Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar

Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar (http://www.sivaslilar.net/forum/index.php)
-   Arşiv (http://www.sivaslilar.net/forum/forumdisplay.php?f=365)
-   -   Pierre Cardin "Türbanı tartışmak saçma" (http://www.sivaslilar.net/forum/showthread.php?t=14172)

banu58 11.12.2007 20:40

Pierre Cardin "Türbanı tartışmak saçma"
 
[B][B][COLOR="Red"]Cardin:[/COLOR][/B] [COLOR="Blue"]Türban tartışması saçma[/COLOR]

Dünyada en çok bilinen üç markadan birine adını veren Pierre Cardin, moda ve giyim tarzı konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. İnsanların Havva Ana'dan bugüne örtündüğünü belirten Cardin'e göre örtü tartışması saçma.

Türkiye'deki türban tartışmalarını 'saçma' bulan ünlü modacı, kadınların Hz. Havva'dan bu yana kapanma eğiliminde olduğunu belirtiyor. Hz. Meryem'in de tesettürlü olduğunu hatırlattıktan sonra şu tespitte bulunuyor:

"Kapanmak kadına yakışıyor, türban güzelliğini ortaya çıkarıyor." Hayrünnisa Gül'ün giyim tarzını beğenen Pierre Cardin, first lady için özel kıyafet tasarlayabileceğini vurguluyor.

Pierre Cardin, bir gün Cannes’te geziye çıkmış. Biraz uzakta bir villa görmüş. Yardımcısına dönüp burayı alalım’ demiş. Yardımcısının ‘Efendim orası zaten bizim’ sözleri üzerine de “O zaman gidip görelim” demiş. Bu hikaye Cardin’in gayrimenkullerinin sayısını bilmediğinin bir kanıtı olarak anlatılıyor.

Dünyada en çok bilinen üç giyim markasından biri olan Pierre Cardin’i mutlaka duymuşsunuzdur. Peki markaya ismini veren Pierre Cardin’i yeteri kadar tanıyor musunuz? Sanırım hayır. Eğer onun hakkında bildikleriniz dünyanın en ünlü modacısı olduğundan ibaretse bu yazı Cardin’i yakından tanımak için iyi bir fırsat. Moda, Cardin’i dünyaya tanıtan bir alan olsa da aslında onun modadan başka işleri var. Neler mi? Tiyatro yazarı, oyuncusu, yönetmeni, sinema yazarı ve yönetmeni, mobilya tasarımcısı, heykeltıraş, seramik sanatçısı, moda tasarımcısı… ‘10 parmağında 10 marifet’ sözü Cardin’i anlatmak için var sanki.

Hazır giyimden mobilyaya, tencereden parfüme 90’a yakın markanın sahibi olan Pierre Cardin’in 160 ülkede 900 lisansörü var. Adının ulaşmadığı tek yer Birmanya. Dünyada Coca Cola ve Levi’s’tan sonra en çok tanınan marka olan Pierre Cardin, para basan makine gibi. Bugün hiçbir şey yapmasa da adının lisans hakkından yılda 100 milyon Euro gelir elde ediyor. Markasını satabileceğini söyleyen Cardin, bunun için 1 milyar Euro fiyat biçiyor.

