|
Tecrübeli Yiğido
cebe Şuan
Son Aktivite: 17.08.2016 14:36
Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 671 
|
Cevap: OSMANLI DEVLETİ’NİN, HÜKÜM SÜRDÜĞÜ ÜLKELER VE SÜRELERİ
Osmanlı Araştırmaları Ödülleri
Hacettepe ve Bilkent Üniversitelerinin kurcusu, Musul göçmeni, anadili İspanyol Yahudilerinin dili “Ladino’ olan, Siyonist denilebilecek kadar Yahudiliğe hizmet eden Prof. Dr. İhsan Doğramacı da aynı görüştedir:
“Büyük bir imparatorluğun varisiyiz. Hiçbir dönemde Osmanlılar kadar insan haklarına riayet eden bir ülke görülmemiştir. Biz. 300-400 sene Avrupa'daydık. Bulgarlar Bulgarca, Rumlar Yunanca konuştular. Onlara Türkçe öğretmemişiz, 'Müslüman olun' dememiz; bu insan hakları açısından çok önemli bir vasfımızdır. Ama bizim eski vilayetlerimiz Yunanistan, Bulgaristan bizi geçtiler. Bizde kişi başına gelir 3000- 3500 dolarsa, onlarda 20 bin dolardır. Bütün arzum,"Ülkemizi nasıl gelişmekte değil, gelişmiş ülke düzeyine nasıl çıkarabiliriz ? "di. Bunun için her şeyi eğitimde gördüm ve bütün amacım "eğitime nasıl hizmet verebiliriz?" oldu. Hekim olduğum için önce sağlık alanında sonra Bilkent'i kurarak diğer alanlarda birinci sınıf insan yetiştirmek düşüncesiyle hareket ettim. Yeni üniversiteler de bu şekilde kurulursa ve araştırmaya önem verilirse Türkiye kısa sürede ilerler.” (Sağlıkla Randevu, Bayındır Hastanesi, Temmuz 2004, sayı 2, s: 51).
Prof. Yalçın Küçük tarafından Yahudi asıllı bir aile olduğu ileri sürülen ve “Koç” ailesi ile birlikte Türkiye ekonomisinin büyük kısmına sahip olan “Sabancı” ailesi de 2007 yılı Sabancı araştırma ödüllerini “Osmanlı konusunda yapılan araştırmalara vermiştir.
“Sabancı Üniversitesi ve Brookings Enstitüsü işbirliğiyle bu yıl ikincisi verilen “Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülü”, Washington'da düzenlenen bir törenle sahiplerini buldu. Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülü'nü bu yıl Columbia Üniversitesi'nden Doç. Dr. Christine Philliou, “Algılama Paradoksu: Osmanlı geçmişini, ulusal bugün gözüyle yorumlamak” adlı çalışmasıyla aldı. Philliou, 20 bin dolar tutarındaki birincilik ödülünü aldığı araştırmasını hazırlarken, 2000 yılında, Princeton Üniversitesi'ndeki doktora tezi çalışmaları sırasında, Atina'da Gennadius Kütüphanesi'nde tesadüf eseri bulduğu Osmanlı arşivlerinden yola çıktığını anlattı. Philliou, kütüphane arşivlerinde yer alan, 19. yüzyılın büyük bir bölümünde Osmanlı İmparatorluğu'nun Londra Büyükelçiliğini yürüten Konstantinus Musurus Paşa'ya ait belgelerden yararlandığını kaydetti. İkincilik ödülünü ise Koç Üniversitesi'nden Doç. Dr. Şuhnaz Yılmaz ve bu yıl sonbahar aylarında Wisconsin Üniversitesi'nde göreve başlayacak olan Doç. Dr. İpek Yosmaoğlu'nun ortak projesi olan, “Geçmişin hayaletleriyle savaşım: Balkanlar ve Ortadoğu'da Osmanlı mirası ikilemi” başlıklı çalışmasıyla aldı.