''Uzaylı'' deyince aklıma bir
''Temel Fıkrası'' geldi, paylaşmak istedim :
Karadeniz de yerel bir radyo şu anonsu yapar :
- Tikkat tikkat, sayun hemşehrularımiz, Uzaylilar Karadeniz bölgesine inmişlerdur.
- Eğer onlarla karşılaşırsanuz, sakın panik yapmayun, onlar çok nazik yaratuklardur,
- Uzayli misafirlarimiza kibar davranun, onlarla yavaş yavaş konuşin, urkutmayin, kizdirmayun onlari.
Ormanda gezerken el radyosundan bu anonsu duyan
Temel :
- Ula ha bu uzaylilar nasil olayi, neye benziyler, nasil taniyacağuz onlari...
diye kendi kendine söylenirken; radyodan yine aynı anons bir kere daha yapılır ve ardından da:
- Ula uşaklar, eğer uzaylilarla karşilaşursaniz aman tikkat edun, yavaş konuşin, urkutmayin, kizdirmayun onlari,...
- Uzayliların şeklu : kafalari böyüktur, bacaklari kısadir, kollari uzundir,
burunlari uzundir, gozleri patlak patlaktur,...vs
Ormanda bir müddet ilerledikten sonra çalıların arasında bir kıpraşmayla hışırtı duyan Temel,
oraya doğru yönelir ve bakar ki tam radyoda anons edilen tipte bi
yaratık var.
Kafası büyük, gözleri iri ve çakmak çakmak,
burnu uzun, bacakları kısa ve kollar uzun, neredeyse kolları yere değecek gibi,
Temel der ki :
Uyyyy uşağum ha bu radyonun deduğu uzaylidur daaa...
Aman tikkatli olayim, yavaş konuşayim oninla der ve başlar yaratıkla diyaloğa.
Çooook yavaaaaş bir ses tonuyla der ki :
- Merhabaaaa, hoş gelduuuun, pen temeeel, sen kimsuuun, burda napayisuuun...?
Cevap gelir :
Pen
Tursuuuuuun
Tuvaletimi yapayiruuuuuum...