Dünyanın en büyük gayrimenkul zenginlerinden olan Pierre Cardin’in bu yönü çok bilinmiyor. Çünkü o çeşitli jestlerle, gazetelerde yayınlanan ‘dünyanın en zengin listeleri’nde yer almamayı başarıyor. Bu konuda tek istisna 12 yıl önce bir haber yapan Financal Times. Gazetenin haberine göre Cardin’in sahip olduğu gayrimenkullerin değeri 2 milyar dolardı. Yine yakın çevresinin verdiği bilgilere göre Cardin, son 12 yılda gayrimenkullerini iki katına çıkarmış. “Ben birçok insanın aksine dünyanın en zenginleri arasında yer almaktan hoşlanmıyorum.” diyen Cardin, yatırımlarıyla ilgili şunları söylüyor: “Sahip olduğum malları parasal karşılığıyla düşünmek istemiyorum. Harabeleri alıp, restore ediyorum, bu beni mutlu ediyor. Değerinin ne olduğu beni ilgilendirmiyor. Parayı sevseydim, bankaya yatırırdım. Çin’de Marko Polo filmine harcadığım parayla 40 tane şato alırdım mesela.” Pierre Cardin’in gayrimenkul yatırımlarının altında “Ben köylü çocuğuyum, paramı toprağa yatırırım.” anlayışı yatıyor. Pierre Cardin’in Fransa’nın hemen her yerinde şatosu, evi, tiyatrosu veya dükkanı var. Paris’in ünlü meydanında bir devlete ait olan yerler var - Başkanlık Sarayı, Parlamento binası, Amerikan elçilikleri gibi bir de ona ait yerler. Cardin, sahip olduğu gayrimenkullerin sayısını bilmiyor. “Sahip olduğum yerlerin hepsi emeğin sonucudur. Kumarda kazanılmadı, piyangodan çıkmadı. Parayı sevseydim bankaya yatırır veya borsada oynardım.” diyor. Onunla ilgili yakın bir dostunun anlattığı şu hikaye oldukça ilginç: “Bir gün Cannes’da geziyorduk. Çok güzel bir villa gördü. ‘Burası çok güzel hemen alalım.’ dedi, biz de ‘Efendim orası zaten bizim.’ dedik. ‘O zaman gidip görelim.’ dedi.” Geçtiğimiz hafta Pierre Cardin’in misafiriydik. Dört gün boyunca Paris, Nice ve Cannes’ı Cardin’in rehberliğinde gezdik. Onunla tanışmak için Paris’e doğru yola çıktığımızda doğrusu 85 yaşında ‘elini eteğini işten çekmiş’ yaşlı bir insan bekliyorduk. Ancak ilk gördüğümüzde ilginç bir kişilik olduğunu anladık. 85 yaşında, fakat 40 yaşındakiler kadar enerjik. Aydınlı Group adına Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Sait Kavurmacı, eşi Esra Kavurmacı ile birlikte bir grup gazeteci Paris sokaklarında Pierre Cardin’e yetişmek için epey zorlandık. Gezdiğimiz yerler, sahibi olduğu müze (Escape Cardin Müzesi), atölyesi, tiyatrosu, Maxim’s ve Minim’s restoranlarıyla sınırlıydı iyi ki… Çünkü Cardin, gezmekten, konuşmaktan ve çalışmaktan yılmıyor.

[COLOR="blue"]Hazır giyimin mucidi [/COLOR]

Pierre Cardin, 1922’de İtalya’de doğdu, iki yaşındayken Fransa’ya göç etti. Paris’te küçük bir terzi atölyesinde moda dünyasına adım attı. Ardından Christian Dior ile çalıştı. 1950’de Dior’un yanından ayrılarak modada Cardin çağını başlattı. Moda tarihinde devrim sayılan pek çok giysiyi keşfetti. 65 yıllık birikimlerini Paris’teki kendi adını taşıyan müzesinde sergiliyor.


[COLOR="blue"]Minim’s İstanbul’a şube açacak [/COLOR]

Ünlü Maxim’s ve Minim’s restoranlarının sahibi de Pierre Cardin. Concorde Meydanı’ndaki Maxim’s, aynı zamanda dünyanın en pahalı restoranı. Daha çok zenginlerin ve ünlü sanatçıların tercih ettiği Maxim’s’e erkekler kravatsız, kadınlar ise tuvaletsiz giremiyor. Aydınlı, Cardin’e ait Minim’s isimli kafe zincirini Türkiye’ye getirmeye hazırlanıyor.

[COLOR="blue"]Hayrunisa Gül şık; ama isterse ona özel kıyafet tasarlayabilirim [/COLOR]


Pierre Cardin, çok ilginç bir kişilik. Sevimli, içten, ama kendi bildiğini okuyan bir tarafı var. Basının önüne çıkmayı pek sevmiyor. Türk gazetecilere bir jest yaptı ve ilk kez evini açtı. Biz de merak ettiğimiz birkaç soruyu kendisine yönelttik.

‘Hayatta en önemli şey, hayallerini takip etmektir.’ diyorsunuz. Siz hayallerinizi ne kadar takip ettiniz?

Çin’de düğme satmayı hayal etmiştim. Bir milyar insan var, en az 30 milyar düğme satarım ve çok zengin olurum diye hayal ettim. Sadece düğme satmadım, elbiseyle birlikte sattım. Bir milyar insandan fazlasına ulaştım.

