuların yattığı yer Çanakkale
Seyit onbaşıların güçüdür Çanakkale
Yahya çavuşların savaşıdır Çanakkale
Türkün kaderini yazıldığı yer Çanakkale


Düşmana yol vermeyen sudur Çanakkale
Çelikten kaleyi yutan yerdir Çanakkale
Haçlıya tarihi büyük derstir Çanakkale
Türkün geçit vermez kalesidir Çanakkale

Halil ÇOLAK 17.03.2010
ANKARA [/B]

HaZaN 18.03.2010 09:18

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[IMG]http://img1.blogcu.com/images/d/i/n/dingildana/canakkale_bayram_namazi.jpg[/IMG]

[IMG]http://img1.blogcu.com/images/d/i/n/dingildana/canakkale.jpg[/IMG]

rüzgar79 18.03.2010 09:28

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
bütün yüce sehitlerimize

Hain düsman kudurdu,
Türke saldirdi durdu,
Koca seyyit onbasi,
Zulmü kalbinden vurdu.


Allah Allah sesiyle,
Cinliyor yüce daglar,
Canakkale bizimdir,
Bitsin karanlik caglar.


Yurduma göz koyanin gözlerini oyarim,
Canakkalede hala kursun sesi duyarim.

rüzgar79 18.03.2010 09:33

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[IMG]http://resimzade.com/Show.html?i=17966&token=90076[/IMG]

H_Turan 18.03.2010 09:34

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
Çanakkale Ruhu O zamanki Yaşananlar Yüksek Seviyeli cepheneleri olan orduyu ve çok bir liği lan orduyu Cephenasi onlar gibi olmayan Teknolojik silahı bulunmayan bir ordu olarak İmanla,Ruhla Yendiğimizin adıdır Çanakkale Batmaz Dedikleri Çelik gemilerini Batırdığımızın Adıdır Çanakkale Kısacası Çanakkale Ruhudur Bu ruh İlerde Kurtuluş Savaşımızdada görülecektir Bu ruh olmasa Kurtuluş savaşımızda Olmazdı Yıllarca Batıya Yeniliyorduk Bu savaşta Yeneceğimizi kanıtladık Ne kadar büyük Ordu olursa olsun İnançla Ruhla Vatan Sevgisiyle,İmanla Aynı Tarihte olduğu gibi yine büyük orduları yendik bu da gösterdiki Ordular ne kadar büyük olursa olsun yenilmez değiller Önemli olan Orduların büyüklüğü değil İnancı ruhu ve azmidir Çanakkale Destanını Yazan Şehitlerimiz Bunu Yapan Kişilerdir Yıllardır Ezilmişliğimize son verenlerdir Vatanlarını koruyonlardir Dünyaya Çanakkale Geçilmez gösterenlerdir Biz Onlarun torunlarıyız NE kadar onlara layığız.

goramaz 18.03.2010 11:09

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
Bir kez daha sizlere minnetimizi sunuyoruz. Ruhunuz şad olsun

Siyahnur 18.03.2010 12:14

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[B][FONT="Comic Sans MS"][COLOR="DimGray"]Cok duygulandiriyor her seferinde.. Allah onlardan razi , mekanlari firdevs cenneti olsun.[/COLOR][/FONT][/B]

seva 18.03.2010 13:01

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
şehitlerimizi rahmetle anıyorum

SONMEZ 18.03.2010 14:21

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=navy][COLOR=navy][FONT=Arial]Ecdadımızın verdiği kutlu mücadelenin değerini bilmemiz ve onlara layık olmamız dileğiyle,[/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=navy][COLOR=navy][FONT=Arial]Tüm şehitlerimizi saygıyla ve dua ile anıyoruz.[/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=navy][COLOR=navy][FONT=Arial]Allah (c.c) mekanlarını cennet eylesin ve bizleri de onlara komşu eylesin inş. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=navy][COLOR=navy][FONT=Arial]Amin...[/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT]

HasreT 18.03.2010 14:29

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
seyit ali onbaşı.

Çanakkale Savaşları'nda Deniz Savaşları sırasında Seddü'l- bahir açıklarında bulunan düşman gemileri Morto Koyu ile Seddü' l- bahir tepesini sürekli bombardıman altına almışlardı. Türk mukavemeti gittikçe azalıyordu. Kendilerini Allah' ın koruyuculuğuna bırakan Türk birlikleri şehitlik mertebesine ulaşmayı arzu edercesine, kaçmak yerine son gayretleriyle mücadele ediyorlardı.

Bu sırada bir ingiliz gemisinden atılan büyük bir bomba Morto Koyu sırtlarındaki bir topçu birliğimizi toptan imha etti. içlerinden yalnızca Seyid Ali Çavuş kurtulmuştu. Çavuş etrafındaki manzara karşısında duyduğu ızdırap ile dünyada eşine az rastlanacak bir olay gerçekleştirdi.

Duyduğu acı ile normalde üç kişinin zor taşıdığı 257 kiloluk bombayı yerinden tek başına kaldırdı, taşıdı, topun namlusuna sürdü ve ateşledi. Bu mermi gideceği yeri de biliyordu. Queen Elizabeth gemisinin bacasından içeri girdi ve gemi ortadan ikiye ayrılarak battı.

Burada, 257 okkalık bir mermiyi kaldırarak olağanüstülük gösteren Seyit Ali Onbaşı ile ilgili menkıbeyi Mehmet ihsan GENiŞÇAN, eserinde şöyle anlatıyor:

" Ne hikmetse bataryada tek top ayakta kalabilmiş, fakat onun da vinci kırılmış olduğundan mermileri namluya sürülemiyordu. Yüzbaşı Hilmi Bey , etrafından birilerinden yardım alabilmek düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı sırada Niğdeli Ali ile Koca Seyit ümitsiz ve perişan ne yapacaklarını düşünüyorlardı.

" Ulu ve yüce Allah' tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur. " duası Seyit' in ağzından nûr tanesi gibi dökülmeye başladı.

Seyit Ali, bu duayı defalarca okudu. Bu yakarış şüphesiz hiç kimseninkine benzemiyordu. Aşk ile kendinden geçmesi ve 257 okkalık top mermisini kucaklayıp omzuna alması bir oldu. Demir basamakları tam üç kez inip çıktı. Yanında bulunan Niğdeli Ali, Seyit ' in göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısını duyuyor, hayret ve dehşet içinde kalıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi savaşın kaderini böylece değiştiren olayı yaratmış ve ingilizler' e ait "Ocean" isimli zırhlı, bu merminin isabetiyle korkunç yara almıştır.

Aynı gün geç saatlerde Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Kumandanı Cevat Paşa, ödül olarak Seyit' e onbaşılık rütbesini verdi. Merminin bir defada kendi huzurunda kaldırılmasını istedi. Bunun üzerine Seyit Onbaşı, Cevat Paşa' ya şu cevabı verdi:

" Ben bu mermileri kaldırırken gönlüm, Allah'ın feyziyle doldu. Ancak bu kuvvetin sırrı o anda bana Allah' ın ihsan ettiği bir vergi idi. Bu ağırlığı kaldıracak kadar bir makam varmışsam bu dua ve rıza ile olmuştur. Ancak şimdi kaldırmam mümkün değildir kumandanım"

[B]Tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum, Hepsi ayrı ayrı kahraman, Ruhları şad olsun.... [/B]

LaEdri 18.03.2010 14:36

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
"Kaybettik bütün hazinesini ceddin.." diyor ya şair.
Günümüzdeki aşağılık nesil,cuntacılar,türban yasakçıları,İmam-Hatip yasakçıları,millete ihanet edenler,yolsuzluklar içinde yüzenler Çanakkale'yi bilemez,anlayamaz!

abircan 18.03.2010 14:51

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
allah rahmet eylesin gani gani hepsine

yukarıda konu başlığı dahil 15 yorumcuda ne hikme hiç Atatürk ve silah arkadaşlarını yadedmemiş, sanki komutan kim bilemiyorlar allah allah bu nasıl gençlik, kimin gençliği

HasreT 18.03.2010 14:56

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[QUOTE=abircan;534910]allah rahmet eylesin gani gani hepsine

yukarıda konu başlığı dahil 15 yorumcuda ne hikme hiç Atatürk ve silah arkadaşlarını yadedmemiş, sanki komutan kim bilemiyorlar allah allah bu nasıl gençlik, kimin gençliği[/QUOTE]

Neden siz bahsetmediniz seve seve okurduk....

abircan 18.03.2010 15:01

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[QUOTE=HasreT;534911]Neden siz bahsetmediniz seve seve okurduk....[/QUOTE]

niye senin vaktinmi dardı , klavyede yeteri kadar harfmi yoktu, ben allah bir yazsam haşa inanmaz okumazsınızki niye acaba bir düşün bakalım, sizce tarihi sapıtmak , olanı olmamış göstermek olmamışı olmuş göstermek moda, nereye kadar bilemiycem ama allah sonumuzu hayretsin

HasreT 18.03.2010 15:06

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[QUOTE=abircan;534912]niye senin vaktinmi dardı , klavyede yeteri kadar harfmi yoktu, ben allah bir yazsam haşa inanmaz okumazsınızki niye acaba bir düşün bakalım, sizce tarihi sapıtmak , olanı olmamış göstermek olmamışı olmuş göstermek moda, nereye kadar bilemiycem ama allah sonumuzu hayretsin[/QUOTE]

Allah bir yazsan neden okumayıp anlamıyalımki neden.. düşündüm bulamadım ben seni tanımam bilmem neden böyle düşünüyorsun ben sana bahset seve seve okuruz dedim ne var bunda hem koca seyiti yazmaktan onur duyarım zamanımda çok.. klavyemde yeterli bunun için

abircan 18.03.2010 15:14

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[QUOTE=HasreT;534913]Allah bir yazsan neden okumayıp anlamıyalımki neden.. düşündüm bulamadım ben seni tanımam bilmem neden böyle düşünüyorsun ben sana bahset seve seve okuruz dedim ne var bunda hem koca seyiti yazmaktan onur duyarım zamanımda çok.. klavyemde yeterli bunun için[/QUOTE]

iyi haydi hep beraber okuyalım bari çanakkale neymiş ne olmuş öğrenelim, atışmayı bırakıl boş işleri bırakalımda lütfen okuyalım okuyalım okuyalım



Ana madde: Çanakkale Deniz Harekâtları
19 Şubat günü, güçlü Fransız kuvvetleri ile İngiliz Queen Elizabeth savaş gemisinin Osmanlı sahil bataryalarını bombalayarak ilk Çanakkale saldırısı başlatılmış oldu.

İtilaf devletleri, kısa bir aranın ardından bir sonraki saldırıyı 18 Mart'ta gerçekleştirmişlerdir. Hedef, Çanakkale Boğazı'nın sadece 1 mil genişliğindeki en dar noktasıdır.[kaynak belirtilmeli] Amiral John de Robeck komutasındaki aşağı yukarı en az 16 savaş gemilik dev donanma Çanakkale'yi geçmeye kalkmıştır. Ancak her gemi Nusret Mayın Gemisi adlı Osmanlı mayın gemisinin boğazın Asya tarafına yerleştirdiği deniz mayınları tarafından hasar almıştır. Bazı balıkçılar, İngilizler tarafından mayın toplama işiyle görevlendirilmiştir; ama Osmanlı ordusunun açtığı top atışlarıyla korkarak kaçmışlar, mayınlara dokunulmamıştır. Yerinde kalmış bu mayınlar İngiliz Ocean, Irresistible ve Fransız Bouvet adlı üç zırhlıyı batırmıştır. Ayrıca İngiliz Inflexible ve Fransız savaş gemileri Suffren ve Gaulois çok ağır bir şekilde hasar almıştır.

Sonuç olarak, 18 Mart 1915'te, deniz mayınları ve kıyılardaki Osmanlı topçu bataryalarının isabetli atışları denizden geçişin mümkün olmayacağını göstermiş, İtilaf Devletleri Gelibolu Yarımadası'na asker çıkararak Boğaz topçu bataryalarını etkisiz hale getirmeyi hedeflemiştir.

Gelibolu Yarımadasında Müttefik[kaynak belirtilmeli] çıkarmaları yarımadanın güney bölümündeki altı kumsala, iki cephede yapılmıştır. Seddülbahir Cephesi’ne Britanya 29. Tümeni[kaynak belirtilmeli] ile Fransız Kolordusu (Fransız Doğu Sefer Kuvveti) çıkarma yaparken Arıburnu Cephesi’nde ise Anzaklar Kolordusu çıkarma yapmıştır. Bu beş tümene ek olarak bir hafta içinde İskenderiye'den getirilecek olan Hint Tugayı, muhtemelen Seddülbahir Cephesi'nde kullanılmak üzere ordu ihtiyatını oluşturacaktı.

Kara muharebeleri
İngiliz-Fransız Birleşik Donanması'nın 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı’nı geçme ve İstanbul’u işgal girişiminin başarısız kalması üzerine bir kara harekâtıyla İstanbul’un işgali yönünde yeni bir savaş planı oluşturulmuştur.

