|
|||||||
| SİTE ANA SAYFA | Galeri | Kayıt ol | Yardım | Ajanda | Oyunlar | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumlar? Okundu Kabul Et |
| Serbest Kürsü Serbest Konular |

![]() |
|
|
Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
|
|
#1 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() sivaslınet Şuan
Son Aktivite: 02.03.2016 06:48
Üyelik Tarihi: 11.09.2011
Mesajlar: 2.221
Tecrübe Puanı: 750
![]() |
Sorgulama zhniyeti ya da alışkanlığı olmadan kitap okunursa olumsuz sonuçlar oluşabilir. Bilgi algısında mutlaka sorgulama ilkesi kullanılmalıdır.
__________________
Ezberlerimizin yerini bilgiler almalı.. |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 33 Kullanıcı sivaslınet'e Teşekkür Ediyor... |
aaittashan, agoltratyson, anwakhamkath, auetrandomi, awalaphil, boppenbacrubi, cebe, discountdresses, erksamerjesu, hrumschlaever, iandtiffany, klipskirodr, knlowckswilso, lchristleymicah, miacomoalva, mniehuhmanstepa, mreppminhk, ndiscountwomen, nmonningequen, nrichenspres, nslusanedema, nswickheimnewto, omekolet, oncoonfielquint, raulsburyneils, rawhornshau, rroraul, ruhnerrenek, rullererro, rwintercanada, tdraftdraft, teytedl, tuscatoahme
|
|
|
#2 |
|
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() cebe Şuan
Son Aktivite: 17.08.2016 15:36
Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 649
![]() |
SORGULAMA Bu sitede ve başka sitelerde yazdığım yazılar,” İbrani ırkçılığı”nı fark eden, onun kuşatmasını iliklerine kadar hisseden bir Kızılbaş Türk-Moğol’un “çığlığı” dır. “Dur ve bak, bak ama anla; anla ama kavra; kavra ama sorgula; sorgula ama önce kendinden, birey olma konumundan başla !” (Jean-Paul Sartre) “Sorgulama, en basit anlamıyla “bir suçla ilgili olarak ilgili kişilere sorular sormak” anlamına gelse de bu çok dar kapsamlı bir tanımdır. Sorgulama, geniş anlamıyla “kişiler, varlıklar, kurumlar, olay ve olgular ile fikirler, inançlar ve ideolojiler hakkında, sorular sormak, düşünmek, araştırma ve incelemeler yapmak, o konuyla ilgili doğru ve yanlış yönleri ortaya koymak demektir." Sorgulama akıl gerektirir; bu nedenle insana özgüdür. Denilebilir ki, insan doğa ve toplum içindeki huzur ve mutluluğunu büyük ölçüde bu yeteneğiyle sağlar. “[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] Bu tanıma göre, sorgulama, basit bir iş değil, hayata dair ne varsa içine alan bir beyin fonksiyonudur. İnsanın en basit hareketi “yer değiştirme”, en gelişmiş hareketi ise “düşünmek”tir. Düşünme, kişinin bir konu üzerindeki yargısı, bir nesnenin fikirlerle oluşturulmuş soyut tasarımı; bilinçli insan varlığının kavramları birbirine bağlamasını ve yeni bilgilere ulaşmasını mümkün kılan işlemler, süreçler bütünü. Düşünme eylemi bireysel yaratı değildir; insanların toplumsal çalışma süreçleriyle birlikte, onun içinden doğmuştur. Demek ki, kişin düşüncesi içinde yaşadığı toplum ve çağla biçimlenir. Cebe Muhali adındaki bir Moğol’un sorgulaması, yani kişiler, varlıklar, kurumlar, olay ve olgular ile fikirler, inançlar ve ideolojiler hakkında, sorular sorması, düşünmesi, araştırması ve incelemeler yapması, o konuyla ilgili doğru ve yanlış yönleri ortaya koyması," –bir kılavuz olmadan-mümkün mü!? Sorusunun yanıtı kesinlikle “hayır”dır. Çünkü, Cebe Muhali mensubu olduğu etnik grup, bin yıllarca süren göçebe yaşam, bunun sonuçlarından biri olarak her girdiği yerleşik toplum içinde asimle olması(kendi köklerinden kopması), daha kuvvetli göçebe topluluklar tarafından kırılması veya esir edilmesi, büyük kıtlıklar ve salgın hastalıklarda topluluğu büyük kısmının yok olması, vb nedenlerden dolayı “toplumsal belleğin” sürekli kesintiye uğraması, geçmişin unutulması, yeni kültürel ortamlarda yeni toplumsal kimlikler oluşturulması ve toplum üyelerinin kişiliklerinin bu yeni (yapay) kimliğe göre biçimlendiği Türk-Moğol topluluklarıdır. Türk tarihi denilince, karşımızda sürekli akan bir nehir değil, yalnızca kopuk kopuk bir tarihin bağlantısız parçalarını görüyoruz; o da gösterildiği kadarıyla. Cebe Muhali’nin bugünkü aykırı, kaba, rafine olmamış ve uygarlık normlarına ters düşünce yapısı gibi temel sorunlarının ana nedeni içinden geçip geldiği tarihsel sürecimizdir. Böyle bir geçmişin sonucu olarak biz düşünceyi, yani teoriyi sevmiyoruz, somutu