Alıntı:
balix Nickli Üyeden Al?nt?
Saygı değer Hemşerim;
Öncelikle duyarlılığınız için çok teşekkür ediyorum; duyarlılık araştırmayı, araştırmada bilgiyi getirir;
1.Öncelikle Her zaman ve zeminde Bu yüce Türk Milletinin en üstün vasıflara, bilgi ve becerilere sahip olduğunu her insan bilir ve bunun aksinide söyleyemez bende asla Türk Milletini küçültecek, basite alacak bir kelime kullanmadım, oradaki 80 yıl eğitim ve öğretimde olmamız gereken noktada olmadığımıza dairdir, kaldıki yazıda sanki tüm Türk tarihinde insan yetiştiremedik anlamı çıkarılmış,
Türk Milleti her zaman ve gelecektede hep üstün olacaktır...
2.Burada eleştrilen konu Harf inkılabı, ve bağlı inkılaplarıdır,
3.Ben resmi bir araştırmacıyım ve tarihi belgeleri araştırmakla görevliyim, bunlarıda Tüm ülke genelindeki Üniversitelerle birlikte yaparım... Osmanlı arşivinden, ta illerin kütüphanelerine belki ülkede çok az ile kaldı gitmediğim...
4. Lozanın iç yüzü konusu Avam Kamarasında Tutanakları var ama bi dene öyle Osmanlı Arşivi gibi alabiliyor musun? o kadar uzağada gitmene gerek yok bunlar en son Üstad Necip Fazıl Tarafından aynen neşredildi;
.......Necip Fazıl, Lozan'ın İçyüzü, Büyük Doğu, Sayı 29 da detaylarıyla yazar, bilgisi, belgesiyle... Zaten anladığım kadarıyla araştırmayı seven birisiniz oradan diğer belgelerde ulaşma imkanınız olur ... Direk kaynağa yöneleceğiniz için diğer yayınları buradan listelememe gerek yok...
Bu millet yüzyıllarca büyüktü, temsil ettiği İslamla da daha büyük oldu, benim yukardaki değindiğim konu o temsil rolünün ne kaybettirdikleri, eğitime nasıl yansıdığıdır.
Ayrıca Mustafa Kemal de bir Osmanlı eğitiminin sonucudur, zaten en zayıf anında bile ... diye devam etmişimdir....
Saygılar sunarım...
|
Beyfendi üslubunuz için teşekkür ederim... Ancak, siz harf devrimi konusunun altında Haim Naum'dan bahsediyorsunuz? Ben ikisini bağdaştıramadım...
Şimdi ben bu iddialarınızı yaslayacağınız kaynağın ne olacağını zaten önceden biliyordum... tarih araştırmacısı olduğunuzu söylüyorsunuz ama bir önceki mesajınızda:
İngiliz avam kamerasında "Türklerin İstiklallerini niçin tanıdınız?" sorusunun cevabu herşeyi açıklamaktadır...
- Hayimm Naum aynen cevabı vermiştir;
- Asıl bundan sonra Türk Milleti bir daha eski gücüne ve maneviyatına kavuşamayacaktır, zira biz onlara maddi anlamda ne isterlerse vereceğiz, ama yapılan anlaşmada maneviyat adına ne varsa yeni Türk Hükümeti eliyle söküp atacaktır.....
demişsiniz... Hayim Naum'un o mecliste konuşma yapması imkansızdır... Kaynak gösterdiğiniz kişide zaten o konuşmayı Hayim Naum'un değil Lord Curzon'un yaptığını iddia eder ve bu iddiayıda hiçbir yere bağlayamaz... Örneğin bu kayıtlara ulaşan kişi, bu konuşmanın hangi tarihte yazıldığını söylemiş midir? O kadar uzağa gitmenize gerek yok, bunlar en son Necip Fazıl tarafından yayınlanmıştır diyorsunuz... En son dediğiniz bundan 51 yıl önce ve zaten ondan başka da bu iddiada bulunan yok...
Şimdi gelelim sizin buraya taşımadığınız ama benim çekinmeden taşıyacağım Necip Fazıl iddialarına:
“Konferansın birinci bölümünde Türk baş murahhası, bizzat karar vermek vaziyetinde olmadığı ve durumu büyüğüne, yani Mustafa Kemal'e bildirmek zorunda olduğu için, memlekete dönüyor; kendisini Haydarpaşa'dan Ankara'ya götüren tren, devlet reisini (Mustafa Kemal) İzmir'den Ankara'ya götüren trenle Eskişehir'de buluşuyor (18 Şubat 1923 e.k.). Bir arada ve baş başa seyahat... Sonra Ankara’da gizli meclis toplantıları (27 Şubat 1923 e.k.)… Fakat esas meselelerde daima baş başa. Mustafa Kemal ile İsmet’in beraber içtimaları ve karar: "Din öldürülecektir." diyor Fazıl...
Lozan görüşmelerinin 1.'si Kasım 1922'de başlar... Söylenenin aksine ilk konferans konusulanları Mustafa Kemal'e bildirmek için Türk heyetinin izin istemesi ile tekrar toplanmak amaçlı dağılmaz.... İki tarafında isteklerde diretmesi üzerine İngiliz heyeti kalkar ardından da geri kalanlar... Biz yanlız kalırız... Gazetecilerin ne olduğu sorusu üzerine İsmet Paşa "İlk biz geldik, en son biz gidiyoruz"der... Gazeticilerinden birisi tekrar savaş çıkacak mı sorusuna da "Ben buraya savaş değil barış konuşmaya geldim" der... Türkiye'ye döner... Resmi Lozan Barış konferansı tutanaklarında yeralan şu nedenlerden dolayı Konferans 4 Şubat 1923 tarihinde dağılmıştır...
1. Lozan'da Yunanistan Karaağaç'ı vermek istememesi,
2. Boğazlar konusunda ortak bir görüşün oluşmaması,
3. İngilizler'in Musul'u vermek istememesi
4. Osmanlı Devleti'ne ait borçların bir kısmının Birinci Dünya Savaşı'ndan önce bizden ayrılan ülkelere bölüştürülmesi konusunun Avrupalı devletlerce kabul edilmemesi.
5. Kapitülasyonların kaldırılmaması
İşte bu olaydan sonra Türkiye'de Mustafa Kemal Türk Ordusu'na İstanbul doğusunda İzmit ve batısında Silivri'ye yığınak yapmasını emretmiştir.Türk Orduları İzmit ve İstanbul'a karşı yığınak yapmaya başladı.
Daha sonra Lozan Konferansı Genel Sekreteri tarafından Türk heyeti 2. Lozan Görüşmelerine 31 Mart 1923 tarihinde yeniden çağırılmıştır... Yani burada Fazıl'ın ilk hatası
"Türk baş murahhası, bizzat karar vermek vaziyetinde olmadığı ve durumu büyüğüne, yani Mustafa Kemal'e bildirmek zorunda olduğu için, memlekete dönüyor" cümlesidir... Böyle birşey yoktur... Masadan kalkılmıştır çünkü karşılıklı istekler kabul edilmemiştir... Masadan ilk kalkan İngiltere olmuştur...
Türkiye'nin yukarıda bahsi geçen bir talebi olmamıştır...
"kendisini Haydarpaşa'dan Ankara'ya götüren tren, devlet reisini (Mustafa Kemal) İzmir'den Ankara'ya götüren trenle Eskişehir'de buluşuyor (18 Şubat 1923 e.k.)" cümlesine gelelim... 18 Şubat günün Mustafa Kemal ve Latife Hanıım birlikte İzmir'dedir ve ogün İzmir'den yola çıkmışlardır...Bahis geçen gün Uşak'ta ve Afyon'da halkla buluşmuştur ardından ayın 19'unda İsmet Paşa ile buluşup Ankara'ya geçmişleridir... Tarih başta hatalıdır... Bunun yanında adı geçen zat bahsettiği gizli görüşmede yanlarında mıdır? Ya da yanlarında olan birisini veyahut kendilerini ne konuştukları konusunda veya İddia ettikleri Haim Naum istekleri hakkında mı konuşmuşlardır?
"Sonra Ankara’da gizli meclis toplantıları (27 Şubat 1923 e.k.)… Fakat esas meselelerde daima baş başa. Mustafa Kemal ile İsmet’in beraber içtimaları ve karar: "Din öldürülecektir." ve sonrası bunlar... İsmet ve Mustafa Kemal'in bu gizli içtimalarını nereden bilmektedir Necip Fazıl? Bu olaylar döndüğünde Fazıl daha 19 yaşındadır... Ordamıdır? Birisinden mi duymuştur ya da kendileri ile görüşüp bu gizli konuşmaları öğrenmiştir???? Yoksa bunlar sadece birer tespit ya da iddia mıdır?
Kısacası Bir tek kaynaktan faydalanılarak ortaya atılan iddialar -hele hele o kaynakların dayandığı bir temel yoksa- iddiadan ileri gidemez... Ayrıca üzerinde konuştuğumuz Necip Fazıl'ın yayını olan Büyük Doğu olduğu için bu iddiaların sahibi Fazıl gibi aksediliyor...
Asıl önemli olan bahsi geçen kaynak olarak gösterilen makalenin yazarının kim olduğu bile belli değildir... Resmi bir tarih araştırmacısı olarak bu sözün doğruluğuna hak vereceksinizdir... Ben de Yüksek Lisans seviyesinde eğitim alan ve tez konusunu da branşımın yakın tarih bölümüne ayıran, bundan dolayıda Milli Kütüpahanelerden, Başbakanlık arşivlerine, Meclis Kütüphanesinden, TTK arşivlerine kadar birçok arşiv dolaşan birisiyim... Tabii taktir edeceksiniz ki bir konu da araştırma yaparken ilgi çeken birçok başka konu da araştırıyor insan... Lozan antlaşmasının metni de hiç alakam olmamasına rağmen az bucuk ulusal ve uluslararsı hukuk bilgim ve birçok Uluslarararı İlişkilerci arkadaşımla üzerinde konuştuğumuz bir konudur...
Son olarak... Ben şu anda (15.Ocak.2010 Saat: 3.50) Birleşik Krallık Parlemantosuna gerekli yazıları gönderdim. Sorduğum Lozan Antlaşması ile ilgli (Bahsi geçen kaynakta tarih verilmediği için) Ağustos 1922'den Ocak 1924 yani 1. Lozan Konferansının başlamasından 3-4 ay öncesi ve Lord Curzon'un görevde kaldığı 1924 Ocak ayı -ki Lozan'ın imzalanmasından yaklaşık 6 ay sonrasına denk gelir- arasında geçen tüm görüşmelerin tutanaklarını istedim... Eğer yollarlarsa oradan Lozan ile ilgili İngiltere parlemantosunda konuşulan herşeye ulaşabiliriz...
Saygılar...