Esmâü’l Hüsnâ Yazıları (12)
El-Halik"
Her şeyin varlığını ve geçireceği halleri takdir eden, yaratan, yoktan vareden, büyüklükte eşi olmayan.
Takdirinle âlemleri
Sen yarattın sen Yâ Hâlık
Hayy eyledin bedenleri
Can yarattın can Yâ Hâlık
( Musa Tektaş)
Ey Sevgililer sevgilisi,
Ey yerlerin ve göklerin sultanı ulu Allahım,
Kalem-i dil ile çizmek dilerim gönlümün ahvalini. Derunumda senin hasretin, derya-yı gam içre süzülmekteyim. Kainatın üzerine düşen nuruna yandım. Felek, hâk hâk diye dönerken, geceler gündüze, gündüzler geceyle visale ererken, şaşkınlığım bir tufana dönüşür. Senin nurun, senin merhametin sinmiş el attığım her şeye. Çeker beni beni kendine.
Göklerinin en fevkinde nurundan bir deniz var.
Her müminin kalbinde, esrarından bir iz var.
Felekler aşkınla döner
Yıldızlar hep yanar söner
Ay gökyüzündeki fener
Gün yarattın gün Yâ Hâlık
Ey alemlerin rabbi olan Allahım,
Ey Hâlık,
Yaradanım,
Sen ol! dedin oldu cümle mahlukat, hizaya girdi kainat. Âdem’in çocuklarına armağan ettin bütün güzellikleri. Eşref-i mâhlukat dedin. Altı günde bütün kainat zuhur etti. Ademin yurduna nurundan ışıklar, rahmetler sundun. “Sen olmasaydın, cümle kainatı yaratmazdın’ dediğin Muhammet Mustafa’yı göklerin ve yerin ışıldayan yıldızı gibi nurunla aydınlattın, halife kıldın kullarına. Can verdin , ruh verdin her maddeye. Ol! dedin toprağın bağrına kendinden bir ruh kattın.
Cümle kainatında binbir çeşit feyiz var...
Her müminin kalbinde esrarından bir iz var.
Halkeyleyip de Âdemi
Dedin “seçtim halifemi”
Altı günde yer-gök Cem’i
“Kün” yarattın “Kün” Yâ Hâlık
Yâ Hâlık,
Ey Sevgili,
En Sevgili, Sultanım, yoktan var eden, padişahlar padişahı olan büyük Allahım,
Esrar-ı dil zarımı sana bildiriyorum. Bir sen biliyorsun gizlerimi, tövbelerimi, çıkmazlarımı, kahırlarımı, sevgimi, sevgisizliğimi, iyiliğimi, kötülüğümü bir sen biliyorsun Rabbim. Beni riya denizlerinde bırakma Allahım. Riya dalgalarında savrulanların arasından çek çıkar beni. Senden ümit kesmem. Sen ümidimin tek ışığı, tek dergahısın. Kanayan yüreğime derman ver Allahım. Sen dilersen her şey olur. Senin her şeye gücün yeter Allahım.
Sen ümit dergahısın, dergahında tövbekar kullarına karşılıksız temyiz var,
Her müminin kalbinde esrarından bir iz var.
İsmini anan her baba
Zikrinle erer sebebe
Hemi erkek hem kız bebe
Kan yarattın kan Yâ Hâlık
Ey Alemlerin Efendisi Yüce Allahım,
Sultanım,
Yâ Hâlık,
Dünya gurbetinde mahzur kalmış ruhuma bir serinlik ver ulvi rüzgarından, kuşat beni...Bahtıma düşen her emrine uymaya hazırım. Dilfirip düşlerime inayet, kalbimin karasına nihayet, ne düşerse bahtıma, Peygamber sünnetinden, sirayet ver Allahım. Bana bin yürek gerek. En zorlu düğümlerin çözüldüğü bir yürek ver Yâ Hâlık. Şirazesi bozuk caddelerin üzerinde ben yürüyorum, zaman yürüyor. Kutlu şehirler arıyorum seyrek sepirdek yollarda. İbrişim kapılar gerek bana. Bu sırlı kapılardan yol ver sana varayım. Yüreğimin yasıyla feryatlar koparayım.
Gittiğimiz her yolda senin efsunundan binlerce nurlu remiz var...
Her müminin kalbinde esrarından bir iz var.
Yerin göğün tüm katları
Dolu dolu hikmetleri
Devirdin bütün putları
Din yarattın din “Yâ Hâlık”
İki cihan padişahı olan ulu Allahım,
Her şeyin mühendisi olan Yâ Hâlık,
En sevgilim,
Bu azgın kalabalıklar içinde bir tarafım hep eksik, yarım. Uykularım firari. Hesaplarım yanlış çıkıyor. Şehirler en karanlık çağlarını yaşıyor. Kisra’nın şehirlerini inşa ediyor zamane mühendisleri. Büyüleniyor dimağlar. Bir ortaçağ simyacısı gibi büyüleniyor büyücünün kendisi bile. Şirazesi bozulmuş sözün. Senin yarattıkların, yarattım diyorlar ürettiklerine. Ruhumuzu öğüten bu kentlere nurundan bir ışık ver Allahım. Aydınlat karanlık kentlerimizi, evlerimizi. Sen ol! dersin olur. Senin her şeye gücün yeter...
Yarattığın her şeyde senden efsunlu bir giz var...
Her müminin kalbinde esrarından bir iz var.