yani pratiği ve anlık yaşamayı seviyoruz; buna “köylü kurnazlığı” da diyebiliriz. “Kurnaz”, kendini akıllı karşısındakini aptal sanan ama gerçekte kendisi ebleh (aptal) olandır. Kuşaktan kuşağa hep aynı şarkıyı dinlediğimizi, yani açlık, işsizlik, ucuz işçilik(taşeron elinde kölelik), korumak için canını feda ettiği vatan üzerinde insan gibi yaşayamama, umutsuzluk, dinsel kuşatma gibi her kötülüğü dönüp dönüp yeniden yaşadığımızı, tekrarladığımızı fark edemiyoruz. Tüm bunların kaçınılmaz sonucu olarak ahlak çöküntüsünün yıkıntısı altında eziliyoruz. Çoğumuz kaderimizi, yani geleceğimizi düşünmekten aciziz, az çok okumuş olanlarımız, sezgisi-algısı çoğunluktan farklı olanlar ise bazen korkunç hüzünlere kapılıyor, histeri derecesinde neşe saçıyorlar; tam bir dengesizlik hali. Daha önemlisi, yükselen öfkemizi bizi 'etrak-ı bi-idrak' İdraksizTürkler: Hayvanlar) seviyesinde tutan- asıl hedefe değil, karşıt takımın ya da karşıt inancın yandaşları gibi yaşanılan koşulların oluşmasında doğrudan hiçbir etkisi olmayan ve çoğunlukla masum insanlara yönlendirilmesi gibi kurnazlıklar ve bunu, ezilen halkın asıl “büyük oyunun” yapı taşları olduğunu fark edememesi. Biz bunları sürekli ömrümüz boyunca-kuşaklar boyunca-sürükleyerek geldik- getirdik. Yahudi bilgiçliği (Alevilik-Batınilik-Sünnilik) bizi aptallaştırdı, dengesiz ve değersiz yaptı. Bu nedenle, Cebe Muhali adlı Türk Moğol’un “sorgulama” yapma yetisi gelişmemiştir. Türkiye’de, Cebe-Muhali gibi sıradan bir insanın –kendi halinde yaşarken; başarılarını şansına, başarısızlıklarını da şansızlığına sayıp hayatın kıyısına köşesine tutunmaya çalışırken birden yaşamının başkaları tarafından biçimlendirildiği farkettirilir (kendisi fark edemez, farkettirilir). Yaşamının bir döneminde, ‘komplo teorisyenleri’ olarak tanınan İbrani asıllı Prof. Yalçın Küçük ve Soner Yalçın’ın kitapları başta olmak üzere, Ilgaz Zorlu, Rifat N. Bali gibi diğer İbrani asıllı yazarların kitaplarına, televizyonlardaki söyleşilerine, internet ortamlarında –belki de yine bilinmeyen bir planın bir parçası olarak- “içerden verilen” bilgilerle/belgelerle desteklenen bazı iddialarına zaman ayırıp kafa yorduğunda kendi bildiğinden/inandığından çok farklı bir ülkede yaşadığını, adı Türkiye olan ülkenin gerçek sahibinin Türkler olmadığını sarsılarak ve çoğu kez de ruhsal bakımdan bir enkaz yığınına dönüşerek anlayacaktır. Cebe Muhali’nin toplumsal yaşamdaki ekonomik, siyasal, kültürel değişimleri/dönüşümleri, sivil ve askeri bürokrasideki atamaları, İsrail’ tanıyan ilk Müslüman! ülke olmamızı, 1967 Arap-İsrail Savaşı’nın Türkiye’deki siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel dönüşümlere doğrudan ve çok keskin etkilerini, hemen arkasından 12 Mart 1971 ve 12 Mart 1980 askeri darbelerinin asıl amacını, vb uygulamaları fark edememesinde şaşılacak bir şey yok. Eğer bir kimsede herhangi bir nedenden dolayı, örneğin Cebe Muhali’nin tarihi boyunca uygarlaşamamış ve bu nedenle toplumsal belleği oluşmamış bir topluma mensup olması gibi, –kültürel birikimle kazanılan- derine bakma yeteneği gelişmemişse ve kendisini yöneten devletin adı “laik, sosyal, demokratik hukuk devleti” ise, her şey ona olağan görünür. Kendisinin atama başvurusuna “münhal kadro” yok diye cevap verilirken, kendinden 9 ay sonra mezun olanların –hem de istedikleri yerlere (Örneğin: Ankara’da Bakanlıklar ve Sıhhiye civarındaki Kamu kurumlarına) - tayin edilmelerini de şansızlığı, toplumsal konumunun düşüklüğü, yeteneksizliği, tembelliği, fırsatları değerlendirememesi, vb bireysel özelliklerinin bir sonucu olarak görür ya da -daha kestirmeden giderek- “kader” der ve huzur bulur. Fakat, tüm bunlardan daha korkunç olanı, yönetilenlerin, yani Cebe Muhali gibilerin, yönetenleri kendilerinden bilmeleridir. Bu, insanın en aşağılık konumu; “sürü” halidir. [color="red"]Yani, Türkiye’de kimin, kim olduğunu ve devlet hiyerarşisinde nerede olduğunu, yani asker-sivil bürokrasisinin hangi kriterlere göre yapılandırıldığını bilemezler.