Cevap: Uyanın Artık
1970 yılların başında Süleyman Demirel'in başbakanlığı zamanı. Demirel'in kalem müdürü kapıyı çalmış ve içeri girmiş;
Efendim Sivas'tan ve Kayseri'den heyetler geldiler, sizinle görüşmek istiyorlar demiş
Demirel; Önce Sivas'lıları içeri alın demiş.
Kalem Müdürü; Efendim önce Kayseriler geldiler ama demiş.
Demirel: Sivas heyetinin işi kısa sürer, Kayserililer uzun kalır sen önce Sivas'lıları al demiş.
Sivas heyeti içeri gelmiş. Bir ihtiyar nine, bir başka ihtiyar dede ve 1-2 orta yaşlı Sivaslı.
Demirel, hemen ayağa kalkmış onlara bir izzet bir ikram. Ne istediklerini sormuş.
İhtiyar nine; benim işsiz bir torunum var ona iş istiyorum demiş.
İhtiyar dede; Benim köyümün su sorunu var o konuda yardım istiyorum beyim demiş.
Bir başkası: Efendim sağlınıza duacıyım ben sizi görmeye geldim demiş. Kısa bir süre sonra Sivas'lıları göndermişler. Kalem Müdürüne hemen Sivas'lıların istekleri not almasını ve ilgili yerlere iletmesini istemiş.
Sıra Kayserililere gelmiş. Kalabalık bir iş adamı gurubu içeri girmişler. Ellerinde dosyalar, projeler, klasörler.
Buyrun Kayserili hamşehrilerim, ne istiyorsunuz demiş. Kayserililer hemen konuya girmişler. Efendim; biz gesi bağlarının sahipleriyiz. Biz bağ sahipleri olarak oturduk, bir karar verdik. Bağlarda yetişen meyvaların suyunu çıkarıp onu paketleyecek ve satacak bir işletme kuracağız. İşte maliyetlerimiz, işte projemiz. Bize bu konu'dan destek sağlamanızı istiyoruz demişler. O gün bahsi geçen fabrikanın adı Meysu.
Sivas ve Kayseri arasındaki farkı anlatan bu hikaye'yi rahmetli Muhsin Bey'den 22 Şubat 2009'da kendi ağzından dinlemiştim.
__________________
"Eyvah! Yanılmışım..." deyip,"Yanılmışların gönderileceği yere" gitmemek için,
bugünlerimizi iyi değerlendirmemiz gerek...
|