[COLOR="blue"]Bundan sonra gerçekleştirmek istediğiniz bir hayaliniz var mı? [/COLOR]

Yapmak istediğim her şeyi yaptım. Tiyatro, moda, diplomatik ilişkiler bağlamında, akademik olarak… Fransa’daki Ulusal Akademi’nin üyesi oldum ki bunun üzerinde bir nokta yok. Ve bunların hepsini kendi kendime yaptım.

Modacılar sadece hazır giyim tasarlıyor. Sizin ise tasarlamadığınız iş kalmamış...

Mimari olarak da pek çok çalıştığım şey var. Dekoratörlük yaptım. Aktörlük yaptım; sinemada rol aldım, tiyatro yaptım.

‘Ünlü modacı Pierre Cardin’ olarak anılıyorsunuz. ‘Modacı’dan sonra hangi sıfatla anılmak istersiniz?

Tiyatro olur zannediyorum; şu an Paris’te bir numarayım. Prodüktör olarak pek çok eseri sahneleme fırsatım oldu.

85 yılda kazandıklarınızı son birkaç yıldır sanat yatırımlarıyla halka döndürmeye başladınız. Sanata daha fazla zaman ve para harcamanızın nedeni ne?

Gerçek tutkum moda. O yüzden terziliği bırakmıyorum. Diğer tarafta lokantalar var, koleksiyonlarım var. Hepsini devam ettirmeye çalışıyorum. Birisinden diğerine geçiyorum.

[COLOR="blue"]Bu geçişlerinin nedeni heves mi yoksa?.. [/COLOR]

Benim için o kadar normal geliyor ki!.. Biraz da alışmışlıkla alakalı. Tiyatro, moda, lokanta, akademi, hayatımın normal evreleri.

Moda trendleri son yıllarda insanlara yaşam tarzı olarak dayatılmaya başlandı. Erkek-kadın kavramı giderek zayıflamaya başladı… Bir modacı olarak siz nasıl bakıyorsunuz?

‘Tek tip’, insan hayatında çok önemli oldu. Hem kültürel, hem ticari hem de sosyal hayatını kuşatıyor insanın. Ve modada ticari açıdan da çalışan pek çok insan var: Temsilciler, hammadde üreticileri, giyim, pamuk, lazerli giyim makineleri... İğne iplik hadisesi kalktı ortadan, şimdi her şey fabrikasyon olduğu için bu da belli bir yön verebiliyor insanların hayatına.

[COLOR="blue"]Peki sizce her toplum aynı moda trendini mi takip etmeli?[/COLOR]

Tabiî ki değil, yani aslında ben bu mevzuyu biraz da ticari satış endeksli görüyorum. Mağazalarda hep aynı şeyler olsa bir cazibe oluşmaz; dolayısıyla satışlar iyi olmaz; dolayısıyla devamlı bir yenilenme, tazelenme olmazsa demode olurlar. Modayı moda yapan zaten bu yeniliklerdir. Bu materyaller, yani artık fantezi bir olay değil, sosyal bir hadisedir moda.

Sizin tasarlamaya başladığınız ve daha sonra pişman olduğunuz bir moda trendi var mı?

Yok. Aslında ben zaten ilk kariyerimi tiyatro ve sinema kostümleri yapmaya başmıştım o yüzden fanteziye çok açık bir tasarımım oldu.

[COLOR="blue"]En iyi giyinen ülke ya da millet hangisi?[/COLOR]

Bunu söylemek çok zor. Çünkü artık her şey uluslararası... Burada üretilen bir şey anında dünyanın diğer ucunda dikilebiliyor.

[COLOR="Blue"]Türkiye’de son aylarda bir türban ya da başörtüsü tartışması yaşanıyor. Siz bu tartışmalardan haberdar mısınız? [/COLOR]

Evet, biraz takip ettim. Bu tür tartışmaları saçma buluyorum. Hanımlar her zaman kapanmışlardır. Mesela İsa efendimizin annesi Meryem Ana kapalıdır. Hatta Havva’dan bu yana kadınlarda bir kapanma eğilimi vardır. Eğer güzel tasarlanabilirse kapanmak kadına yakışıyor, türban kadının güzelliğini ortaya çıkarıyor.

