Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar

Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar (http://www.sivaslilar.net/forum/index.php)
-   Arşiv (http://www.sivaslilar.net/forum/forumdisplay.php?f=365)
-   -   ***ECDADIMIZ BÖYLEYDİ*** (http://www.sivaslilar.net/forum/showthread.php?t=17424)

seva 30.04.2008 09:45

***ECDADIMIZ BÖYLEYDİ***
 
HİÇ ÖZLENMEZ Mİ O GÜNLER?

Faziletliydik:

Kimsenin
malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık.
Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de
küçümsemezdik.

Dürüsttük:

Bir zamanlar Londra Ticaret
Odası' nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı:
"Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."

İtibarlıydık:

Bir
zamanlar Hollanda Ticaret Odası' nın toplantılarında oylar eşit çıkınca
Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği
olurdu.

Temizdik:

Yere bile tükürmezdik. Hatta Osmanlı
askeri teşkilatını Avrupa' ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil,
yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor:
"Türkler
hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de
saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları,
sakalları dökülür."

Çevreciydik:

Kurak günlerde
ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların
yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Bunlara
öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.
Harama el sürmezdik:
Fransız müellif Motray, 1700' lerdeki halimizi şöyle anlatıyor:
"Türk
dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir
şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar arkamdan adam koşturmuşlar,
hatta birkaç kere Beyoğlu' ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."

Medeni idik:

İngiliz sefiri Sör James Porter ise, 1740' ların Türkiye' si için şunları söylüyor:
"Gerek
İstanbul' da, gerekse İmparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren
emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde isbat
etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."

Dosdoğruyduk:

Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor:
"Haksızlık,
mürabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında
meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa
Türklerin doğruluklarına hayran kalır."

Hırsızlık nedir bilmezdik:

Fransız
müellif Dr. Brayer, 1830' ların İstanbul' unu getiriyor önümüze: "Evlerin
kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî
ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul' da her sene azami beş–altı
hırsızlık vak' ası görülür."
Ubicini Dr. Brayer' i şöyle doğruluyor:
"Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık
bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla
kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi
sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu' nda ise hırsızlık ve cinayet
vak' aları olmadan gün geçmez."

Naziktik:

Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880' lerin "biz"ini anlatıyor bize:
"İstanbul
Türk halkı Avrupa' nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga
enderdir. Kahkaha sesi nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar
ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde
gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."

Cihana örnektik:

Türkiye Seyahatnamesi' yle meşhur Du Loir' un 1650' lerdeki hükmü şöyle:
"Hiç
şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı
bütüncihana örnek olabilecek vaziyettedir." Şefkatimiz yalnızca insana
yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu. Hayata
karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus' u dinleyelim, bize
1880' lerdeki halimizi anlatsın:
"Türklerdeki iyilik duygusu
hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün
izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde
ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz.
Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk
evidir." (Küçük Asya, c. 9)

Hayırseverdik:

Comte de Marsigli' yi tekrar dinleyelim:
"Yazın
İstanbul' dan Sofya' ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş
köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum." Aynı
müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri
kanaatindedir. Şöyle diyor:
"Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki, bu
dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini
yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta
bitkilere bile teşmil ederler."
Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı avukat Guer misallendiriyor:
"Türk şefkati hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor:
"Hayvanları
beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar sokak
başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki
ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip
sulatacak kadar kaçık müslümanlara bile rastlamak mümkündür..."
"Kaçık"lığın kaynağını da veriyor adam:
"Birçokları da sırf azad
etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk' e bir
gün yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu
cevabı verdi:
"Allah' ın rızasını tahsile yarar." Galiba
geçmişimizden uzaklaşmak bize çok pahalıya patladı. Yahya Kemal
Beyatlı' nın bir tespitiyle yazımızı noktalayalım:
"Eski Türklerin
bir dini hayatları vardı, dini hayatları olduğu içinde çok şeyleri
vardı; yeni Türklerin de dini hayatları olduğunda çok şeyleri olacak."
İki tür insan vardır:
Birinci
tür insan kendine uzak yakın hedefler seçer, hamle üzerine hamle yapar,
şartlar ne olursa olsun teslim olmaz, gerektiğinde hedefine kilitlenir
ve sürekli koşar.
İkinci tür insan tipinin ise bir hedefi yoktur.
Hedefsiz yaşamaktan tatmin olmadığı için de başkalarının hedeflerini
şaşırttırmaya çalışır. Başarıyı başkalarının muhtemel başarılarını
engellemekte arar.


Biz Osmanlıyız-Yavuz BAHADIROĞLU.



--

sivaslıgenç 30.04.2008 09:49

--->: ***ECDADIMIZ BÖYLEYDİ***
 
Temizdik:

Yere bile tükürmezdik. Hatta Osmanlı
askeri teşkilatını Avrupa' ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil,
yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor:
"Türkler
hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de
saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları,
sakalları dökülür."

Çevreciydik:

Kurak günlerde
ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların
yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Bunlara
öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.
Harama el sürmezdik:
Fransız müellif Motray, 1700' lerdeki halimizi şöyle anlatıyor:
"Türk
dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir
şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar arkamdan adam koşturmuşlar,
hatta birkaç kere Beyoğlu' ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."

