Tekil Mesaj Gösterimi
Alt 10.01.2008, 10:51   #15
KAFKASKAR
Yiğido
 
KAFKASKAR - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
KAFKASKAR Şuan KAFKASKAR isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 02.09.2012 14:08

Üyelik Tarihi: 03.12.2007
Yaş: 79
Mesajlar: 175
Tecrübe Puanı: 704 KAFKASKAR FAZLA SÖZE GEREK YOKKAFKASKAR FAZLA SÖZE GEREK YOK
Standart --->: Şeyh Şamil (1797 - 1871)

ŞEYH ŞAMİL'İN RUHU


Beşir Ayvazoğlu

Turan hayalleri ve ülkücülük heyecanıyla geçen ilk gençlik yıllarımızda Kafkas halk oyunlarını oynayan ekipler, iri kalpakları, siyah kostümleri, çaprazlama fişeklikleri ve uzun konçlu çizmeleriyle "Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa" türküsünü söyleyerek sahneye çıkıp da Türk bayrağını açtılar mı yüreklerimiz yerinden oynar, avuçlarımız çatlayıncaya kadar alkışlardık. Hele ekipten gür sesli birinin avaz avaz okuduğu, yanlış hatırlamıyorsam "Şamil'i bilmeyenler atasını ne bilir" mısraıyla başlayan bir şiir vardı ki, dinlerken tüylerimiz diken diken olurdu; kendimizi Şamil'in fedailerinden biri gibi hissederdik. Aslında Şeyh Şamil kimdir, ne yapmıştır, pek bildiğimiz söylenemezdi. Bir gün nasılsa elime Tarık Mümtaz Göztepe'nin Dağıstan Arslanı İmam Şamil adlı kitabı geçti. Yer yer fotoğraflarla süslenmiş, roman gibi sürükleyici bir kitaptı. Şeyh Şamil'in kim olduğunu ve destanlara yaraşır mücadelesini birkaç defa okuduğum o güzel kitaptan öğrendim.

Kitabın hemen başlarında Şeyh Şamil imam olduktan kısa bir süre sonra harekete geçen General Grabe kumandasındaki Çar ordusuna karşı Ahulgoh'da yapılan inanılmaz savunma harbi anlatılır. Grabe, Ahulgoh'a ulaşabilmek için önce iki yüz kadar fedainin savunduğu, sarp bir tepede kartal yuvasını andıran Surhay Kule'yi almak zorundadır; vakit kaybetmeden tam mevcutlu sekiz taburu ve cehennem kusan toplarıyla hücuma geçer. Şeyh Şamil'in en değerli adamlarından biri olan Ali Bey'in yönettiği iki yüz savaşçı aylarca dayanır. Ordusunun çok büyük bir kısmı yamaçlarda eriyen Grabe, Surhoy'a, top ateşiyle yerle bir oluncaya ve son savaşçı da şehit düşünceye kadar giremez. Tarık Mümtaz Bey diyor ki: "Surhay Kule'nin korkunç yığınları altında yatan meşhur iki yüz fedainin o gün bugündür elbiseleri bozulmadan, silahları pas tutmadan ve güzel yüzleri solmadan orada sonsuz bir hayat yaşadıkları rivayet edilir."

Surhay'ın düşmesi, Ahulgoh'un savunmasını da zorlaştırmıştır. Teslim olması yolundaki çağrıları düşünmeden reddeden Şeyh Şamil, aç ve susuz birkaç bin fedaisi ile General Grabe'nin kırk bin kişilik ordusuna ve ağır muhasara toplarına karşı durmaya kararlıdır. Üç ay boyunca direnen Şamil, generalin tekrarladığı teslim ol teklifini yine reddeder, ancak kadınların ve çocukların kaleden çıkarılıp ölülerin gömülebilmesi için on beş günlük bir mütareke ister. Bu teklifin kabul edilmesi için oğullarından birini rehin vermesi şart koşulunca, derin bir tereddüt geçiren Şeyh Şamil, ağır top ateşinin tekrar başlaması üzerine oğlu Cemaleddin'i rehin olarak Rus ordugahına göndermek zorunda kalır. Ne var ki General Grabe sözünde durmayacak ve zaten harabeye dönmüş olan Ahulgoh'un üzerine yeniden kudurmuşçasına ateş kusmaya başlayacaktır.

Düşmana karşılık verecek bir atımlık barutu bile kalmayan Şeyh Şamil'in önünde tek yol vardır; düşmanı içeri çekip göğüs göğüse çarpışmak.

Bir süre sonra Ahulgoh derin bir sessizliğe gömülür. Şamil'in savaşçıları nefeslerini tutup düşmanın kılıç menziline girmesini beklemeye başlarlar. Top ateşi aynı şiddetle devam ederken zafer sevinciyle yavaş yavaş ilerleyen ve bütün tehlikeli geçitlerden tek tüfek atışıyla bile karşılaşmadan geçen Rus müfrezeleri, birden Ahulgoh dağları yerinden oynamışçasına korkunç bir taş ve kaya yağmuru altında kalır. Ardından karşılarında yalınkılıç Çeçen savaşçılarını bulan askerler neye uğradıklarını anlamadan yok olurlar. Ancak General Grabe'nin askeri çoktur; arkadan gelen binlercesi arkadaşlarının cesetlerini çiğneyerek top ateşiyle taş taş üstünde bırakmadıkları Ahulgoh'a girerler. Şimdi göğüs göğüse bir savaş başlamıştır. Bu anababa gününde kılıçlar "ecel tırpanları gibi" inip kalkmakta ve canhıraş feryatlar yükselmektedir.

Ahulgoh, aylarca süren korkunç ve kanlı bir mücadelenin sonunda, 28 Ağustos 1839 akşamı düşer. Ancak General Grabe, Ahulgoh'u karış karış arattığı halde büyük düşmanının ne ölüsünü bulabilir, ne dirisini.

Kaleyi kuşatan binlerce askerin arasında adeta elini kolunu sallayarak geçip giden Şeyh Şamil'in büyük mücadelesi yeni başlamaktadır. Birkaç gün sonra yakalanan bir çobanın üzerinden General'e hitaben yazılmış bir mektup çıkar. İmam Şamil'in imzasını taşıyan bu mektubun ilk cümlesi şöyledir: "General! Çarına haber ver ki, Kafkasya'nın bağrında binlerce Ahulgoh var ve on binlerce Surhay Kule başını Tanrı'ya kaldırıp eceline susayanları bekliyor!"

O günden bugüne hiçbir şey değişmedi; Şeyh Şamil'in ruhu Kafkasya dağlarında dolaştıkça değişmeyecek de!
KAFKASKAR isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif