Cevap: Şaşkın milenyum gençliği nereye koşuyor?
“Yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana”
Günümüzde hainlerin, iman ve ahlak karşıtlarının en büyük hedefi, güçlü bir yapıya sahip olan Türk-İslami aile geleneğidir. Evlilik müessesesini ortadan kaldırıp günübirlik ilişkileri yaymak isteyenler, flört denen illeti başımıza musallat ettiler.
Gönül eğlendirmek ve gönül hoşnutluğu üzerine kurulan ilişkiler, aile yapısına en büyük darbeyi vuruyor. Flört, gençler arasında her geçen gün daha da yaygınlaşıyor. Yazılı ve görsel basın vasıtalarının çoğu, flörtü güzel gösterip yaygınlaştırma propagandası yapıyorlar.
Dizilerde, örnek diye sunulan hayatlar, gençliği zehirliyor. Üstelik bunlar, modern hayatın cilveleri olarak sunuluyor bizlere. Kendileri gibi düşünmeyenleri gerici, yobaz gibi sıfatlarla tavsif ediyorlar. Sözün bu noktasında Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in şu anlamlı ve isabetli beyti geliyor aklıma:
Zamanı kokutanlar
mürteci diyor bana;
Yükseldik sanıyorlar,
alçaldıkça tabana.
İslam dini, kadınla erkek arasındaki ilişkileri belli bir nizama bağlamıştır. Flört, müslümanların lügatinde yer alan bir kelime değildir. Bu kelimenin kendisi de muhtevası da yabancıdır bize. Resulullah’ın “Yabancı bir kadınla bir erkek iki ikiye, baş başa kalırlarsa üçüncüleri şeytandır” ikazı, bu husustaki tavrı açıkça ortaya koymaktadır.
Kimse ‘kalbim temizdir’ deyip çıkar yol aramasın. Kulu en iyi Yaradan bilir. Toplumdaki kavgaların ve cinayetlerin önemli bir kısmı, kadın-erkek ilişkilerinin sağlıksız yürümesinden kaynaklanmaktadır. Gençleri ölçü üzere evlendirip yuva sahibi yapmak gerçek çözümdür.
Zina zehiri
Gençliğimiz inançlarından, gelenek ve göreneklerinden koparılıp modern hayatlara kurban ediliyor. Bize çağdaş hayatın gerekleri olarak sunulanlar, inançlarımızla ve ruhumuzun temel dinamikleriyle çelişiyor. Evlilikte yaşanması gereken heyecanlar, flört dönemlerinde yaşandığı için evliliğin tadı ve heyecanı kalmıyor. Flört eden gençler, bir anda evlilikten vazgeçiyor ve gemilerini yeni limanlara sürüyorlar. Yeni heyecanlar aranıyor. Durum böyle olunca, ipin ucu kaçıyor. Devamında gayrı meşru ilişkiler ve zina geliyor.
Günümüz toplumlarında gençliği zehirleyen en büyük felaket, zina afetidir. Batılılar ülkemizi cephelerde yenemediler. Bu sefer bizi içten çökertmeye çalıştılar. Bunda da büyük başarı sağladılar. Hedeflerinde olan gençlik kalesi düştü.
Toplumun en küçük parçası olan aileyi ifsat ettiler. Aile bozulunca toplum da bozuldu. Gençlik süfli heveslerin peşinde dolaştırıldı. Zina, gençler arasında önceki dönemlere nazaran ürkütücü düzeyde arttı. Zinanın sıradanlaştığı, suç olmaktan çıktığı, aile huzursuzluklarının ve boşanmaların çığ gibi arttığı zamanımızda, gençliğin iffetini ve bir mum misali eriyen imanını nasıl geri getireceğiz?
Her geçen gün mantar gibi çoğalan televizyon kanalları gençliği tehdit ediyor. Günümüzde, bizi bize yabancılaştıran televizyonların gölgesinde bir kayıp nesil yetişiyor. Televizyon bağımlısı gençler hayattan çekiliyor.
Ortalık diziden geçilmiyor. Bu dizilerde çok kere yanlış mesajlar veriliyor. Kadın-erkek arasındaki mahrem ilişkiler, uluorta teşhir ediliyor. Çıplaklık sınır tanımıyor. Aşkla cinsellik birbirine karıştırılıyor. Gençlere takdim edilen sözde model insanlar, müslümanlık inancıyla, ülkemizin gelenek ve görenekleriyle çelişiyor. Düzenlenen içi boş, dışı cilalı yarışmalar vasıtasıyla, gençliğin duygularıyla ve hassasiyetleriyle oynanıyor.
|