Esasen 1 Mart 1915 tarihinde Yunanistan Hükûmeti, Gelibolu Yarımadasının işgal edilerek bu yolla İstanbul üzerine yürünmesi şeklindeki bir savaş planını İngiliz yetkililere iletmiş ve bu operasyon için üç tümen tahsis edebileceğini bildirmişti. Ancak İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener, o tarihlerde bir kara harekâtına kuvvet ayırmak yerine Çanakkale Boğazı’ndaki Osmanlı kıyı topçusunu deniz topçusu ile imha ederek bu denizyolunu açmayı ve doğrudan İstanbul’a bir çıkarma yapmayı uygun bulmuştu. Dahası Çarlık Rusyası da bu operasyona Yunan birliklerinin katılmasına kesinlikle karşı çıkmıştır.

Ancak bölgedeki incelemelerinin sonucunda Lord Kitchener’e 5 Mart 1915 tarihinde bir rapor sunan General William Birdwood, bu raporunda bir deniz harekâtının başarı şansı olmadığını, deniz harekâtının Gelibolu Yarımadası’na yapılacak bir çıkarma harekâtıyla desteklenmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu rapor üzerine Lord Kitchener, 10 Mart 1915 tarihinde seçkin bir birlik olan İngiliz 29. Tümeni’nin Gelibolu Yarımadası'na yapılacak bir çıkarma ile görevlendirdiğini bildirmiştir. Gelibolu’daki çıkarma için tertiplenen Akdeniz Sefer Kuvveti’nin komutanlığına da General Sir Ian Hamilton atanmıştır.

Planlar ve kuvvetler
İtilaf tarafı

"The Trumpet Calls (Trampet Çağırıyor)": Avustralya'da 1914-1918 arasında kullanılan askeri alma posteri (Norman Lindsay)General Hamilton emrine verilen kuvvetler ve savaşçı mevcutları şöyledir.

Anzak Kolordusu 25.700
Britanya 29. Tümeni 17.000
Fransa 1. Tümeni 16.700
Britanya Kraliyet Deniz Tümeni 10.800
Anzak Tugayı 4.800
Böylece harekât için 75 bin kişilik bir kuvvet oluşturulmuştur.

General Hamilton, Gelibolu Yarımadasındaki çeşitli çıkarma alanlarına kuvvet çıkartarak yarımadanın denetimini, böylece Osmanlı kıyı topçusunu etkisiz hale getirmeyi amaçlamıştır. Bunun için iki ana çıkarma bölgesi belirlenmiştir. Bunlardan biri, yarımadanın en güney ucu olan ve Seddülbahir olarak bilinen bölge, diğeri ise daha kuzeydeki Kabatepe-Küçük Arıburnu arasındaki kumsaldır. Bu iki çıkarma bölgesinden Seddülbahir’e ağırlık verilmiştir. Seddülbahir bölgesine ağırlık verilmesi üç taraftan da donanma topçu ateşiyle desteklenebilir bir bölge olmasındandı.

General Hamilton Seddülbahir Cephesi çıkartmaları için Seddülbahir bölgesinde beş ayrı kumsal belirlemişti.

Sığırini (Morto) koyu – Hisarlık Burnu
Ertuğrul Koyu
Tekekoyu
İkizkoyu
Zığındere
Bu kumsallar için iki İngiliz, bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayı tahsis etmiştir.

Arıburnu Çıkarması için ise iki tümenden oluşan Anzak Kolordusu tahsis edilmiştir.

Seddülbahir Cephesi’ne çıkarılan birliklerin hedefi, Gelibolu Yarımadası’nın güney bölgesinin taktik derinliğindeki Alçıtepe bloğu’nun ele geçirilmesidir. Bu birliklerin ileri harekâtı derinlikte birleşerek Kirte Köyü hattından Alçıtepe bloğu ele geçirilecek, Arıburnu Cephesi’ne çıkan birlikler ise Conkbayırı-Kocaçimentepe hattından Maltepe bölgesinin ele geçirilmesiyle Seddülbahir Cephesi’nin Osmanlı kuvvetlerince takviyesi önlenecektir. Alçıtepe, ilk günün hedefi olarak belirlenmiştir, Seddülbahir’den 10 km. ve Zığındere’den 5 km. mesafededir.

Arıburnu Cephesi kuvvetlerine verilen taktik hedef ise Kocaçimen tepe üzerinden Eceabat'ta sahile ulaşarak Seddülbahir Cephesi'ndeki Osmanlı kuvvetlerinin geri bağlantısını kesmektir.

İttifak tarafı


Deniz harekâtının başarısızlığı ardından (18 Mart 1915) bir kara harekâtına girişileceği ve bu harekâtın Gelibolu Yarımadası’nı hedef alacağını öngörüsü, mantık gereği olarak bile neredeyse kesinlik kazanmıştır. Kaldı ki 1915 yılının Nisan ayı başlarından itibaren Hamilton’un kuvvetleri Mısır’da toplanmaya başladığında bölgedeki Osmanlı istihbaratı, birliklerin mevcutları, komutanları, silah ve donanımları hakkında ayrıntılı bilgiler edinmeye başlamıştır.

14 Aralık 1914 tarihinde 42 kişilik bir subay gurubuyla İstanbul’a gelen ve Enver Paşa tarafından 1. Ordu Komutanlığı’na atanmış olan Alman Danışma Kurulu Başkanı Mareşal Liman Von Sanders, yeni teşkil edilen ve bölgeyi savunmakla görevli 5. Ordu komutanlığına 24 Mart 1915 tarihinde atanmıştır. Dolayısıyla bölgenin savunmasından sorumlu olan 3. Kolordu da Mareşalin emrine girmiştir. 5. Ordu’nun bir Alman mareşali komutasına verilmesi, Almanya ile Osmanlı Devleti arasında yapılmış olan antlaşmanın gereği olarak Almanya tarafından talep edilmişti.

Mareşal Sanders’in savunma planı, Hamilton’un taarruz planıyla örtüşmemektedir. Mareşal Sanders, çıkarmaların Saros Körfezi kıyılarına yapılacağını hesaplamaktadır ve 5. Ordu’nun ana kuvvetlerini bu bölgede toplamıştır. Saros Körfezi, Gelibolu Yarımadası’nın en dar bölgesidir. Buradan yapılacak bir çıkarmanın, yarımadayı savunan Osmanlı birliklerinin geri çekilme ve kara ikmal hattını kesmesi olasıdır. Ayrıca Mareşal Sanders’in savunma planı, elindeki kuvvetlerin önemli bir bölümünü geride, yedekte tutarak çıkarma kuvvetlerine ileri harekâtları sırasında taarruz etmeyi öngören, savunma ağırlıklı, temkinli bir plandır.

Osmanlı komutanları ise, çıkarmadan sonra, çıkarma kuvvetlerinin sahillerde elde edecekleri köprübaşlarıyla yoğun olarak takviye alacaklarını, gerekli tahkimatı yapacakları, dolayısıyla bu tahkimatlardan sökülüp atılmalarının çok güç olacağını düşünmektedirler. Onlara göre etkin bir savunma, hemen sahilde, daha çıkarma harekâtı sırasında yapılmalı, karşı tarafın kıyıda bir köprübaşı oluşturması önlenmelidir.

5. Ordu, üç tümenli 3. Kolordu ve iki tümenli 15. Kolordulardan oluşmaktadır. Ayrıca ordu karargahına bağlı 19. Tümen, 1. Süvari Tugayı, bir piyade alayı ve dört Jandarma taburu bulunmaktadır. Toplam savaşçı sayısı 84 bindir. Bu kolorduların bünyesindeki tümenler ve komutanları şöyledir.

|3. Kolordu. Komutanı Esat Paşa
5. Tümen. Saros bölgesi. Komutanı Yarbay Hasan Basri Bey.
7. Tümen. Bolayır bölgesi. Komutanı Albay Halil Bey.
9. Tümen. Gelibolu Yarımadası’nın güney bölümü. Seddülbahir ve Arıburnu Cepheleri. Komutanı Albay Halil Sami Bey.
15. Kolordu. Komutanı General Weber
3. Tümen. Kumkale bölgesi. Komutanı Albay Nicolai.
11. Tümen. Beşige bölgesi. Komutanı Albay Refet Bey.
19. Tümen. Eceabat bölgesi. Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey.
Gelibolu Yarımadası’ndaki Osmanlı savunma kuvvetlerinin, Çanakkale Savaşları süresince, kara ve deniz olmak üzere iki ana ikmal hattı vardır. Kara ikmal hattı, İstanbul’dan bölgeye en yakın olan Uzunköprü’ye kadar yaklaşık 250 km.lik bir demiryolu hattı ve devamında 165 km.lik bir stabilize yoldur. Osmanlı tarafına yeterli motorlu nakliye aracı olmadığından, personel bu yolu yaya olarak geçmek durumundadır. Her türlü ikmal malzemesi de öküz ya da at arabalarıyla taşınacaktır. Ayrıca bu yolun bir bölümü gündüz saatlerinde Saros Körfezi’ndeki Birleşik Donanma’nın ateşi altına alınabilmektedir. Bu nedenle yolun bu bölümü ancak günün karanlık saatlerinde geçilebilmektedir. Deniz ikmal hattı ise Marmara Denizi’nden geçen 150 deniz millik bir hattır. Kara ikmal hattına oranla çok daha kısa sürede geçilebilen bu ikmal hattı, Birleşik Donanma’nın suüstü gemileri yönünden tehdit altında değildir. Ancak denizaltı faaliyetlerinin tehdidine açıktır. Nitekim 25 Nisan 1915 tarihinden itibaren Marmara’da en az bir denizaltı faaliyet halinde bulunmuştur. Mayıs 1915 ortalarından itibaren ise deniz ikmal yolu, artan denizaltı faaliyetleri yüzünden bütünüyle kullanım dışı kalmış, ikmal ve takviye kara ulaşım hattına bağımlı olmuştur.

Çıkarmalar
Kalıcı olarak asker çıkartılan kumsallar, Seddülbahir bölgesindeki beş kumsalla Kabatepe kuzeyine çıkarılan Anzak Kolordusu çıkarma bölgesidir.

General Sir Ian Hamilton, asıl çıkarmalar dışında iki farklı biçimde yanıltıcı operasyonlar planlamıştı. Göstermelik çıkarmalar yapıldığı gibi, çıkarma yapılacak izlenimi uyandırmak üzere sadece deniz topçusunun hazırlık ateşi açılan hedefler de belirlenmişti.

25 Nisan sabahı Saros Körfezi açıklarına gelen Birleşik Donanma’ya bağlı savaş gemileri (Caanopus hafif zırhlısı, Dartmouth ve Doris Kruvazörleri ile iki destroyer Bolayır sırtlarını top ateşine tutmuşlardır. Gün boyu süren bu ateşin ardından havanın kararmasına çok az bir süre kalan içleri asker dolu sekiz büyük filika sahile doğru hareket ettiler. Sahile ulaşmadan hava kararmıştı ve karanlıktan yararlanarak gemilere döndüler. Donanma ateşi ve geceye doğru yapılan bu manevra, Osmanlı tarafına bu bölgede gece boyunca çıkarma yapılacağı izlenimi vermiş, bu bölgedeki kuvvetlerini kaydırmaları en azından 24 saat engellenmişti. Esasen planlanan harekât bu kadardı. Fakat gece yarısından sonra gönüllü bir İngiliz Yüzbaşı, sahile iki km. kadar yaklaşan bir filikadan sahile kadar yüzmüş, üç ayrı noktada aydınlatma fişeği ateşleyerek geri dönmüştür.

Seddülbahir Cephesi

Osmanlı 5. Ordusu'nun konumu (Nisan 1915)
Seddülbahir çıkartmaları
İttifaklara ait ağır top (önceleri Alman zırhlı kruvazörü Roon 'un topuydu.)
İngiliz gözleme noktasının bulunduğu Mavro Adası (Yenişehir Burunu'nun batıgüneybatısı 6 mil)'nı bombalayan Osmanlı topçuAna madde: Seddülbahir Cephesi
Seddülbahir Cephesi'ndeki İngiliz ve Fransız birliklerinin ilk hedefi Kirte Köyü ve hemen kuzeyindeki Alçıtepe olmuştur.

Birinci Kirte Muharebesi
Bu hedeflerin ele geçirilmesi için ilk müttefik taarruzu olan Birinci Kirte Muharebesi, 28 Nisan 1915 sabahı başlamıştır. Taarruzun sol kanadında iki İngiliz tugayı, sağ kanadında ise beş Fransız taburu taarruza katılmıştır.[kaynak belirtilmeli] Osmanlı savunması İngiliz taarruzları karşısında tutunurken Fransız kesiminde yarılma noktasına gelmiştir. Cephe komutanı Albay Halil Sami Bey, hatların geri çekilmesi emri vermişken, iki bölüklük bir kuvvet, donanma topçusunun ateşinde bir gedik bularak hatları takviye etmiştir. Bunun üzerine geri çekilme emri derhal geri alınmıştır. Öğleden sonra Yarbay Sabri Bey, iki taburluk bir kuvvetle karşı taarruza geçerek müttefik cephesini kırmıştır. Gün sonunda, müttefikler taarruz çıkış hatlarına geri çekilmişlerdir. Osmanlı kayıpları 2.380, müttefik kayıpları ise 3.000'dir. [16] [17][kaynak belirtilmeli]

İkinci Kirte Muharebesi
Müttefik kuvvetlerin ikinci taarruzu, 6 Mayıs 1915 sabahı başlayan İkinci Kirte Muharebesi'dir. 8 Mayıs'a kadar süren çatışmalarda Müttefik kuvvetlerin "bağlantı noktası", en soldan taarruz edecek olan bir İngiliz tugayıdır. Bu tugay, ilk günkü taarruzunda yoğun bir ateşle karşılaşmış ve ilerleyememiştir. Taarruz hattı, en sol kenardan başlayan bu engelle, en sağa kadar durmak zorunda kalmıştır. Sol uç, ilerleyemeyince diğer birlikler de planlanan ileri harekâta girişememişlerdir. Osmanlı ateşinin en yoğun olduğu rapor edilen tepe, donanma ve sahildeki top bataryaları tarafından hallaç pamuğu gibi atıldığı halde, Osmanlı tarafının ateş gücünde bir değişiklik olmamıştır. Balonlarla yapılan hava keşfi de Osmanlı mevzilerinin yerini saptayamamıştır. İkinci gün merkez kesimden, üçüncü gün tekrar sol kanattan yapılan taarruzlar da aynı ateşle kaşılaşarak durmuştur. Üç günlük muharebelerin sonunda müttefik kuvvetler, en fazla 500 metre ilerleme sağlayabilmişlerdi. Müttefik kaybı 6.500, Osmanlı kaybı ise 2.000'dir. [18] [kaynak belirtilmeli]

Üçüncü Kirte Muharebesi
Müttefik kuvvetlerin üçüncü taarruzu, 4 Haziran 1915 tarihli Üçüncü Kirte Muharebesi’dir. Donanma topçusunun üç yönden, kara topçusunun ise cepheden geliştirdiği hazırlık ateşi ardından başlayan savaşta, Osmanlı cephesinin sol kanadından taarruz eden Fransız birlikleri yer yer Osmanlı siperlerine girmişlerdir. Yarbay Selahattin Adil komutasındaki Osmanlı 12. Tümeni’nin karşı taarruzluyla bu siperlerden çekilmişlerdir. Sağ kanatta ise İngiliz birlikleri Osmanlı siperlerine girmiştir. İkinci Topçu Bataryası komutanı Teğmen Arif Tanyeri’nin, 150 askeriyle ileri çıkıp cepheyi tutmasıyla Osmanlı hatlarının kırılması önlenmiştir. Osmanlı cephesi, Kirte Köyü’ne bir kilometre mesafede sabitlenmiştir. İzleyen 5 Haziran günü Osmanlı 9. Tümeni’nin saldırısı başarılı olmamış, akşam saatlerinde Arıburnu Cephesi’nden kaydırılan Yarbay Hasan Askeri komutasındaki Osmanlı 2. Tümeni'nin taarruzu ise birkaç yüz metre ilerlemiştir. 6 Haziran günü ise küçük çaplı çatışmalarla geçmiştir. Üçüncü Kirte Muharebesi’nde müttefik kayıpları 7.500, Osmanlı kayıpları ise 4.500 yaralı, 4.500 ölüdür. [19] [kaynak belirtilmeli]

Her üç taarruzun başarısız olması üzerine cephe komutanları, İngiliz komutan H. Weston ve Fransız komutan Gouraund, tüm cephe hattında değil de, daha sınırlı bir hattan taarruzu gerekli görmüşlerdir. Böylece gerek piyade, gerekse de topçu unsurları daha dar bir cephede kuvvet merkezi (siklet merkezi) oluşturulacaktı. Planın ilk operasyonu, cephenin en sağ (doğu) bölgesi olan Kerevizdere’de uygulamaya konulmuştur. 18 Haziran’da başlayan topçu ateşi üç gün boyunca sürdürülmüştür. 21 Haziran günü Fransız birliklerinin taarruzuyla başlayan Birinci Kerevizdere Muharebesi’nde Fransız birlikleri, hedefleri olan tepeyi ele geçirmeyi başarmıştır. Muharebelerde Fransız kayıpları 2.500, Osmanlı kayıpları ise 6.000 kişidir. [20] [kaynak belirtilmeli]

Zığındere Muharebesi
Bir sonraki Zığındere Harekâtı, bu kez cephenin sol kanadından taarruzu öngörmektedir. Zığındere ile sahil arasındaki Zığın sırtı boyunca üç tugayla ve Zığındere’nin karşı yamaçlarından iki tugayla taarruz etmektir. Zığın sırtı Albay Refet Bey’in komutasındaki Osmanlı 11. Tümeni’in savunma bölgesidir. Zığındere ile Kanlıdere arasındaki bölge ise Albay Halil Bey’in Osmanlı 7. Tümen’i tarafından savunulmaktadır. Her iki tümen de tek tugaylıdır. Deniz ve kara topçusunun 26 Haziran’da başlayan bombardımanı üç gün sürmüştür. 28 Haziran’da iki saatlik hazırlık ateşi ardından başlayan taarruz, sağ kesimde Osmanlı siperlerinin tümünde başarılı olmuştur. Bombardıman sonrasında Osmanlı ön hat siperlerinde sağ kalanların tümü yaralı subay ve erattır. 800 metre mesafedeki Kirte Köyü’ne yapılan ileri hareket, topçu ateşiyle durdurulmuş, hemen ardından Osmanlı karşı taarruzları başlamıştır. siperler 30 Haziran 1915 günü sabahına kadar birçok kez el değiştirmiş, sonunda İngilizlerde kalmıştır. Zığın sırtının kuzeyinden 1 Temmuz 1915 günü iki kez yenilenen Osmanlı taarruzu, yoğun topçu ateşi altında etkisiz kalmıştır. 5 Temmuz 1915 tarihinde Albay Hasan Basri Bey’in Osmanlı 5. Tümen’inin Zığın sırtına ve Albay Nicolai’nin komutasındaki Osmanlı 3. Tümen’inin Zığındere’nin doğu yamaçlarına giriştikleri taarruz ise sonuç alamamıştı.

Her iki kanattan yapılan taarruzların ardından bu kez cephenin merkez bölümünde taarruza geçilmiştir. Üç saat süren ve 60.000 bin top mermisinin kullanıldığı hazırlık ateşi ardından 12 Temmuz 1915 sabahı başlayan İkinci Kerevizdere Muharebesi iki gün sürmüştür. Hazırlık ateşi ardından başlayan İngiliz taarruzu, hiçbir savunmacının sağ kalmadığı ilk hat siperlerini almış, ikinci hat siperlerinde ise ağır kayba uğrayarak geri çekilmiştir. Öğleden sonra yedekteki İngiliz tugayının giriştiği saldırı, üçüncü hat siperlerine girmişse de Osmanlı karşı taarruzlarıyla yeniden eski konumuna çekilmiştir. İkinci girişilen İngiliz taarruzu, Osmanlı topçusunun ateşiyle geri çekilmiştir. Savaş sonunda cephenin en sol yanındaki birkaç siper parçası işgal edilebilmiş, sağ kesimde ise Fransız birlikleri Osmanlı siperlerinde tutunmayı başarmışlardır. İki günlük muharebelerin sonucunda müttefik kayıpları 5.800, Osmanlı kayıpları ise 9.700’dür. [21] [kaynak belirtilmeli]

Bu muharebeler sonunda Seddülbahir Cephesi’nde Osmanlı kuvvetlerini atarak ilerlemenin olanaksız olduğu ortaya çıkmıştı. Müttefik kuvvetler komutanı General Hamilton, takviye kuvvetlerle Suvla Koyu’nda bir çıkarma yapmayı planlamıştır. Bu çıkarma harekâtının, Anzak Kolordusu komutanı General W. Birdwood’un önerdiği Sarı Bayır Harekâtı ile aynı tarihte uygulanmasına karar verilmiştir. Ayrıca Osmanlı savunmasının dikkatini yarımadanın güney ucuna çekmek için Seddülbahir Cephesi’nde yanıltıcı bir taarruz planlanmıştı. Kirte Bağları Muharebesi olarak bilinen bu taarruz, 6 Ağustos sabahı İngiliz birliklerinin taarruzuyla başlamıştır. İngilizler, ilk hat siperlerine girmiş, ancak karşı taarruzla geri atılmışlardır. Taarruzun ikinci günü girişilen İngiliz taarruzları, Kirte Köyü’nün güney batısındaki bir bağ alanının bir bölümünde tutunabilmiştir.

Sınırlı hedeflere yönelik, üstelik de bir yanıltma operasyonu olan İngiliz taarruzunun bu denli kayba rağmen başarısız olması üzerine General Sır Ian Hamilton, Seddülbahir Cephesi'nde hiçbir askeri harekâta girişilmemesi emrini vermiştir.

Arıburnu Cephesi
Ana madde: Arıburnu Cephesi

ANZAK çıkarması
Australya 1. Tugay 4. Taburunun çıkarması (Saat 8.00, 24 Nisan 1915)
25 Nisan 1915 tarihli çıkarmasının akabinde ANZAK koyu (19 Haziran 1915, The War Illustrated)
Esat Paşa (Arıburnu Cephesinde topçulara emir verirken)Arıburnu Cephesi’nde 25 Nisan 1915 sabahı çıkartma yapan Anzak Kolordusu örtü kuvvetleri, sahildeki Osmanlı gözetleme postalarını atarak bir köprübaşı oluşturmuşlardır. Sahile çıkan örtü kuvveti üç koldan sırtlara ilerlemiştir. Sırtlardaki Osmanlı direnişi, ileri harekâtı yeryer engelliyor, genel olarak geciktiriyordu ama sahili tehdit edecek bir harekât gösteremiyordu. Buna karşın sırtlarda yer yer süren çatışmalarda Anzak kayıplar artmakta, sahile yağan takviye talepleri karşısında çıkan tüm birlikler derhal ateş hattına gönderilmektedir, sahilde ihtiyat tutulamamaktadır.

Anzak mevzilerine taarruza girişmiştir. Bu taarruzla Anzak birlikleri sırtın batı yamaçlarına çekilmişlerdir.

Ordu ihtiyatındaki 19. Tümen komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal çıkarma başladığı sıralarda 57. Alay ve bir topçu bataryasıyla Conk Bayırı’na hareket etmişti. Karargahta, 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa’ya (Albay Mehmet Esat Bülkat Bey[kaynak belirtilmeli]’e) kararını anlatmıştır. Esat Paşa, bu kararı onaylamış, Albay Halil Sami Bey’in 27. Alay’ını da yarbayın komutası altına vermiştir. Esasen 19. Tümen, ordu ihtiyatıdır, ancak Mareşal Sanders’le halen temas kurulamamış olması nedeniyle Esat Paşa harekâtın yapılması için çekimser kalmış,bunun üzerine Yarbay Mustafa Kemal Bey kendi inisiyatifini kullanarak tümenini ileri harekâta dahil olmak üzere Kılıçbayır yönüne intikal ettirmiştir.Taarruzun 5. Ordu Komutanı Mareşal Sanders'in Yarbay Mustafa Kemal Bey'in öngörülerinden,kendiliğinden hareket etmesinden ve 19.Tümen'in bu harekâta katılmasından haberi olmamıştır.

Bu arada Kılıçbayır yönüne sevk edilen Avustralya birlikleri, bölgeye ulaşır ulaşmaz muharebeye sürülmektedir. Çünkü Osmanlıların sırtlardan aşağı akıp cephe hattını kırmaları an meselesi olarak görünmektedir. 19. Tümen’e bağlı dört alayın bölgeye intikali ardından Osmanlı Arıburnu Kuvvetleri Yarbay Mustafa Kemal Bey emriyle saat 15:30 dolaylarında yeniden bu kez toplu olarak taarruza geçmişlerdir. General Hamilton anılarında şöyle anlatır. “Gebe dağlar Osmanlı doğurmakta devam ediyor. Bizim mevzilerimizin en yüksek ve en merkezi yerine birbirini kovalayan dalgalar halinde yükleniyorlar.”

Bu taarruzun sonucunda Kılıçbayır’ın iki yanından gelişen Osmanlı taarruzları karşısında Kılıçbayır ve hemen güneybatısındaki Cesaret tepe kesin olarak Osmanlıların eline geçmiştir. Düztepe’nin alınması, Osmanlı birliklerine Kılıçbayır üstünden Anzak sahiline geniş bir taarruz hattı açmıştı ama, Osmanlıların zaten ellerindeki az bir kuvvetle yaptıkları bu taarruzu sürdürecek kuvvetleri yoktur. Anzak cephesindeki bu gedik, savaş boyunca kalmıştır.

Harekâtın ilk gününde karaya çıkartılan asker sayısı 15.000’dir. Yaklaşık 2.000’i ölü olmak üzere kayıplar 3.500’dür. .[22][kaynak belirtilmeli]

Gece yarısına doğru Anzak Kolordusu Komutanı Birdwood, emrindeki her iki tümen komutanın da tahliyeden yana olduklarını, kendisinin de bu görüşü paylaştığını General Hamilton’a bildirmiştir. Anzak ordusu gün boyu süren çatışmalardan dolayı bitkindir, moral düşüktür, birlikler halen dağınıktır. Gün boyu süren Osmanlı taarruzları, Anzak cephesinin kuzey batı kesimindeki sırtta (Kılıçbayır) bir gedik oluşturmuştu. Bu gedik, Ancak çıkarma bölgesi için ağır bir tehdit oluşturmaktaydı. Gece boyu takviye alan Osmanlı kuvvetlerinin etkin bir topçu desteğiyle sabah girişecekleri bir karşı taarruza kesin gözüyle bakılmaktadır. Ordunun bu haliyle bu saldırıyı göğüsleyemeyeceğinden, sahilde imha edileceğinden korkulmaktadır. Amiral Thursby ise tahliyenin çok fazla kayba neden olacağını, pozisyonu korumanın daha iyi olacağı görüşündedir. General Hamilton, sahilde kalınarak direnilmesine karar vermiştir

Takviye olarak bölgeye gönderilen İngiliz 9. Kolordusu’nun Suvla Koyu’na çıkartma yaptığı 5-6 Ağustos gecesi, bir Anzak tümeni gece yürüyüşüne geçmiştir. Hedefleri, Kocaçimen Tepesi – Besim Tepe – Conk Bayırı hattıdır. Sarı Bayır Harekâtı olarak bilinen harekâtta Anzak birlikleri sırtlara kadar yaklaşabilmiş ama sırtları alamamıştır. Muharebelerin yoğunluğu Conk Bayırı bölgesinde olmuş, Conk Bayırı Muharebesi 9 Ağustos 1915 tarihine kadar sürmüştür. Kurmay Albay Mustafa Kemal’in 10 Ağustos sabahı başlattığı taarruz ile Anzak kuvvetleri sırtlardan çekilmek zorunda kalmışlardır.

Suvla Koyu’nda İngiliz 9. Kolordusu’nun ikinci genel taarruzuyla aynı gün 21 Ağustos’da Anzak birliklerinin sonuçsuz Bomba Tepe taarruzu, Çanakkale Savaşı’nın son muharebesi olmuştur.

Taarruzun sonunda 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa'da Yarbay Mustafa Kemal Yarbay Mustafa Kemal Bey'in komuta yeteneğini takdir ederek 19. Tümen'in bu hareketini 5.Ordu Komutanı Mareşal Sanders'e bildirmiştir.Mareşal Liman Von Sanders genel durumu inceleyerek 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey'in sıradan bir kurmay olmadığına müşahade etmiştir.Yarbay Mustafa Kemal Bey'in bu öngörüsü ve taarruzun başarıya ulaşmasındaki payı Osmanlı Ordusunda başarılı bir kurmay olarak anılmasını sağlayacak,Mustafa Kemal Bey'in askeri dehasının ortaya çıktığı bir savaş olacaktır.

Anafartalar Cephesi
Ana madde: Anafartalar Cephesi

Mareşal Horatio Kitchener ve general William Birdwood, ANZAK'a ait bir hendekte, 15 Kasım 1915
İttifaklara ait bir hendek
Kanlısırt Muharebesi ("Lone Pint", 6 Ağustos 1915)
Çanakkale'de kullanılan bağlantı hendeklerinden biri
Deniz Muharebeleri'nden kullanılmış Osmanlı siperleriBirinci Anafartalar Muharebesi
Her iki cephedeki kanlı çatışmalar ardından 1915 yılının Temmuz ayı sonlarında cepheler kilitlenmiş, çatışmalar mevzi harbine dönüşmüştü. Gelibolu Yarımadasında bir sonuç elde edebilmek için İngiliz General Sir Ian Hamilton, daha kuzeyde üçüncü bir cephe açmak gereği duymuştur. Burada amaç, sert direnme gösteren her iki cephedeki Osmanlı kuvvetlerinin geri hattına çıkarak kuşatmaktır. Hamilton, üçüncü cepheyi küçük ve büyük Kemikli burunları arasındaki Suvla kumsalına, takviye olarak gelen İngiliz 9. Kolordusu’nu çıkartarak açmıştır. 6 Ağustos 1915 tarihinde Suvla Koyu'na yapılan çıkarmayla Çanakkale Savaşı bu bölgeye kaymış, Arıburnu'ndaki Anzak Kolordusu ile Suvla çıkarma kuvvetleri, dolayısıyla bu iki cephe birleşmiştir. Gelibolu Yarımadası'nın Müttefik kuvvetlerce tahliyesine kadar asıl çatışmalar bu bölgede olmuş, Seddülbahir Cephesi, kayda değer bir çatışmaya sahne olmamıştır.

5-6 Ağustos gecesi başlayan çıkartma gün boyu sürmüştür. Suvla Ovası’na hakim ilk kademe sırtlardaki üç Osmanlı taburu, çıkarma birliklerinin ileri harekâtını durdurmayı başarmıştır.

İngiliz 9. Kolordusu’nun genel bir taarruz için düzen alması, 8 Ağustos tarihini bulmuştur. Ertesi gün, 9 Ağustos 1915 günü şafakta iki İngiliz tümeni taarruz için ilerlemeye başladığı sırada Kurmay Albay Mustafa Kemal Bey’in de taarruzu başlamıştı. Osmanlı taarruzu, önlerindeki İngiliz kollarını atarak ilerlemiş, öğleden hemen sonra İngiliz 9. Kolordusu komutanı General Stopford, ihtiyatta tuttuğu tümeni ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir.

Daha çok bilgi için: Birinci Anafartalar Savaşı
Birinci Anafartalar Savaşı’nın hemen ertesi günü, 10 Ağustos 1915 sabahı Mustafa Kemal, Kocaçimen Tepesi – Conk Bayırı hattında yeni bir taarruz yapmıştır. Albay Ali Rıza Bey komutasındaki 8. tümen ve 9. Tümen komutanı Yarbay Cemil Bey komutasındaki 9. Tümen’in taarruzlarıyla müttefik cephesi 500-1.000 metre geri atılmıştır.

Bu bölgedeki Osmanlı taarruzunun başladığı saatlerde daha kuzeyde, İngiliz 53. Tümen’i Yusufçuk Tepe ve daha kuzeydeki Küçük Anafartalar Tepesi yönünde taarruza geçmişti. Yoğun topçu ateşleri ardından dört kez yenilenen taarruzlar gün boyu sürmüş olup iki Osmanlı taburunun savunması, mevzileri korumayı başarmıştır.

Tekketepe Muharebesi
Son muharebeler sonunda Arıburnu Cephesi'nde Anzak kuvvetleri eski hatlarına çekilmiş, Anafartalar Cephesi'nde ise Suvla Ovası'nın sahil bandından kalmışlardı. Özellikle bu bölgede, hakim sırtlardaki Osmanlı mevzilerinin ateşi altında kalmakta idiler. Müttefik kuvvetler üst komutanı General Sır Ian Hamilton, bu sırtların en azından kuzey kesimini oluşturan Tekketepe yükseltilerinin bir an önce ele geçirilmesinin gerekliliğini bilmektedir. Bu amaçla sahile yeni çıkartılmış olan 54. Tümen ile bu sırtlara taarruz kararı vermiştir. Bu tümenin bir taburunca 12 Ağustos 1915 tarihinde girişilen, Tekketepe Muharebesi olarak bilinen taarruz, Osmanlı savunması önünde ağır kayba uğrayarak geri çekilmiştir.

Bu taarruzun başarısızlığı üzerine General Hamilton, taarruzu daha kuzeye kaydırarak 12. Tümen'i sağ yandan çevirmeyi amaçlayan bir taarruz planlamıştır. Bu taarruz Kireçtepe ve Kireçtepe sırtlarının işgal edilmesini amaçlamaktadır. Böylece 12. Tümen kanat kırarak Tekketepe'den çekilmek zorunda kalacak, savaşarak alınamayan bu yükselti, İngiliz kuvvetlerinin eline düşecektir.

Kireçtepe sırtları, Suvla Koyu'na çıkarma yapıldığı 6 Ağustos 1915 tarihinden itibaren Yüzbaşı Kadri Bey komutasındaki Gelibolu Jandarma Taburu tarafından tutulmaktadır. Üç tugaydan oluşan İngiliz birlikleri 15 Ağustos 1915 günü taarruza geçmiştir. Ağır kayıplara Yüzbaşı Kadri Bey'in ağır şekilde yaralanması da eklenince tabur geri çekilmiş, Kanlıtepe - Havantepe hattında yeniden mevzi almıştır. Akşam saatleri bölgeye ulaşan bir taburluk takviye ile karşı Osmanlı kuvvetleri karşı taarruza geçmiştir. Çatışmalar gece boyu sürmüş, 16 Ağustos sabahı bölgeye gelen Mustafa Kemal, taarruzu kendisi yönetmiştir. Kısa süre sonra İngiliz birlikleri eski hatlarına geri çekilmişlerdir.

Aynı gün, başarısız bulunan İngiliz 9. Kolordusu komutanı General Stopford ve iki tabur komutanı, General Hamilton tarafından görevden alınmıştır.

Hemen ardından Seddülbahir Cephesi’ndeki İngiliz 29. Tümeni Anafartalar Cephesi’ne aktarıldı. Mısır’da bulunan 5.000 kişilik bir tümen de aynı cepheye getirildi. Bu şekilde içerden ve dışardan takviye edilen Anafartalar Cephesi’ndeki kuvvetlerle genel bir taarruz planlandı. Müttefik taarruzu, Anafartalar Grup Komutanı Kurmay Albay Mustafa Kemal’in sorumluluk bölgesinde, 12. ve 7. Tümenlerin mevzilerine yönelmiştir.

İkinci Anafartalar Muharebesi
Daha çok bilgi için: İkinci Anafartalar Savaşı
Bu kuvvetler 21 Ağustos 1915 sabahı İsmailoğlu ve Yusufçuk Tepelerine genel bir taarruza geçtiler. Aynı anda Anzak Kolordusu’na bağlı bir tugay da Bomba Tepe’ye taarruz etmiştir. İsmailoğlu ve Yusufçuk Tepeleri’ne yönelik taarruz aynı gün, kesin bir başarısızlıkla son bulmuştur. Bomba Tepe’deki çatışmalar ise 29 Ağustos tarihine kadar sürmüş tepe, Osmanlı savunmasının elinde kalmıştır.

Bomba Tepe taarruzu, Çanakkale Savaşı'nın, tahliyeye kadar ufak çaplı çatışmalar yaşanmış olsa da, son muharebesidir.

Tahliye

"W Beach" (Seddülbahir)İkinci Anafartalar Savaşı’ndan sonraki aylar Gelibolu’da siper savaşları şeklinde sürmüştür. İki tarafın da taarruz gücü kalmamıştı. Müttefikler açısından bu dönem bir kararsızlık dönemidir. Onca kayıptan sonra Gelibolu’yu tahliye etmek kolay verilecek bir karar değildir. Taarruz için de General Ian Hamilton’un değerlendirmelerine göre en az ellibin askerlik bir takviye gerekmektedir. Ancak 14 Ekim 1915 günü Bulgaristan, İttifak Devletleri safında savaşa girerek Sırbistan’a saldırmıştır. Bu gelişme müttefiklerin Çanakkale seferinin varoluş nedenlerinden birinin ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Çünkü bu sefere kalkışılmasının nedenlerinden biri de Balkan ülkelerinin İtilaf Devletleri safında savaşa girmesini teşvik etmekti. Üstelik Bulgaristan’ın Osmanlı Devleti ile Müttefik olması, Alman İmparatorluğu ile Osmanlı Devleti arasında kara bağlantısını, dolayısıyla savaş malzemesi nakliyatını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Nitekim 29 Ekim 1915’de İstanbul’la Almanya arasındaki demiryolu hattı İttifak Devletleri’nin kontrolüne geçmiştir. Bu demiryolu bağlantısının ilk en acı belirtisi de Avusturya’dan gönderilen ve cephede 15 Kasım 1915 tarihinde ateşe başlayan 240 mm.lik top bataryasıdır.

Bu tarihten üç gün sonra General Ian Hamilton görevden alınarak yerine General Charles Monro atanmıştır. Monro cephede yaptığı incelemelerin ardından 3 Kasım 1915’de İngiliz Yüksek Savunma Konseyi’ne cephe hakkındaki görüşünü, “Gelibolu tahliye edilmelidir” şeklinde bildirmiştir. Bu kolay alınacak bir karar değildir. 6 Kasım 1915 günü İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener Gelibolu’ya gelmiştir. 15 Kasım’da Lord Kitchener’in kararı Seddülbahir Cephesi dışındaki diğer iki cephedeki askerlerin tahliye edilmesi yönündedir. Ertesi gün 16 Kasım’da Müttefiklerin Selanik Cephesi de General Monro’ya bağlanmıştır. General Birdwood, General Monro’ya bağlı olmak üzere Çanakkale Müttefik Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı.

Kesin karar 7 Aralık 1915 tarihinde verilmiştir. Arıburnu ve Anafartalar Cepheleri’ndeki Müttefik kuvvetler, Selanik Cephesi’ne kaydırılmış, Seddülbahir Cephesi’ndeki kuvvetler ise yerlerinde kalmışlardır.

Osmanlı işlemleri 10 Aralık 1915 tarihinde başladı. Gizlilik sağlanması amacıyla tahliye sadece geceleri yapılmıştır. Bir grup asker gündüzleri sahile çıkarılıyor, cepheye doğru yürüyüşe geçiyorlardı, bu askerler geceleyin tahliye ediliyor ertesi gün yine sahile çıkarılıyordu. Sahile indirilen boş cephane sandıkları katırlarla siperlere taşınıyordu. Son birlikler, postallarının üstüne çorap giyerek siperlerinden ayrılıp sahile yürüdüler, iskeleye battaniyeler serilmişti. 19 Aralık 1915 akşamı son asker de cepheden ayrılmıştır. 20 Aralık 1915 sabahı götürülemeyen malzeme sahilde ateşe verilmiş, Osmanlı siperleri altına kadar uzanan tünellerde toplam bir ton kadar dinamit ateşlenmişti.

Anafartalar ve Arıburnu Cephelerinin tahliyesinin hemen ardından Lord Kitchener’in, Seddülbahir Cephesi’ndeki birliklerin yerinde kalması yönündeki kararı, “ne amaçla kalması” açısından sorgulanmaya başlanacaktır. Sonuçta, 27 Aralık 1915 tarihinde bu bölgenin de boşaltılmasına karar verilir. Kuşkusuz bu hatalı bir gecikmeydi. 20 Aralık’tan itibaren Osmanlı tarafı, hiç olmazsa Seddülbahir Cephesi’ndeki Müttefik askeri varlığını elden kaçırmamak için mevcut kuvvetleri güney hattına kaydırmaya başlamıştır. özellikle 240 mm.lik ve daha sonra gelen 150 mm.lik top bataryaları Seddülbahir Cephesi’nde konuşlanıp ateşe başlamışlardı. Yine de büyük bir ustalıkla sürdürülen tahliye işlemleri 9 Ocak 1916 sabahı, saat 03:20’de tamamlanmıştır. Otuzaltıbin asker, dörtbin nakliye hayvanı –gemilere alınamayan yüzlerce at, kuzeyde olduğu gibi, öldürülmüştü- 127 top ve ikibin ton ikmal malzemesinden taşınabilenler, gemilere yüklenmişti. Taşınamayan malzeme ise yine kuzeyde olduğu gibi sahilde büyük yığınlar halinde ateşe verilmişti.

Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihinin ertesinde, 6 Kasım 1918’de İngilizler Gelibolu’yu işgal ederek Merkez Tahkimatı’na el koymuşlardır.

Mareşal Liman Von Sanders, 25 Nisan akşamından itibaren diğer bölgelerdeki Osmanlı birliklerini Arıburnu ve Seddülbahir Cephelerine kaydırmaya başlamıştı. 28 Nisan 1915 tarihinde Seddülbahir Cephesi’nde de tüm Müttefik askeri karaya çıkartılmıştı ve ileri hareketleri Osmanlı birlikleri tarafından durdurulmuştu. General Sır Ian Hamilton’un elindeki tüm kuvvet budur ve ihtiyatı da yoktur. Osmanlılar ise diğer bölgelerden kaydırdıkları kuvvetlerce takviye edilmektedirler. Her geçen gün, Hamilton’un harekâtı başarıyla sonuçlandırma olanağını sınırlamaktadır. Gerek İngiliz gerek Fransız üst rütbeli subayları, Batı cephesinden kuvvet aktarılmasına karşı çıkmaktadırlar. Gelibolu harekât alanına, ikinci öncelik verilmektedir. Ancak Lord Kitchener Gelibolu’daki birlikleri takviye etmeye karar vermiştir. Mısır’daki 42. Tümen 28 Nisan da gemilere bindirilmeye başlandı. Fransızlar da 30 Nisan da General Bailloud komutasındaki 156. Tümen’i, Doğu Sefer Kolordusu’nun 2. Tümen’i olarak Gelibolu’ya gönderme kararı almıştır. Oysa Alman Amiral von Tirpitz daha gerçekçi değerlendirmelerde bulunmakta, “Çanakkale Boğazı düşecek olursa savaş aleyhimize sonuçlanmış olacaktır” demektedir.




Savaşın Sonuçları

Savaş sonrası Alman İmparatoru II. Wilhelm'in Çanakkale Ziyareti (soldan sağa Esat Paşa, II. Wilhelm, Enver Paşa, Vizeadmiral Johannes Merten)İngiltere ve Fransa ile Osmanlı ve Alman orduları arasında geçen ve iki taraftan toplam 350.000'den fazla[23] [24] insanın "kaybına" (ölüm, firar, esir, sakatlanma ve hastalıklar) neden oldu.

Ölü ve Yaralı Bilançosu
Ölen Yaralı Toplam
İtilaf Devletleri 44.023 96.944 140.967
Avusturalya 8.709 19.441 28.150
Yeni Zelanda 2.701 4.852 7.553
Birleşik Krallık 21.255 52.230 73.485
Fransa 10.000 (Tahmini) 17.000 27.000
Hindistan 1.358 3.421 4.779
Osmanlı Devleti 57.263[25] [26] 156.619 (Hasta, kayıp, esir dahil) 213.882 (Hasta, kayıp, esir dahil)

Savaşın Sonrası ve Etkileri
Toplumsal Etkileri
Çanakkale Savaşı, ilgili bütün ulusları derinden etkilemiştir. Avustralya ve Yeni Zelanda'da Anzak Günü adıyla her yıl düzenli bir seremoni tekrarlanır. Ayrıca Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar o gün toplanarak Gelibolu Yarımadası'ndaki Anzakların (ANZAC: Australian and New Zealand Army Corps) çıkarma yaptıkları Anzak Koyu'na gelerek atalarının savaştıkları bu yeri ziyaret ederler.

Çanakkale Savaşı, özellikle de Avustralya ve Yeni Zelanda'yı etkilemiştir. Bu savaştan önce bu iki ülkenin vatandaşları Britanya İmparatorluğu'nun yenilmez üstünlüğünden emindiler ve böyle bir imparatorluğun onları askeri seferlere çağrısından büyük onur duymuşlardı.[kaynak belirtilmeli] Bir propaganda posterinde yer alan Anzak üniforması giymiş bir çocuğun "Baba, Büyük Savaş'ta sen ne yaptın?" sorusu onları şüphesiz etkilemiştir. Ancak Çanakkale Savaşı onların bu büyük güvenini derinden sarsmıştır. Anzaklar için Çanakkale Savaşı'nın önemi çok büyüktür, Çanakkale'den ayrılan Anzaklar savaşın başka cephelerinde savaşmaya gönderilmişler ve gittikleri her yeri Çanakkale'de yaşadıklarıyla karşılaştırmışlardır. Ülkelerine döndüklerinde kahraman gibi saygı görmüşler ve gözlerindeki Britanya İmparatorluğu'nun sonsuz gücü büyük bir yara almıştır. 1 Ocak 1901'de Avustralya Federasyonu kurulmuş, Avustralyalılar on yıllık bir süreçte seçme ve seçilme ile temsil edilme haklarını elde etmişlerdir. Böylece Britanya İmparatorluğu'nun altında bir Avustralya Devleti doğmuştur. Günümüz Avustralya tarihi böyle anlatsa da bu ülkenin gerçek psikolojik bağımsızlığı Gelibolu olarak görülür.[kaynak belirtilmeli] Her yıl çıkarmanın yıldönümü olarak 25 Nisan'da Anzak Günü adıyla anma törenleri düzenlenir ve o gün Avustralya ile Yeni Zelanda'da ulusal tatildir.


Atatürk'ün Gelibolu Savaşı'nda Türk toprakları üzerinde ölen ve mezarları Türk topraklarında bulunan ANZAK asker analarına gönderdiği mesajın yer aldığı anıt, Gelibolu (1934)Canberra'da Kemal Ataturk Memorial[27] ve Yeni Zelanda'nın Wellington'un Tarakina Koyu'nda Ataturk Memorial[28] adlarında anıt dikildi.

Mustafa Kemal Atatürk'ün 1934 Anzak Kutlamaları sebebiyle gönderdiği mesaj ülkeler arası dostluğu pekiştirmiştir:

"Bu Memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yanyana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."[29]

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra İngiliz ve Fransız donanmalarının geri püskürtüldüğü 18 Mart, Çanakkale Şehitlerini Anma Günü olarak ilan edilmiştir.

Dünyada ise bu savaş, askeri beceriksizlik ve felaket sembolü olarak sayılmıştır. Eric Bolge tarafından yazılan savaş karşıtı şarkısı "And The Band Played Waltzing Matilda" bu savaşla ilgilidir.[kaynak belirtilmeli]

Kaynaklar

sandalli 18.03.2010 15:14

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
Ey, bu topraklar için toprağa düsmüs,asker!
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid' i
Bedr' in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?"
Gömelim gel seni tarihe!"desem, sığmazsın.

Tüm sehitlerimizi rahmet ve minnetle anar, Allah´tan rahmetler dilerim.

yörem-58 18.03.2010 15:22

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
3 Kasım 1914 ve 18 Mart 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı'nda cereyan eden bir seri deniz savaşlarıyla Gelibolu Yarımadası'nda 25 Nisan 1915 - 8/9 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları, Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran birer zafer destanıdır.

Çanakkale Zaferini, büyük Türk Ulusuna, Atatürk gibi dahi bir lider hediye etmiştir. Türk bağımsızlık savaşının temelleri, Çanakkale'nin sularında, Conkbayırı'nda ve Anafartalar'da atılmış, bu zaferler Türk Kurtuluş Savaşına maya çalmıştır.

Türk Ulusu; İstanbul'u kurtaran Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşayı Çanakkale'den tanımış; 19 Mayıs 1919'da O, Samsun'a çıktığı gün Suriye ve Filistin cephelerinden terhis olarak Anadolu'ya dönen Türk halkı, "bu benim kahraman komutanımdı" diyerek O'nun etrafında kenetlenip İstiklal Savaşı'na katılmıştır.


Hepsinin ruhu şad olsun saygı ve rahmetle anıyorum.

besyo_cu 18.03.2010 15:26

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[B]Çanakkale deki olayları açıklamak oldukca zordur ve bu konuda artık bir sürü asılsız şeyler yer almaktadır. Kulakdan dolma bilgiler giderek içinden çıkılmaz saçmalıklara dönüşmüştür.

250 Bin şehidimiz var kahramanlımız var diye övünüyoruz tabi haklı olarak ancak bu 250 bin şehitin binlercesi Almanyadan getirilen Liman paşa adı ile tanınan Liman Von Sanders'in ve onun emrindeki Alman generallerden oldugu konuşulmaz.

İngilizlerin çıkartma yapacağı yeri çok önceden söyleyen gerekli savunma dizilişlerini aldıran Mustafa Kemal'in nasıl dinlenmeyip de aksi bir yere yönlendirilen gereksiz yere on binlerce Mehmetçiğimizin şehit olmasına yol açtıgı konuşulmaz.

Mustafa Kemal'in büyük bir insiyatif kullanıp emirlere uymayarak yaptıgı askeri hamlenin savaşın kazanılmasında ne kadar büyük bir etken oldugunu Liman Von Sandersin anılarından ve İngiliz generallerinden anılarından okuyabilirsiniz.

Burdan bir kez daha bütün şehitlerimizi saygı ile anarken Turgut Özakmanın ' Diriliş ' adlı kitabını okumanızı önemle belirtirim.[/B]

...Gül... 18.03.2010 15:35

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[IMG]http://www.haliselciman.com/wp-content/uploads/2009/03/canakkale.jpg[/IMG]


[IMG]http://akpinar.files.wordpress.com/2009/03/gazimustafakemal.jpg[/IMG]




[B][SIZE=5]Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Silah Arkadaşlarının Mekanları Cennet Olsun.[/SIZE][/B]
[B][SIZE=5][/SIZE][/B]
[B][SIZE=5]Sizlerle Gurur Duyuyoruz.[/SIZE][/B]



[IMG]http://www.egitimkilavuzu.com/io/images/stories/canakkale2yn7.png[/IMG]

Pusula_58 18.03.2010 15:38

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
Çanakkale şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır...

Klimasuyu 18.03.2010 17:16

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[B][I]Bu topraklar için binlerce ecdamızın şehit olduğu Çanakkele Savaşı'nın 95. yılında şehitlerimizi saygıyla anıyoruz.

Mekanları cennet olsun...[/I][/B]

Kibrisli 18.03.2010 18:03

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
“Söyle arkadaşım “dedi Anadolulu Mehmet
Yanıbaşında ki Anzak erine
“Nerelerden kopup gelmişin
Neden çökmüş bu mahsunluk üzerine”
“DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN” dedi gencecik Anzak
“Öyle yazmışlar mezar taşıma
Doğduğum yerler öylesine uzak
Örtündüğüm topraksa gurbet bana”


“Dert edinme arkadaşım” dedi Mehmet
“Değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet
Sende artık bizdensin
Sende bencileyin bir Mehmet”


Çanakkale toprağının
Üstü cennet altı mezar
Kavga bitmiş mezarlarda
Kaynaş olmuş yiten canlar


Bülent Ecevit

kronik 18.03.2010 18:52

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[B][COLOR=darkorange]Harflerde,kelimelerde,cümlelerde kalmasın bu Destan..Gazetelerde,kitaplarda,resimlerde donup kalmasın Çanakkale,dinçleşsin dualarımızla,yenilensin..10-11 yaşındaki Ahmetlerimizin Mehmetlerimizin bugün bizler için can verdiğini,minicik yüreklerle yiğitler gibi bu vatan için bu DESTAN için savaştığını unutmayalım![/COLOR][/B]
[B][COLOR=darkorange]Tarihim şerefimdir ,şanımdır .[/COLOR][/B][B][COLOR=darkorange]Bu millet O şehitlerin O tarihe bile sığamayan gazilerin ve büyük komutanların eseri... [/COLOR][/B]

[B][COLOR=darkorange]18 Mart'ları, şehitlerimizi, dökülen kanı, bu milletin bütünlüğünü gücünü unutmamak unutturmamak dileğiyle [/COLOR][/B]

[B][COLOR=darkorange]ruhları şadolsun Şehitlerimizi saygıyla ve minnetle anıyorum.

[/COLOR][/B]

58Sevda 18.03.2010 18:53

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[COLOR="Red"][B]Tum sehitlerimizi rahmetle aniyorum....[/B][/COLOR]

[IMG]http://www.derelimuftulugu.gov.tr/images/stories/resimler/haber_resim/canakkale.jpg[/IMG]

LaEdri 18.03.2010 21:40

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
Bakanlık bu iş için bütçe ayrımalı,ve yurttaki tüm öğrenciler sistematik bir şekilde Çanakkale'ye götürlmeli,orada olanalr etkili bir şekilde anlatılmalı!

albina58 19.03.2010 03:15

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[QUOTE=Sivaslilar.Net;534779][IMG]http://www.sivaslilar.net/images/stories//ozelgunler/canakkale1.jpg[/IMG]

[B] Çanakkale Zaferi'nin 95. yıldönümünde aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz.[/B]

250 bin şehidin kefensiz yattığı, Mehmetçiğin şanına şan kattığı ve bir devrin battığı yer olan Çanakkale canını ortaya koyan Mehmetçiğimizin kahraman ve yiğitlik hasletleriyle iman ve azminin sentezine işaret eder.
Türk milletinin inanç, azimle ve vatan sevgisiyle bin bir yokluk içinde tarih sayfalarına altın harflerle yazdığı bir destan olan ve kahraman Türk ordusunun Çanakkale’de vermiş olduğu mücadele sonucunda kazanılan zaferin 95. yıldönümünü kutlamanın onur ve gururunu bugün bir kez daha yaşıyoruz.

Vatan topraklarını korumak ve savunmak için en güç koşullar altında bile canlarını feda etmekten çekinmeyen kahraman Türk askerleri tarafından verilen eşsiz mücadele tarihe altın harflerle yazılmış, Türk milletinin vatanına ve onuruna nasıl sahip çıktığının da bir göstergesi olarak tarih sayfalarındaki destansı yerini almıştı.
Türk milleti atalarına olan minnettarlığını bugün düzenlenecek olan törenlerle bir kez daha gösterecek.
18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 95. yıldönümü ve Şehitler Günü nedeniyle bugün düzenlenecek olan tören sabah 09.00’da Yukarı Tekke Şehitliği’nde başlayacak. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından şeref defteri imzalandıktan sonra şehit mezarları ziyaret edilecek.

Daha sonra Atatürk Kültür Merkezi’nde devam edilecek olan anma programında Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Hızal bir konuşma yapacak. Garnizon Komutanlığı tarafından görevlendirilecek olan bir subay tarafından “Çanakkale’nin Askeri Yönden Değerlendirilmesi” yapılacak.

Selçuk Anadolu Lisesi Tarih öğretmeni Necati Çağlayan günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapacak. Selçuk Anadolu Lisesi tarafından hazırlanan oratoryo ile devam edecek törenin sonunda Devlet Övünç Madalyası Tevcih töreni gerçekleştirilecek.[/QUOTE]

[B]Ben bu haberden hiçbir şey anlamadım.
Galiba biz çanakkale savaşının galibiyetini kutlamıyoruz.
Galiba burda Mustafa Kemal isminde bir komutan yoktu.
Bize tarih yanlış ögretilmiş,18 mart'ta sadece ölmüş olanların,şehitlik mertebesine ulaştıkları için anma olacağı ögretilmesi unutulmuş veyada kasıtlı olarak son yıllara kadar bizlerden saklanmış.
Ben açayım tarihi bir daha okumaya başlayayım.[/B]

Vakit gazetesi bugün
Çanakkale zaferinin 95. yıl dönümü nedeniyle sürmanşetten bir haber
verdi: "Mehmetçiğin inanç destanı"

TEK KELİME ATATÜRK YOK


"Milletimizin, iman ve azmini bütün dünyaya gösteren Çanakkale Zaferi,
95. yıldönümünde hatimler ve töre...nlerle anılıyor.." spotuyla verilen
haberin tek bir satırında Atatürk'ün ismi geçmiyor. Vakit muhabiri tüm
yurtta çoşkuyla kutlanacak olan Çanakkale zaferini anlatırken Mustafa
Kemal Atütürk'ün ismini geçirmemek için oldukça çaba sarfetti.

İŞTE VAKİT'İN O HABERİ

18 Mart Şehitler Günü ve
‘Çanakkale Zaferi'nin 95. yıldönümü, Çanakkale başta olmak üzere, bütün
yurtta coşkuyla kutlanıyor. Bundan 95 yıl önce ‘Çanakkale geçilmez'
destanını yazdıran ataların evlatları, şehitliklere koşarak o ruhu
kaybetmediklerini gösteriyor. Milli Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un
‘Bedrin Aslanları' benzetmesiyle yücelttiği Çanakkale şehitleri, bugün
ülke genelinde yapılan anma toplantılarında yad edilecek. ‘Şehitler
ölmez, Çanakkale geçilmez' mesajı da bir defa daha bütün dünyaya
verilecek. Büyük destana imza atan şehitleri anmak için yurdun birçok
yerinde mevlit okutulacak.

abircan 19.03.2010 09:05

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[QUOTE=albina58;535053][B]Ben bu haberden hiçbir şey anlamadım.
Galiba biz çanakkale savaşının galibiyetini kutlamıyoruz.
Galiba burda Mustafa Kemal isminde bir komutan yoktu.
Bize tarih yanlış ögretilmiş,18 mart'ta sadece ölmüş olanların,şehitlik mertebesine ulaştıkları için anma olacağı ögretilmesi unutulmuş veyada kasıtlı olarak son yıllara kadar bizlerden saklanmış.
Ben açayım tarihi bir daha okumaya başlayayım.[/B]

Vakit gazetesi bugün
Çanakkale zaferinin 95. yıl dönümü nedeniyle sürmanşetten bir haber
verdi: "Mehmetçiğin inanç destanı"

TEK KELİME ATATÜRK YOK


"Milletimizin, iman ve azmini bütün dünyaya gösteren Çanakkale Zaferi,
95. yıldönümünde hatimler ve töre...nlerle anılıyor.." spotuyla verilen
haberin tek bir satırında Atatürk'ün ismi geçmiyor. Vakit muhabiri tüm
yurtta çoşkuyla kutlanacak olan Çanakkale zaferini anlatırken Mustafa
Kemal Atütürk'ün ismini geçirmemek için oldukça çaba sarfetti.

İŞTE VAKİT'İN O HABERİ

18 Mart Şehitler Günü ve
‘Çanakkale Zaferi'nin 95. yıldönümü, Çanakkale başta olmak üzere, bütün
yurtta coşkuyla kutlanıyor. Bundan 95 yıl önce ‘Çanakkale geçilmez'
destanını yazdıran ataların evlatları, şehitliklere koşarak o ruhu
kaybetmediklerini gösteriyor. Milli Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un
‘Bedrin Aslanları' benzetmesiyle yücelttiği Çanakkale şehitleri, bugün
ülke genelinde yapılan anma toplantılarında yad edilecek. ‘Şehitler
ölmez, Çanakkale geçilmez' mesajı da bir defa daha bütün dünyaya
verilecek. Büyük destana imza atan şehitleri anmak için yurdun birçok
yerinde mevlit okutulacak.[/QUOTE]

BUNLAR SATILIK İNGİLİZ MÜSLÜMANIDA O YÜZDEN YAZMAZLAR,

İngilterede gözlerimle görmesem inanmazdım , 1914 te çanakkale de kaybettikleri askerleriiçin kasabaların , şehrin mütevazi köşelerinde anıt yapmışlar küçük şeyler ama o kasabadan olanların adları yazıyor ve her sabah oraya taze çiçekler koyuyorlar , biz ise haberimiz yok tarihimizden, öküzün biri dün atatürkün heykeline baltayla saldırıyor, bu nasıl ihanet açmazı anlamam, ingiliz içten içe mustafa kemale nefret duyup yinede onun dehasına saygı duyarken adı türk olup hemde mehmet muhammet olan birinin atatürke faşist deyip saldırması çok manidar, türküm diyenin müslümanım diyenin oturup biraz düşünmesi gerekir

yörem-58 19.03.2010 10:08

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
Bizim toplumumuzun farklı yanı şu, çağdaş laik hukuk devlet yapısıyla müslüman halkıyla iç içe yaşamış olması. Şuan ki hükümetin başı "Ya laik olacaksın, ya müslüman ikisi bir arada yaşanılmaz" İfadesiyle fitili zaten zamanında eteşlemişti. Sonra da yok ben değiştim diyerek yola devam kararı almışlardı.
Hal böyleyken “ imam bilmem ne yaparsa cemaat ne yapmaz” Tabi ki bu tür ifadeler bu tür sözler söylemesi kolay.
Biz Müslüman bir ülkeyiz, Müslümanlığımızı da yaşayalım ancak nankörlükte etmeyelim. Bugün M.K. Atatürk’ü görmezlikten gelmek, izlerini yok etmeye çalışmak gizli planlar içinde olmak bu ülkeye yapılmış en büyük hainlik olur. Mustafa Kemal demek ülke demek, vatan demek bayrak demek namus demek. Onu yok saymak görmezlikten gelmek isteyenler unutmasınlar ki o olmasaydı şimdi ne müslümanlığımızı nede dinimizi bu şekilde rahatlıkla yaşıyor olacaktık.
Bu vesileyle başta Çanakkale Zaferi mimarı M.K. Atatürk ve tüm silah arkadaşlarını şehitlerimizi sevgi ve saygıyla anıyor Allah’tan rahmet diliyorum.
Son söz olarak, kuranda okuyalım mevlitte okutalım, Atatürk’üde analım ama asla nankörlük yapmayalım.

bilal kose 19.03.2010 10:27

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
oncelikle mustafa kemal ataturk olmak uzere tum sehitlerimize allahtan rahmet diliyorum mekanlari cennet olsun osmanlar fatihler yavuzlar neyse ataturkte benim icin okadar degerli buyuk lider asker buyuk kumandandir vatanini milletini seven vatan severdir bunlari inkar etmek tabiki nankorluktur.peki bu kadar buyuk bir insani siper edip bu millete hainlik yapanlar nankor degilmi.bu degerli insani putlastirmaya calismak nankorluk degilmi. unutmayinki ben inanmiyorum bu buyuk insanin bir takim kesimler tarafindan sevilmedigine bu millet herzaman degerlerine sahip cikmistir sevmistir bu milletin sevmedigi ataturku kullanan hainler ve nankorlerdir.