[B]YA ŞİMDİ.[/B]

abircan 30.04.2008 09:51

--->: ***ECDADIMIZ BÖYLEYDİ***
 
insanlığımıza dair ne varsa tarihte kaldı galiba şu yaşadıklarımıza baktıkça iğreniyorum, utanıyorum, üzülüyorum

Kaptan-58 30.04.2008 09:54

--->: ***ECDADIMIZ BÖYLEYDİ***
 
[B]BOŞUNA DEMİYORUZ..

<< CEDDİM OSMANLI ASLIM SİVASLI >>[/B]

sonbahar5803 30.04.2008 10:03

--->: ***ECDADIMIZ BÖYLEYDİ***
 
[QUOTE=Kaptan-58;259330][B]

<< CEDDİM OSMANLI ASLIM SİVASLI >>[/B][/QUOTE]

[IMG]http://hollandaca.youprog.com/images/smilies/icon_e_ugeek.gif[/IMG] [IMG]http://hollandaca.youprog.com/images/smilies/icon_e_ugeek.gif[/IMG] [IMG]http://hollandaca.youprog.com/images/smilies/icon_e_ugeek.gif[/IMG]

çılgın-sedat 30.04.2008 10:10

-->: --->: ***ECDADIMIZ BÖYLEYDİ***
 
[QUOTE=abircan;259329]insanlığımıza dair ne varsa tarihte kaldı galiba şu yaşadıklarımıza baktıkça iğreniyorum, utanıyorum, üzülüyorum[/QUOTE]

utanıyoruz abi artık artık o eski gunler osmanlı donemi

Faziletliydik:

Kimsenin
malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık.
Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de
küçümsemezdik.

Dürüsttük:

Bir zamanlar Londra Ticaret
Odası' nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı:
"Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."

nurullah şahin 30.04.2008 10:15

--->: ***ECDADIMIZ BÖYLEYDİ***
 
" BİZİ DÜŞMAN BU HALE GETİRDİ İNŞALLAH TÜRK MİLLETİ ŞAHLANIŞA GECECEK VE O ESKİ GÜNLER GERİ GELECEK"

“BEN TÜRK’ÜM”


“BEN” ORTA ASYADAN TÜREYEN, ANADOLUDA BÜYÜYEN, AVRUPA İÇLERİNE YÜRÜYEN, “TÜRK’ÜM”.

“BEN” DAĞLARDA GEMİ GEZDİREN, TAŞLARA DESTANLAR KAZDIRAN, TARİHİ BAŞTAN YAZDIRAN, “TÜRK’ÜM”.

“BEN” ADALETE VE MERTLİĞE ÖRNEKLER VEREN, ÖLÜM KALIM SAVAŞINA GÜLEREK GİDEN, “TÜRK’ÜM”.

“BEN” SANCAKLARA, TUĞLARA BAŞ EĞDİREN, BEYLERE, PAŞALARA HİLAL GİYDİREN, KILIÇINI ÜÇ KITADA GEZDİREN, “TÜRK’ÜM”.

“BEN” ATİLLA’YI, YAVUZ’U, FATİH’İ YETİŞTİREN, DÜŞMANA DÜNYASINI DAR EDEN “TÜRK’ÜM”.

“BEN TÜRK’ÜM

abircan 30.04.2008 10:51

--->: ***ECDADIMIZ BÖYLEYDİ***
 
tarihimizle öğünüp avunmak artık bir yere kadar artık gerekli desleri tarihten alalım olmazmı, osmanlı kolay olunmuyor ama osmanlı malesef battı, niye battı iyi incelememiz lazım herkes tembel araştırmak incelemek yok, sadece vatan millet sakarya edebiyat, herşeyde geri kaldık herşeyde, çok övündüğümüz stretejik konumumuzda dün itibariyle sıfırlandı, dünyanın enerji yolu olacaktık balonu bitti, dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülke olduk, en yakınken petrole en yüksek ücreti ödeyen ülke vatandaşlarıyız, herşeye tepeden tırnağa zam, işsizlik diz boyu , herkes bağışa ianeye avantaya gözünü dikmiş, biraz okumuşu gideceğim buralardan havasında , memleket herşeyiyle dışarı bağımlı olmuş, artık birçok şey değişmeli ama nereden başlamalı, tabiki eğitimden, yönetimden, anlayışlarımızdan, toplumsal kesimlerimize bakış açımızdan tutun herşeyde tepeden tırnağa anlayışlarımızı değiştirmeliyiz, halk yoksullaşıyor milli gelir artıyor, köylü çiftçi, işçi memur , sefalet içinde işsizlik diz boyu, malesef yöneticilerimiz martaval okumaya devam ediyorlar milli gelirimiz aynı yıl içinde 5.000 den 9.000 e çıktı bizde bu yalanı yedik, çıkan her yıl artan dolar milyarderi sayısı birde yöneticilerin yolsuzlukları , banka hortumlamaları devam etmesi , mısır yumurta gübre gemi derken azınlık yazası 301 , ama dokunulmazlık yasası, nerden buldun yasası, siyasi partiler yasası sıra bunlara gelince yok yok, adam kayırma, siyasi rant, dağıt babam dağıt ve biz sessiz çoğunluk onlarca yıldır bu durumu sessizce izliyoruz ve izledikçe toplum olarak kaybetmeye devam ediyoruz malesef,
bu gidişşş nereye kadarrrrrrr sevgili dostlarrrr

Arif Coşkun 30.04.2008 11:42

--->: ***ECDADIMIZ BÖYLEYDİ***
 
Bu yazıyı daha evvelde okumuştum, şöyle demiştim şimdi bunların tam tersini yapıyoruz yaşıyoruz. İnsanlık,iyilik ne zaman olursa olsun insanlıktır iyiliktir,bunları şimdi neden yaşayamıyoruz ? Suçlusu kim.Elbetteki idareciyim diye, yöneticiyim diye ben daha iyi yönetirim diye gelen kişilerdir.Gelen gideni aratır mislali hep böyle olmuştur.Eğitimden uzak kültürden uzak yozlaşmış bir toplum meydana getirmişler ve getirmeyede devam etmekteler. Tabiki geçmişimzile övüneceğiz ama, çözüm ne neler yapılmalı? Gelişmiş ülkeler sınıfına nasıl varırız,eğitimde, bilimde, kültürde neler yapılmalı.? Reformları kim gerçekleştirecek kim gündemine alacak, günümüzde dahi kısır tartışmalar sunni gündemler yaratarak insanlar bir şekilde oyalanıyor daha doğrusu uyutuluyor.Bakalım bu rüya bu uyku nereye kadar devam edecek ne zaman gerçekler görülecek herkes gibi beklemekten başka birşey elimizden gelmiyor malesef.

abircan 30.04.2008 12:50

işte son fazilet örneği yönetimden
 
'Çalık şartlarında kredi isteyin' 30 Nisan 2008


Vahide YANIK/ANTALYA, (DHA)



AKP eski vekili Turhan Çömez, kredi talep etmeleri için öğrencilere örnek dilekçe dağıttı ve dedi ki: Bankadan Çalık şartlarında kredi isteyin


AKP eski Milletvekili Turhan Çömez, Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonu'nda biraraya geldiği öğrencilere, örnek bir dilekçe dağıtarak, Sabah-ATV grubunu satın alan Çalık Grubu gibi bankadan kredi talep etmesini istedi. Çömez, “Bankaya müracaat edin ‘1000 dolara ihtiyacım var, ama teminatım yok. 3 yıl ödemesiz, 10 yıllık kredi istiyorum’ deyin bakalım alabilecek misiniz?” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Ekonomi Topluluğu tarafından düzenlenen ‘Türkiye Ekonomisi Nereye Gidiyor?’ konulu söyleşiye katılan Turhan Çömez, demokrasinin bedel ödeyerek, mücadeleyle kazanıldığını belirterek, söyleşiye katılanları da bu yönde mücadeleye davet etti. Sabah-ATV grubunun ciddi bir bedel karşılığında Çalık Grubu tarafından satın alındığını belirten Çömez, işadamı ile Katarlı ortağını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tanıştırdığına dikkat çekti.

Ardından Türkiye'nin iki önemli bankasından 700 milyon dolarlık kredi temin edildiğini belirten Turhan Çömez, şöyle dedi: “Libor + 4.85, bugün bu kadar uzun vadeli krediyi veren başka banka yok. Citibank’ın aldığı krediler var, onları araştırın, hiçbiri bu kadar avantajlı değil. Hiçbirinin bu kadar avantajlı ve imtiyazlı olmadığını görüyorsunuz. 3 yıl geri ödemesiz, 10 yıl vadeli. Üretim ve istihdam sağlayan proje ortada yok. Teminat ise gazete. Teminatın reel bedelinin ne olduğu tartışmalı. Yüzde 30 özsermaye de konmadı. Hepinize çağırım var; kalkın hep beraber bu ülkede demokrasinin daha kurumsal olması için birşey yapın. Bankaya müracaat edin ‘1000 dolara ihtiyacım var, ama teminatım yok, 3 yıl ödemesiz, 10 yıllık kredi istiyorum’ deyin bakalım alabilecek misiniz? Bunu yapın lütfen. Bunu yapın ki, bu ülkede birileri birşeylerin farkına varsın. Hiç kimse, altın tepsi içerisinde demokrasiyi sizin önünüze getirip koymaz. Eğer siz ve biz, bu mücadele içine girmezsek, bedel ödemezsek, direnç göstermezsek, dik durmazsak, hakkımıza sahip çıkmazsak, birileri gelir bizi istediği gibi yönetir. Bunun adına da ‘demokrasi’ der. Verin bu dilekçeyi bakalım, ne cevap alacaksınız? O zaman anlayacağız bu ülkenin nasıl bir demokrasi anlayışıyla yürüdüğünü.”

Turhan Çömez'in bu sözlerinden sonra öğrencilere ve katılımcılara, bankadan kredi talebinde bulunan örnek bir dilekçe dağıtıldı.


WEZ Format +2. ?uan Saat: 08:45.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.