Üçüncülük ödülünü ise Sabancı Üniversitesi'nde doktora öğrencisi olan Avusturyalı Maximilian Hartmuth'un, “miras anıtının yeniden inşa edilmesi: Balkanlar'da Osmanlı kültürel mirasına dair yorum ve tarihçilik sorunları” adlı çalışması kazandı.Yarışmada ayrıca Michigan Üniversitesi'nden Dr. Edin Hajdarpasiç, “Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkıntılarından: Bosna-Hersek'te Osmanlı mirası üzerine düşünceler” başlıklı çalışmasıyla, Oberlin College'dan Charles Sabatos ise, “Türk'ten de kötü: Slovaklar'ın Doğu Avrupa'daki Osmanlı mirası hakkında algılamaları” başlıklı çalışmasıyla birer mansiyon ödülü kazandılar. Direktörü Prof. Dr. Üstün Ergüder yürüttü. Yarışmada ikincilik kazanan 10 bin, üçüncülüğü kazanan ise 5 bin dolarlık ödülün de sahibi oldu.” (Hürriyet Gazetesi, 11 Mayıs 2007. )
“Ödül töreninin ardından düzenlenen ve ABD'nin eski Ankara büyükelçilerinden Brookings Institute'un “2007-Türkiye” programının direktörü Mark Parris'in yönettiği oturumda konuşan deneyimli diplomat Richard Holbrooke (Mark Paris ve Richard Holbrook, ‘neocon’denilen savaş taraftarı Siyonist Yahudilerdir. Irak’ı, Afganistan’ı kana bulayan İran’ı hedef tahtasına oturtan kana doymayan caniler, masumların hayatta kalabilmek için namuslarını pazara çıkartan namussuzlardır. Iraklı annelerin ailelerinin karınlarını doyurabilmek için 14-18 yaş grubundaki kızlarını Suriye genelevlerinde pazarladıklarını İsrail’e Hürriyet gazetesinde sıradan, normal haberler olarak okuyoruz ), Sabancı ailesinin öyküsünün, “Anadolu'nun ortasından yükselen, esin verici bir öykü” olduğunu söyledi. Güler Sabancı'nın, birçok kuruluş tarafından “Avrupa'nın en başarılı, en güçlü kadını” olarak defalarca seçildiğini belirten Holbrooke, Sabancı'nın, dünyada en etkili isimler arasında yer aldığını kaydetti.” (Hürriyet Gazetesi, 10 Mayıs 2007.)
Bu yapılanlar tarih bilincinden yoksunluğu değil, tam tersine tarih bilincinin yansımalarıdır; Yahudilerin kendi tarihlerini canlandırma, geçmişi yaşatma çabalarıdır. Ödülü alanların da , ödülü verenlerin gizli Yahudi (kripto) olma olasılıkları çok yüksek. Osmanlı Devleti’nde iktidara ortak olduklarını son yıllarda yayınlanan kitaplarda ileri sürülmektedir. Yahudilerin Osmanlı’yı- yukarıdaki ödül töreni gibi kendi yarattıkları fırsatlarla sürekli gündemde tutarak diriltme çabaları bunun bir kanıtı olsa gerek. Prof.Dr. İ. Doğramacı’nın sözlerini de bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Prof. Doğramacı’nın da belirttiği gibi, Osmanlı Yahudi, Rum (Yunan), Sırp, Bulgar, Arnavut, Arap, Hırvat, Rus, kısacası egemenliğindeki Türk olmayan bütün topluluklara şefkat göstermiş, ayrıcalıklar tanımıştır. Ancak, Türklere kelimenin tam anlamıyla “ZULÜM” uygulamıştır. Soykırım örneklerinden birkaç tanesini daha önceki bir yazımda Osmanlı Devleti arşivindeki orijinal belgeleriyle verdim.Türk’ler, Alevi’si, Sünni’si ile Cumhuriyet kurulduktan sonra dağlardan, ormanlardan, mağaralardan çıkıp verimli ovalara, kasabalara, kentlere inebilmişler; kısacası uygarlıkla tanışabilmişlerdir. Türk’lerde 1923 öncesi doğanlarda okuma –yazma oranı %5 civarındaydı. Bunu şu şekilde de söyleyebiliriz; Cumhuriyet’e kadar tüm Türkler kendilerine ait bir tarihleri olduğundan habersizdiler; eğer, toplumsal bellek, toplumun tarihine ilişkin bilgilerin bütünü" ise, Türk toplumu Cumhuriyet dönemine kadar belleksiz bir toplum olarak yaşamıştır.
|