[COLOR="blue"]Cumhurbaşkanı Gül’ün eşi nasıl giyiniyor? [/COLOR]

First Lady’nin adını bilmiyorum ama gayet şık. Daha da şık olmak isterse kendisi için bir şeyler tasarlayabilirim. Gerçi kişiye özel tasarım yapmıyorum, ama Türkleri çok seviyorum. Tabii teklif gelirse... Ben hadiseye bir din açısından değil de, moda olarak bakarım. Hem tesettürlü olup hem de şık olunabilir.

Son 10 yılda Türkiye’de muhafazakar kadınlar arasında şık ve marka giyinmek isteyenler epey çoğaldı. Ancak onların bir sorunu var. Aradıkları kıyafeti pek bulamıyorlar...

Fransa, 30 yıl önce böyle değildi. Şimdi baktığınız zaman sahilde insanları çıplak görebiliyorsunuz, ben bunu tasvip etmiyorum. Ama devir değişiyor. Kilise, din bir dönem bunu zorunluluk olarak yapmıştı. Bacaklarının görünmesi çok ciddi sıkıntılıydı, şimdi hepsi çıplak durumda. Gençlerin kendi nesillerinin hayatını yaşamaya hakkı var, ama transparan giyinmek istemeyen hanımların da hakkı şık olmak. Modacılar bunları yok saymak yerine ellerinden geleni yapmak zorunda.

[COLOR="blue"](Zaman)[/COLOR]
[/B]

arikarinkuchi 11.12.2007 20:43

--->: Pierre Cardin "Türbanı tartışmak saçma"
 
güzel demiş :D
bencede başörtüsü kadına ayrı bi hava güzellik katıyor

Efe Cemil Şeker 11.12.2007 23:32

--->: Pierre Cardin "Türbanı tartışmak saçma"
 
[B]Pierre Cardin'in başörtüsü kosunda ki özgürlükçü yaklaşımını destekliyorum.
Pierre Cardin'in bu düşünceleri ne yazık ki sorunun çözülmesine bir fayda getirmiyor.
Başörtüsü konusu ülke gündemini yıllardır işgal ediyor. Bu sorun üzerinden fayda sağlayan çevreler sürekli konuyu kaşıyor ve içinden çıkılmaz bir hale sokuyor. Başörtüsü siyasi bir simge diyenler kamusal alanda yasakçı bir zihniyeti geliştirdiler ama siyasi simge kavramını ortaya atanlar bunun kıstaslarını ortaya bir türlü koyamıyorlar. Kim belirliyor neyin siyasi simge olduğunu ? Tüm siyasi simgelere yasak var mı ? Üniversitelerde hizmet alanlarda kamusal alan kapsamına giriyor mu ? Bu ülkenin ekseri çoğunluğu başörtüsünden rahatsız değilken rahatsız olanların zihinsel kökleri nereye dayanıyor ? Hukuk göreceli kavramları nasıl oluyorda kıstas kabul edebiliyor ? Yada hep övündüğümüz Milli mücadele yıllarda mermi taşıyan,askerin sökük çorabını yamayanların başlarında peruk mu vardı ?
Bizim sorunumuz tepeden inme devrimlerin yarım kalması ve kutsal devlet anlayışını milletin karşına dikmemizdir. Kutsal olan devlet değil İNSANdır. Egemenlik milletindir diye duvarlara yazar ama jakobenist bir anlayışla milleti beğenmeyiz ve ona yön vermeye çalışırız. Ancak bu milletin 1000 yıllık tarhi geçmişi var. Bu millet içinden Yunusları,Mevlanaları,Hacı Bayram Velileri çıkartmıştır. İçinde ki iman ateş küllensede asla sönmez,milletimizin feraseti vardır. Ülkemizde yaşanan yasakçı zihniyet elbet bir gün yıkılıcak ve yerine demokratik,insana değer veren,kişisel hak ve özgürlüklere saygı duyan yeni bir düzen kurulacaktır. [/B]

pirmahsuni 16.12.2007 23:19

--->: Pierre Cardin "Türbanı tartışmak saçma"
 
[I][B]Dışarda türban takılmasına kimse birşey demiyor zaten sorun olan kamuya ait binalarda bu simgeyi görmek,yoksa;elbette insanlar istediği gibi yaşayıp giyinebilir![/B][/I]

albina58 17.12.2007 01:15

--->: Pierre Cardin "Türbanı tartışmak saçma"
 
Coca cola [B]OUT[/B] (Hristiyan kulübü ve müslümanlığı kötülüyor)

Pier cardin [B] IN[/B] (Müslümandır ve islamiyeti yüceltiyor)

sivaslıgenç 17.12.2007 06:41

-->: Pierre Cardin "Türbanı tartışmak saçma"
 
Ya pimahsuni Allahını seviyorsan türbanı kötülemek için kafandan laf atma kamusal alanda nerde türban giyilmiş ya , göster bi 3 tane hem giyilse nolucak bi yerinizden bişimi eksilcek .

mavi_yelken 17.12.2007 08:33

--->: Pierre Cardin "Türbanı tartışmak saçma"
 
[B][COLOR="Blue"]Türban veya genel anlamda Tesettür Kadinin cazibeligini ve güzelligini ön plana cikartmak icin Emredilmemistir arkadaslar... BU sahis basörtüsü yasagina karsi kullandigi sözlerle belki takdir edilebilinir ancak Tesettürü bir moda araci veya Güzellestirme sanati olarak gördügünü anliyorum ben ve bu Islami savunmak anlamina asla gelemez.. Kadin Mahremine Güzel ce cazibeli görünmemek icin Örtünür.. dikkat cekip güzelmis densin diye degil.. buna dikkat edelim insallah.. Nasil olacagini da Hak Teala Nurumuz rehberimiz olan Kurani Kerimde belirtmistir.. Yasaga gelince sadece "yobaz" ve " Gerici zihniyet" diyorum cünki baska türlü tarifi mümkün olmayan bir tutum.. Müslüman Türk kizinin da Hürriyeti yakinda saglanacaktir Rabbimin izniyle.. Yasasin hakli Mücadelemiz..[/COLOR][/B]

abircan 17.12.2007 10:01

--->: Pierre Cardin "Türbanı tartışmak saçma"
 
İLAHİYATÇIDAN ŞOK İDDİA: BAŞÖRTÜSÜNÜN İSLAM'DA YERİ YOK
'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Doç. Dr. Şahin Filiz, İslam'da başörtüsünün yeri olmadığını ve Kuran'da da başörtüsünün farz olduğuna dair herhangi bir ayetin bulunmadığını iddia etti ve ekledi:

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz, islam dininde başörtüsünün yeri olmadığını ve Kuran'da da başörtüsünün farz olduğuna dair herhangi bir ayetin bulunmadığını ileri sürdü.

Doç. Dr. Filiz, başörtüsünün Yahudilikte bir gelenek olduğuna dikkat çekerek, Yahudi geleneğinin İslamı etkilediğini iddia etti.

Doç. Dr. Filiz, başörtüsünün İslam dininin bir emri olmadığını savunarak, bu konuda şu görüşleri ileri sürdü:

“Dini temeller bakımından başörtüsü, kesinlikle dinin bir emri, ya da farz ibadeti değildir. İnançla da ilgili uygulanan bir ibadet olmadığı halde, sanki dini bir emirmiş ve farzmış gibi yansıtılıyor. Başörtüsü takılmadığı takdirde de, dini yönden büyük cezaları varmış gibi hareket ediliyor.

Burada, siyasi ve sosyal anlamda çözüme ilişkin kamusal bir dinsellik yaratılmıştır. Normalde başörütüsü ile ilgili olduğu belirtilen ayetlerde Nur Suresi 30,31, 33. Ahzab Suresinin 59’uncu ayetlerinde, sadece bir tanesinin başötüsü ile ilgili olduğu iddia ediliyor. O da Arapların, İslam öncesinde başlarına taktıkları örtünün çeki düzeni ile ilgili bir ayettir. Daha önce Arap kadınlarının göğüsleri ve pek çok bölgeleri açıktı.

Hatta Kabe’yi bile çıplak tavaf ederlerdi. Çıplak tavaf etmenin bir fazilet olduğunu düşünürlerdi. Örtünme ayetleri, gerek kadının, gerekse erkeğin her ikisine birden geçerlidir. Temel, kaba avret yerlerinin açık olmasından dolayı toplum içinde hoş karşılanmayan kaba avret yerlerinin (ön ve arkalarını) ve kadınların göğüslerinin örtülmesine yönelik emirlerdir.

Ama son dönemlerde başörtüsü siyasallaştığı için, kamusal bir dinsellik yaratıldığından dolayı, insanın temel örtünmesine ilişkin ayetleri, tamamen başörtüsü simgesinde toplamışlar ve bunun bir farz ve emir olduğu söylenmiştir. ‘Başörtüsüne özgürlük ve kadına özgürlük’, tamamen siyasi ve sosyolojik bir hadisedir. Başörtüsünün farz olduğunu kimse iddia edemez.”

‘KURAN’DA BAŞÖRTÜSÜ DEĞİL, HIMAR GEÇİYOR’

Kuran da başörtüsü ifadesinin yer almadığını savunan Doç. Dr. Filiz, “Kuran-ı Kerim’de sadce ‘Hımar’ kelimesi giçiyor. ‘Hımar’ kelimesi, normal bir örtüyü ifade etmektedir. Başörtüsünü değil. Giysi sıkıntısının çekildiği, hatta çıplak ibadet edildiği dönemde, Kuran’ı Kerim’in söylediği şuydu: ‘Nasıl Hz. Adem ile Havva’nın cennet açıldığında ön ve arkaları açılınca, doğal olarak, kendi yaratılışları icabı örtündülerse, siz de öyle örtünün’ demektedir. Yoksa başınızı, saçınızı örtün, örtmediğiniz takdirde yaptığınız haramdır anlamına gelmez.” dedi.

‘KADININ İNSAN OLDUĞUNU HAZMEDEMEDİK’

Doç. Dr. Filiz, “Başörtüsü söyleminin arkasında yatan unsur; İslamın, insana ve kadına vermiş olduğu hak ve şeref payesini, henüz islam toplumu içine sindirebilmiş değildir.

Kadını, insan diye görmeyen kültürden gelen müslümanlar, henüz daha islamın, kadını insan olarak görmesi emrini hazmetmiş değiller. Hala daha akademik seviyede bile cariyeler ve hür kadınlar şeklinde ayrımlar vardır. Hatta, deniyor ki, “Hür kadınlar örtünür de, cariyeler örtünmez.’ Peki kim bu cariyeler, denince. Buna cevap yok. Burada başörtüsünün, belirli sınıfa ait hür kadınların, bir simgesi olarak gösterilmesi ve başını açanların ise kadın bile sayılmadığı söylemleriyle karşılaşıyoruz.” dedi.

Hz. Muhammed’in de başörtüsü ile ilgili net bir hadisinin bulunmadığını belirten Filiz, başörtüsü ile ilgili olan rivayetlerin birbiri arasında çelişki içerdiğini söyledi.

‘YAHUDİ GELENEĞİ İSLAMI ETKİLEDİ’

Başörtüsünün Yahudi geleneği olduğunu da anlatan Doç. Dr. Filiz, Tevrat ve Talmud’da başörtüsü ile ilgili ayetlerin bulunduğunu belirterek şunları söyledi:

“Yahudi geleneğini inceledim. Yahudilerde, ‘Başörtüsüz kadınlar iffetsizdir, namussuzdur. İffet ve namusun korunmasının ölçüsü baş örtüsüdür.

Baş çirkindir, örtülmesi gerekir. Başörtüsüz hiçbir kadın dışarı çıkmamalıdır’ denilmektedir. Yahudi geleneği direkt olarak islamı etkilemiştir. Yoksa islamda başörtüsü kesinlikle söz konusu değildir. İslamda, oruç tutmadığınızda, tutmadığınız oruçu ya sonradan tutarak telafi edersiniz, ya da parasını ödersiniz.

Başörtüsü, örtemeyenler ile ilgili kesin bir ceza yoktur. 76 tane temel farzdan bahsedilmektedir. Bu 76 farzda kesinlikle başörtüsü geçmemektedir. Kesin bir dini emir diyeceksiniz ve yapmayan hakkında da bunun bir cezası yok diyeceksiniz. Allah ile kul arasında diyeceksiniz. Allah ile kul arasında ise, kamusal alana dinsellik taşınmak isteniyor. Dinsel kanıtlarda dil oyunu yapılıyor.”

İsmail AKKAYA/HÜRRİYET

abircan 17.12.2007 10:02

--->: Pierre Cardin "Türbanı tartışmak saçma"
 
piere selam,
hangi piere
kartonpiyere,

SivasLady 17.12.2007 11:15

--->: Pierre Cardin "Türbanı tartışmak saçma"
 
[B]Kurân türbanı emrediyor mu? [/B]


Geçenlerde bir şeyh efendi (şeyh’in anlamlarından birisi de pir-i fanidir) türbanlı bayanların ‘topunun’ cehennemlik olduğunu söyledi. Bu fetva aklıma, kimin olduğunu ve ilk kelimesini hatırlamadığım bir beyti getirdi:

‘Gálib bize káfir demiş, biz de deriz ona müsülman

Yarın rûz-i mahşerde ikimiz de çıkarız yalan’.

