Tekil Mesaj Gösterimi
Alt 31.05.2008, 23:08   #8
BOUN
Usta Yiğido
 
BOUN - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
BOUN Şuan BOUN isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 27.12.2014 22:40

Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Yaş: 40
Mesajlar: 810
Tecrübe Puanı: 835 BOUN isimli Üye Tecrübe Puan?n?zını Kapatmıştır.
Standart --->: ÇİFTE MİNARE ONARILACAK

Tarihi eserlerimizin onarılmasında ve onların sahiplenilmesinde, ayrıca tarihi eser şuurunun gelişmesinde nereden nereye geldiğimizi daha iyi anlamanız için yukarıda 2003 yılında Sayın Yusuf Kaplan tarafından yazılan yazının hemen akabinde 2007 yılında Zaman'da Beşir Ayvazoğlu tarafından yazılmış aşağıdaki yazıyı da okuyun. Memlektimizde iyi şeyler oluyor ey ahali, iyi şeylere katkıda bulunmaya, iyi insanlar, kültürlü insanlar, okuyan ve çalışan insanlar olarak katkıda bulunmaya ne dersiniz?

Evet diyeceğinizi biliyorum. E hadi hemşerimiz Beşir Ayvazoğlu'nun yazısını buyrun okuyun...




Hafta sonunu Sivas'ta geçirdim. Çok sevinçliyim, çünkü yıllardır ihmal edilen Gökmedrese'de ciddi bir restorasyon faaliyeti yürütülüyor. Sevinçliyim, çünkü hemşehrilerimde koruma şuurunu çok gelişmiş gördüm.

Sivas şehir kültürünün yansıtıldığı Hayat Ağacı ve Sultan Şehir dergilerini görseniz, bunların bir Anadolu şehrinde hazırlanıp basıldığına inanamazsınız. Sühan dergisinin de taşrada yayımlanmakta olan en güzel edebiyat dergisi olduğunu söyleyebilirim.

Ben, Sivas'ta rahmetli İbrahim Aslanoğlu'nun bir formalık Sivas Folkloru dergisini zor çıkardığı -daha sonra adını değiştirerek İstanbul'a taşımak zorunda kaldığı- yıllarda yaşadım. Çocukluğumuzda Gökmedrese ve Şifaiye'nin kirletilmiş odalarında, yıkık duvarlarında koştururduk da kimse sesini çıkarmaz, ikazda bulunmazdı. Bu eserlerin ne anlama geldiğini Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir'ini okuduktan sonra anlamıştım. 1969 yılında 1000 Temel Eser dizisinde yeniden basılan Beş Şehir, benim hayatımda çok önemli bir yere sahiptir. Bacak kadar çocuktum ve Tanpınar'ı taklit ederek Sivas'ı yazmaya heveslenmiş, kelimelerle boğuşa boğuşa Gökmedrese, Çifteminare ve Ulucami hakkında birer deneme yazmıştım. Ulucami hakkındaki denemem, şimdi genel yayın yönetmenliğini yaptığım Türk Edebiyatı dergisinin ilk sayılarından birinde yayımlandı. Diğerlerini ne yazık ki kaybettim.

Çifteminare'yi anlattığım yazıda, o tarihte bir harabe halinde olan Darüşşifa'nın yapıldığı günleri ve I. İzzeddin Keykavus'un teftiş için maiyetiyle birlikte inşaat alanına gelişini hayal ediyor, sonra yaşadığım zamana dönerek duygularımı anlatıyordum. Daha o zamanlar, azıcık bilgimle ve sezgilerimle Sivas'ta tarihî eserlerinin yoğunlaştığı bölgenin farklı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini düşünür, mesela Kale Camii'ne bitişik olarak inşa edilen Tan Sineması'nın varlığından rahatsız olurdum.

Çok sonraları Tan Sineması yıkıldı, Darüşşifa restore edildi, sadece tackapısı ve minareleri ayakta duran Çifteminareli Medrese'nin ve Kale Camii ile Buruciye arasındaki hamamın temel kalıntıları ortaya çıkarıldı, çevre az çok düzenlenip yeşillendirildi. Ama bunlar yetmezdi, başka bir şeyler yapılmalıydı. Bu sebeple "Sivas Selçuklu Parkı ve Kent Meydanı Projesi"nin ayrıntılarını öğrenince çok heyecanlandım. Valilik, Belediye ve Çekül Vakfı işbirliğiyle hazırlanan projede, Selçuklu'dan Cumhuriyet devrine kadar, sembolik değer taşıyan tarihî yapıların kapsamlı bir şekilde yeniden ele alınması öngörülüyor.

Çeşitli devirleri yansıtan çok sayıda tarihî eserin bir arada olması, bir şehir için ne kadar büyük bir talihtir. Selçuklu'dan Darüşşifa, Çifteminare ve Buruciye; Osmanlı'dan Kale Camii ve hamamı; Osmanlı'nın son devirlerinden Vilâyet binası, Jandarma Kışlası ve Sivas Kongresi'nin yapıldığı ünlü lise binası...

Geçen yıl, Tarihi Kentler Birliği'nin Büyük Ödülüne de lâyık görülen proje uygulanırsa, trafikten de bütünüyle arındırılacak olan şehir meydanı, Türkiye'nin en güzel meydanlarından biri haline gelecek.

Evet, sevinçliyim!
Hamiş: Sivas'a gidip de Çerkezin Kahve'ye uğramamak olmazdı. Kallavi bir fincanla okkalı -ve az şekerli- kahvemi yudumlarken bu kahvenin ayırıcı vasfı olan siyaset dedikodularına kulak kabarttım. Türkiye'yi üç büyük şehirden ibaret zannedenler, Anadolu şehirlerinde, böyle mekânlarda neler konuşulduğunu bilseler hemen toparlanıp kendilerine çekidüzen verirlerdi.
__________________
BOUN isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla