Alıntı:
Dilsad Hatun Nickli Üyeden Al?nt?
Sayin 35gürün58,
Sizin derdiniz Mhp Ülkü Ocaklari veya Ülkücülerin menfaati degil ,derdiniz sadece bu anayasa degisikliginin akpnin yurutmesi ve Basbakanin basta olmasi.
Ben bir Ülkücü olarak bunlari gorebiliyorsam siz neye bakiyorsunuz anlamadim ? (:
Milleti kiskirtmaya hiç ama hiç gerek yok rahat olun ,Türk Milleti uyandi artik.
Herseye ragmen Evet diyecekler , bunlarin arasinda Ülkücülerde var Elhamdulillah.
|
VE AYRICA İBRETLİK BİR YAZI........TABİ ANLAYANA.....09 Eylül 2010
Arslan BULUT
MİLLİYETÇİLERİN AVCI KEKLİKLERİ ve SEÇİM TUTANAĞI!
CHP, halk oylamasında sandık sonuçlarını gösteren “tasdikli sandık kurulu tutanaklarının siyasi parti temsilcilerine verilmesinin” karar altına alınması isteğiyle Yüksek Seçim Kurulu’na başvurdu.
Başvuruda, halk oylamasında sandık sonuçlarını gösteren sayım-döküm tutanağının sadece iki nüsha hazırlanacağı ve sandık görevlisi siyasi parti temsilcilerine verilmeyeceği yönünde duyum alındığı belirtildi.
Gerçekten de oylamanın sağlıklı yapılıp yapılmadığını, sonuçlara hile karıştırılıp karıştırılmadığını anlamanın tek yolu, sandık kurulu tutanaklarını bir araya getirip, açıklanan sonuçlarla karşılaştırmaktır.
Yüksek Seçim Kurulu, dün bu konuda bir karar alarak, sandık kurulu başkan ve üyelerince imzalanan tutanağın herkesin göreceği yerde bir hafta süreyle asılmasına ve yeteri kadar çoğaltılarak parti müşahitlerine verilmesine karar verdi. Tutanak vermemek, çalınan minareye kılıf uydurmak olurdu. Şimdi görev, siyasi partilerin ilçe başkanlarına ve sandıklarda görevlendirdikleri müşahitlere düşüyor. Son dakikaya kadar bekleyerek, tutanağı aldıktan sonra sandık başkanı ile birlikte torbayı ilçe seçim kuruluna teslim edene kadar görev başında olmalılar ki bir sahtekârlık yapılmasın.
* * *
Diğer taraftan Kahramanmaraş eski Milletvekili Edip Özbaş, Yeniçağ’a yaptığı açıklamada, Türk milliyetçilerinin 40 yıldır milletin doğrularını savunduğunu, büyük oyunlar karşısında avcı kekliği durumuna düşmemeleri gerektiğini söyledi.
Özbaş, “Ben bu süreci 1919 yılından daha olumsuz olarak görüyorum. Bugün referandum sürecinde evet veya hayır bahane edilerek Türk milletini bölme çabaları var. Dışarıdan kurgulanan bu oyuna Türk milliyetçilerini de dahil etmek istiyorlar. Başkalarının söylediği türküye bazı arkadaşlarımız eşlik ederek, onların kervanına katılıyorlar. Türk milliyetçileri makam ve mevki düşünmeden doğruları millete söylemekle yükümlüdür. AKP Türk milliyetçilerinin üzerinde oyun oynamak isteyebilir, ancak bu oyuna gelmemek gerekmektedir. Cumhuriyeti Atatürk ve Türk milliyetçileri kurdurmuştur. Bugün gelinen noktada Cumhuriyetin ipini Türk milliyetçilerine çektirmek istemektedirler. Bunun farkında olmamız gerekir” dedi.
* * *
Demek ki, cebren başaramadıkları aziz vatanı ele geçirme operasyonunu, referandum hilesi, seçim hilesi, Türk Milliyetçilerini avcı kekliği olarak kullanma hilesi gibi yollarla tamamlamak istiyorlar.
Bizim burada yıllardır yaptığımız ise Edip Özbaş’ın belirttiği gibi “makam ve mevki düşünmeden doğruları millete söylemek”tir.
Geçmişte de kendimize zarar vermek pahasına doğruları millete söyledik, bugün de aynı çizgiyi koruyoruz. Fakat görüyoruz ki çizgisinde kırıklık olanlar var! Bunların kişisel çıkar için satıldıkları kesindir. Gerçekler apaçık ortadayken Türkiye’yi bölünme aşamasına getiren bir partinin programına evet demek, Türk Milliyetçiliği ile bağdaşmaz.
Avcının vereceği yem için sanki hürmüş gibi kafes içinde öterek kendi soydaşlarını avcının bulunduğu yere davet eden, böylece yakalanmalarına veya ölmelerine sebep olan avcı kekliğinin durumu neyse, bizzat Tayyip Erdoğan’dan siyasi vaatler alarak veya AKP’nin yandaş medya çöplüklerinden yemlenerek Türk Milliyetçilerine ihanet edenlerin durumu da odur.
============================== ============================== ==================
09 Eylül 2010
Sabahattin ÖNKİBAR
ÜLKÜCÜLÜKTEN GEÇİNEN TAYYİBAN TAŞERONLARI!
Tayyip Erdoğan ve güruhunun referandum bağlamında takındıkları kural ve ahlak tanımayan çılgınlıklarını anlayabiliyorum çünkü onlar kendilerine göre yüzyılın rövanşını almanın peşindeler!
Peki ama emperyalizmin acenteliğini yapan Tayyip Erdoğan’la şürekasına omuz veren o sözde ülkücülere ne demek
gerekiyor?
Yok yok sayıları emin olun bütün ülkücülerin yüzde biri değiller ama yine de sormak istiyorum bu arkadaşlar neden böyle davranıyor?
Referandumda evet çıkarsa biliniyor ki bu sonuç sadece Recep Tayyip’in Sultan olmasına katkı sunacak!
12 Eylül’den hesap sormanın kandırmaca olduğu ve evet çıksa bile hukuki hiçbir sonucunun olmayacağını bırakın başkalarını bizzat Tayyip Bey söylemedi mi?
Öyle ise kendilerine ülkücü ve milliyetçi süsünü verenler, desteklerinin sebebini açıklamak zorunda değiller mi?
Ne garip rastlantıdır ki bu sözde ülkücüler, evetçi olduklarını AKP’liler kendilerini aradıktan ve bazı sözler aldıktan sonra keşfediyorlar ve bir anda ansızın, “Aaaa ben meğer evetçiymişim” davranışını
sergiliyorlar!
Sorarım size bu ve benzeri tutum ve tavırların adı ülkücülükten geçinmek değil midir?
İnsaf ile değerlendirin; bunun adı ülkücü geçmişi pazarlamak ve o geçmişi kişisel çıkara dönüştürmek değil midir?
Değil diyenler cevap versinler, hangi ulvi gaye onları ’evet’e zorluyor?
Başbakan’ın Diyarbakır’da Türk Milleti diyememesi ya da Habur’da PKK’ya özel hukuk icat edip onları kucaklaması mı?
Evet cevap versinler, niçin evet
diyecekler?
Yargı tamamen AKP’nin güdümüne girsin ve Türkiye’yi topyekun fethetsinler diye mi?
Yahu O Tayyip Erdoğan ve zihniyetinde olanlar değil midir, 12 Eylül öncesinde “Kavmiyetçiler” deyip ülkücüleri camilere bile sokmak istemeyenler?
O Tayyip Erdoğan değil midir, her fırsatta ülkücüleri ağza alınmayacak ifadelerle aşağılayan?
O Tayyip Erdoğan değil midir, devlet eliyle Kürtçe televizyon kurdurup Kırmançı, Zaza ve Sorani diye ayrışan ve farklı Kürtçeleri konuşan Kürtleri bütünleştirmek ve ortak dilde buluşturup onları millet yapmak isteyen?
O Tayyip Erdoğan değil midir, her fırsatta Barzani ile Talabani’yi kucaklayıp, PKK’ya operasyonu ve Prof. Özbudun’un hazırladığı yeni Anayasa taslağını önce ABD’ye sormaya kalkan ve Başkan Bush ile konuşalım diyen?
