Warnung: Illegal offset type in [path]/includes/functions_post_thanks.php (Zeile 110)
Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar - Tekil Mesaj Gösterimi - Tarihsel Süreçte Anadolu’da Yahudiler
Tekil Mesaj Gösterimi
Alt 02.02.2016, 15:27   #4
cebe
Tecrübeli Yiğido
NO AVATAR
 
cebe Şuan cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 17.08.2016 14:36

Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 415 cebe FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart Cevap: Tarihsel Süreçte Anadolu’da Yahudiler

FİLİSTİN’E YAHUDİ GÖÇLERİ

Dünyanın neresinde, hangi ülkesinde yaşarlarsa yaşasınlar, Yahudiler için mekan Ortadoğu coğrafyasıdır ve her zaman bu mekan yeni nesillerin toplumsal belleğine kazınmıştır. Bu bağlamda 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde Zionist Theodor Herzl başkanlığında toplanan I.Siyonist Kongre’nin 100 yıllık hedeflerini 3 ana başlık halinde toplayabiliriz.( [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...])

1 – İlk 50 yılda Filistin’e yerleşimi sağlamak, ileride kurulacak devletin temellerini hazırlamak.
Kongrede hazırlanan siyonist programı hayata geçirmek için gereken altyapının oluşturulması için finans desteğini sağlamak amacıyla bir fon kurulması kararlaştırıldı. bu fon Filistin'de toprak satın alınması ve bu topraklarda bir devletin altyapısının oluşturulmasına harcanması kararlaştırıldı.

Filistin’e Yahudi Göçleri Osmanlı döneminde başladı,
“1882 yılında, Rusya’da, Yahudiler aleyhinde meydana gelen harekette kovulan, kaçan kültürlü ve zengin Yahudiler, barınacak bir yer aramışlar. Ingilizlerin ricası üzerine Sultan Abdulhamit bunların, Filistin’de boş yerleri satın alarak yerleşmesine müsaade etmiştir.” (Prof. Dr. Yalçın Küçük: İsyan-2, s:121 (Fahrettin Paşa’nın anılarından aktarma)

Türkiye’de bütün islamcı/şeriatçı gruplar Osmanlı padişahı Abdulhamit’i anti-semtik gösterirler. Oysa, Prof. Dr. Yalçın Küçük’e göre, Filistin’e ilk Yahudi göçleri bu padişah döneminde olmuştur. Abdulhamit, Yahudilere Filistin’de çok toprak satmıştır. İsrail’in kurucu kadrosu , Osmanlı toprağı Filistin’e, en çok Abdülhamit ve İttihat-Terakki iktidarlarında yerleşmişlerdir. Bu göçmenler hakkında kesin rakamlar olmamakla birlikte, 1882-1903 döneminde 10 -30 bin arası Yahudi Osmanlı toprağı Filistin’e göç etmiştir. 1904-1914’de 40 bin, asıl kurucular bunlardır. İsrail’in kuruluşunu ilan eden ilk başbakanı Ben Gurion ile Rus Yahudi’si Jabotinsky Abdulhamit döneminde Filistin’de yerleşmişlerdir. Sonuç olarak, İsrail’in kuruluşunun temelleri Sultan Abdülhamit zamanında atılmıştır..( Prof. Dr. Yalçın Küçük Gizli tarih, s:335)

Filistin’e , eski İsrail toprağına göç Yahudiler arasında “Aliyah(Aliye)olarak bilinir. ( Türkiye'de kız çocukları arasında 'Aliye' adı yaygındır ve onlar Alevi olarak bilinir, çünkü Ali'nin dişili çağrışımı vardır)

“Çok eskiden beri var, Mısır’dan çıkışa da “aliye” deniyor, Erez İsrael’e uçmak anlamındadır. Kelime anlamı, asansiyon veya yükseğe çıkış’tır. () Orta Çağ’daki bazı seyyahlar, Yerusalem veya Safed’deki Yahudilerin sayısını bir elin parmaklarıyla veya birkaç katı ile gösterebiliyorlardı. Judaica Ansiklopedisi, 1741 yılında, bugünkü İsrael’deki Yahudi nüfusunu on bin olarak bildiriyor. Bu nüfusu artırmak için toplu uçuşlara ihtiyaç oluyordu. Birinci Aliye, 1882-1903 tarihleri arasında gerçekleşmişti; Rusya ve Romanya’dan 20 bin ile 30 bin Yahudi Osmanlı mülkü Filistin’e göçtüler. İkinci Aliye’yi, 1904-1914 yılları arasında oldu, Erez İsrael’e yerleşenlerin sayısı, İkincisinde 40 bin çevresinde tahmin ediliyor; İsrael Devleti’ni kuran kadrolar, bunlardan ve bahusus İkinci Aliye’den çıktılar. İkinci Aliye’de, 1905-Rusya Burjuva İhtilali’nin yarattığı hayal kırıklığının rolü büyüktür, izleyen baskılar, bundist, judaik disiplinde alyansist ki ben “rezervist” terimini öneriyordum, politikalardan kopuşu da beraberinde getirmişti;