[/COLOR] Ne yazık ki, yöneten gerçek azınlık –yönettiği çoğunluğun kimliğine gizlendiği için-pek nadiren tanınır. Çünkü, bu iki sınıf insanı birbirinden ayıran işaretler açıkta değildir, yani onları ayıran özel kıyafetler, üniformalar, vb gibi ayırt edici işaretler yoktur; ayırt edicilik dış görünüşten daha çok içsel/zihinsel bir olgudur. Dışardan bakan Yahudi olmayan birisi, üstün ve basit insanların oluşturduğu toplumu tek biçim (uniform) görebilir, bu, bir yanılgıdan başka bir şey değildir. Çünkü, bu iki kategorinin birbirine karışması mümkün değildir. Hele, yöneten yabancı, yönettiğinin tarihini, dilini, kültürünü, vb ondan daha iyi biliyor, daha iyi konuşuyorsa bu ayrımı yapmak sıradan bir insan için imkânsız olur, ancak Türkiye’de son yıllarda olduğu gibi- belki de bilinmeyen bir planın tamamlayıcısı olarak- içerden bilgi aktarılırsa yöneticinin yabancı olduğu anlaşılabilir. Bir sorunu doğru bir şeklide ortaya koymak, onu çözmekten çok daha zordur, ancak bundan daha zoru, farkında olmayanları farkına vardırmaktır. Prof. Dr. Yalçın Küçük ve yazar Soner Yalçın’ın kitapları başta olmak üzere. Ilgaz Zorlu, Ergun Poyraz, Harun Yahya (nick: sembolik ad), vb adındaki yazarların kitaplarını ve internet ortamındaki makalelerini okuduktan sonra, günümüzdeki ve yakın geçmişteki iktidarlara, parlamento ve mahalli seçimlere, üniversiteler ve kamu mülakat sınavlarına daha bir dikkatle bakmaya başladım ve anladıkça/kavradıkça şaşırdım/sarsıldım; sorun bir solcu-sağcı, Alevi-Sünni, laik-şeriatçı, Türk-Kürt, vb sorunu değildi. Sorun “etnik” bir sorun idi ve inanç örtüsü altına gizlenerek yürütülüyordu. Ömrünü Türkiye ve dünya gizli Yahudilerinin şifrelerini, kodlarını ve planlarını/projelerini çözmeye/anlamaya adayan ve bu konuda çok sayıda kitap yazan baba tarafından Hatay Yahudi’si olan Prof. Dr. Yalçın Küçük, Cumhuriyet’in görünürde 1923’te, gerçekte ise 1926’da (İstiklal Mahkemeleri’nde Filistin’de bir devlet isteyen Siyonistlerin asılmasından sonra) kurulduğunu, laiklik, kadın-erkek eşitliği, demokrasi, yazı devrimi, kılık-kıyafet düzenlemesi, medeni kanunun, kız-oğlan karma eğitimi, vb gibi şeriata cepheden karşı olan Çağdaş Batı Uygarlığı değerlerinin bu tarihten itibaren devlet yapısına ve toplum yaşamına girmeye başladığını(reformasyon), ancak 1948 yılında İsrail’in kurulmasından sonra, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurulmasında çok büyük katkıları olan dünya Yahudiliğinin, bu kez kurduğu bu rezerv (saklanmış, yedek) devletini yıkmak için temeline döşediği Batı Uygarlığı taşlarını sökmeye başladığını ileri sürmüştür. İlk önce mitsel bir toplum yapılanması için gerekli olan dönüşümler yapılmıştır. Bunun için, 1950’lerde Ezanın yeniden Arapça ’ya çevrilmesi, köy çocuklarına bir yandan evrensel değerleri öğretip, ulusal bilinç aşılarken diğer yandan onları teknik alanlarda (yol, okul, ev yapımı, elektrik, su tesisatı, terzilik, arıcılık, ziraat, bahçecilik, vb ) kalifiye eleman olarak biçimlendirme kurumu olan Köy Eğitim Enstitüleri’nin kapatılarak yerine Türk çocuklarında tarih bilincinin oluşmasını engelleyen, eski medreselerin devamı niteliğindeki “imam-hatip okulları”nın açılması ve özellikle 1967’de İsrail’in Arap ordularını hezimete uğratarak kalıcı bir devlet olduğunu kanıtlamasından sonra bu reformların yine Yahudiler eliyle daha kapsamlı ve kan dökerek kazınmaya başladığını ileri sürmüştür.( Prof. Dr. Y. Küçük: İsyan-1, s: 541) Türk-Moğol etniğinden olanların, her şey den önce, egemen ırkın; İbranilerin, yönettiği halkın dikkatini her zaman –o günün koşullarına göre- kendi üzerinden başka tarafa, örneğin Alevi-Sünni, sağ-sol, laik-anti laik, Türk-Kürt, vb çevirmekte, ustalığını anlayabilmeli/görebilmeliyiz. Bunun için, egemen ırkın yönlendirdiği yüzeysel görüşlerin ötesine, derine bakma yeteneğinin gelişmesi şarttır; bize gösterilen uyduruk senaryoların yazıcılarını ve aktörlerini görebilmenin yanında yaşadığımız zamanın çok gerilerinde kalanları da görebilmeliyiz. Son söz: Tarihimize Türk kimliğindeki İbrani tarihçilerin baktırdığı efsaneler-destanlar penceresinden değil, ‘materyalist’ açıdan bakabilmeliyiz ki, “sorgumla” yetimiz gelişebilsin. Konu cebe tarafından (05.03.2016 Saat 12:47 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 30 Kullanıcı cebe'e Teşekkür Ediyor... |
aaittashan, agoltratyson, anwakhamkath, auetrandomi, awalaphil, boppenbacrubi, discountdresses, erksamerjesu, gsalegoose, iandtiffany, ietimb, klipskirodr, knlowckswilso, lchristleymicah, miacomoalva, mniehuhmanstepa, mreppminhk, ndiscountwomen, nrichenspres, nslusanedema, nswickheimnewto, omekolet, oncoonfielquint, raulsburyneils, rawhornshau, rroraul, ruhnerrenek, rwintercanada, tdraftdraft, teytedl
|
|
|
#3 |
|
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() cebe Şuan
Son Aktivite: 17.08.2016 15:36
Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 649
![]() |
İsrail'de kanlı gece
“Bu iki olaydan önce de Doğu Kudüs'te "bıçaklı saldırı girişiminde bulunduğu" iddia edilen Filistinli bir kadınla, Petah Tikva kentinde bıçaklı saldırı düzenlediği iddia edilen Filistinli bir erkek İsrail polisi tarafından vurularak öldürülmüştü”.([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]) ••• Fransa’da yaşayan Yahudilerin kurduğu Alyans İsrail Üniversitesi, 1878 yılında Filistin’de ilk olarak Mikveh Yisrael ( İsrail’in Ümidi) adında bir Yahudi tarım okulu kurmuştur. Bu okuldan hemen sonra Kudüs’te bir müzisyen topluluğu “PetahTikva” (Ümit pasajı) adıyla ilk Yahudi köyünü kurdular. Bu adın Tevratik bir anlamı ve tarihi var. “İsrail Devleti’nin kurucu devlet başkanı Ben-Gurion, Filistin’e göçtüğünde ilk önce bu köyde, Petah Tikva, Ümit Pasajı’nda çalışmaya başladı. Adını, Petah, “Geçiş”, Tevrat’tan almaktadır. Bu köyün kurulması, şimdi bir şehir büyüklüğünde, Yahudiler arasında sevinç yarattı; o kadar öyle ki, “ Ümit, siyonizmin resmi marşı olmuştu. 1878 yılında, “Ümit Pasajı” Köyü’nün kurulmasının yarattığı sevinçle, Herz İmber, 1886 yılında, “Tikvatenu” şiirini yazdı ve daha sonra bestesi yapıldı, notalarının, 1896 yılında yayınlandığı kaydedilmektedir; şiirin ve dolayısıyla marşın Türkçe adı Ümidimiz’dir. Bundan sonra marşın her fırsatta söylendiğini biliyoruz. İngiliz mandası sırasında “Ümidimiz”,siyonizmin resmi marşı oldu. Bu, 1920 yıllarındadır. 1920 yıllarından itibaren, çeşitli radyolarda da çalınmaya başladığı tahmin edebiliyoruz. Bizde ilk “Ümit” adının, 1920 yıllarında doğanlarda görülmesini normal karşılıyorum. Ümit Haluk Bayülken ve Ümit Yaşar Oğuzcan, ilk ümit’lerimizdendir ve gerçekten de, Ümit Bayülken, 1921 ve Ümit Oğuzcan da 1926 yılında dünyaya gözlerini açmışlar; onomastique açıdan uygun zamanlarda doğduklarını tespit edebiliyoruz. İsrael Devleti’nin ilan edildiği mecliste, “Ümit” Marşı hep bir ağızdan söylenmişti. Bu nedenle, 1948 yılından hemen sonra “Ümit” adı üzerine yeni bir dalga olması gerekiyor; bu dalgadan doğanların şimdi altmış yaşına merdiven dayadıklarını hesaplayabiliyoruz.(Prof. Dr. Yalçın Küçük: İsimlerin İbranileştirilmesi, s: 165,166.) Türkiye’de Türkler ve Kürtler arasında 1967 yılından, yani İsrail’in Arapları 6 gün gibi çok kısa bir sürede dağıtıp, kalıcı bir devlet olduğunu kanıtladıktan sonra, hem oğlan çocuklarında ve hem de kız çocuklarında çok yaygındır. “İspanyolca “Mikve”, Ladino da olabilir ve İbrani “Tikva", Türkcekarşlığı "Umut" ve Farisi karşılığı "Ümit" olmakla, bizde hem kızlar ve hem de erkeklere konmaktadır.Tarihsel nedenleri de var, Sultan Hamit zamanında, Filistin, bugünkü İsrael'de, kurulmuş olan model çiftliğin adı “Mikve" veya "Tikva” idi ; "İsrael’in Ümidi” deniyordu ve yıllar sonra, İsrael’in kurucularından Ben-Gurion, Israel Devleti'nin oluşumunda en önemli iş olarak görüyordu. O kadar öyle ki bir benzerini de Aydın çevresinde kurmayı denediler. Bu ad çok yüksek tutulmaktadır. Ümit Yaşar Oğuzcan, Ümit Haluk Bayülken,vb.”( Prof. Dr. Yalçın Küçük: İsimlerin İbranileştirilmesi, s:106, dip not) |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 30 Kullanıcı cebe'e Teşekkür Ediyor... |
aaittashan, agoltratyson, anwakhamkath, auetrandomi, awalaphil, boppenbacrubi, discountdresses, eagoodreauthers, erksamerjesu, gsalegoose, iandtiffany, klipskirodr, knlowckswilso, lchristleymicah, miacomoalva, mniehuhmanstepa, mreppminhk, ndiscountwomen, norsendarr, nrichenspres, nswickheimnewto, omekolet, oncoonfielquint, raulsburyneils, rawhornshau, rroraul, rwintercanada, tdraftdraft, teytedl, tuscatoahme
|
|
|
#4 |
|
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() cebe Şuan
Son Aktivite: 17.08.2016 15:36
Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 649
![]() |
Prof. Dr. Yalçın Küçük'e göre Anadolu Yahudi-Hristiyan savaş meyadanıdır. Bu düşüncesini kitaplarının bazılarında ileri sürmüştür.