O Tayyip Erdoğan değil midir, Türkiye’nin Güney sınırını yani mayınlı bölgeyi İsrail’e 49 yıllığına kiralamak isteyen ve Anayasa Mahkemesi’ne toslayan?
O Tayyip Erdoğan değil midir, Kıbrıs’ı Rum’a peşkeş çeken ve can Azerbaycan’ın yerine Ermenistan’ı tercih eden?
O Tayyip Erdoğan değil midir, egemenliği AB’ye devreden ve Fener papazı Bartholomeos’la gizli anlaşmalar yapan?
O Tayyip Erdoğan değil midir, Akdamar gibi kiliseleri ihya edip Sümela’da yüz küsur yıl sonra Haçlı’ya ayin yapma iznini veren?
O Tayyip Erdoğan değil midir, Türk Dünyasını umursamazken Hamasçı kesilen?
O Tayyip Erdoğan değil midir, ülkücüleri tehlikeli virüs gibi görüp bürokrasiden tasfiye ettiren?
O Tayyip Erdoğan değil midir, Rahmetli Türkeş Bey’i ömründe bir kez olsun hayırla yad etmeyen?
Öyle ise soruyorum; evet diyeceğini açıklayan sözde ülkücüler yukarıda sıraladıklarımı siz de aynen onaylıyor musunuz?
Değilse, AKP’nin kurmak için çırpındığı Tayyiban Cumhuriyetine taşeron olmak niçin?
Yok yok siz aslında ülkücülüğü kullanıp post, makam ve mama peşindesiniz!
NOT: Bütün okurlarımın Ramazan-ı Şerif Bayramını tebrik ediyorum...
TSK teslim, peki ya Yargı?
Açık açık yazacağım ,TSK’ya karşı yapılan o rezil operasyonlarda maalesef bazı üst düzey generaller aşağıdan tepki olmasın diye güya tepki gösterirmiş gibi yaptılar!
Bugün artık netleşmiştir ki AKP’nin TSK’da işbirlikçileri var!
Hem AKP hem de o işbirlikçi generaller Pentagon ve NATO’nun talepleri doğrultusunda TSK’da soğuk savaş süreci sonrasında uç veren milli refleksleri köreltme adına hareket ediyorlar!
Öyle olmasaydı, yani TSK’nın içinden gerçekten destek verilmeseydi, o malum gözaltına almalar ve Kozmik Oda aramaları yapılamazdı!
Saldıray Paşa ve Balyoz’daki 102 tutuklama olayında gördük işte, TSK direnince askere dokunulamıyor ve tutuklamalar da bir anda kalkabiliyor!
Ortaya çıkan ve netleşen fotoğraf, TSK’nın misyon önceliklerinin değiştiğidir!
Peki TSK böyle de Yüksek Yargı farklı mı?
Doğrusu o noktada kuşkularım var!
Yüksek Yargı’daki bazı isimlerin bireysel yanlışları var ve onun esiri konumundalar!
Ancak bu hal Üst Yargının tamamen teslim olduğu anlamına gelmiyor!
Dolayısı ile önümüzdeki yakın zaman diliminde o çevreden somut bir tavır ya da adım ihtimal dahilindedir!
Aksi halde onlar TSK misali ehlileştirilmeyecek, tersine bir anda tasfiye
edilecekler!
Her şey kör göze parmak misali ortada, yapılan bu referandum Yargı’yı dizayn etmek yani yandaş yapmak içindir.
Eğer evet çıkarsa, göreceksiniz yargı kısa bir süre sonra YÖK misali olacak ve AKP’ye yüzde yüz ram olacaktır.
Peki Yüksek Yargı ne mi yapabilir?
Hukuku ve kanunu hakim kılar!
Örneğin bana göre sadece şikayet dilekçesi değil aynı zamanda AKP’nin kapatılması için iddianame niteliğinde olan Hanefi Avcı’nın kitabı bağlamında hukuk neyi emrediyorsa onu yaparlar!
Yok bunu yapmazlarsa önce kendileri, hemen akabinde rejim yerle yeksan olacak!