Yahudilerin kurtuluşunu “yurt” topraklarında arama eğilimi güçlenmişti. Bu açıdan temsili bir değeri var, ikinci aliye’de Yusuf Trumpeldor çok öğreticidir; bir ölçüde Burjuva- Demokrat İhtilali de doğuran Japon-Rus savaşında kahramandı, bir kolunu kaybetti. Sonra, Zion Katır Birliği’nin kuruluşuna öncülük etti ve Türkler’e karşı Gelibolu’da savaştı, daha sonra Araplar tarafından öldürülenler arasındadır, 1920 yılını biliyoruz. Ben-Gurion veya Ben-Zvi, bu zamanda uçtular; demek ki, kurucular, büyük ölçüde, Abdulhamid ve daha az ölçüde İttihat ve Terakki iktidarlarında yerleşmişlerdi; bunu, netlikle tespit ediyoruz. Üçüncü Aliye, 1919-1923 yıllarındadır. Devam ettiler; bir de “Aliye Bet” var; bunlar, kaçak, illegal imkanlarla göçenlerdir. Cumhuriyet kurulduktan sonra, Türkiye’den Aliye Bet olduğunu biliyoruz. Bu konuda uzman Yahudiler var; ancak çok çeşitli kaynaklarda, Tevfik Rüştü Aras ve özellikle Selim Sarper’in çok yardımcı olduğunu öğreniyoruz.”( Prof. Dr. Yalçın Küçük: İsimlerin İbranileştirilmesi, s:49-51.)

Abdülhamit, bir yandan Filistin’e Yahudi göçünü kolaylaştırırken , diğer yandan 1891 yılında kurduğu Kürt askeri birlikleri olan “Hamidiye Alayları” ile Anadolu’da Ermeni katliamları yaptırıyordu.

“Sultan Hamid, bu yola ve ciddiyetle,1895 yıllarında koyuldu ve 1915 yılında haleflerinin eliyle, önemli bir mesafe kaydedilmişti. Burada Kürtleri kullandılar ve Hamidiye Alayları, Kürtler’inErmeniler’e karşı düzenli birlikleri oldular.“ (Prof. Dr. Yalçın Küçük : Gizli Tarih,s: 151.)

Yahudi Ansiklopedisi (Judaica Ansiklopedisi) Filistin topraklarındaki Yahudi nüfusunun 1741 yılında on bin civarında olduğunu kaydetmiştir. Osmanlı padişahı II. Abdulhamit döneminde Filistin’e toplu Yahudi göçleri olmaya başlamıştır. Fransa’da yaşayan Yahudilerin kurduğu Alyans İsrail Üniversitesi, 1878 yılında Filistin’de ilk olarak Mikveh Yisrael ( İsrail’in Ümidi) adında bir Yahudi tarım okulu kurmuştur. Bu okuldan hemen sonra Kudüs’te bir müzisyen topluluğu “PetahTikva” (Ümit pasajı) adıyla ilk Yahudi köyünü kurdular. Bu adın Tevratik bir anlamı ve tarihi var.

