|
|||||||
| SİTE ANA SAYFA | Galeri | Kayıt ol | Yardım | Ajanda | Oyunlar | Bugünki Mesajlar | Arama |
| Dünya ve Türkiye'den Haberler Dünya ve Türkiye'deki tüm haberleri burada bulabilirsiniz |

|
|
Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#11 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ÖnceVatan_58 Şuan
Son Aktivite: 15.07.2012 09:54
Üyelik Tarihi: 03.05.2008
Mesajlar: 3.605
Tecrübe Puanı: 1014
![]() ![]() |
Statükonun esiri CHP düşmanları
"Sol fobisi"nin esiri mi olacağız, yoksa gerçekten cesur ve dürüst bir biçimde sosyal adaleti hiçe saymayan düşünce mi üreteceğiz? Artık modanın ve klişenin gereği, CHP aleyhinde yazı yazmak, daha doğrusu CHP hakkındaki gerçekleri çarpıtmak, CHP'ye önyargıyla yaklaşmak. Medya, takıntılı CHP düşmanlarının "Pravda"sı haline geldi. Böyle bir dönemde CHP'yi savunmanın "dayanılmaz hafifliğini" yaşamak gerçekten cesaret işi. Ticaret-siyaset-medya dayanışmasının propaganda işlevini medya yerine getiriyor. Neyse ki halkın medyaya itibarı kalmadığından, medyayı takanların sayısı az. Eğer halk medyaya göre oy kullansaydı, son genel seçimde AKP ve CHP yerine, Meclis'e ANAP, DSP, YTP veya GP'nin girmesi gerekirdi. Şu anda da medya, AKP'ye en büyük kötülüğü, ona destek vererek yapıyor. 1970'li yıllarda MHP'nin saflarındaki bir "gazete"de yazan birisi, şimdi okuduğu kitapların ISBN numaralarını vererek, kendisini modern bir Ziya Gökalp sanarak ve güya "sosyoloji yaparak", CHP hakkındaki önyargılarını hâlâ temcit pilavı gibi gündeme getirebiliyor. Keşke dürüstlüğün gereği olarak, hiç olmazsa köşesinin adını değiştirse. Belki o zaman kendisini geliştirmiş olurdu. Bazı yazarlar da, "iktisadi liberalizmin" radikal ve yeni bir şey olduğunu, yuvarlak, soyut, klişe laflarla düşünce ürettiklerini sanıyorlar. Bu kişiler, Uğur Mumcu'nun deyişiyle, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlardır. Benim bildiğim, iktisadi liberalizme, özel mülkiyete ve onu koruyan devlete karşı mücadele veren Proudhon'un, Bakunin'in anarşizmini veya Marx'ın komünizmini savunanlar radikal sayılır. İster 19. yüzyıldaki, ister 20. yüzyıldaki biçimi olsun, kapitalizm ne zamandır radikal bir yaşam görüşü sayılıyor? Buna kapitalizm oyununu bizden daha iyi oynayan Batılı kapitalistler bile gülerler. Çünkü onlar radikallikleriyle değil, muhafazakârlıklarıyla övünürler ve bu anlamda da bizim kapitalistlerden daha dürüst ve bilinçlidirler. Düşüncenin propagandayla değil, tez ve antitezin birlikteliği ile gelişebileceğine inananlar için, CHP ile ilgili yıllardır ortaya atılan olumsuz üç tezin antitezini hatırlatmak gerektiğine inanıyorum: 1) Tez: CHP devlet kökenli, devlete endeksli, "merkezci" bir siyasi partidir. Antitez: CHP, halktan kopuk baskıcı Osmanlı devletine karşı bir mücadele girişimi olarak kuruldu. İmparatorluktan Cumhuriyet'e geçildikten sonra elbette bir devlet vardı ve bu devleti kuranlar CHP kadrolarıydı, ancak o devlet, günümüzde olması gereken devleti temsil etmese de, ondan bile çok geride olan İmparatorluk devletinin antiteziydi, dolayısıyla ileriye yönelik önemli bir aşamaydı. CHP kadrolarının bu devleti kurması utanılacak bir şey değil, onur duyulacak bir şeydir. Bunun ötesinde, Demokrat Parti'nin, MC hükümetlerinin, 12 Mart ve 12 Eylül askeri yönetimlerinin baskıcı, merkeziyetçi devletlerine karşı en büyük mücadeleyi verenler ve bunun bedelini hapis, siyaset yasağı ve can kaybıyla ödeyenler yine CHP'liler ve diğer sol gruplardı. 6 milyon uzaylı mı? 2) Tez: CHP halktan kopuk, demokrasiden uzak bir partidir. Antitez: Demokrasinin olmazsa olmaz üç koşulu vardır: 1- Din ve devlet işlerinin ayrılması, yani laiklik ilkesinin yaşama geçirilmesi. 2- Serbest seçime dayalı çok partili siyasal sistemin varlığı. 