|
Tecrübeli Yiğido
halukgta Şuan
Son Aktivite: 09.08.2016 13:35
Üyelik Tarihi: 13.10.2011
Mesajlar: 304
Tecrübe Puanı: 554 
|
Cevap: İslam Geleneğinde Sünnet Olma Konusu..
Allah elçisine uymamızı emreder, ama elçisine de emir vererek, kullarımı yalnız Kur'an ile uyar der. Bu durumda her şey çok açık değil midir sizce.
Peygamberimizle ilgili sünnet konusunda, çok dikkat çekici ve emin olabileceğimiz rivayet hadisler yoktur aslında. Bazı örnekler vermek isterim. Sünnet konusunu peygamberimizle bağlantı kurmak isteyenler şöyle örnekler verir, hem kadının hem erkeğin sünneti ile ilgili olarak.
(Hz. Muhammed (sav), sünnetçi bir kadına mesleğine devam edip etmediğini sordu. O da olumlu cevapladı ve ekledi: siz bırakmamı emretmedikçe ve yasaklanmadıkça. Hz. Muhammed (sav) şöyle dedi: Ama evet, müsaade edilmiştir. Bana yaklaş ki sana öğreteyim: Eğer kesersen fazla ileri gitme, çünkü yüze daha fazla ışıltı verir ve koca için böylesi daha iyidir” Diğerlerine göre şöyle demiştir: “Az kes ve fazla ileri gitme, çünkü böylesi kadın için daha zevkli, erkek için de daha iyi.” Şiiler Al-Sadiq’ı bu hikâyenin aktarıcısı olarak görürler.
“Hz. Muhammed (sav) dedi ki, sünnet erkekler için “sünnet”tir, kadınlar içinse mekruhtur”.
- Hz. Muhammed (sav) der ki: “Fitre”ye beş norm dahildir. Cinsel bölgenin traş edilmesi, sünnet, bıyıkların kesilmesi, koltukaltının traş edilmesi ve tırnakların boyu. Bunlar zorunlu değil fakat tavsiye edilen şeylerdir.
- Hz. Muhammed (sav) der ki: ” Eğer iki sünnetli organ buluşur veya birbirine dokunur ise, o zaman namaz için abdest almak gerekir.” Bu Muhammed (sav)in zamanında erkek ve kadınların sünnetli olduğu anlamına gelir.)
Fakat çok ilginçtir, erkek sünnetinin geçmiş dönemlerde, her zaman uygulanmadığına dairde rivayetler de vardır.
Klasik yazarlar Hz. Muhammed (sav)in sünneti konusunda fikir birliği içinde değildirler. Bazıları onun sünnetli doğduğunu, bazıları ise bir melek veya dedesi tarafında sünnet edildiğini söyler. Hz. Muhammed (sav)in hayatı hakkındaki önemli bir gerçek hakkındaki bu çelişkili tartışmalar, bizi Hz. Muhammed (sav)in sünnetli olmadığı sonucuna götürür. Bu gerçek, Hz. Muhammed (sav)’in iki önemli hayat hikayesi yazarı Ibn-Ishaq (d. 767) ve Ibn-Hisham (d. 828)’ın ikisinin de, onun sünnetinden bahsetmemeleri ile teyit edilir.
- Vali tarafından, öldükten sonra sünnet edilmeleri emredilen yaşlı adamların hikayesini duyan Hasan Al-Basri kızar ve Hz. Muhammed (sav) zamanında pek çok insanın Müslüman olduğunu, ama Peygamberin hiçbir zaman, bu insanların sünnetli olup olmadığına bakmadığını ve çoğunun da sünnetsiz olduğunu söyler.
- Ibn Hanbal Al-Musnad derlemesinde şöyle anlatır : Osman Ibn Abi-al-As bir sünnete davetliydi, ama daveti geri çevirdi. Sebebi sorulunca şöyle cevapladı : “Hz. Muhammed (sav) zamanında sünnet etmezdik, davet de olmazdı.”
-Al-Tabari anlatır: Halife Umar Ibn Abd-al-Aziz (ö. 720) ordusunun generali Al-Jarrah Ibn Abd-Allah’a (ö. 730) Horasanı fethettikten sonra yazdığı mektupta şöyle der:”Seninle birlikte Mekke’ye doğru namaz kılanlardan haraç alma” İnsanlar bunun üzerine İslam’a geçmek için adeta yarışırlar. Bunun üzerine birisi generale, insanların inançlarından dolayı değil, haraçtan kaçmak için müslüman olduklarını söyler ve müslüman olanlara sünnet şartını koymasını tavsiye eder. General Halifeye danışır. Halife cevabı şöyledir: “Allah, Hz. Muhammed (sav)’i insanları İslam’a çağırması için gönderdi, bir sünnetçi olarak değil.”