“İsrail Devleti’nin kurucu devlet başkanı Ben-Gurion, Filistin’e göçtüğünde ilk önce bu köyde, Petah Tikva, Ümit Pasajı’nda çalışmaya başladı. Adını, Petah, “Geçiş”, Tevrat’tan almaktadır. Bu köyün kurulması, şimdi bir şehir büyüklüğünde, Yahudiler arasında sevinç yarattı; o kadar öyle ki, “Tikva”, Ümit, siyonizmin resmi marşı olmuştu. 1878 yılında, “Ümit Pasajı” Köyü’nün kurulmasının yarattığı sevinçle, Herz İmber, 1886 yılında, “Tikvatenu” şiirini yazdı ve daha sonra bestesi yapıldı, notalarının, 1896 yılında yayınlandığı kaydedilmektedir; şiirin ve dolayısıyla marşın Türkçe adı Ümidimiz’dir. Bundan sonra marşın her fırsatta söylendiğini biliyoruz. İngiliz mandası sırasında “Ümidimiz”, siyonizmin resmi marşı oldu. Bu, 1920 yıllarındadır. 1920 yıllarından itibaren, çeşitli radyolarda da çalınmaya başladığı tahmin edebiliyoruz. Bizde ilk “Ümit” adının, 1920 yıllarında doğanlarda görülmesini normal karşılıyorum. Ümit Haluk Bayülken ve Ümit Yaşar Oğuzcan, ilk ümit’lerimizdendir ve gerçekten de, Ümit Bayülken, 1921 ve Ümit Oğuzcan da 1926 yılında dünyaya gözlerini açmışlar; onomastique açıdan uygun zamanlarda doğduklarını tespit edebiliyoruz. İsrael Devleti’nin ilan edildiği mecliste, “Ümit” Marşı hep bir ağızdan söylenmişti. Bu nedenle, 1948 yılından hemen sonra “Ümit” adı üzerine yeni bir dalga olması gerekiyor; bu dalgadan doğanların şimdi altmış yaşına merdiven dayadıklarını hesaplayabiliyoruz.( Prof. Dr. Yalçın Küçük: İsimlerin İbranileştirilmesi, s: 165,166.)

Türkiye’de Türkler ve Kürtler arasında 1967 yılından, yani İsrail’in Arapları 6 gün gibi çok kısa bir sürede dağıtıp, kalıcı bir devlet olduğunu kanıtladıktan sonra, hem oğlan çocuklarında ve hem de kız çocuklarında çok yaygındır.

“İspanyolca “Mikve”, Ladino da olabilir ve İbrani “Tikva", Türkçe karışlığı "Umut" ve Farisi karşılığı "Ümit" olmakla, bizde hem kızlar ve hem de erkeklere konmaktadır. Tarihsel nedenleri de var, Sultan Hamit zamanında, Filistin, bugünkü İsrael'de, kurulmuş olan model çiftliğin adı “Mikve" veya "Tikva” idi ; "İsrael’in Ümidi” deniyordu ve yıllar sonra, İsrael’in kurucularından Ben-Gurion, Israel Devleti'nin oluşumunda en önemli iş olarak görüyordu. O kadar öyle ki bir benzerini de Aydın çevresinde kurmayı denediler. Bu ad çok yüksek tutulmaktadır. Ümit Yaşar Oğuzcan, Ümit Haluk Bayülken,vb.”( Prof. Dr. Yalçın Küçük: İsimlerin İbranileştirilmesi, s:106, dip not)

Yukarıdaki alıntı paragraflarında da görüldüğü gibi, yaklaşık iki bin yıl dünyanın çeşitli toplumları arasında göçebe, tefeci, fitneci, toprak spekülasyonu, rüşvet, iktidarlara ortak olmak gibi çok farklı işlevler, köle-kadın-silah-uyuşturcu ticareti gibi toplumsal ahlakı ve dayanışmayı bozucu işlevlerden sonra Filistin’e ilk Yahudi göçleri 1880’lerden itibaren başlamış ve 1920 yıllarında hızlanmış olsa da, asıl Yahudi göçleri İsrail Devleti’nin kurulduğu 1948 yılından sonra olmuştur. Ancak daha kapsamlı göçler 1967 yılından sonra başlamıştır. Prof. Y. Küçük’e göre, bunda asıl etkenin 1967 yılında Arap-İsrail Savaşı’ndan İsrail’in büyük bir zaferle çıkması, geçici korsan bir oluşum değil artık kalıcı bir devlet olduğunu kanıtlamış olmasıdır. Bütün dünyada kripto-Yahudiler bu tarihten sonra İsrail devletinin yaşayabileceğine inandılar(Prof. Dr. Y. Küçük, İsyan-1, s: 411. ). Yani bu tarihten sonra sadakat ile bağlı oldukları ülkelere-toplumlara ve örgütlere ihanet ederek “ Büyük İsrail= Türkiye’yi Fırat nehrine kadar içine alan Vaat Edilmiş Topraklar” projesini gerçekleştirmek için çalışmaya başladılar.

“1967- Altı Gün Savaşı, çok büyük bir “push” (harekete geçiren vuruş;itme) etkisi yaptı, biliyoruz ve ben de, diğerleriyle birlikte, ayrıca İsrael’in asıl kuruluşu tabir ediyorum. Beklenmedik bir zamanda Arapları, hezimete uğrattılar ve İsrael’in bir kalıcı “yurt” olduğuna inandılar. Sovyetler’deki Yahudi muhalefeti işte bu tarihte başladı; Sovyet Yahudileri “aliye” mücadelesini açtılar.Yıkılışın başındayız. Bizdeki İbrani asıllıların sosyalist hareketi boşaltmalarının başlangı¬cı da bu tarihtedir. Bunlar da bizim sosyalist hareketten “aliye” yapıyorlardı; uçarken, yıkıyorlardı. Judaizm’de kavgaların önemli bölümü ka¬lanlar ile gidenler arasındadır; Türkiye İşçi Partisi’nin iç savaşı’ndan söz ediyorum. Ne ilginç, aliye’nin tarihi, Rusya-Türkiye tarihi’dir. Rusya’dan uçuyorlardı ve Türkiye’de bir yere konuyordu. Buna “aliye” diyoruz; uçanlar, İsrael Devleti’ni kurdular. Demek ki “aliye” olmasa İsrael Devleti olmayacaktı; kudsiyeti ve Türkiye’de ad ve dizi olmasını buna bağlıyoruz.En büyük aliye’ler, Sultan Hamid zamanında ve izleyen Jön Türk iktidarındadır. Jön Türk ayrı, Sultan Hamid’in, siyonistlerle mücadele ettiği, tam bir falsifikasyondur. İsrael’in temelleri, Hamidiye Devri’nde atılmıştır; “aliye” şahidim oluyor. Gidenler Eşkenaz’dılar. Türkiye’de kalanlar Seferad idiler. Dokuzuncu Siyonizm Kongresi’nde Osmanlı Delegesi, sonraki adıyla Munis Tekinalp, “vaad edilmiş toprak” burasıdır, deyu haykırıyordu; “haydi, gelin, haydi” misullu çığırıyordu. Belki de eşkanazlar ve sefaradlar arası “yurt” savaşı yapılıyordu, bilemiyoruz.”(Prof. Dr. Yalçın Küçük: İsimlerin İbranileştirilmesi, s:49.)

Başka gözlemciler de Prof. Küçük’ün bu tezini destekleyen görüşler ileri sürmüşlerdir.

“...1967 İsrail zaferi sadece Batı Şeria'nın fethini ve Yahudi devletinin görece kalabalık bir Arap nüfusu kontrol etme zorunluluğunu değil, aynı zamanda Siyonist hareket içinde aslen jeopolitik büyük değişimleri de getirdi beraberinde. 1967 zaferine kadar Siyonist hareket oldukça az dindar Yahudilerin olayı idi, ancak Kudüs’ün fethinden sonra tüm dünyadaki dindar veya laik Yahudilerin İsrail’e bakışları değişir. O zamana kadar Siyonist hareket oldukça az dindar Yahudilerin hatta din konusunda özgür düşünenlerin olayı idi ve hahamların ve daha dindarların çekincelerine hatta düşmanlığına yol açmıştı. Ancak dindar veya laik, yüzyıllardır olduğu gibi her yıl "seneye Kudüs'te" diye dilekte bulunan insanların İsrail'e bakış tarzı bu şehrin fethinden ve Tsahal'ın ani zaferinden sonra değişti. İsrail askerlerinin Ağlama Duvarı'nın dibinde bulunması kaderin bir işareti olarak görüldü. Bundan ötürü çok sayıda İsraillinin dindarlığı da arttı.”( YvesLacoste: Büyük Oyunu Anlamak, s: 292-296.)

AFORİZMALAR:
1. Kabala da İspanya'da, İslam tasavvufu içinde gelişmişti, temel kitabi Zohar, ispanya’da tamamlanmıştır; o zamandan beri İslam ve Yahudi sufizmi birbirinden hiç ayrılmamıştır. (Prof. Dr. Yalçın Küçük: Tekeliyet-1, s:220.) Türkiye kriptoları arasında kız çocuklarına "Zohar"ı çağrıştıran " Zehra" adını verenler vardır.

2. Hava şirketi “el-al” adında da var, bu şirket de, “yükseğe doğru” çıkmayı kastetmektedir. “Zion”, dağ olduğu için, Har Zion, Zion Dağı’na işaret ediyor ve biz buradaki h’yi yiyoruz ve a’yı e’ye çevirerek “er” de diyebiliyoruz. Ancak “ar” olarak bıraktığımız da oluyor, “sanıyorum”, “ar-çelik” veya “ar-seven” sözlerinde böyle bir bırakma var. (Prof. Dr. Yalçın Küçük Gizli tarih, s:335.)


Diğer kaynaklar:
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 7 Kullanıcı cebe'e Teşekkür Ediyor...