Warnung: Illegal offset type in [path]/includes/functions_post_thanks.php (Zeile 110)
Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar - Tekil Mesaj Gösterimi - Günün hikayesi
Tekil Mesaj Gösterimi
Alt 07.09.2010, 13:49   #329
Kardelencicegi
Navigator
 
Kardelencicegi - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kardelencicegi Şuan Kardelencicegi isimli Üye şimdilik offline Konumundadır

Üyelik Tarihi: 27.10.2008
Yaş: 59
Mesajlar: 48.623
Tecrübe Puanı: 5533 Kardelencicegi ist ein wunderbarer AnblickKardelencicegi ist ein wunderbarer AnblickKardelencicegi ist ein wunderbarer AnblickKardelencicegi ist ein wunderbarer AnblickKardelencicegi ist ein wunderbarer AnblickKardelencicegi ist ein wunderbarer Anblick
Standart Cevap: Günün hikayesi


Namazini Geç Kilanlara İbretlik Hikaye‏


Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında:
''Oğlum namaz hiç bu vakte bırakılır mı?''
Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmış, ama ezan
okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla
abdestini alır ve namazını kılardı.
Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu.
Ne oluyorsa, hep... namaz son dakikalara kalıyor, bu sebeple
namazını alelacele eda ediyordu. Bunu düşünerek kalktı yerinden,
gözü saate kaydı.
Yatsı ezanının okunmasına on beş dakika kalmıştı.
Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak,
"Yine geciktirdim namazı." dedi kendi kendine.
Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini yüzünü tam
kurulamadan kendisini odasına attı.
Mecburen, hızlı hareketlerle namazı eda etti.
Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi.
"Bu halimi görse, tatlı-sert kızardı yine bana." dedi. Çok seviyordu onu
...Hele öyle bir namaz kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı
hayranlığıyla seyrederdi. Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki...
Hicabından renkten renge girerdi.
O gün akşama kadar derse girmişti.
Müthiş bir ağırlık vardı üzerinde.
Duasını yaparken, başını ellerinin arasına alıp secdeye durdu.
Namazdan sonra bir süre bu şekil tefekkür etmeyi severdi.
Gözleri kapanır gibi oldu. "Ne kadar da yorulmuşum." dedi.
Daldı gitti öylece....
Kıyamet kopmuştu. Mahşeri bir kalabalık vardı.
Her yön insanlarla doluydu.
Kimi dona kalmış, hareketsiz bir şekilde etrafı izliyor;
Kimi sağa sola koşturuyor, kimisi de diz çökmüş, başı ellerinin
arasında bekliyordu.
Yüreği yerinden fırlayacak gibi atıyor, adeta kafesinden
kurtulmaya çalışıyor,soğuk soğuk terler döküyordu.
Hayattayken kıyamet, sorgu sual ve mizan hakkında çok şey
duymuş ve ahiret hayatı adına bu kavramlar kendisi
için köşe taşı olmuşlardı. Ama mahşer meydanında ki ürperti,
Korku ve bekleyişin bu denli dehşet vereceğini düşünmemişti.
Hesap ve sorgu devam ediyordu. Bu arada onun ismini de okudular.
Hayretle bir sağa, bir sola baktı. "Benim ismimi mi okudunuz?"
dedi dudakları titreyerek..... Kalabalık birden yarılmış,
bir yol olmuştu önünde. İki kişi kollarına girdi.
Mahşer meydanının vazifelileri oldukları belliydi.
Kalabalık arasından şaşkın bakışlarla yürüdü.
Merkezi bir yere gelmişlerdi. Melekler her iki yanından uzaklaştılar.
Başı önündeydi. Bütün hayatı, bir film şeridi gibi geçiyordu
gözlerinin önünden....
" Şükürler olsun " dedi, kendi kendine ve devam etti;
" Gözlerimi dünyaya açtım,Hep hizmet eden insanları gördüm.
Babam sohbetlerden sohbetlere koşuyor, malını islam yolunda
harcıyordu. Annem eve gelen misafirleri ağırlıyor,
yemek sofralarının biri kalkıp, bir yenisi kuruluyordu.
Ben ise, hep bu yolda oldum. İnsanlara hizmete çalıştım.
Onlara Allah'ı anlattım. Namazımı kıldım. Orucumu tuttum.
"Kirpiklerinden aşağı gözyaşları dökülürken,
"Rabbimi seviyorum, en azından sevdiğimi zannediyorum.
" Diyordu. Ama bir yandan da "O'nun için ne yapsam az,
Cennet'i kazanmama yetmez." Diye düşünüyordu.
Tek sığınağı Allah'ın rahmetiydi.
Hesap sürdükçe sürdü. Boncuk boncuk terliyordu.
Sırılsıklam olmuş, zangır zangır titriyordu.
Gözleri terazinin ibresindeki neticeyi bekliyordu.
Sonunda hüküm verilecekti.
Vazifeli melekler ellerinde bir kağıt, mahşer meydanında ki kalabalığa döndüler.
Önce ismi okundu. Artık ayakları tutmaz olmuştu.
Neredeyse yığılıp kalacaktı.
Heyecandan gözlerini kapamış, okunacak hükme kulak kesilmişti.
Mahşeri kalabalıktan bir uğultu yükseldi. Kulakları yanlış mı duyuyordu?
İsmi cehennemlikler listesindeydi.
Dizlerinin üstüne yığıldı. Hayretten dona kalmıştı."
Olamaaaazzzz " diye bağırdı. Sağa sola koşturdu.
"Ben nasıl Cehennemlik olurum?
Hayatım boyunca hizmet eden insanlarla birlikte oldum.
Onlarla beraber koşturdum. Hep rabbimi anlattım.
" Diyordu. Gözleri sağanak olmuş, titrek vücudunu ıslatıyordu.
Vazifeli iki melek kollarından tuttu.
Ayaklarını sürüyerek ve kalabalığı yararak alevleri göklere yükselen
Cehennem'e doğru yürümeye başladılar.
Çırpınıyordu. Medet yok muydu?
Bir yardım eden çıkmayacak mıydı?
Dudaklarından kelimeler kırık dökük, yalvarmayla karışık döküldü..
"Hizmetlerim... Oruçlarım.... Okuduğum Kur'anlar.....
.Namazım....Hiçbiri beni kurtarmayacak mı?" diyordu.
Bağıra bağıra yalvarıyordu.
Cehennem melekleri onu sürüklemeye devam ettiler.
Alevlere çok yaklaşmışlardı. Başını geriye çevirdi.
Son çırpınışlarıydı. Resülullah, "Evinin önünde akan bir ırmak içinde
günde beş defa yıkanan bir insanı o ırmak nasıl temizler,
günde beş vakit namazda insanı günahlardan öyle temizler."
Buyuruyordu. "Oysa ki benim namazlarım da mı beni kurtarmayacak?"
diye düşünüyordu.
" Namazlarım.....Namazlarım....N amazlarım." diye diye hıçkırdı.
Vazifeli melekler hiç durmadılar.
Yürümeye devam ettiler; Cehennem çukurunun başına geldiler.
Alevlerin harareti yüzünü yakıyordu.
Son bir defa dönüp geriye baktı. Artık gözleri de kurumuştu.
Ümitleri sönmüştü.
Başını öne eğdi. İki büklüm oldu.
Kollarını sıkan parmaklar çözüldü.
Cehennem meleklerinden birisi onu itiverdi.
Vücudunu birden bire havada buldu.
Alevlere doğru düşüyordu.
Tam bir iki metre düşmüştü ki, bir el kolundan tuttu.
Başını kaldırdı. Yukarıya baktı.
Uzun beyaz sakallı bir ihtiyar onu düşmekten kurtarmıştı.
kendisini yukarıya çekti.
Üstündeki başındaki tozu silkerek ihtiyarın yüzüne baktı.
"Siz de kimsiniz ?" dedi.
İhtiyar gülümsedi: " Ben senin namazlarınım."
"Neden bu kadar geç kaldınız ?Son anda yetiştiniz.
Neredeyse düşüyordum."dedi....
İhtiyar yüzünü gererek, tekrar güldü; Başını salladı;
" Sen beni hep son anda yetiştirirdin, ...hatırladın mı?
Secdeye kapandığı yerden başını kaldırdı.
Kan-ter içinde kalmıştı.
Dışarıdan gelen sese kulak kabarttı.
Yatsı ezanı okunuyordu.
Bir ok gibi yerinden fırladı. Abdest almaya gidiyordu.



C)alinti.





[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Kardelencicegi isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 5 Kullanıcı Kardelencicegi'e Teşekkür Ediyor...