Son zamanlarda, daha önce sözü edilen 2:124 numaralı ayetin tefsirine karşı çıkılmıştır. Imam Mahmoud Shaltout da, tefsirin “aşırı” olduğunu söylemiştir. Ayrıca, Imam Al-Shawkani’ye dayanarak, erkek ve kadın sünnetiyle ilgili metinlerin ya gerçek dışı, ya da belirsiz olduğunu eklemiştir. Buna rağmen, günümüz Müslüman yazarların ezici çoğunluğu, erkek sünnetinin mecburi olduğunda ısrarcıdırlar.
Suudi dini otoritelerine göre, Müslüman olan birisi sünnet olmak zorundadır, ama operasyondan korkup İslam’a girmekten vazgeçmesini önlemek için de, operasyon, inanç kalbine yerleşinceye kadar ertelenebilir. Al-Sukkari, eğer erkek sünnetli değilse, kadına, evliliği bozma hakkını tanır, çünkü üstderi, hastalık için bir taşıyıcı olabilir, ve iğrenme duygusu yaratabilir ki, bu da evliliğin amacına ulaşmasına engel olabilirmiş. Kadının güzel ve temiz birisiyle evlenmeye hakkı varmış, çünkü İslam temizlik ve saflık diniymiş. Ahmed Amin Sudanlı bir kabilenin İslam’a girmek istediğini anlatır. Kabilenin başındaki kişi, Ezher’deki bir bilimciye ne yapması gerektiğini sorar. Bilimci ona bir “gerekliler” listesi yollar, sünnet baştadır. Kabile Müslüman olmayı reddeder.
Erkek sünnetini sorgulayan beş çağdaş Müslüman yazara rastladık.
- Mısırlı düşünür Issam-al-Dine Hafni Nassif 1971′de Joseph Lewis’in çalışmasını tercüme eder: “İnsanlık adına, sünnet büyük bir Yahudi hatasıdır” Metnin kendisinden uzun önsözünde, Nassif, Müslüman toplumuna, Yahudiler tarafından yerleştirilen barbarca bir davranış olan sünnete son vermelerini tavsiye eder.
- Hz. Muhammed (sav) Afifi, Kahire’de yayınlanan Al-Hilal dergisinde, (Nisan 1971), sünnete karşı düşmanlığını gizlemeden, yukarda sözü edilen makaleyi yayımlamıştır.
- Libyalı yargıç Mustafa Kemal Al-Mahdawi (şu anda Libya’da dinden dönmekle suçlanmaktadır) erkek sünnetini bir Yahudi geleneği olarak kabul eder. Yahudiler, Tanrı’nın kendilerini yalnızca sünnet olurlarsa, ya da kapılarını kurban edilen hayvanın kanıyla işaretlerlerse göreceğine inanırlar. (Exodus 12:7-13) Al-Mahdawi, Kuran’ın böyle bir mantığının olmadığını belirtir. Tanrı bu tür jestlerden hoşlanmaz, ayrıca üstderiyi (sünnet derisi) sadece kesilmesi için gereksiz bir obje olarak yaratmamıştır. Şu ayeti hatırlatır : “Ey Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın, seni bütün eksikliklerden tenzih ederiz; o halde bizi o ateş azabından koru”(3:191)
- Müslüman Kardeşler hareketinin kurucusu Imam Hassan Al-Banna’nın küçük kardeşi Jamal Al-Banna, “Evet, biz insanı en mükemmel şekilde yarattık” (95:4) ayetini hatırlatarak, erkek ve kadın sünnetinin İslam’da yeri olmadığını, çünkü Kuran’da yer almadığını söyler.
-
Tüm bu rivayet bilgilerden yola çıktığımızda, emin olabilineceğimiz bir sonuca varamayız. Çünkü sünnet konusuna Kur’an dan tek bir onay alabileceğimiz bilgi yoktur. En emin, sorumlu olduğumuz kaynak Kur’an dır. O bahsetmiyorsa, sorumlu olamayacağımız açıktır.
Allah emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin, sizleri sorumlu tutarım diyorsa, sanırım takip edeceğimiz yol bellidir. Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık Kur’an da, onun ipine sarılın diyen Rahmanın uyarılarını dikkate almalıyız.
Allah elçisine birçok ayetinde özellikle emrettiği şey, sana indirdiğim le onlara hükmet ayetleridir. Bunca açık ayetlerin sonunda, bizler hala Rabbin sözlerini görmezden duymazdan geliyorsak, sonucuna katlanmasını da bilmeliyiz.
Kur’an ın emrettikleri, dinimizi yaşarken olmazsa olmazımızdır. Bunun yanında varsa geleneklerimiz, elbette onu da yaşamalıyız, ama bu gelenekleri dinin ana unsuru yapmadan, bunlarda Allah emridir demeden yaşamalıyız.
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
|