Tekil Mesaj Gösterimi
Alt 30.05.2016, 12:01   #17
cebe
Tecrübeli Yiğido
NO AVATAR
 
cebe Şuan cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 17.08.2016 15:36

Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 649 cebe FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart Cevap: AFORİZMALAR (SAÇMALAMLAR)-1

Gazete Haberleri
Tarihi sinagogda 41 yıl sonra düğün
Edirne’de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek ibadete açılan tarihi büyük sinagog, 41 yıl sonra yeniden bir düğüne ev sahipliği yaptı.

Musevi Cemaati'nin Edirne’deki tek temsilcisi işadamı Rifat Mitrani’nin eşi Sara Mitrani ile evlendiği sinagogda bu kez ailenin 30 yaşındaki kızları Güneş Mitrani ile İstanbul Musevi cemaatinden, Anita ve Selim Esentürk’ün 34 yaşındaki oğulları Harun Esentürk dünya evine girdi.

DUAHANDAN ATATÜRK SÖZÜ
Musevi geleneklerine göre yapılan düğünde çiftin dini nikahları kıyılırken, duahan Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için dua okundu. Duahan, "Kim ne derse desin, kim ne düşünürse düşünsün. Atatürk’ün de dediği gibi Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” ifadelerini kullandı.

Dini nikah ve duaların ardından Edirne Belediye Başkanı tarafından resmi nikah kıyıldı. Güneş Mitrani ve Harun Esentürk’ün şahitliklerini Melisa Toker ve Hisya Behar’ın yanı sıra Edirne Vali Vekili Mehmet Tekinarslan ile Edirne vakıflar Bölge Müdürü Osman Güneren yaptı. Güneş ve Harun çiftine bir ömür boyu mutluluklar dileyen Başkan Recep Gürkan, tarih yazıldığını kaydederek, "41 yıl aradan sonra ilk nikahta olmanın mutluluğu ve onurunu birlikte yaşıyoruz. Keşke Edirne’den gitmeseydiniz diyeceğim ama bunu düzeltmek mümkün değil. Ama lütfen Edirne’ye daha çok, daha çok gelin. Sizleri bekliyoruz” dedi.
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Saçmalamalarım:
1. Yahudilerin adları Türk adı, hatta damadın soyadı esenTÜRK! Yani, adam Yahudi ama benden daha Türk, hem de esip-yağan-gürleyen cinsinden !

2. Bu haberde görüldüğü gibi, Yahudilerin düğün derneklerini Yahudi medyada (ören: Hürriyet, Cumhuriyet, vb) çok önemli haber olarak okuyoruz. Buna karşın Hıristiyan din adamlarının öldürülmelerini okuyoruz. Örneğin, yakın tarihte; 2006 yılında Trabzon’da öldürülen Hıristiyan din adamı Rahip AndreaSantoro, 2007'de, Malatya'daki Zirve kitabevi'ne biri Alman ikisi Türk üç Hristiyanın boğazları kesilerek öldürülmesi,2010 tarihinde Hatay'ın İskenderun ilçesinin Karaağaç beldesi Sultanköy Mahallesi'ndeki evinde bıçaklanarak öldürülen Papalık Anadolu Temsilcisi Piskopos LuigiPadoveseolayları ile uzak tarihte 1915 Ermeni, 1922 Rum kırımları , 1924 Rum talanı-kovulmaları, 1955 Rum talan ve kovulmaları. 1985’ten sonra PKK’nın Güneydoğu’dan Süryanileri kovması, vb.

3. Prof. Dr. Yalçın Küçük adlı münafıkın tezi:: TÜRKİYE YAHUDİ-HIRİSTİYAN MEYDAN SAVAŞI ALANIDIR

“Herhalde artık şunu söyleyecek noktaya yaklaşıyoruz, judaik güç nerede varsa, orada tarih yazımında kambur ve çökükler var; böylece, tarihin deforme olduğunu düşünebiliyoruz. Kuşkusuz gizli bir kavim değildi, bununla birlikte her yerde güç olmaya çalışıyor ve bunu gizliyordu; benzememeyi, asimile olmamayı, en yüksek şeria saydıklarını biliyoruz. Bu kavim, asimilasyona şiddetle karşı durmasına karşın, çok yerde ekonomik gücü elinde tutuyordu ve ekonomiyi bir “zor” vektörü olarak formüle eden “Ekonomi politik”; bu vektör, bulunduğu her yerde siyasal zor ile, burada polis ve askeri kastediyorum, karşılaşıyor, bazen karşı karşıya, bazen yan yana ve çok çok zaman da birlikte hareket ediyordu.Kendi adına yazılmadığı halde judaik zor (Yahudi şiddeti), hep karanlıkta bırakılıyordu; yazımı bir tür görülmez mürekkeplidir. Metafor ve sembollerle çizilmektedir.
/…/
Nasıl birleştireceğiz, elimizde birleştirebileceğimiz fazla kayıt yoksa, henüz elimize geçmemiş olmasına bağlayabiliyoruz. Bu nedenle ayrıntılara bakıyoruz, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Elenistan’a(Yunanistan’a)göçen Elenlerden birisinin anlatımında çok düşündürücü bir nokta buluyoruz. Acıklı olduğu kadar da düşündürücü görünüyor, aktarıyorum:
“Sabahleyin 5.000 esir toplandık. Türk mahallelerinden geçiyorduk. Yahudilerinkinden de geçtik. Yahudiler bize Türklerden de kötü davrandı. Hiotika’daki Aziz Konstinos mevkiinde büyük bir kıyım başladı.”


