Warnung: Illegal offset type in [path]/includes/functions_post_thanks.php (Zeile 110)
Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar - Tekil Mesaj Gösterimi - Madımak için 4,5 milyon TL Özel İdare hasabında
Tekil Mesaj Gösterimi
Alt 21.06.2010, 14:09   #8
abircan
Usta Yiğido
 
abircan - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
abircan Şuan abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 21.01.2015 09:55

Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 3.258
Tecrübe Puanı: 1091 abircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISI
Standart Cevap: Madımak için 4,5 milyon TL Özel İdare hasabında

O gün güneşi karadumanlar örtmüştü I- Turan Eser


Karaduman Sivas’tan yayılmıştı o gün, ilk gözyaşı damlası titreyerek düştüğünde yüreğe.
Temmuz’du, güneşli bir gündü, orta Anadolu’nun bu kentini kara dumanlar kapladığında.
Yaz değil, şiddet iklimi sardı Sivas’ı.
17 yıl önceydi. Madımak oteli ablukaya alındı, içinde aklımıza ve yolumuza ÇERAĞ olmuş 35 can ile.
Önce hakaretler, ardından taşlandı türküler. 4 asır önce Pir Sultan Abdal’ı taşlayan ruhuyla.
Benzin döküp ateşe verdiler, kültürü ve insanı kentin orta yerinde.

Canlar yakıldığında milyonlarca insan ölümün tüm karanlık renklerini izliyordu, ekranları başında. Hatta minicik yürekler, gencecik bakışlarıyla bir anlam veremeden seyrediyordu okullarının penceresinden yangın yerini. Okullarının adı ise Sivas Yavuz Sultan Selim İlköğretim Okulu! Zihinleri teslim alınmış çocuklarımız, Yavuz Sultan Selim’den Madımak’a uzanan Alevi ayrımcılığını, imhasını, inkarını ve istismarını öğrenemedi Yavuz Sultan Selim isimli okulda. Özgürleştirilmeyen gözleri, teslim alınmış beyinleriyle, hesap soramayan ve sorgulayamayan dilleriyle, ‘milli ve dinci yurttaş’ yapılıyordu, Madımak’ta yükselen kara dumanlar arasında..

Ölümü seyrediyordu insanlar, Onbini aşkın Frenkenştayn ‘din adına’ kültürel zenginlik katliamı gerçekleştirirken Madımak oteli önünde. “Gazanız Mübarek olsun” telkinleriyle ‘gaza’ gelen ve insan ruhundan kopan vahşet aktı Sivas sokaklarına.

O GÜN ÇİÇEKLER AÇMAYA KORKTU
Güneşin önüne geçti, Madımak’tan yükselen kara dumanlar.
Çiçekler açmaya korktu.
Tam da o gün soldu tüm Menekşeler.
Serçeler uçamadı kırılmış kanatlarıyla.
Anlamın bile anlamsızlaştığı o günde, gözlere sinmişti korku.
Kara dumanların örttüğü güneş, ne yüzleri, ne vicdanları aydınlattı o gün.
Vicdani telakkiler teslim alındı.
O gün güneşin yiğitliği de tutmadı, geçemedi karanlığın önüne.
O gün, yağmurda yağmadı, söndüremedi Madımak yangını.
Sanki o gün herkes teslim olmuştu, etrafı saran kara dumana.
Zambaklar bile boyunlarını eğdi korku tufanı karşısında.
O gün insanın doğadan daha tehlikeli olduğunu öğrendi çocuklar, yangın yerinden yükselen çığlığı duyunca.
Umut bile pes etmişti o gün.
O gün insan yaşamı için saygı yoktu.
Barış, kardeşlik, hoşgörü, sevgi, iyi gibi kelimeler, sözlüklerde sığacak yer bulamadı. Güzellikler yer bulamadı o gün kitaplarda.
O gün ‘Çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak’ bile bir hayale dönüştü.
Teslim olmayan, boynu eğilmeyen, karanlığın önüne geçen sadece 35 çerağ vardı o gün Sivas’ta.
Semah dönerken, hakka yürüyen bir onlar vardı kentin karanlığına çerağ olarak…
O gün vicdanlar kilitlendi, titretmedi ölümün renkleri karşında.
Önlerine konulan haber metinlerinden, “yangın var”, “35 ölü” derken, 35 hayata, 35 yaşama, 35 sevgiye, umuda sustular.
Diller kilitlenmişti kara dumanları yutan gırtlakta.
Alt yazılara sığdırdılar koca katliamı.
Ayaklar altına alındı insanlık o gün.
O gün tarih bile tekerrür etmekten yorulmuş, alnına yazılmış katliamlar tarihinden. Firar etmek istedi tarih o gün bu ülkeden.

Ankara, 17.06.2010


Tarih: 18.06.2010




O gün devlet baba seyretti, anayürekleri ağlarken... II - Turan Eser


O gün 2 Temmuz’u gösteren yapraklar bile düşmedi takvimlerden. Kültür ve insan katliamını hatırlatmanın utancından kıvranırken. O gün duygular çözüldü. Diller kilitlendi acı vahşet karşısında.

Sadece onların dilleri düğümlenmedi gırtlağında.

Rahattılar. Seyrettiler, Bol bol demeç verdiler, histen ve haktan yoksun kelimelerle.

‘Yurttaşının güvenliğini ve canını korumakla’ sorumlu olanların gözlerine gizlenmiş ihaneti ve suç ortaklığını gördük, hissettik o gün.

Hükümet ve devlet sözcüleri failleri korumak için mağdurları “soğuk kanlı” ve “sağ duyulu” olmaya davet ediyordu, ölümün ve korku tufanın kol gezdiği kentte.

Devlet Baba, her zamanki bildik tarzıyla, fail olan öz evladını, mağdur üvey evladına karşı, "çok şükür, dışarıdakilere zarar gelmemiştir" diye savunarak, ‘öz babalığını’ yaptı. ‘Laik baba’ korurken, ‘şeriatçı evlat’ yakıyordu Madımak otelindeki savunmasız kültürü ve insanı, Anayürekleri ağlarken..

Bir istatistik verisine dönüştürdüler ölenlerin hayatlarını yok sayarak.

“Ölü sayısı 33’e çıktı” derken cam ekranlarından.

“Bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilir” diye, kutsadılar katliamı.

Sadece sayılarla andılar Koray ve Asuman’ı..


TARİHSEL MİRASI İNKAR VE ŞİDDET OLUNCA DEVLETİN

Asırlara yayılmış gerici gelenek değişmedi bu topraklarda.

Şiddet ve inkar tarihsel bir miras olarak kutsandı ve taşındı günümüze.

16. yüzyılda Pir Sultan Abdal’ı, yani Koca Haydar’ı asan zihniyet, sazı, sözü, değişleri, inancı, direnci, kültürü, sanatı astı ‘ozanlar kentinde.’

Kültürel zenginliğin beşiği yapılamayan bu topraklar, kültürel katliamların toplu mezarlıklarına dönüşürken, yüzleşemedik yüzsüz halimizle.

İnsana düşman, ozana düşman, kültüre düşman zihniyet...

Sadece Pir Sultan’ı değil, daha nice ozanını yuttu bu kentin kara toprakları.

Daha dün Aşıkların babası Veysel’e tahammül edemedi, doğduğu kara toprak.

Türküden korkan ürkek zihniyet, kentin ve ülkenin onuru Aşık Veysel’e bile tahammül edemedi.

1973 yılında Vali’nin sözleri dondurdu kanımızı, “Halk bir Alevinin ozanı olan Aşk Veysel’in heykelini Cıbırlar Parkı’nda görmek istemiyor” derken.

“Dava insanlık davasıdır” diyen, koca Veysel Baba’nın heykeline izin vermediler, Sivas topraklarında. ‘Ozanlar kenti’ Sivas’tan sürgün ettiler Aşık Veysel’in heykelini İstanbul Gülhane parkına. “Anıt sürgün edilir mi?” diye sormayın bana, cevabım hazır; ‘Burası Türkiye.’

Maraş’ta dölümüzden korktular. Şimdi heykellerimizden korkuyorlar.

2 Temmuz 1993’de önce Ozanlar Heykeli parçalandı, sürüklendi Sivas sokaklarında.

Sonra ateşe verdiler Madımak Oteli’ni.

Korku tufanı sarmıştı Sivas’ı.

Canların sevgisine, Türkülerine, değişlerine, inancına, kültürüne, sanatına ve kardeşliğine tahammül edemiyordu, ruhunun çocuklarını öldürmüş zihniyet.

İşte bu nedenle tahammül gösteremiyordu, ozanların heykeline, sanatın anıtına ve canlarımızın müze talebine.

Mesajları netti; “Sivas ellerlinde sazınız çalınmaz!” diye.

Biz sevgisiz aklın nefretine, coçuksuz ruhların inadına seslendik, Sivas’ın karanlık sokaklarında yankılanan, sesimizle; “Sivas ellerinde sazım çalınacak !” diye.

Bugün mağdurlar hesap soruyor, fail hesap versin diye. Mağdurlar bugün vicdanlara sesleniyor, şimdi ADALET zamanı diye.

Madımak önüne karanfil bırakırken her bir yürek; “Adalet isteriz adalet , tahrip eden, acıtan, sızlatan değil, onaran adalet” diye...

Neden mi?

Cumhuriyetin eşit haklarından mahrum bırakılmış vatandaşları olarak Aleviler, cumhuriyetin kimsesizleri değil, kimsei olmak için.

Ötelenmiş , ötekileştirilmiş, dışlanmış, yoksayılmış halleriyle, şiddete ve katliamlara inat “hak” sahibi olmak için.

Sivas, Maraş, Çorum, Dersim, Malyatya ve nice adreslerde yaşanmış “acı hikayelerin susan sahipleri olmamak” için, Aleviler ADALET İSTİYOR, inciten değil, onaran cinsinden olsun diye..



Tarih: 21.06.2010
__________________
zaman kısa, dünya herkese yeter, mühim olan insanlık
KANIMIZIN KIRMIZISI ALNIMIZIN AKIYLA SİVASSPORLUYUZ
abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Yukarıdaki Mesaj için Yandaki Kullanıcılar abircan'e Teşekkür Ediyor...