Pusula_58 19.03.2010 13:38

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[QUOTE=yörem-58;535107]Bizim toplumumuzun farklı yanı şu, çağdaş laik hukuk devlet yapısıyla müslüman halkıyla iç içe yaşamış olması. Şuan ki hükümetin başı "Ya laik olacaksın, ya müslüman ikisi bir arada yaşanılmaz" İfadesiyle fitili zaten zamanında eteşlemişti. Sonra da yok ben değiştim diyerek yola devam kararı almışlardı.
Hal böyleyken “ imam bilmem ne yaparsa cemaat ne yapmaz” Tabi ki bu tür ifadeler bu tür sözler söylemesi kolay.
Biz Müslüman bir ülkeyiz, Müslümanlığımızı da yaşayalım ancak nankörlükte etmeyelim. Bugün M.K. Atatürk’ü görmezlikten gelmek, izlerini yok etmeye çalışmak gizli planlar içinde olmak bu ülkeye yapılmış en büyük hainlik olur. Mustafa Kemal demek ülke demek, vatan demek bayrak demek namus demek. Onu yok saymak görmezlikten gelmek isteyenler unutmasınlar ki o olmasaydı şimdi ne müslümanlığımızı nede dinimizi bu şekilde rahatlıkla yaşıyor olacaktık.
Bu vesileyle başta Çanakkale Zaferi mimarı M.K. Atatürk ve tüm silah arkadaşlarını şehitlerimizi sevgi ve saygıyla anıyor Allah’tan rahmet diliyorum.
Son söz olarak, kuranda okuyalım mevlitte okutalım, Atatürk’üde analım ama asla nankörlük yapmayalım.[/QUOTE]

Ne denirki zevkle okudum teşekkürler yörem kardeşim.

abircan 19.03.2010 13:58

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[QUOTE=bilal kose;535113]oncelikle mustafa kemal ataturk olmak uzere tum sehitlerimize allahtan rahmet diliyorum mekanlari cennet olsun osmanlar fatihler yavuzlar neyse ataturkte benim icin okadar degerli buyuk lider asker buyuk kumandandir vatanini milletini seven vatan severdir bunlari inkar etmek tabiki nankorluktur.peki bu kadar buyuk bir insani siper edip bu millete hainlik yapanlar nankor degilmi.bu degerli insani putlastirmaya calismak nankorluk degilmi. unutmayinki ben inanmiyorum bu buyuk insanin bir takim kesimler tarafindan sevilmedigine bu millet herzaman degerlerine sahip cikmistir sevmistir bu milletin sevmedigi ataturku kullanan hainler ve nankorlerdir.[/QUOTE]

BUGÜNKÜ BALTAyla saldıran nesli atatürkü putlaştıran ******** 12 eylül uygulamaları ve uygulayıcılarıdır, kökü dışarda amerikancı paşalardır

Siyahnur 19.03.2010 20:40

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[QUOTE=albina58;535053][B]Ben bu haberden hiçbir şey anlamadım.
Galiba biz çanakkale savaşının galibiyetini kutlamıyoruz.
Galiba burda Mustafa Kemal isminde bir komutan yoktu.
Bize tarih yanlış ögretilmiş,18 mart'ta sadece ölmüş olanların,şehitlik mertebesine ulaştıkları için anma olacağı ögretilmesi unutulmuş veyada kasıtlı olarak son yıllara kadar bizlerden saklanmış.
Ben açayım tarihi bir daha okumaya başlayayım.[/B]

Vakit gazetesi bugün
Çanakkale zaferinin 95. yıl dönümü nedeniyle sürmanşetten bir haber
verdi: "Mehmetçiğin inanç destanı"

TEK KELİME ATATÜRK YOK


"Milletimizin, iman ve azmini bütün dünyaya gösteren Çanakkale Zaferi,
95. yıldönümünde hatimler ve töre...nlerle anılıyor.." spotuyla verilen
haberin tek bir satırında Atatürk'ün ismi geçmiyor. Vakit muhabiri tüm
yurtta çoşkuyla kutlanacak olan Çanakkale zaferini anlatırken Mustafa
Kemal Atütürk'ün ismini geçirmemek için oldukça çaba sarfetti.

İŞTE VAKİT'İN O HABERİ

18 Mart Şehitler Günü ve
‘Çanakkale Zaferi'nin 95. yıldönümü, Çanakkale başta olmak üzere, bütün
yurtta coşkuyla kutlanıyor. Bundan 95 yıl önce ‘Çanakkale geçilmez'
destanını yazdıran ataların evlatları, şehitliklere koşarak o ruhu
kaybetmediklerini gösteriyor. Milli Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un
‘Bedrin Aslanları' benzetmesiyle yücelttiği Çanakkale şehitleri, bugün
ülke genelinde yapılan anma toplantılarında yad edilecek. ‘Şehitler
ölmez, Çanakkale geçilmez' mesajı da bir defa daha bütün dünyaya
verilecek. Büyük destana imza atan şehitleri anmak için yurdun birçok
yerinde mevlit okutulacak.[/QUOTE]

[B][FONT="Comic Sans MS"][COLOR="DarkSlateGray"]Güzel, dogru bi haber,18 mart bi deniz zaferi... türk topcusunun ve Cevad Pasa´nin muvaffakiyeti.Piyade hic ise karismamis, ne M. Kemal nede baska bi kumandanin rolu yoktur;cünkü savasa girmemisler...M. Kemal o dönem bir piyade tümen komutani , Ve Osmanli ordusunun o cephedeki 2000 e yakin subayindan sadece birisi , hepsi bu...
Nihayet Canakkale, yarim milyon sehidinin ve gazisinin eseridir.
Hic bir sahsa bu basari verilemez. [/COLOR][/FONT][/B]

besyo_cu 20.03.2010 13:14

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
[QUOTE=GurbetsokakLari;535177][B][FONT="Comic Sans MS"][COLOR="DarkSlateGray"]Güzel, dogru bi haber,18 mart bi deniz zaferi... türk topcusunun ve Cevad Pasa´nin muvaffakiyeti.Piyade hic ise karismamis, ne M. Kemal nede baska bi kumandanin rolu yoktur;cünkü savasa girmemisler...M. Kemal o dönem bir piyade tümen komutani , Ve Osmanli ordusunun o cephedeki 2000 e yakin subayindan sadece birisi , hepsi bu...
Nihayet Canakkale, yarim milyon sehidinin ve gazisinin eseridir.
Hic bir sahsa bu basari verilemez. [/COLOR][/FONT][/B][/QUOTE]
[B]
Mustafa Kemal'in rolu yok demek ha peki öyleyse bir göz at şunlara yerli ve yabancı üst düzey yetkililer neler demiş neler olmuş ;[/B]
[B][B]İngiliz Resmi Tarihi :

“Tarihte bir Tümen komutanının üç muhtelif yerde, vaziyete nüfus ederek yalnız bir muharebenin değil, aynı zamanda zaferin akıbetini celbi, bir milletin mukadderatına tesir yapacak vaziyet ihdasına nadiren rastlanır.”[/B]

Komutanlık, bir askeri sevk ve idare sanatıdır.
Komutan ise bilgisiyle, ileri görüşlülüğüyle, cesaretiyle, iradesiyle, adaletiyle, tutum ve davranışlarıyla, birliğine örnek olan ve sahip çıkan, onu en kritik anlarda dahi peşinden sürükleyerek bu sanatı uygulayan kişidir.[/B]

[B]Amerikalı Öğretim Üyesi Richard D. Robinson, askerî dehasını şu niteliklerle tanımlar:


“Kişisel cesaret,
Başkalarının hareketini seziş yeteneği,
Sabır, kendi hareketlerinin en etkili olabileceği zamanı kavrayış,
Kendi amacınısaklı tutarak, başka yönlerde inandırıcı biçimde ‘yanıltma, aldatma’ hareketleri yapabilme yeteneği,
Hasım kuvvetlerin nispî gücünü, objektif bir görüşle ve doğru olarak değerlendirebilme niteliği…”[/B]

Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebeleri sırasında önce Yarbay, sonra Albay rütbesiyle görev yapmış, bu muharebeler sırasında gösterdiği başarıyla hem astlarının, hem sıralı komutanlarının, hem de kamuoyunun dikkatini çekmişti.

Örneğin, Yarbay Mustafa Kemal’in, Çanakkale Muharebeleri sırasında sıralı ilk amiri, ilk komutanı 3 ncü Kolordu Komutanı Mirliva Esat (Bülkat) idi.

Esat Paşa, Harp Okulu’nda öğretmenliğini yaptığı Mustafa Kemal’i iyi tanıyordu. Muharebelerde gösterdiği üstün başarısını göz önüne alarak, Mustafa Kemal’in bir dere yatağındaki komuta yerine, Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Fahrettin (Altay)’ın önerisiyle, “ Kemalyeri” adını vermişti.


[B]Esat Paşa:


“… Bu tarihî adın günlük emirle yapılmasını ve haritalara kaydını emrettim.”

“… 3 Mayıs 1915 günü, askerlerimizin göstermiş oldukları kahramanlıkları ve bu askere kumanda eden Mustafa Kemal Bey’in yararlılığını takdire değer buldum, karargâhıma döndüm.”[/B]

Yarbay ( sonra Albay) Mustafa Kemal’in sıralı ikinci amiri 5 nci Ordu Komutanı Mareşal Sanders’ti. [B]Mareşal Sanders, sık sık fikir ayrılıklarına düşmesine rağmen, Mustafa Kemal’i asker olarak çok beğenmiş ve yaptıklarını takdir etmişti:[/B]
“ İlk askerî başarısını Trablusgarp’ta gösteren Mustafa Kemal, sorumluluk ve görevden zevk duyan bir komutan özelliğine sahipti. Daha 25 Nisan sabahı 19 ncu Tümen ile ve hiçbir yerden emir almaksızın kendiliğinden muharebeye müdahale ederek düşmanı sahile kadar püskürtmüş ve bundan sonra üç ay süre ile kırılmaz bir azimle devamlı düşman saldırılarına karşı koymuştu.”


[B]Liman von Sanders’in 10.8.1915 tarihinde, Enver Paşa’ya mektupta yazdıkları da, ona karşı duyduğu hayranlığın ifadesidir.[/B]


[B]“…Albay Mustafa Kemal Bey’i, vatanın bu büyük savaşta hizmetlerine muhakkak surette muhtaç olduğu çok müstesna kabiliyetli, yetkili ve cesur bir subay olarak tanıdım…Kendisine takdirimi ve şükranımı tekrar tekrar ifade ettim.” [/B]


[B]Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın düşünceleri de farklı değildi.


Esat Paşa:

“…11 Mayıs 1915 günü, Enver Paşa, yaverleri ve erkân-ı harbi ( Kurmay başkanı- Kurmay subayları) ile karargâhıma geldi. 19 ncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey’in karargâhı hâlâ Kemalyeri’ndeydi. Oraya gittik. Enver Paşa, Mustafa Kemal Bey’i kucakladı ve bugüne kadar göstermiş olduğu kahramanlıklardan dolayı takdirlerini bildirdi.”


Muharebeler sırasında yerli ve yabancı basının Mustafa Kemal’e ilgisi yoğun oldu. O dönemin tanınmış yazar, ressam ve şairleri Mustafa Kemal ile tanışıp-görüşmek için cepheye geldiler, onu ziyaret ettikten sonra intibalarını kamuoyuna yansıttılar.[/B]
Toplum, kısa sürede Mustafa Kemal’i efsane bir komutan olarak tanıdı.

Örneğin:

16 Mayıs 1915 günü, Edirne Valisi Hacı Adil Bey ve maiyeti, Kemalyeri’nde Mustafa Kemal’i ziyaret ederek göstermiş olduğu fedakârlık ve kahramanlıklardan dolayı tebrik ettiler.

29 Haziran 1915: Şehzade Faruk Efendi ile İstanbul Milletvekili Hüseyin Cahit (Yalçın), Kemalyeri’nde Mustafa Kemal’i ziyaret ettiler.

10 Temmuz 1915: Tasvir-i Efkâr gazetesi muhabirlerinden Ferit Bey, 19 ncu Tümen Komutanı Albay Mustafa Kemal’i ziyaret etti.

16 Temmuz 1915: gazeteci, şair ve yazarlardan bir heyet, Çanakkale cephesine geldi. Heyet üyeleri, top atışı nedeniyle 19 ncu Tümen Komuta Yeri’ne gidemeyince telefonla konuştular.

17 Temmuz 1915: Gelibolu Mutasarrıfı Süreyya (Yiğit) Bey’le Maydos (Eceabat) Kaymakamı Rahmi Bey, Albay Mustafa Kemal’i ziyaret ederek, geceyi Kemalyeri’nde geçirdiler.

Temmuz ayı ortalarında, Albay Mustafa Kemal’e, Trablusgarp’e Ordu Komutanı yetkisi ve Tuğbay rütbesiyle gidip gidemeyeceği soruldu.

21 Ağustos 1915: Polonyalı bir gazeteci, 2 nci Anafartalar zaferinin coşkusunu Kemalyeri’nde Mustafa Kemal ile birlikte yaşadı.

2 Eylül 1915 : Bir Alman gazeteci, Mustafa kemal’i Kemalyeri’nde ziyaret etti.

8 Eylül 1915: Türkiye’nin tanınmış filmcilerinden Necati Bey, Mustafa Kemal’i ziyaret ederek, 3 gün boyunca çekim yaptı.

10 Eylül 1915: Yazar Ekrem Bey, Mustafa Kemal’i ziyaret etti.

Eylül 1915’te, Mehmet Emin Yurdakul’un “ Tan Sesleri” isimli bir şiir kitabı yayımlandı. Bu kitapta, 15 Eylül 1915 tarihini taşıyan “ Ordunun Destanı” isimli uzun bir şiirin ilk dörtlüğü Mustafa Kemal ile ilgilidir :


“ Ey bugüne şahit olan sarp hisarlar,
Ey kahraman Mehmet Çavuş siperleri,
Ey Mustafa Kemaller’in aziz yeri,
Ey toprağı kanlı dağlar, yanık yerler “


25 Eylül 1915: Almanya’nın İstanbul elçiliği görevlilerinden Dr. Ernest Jachk, Albay Mustafa Kemal’i komuta yerinde ziyaret etti.

Ekim 1915 başında, Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanı iken, Irak Ordu Komutanlığı’na atanması önerildi.

21 Ekim 1915’te, Suriyeli yazar ve şairler, Mustafa Kemal’i Kemalyeri’nde ziyaret ettiler.

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girişinin birinci yıldönümü nedeniyle, Tasvir-i Efkâr Gazetesi 29 Ekim 1915 tarihli sayısının ilk sayfasında, 18 Mart Deniz Zaferi’nin “ muzaffer komutanı” Cevat Paşa’nın yanı sıra kara muharebelerinin komutanlarından Albay Mustafa Kemal’in de fotoğrafını yayınladı ve onunla ilgili olarak şu bilgiyi verdi:


“ Çanakkale muharebat-ı beriyesinde( kara muharebelerinde) fevkalade yararlılıkları görülen ve emri müdafaadaki( savunmadaki) iktidar ve mahareti ile( kudret ve becerisiyle) bihakkın( hakkıyla) ihrazı şan-u şeref eyleyerek( şan ve şeref kazanarak) boğazları ve makamı hilafeti( hilâfet makamını) kurtaran kumandanlarımızdan celadeti fıtriyye( yaradılışındaki yiğitlik) ve havârıkı hamaset ile( olağanüstü cesaretiyle) mümtaz( seçkin) Miralay (Albay) Mustafa Kemal Bey Efendi.”


Mustafa Kemal, daha muharebeler devam ederken Anafartalar Komutanı olarak tanınmıştı.


[B]Sultan Abdülhamit:

“…Gazeteler, Çanakkale’de düşmanın durdurulduğunu, büyük zayiata uğratıldığını yazıyorlardı…Fransız ve İngiliz donanmasının Çanakkale Boğazı’nı zorladığı ve giremediği bir hakikatti. Çıkartma yapmaya muvaffak olmuş ama ordumuzun karşısında mıhlanıp kalmışlardı…Rabbime şükürler olsun ki, ummaya bile cesaret edemediğim zafer haberi ulaştı. ..Bu büyük zaferi, Mustafa Kemal bey adında bir Miralay (Albay) kazanmış. Allah, devletime hizmeti geçenlerden razı olsun.” [/B]
Zaferden sonra, Mustafa Kemal ismi, “ İstanbul’u Kurtaran Kahraman” unvanıyla özdeşleşti.

1916 yılının Ocak ayında, 16 ncı Kolordu Komutanı olarak Edirne’ye girişinde, sokaklara zafer takları kuruldu, halk sokaklara döküldü.


[B]Emekli Orgeneral Fahrettin Altay:

“…Anafartalar Zaferi ile İstanbul’u düşman istilasından kurtaran Albay Mustafa Kemal, 16 ncı Kolordu Komutanı olarak Edirne’ye gönderilmiş, Edirne halkı da onu çok büyük göstyerilerle karşılamıştı. Çünkü biliyorlardı ki, Anafartalar kahramnı yalnız İstanbul’u değil, Edirne ve bütün Trakya’yı da kurtarmıştır.[/B]

Bu suretle parlayan Yeni Yıldız’ın ışığı büyümeye başlamış, her tarafta Anafartalar Kahramanı’na saygı Hürriyet Kahramanları’nı geçer olmuştu.

Benim görüşüme göre:Enver Paşa, Mustafa Kemal’in kudretini takdir ediyor ve ondan savaş alanlarında faydalanmak istiyordu. Ama, onun karakterini kendi karakterine uygun bulmuyor ve onun parlaklığının kendisini geçmesine meydan vermek istemiyordu.”


[B]Alan Moorehead:

“…Mustafa Kemal’in efsanemsi bir şekilde iktidara yükselmesinde, şüphesiz pek çok yönler vardır. Ama, belki de, Çanakkale’deki ilk zaferleri, onun için bütün ötekiler kadar önemlidir. Harekâtın sonuna doğru hasta ve yorgun olarak İstanbul’a döndüğü zaman, Enver Paşa’nın bütün çabaları onu ‘Çanakkale Kahramanı’ olarak selâmlamasına engel olamamıştı.” [/B]


[B]Sultan Abdülhamit:


“…Mustafa Kemal Paşa, oğlum Abit Efendi’ye iki ceylan yavrusu hediye etmiş. Bundan memnun oldum. Devletimim yüzünü ağartmış bir paşanın, Abit Efendi’ye yakınlık göstermesi, bir şahsiyeti olduğunu anlatıyordu. Oğluma münasip bir mukabelede bulunmasını hatırlattım. Biraz vakti halim olsa, ‘ bir altın saat ‘ diyecektim ama hem dedikodusundan çekindim, hem oldukça geçim sıkıntısı içinde olduğum için bir şey söylemedim. ‘Bir daha arkadaşına (Salih Bozok’a) gelecek olursa, haber ver, ben de göreyim’ demekle yetindim. Gerçekten bir defa daha gelmiş, bana haber verdiler. Sırtında bir pelerin vardı ve arkadaşına veda ediyordu. Uzaktan yüzünü iyice seçemedim ama sıradan askerlere benzemiyordu; tehlikeli bir sükûneti vardı.Enver Paşa’nın kendisinden niçin çekindiğini o zaman anladım. Bunu Talât Paşa tutuyormuş. Bunlar küçük şeyler ! Çanakkale’de, İngiltere, Fransa gibi iki büyük devletin ordusunu, donanmasını durdurdu, yüz geri etti ya, bana lâzım olan odur. Muvaffakiyeti için dua ettim.”[/B]
1 Nisan 1916’da Mirliva (Tuğgeneral)’lığa yükselen Mustafa Kemal, 1917 yılının Aralık ayında Veliaht Vahideddin ile Almanya’ya gitmişti. Lütfü Simavi, bu yolculuğun başlangıcını 1924 yılında yayımlanan hatıralarında şöyle anlatmıştı:


“…Mustafa Kemal Paşa’yı ilk defa olarak, 1917 yılı Aralık ayında, Sirkeci Garı’nda, o vakit ki Veliaht Vahideddin Efendi’nin beraberinde Almanya’ya gideceğimiz gün gördüm. Trene bineceğimiz sırada, orada bulunan bir zat, ‘Tanışmıyor musunuz?’ diye sorarak bizi birbirimize takdim etti. Çanakkale’deki övünç ve gurur verici hizmetleriyle, herkes gibi ben de kendisini gıyaben tanıyordum, fakat şahsen görüşmemiştik. Hizmetlerinden ve başarılarından dolayı kendisini orada tebrik ettim. Tanışmaktan duyduğum şeref ve iftihar duygularımı bildirdim.”


Sultan Vahideddin’in damadı İsmail Hakkı Okday da, bu yolculuk hakkında şunları yazar:


“…Vahideddin Efendi, bu seyahate çıkarken, kendisine refakat etmek üzere, o zaman ‘ Anafartalar Kahramanı’ diye anılan Mustafa Kemal Paşa’yı yanına almıştı.”


O günlerle ilgili Minber Gazetesi’nde çıkan yazı da şu şekildedir:


“ 16 Kasım 1918. Anafartalar Kahramanı olarak ün yapmış olan Mustafa Kemal Paşa, önceki gün İstanbul’a geldi.” (Resmi ile)


Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebeleri’ndeki başarısı nedeniyle sadece Türkiye’de değil, dünyada da tanındı.

Özellikle İngiliz istihbaratı, onun hakkında ayrıntılı bilgiye sahipti.


[B]Gotthard Jaeschke:

“…Mustafa Kemal’in Veliaht Vahdettin’in refakatinde Almanya’ya seyahati (15 Aralık 1917- 4 Ocak 1918) kaderin kendisine bir ihsanı olmuştu. Bu vesile ile onu şahsen tanıyan Padişah, Kemal’in Gelibolu’daki başarılarını hayranlıkla duyduktan sonra, şahsî kıymetini takdir etmişti.” [/B]


Birinci Dünya Savaşı’nda, müttefik devletlerin arasında karşılıklı olarak yapılan nazik jestlerden biri de, son derece lüks ve şık, ama az sayıda basılmış eserler yayınlama adetiydi. Avusturya- Macaristan İmparatoru Franz Joseph de bu adete uymuş ve müttefiki olan Osmanlı hükümdarı Sultan Mehmed Reşad için “Die Türkeı ım Weltkrıeg”(Birinci Dünya Savaşı’nda Türkiye) isimli bir “Osmanlı Devlet Büyükleri Albümü” hazırlatmıştı.

Albümde, imparatorluk ressamı Wilhelm Victor Krausz’un çizdiği portreler arasında , askeri başarıları ile gündemde olan, “Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal Bey”in portresi de bulunuyordu.

İtalya Yüksek Komiseri Kont Sforza’nın, 1919 yılı Ocak-Mart aylarındaki tespitleri şu şekildeydi:


“…Kemal’in şöhreti halk arasında yaygındı…İstanbul’daki bazı Britanya ajanları ilk işgal günlerinde (onu) Malta’ya göndermeyi tasavvur etmişlerdi…Ben, İtalya’nın, eski kahraman bu hasmı korumayı şüphesiz reddetmeyeceği cevabını verdim.”


İngiltere’nin İstanbul’daki Yüksek Komiseri Amiral Sir Arthur Calthorpe, 23 haziran 1919’da, Londra’ya Dışişleri bakanı Lord Curzon’a çektiği mesajda , “ …Çanakkale Savaşı’nda ün yapmış bulunan Mustafa Kemal Paşa…” diyordu.

Yüksek Komiser Vekili Amiral Richard Webb de, 28 haziran 1919’da, Sir R. Graham’a

“…Çanakkale Savaşı’nda bir hayli ün yapan Sadrazam tarafından Samsun’a müfettiş olarak gönderildi ” diye mesaj çekmişti.

[B]Mustafa Kemal Paşa’nın, 16 Mayıs 1919’da, Samsun’a gönderilişi sırasında, Müttefik Pasaport Kontrol Bürosu’nda görevli olan İngiliz Yüzbaşı John Godolphin Bennett, hatıralarında der ki:

“…Sultan, başında Gelibolu Kahramanı Mustafa Kemal Paşa’nın bulunduğu bir heyetin…gönderilmesi konusunda…anlaşmaya varmıştı.”[/B]


[B]Yarbay (sonra Albay) Mustafa Kemal’in, Çanakkale Muharebeleri’ndeki başarılarından dolayı çeşitli madalya ve nişan ile ödüllendirilmesi, devlet yönetenlerin ve devlet adamlarının, onun hakkındaki bakış açısını göstermesi bakımından önemlidir.[/B]

Yarbay Mustafa Kemal, 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Muharebeleri’nden 5 gün sonra, 23 Mart 1915’te, Bulgaristan Sen Aleksandr Nişanı’nın Komandör Rütbesi ile ödüllendirildi.

30 Nisan 1915’te, yani Çanakkale kara muharebelerinin 25 Nisan’da başlamasından sadece beş gün sonra, cephede göğsüne Gümüş İmtiyaz Madalyası takıldı.

15 Temmuz 1915’te Harp Madalyası,
1 Eylül 1915’te Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası ile taltif edildi.
28 Aralık 1915’te Alman Demir Salip Nişanı,
17 Ocak 1916’da Muharebe Altın Liyakat Madalyası,
1 Şubat 1916’da İkinci Rütbeden Osmanî Nişanı,
27 Temmuz 1916’da Avusturya- Macaristan İmparatorluğu Üçüncü Rütbeden Muharebe Liyakat Madalyası,
23 Eylül 1917’de Altın İmtiyaz Madalyası ile ödüllendirildi.

her şeyden önce bir savaş adamı olmasına rağmen, ona göre savaş hayatî ve zorunlu olmadıkça cinayetti. Atatürk’ün bir tören için Çanakkale’ye gidecek olan İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya dikte ettirdiği şu sözler, onun Mehmetçik için duygularının özetidir:


“Burada yatan şehitlerimiz!…Sizleri hürmet ve şükranla anıyoruz. Siz olmasaydınız ve siz göğüslerinizi çelik kalelere siper etmeseydiniz, bu boğaz aşılır, İstanbul işgal edilir; vatan toprakları istilâya uğrardı.”



“Bu memleket toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar, burada bir dost vatanının toprağındasınız.Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yan, koyun koyunasınız.

Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar, gözyaşlarınızı dindiriniz, evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler, huzur içinde uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır.”

Bu anlamlı sözler, Gelibolu Tarihi Millî Parkı Anzak Koyu ile, Avustralya’da 1986 yılında açılışı yapılan temsilî Anzak Koyu’na dikilen anıtta yazılıdır.

[B]Çeşitli kaynaklardan alıntıdır.

Artık bunlar yeterlidir herhalde....[/B]

zombi 20.03.2010 18:24

Cevap: 250 bin şehidimizi anacağız
 
hepsını rahmetle anıyoruz.


WEZ Format +2. ?uan Saat: 21:57.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.