İmdi, İslam Allah’ın gönderdiği vahiden ibarettir. Vahiy ise bize Kuránı Kerim olarak intikal etmiştir. Hz. Peygamber (as) Kuránı Kerimi hayatta görünür kılmak üzere, bizden farklı bir ontolojik varoluşla yaratılan bir elçidir. O Kuránı Kerimi yaşayarak adeta canlı hale getirmiştir. Onun bu uygulamasının, ya da tarz-ı hayatının adı Sünnettir. Yani Sünnet Kuránı Kerimin peygamberce, ya da Allah’ın murad ettiği gibi yaşanmasından ibarettir. O halde Kuránı Kerim ile Sünnet, dinin farklı birer bilgi kaynakları değildirler. Buna göre ‘Kuranda varsa alırız, sünnete itibar etmeyiz’ demek, biz Kuranı anlamada Peygamberin tarzı hayatını değil kendimizinkini esas alırız demek olur. (Not: Böyle düşünenlere sünnetsizler de diyebilirsiniz). Oysa onun bütün fiilleri, bazen düzeltme ile de olsa, Allah’ın onayını almıştır. Bir fiilin ya da sözün ona ait olup olmadığını tespit ise ayrı bir konudur.

[B]Bu girişten sonra başlıktaki sorumuzu en kısa şekilde şöyle özetleyebiliriz: [/B]

Kuránı Kerimde türban değil, kadınların başlarını örtmeleri vardır ve başörtüsü siyasi değil, dinî bir simgedir. Bunu kadınlar kendi örflerine ve zevklerine göre nasıl isterlerse öyle yaparlar. Sünnet de bunu aynen böyle anlamış ve böyle uygulamıştır. ‘Mümin kadınlara söyle, başörtülerini yakalarının üzerine atsınlar’ (24/33), ifadesinden, Allah başın değil yakaların örtülmesini istiyor, anlamını çıkarmak, Anayasa’dan 367 şartını çıkarmaktan farklı değildir. Rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti’nin kravat hikayelerini bilirsiniz: Birinde, fakültedeki arkadaşlarına, ‘yarın kravat takarak geleceğim’ diye söz vermiş ve ertesi gün kravatı beline bağlayarak gelmiş ve ‘ben size kravatı boynuma bağlayacağım dememiştim ki’ diye espri yapmış. Oysa herkes kravatın ancak boyna bağlandığında takılmış olacağını bilir. Başörtüsü de ancak başa bağlanır. Bizde kravat nasıl boyna takılan bir aksesuarsa, söz konusu ayetteki himár da Kurán dilinde kadınların başlarını örttükleri bir giysidir.

Şimdi okul idaresinin şöyle bir talimat yayımladığını düşünün:

‘Kızların etekleri diz kapaklarını kapatacak şekilde olmalıdır’.

Bundan, dizler örtülsün yeter. Yukarısı açık olsa da zarar etmez, anlamı çıkar mı?

O halde; ‘başörtüleri yakalarını örtecek şekilde olmalıdır’ ifadesinden elbette sadece yakaların örtülmesi gereği anlaşılmaz.

Konuyla ilgili olarak Kuránı Kerimdeki ikinci bir ayet: ‘...mümin kadınlara söyle, dış örtülerini (cilbablarını) üzerlerine atsınlar’ (33/59) anlamındadır. Acaba bir şeyin üzeri, ya da üstü nereden başlar? Baş buna dahil değil midir?

Kaldı ki Kuránı Kerimin yanlışsız uygulama mercii olan Sünneti Seniyye bu ayetleri tabii olarak kadınların başlarını kapatması şeklinde anlamış, anlatmış ve o gün bu gün de farklı bir yoruma gidilmeksizin böyle uygulanagelmiştir. İnanmayanlar zaten uygulamamışlardır. Ama bu ayetler bu anlama gelmez de dememişlerdir. Şimdiki inanmayanlar da onlar kadar cesur ve dürüst olabilirler.



faruk beser/star


WEZ Format +2. ?uan Saat: 22:17.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.