|
Yiğido
Efe Cemil Şeker Şuan
Son Aktivite: 09.10.2009 12:25
Üyelik Tarihi: 11.12.2007
Yaş: 47
Mesajlar: 120
Tecrübe Puanı: 695 
|
--->: MÜSLÜMAN KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR
Nihat Nasır
Başörtüsü, Baykal, rektör insanları vesaire...
Başörtüsü meselesinin güme gitmesine ramak kaldı.
Sorunun çözümüne yönelik bir adım atıldığını düşünenler çoğunlukta. Tabii buna mukabil, atılan adımdan ötürü ortalığı yangın yerine döndürenlerin sayısı da hiçte azımsanacak gibi değil.
Bana sorarsanız mesele çözülmekten çok, daha da girift bir hale geliyor. Sadece üniversite öğrencilerinin önündeki engelin kaldırılması sorunun çözüldüğü anlamına gelmez! Eğer başörtüsü yasağı bir sorunsa, yasağın topyekûn kalkması halinde ancak olumlu bir gelişmeden söz edebiliriz.
Her ne kadar atılan adım, kısmi ve görece bir rahatlamaya neden olacaksa da, sonuç itibariyle nakıstır, eksiktir ve sorunun hallinden çok uzaktadır.
Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değdi mi?..
Doğrusu kuşkuluyum, hatta ‘dağ fare doğurdu’ demek bile mümkün.
Bu, meselenin gözlerden kaçırılan asli ve önemli bir yönüydü…
Gelelim medyadaki malum çevrelerin başını çektiği ve bazı rektörler ile sözde STK sözcülerinin çanak tuttuğu başörtüsü karşıtı kumpanyaya…
Cehaletin, çelişkinin ve düşmanlığın insanı nasıl kör ettiğini gözler önüne seren bir komediyle karşı karşıyayız açıkçası.
Mesela Bay Baykal cehaletini, çelişkisini ve düşmanlığını şöyle özetledi: ‘Türban diye bir şey yokmuş da, halkın taktığı başörtüye kimse karşı değilmiş de, bu kökü dışarıda bir siyasal tavırmış da, falan da filan…’
Türkiye’nin en tecrübeli siyasetçisinin meseleye yaklaşımı bu ve kelimenin tam manasıyla yazık! Ayrıca Baykal’ın yaşı büyüklüğünde ayıp!..
Malum türban, Özal’a yaranmak maksadıyla ilk YÖK başkanı İhsan Doğramacı’nın, başörtüsü değil de ‘çağdaş’ yani batılı bir aksesuar olan türbanla okula girilebileceğine dair ürettiği kurnazlık nedeniyle kavram dünyamıza girdi. İşte o gün bu gündür başımıza musallat olan bu uyduruk kavramla cebelleşip duruyoruz.
Kızların başlarına örttüğü, ilk günden beri başörtüsüdür ve Baykal’ın türban kod adıyla düşmanlık ettiği, başörtüsünün ta kendisidir!..
Bu basiretsiz ve çapsız muhalefeti nedeniyle Baykal, yarım yamalak kaldırılan bir yasağı, altın bir tepsiye koyarak, başbakana bir ‘zafer’ ikram etmektedir.
Bu ikram yarışına büyük bir özveriyle (!) katkıda bulunan başta Ertuğrul Özkök olmak üzere basınımızın güzide (!) kalemleri, ağızlarından lavlar püskürterek konuşan rektör insanları ve cazgırlığı maharet sanan bilumum laikçi işgüzarlar, Baykal’a nazire yaparcasına, halk nezdinde ki itibarsızlıklarının üzerine, bir kez daha tüy dikmeyi başarmışlardır.
Cihet-i askeriyeden ışık alamadıkları için kırmızı görmüş boğa gibi çılgına dönen bu taifeye söylenecek tek söz var: ‘Beter olsunlar!’
‘Işıksız’ kalmasına rağmen darbe çığırtkanlığı yapmaktan geri durmayan, içindeki kin ve nefreti saçmalamak pahasına dışa vurmaktan imtina etmeyen, ‘bu oylamaya katılan milletvekilleri yüce divanda yargılanmaktan kurtulamayacaktır’ diyerek hukuki sahada ne denli cahil olduğunu gösteren emekli başsavcı Vural Savaş ve benzerlerinin, asıl meselesinin ne olduğunu göstermesi açısından, ilginç bir süreçti yaşadığımız.
Refah Partisinin kapatılması için açtığı davada kullandığı argümanlar ve sarfettiği sözler nedeniyle bir kez daha hatırladığımız bu özne için, elbette ki, ‘beter olsunlar!’dan daha yakışıklı bir ifade olamaz.
Sürecin devamında, mezkur şahıslara ek olarak Baykal, Anayasa mahkemesini bir kez daha tehdit eder mi, bu tehdit geçmişte olduğu gibi yine sonuç verir mi?..
Bekleyip göreceğiz.
Konu bağlamında kafama takılan bir hususu paylaşmadan geçemeyeceğim, şöyle ki:
Dikkatlerinizden kaçmamıştır eminim, başörtüsü yasağının kaldırılması çalışmalarıyla eş zamanlı olarak bir de tarihi bir operasyon gerçekleştirildi, malum.
Operasyonun ne anlama geldiği bahs-i diğer.
Benim kafama takılan, bu operasyonda elde edilen verilerin, bazı mahfillerin başörtüsü düzenlemesiyle ilgili tavırlarını etkileyip etkilemediği…
Bunu, Baykal’ın, rektörlerin, Vural Savaş’ın ve Ertuğrul Özkök’ün suratlarına bakarak anlayabilir miyiz dersiniz?..
__________________
Ne Anlattığınız Değil,Karşınızdakinin Ne Anladığı Önemlidir.
|