Rize’den batıl inanışlar...
> Kurbağalar bağırınca yağmur yağar. İnsan teninin hissedemediği ince yağmur damlacıklarını kurbağalar hisseder...
> Ocaklıkta zincir sallandırıldığında ineğin, boş beşik sallandırıldığında çocuğun başı ağrır...
> Hamile iken ciğer yiyen kadının çocuğu benekli olur... Çıpayı (göbek kordonu) kesen ebenin huyu çocuğa geçer...
> Bebek veya çocuğun üzerinden aşılıp geçirilirse boyunu alınır “basılır” tekrar geri gelirse boyu geri verilir...
> Çocukların çekilen dişi, evin çatısına atıldıktan sonra kargalar bu dişi alır, yenisi çıkar...
> Küçükayı’nda düğün yapıldığında doğacak çocuk ufak olabilir...
> Yeni evli gelin üzerine kibrit taşırsa marazlanmaz... Gelinliği gelin giymeden bir genç kız giyerse kısmeti açılır...
> Yemek kepçesini çok yalayan kişinin düğünü kar veya yağmura rastlar...
> Hamile kadın ayva yerse doğacak çocuğun düşük yanaklı, nar yerse pembe yanaklı, muz yerse gamze yanaklı olur...
> Çakallar uluduğunda, hava açıksa yağmur yağar, kapalıysa güneş açar... Köpek eve yakın uzun uzun ulursa o evden birisi ölür...
> Baykuş mahallede “hohori” şeklinde öterse o mahalledeki hamile kadının erkek, “kivici” şeklinde öterse kız çocuğu doğurur...
> Leyleği senenin baharında ilk kez uçarken görenler, baharda çok seyahat eder, otururken görenler etmez...
> “Dili doğuran”, anasına, “Ana dilim doğurdu” dediğinde, anası da, “Tukur da at oni” diyerek karşılık verdiğinde, dili doğuran da “Tu” diye tükürdüğünde ve bunu üç defada tekrarlarsa dili iyileşir...
__________________
Günestir düşen turuncusunda, menekşeler sunarım gece
Artık hiç dönülmeyecek yerdeki o Sevgili'ye
|