Konu
:
Kutlu doğum tarihi mekanda kutlandı
Tekil Mesaj Gösterimi
22.04.2012, 10:14
#
3
Kardelencicegi
Navigator
Kardelencicegi
Şuan
Üyelik Tarihi: 27.10.2008
Yaş: 59
Mesajlar: 48.623
Tecrübe Puanı:
5533
Cevap: Kutlu doğum tarihi mekanda kutlandı
Mevcudat
beşerin zulüm ve vahşetinden adeta mâteme bürünmüştü.
Göz*yaşı döken gözler değil
ruh ve kalpler idi. Kalp ve ruhların keder
elem ve gözyaşına âlem de iştirak etmiş
sanki umumî yas ilan edilmişti!
Yeryüzü saadetin
sevincin ve huzurun kaynağı olan “tevhid” inancından mahrumdu. Küfür ve şirk fırtınası
ruhları ve kalpleri kasıp kavurmuştu. Gönüllerde tek mâbud yerine
birçok bâtıl ilâh yer almıştı! Hakikî sahibini arayan ruhların feryadı ortalığı çınlatıyordu.
İnsanlar
birbirini yiyen canavarlar misâli vahşîleşmiş
küfür
şirk
cehalet ve zulüm bataklığında boğulmaya yüz tutmuşlardı. Zâlimin zulüm kamçısı altında mazlum inim inim inler hale gelmişti.
Âlem mahzun
varlıklar mahzun
gönüller mahzun ve simalar mahzundu.
Akıl
ruh ve kalpleri mânevî kıskacı altına alıp olanca kuvvetiyle sıkan bu küfür ve şirke
bu dalâlet ve cehalete
bu hüzün ve sıkıntıya beşerin daha fazla katlanmasına Allah’ın sonsuz merhameti elbette müsaade edemezdi! Bütün bunlara son verecek bir zâtı
şefkat ve merhametinin bir eseri olarak elbette gönderecekti!
İşte
o zât geliyordu!
Dünyanın mânevî şeklini beraberinde getirdiği nurla değiştirecek eşsiz insan
Allah’ın Son Peygamberi geliyordu!
Cin ve inse ebedî saadetin yolunu gösterecek Hz. Muhammed (a.s.m.) geliyordu!
O An…
Kâinat
hürmet ve haşyet içinde Efendisini beklemekte idi. Her varlık
ken*disine mahsus diliyle
hal ve hareketiyle bu emsâlsiz insana “hoş-âmedî”de bulunmak üzere sevinç içinde hazır durumda idi.
Tarih: Milâdî 571
Nisan ayının yirmisi.
Fil Vak’asından elli veya elli beş gece sonra.
Kamerî aylardan Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi.
Mekke’de mütevazı bir ev. Günlerden
vakitlerin sultanı seher vakti.
Bu mütevazı evde ve bu eşsiz vakitte muazzam ve eşsiz bir hadise vuku buldu: Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (a.s.m.)
dünyaya gözlerini açtı!
Bu göz açışla birlikte âlem
sanki birden elem ve mâtemini unutarak sürura garkoldu. Karanlıklar
ânında nurla yırtılıverdi. Kâinat
sevinç ve heyecan içinde adeta
“Doğdu ol saatte Sultan-ı Din Nura garkoldu semâvât-ü zemin” di*ye haykırdı.
O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini
hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay
dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.
İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin
nereden geliyorsun
nereye gidiyorsun?" sorularını
düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil
diğer varlıklarda
hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.
Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü
İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?
Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.
O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)
Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece
içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire
Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi
"Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın
ey Kureyş topluluğu
size ne söylüyorum
iyi dinleyin. Bu gece
bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa
Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet
onun iki küreği arasında kırmızımtırak
üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.
Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.
Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir
sonra mıdır?" dedi.
Onlar
"Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi
"Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler
içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce
üzerine baygınlık geldi
__________________
Kardelencicegi
Açık Profil bilgileri
Kardelencicegi nickli Üyeye özel Mesaj Gönderin
Kardelencicegi - Daha Fazla Mesajını bul