1915'te Ermeni kırımı, 1922'de Pontus Rum kırımı, 1924'te Rum kovulması (mübadele) ve son yıllarda Tabzon’da öldürülen Rahip Andrea Santoro, 2007'de, Malatya'daki Zirve kitabevi katliamı, İskenderun'da 2010'da öldürülen Anadolu Temsilcisi Piskopos Luigi Padovese cinayeti. Prof. Yalçın Küçük gibi bazı uçuk tipler hariç, tüm Türkiye halkı ve hatta belki de tüm -Yahudiler hariç- tüm dünya halkları bu kırımları, bu cinayetleri Türklerin yaptığına inanıyor. Oysa, katil yılan Türk/Müslüman kimliğindeki Yahudi ırkçılarıdır. Oysa, Anadolu'nun eski adı Rumeli (Rum diyarı)'dır. Mevlana'nın sıfatı Cellaleddin Rum-i'dir, yani Rum ülkesinden olan Celalleddin. Yahudi jeopolitiğinin bir gereği olarak, yüzlerce yıldan beri Hristiyan halklar (Ermeni, Rum, Süryani, vb) kendi vatanlarından kovulurken, onlardan boşalan yerlere Yahudiler getirilip yerleştirilir. Bir gazete Haberi (06.04.2016): Musevi nikahına Erdoğan şahitlik yapacak Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk kez Sinagogta kıyılan nikahta şahit olacak. Yüzyıllardır süren devlet büyüklerine dua geleneğine tanık olacak. Cumhurbaşkan Recep Tayyip Erdoğan, bir Musevi çiftin Sinagog'da kıyılacak resmi nikahında şahitlik yapacak. Erdoğan'ın katılarak şahitlik yapacağı Musevi çiftin nikahında Erdoğan için 2 bin 600 yıllık Anoten Duası okunacak. Hahambaşı, Erdoğan ve Türkiye için de dua edecek. Anoten Duası'nın bu topraklarda okunması 1492 yılında İspanya’dan sürülen Yahudilere sahip çıkan Osmanlı Devleti’nde başlıyor. Türk Musevi Cemaati eski Başkanı Sylvio Ovadya, “Dua, nikah işleminin son bölümünde kutsal Tevrat metinlerinin saklandığı dolap açıldığı anda yapılır. Sinagogda gerçekleşen her düğün davetinde, yaşanılan ülkenin bekası için ülkenin en yüksek devlet yetkilisi Cumhurbaşkanı için yapılır.” dedi. ürkiye tarihinde bir ilk olma özelliği taşıyan bu olayın, Türkiye-İsrail arasındaki ilişkilere de olumlu etki yapabileceği konuşuluyor. İLK KE SİNAGOG'DA RESMİ NİKAH KIYILMIŞTI İstanbul'daki Neve Şalom Sinagogu'nda 10 Ocak'ta düzenlenen nikah töreniyle Selin Saporta ve Vedat Peranva çifti dünya evine girdi. Bu törende, dini nikahın yanı sıra ilk kez Sinagog'da bir resmi nikah da Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar tarafından kıyıldı. Bu nikah töreninde de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın şahsında Türkiye Cumhuriyeti için dua edilmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz ay Türk Musevi Cemaati temsilcilerini kabulünde, bu gelişmeden Haberdar olduğunu belirterek, kendisinin de Sinagog'da kıyılacak bir nikaha şahitlik yapmak istediğini söyledi. ABD'de TURKEN'de öğrencilerle sohbet eden Erdoğan, Sinagog'da kıyılacak bir nikaha şahitlik edeceğini açıkladı. Mayıs ayı sonunda veya Haziran ayında gerçekleşecek nikahta, Erdoğan'ın şahitlik yapmasının beklendiği belirtildi. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen Edirne Sinagogu'nun açılışında da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye için dua okunmuştu.(yeniyüzyıl) [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] Bilinç: Fark etmek |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 22 Kullanıcı cebe'e Teşekkür Ediyor... |
|
|
#5 |
|
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() cebe Şuan
Son Aktivite: 17.08.2016 15:36
Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 649
![]() |
AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, başkanlık sistemi tartışmalarıyla ilgili konuşmuş ve “Aslında şimdiki sistem bizim daha çok işimize yarar. Yasama bizde, yürütme bizde, yargı bizde, her şey bizde”
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] Biz=? Kripto olabilir mi? Prof. Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Ilgaz Zorlu, Rıfat Bali'nin kitaplarında da aynı şey yazıyor: " Her şey kriptoların elinde !" |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 23 Kullanıcı cebe'e Teşekkür Ediyor... |
agoltratyson, auetrandomi, awalaphil, boppenbacrubi, eagoodreauthers, erksamerjesu, eudlebroc, gsalegoose, hrschgilm, ietimb, mniehuhmanstepa, mreppminhk, ndiscountwomen, nrichenspres, nslusanedema, nswickheimnewto, raulsburyneils, rawhornshau, rroraul, rullererro, rwintercanada, tdraftdraft, teytedl
|
|
|
#6 |
|
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() cebe Şuan
Son Aktivite: 17.08.2016 15:36
Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 649
![]() |
CUHURİYETİ ÇÖKERTENLER
“Cumhuriyeti çökertme savaşı ve tarihinde üç isim baştadır; 12 Mart darbesinde reis Memduh Tağmaç; 12 eylül darbesinde rrııKenan Evren; 3 kasım 2002 darbesinde Public Relations Müdürü Orgeneral Hilmi Özkök, bunları başa koyuyoruz. Şimdi 10 ağır, tos 2014 Darbesine yaklaşıyoruz; seçimsiz, yarışsız, kanunsuz ve hukuksuz, Çankaya’yı, tarikata teslimiyetin hazırlığı var. Orgeneral Özel, başa yarışmaktadır. Bitiriyoruz. /…/ Eylülist darbe, bir islamizasyon darbesi olarak planlandı ve uygulandı. Ordu, hem tepeden islamizasyon politikası yürüttü ve bütün subaylar islamlaştılar. Yobazlar orgeneral oldular. Kıvrıkoğ lu, 2002 yazında, Hilmi Özköku “mürteci” ilan etmişti ve çokturlar. Bulaşmayanları pek azdırlar.” (Prof. Dr. Yalçın Küçük: Çıkış,s:180,181. Tekin Yayınevi) ••• GK Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanı General Boğuşlu-1985 “Disiplin, dünyanın en pahalı üretimidir. Disiplini kolaylıkla üreten ve ucuza mal edebilen bir düzen, asker ocağı, kışlalar ve bazı eğitim kuruluşları dışında, henüz icat edilmemiştir. Türk tarihinde disiplini en ucuza mal edebilen düzenlerden biri ise İslamiyet’tir.” (Y. Kçük: Agy,s: 181.) ••• “Şimdi çok iyi görüyoruz, “islamization from above”,Ordu’nun tepeden inme islamizasyon yolu, intiharı da olmuştur; “son” ise öyledir. Theend of armed forces, diyorsak, kendi sonunu kurmuş bir ordumuz var, demektir. Peki, hayır, doğada boşluk yoktur; Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ordusuz kaldığımız bir dönemi biliyoruz. Ancak yine de boş kalmadık, Anadolu’da kurtuluşu “Teşkilatı Mahsusa” başlattı, gizli tarihte yazılıdır. Demek, yol ve çare tükenmemektedir.”(Y. Kçük: Agy,s:185.) ••• “…bütün doğruları açıklamayan ve saklayan, Orgeneral Necdet Özel’dir. Yeri mi, Orgeneral Tağmaç, Orgeneral Evren, Orgeneral Özkök'ün yanıdır. Ve bu, açık tarihimizdir. (Agy, s:186) |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 19 Kullanıcı cebe'e Teşekkür Ediyor... |
|
|
#7 |
|
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() cebe Şuan
Son Aktivite: 17.08.2016 15:36
Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 649
![]() |
Cumhuriyet’i Çökertenler -2
1993 nisan ayında yayınlanmış, a) Ocak ayında Uğur Mumcu katledildi; b) şubatta Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis yok oldu; c) nisan ayında Cumhurbaşkanı Turgut Özal öldüler. Amerika’dan, Amerikan Dışişleri Bakanı Warren Christopher geldiler ve seçimine nezaret ettiler;bir günde, Tansu Çilleri başbakan yaptılar. Ben anında, 13-14 haziran 1993, “darbe” dedim, sonra hep darbeye isim aradım; Çillerden geçerek, “İsrael Darbesi” üzerinde karar kıldığımı hatırlıyorum. 1993 yaz sıcağı İsrael’in Türkiyede darbe düzenlediği tarihtir ve evvelen, eylülist darbeyi, tamamen, Washington’dan gelip, Wohlstetter tertiplediler. Fitnenin önemli işaretlerinden birisidir. Tertiplemek için, Wolfowitz ve Perle, yanlarında, Türkiye’ye geldiler. Ahiren 3 kasımda darbe yaptılar. Fazla görülmemelidir: Bir, 12 eylül 1980 öncesinde “darbe“ teihis ettim, iki, 13 haziran 1993, anında “darbe” yazdım ve hiçbir gazetede yer almayacağından emin, açıklamamı bütün basma dağıttım. İsrael’inhas darbesi ve Erbakan-Çiller Hükümeti en yüksek noktasıdır. 3 kasım 2002, “seçim değil darbe” ilan ettim.Darbe yapmadım, yazarım ve yazıyorum. Birbirinin devamıdır ve tek’tir, üçü bir eldedir. İslamizasyon, üç darbenin sonucu olmuştur. (Prof. Dr. Yalçın Küçük: Çıkış, s: 190. Tekin Yayınevi) |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 22 Kullanıcı cebe'e Teşekkür Ediyor... |
|
|
#8 |
|
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() cebe Şuan
Son Aktivite: 17.08.2016 15:36
Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 649
![]() |
Yasin Aktay
Sola-sağa sapmadan, siyonizme kapılmadan… “Ütopyalar genellikle siyasi hareketlerin ulaşmayı hedefledikleri zionlardır. Bu zionlara doğru yola çıkanlar, gerçeklikle veya tarihle zion arasındaki derin uzlaşmazlık ve kavuşmazlığın farkına varıp hayatın içindeki dramı fark edebiliyorlarsa bilgelik yolunda bir aşama kaydetmeleri kuvvetle muhtemeldir. Oysa tarihin ve hayatın tersine kurgulanmış ütopyalarını gerçekleştirmeye çalışanlar, tarihin gerisinde kalmış zionlarına geri dönme arzusu taşıyanlar gibi. Toplayabildiği maddi güç ve zor dolayısıyla, belki bir şeyler gerçekleştirmiş olur, kendilerine zion gibi görünen bir yerlere varmış olurlar. Ama o vardıkları yerin ne kadar ulaşmaya çalıştıkları yer olduğunu tanıyacak basireti bile kaybetmiş olarak varırlar vardıkları yere. Ütopya, neresinden bakarsanız bir dönem için kurgulanmış bir toplumsal tasarım olarak hep hayatın gerisinde kalmış, insan zihninin zamanla ve mekanla mukayyet havsalasının ürünü olarak her zaman hayata ve insana dar gelecek bir çerçevedir. İnsanın çıktığı bir yere geri dönme arzusu olarak bütün ütopyalar siyonizmin kardeşidir. Yönleri hep geriye doğrudur, zamanın ve tarihin tersinedir.” [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] xxxxxxxxxxxxxxx Zion: Kudüs yakınlarındaki bir tepe Siyonizm(Ziyonizm): Etimolojik olarak, Kudüs yakınlarındaki Sion Dağı'ndan gelen bir sözcük olan siyonizm, bugün Sion Kudüs'ü ve yahudilerin inandığı VadedilmişTopraklar'ı sembolize etmekte ve 19. yy.'ın son çeyreğinde yurtsuz olan Yahudilerin Filistin'de bir Yahudi devleti (İsrail) kurma isteği ... Soru: Siirt Arap’ı olarak bilinen bu kişi acaba kimlere uyarı da bulunuyor? Bildiği/tanıdığı birileri “Zion” amaçları mı gözetiyor? “Ama o vardıkları yerin ne kadar ulaşmaya çalıştıkları yer olduğunu tanıyacak basireti bile kaybetmiş olarak varırlar vardıkları yere, “ cümlesinin anlamı nedir? Ulaşılan yer neresidir, mutlak iktidar (tekeliyet) mı ? Prof. Dr. Yalçın Küçük, 1926 yılında “Atatürk’e Suikast düzenledikleri ” bahanesiyle asılanların (Dr. Nazım, İttihat Terakki’nin Maliye Bakanı Cavit Bey, Ayıcı Arif ve diğerleri) gerçekte Zionist oldukları için asıldıklarını ileri sürmüştür. Prof. Y. Küçük, resmi tarihimizde “İzmir Suikasti”ne karıştıkları için “İstiklal Mahkemeleri”nde yargılanarak asılanların “iç savaş”ı kaybedenler olduğunu ileri sürmüştür. “ İzmir kökenli Yahudi bilim kadını EstherBenbassa, bir çalışmasında bunu, mükemmel bir şeklide yazmış durumdadır. (E. Benbassa, UneSepharede en Tramnsition, 1993. İstanbul) Jön-Türk Devrimi’ne denk düşen bir zamanda, alyanist ve siyonsitler ya da rezervist ve siyonistler arasında çok sert bir savaş vardır. Zamanına ait İngiliz diplomatik belgeleri Cavit ve Dr. Nazım’ı “ Siyonist” gösteriyor ki, Mustafa Kemal iktidarının başında, 1926 yılında Anakara’da asılanlar bunlardır. Cavit ve doktor Nazım,1926 yılında Ankara’da idam edildiler. Sabetayzimin karakaşi koluna mensuptular, en mutaassıp olanlarıdır ve siyonist olduklarını söylemek yerindedir. (Prof. Dr. Yalçın Küçük: Putları Yıkıyorum,s: 138) “Doktor nazım , ibrani asıllı idi, Ermeni tarafına göre, kırımlardan en başta sorumlusu olanlardan biri idi, bütün bunlar ayrı, efsanevi devrimci idi. Böylesine becerikli ve böylesine gözü pek ihtilalci bizde suikast ile hiçbir ilişkisinin olmadığını biliyoruz.Karakaşi, dünya Yahudiliğinin pek muteber adamı ve pek çapkın, Maliye Nazırı Cavit ile aynı zamanda asıldı; Ülucanlar’da idi ve yakında, Anafartalar’da diyebilirizz, bir balo vardı. Neden asıldı, neden o gün asıldı; her halde sürekli masal sorusu icat ediyoruz.(Prof. Dr. Yalçın Küçük: Gizli Tarih, s: 81) Prof. Y. Küçük, resmi tarihimizde “İzmir Suikasti”ne karıştıkları için “İstiklal Mahkemeleri”nde yargılanarak asılanların “iç savaş”ı kaybedenler olduğunu ileri sürmüştür.[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] Kriptolar arasında yine bir iç savaş mı yaşanıyor da, bu akıl danesi efendisini uyarıyor? |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 13 Kullanıcı cebe'e Teşekkür Ediyor... |
|
|
#9 |
|
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() cebe Şuan
Son Aktivite: 17.08.2016 15:36
Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 649
![]() |
Suriye Savaşı= BOP=BİP Savaşı
Evren Yahudilik (Siyonizm)'e Karşı Direniş " Suriye'deki savaşın BOP=BİP projesinin tam tersi bir yöne dönmesi; Suriye'nin parçalanması, dolayısıyla İsrail sınırının Kuzey-Doğu'da Rusya'nın sınırına dayandırılması; böylece, Arz-ı Mevut'un yakın zamanda gerçeklemesi umutları bir başka "Arap Baharı"na kaldı gibi....."" Gazete Haberleri "Kremlin'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le bir araya gelen İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, 'kırmızı çizgi' olarak tanımladığı Golan Tepeleri'nin 'İsrail topraklarının bir parçası olarak kalacağını' söyledi." - See more at: [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] xxx Ruslar İsrail uçağına ateş açtı' İsrail'in en çok satan gazetesi Yeioth Ahronoth gazetesi, Suriye'deki Rus askeri güçlerinin iki kez İsrail savaş uçaklarına ateş ettiğini yazdı. Kanal 10 televizyonu da İsrail ve Rus savaş jetleri arasında Akdeniz'de 'tehlikeli yakınlaşma gerçekleştiği' iddiasını ortaya attı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Moskova'yı ziyaret edip Rusya ile askeri işbirliğini artırmaya çalıştığı bir dönemde Yedioth Ahronoth gazetesi önemli bir iddia ortaya attı. İsrail'in en çok satan gazetesi, Suriye'deki Rus askeri güçlerinin iki kez Suriye üzerinde uçan İsrail savaş uçaklarına ateş açtığını yazdı. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki 7 Kullanıcı cebe'e Teşekkür Ediyor... |
|
|
#10 |
|
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() cebe Şuan
Son Aktivite: 17.08.2016 15:36
Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 649
![]() |
PANAMA BELGELERİ
Panama belgeleri... İşte Türkiye'den önemli isimler ve tam liste Dünyanın en büyük bilgi sızıntısı olan Panama belgelerinin, 200 binden fazla hesabın ayrıntılarını bulunduran ikinci kısmı yayınlandı. Türkiye'den 101 şirketin ismi de ikinci dalga Panama belgelerinde yer aldı. İşte panama belgelerinde yer alan isimlerin tüm listesi... TÜRKİYE'DEN ÖNEMLİ İSİMLER Ve Panama belgelerinde yer alan Türkiye'deki isimler de açıklandı. Zorlu Enerji, Çalık Enerji, Sembol İnş, Rixos, Koç Holding şirketleri, Ağaoğlu, Sabancı, Ulusoy aile üyeleri listede… Listede ilk belirlemelere göre Ömer Sabancı, Vuslat Doğan Sabancı, Mehmet Emre Zorlu, Olgun Zorlu, Vakkas Altınbaş, Hüseyin Altınbaş, İmam Altınbaş, Nurettin Çarmıklı, Erol Çarmıklı, M. Oğuz Çarmıklı, Eski Galatasaray Spor Kulübü başkanı Adnan Polat, eski Beşiktaş başkanı Serdar Bilgili, Tuncay Özilhan, Mehmet Hattat, isimleri yer alıyor. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] ... Suudi Kral'dan İsrail Başbakanı'na 80 milyon dolar Panama belgelerine göre Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, İsrail Başbakanı Binyamin Natanyahu'ya seçim çalışmalarında kullanması için 80 milyon yollamış! Panama belgeleri dünya gündemini sarsmaya devam ediyor. Suudi Arabistan ile İsrail pek de saklama gereği duymadıkları gizli ittifaklarını her geçen gün derinleştirirken, Suudi Kral Salman’ın İsrail Başbakanı Benyamin (Bibi) Netanyahu’nun seçim kampanyasını finanse ettiği ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da stratejik ortağı haline gelen Salman’ın, Bibi’nin seçim kampanyası için geçen yıl 80 milyon dolar verdiği ortaya çıktı. Dünya çapında onlarca liderin de karıştığı yolsuzluk, vergi kaçırma ve kara para aklamayle ilgili Panama Belgeleri’ni kaynak gösteren İsrail İşçi Partisi Genel Başkanı ve milletvekili Isaac Herzog, Suudi Kralı Salman bin Abdülaziz’in Netanyahu’nun seçim kampanyasını finans ettiğini duyurdu. 300 ekonomistten dünya liderlerine Panama Belgeleri mektubu Virgin Adaları üzerinden 11 milyon dosyalık Panama Belgeleri’ne göre Salman, Mart 2015’te hem Suriye hem İspanya vatandaşı olan Muhammed Eyad Kayali aracılığıyla Netanyahu’ya 80 milyon dolar ulaştırmış. Para, İsrail liderine ulaştırılmak üzere İsrailli milyarder Teddy Saggi’nin Britanya’ya bağlı Virgin Adaları’ndaki bir şirketinin hesabına yatırılmış. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|