Peki neden? neden Müslümanlar arasında yaşayan Yahudiler, Hıristiyanlara, Müslüman Türklerden daha kötü davranıyorlar ve bu, ayrıca, bir kural mı? Çok ciddi bir sualle karşı karşıya geldiğimizi kabul etmek durumundayız.

Bu tür sorular, bizi yem bir tarih yazımına götürmekte
Çok güzel, L. Neyzi de, İbrani asıllı bir aileden geldiğini düşünebiliriz, bir yerde, anlatımına şöyle başlıyor ve daha doğrusu, devam ediyordu:

Haim Albukrek1896’da Ankara’nın, tarihi Roma dönemine dek uzanan Yahudi Mahalle’sinde Seferad bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir.” Ama adını “ Yaşar Paker”olarak değiştirdiğini öğreniyoruz; “yaşar” adı, aynen bu söyleyişle İbrani’de isim olarak taşınmakla birlikte, anlamı farklıdır, bizdeki “yaşar”, hayat veya “can” anlamına gelen haim’e daha uygun düşmektedir. Yaşar Paker Kurtuluş Savaşı’nda askere alınıyor ve Leyla Neyzi, Yaşar Paker’in, sefer halinde iken tuttuğu notları yazıyor; bu alandaki çok kıt kaynaklarımızdan birisidir ve hiç kuşkusuz teşekkür borcumuz var.

Yaşar Paker, günlük notlarını, Fransızca tutmuş, bunu anlayabiliyorum, katıldığım bir savaşta (1974 Kıbrıs Savaşı, cebe) notlarımı bildiğim yabancı dillerde tutmuştum daha içten olacağını düşünmüştüm, yalnız benimkiler o kadartedbirli idi ki, sonunda ben dahi deşifre etmekte çok zorlandım; Paker’inkilerin anlaşılır olduğunu anlıyoruz. Fakat anlaşılan yanları, burada bizi ilgilendirmiyor ve bizi ilgilendirebilecek yanlarını ise, Doktor Neyzi’nin son derece eliptik yazdığını görüyoruz. Herhalde asıl metinleri, daha da az anlaşılır hale getirdiğini tahmin edebiliyoruz. Tarih bozmada, usul, budur.

Bizi ilgilendiren haberlerden birisi şudur:

“Albukrek, günlüğünün birkaç yerinde Hıristiyan silah arkadaşlarıyla ilgili aşağılayıcı yorumlarda bulunmaktadır. Aşağılayıcı sözcüğünün içeriğini, Paker’in, silah arkadaşı Yorgi ve Kirkor hakkında , defterine, “köpekler” notunu düşmesiyle anlamaya başlıyoruz. Paker, Yahudi ve Yorgi ile Kirkor ise Hıristiyan idiler; Yahudi Paker,Hıristiyan Yorgi ve Kirkor’u “köpek” çağırmaktadır. Öyleyse, bu haber, Yahudilerin Hıristiyan esirlere Müslüman-Türklerden daha kötü davrandıkları işaretini desteklemekte ve daha ileriye götürmektedir. Buradayız, daha dikkat çekici bir kayıt var; Doktor Neyzi’nin özenle üstünü örtmesine rağmen, Paker’in, diğer gayrimüslimlere “düşman” dediğini çıkarabiliyoruz. Bu çıkarımdan eminiz, çünkü, Paker’in defterinden uzunca bir alıntı var, ben de aktarmaya değer buluyorum:

1921’de düşman Haymana’ya gelmişti. Bu kanun çıktı, gayrimüslimler askere alınacak. Bizimvaziyetimiz fena. Hükümetin hakkı vardı. Çünkü emniyet yok. Mazallah Haymana düşseydi bütün bu bizim askerler hükümete karşı düşman. İçerideki düşman daha berbat düşman. Bir düşmanlık vardır, müslimle gayrimüslim arasında. Rumlarla Ermeniler. Bu doğrudur ama bizim zavallı Yahudilerin hükümetle hiçbir problemleri yok ki. Dört tane Yahudi için ayrı kanun yapabilirler mi? Gayrimüslim deyince biz de gittik. Boşu boşuna yandık.”

Çok açık, Elenler (Yunan) ile Ermenileri içerdeki düşman kabu ediliyor ve dolayısıyla, Elenlerin Haymana’ya yaklaştıkları bir zamanda, “iç düşmanalar”, ki bunları daha “berbat” sayıyor, askere alma bahanesiyle enterne etmeyi (gözaltı) haklı buluyor. Ama ne yazık, “gayrimüslim deyince biz de gittikdiyerek hayıflanıyor; defteri, hep Albukrek Ailesi’nin nüfuzlu kişilerle temas halinde olduğunun notlarıyla doludur. Bedelli askerliğin o zaman da olduğunu anlıyoruz;Yaşar Paker, hemen, terhis bekliyor ve biz, beklerken.

Türkiye Yahudileri’nin Türkiye Elenleri ile Ermenileri’ne. "iç düşman” gözüyle bakmaları ve üstelik bunları “berbat düşman” saymaları pek önemli bir açıklıktır. Kuşkusuz netlik veya kesinlik demiyoruz, bir tespit yoludur;sınayarak ilerlemek durumundayız.
( Prof. Dr. Yalçın Küçük, İsyan-1, s:476-478)

Konu cebe tarafından (30.05.2016 Saat 12:31 ) değiştirilmiştir..
cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla