Alıntı:
arifcoskun Nickli Üyeden Al?nt?
Bu halk ne zaman din üzerinden siyaset yapanları din üzerinden prim yapmak isteyenleri ne zaman tanıyacak merak ediyorum. Din kimsenin tekelinde değildir, Büyük önderin kurduğu Laik Türkiye Cumhuriyeti'nde ve her isteyen de ibadetini hür iradesiyle yerine getiriyor. Din elden gidiyor, yok bilmem ne oluyor gibi yaygaracı tutumlar ile pravakatör söylemlerle ses getirmeye çalışıyor. Defelarca Avrupa Mahkemelerinden dönmüş, Türkiye Mahkemelrinden geri dönmüş haksız bulunmuş, bir temel hukuk sistemine ters düşen bir konuyu tekrar gündeme getirmek kaşımak, yeni danıştay cineyetlerinden başka ne doğurabilir?
Semanur YAMAN hanıma şunu diyebilirim, o dönemler Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye Cuhhuriye'tine ve ilkelerine bu kadar pervasızca saldırılar yoktu. O dönemler bir iki öğrenci çıkıp Humeyni'yi Atatürk'ten daha çok seviyorum demiyordu. Tarikat yuvalarında bu kadar Atatürk karşıtı yetiştirilmiyordu. Elbetteki demokrasi özgürlüktür ama onu kullanarak kendisini ortadan kaldırmak isteyenlerede müsade etmez ve etmemelide. Demokrasi bir araçtır gerektiği yerde bineceksin işin bitince ineceksin mantığıyla olmaz bu. Bir ülkenin elbetteki kural ve kaideleri olacaktır, bunada her vatandaş uymak zorundadır. Siz gidin başka bir ülkede o ülkenin sistemine ters düşen birşey yapın bakalım neler oluyor.
|
Ben Atatürk ü başım örtük oluncada seveceğim

olmayıncada laikliğin Başörtüsüyle alakası yok..
Hem bakın Atatürk,ün laiklikle ilgili söylemleri var hiç bir kelimesinde Başörtüsü geçiyor mu Hem o zamanlar Çarşaf devri varken...
Türkiye Cumhuriyetinde, her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani, ibadet hürriyeti vardır. Tabiatiyle ibadetler, güvenlik ve genel adaba aykırı olamaz; siyasi gösteri şeklinde de yapılamaz. Geçmişte çok görülmüş olan bu gibi durumlara artık Türkiye Cumhuriyeti asla katlanamaz.
Bir de, Türkiye Cumhuriyeti dahilinde, tüm tekkeler ve zaviyeler ve türbeler kanunla kapatılmıştır. Tarikatlar kaldırılmıştır. Şeyhlik, dervişlik, çelebilik, halifelik, falcılık, büyücülük, türbedarlık vesaire yasaktır. Çünkü bunlar gericiliğin kaynakları ve cehaletin damgalarıdır. Türk milleti, böyle müesseselere ve onların mensuplarına katlanamazdı ve katlanmadı. 1930
Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sade din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.
Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir. 1930
Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz. 1930
Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. Laikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, İlerleme ve canlığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamaz.
Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler. İğrenç kimselerdir. İşte bu duruma karsıyız ve buna müsaade etmiyoruz. 1930
Bunun gibi bağlı bulunmakla inanmış ve mutlu olduğumuz İslam dinini, yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere, bir politika aracı durumundan kurtarmak ve yükseltmek gerektiği gerçeğini görüyoruz. Kutsal ve tanrısal olan inanç ve vicdanlarımızı karışık ve türlü renkte bulunan ve her türlü çıkarlar ve tutkuların alanı olan siyasetten ve siyasetin bütün öğelerinden bir an önce kesinlikle kurtarmak, milletin dünya ve ahiret mutluluğunun emrettiği bir zorunluluktur. Ancak böylece İslam dininin yüceliği gerçekleşir. 1924
Vatandaşları içinde çeşitli dinlere mensup unsurlar bulunan ve her din mensubu hakkında adil ve tarafsız tutum ve davranışta bulunmaya ve mahkemelerinde vatandaşları ve yabancılar hakkında eşit adalet uygulamakla vazifeli olan bir hükümet, fikir ve vicdan hürriyetlerine uymaya mecburdur. 1927
Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular varsa, kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar. 1924
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]