|
Usta Yiğido
seva Şuan
Son Aktivite: 31.08.2010 21:51
Üyelik Tarihi: 04.02.2008
Yaş: 40
Mesajlar: 15.375
|
--->: Atatürk ve İslam Dini
ATATÜRK'ÜN CENAZE NAMAZI
Türkçe dualarla kılınmıştı
Atatürk'ün cenaze namazı 10 Kasım'daki vefatından dokuz gün sonra, 19 Kasım 1938 sabahı saat sekizi on geçe kılındı.
Dolmabahçe Sarayı'ndaki namazı Diyanet İşleri Başkanı Şerefeddin Yaltkaya kıldırdı.
Kalabalık bir cemaatle kılınan namaz dört dakika sürdü. ‘‘Allahu ekber’’ yerine ‘‘Tanrı uludur’’ dendi.
Namazdan sonra selâm verilirken de ‘‘Selâmun aleykum’’ değil, ‘‘Esenlik üzerinize olsun’’ sözleri kullanıldı.
Altında Türkiye'nin önde gelen dokuz tıp profesörünün imzasının bulunduğu ölüm raporu, ‘‘...8 Kasım 1938 Salı günü bir kere daha gelen ve bütün dikkat ve ihtimama rağmen ilerlemesine mani olunamayan ve büyük bir hızla gelişen ikinci büyük koma içinde 10 Kasım 1938 Perşembe sabahı, saat dokuzu beş geçe, muazzez ve büyük hasta terk-i hayat eylemiştir’’ cümlesiyle bitiyordu.
Bu raporun yayınlanmasıyla bütün dünya sarsıldı. Türkiye ise sarsılmaktan çok daha ötelerdeydi. Şairin ‘‘Gidiyor rastgelemez bir daha tarih eşine / Gidiyor on yedi milyon kişi takmış peşine’’ dediği şekilde, 17 milyonluk Türkiye nefesini tuttu, kalbini büzdü ve artık tek başına kalmış olduğunu o anda farketti: Ata'sını kaybeden Türk milleti artık yapalnızdı...
İPEK MENDİLLE BAĞLANDI
Sonra Ankara'da başsız kalan devlete yeni bir lider bulma, İstanbul'da ise cenazenin kaldırılması telâşı başladı. Ölüm raporunun altında imzası olan doktorlardan Mehmet Kâmil Berk, Atatürk'ün çenesini ipek bir mendille bağladı, ayak parmaklarını pansıman sargısıyla birleştirdi ve cenaze merasiminin hazırlıklarına girişildi.
Atatürk'ün sonsuza kadar uyuyacağı yerin neresi olacağı konusunda henüz bir karara varılmamıştı.
Uygun bir yer seçiminin uzun zaman alacağı belliydi ve cenazenin bozulmadan kalabilmesi için tıbbi önlem alınması gerekiyordu. Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nin hocalarından biri, Akademi'nin patalojik anatomi profesörü Lütfi Aksu hemen İstanbul'a, Dolmabahçe Sarayı'na gönderildi.
Cenaze Prof. Aksu tarafından tahnit edildi, işlem tamamlandıktan sonra özel bir tabuta yerleştirildi ve Dolmabahçe Sarayı'nın muayede salonunda katafalka konuldu.
Türkiye tam dokuz gün dokuz gece boyunca Ata'sının nâaşının önünden gözyaşı seli halinde akıp geçti. Cenazenin Ankara'ya nakledilmesinin zamanı gelmiş ama namazı henüz kılınmamıştı.
KIZKARDEŞİN ARZUSU
Atatürk'ün sarayda günlerdir gözyaşları içinde bekleyen kızkardeşi Makbule Atadan namazın İstanbul'da kılınmasını ve tabutun yola dini merasimin tamamlanmasından sonra çıkartılmasını istiyordu. Hükümet Makbule Hanım'ın isteğine uydu ve namazı nakil töreninin başlamasından hemen önce, 19 Kasım 1938 sabahı saat sekizi on geçe kılındı. İmamlığı o dönemin Diyanet İşleri Başkanı Prof. Şerefeddin Yaltkaya yaptı.
Namaz ‘‘Allahu ekber’’ yerine Türkçe ‘‘Tanrı uludur’’ sözleriyle başladı ve selâmlar ‘‘Esselâmu aleykum’’ yerine yine Türkçe olarak ‘‘Esenlik üzerinize olsun’’ şeklinde verildi.
Tam dört dakika süren namazdan sonra tabut generaller tarafından sarayın avlusuna çıkartılıp top arabasına yerleştirildi.
Atatürk’ün cenaze namazını kılanlar arasında saray personeli, yakınları, bazı generaller, diyanet görevlileri ve onun on beş yıl boyunca müzisyenliğini yapmış olan Binbaşı Hafız Yaşar Okur da vardı. Hafız Yaşar, namaz sırasında Diyanet İşleri Başkanı Şerefeddin Yaltkaya’nın hemen arkasında saf tutacak, Dolmabahçe Sarayı'nda o sabah yaşananları ve namazın kılınış öyküsünü yıllar sonra kaleme aldığı anılarında bütün ayrıntılarıyla yazacaktı.
DİNLER, ANITKABİR YOLUNDA...
Türkiye'deki bütün dini cemaatlerin temsilcileri cenaze arabasını takip ediyorlar. Ermeni, Yahudi, Katolik ve Rum temsilcilerle beraber zamanın Diyanet İşleri Başkanı kortejle yürüyor...
(10 Kasım 1998 Salı*Hürriyet)
ATATÜRK'ÜN HAFIZI CENAZE NAMAZINI ANLATIYOR !
Hafız Yaşar Okur, Atatürk döneminde 15 yıl boyunca Riyaset-i Cumhur İncesaz Heyeti'nin, yani Cumhurbaşkanlığı Fasıl Topluluğu'nun şefiydi. Topluluğun verdiği özel konserleri yıllarca o düzenledi. Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayında kılınan cenaze namazına katılanlar arasında o da vardı ve namazla ilgili hatıralarını yıllar sonra şöyle yazacaktı:
‘‘...Dolmabahçe Sarayı'nda cümle kapısının önüne geldiğimde top arabasının durmakta olduğunu gördüm. İçeriye girerek yâver beylerin odasına gittim. Saat dokuza çeyrek kala sarayın büyük kapısı açıldı. Kumandan paşalar, vekiller, mebuslar kafile kafile gelmekte iken bu sırada Diyanet Reisi Şerefeddin Yaltkaya, otomobilin içinden, başında sarığı olduğu halde çıktı. Hemen karşıladım. Muhafız bölüğü kumandanı beyin odasına aldım.
TANRI ULUDUR
Alt salonda bir faaliyet başladı. Ata'mın cenaze namazının nasıl kılınacağını bir kâğıdın üzerine yazmış, bana verdi.
Biraz sonra Diyanet Reisi Şerefeddin Yaltkaya ile harem salonunun kapısına gittiğimiz zaman, orta yerde, mermer masanın üzerinde ipekli şanlı sancağımıza sarılmış aziz Ata'mızın sandukasını gördüm. Baş ve ayak ucunda kumandan paşalar büyük resmi üniformalarıyla ihtiram mevkiinde kemâl-i tazimle görülmedeydi.
Biraz sonra namaza başlamak üzere kalabalık bir cemaatle Saray'ın salonunda Diyanet Reisi Şerefeddin Yaltkaya, Ata'nın sandukasının başına geçti ve ben de arkasında durmakta idim. Şerefeddin Yaltkaya'nın işareti üzerine, yükses sesle namaza başlamak üzere iken ‘‘Allah için namaza / Meyyit için duaya / Uyun imama ey hâzirun’’ diye seslendim.
Diyanet Reisi yüksek sesle ‘‘Tanrı uludur’’ diye namaza başladı ve ben de tekbirleri alarak yaşlı gözlerimle sevgili Ata'ma son vazifemi yerine getirdim.
Namazdan sonra kumandan paşalar büyük bir saygıyla Ata'nın sandukasını elleri ve başları üzerine alıp top arabasının üzerine koydular...’’
(Riyaset-i Cumhur İncesaz Heyeti Şefi Binbaşı Hafız Yaşar Okur'un Anıları, sah:124)
***
BAKALIM HZ.PEYGAMBER'İN NAMAZI NASIL KILINMIŞ ?
(...)
''Yıkama işi bittikten sonra cenazeye kefen sarıldı Salı günü öğleye doğru yıkama ve kefenleme işi bitmişti Evdekiler bu işleri bitirdikten sonra cenazeyi odanın içinde bir divanın üzerine koydular Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi bu oda küçüktü, fazla büyük değildi Cemaat, işte bu odada Hz Peygamber’in cenaze namazını kıldılar Namaz, cemaat halinde değil, münferid kılındı Önce Hâşim oğullarının erkekleri, sonra kadınları, sonra da çocukları kıldı Takım takım bir kapıdan giriyor, imamsız olarak kendi başlarına peygamberimizin üzerine namaz kıldıktan sonra diğer kapıdan çıkıyorlardı Sonra Hz Ebû Bekir, Hz Ömer, Muhâcir ve Ensâr içeri girdiler, namazlarını kılanlar çıkıyor, başka bir grup giriyordu Erkeklerden sonra kadınlar, kadınlardan sonra da çocuklar girip namazlarını kıldılar Cenaze namazının kılınması geç vakte kadar devam etti Akşam da Hz Peygamber kabrine indirildi.''
(...)
__________________
Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle,
Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle.
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
CANDA ÖZÜR OLMAZ...
|