3- Anayasal hak ve özgürlüklerin sağlanması. Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığımızda, söz konusu üç gelişme de CHP'nin kararlarıyla, itici gücüyle gerçekleşti. Laiklik ilkesi Mustafa Kemal'in CHP'si, çok partili siyasal yaşama geçiş İsmet İnönü'nün CHP'si tarafından uygulamaya geçirildi. Türkiye'nin en özgür anayasası sayılan 1961 Anayasası da, büyük ölçüde CHP'li kadroların sayesinde hazırlanıp kabul edildi. 1961 Anayasası'ndaki hakları gasp eden 12 Mart ve 12 Eylül yönetimlerine karşı en büyük mücadeleyi yine CHP'liler verdi. Bu durumda nasıl oluyor da, DP, MC, ANAP, AKP demokrasiyi, halkı temsil ediyor, CHP halktan kopuk antidemokratik bir oluşum haline geliyor? Eğer halktan kopuk olmak, CHP'nin aldığı oy oranlarına göre karara bağlanacaksa, (ki bu klasik sağcı popülist yaklaşımdan başka bir şey değildir), bu durumda son genel seçimde AKP'ye oy veren 10 küsur milyon insan için "halk", CHP'ye oy veren 6 milyon küsur insan için "uzaylı" mı diyeceğiz? 3) Tez: CHP'nin kendisini yenilemesi için, sol ve/veya devletçi politikalarını terk etmesi gerekiyor. Antitez: AB ülkelerinde olduğu gibi, halkın kaliteli ve ücretsiz, yani devlet destekli kaliteli eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanmasını savunmak, kâr eden devlet kurumlarının özelleştirilmesine veya devletin yakın çevresindeki özel kişilere satılmasını sağlamak için batırılmasına karşı çıkmak, bazı stratejik kurumların özel sektöre geçmesini engellemek ne zamandır devletçilik oluyor? Statükoya her zaman karşı çıkan CHP, 1960'lara kadar gerçekleştirdiği yeniliklerle yetinmeyip, kapitalizmle de hesaplaşmak gereği duyduysa ve bu doğrultuda ortanın solu kimliğini benimsediyse, bunun neresi yeniliğe aykırı bir şey oluyor? Bugüne kadar Türkiye'de sol ne zaman tek başına iktidara geldi, sol politikalar ne zaman uygulandı da, solu Türkiye'de geçersiz kılmaya çalışıyoruz. Türkiye'de sendikalı çalışanların oranında ciddi bir artış mı meydana geldi, ücretsiz ve kaliteli eğitim, sağlık hizmetleri mi verildi, çocuk işçiliğine son mu verildi, çalışma saatleri mi kısaltıldı, fazla mesaiye fazla ücret mi ödendi, emekli, dul, yetim maaşları insanca bir orana mı yükseltildi, gelir dağılımındaki uçurum ortadan mı kaldırıldı, insanların kendilerini gerçekleştirmeleri mi sağlandı, kendilerine ve başkalarına yabancılaşmaları mı, hayallerinin hayal kırıklığına dönüşmesi mi önlendi de, sola artık gerek kalmadığını, sağ-sol ayrımı kalmadığını söylüyoruz? Bu konularda sol iktidarlar sayesinde ciddi gelişmelerin sağlandığı AB ülkelerinde bile hâlâ sola ihtiyaç duyulurken, Türkiye'deki ticaret-siyaset-medya üçlüsü kim oluyor da solun "modasının geçtiği"nden söz ediyor? Biz modaların, klişelerin, statükonun ve "soğuk savaş" stratejisinin ve psikolojisinin bir sonucu olan "sol fobisi"nin esiri mi olacağız, yoksa gerçekten cesur ve dürüst bir biçimde sosyal adaleti hiçe saymayan düşünce mi üreteceğiz? Yard. Doç. Dr.ÖRSAN K. ÖYMEN: Yeditepe Üni. Öğr. üyesi |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 2 Kullanıcı ÖnceVatan_58'e Teşekkür Ediyor... |
| Konuyu Toplam 1 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 1 Misafir) | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| BÜLENT UYGUN İSTİFA ETTİ | altuntas58 | Spor Haberleri- Sivas Amatör Takımları - Diğer Sporlar | 11 | 05.10.2009 23:16 |
| Baykal Zara'yı Ziyaret Etti | Sivaslilar.Net | Anasayfa Haberler | 11 | 18.07.2009 12:13 |
| MEHMET ATALAY İSTİFA ETTİ | EyüphanAydın | Milli Takım | 0 | 01.12.2008 21:29 |
| Baykal darbeyi mi ima etti? | yakamozz | Dünya ve Türkiye'den Haberler | 5 | 15.09.2008 11:46 |
| Cvetkov Sivas'ı yaktı Uygun istifa etti | serkanka58 | Arşiv | 3 | 01.04.2008 13:19 |