Forum - Ana Sayfa Takvim S?k Sorulan Sorular Arama

Zurück   Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar > Serbest Alan > Anketler
SİTE ANA SAYFA Galeri Kayıt ol Yardım Ajanda Oyunlar Arama Bugünki Mesajlar Forumlar? Okundu Kabul Et

Anketler Burada anketleri bulabilirsiniz



Son 15 Mesaj : Atatürk'ün Çocukluğu'na Ait Hikayeler           »          Şehzade Osman           »          Hatıra defteri           »          Antilop İle Akrebin Dostluğu           »          Karagöz İle Hacivat Konuşmaları 2           »          Sitemizin Ozanları           »          SEVDİM İŞTE....           »          NEFRET ETTİM İŞTE!!!!!           »          AFORİZMALAR (SAÇMALAMLAR)-1           »          SEÇKİNLER/SEÇİLMİŞLER DÜNYASI           »          Hatalarımızdan Dersler Alabilmek Ümidiyle.           »          Araf Suresi 172-173. Ayetler.( Ben Sizin Rabbiniz Değil Miyim)           »          İnancımızı Kullananların Artık Tuzağına Düşmeyelim.           »          ULAŞ-Yapalı           »          TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR PAYLAŞIMAZ
Anketimiz: Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?
Sabah 91 4,70%
Hürriyet 72 3,72%
Milliyet 44 2,27%
Zaman 886 45,76%
Akşam 38 1,96%
Cumhuriyet 291 15,03%
Ortadoğu-Yeniçağ 54 2,79%
Yenişafak 78 4,03%
Fanatik 59 3,05%
Fotomaç 47 2,43%
Posta 82 4,24%
Sözcü 0 0%
Diğer 170 8,78%
Vakit 17 0,88%
Taraf 7 0,36%
Katılımcı sayısı: 1936. Sizin Bu Ankette Oy kullanma Yetkiniz Bulunmuyor

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 10.01.2008, 18:15   #1
fatihada58
Yeni Yiğido
 
fatihada58 - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
fatihada58 Şuan fatihada58 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 11.07.2014 22:11

Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 48
Tecrübe Puanı: 752 fatihada58 isimli Üye Tecrübe Puan?n?zını Kapatmıştır.
Standart --->: Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?

Yahu yorum yazmaktan çok okumaya bayılıyorum.Gerçekten kim hangi fikirden olursa olsun seviyeli yazıyor.Bilgisizce yazan yok.Hepinizi seviyorum ya iyiki sivaslıyım.
fatihada58 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 10.01.2008, 18:28   #2
ofgurleyuk78
Usta Yiğido
 
ofgurleyuk78 - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ofgurleyuk78 Şuan ofgurleyuk78 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 29.01.2010 17:58

Üyelik Tarihi: 26.10.2005
Mesajlar: 593
Tecrübe Puanı: 798 ofgurleyuk78 FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart -->: Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?

Bazı gazeteleri okumak kültür ve bilgi birikimi gerektirir. Birbirimizin gazetesini kötülememize gerek yok.Bir gazete Türklük der ona meyilli olanlar onu okur. Bir kısmı vatan millet der onu okur bazıları. Bir kısım gazete de Allah, Din, İman der onu okur o görüşe sahip olanlar.Sevgili arkadaşlarım siz görüşünüz dışında gazete okuyup da üzerinde yorum yapabiliyormusunuz? Mesele burada...
Benim gazetem ankette bile yok. Ben VATAN gazetesi okuyorum.(para vererek) Diğer tüm gazeteleri internetten okuyorum. Emekliyim boş vaktim çok. Bazı gazeteleri okurken gülüyorum.Halen Vatan, Millet, Sakarya edebiyatı yapıyorlar. Çok basit şeyler yazıyorlar. İnşallah,maşallahla gidiyoruz halen. Allah yolumuzu açık etsin. Dürüst gazete görüşü ne olursa olsun doğruya doğru eğriye eğri demeli.
__________________
ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ BİR DUVAR SÜSÜ DEĞİL, BİR ERKEN UYARI SİSTEMİDİR!!!
ofgurleyuk78 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 11.01.2008, 10:30   #3
abircan
Usta Yiğido
 
abircan - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
abircan Şuan abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 21.01.2015 10:55

Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 3.258
Tecrübe Puanı: 1077 abircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISI
Standart --->: Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?

İŞTE KAYNAK VE WEB SAYFASI, TEŞEKKÜRLER HEMŞERİM PAYLAŞTIĞIN İÇİN


Alıntı:
&&&&&&&&&&&&&&&amp Nickli Üyeden Al?nt? Mesajı Göster
Alıntı:
abircan Nickli Üyeden Al?nt?
ABİCİĞİM BANA GÖNDERDİĞİN MAKALENİN BANA KAYNAĞIYLA BİRLİKTE İLETİRSEN SEVİNİRİM, BİRYERLERE YOLLAMAK İSTİYORUM,
Sevgili Abircan,
Bana da bu yazıyı mimar bir arkadaşım yolladı,bende tartışmalarınızı okuduğum için sana pas etme gereği duydum.
kaynak ise


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Sevgi ve saygılarımla

teşekkürler abiciğim, zaten bende beklemeden yazdım artık, suspusların sayısı artıyor,
eğer birileri bu milletin 1200 yıllık ordusuna bir laf ediyorsa kendince bu milletle ve devletle bir hesabı vardır, bu kolay kolay hazmedilecek , hafife alınacak bir hareket değil, kaynağı belirsiz paraları sokaklarda savuruyorlar, öyle bir iki derneğin kurban parası toplamasıyla bile yürüyecek bir makina değil bu makina, mutlak dış kaynaklı fonlarla yürüyorlar, bir milleti tarihi misyonundan ve çizgisinden savurmaya çalışıyorlar, ama çok şükür herkes uyumuyor.
__________________
zaman kısa, dünya herkese yeter, mühim olan insanlık
KANIMIZIN KIRMIZISI ALNIMIZIN AKIYLA SİVASSPORLUYUZ
abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 11.01.2008, 10:40   #4
recosan58
Tecrübeli Yiğido
 
recosan58 - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
recosan58 Şuan recosan58 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 05.09.2011 19:13

Üyelik Tarihi: 05.10.2007
Yaş: 50
Mesajlar: 232
Tecrübe Puanı: 694 recosan58 FAZLA SÖZE GEREK YOKrecosan58 FAZLA SÖZE GEREK YOK
Standart --->: Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?

NE HİKMETSE KONUYLA ALAKASI OLMAMASINA RAĞMEN BAZI ARKADAŞLAR SAİD NURSİYİ GÜNDEME GETİRMİŞLER İŞTE SİZE SAİD NURSİ Bediüzzaman Said Nursi Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı İsparit Nahiyesi’nin Nurs Köyünde dünyaya geldi (1876). Yenilikçi, atak, cesur bir mizaca, son derece parlak bir zekâya ve güçlü bir hafızaya sahipti. Bunlar katıksız iman ve ilim aşkıyla birleşince, normalde onbeş yıl kadar süren klâsik medrese eğitimi üç aya sığdı. Bu olağanüstü gelişmeyi kavrayamayanlar tarafından düzenlenen münazaraları (ilmi tartışmalar) kazanarak kendini ispatladı. Bu yüzden "Molla Said"e, "zamanın emsalsizi, benzersizi" anlamında "Bediüzzaman" lâkabı verildi.

Dönem tüm dünyada maddeciliğin öne çıktığı bir dönemdi. İnsanlık kendi geleceğini tahribe yönelmişti. Bu değişimden Müslüman milletler de etkilenmiş, meselâ yeryüzünün tek bağımsız İslam devleti olan Osmanlı Devleti çoktan eski haşmetini ve kudretini kaybetmişti. Büzülme ve çözülme noktasındaydı. İnsanlığın ortak problemlerinin yanı sıra yaşadığı toplumun özel problemlerine de eğilen Bediüzzaman, açık bir gerçekle yüz yüze geldi: Batı maddeciliğe saplanmış, Doğu ise eskiyen kurumlarını yenileyip iman eksenli bir yapılanmaya dönüştürememişti. Osmanlı Devleti de aynı açmazda tükeniyordu. Devlet ve millet şeklen İslâma bağlı olmakla birlikte mânâ plânında İslâmdan kopmuştu. Batı’yı da anlayamamıştı. Asıl problem buydu. Teşhisini bu şekilde koyan Bediüzzaman tedavi metodunu da geliştirdi: "Tahkiki iman" geliştirdiği metodun özü ve özetiydi.

Sıra "tahkiki iman" ekseninde gelişip çağın teknolojisiyle zenginleşecek insanlar yetiştirmeye gelmişti. Bunun da yolu eğitimden geçerdi. Bu maksatla bir eğitim projesi geliştirdi. Buna göre Doğu ve Güneydoğu öncelikli olarak tüm vatan sathı "Medresetüzzehra" adını verdiği eğitim kurumlarıyla donatılacak, bu kurumların ilk, orta, lise bölümleri olacak, ayrıca din ve fen dersleri bir biri içinde, bir bütün halinde okutulacaktı. "Vicdanın ziyası (ışığı), ulûm-u diniyedir, aklın nuru fünun-u (fenler) medeniyedir. İkisinin imtizacıyla (bütünleşmesi, iç içe girmesiyle) hakikat tecelli eder... İftirak ettikleri (ayrıştıkları) vakit, birincisinde taassup (tutuculuk), ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder (doğar)" diyordu.

Görüşlerini Padişaha sunmak için 1907 yılında İstanbul'a geldi. Fakat İmparatorlukla birlikte İmparatorluğun başkenti İstanbul da çürümüştü. Düşüncelerini gazetelere yansıtması sarayı tedirgin etti. Padişah ateşîn bir zekâyı etkisizleştirmek için altınla ödüllendirmek istedi. "Maarifi tehir, maaşı tacil nedendir?" diye sorup ihsan-ı şahâneyi reddedince de akıl hastahanesine kapatıldı. Fakat doktorlardan aklî melekelerinin sapa sağlam olduğuna dair bir rapor alarak görüşlerini açıklamayı sürdürdü.

Bediüzzaman, Şark ulemasından sonra İstanbul’daki meşhur alimlere de kendisini kabul ettirmekte zorlanmamıştı. Onunla görüşenler en girift sorularına cevap alıyor, "Sen gerçekten de Bediüzzamansın" demekten kendilerini alamıyorlardı. Meşrutiyeti İslam eksenine oturtan ve "meşrutiyet-i meşrua"yı öngören hürriyetçi fikirleri özellikle ilgi çekiyordu. Bediüzzaman'a göre mutlakıyet İslami dirilişin önünü kapatıyordu. Ancak meşrutiyete yumuşak geçiş yapılmalıydı. Bunun için de evvelâ "üç büyük düşman" saydığı cehalet, zaruret ve ihtilâfla mücadele edilip kazanılması gerekiyordu. "31 Mart Olayı" ismiyle tarihimize geçen (1909) keşmekeş esnasında yatıştırıcı rol oynamasına rağmen, Bediüzzaman’dan daha önce tedirgin olmuş yönetim tarafından tutuklanıp Divan-ı Harb Mahkemesinde yargılandı. Beraat etti. Van’a döndü. Birinci Dünya Savaşı sırasında gönüllü talebelerden bir milis alayı kurup doğduğu toprakları savundu. Bitlis savunması esnasında yaralanıp Ruslara esir düştü. Yaklaşık üç yıl süren esaret hayatını kaçışla noktaladı. Ordu adayı olarak devrin tek İslâm Akademisi "Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye"ye üye oldu. İstiklal Savaşı sürerken, Anadolu harekâtını "isyan" sayan fetvaya Anadolu ulemasıyla birlikte karşı fetva verdi. İstanbul işgali sırasında İngiliz işgalcilere karşı yayınladığı bir eser yüzünden İşgal Kuvvetleri tarafından gıyabında ölüme mahküm edildi.

Zaferden sonra Ankara’ya Büyük Millet Meclisi’ne dâvet edildi (1922). Meclis'te resmi karşılama töreni yapıldı. Fakat devletle millet arasında "kıble farkı" oluşmak üzere olduğunu görüp milletvekillerine hitaben on maddelik bir beyanname dağıttı. Tekrar Van'a döndü. Şeyh Sait isyanıyla bir ilgisi bulunmadığı, esasen her fırsatta "Dahile kılıç çekilmez" dediği halde bir çok mazlum gibi Bediüzzaman da önce Burdur'a, ardından Barla'ya sürüldü. Barla'da Risale-i Nur Külliyatı'nı telife başladı. Tek başına bir mektep oldu ve "cevher insan" yetiştirmek için insanüstü bir gayret gösterdi. 1925'li yıllarda Türkiye'de uygulama alanına giren dini dışlama politikalarına karşı Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur adını verdiği eserleriyle İslam’ın temel altyapısını oluşturan prensipleri açıklamaya yönelik bir tarz geliştirdi. Bediüzzaman Said Nursi geliştirdiği bu Kur'ânî tarz ile akıl, kalp ve duygu bütünlüğünü temin ederek iman hakikatlerini anlatmıştır. Böylece kelam, tasavvuf ve pozitif bilimleri terkip ederek Müslümanlara yepyeni bir bakış açısı sunmuş, mektep, medrese, tekke ayrılığını ortadan kaldırmıştır.

İslam uleması yüzyıllar boyu insanın temel soruları olan "ben kimim, nereden gelip, nereye gidiyorum, vazifem nedir?" gibi konulardan ziyade hep dış alem ve siyaset üzerine mesailerini teksif etmişti. Oysa "iman ve temele ait" meseleler halledilmeden ve doyurucu cevaplar bulunmadan afaki meselelere yönelmek bunalımın derinleşmesini sonuç veriyordu. İslam dünyasının siyasi düzenleme ve projelerden ziyade ve fakat onları da ihmal etmeden zihniyet düzenlemesine ihtiyacı vardı. Problemin çözümü Kur'ân'ın çağlar üstü mesajının günümüze bakan yönünü ortaya çıkarmaktı. Risale-i Nur külliyatı ise bu mesajın açıklamasıdır.

Bediüzzaman İslam dünyasının karşılaştığı en köklü ve yıkıcı krize (fen ilimlerinden kaynaklanan dinsizlik veya dinde laubalilik) karşı ilim ve mantık yoluyla cevaplar vererek milyonların imanının kurtulmasına vesile olmuştur.

Risale-i Nur Külliyatını telif etmesiyle birlikte Bediüzzaman önceki hayatını Eski Said dönemi diye isimlendirmiştir. Bediüzzaman’ın haya-tını Eski Said, Yeni Said diye ayırması bir değişiklikten ziyade bir tarzı ifade içindir. Eski Said, daha çok imanın dışavurumu olan kurumlar, davranışlar ve siyasetle ilgileniyordu. Yeni Said ise imanın tahrip edilmek istendiği bir ortamda imanı korumak ve güçlendirmek için gayretini bu temel meseleye tahşid etti.

Bediüzzaman’a göre temel mesele; insanın kendisini, diğer varlıkları, kainatı ve hemcinslerini iman ekseninde algılamasıdır. En önemli görev bunu sağlamaktır. Bundan ürkenler onu defalarca tutukladılar, Eskişehir (1935), Denizli (1943), Afyon (1947) hapishanelerinde yatırdılar. Fakat inançlarını yaşamaktan ve yazmaktan vaz geçiremediler. 1960 yılının 23 Mart'ında Urfa’da Hakk'ın rahmetine kavuştuğunda arkasında bıraktığı tüm maddî servet bir demlik, birkaç bardak, eski bir gömlek, yamalı bir cübbe, sarık, misvak, biraz çay-şeker ve on liradan ibaretti. Mânevi miras olarak ise bütün asrın insanını aydınlatabilecek Kur’ân tefsiri olan Risale-i Nur külliyatı ile dünyanın her tarafında milyonlarca "Kur’an talebesi" bırakmıştır."


--------------------------------------------------------------------------------
recosan58 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 11.01.2008, 10:45   #5
UTKUM_58
Yiğido
 
UTKUM_58 - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
UTKUM_58 Şuan UTKUM_58 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 16.03.2008 09:38
Tournaments Won: 1

Üyelik Tarihi: 28.09.2006
Yaş: 47
Mesajlar: 193
Tecrübe Puanı: 724 UTKUM_58 FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart --->: Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?

Alıntı:
recosan58 Nickli Üyeden Al?nt? Mesajı Göster
NE HİKMETSE KONUYLA ALAKASI OLMAMASINA RAĞMEN BAZI ARKADAŞLAR SAİD NURSİYİ GÜNDEME GETİRMİŞLER İŞTE SİZE SAİD NURSİ Bediüzzaman Said Nursi Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı İsparit Nahiyesi’nin Nurs Köyünde dünyaya geldi (1876). Yenilikçi, atak, cesur bir mizaca, son derece parlak bir zekâya ve güçlü bir hafızaya sahipti. Bunlar katıksız iman ve ilim aşkıyla birleşince, normalde onbeş yıl kadar süren klâsik medrese eğitimi üç aya sığdı. Bu olağanüstü gelişmeyi kavrayamayanlar tarafından düzenlenen münazaraları (ilmi tartışmalar) kazanarak kendini ispatladı. Bu yüzden "Molla Said"e, "zamanın emsalsizi, benzersizi" anlamında "Bediüzzaman" lâkabı verildi.

Dönem tüm dünyada maddeciliğin öne çıktığı bir dönemdi. İnsanlık kendi geleceğini tahribe yönelmişti. Bu değişimden Müslüman milletler de etkilenmiş, meselâ yeryüzünün tek bağımsız İslam devleti olan Osmanlı Devleti çoktan eski haşmetini ve kudretini kaybetmişti. Büzülme ve çözülme noktasındaydı. İnsanlığın ortak problemlerinin yanı sıra yaşadığı toplumun özel problemlerine de eğilen Bediüzzaman, açık bir gerçekle yüz yüze geldi: Batı maddeciliğe saplanmış, Doğu ise eskiyen kurumlarını yenileyip iman eksenli bir yapılanmaya dönüştürememişti. Osmanlı Devleti de aynı açmazda tükeniyordu. Devlet ve millet şeklen İslâma bağlı olmakla birlikte mânâ plânında İslâmdan kopmuştu. Batı’yı da anlayamamıştı. Asıl problem buydu. Teşhisini bu şekilde koyan Bediüzzaman tedavi metodunu da geliştirdi: "Tahkiki iman" geliştirdiği metodun özü ve özetiydi.

Sıra "tahkiki iman" ekseninde gelişip çağın teknolojisiyle zenginleşecek insanlar yetiştirmeye gelmişti. Bunun da yolu eğitimden geçerdi. Bu maksatla bir eğitim projesi geliştirdi. Buna göre Doğu ve Güneydoğu öncelikli olarak tüm vatan sathı "Medresetüzzehra" adını verdiği eğitim kurumlarıyla donatılacak, bu kurumların ilk, orta, lise bölümleri olacak, ayrıca din ve fen dersleri bir biri içinde, bir bütün halinde okutulacaktı. "Vicdanın ziyası (ışığı), ulûm-u diniyedir, aklın nuru fünun-u (fenler) medeniyedir. İkisinin imtizacıyla (bütünleşmesi, iç içe girmesiyle) hakikat tecelli eder... İftirak ettikleri (ayrıştıkları) vakit, birincisinde taassup (tutuculuk), ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder (doğar)" diyordu.

Görüşlerini Padişaha sunmak için 1907 yılında İstanbul'a geldi. Fakat İmparatorlukla birlikte İmparatorluğun başkenti İstanbul da çürümüştü. Düşüncelerini gazetelere yansıtması sarayı tedirgin etti. Padişah ateşîn bir zekâyı etkisizleştirmek için altınla ödüllendirmek istedi. "Maarifi tehir, maaşı tacil nedendir?" diye sorup ihsan-ı şahâneyi reddedince de akıl hastahanesine kapatıldı. Fakat doktorlardan aklî melekelerinin sapa sağlam olduğuna dair bir rapor alarak görüşlerini açıklamayı sürdürdü.

Bediüzzaman, Şark ulemasından sonra İstanbul’daki meşhur alimlere de kendisini kabul ettirmekte zorlanmamıştı. Onunla görüşenler en girift sorularına cevap alıyor, "Sen gerçekten de Bediüzzamansın" demekten kendilerini alamıyorlardı. Meşrutiyeti İslam eksenine oturtan ve "meşrutiyet-i meşrua"yı öngören hürriyetçi fikirleri özellikle ilgi çekiyordu. Bediüzzaman'a göre mutlakıyet İslami dirilişin önünü kapatıyordu. Ancak meşrutiyete yumuşak geçiş yapılmalıydı. Bunun için de evvelâ "üç büyük düşman" saydığı cehalet, zaruret ve ihtilâfla mücadele edilip kazanılması gerekiyordu. "31 Mart Olayı" ismiyle tarihimize geçen (1909) keşmekeş esnasında yatıştırıcı rol oynamasına rağmen, Bediüzzaman’dan daha önce tedirgin olmuş yönetim tarafından tutuklanıp Divan-ı Harb Mahkemesinde yargılandı. Beraat etti. Van’a döndü. Birinci Dünya Savaşı sırasında gönüllü talebelerden bir milis alayı kurup doğduğu toprakları savundu. Bitlis savunması esnasında yaralanıp Ruslara esir düştü. Yaklaşık üç yıl süren esaret hayatını kaçışla noktaladı. Ordu adayı olarak devrin tek İslâm Akademisi "Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye"ye üye oldu. İstiklal Savaşı sürerken, Anadolu harekâtını "isyan" sayan fetvaya Anadolu ulemasıyla birlikte karşı fetva verdi. İstanbul işgali sırasında İngiliz işgalcilere karşı yayınladığı bir eser yüzünden İşgal Kuvvetleri tarafından gıyabında ölüme mahküm edildi.

Zaferden sonra Ankara’ya Büyük Millet Meclisi’ne dâvet edildi (1922). Meclis'te resmi karşılama töreni yapıldı. Fakat devletle millet arasında "kıble farkı" oluşmak üzere olduğunu görüp milletvekillerine hitaben on maddelik bir beyanname dağıttı. Tekrar Van'a döndü. Şeyh Sait isyanıyla bir ilgisi bulunmadığı, esasen her fırsatta "Dahile kılıç çekilmez" dediği halde bir çok mazlum gibi Bediüzzaman da önce Burdur'a, ardından Barla'ya sürüldü. Barla'da Risale-i Nur Külliyatı'nı telife başladı. Tek başına bir mektep oldu ve "cevher insan" yetiştirmek için insanüstü bir gayret gösterdi. 1925'li yıllarda Türkiye'de uygulama alanına giren dini dışlama politikalarına karşı Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur adını verdiği eserleriyle İslam’ın temel altyapısını oluşturan prensipleri açıklamaya yönelik bir tarz geliştirdi. Bediüzzaman Said Nursi geliştirdiği bu Kur'ânî tarz ile akıl, kalp ve duygu bütünlüğünü temin ederek iman hakikatlerini anlatmıştır. Böylece kelam, tasavvuf ve pozitif bilimleri terkip ederek Müslümanlara yepyeni bir bakış açısı sunmuş, mektep, medrese, tekke ayrılığını ortadan kaldırmıştır.

İslam uleması yüzyıllar boyu insanın temel soruları olan "ben kimim, nereden gelip, nereye gidiyorum, vazifem nedir?" gibi konulardan ziyade hep dış alem ve siyaset üzerine mesailerini teksif etmişti. Oysa "iman ve temele ait" meseleler halledilmeden ve doyurucu cevaplar bulunmadan afaki meselelere yönelmek bunalımın derinleşmesini sonuç veriyordu. İslam dünyasının siyasi düzenleme ve projelerden ziyade ve fakat onları da ihmal etmeden zihniyet düzenlemesine ihtiyacı vardı. Problemin çözümü Kur'ân'ın çağlar üstü mesajının günümüze bakan yönünü ortaya çıkarmaktı. Risale-i Nur külliyatı ise bu mesajın açıklamasıdır.

Bediüzzaman İslam dünyasının karşılaştığı en köklü ve yıkıcı krize (fen ilimlerinden kaynaklanan dinsizlik veya dinde laubalilik) karşı ilim ve mantık yoluyla cevaplar vererek milyonların imanının kurtulmasına vesile olmuştur.

Risale-i Nur Külliyatını telif etmesiyle birlikte Bediüzzaman önceki hayatını Eski Said dönemi diye isimlendirmiştir. Bediüzzaman’ın haya-tını Eski Said, Yeni Said diye ayırması bir değişiklikten ziyade bir tarzı ifade içindir. Eski Said, daha çok imanın dışavurumu olan kurumlar, davranışlar ve siyasetle ilgileniyordu. Yeni Said ise imanın tahrip edilmek istendiği bir ortamda imanı korumak ve güçlendirmek için gayretini bu temel meseleye tahşid etti.

Bediüzzaman’a göre temel mesele; insanın kendisini, diğer varlıkları, kainatı ve hemcinslerini iman ekseninde algılamasıdır. En önemli görev bunu sağlamaktır. Bundan ürkenler onu defalarca tutukladılar, Eskişehir (1935), Denizli (1943), Afyon (1947) hapishanelerinde yatırdılar. Fakat inançlarını yaşamaktan ve yazmaktan vaz geçiremediler. 1960 yılının 23 Mart'ında Urfa’da Hakk'ın rahmetine kavuştuğunda arkasında bıraktığı tüm maddî servet bir demlik, birkaç bardak, eski bir gömlek, yamalı bir cübbe, sarık, misvak, biraz çay-şeker ve on liradan ibaretti. Mânevi miras olarak ise bütün asrın insanını aydınlatabilecek Kur’ân tefsiri olan Risale-i Nur külliyatı ile dünyanın her tarafında milyonlarca "Kur’an talebesi" bırakmıştır."


--------------------------------------------------------------------------------
ALLAH RAZI OLSUN ABIM OYAZIYA BU CEVAPLA KARSILIK VERMEN BENI DUYGULANDIRDI SAID NURSI HAZRETLERI;NURLU BIR INSANDIR DUNYADA HALEN KENDI ÖGRENCILERIN ÖGRENCILERIDE YER ALMAKTATIR;MESALA SIVASTA HALEN BIDE ADIYAMANDA OLDUKLARINI BILIYORUMM YATTIGI YERLER NURLA DOLSUNNN YARABBIMM..NEKADAR PIS RUHLU INSAN VARYA
MUBAREKLERE BILE DIL UZATIYORLAR HAYRET YA:((
UTKUM_58 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 11.01.2008, 10:42   #6
UTKUM_58
Yiğido
 
UTKUM_58 - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
UTKUM_58 Şuan UTKUM_58 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 16.03.2008 09:38
Tournaments Won: 1

Üyelik Tarihi: 28.09.2006
Yaş: 47
Mesajlar: 193
Tecrübe Puanı: 724 UTKUM_58 FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart --->: Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?

ZATEN DININI ALLAHINI SEVEN INSANLARIN ARKASINDAN TARIH YAZMAK COK KOLAY;NE BILIMM OZMAN KÜRT TÜRK ALEVI SUNNII HEP BERABER SAVASMISLAR VATANIMIZ ICIN;AMA SIMDI HERKES ICIN DEMIYORUM;DOGUDA PISLIK VE IGRENC SEREFZIZLER BÖLUCULUK YAPIYORR; BIRDE SUNU SOYLEYIM EGER SAID NURSI EFENDI OADAR KÖTUYSE YINE CIKMIS BEN BUYUM DEMISS.SEN BUZAMANKI KALLES SIRTTAN VURUCULARI AYIRT BILE EDEMIYOSUNNN. VE ABIRCAN ABI HERKIM SANA YOLLADIYSA ONU TEK KELIMESINE INANMIYORUMM BENDE ARASTIIRP ONU SANA YOLLAYAN ACIZE SENDE YOLLADIGIMI YOLLARSIN ABI
UTKUM_58 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 11.01.2008, 10:46   #7
KIZILCAN
Yiğido
 
KIZILCAN - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
KIZILCAN Şuan KIZILCAN isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 12.07.2014 21:37

Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Yaş: 46
Mesajlar: 70
Tecrübe Puanı: 754 KIZILCAN isimli Üye Tecrübe Puan?n?zını Kapatmıştır.
Standart --->: Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?

Anlaşılan insanımız (Sivas Halkı) gazete okuma tercihinde uç noktaları seçmişler.(Zaman ve Cumhuriyet epey oy almış).Benim özel bir tercihim yok.Elime ne geçerse onu okumaya çalışıyorum.Yeter ki içinde kayda değer birşeyler yazılmış olsun.
__________________

KIZILCAN isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 11.01.2008, 10:50   #8
Ertugrul
Genel Koordinatör
 
Ertugrul - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ertugrul Şuan Ertugrul isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 19.01.2013 14:22

Üyelik Tarihi: 11.01.2006
Mesajlar: 2.795
Tecrübe Puanı: 10 Ertugrul hat eine strahlende ZukunftErtugrul hat eine strahlende ZukunftErtugrul hat eine strahlende ZukunftErtugrul hat eine strahlende ZukunftErtugrul hat eine strahlende ZukunftErtugrul hat eine strahlende ZukunftErtugrul hat eine strahlende ZukunftErtugrul hat eine strahlende ZukunftErtugrul hat eine strahlende ZukunftErtugrul hat eine strahlende ZukunftErtugrul hat eine strahlende Zukunft
Standart --->: Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?

Abircan ağbi suçlanan kişi Bediuzzaman Said Nursi,üstadın eserleri ortada ve yıllarca ülkenin batısından doğusuna yayılmıştır. Sürgün hayatının neredeyse tamamın ı batıda geçirmiş ve eserlerinin büyük çoğunluğunu batı illerimizde yazmıştır. Bediuzzaman hazretlerinin talebelerinin bir çoğuda Türktür. Bakın Bediuzzaman Said Nursi eserlerinde ırkçılık hakkında neler diyor ;

'Avrupa zalimleri milliyetçilik fikrini İslamlar içine atmış, ta ki parçalayıp yutması kolay olsun'

'Ben dindar ve takvalı bir türkü, bin tane dine lakayt kürde tercih ederim'

Şeyh Sait'in isyan teklifine verdiği cevap “-Altıyüz sene islamiyetin bayraktarlığını yapmış bu milletin torunlarına kılıç çekilmez. Halk irşad edilmelidir.”

Fethullah Gülen Hocaefendi için yazılanları kaale bile almak istemiyorum. Türkçe Olimpiyatlarında Dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerin bülbül gibi Türkçe konuştuklarını göremeyenlere diyecek söz bulamıyorum.

Abircan ağbi sizin buraya taşıdığınız mail epeydir paylaşım forumlarında geziniyordu. İftira ve mesnetsiz suçlamarla dolu olan bu yazının maksatı bellidir. Toplum tarafından saygı duyulan kişilere hakaret ve milleti bir birine düşürmektir.Aydın insanın sorumlulukları vardır. Aydın insan kişileri eleştirmeden,hakaret eden yazıları paylaşmadan önce bilgi toplar. Uğur Mumcu'nun dediği gibi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaz,olmamalıdır. Bu saçma sapan yazının kaldırılması için yöneticilere başvurmanız gönüllerin kırılmasını engelleyebilir.Toplum tarafından sevilen kanaat önderlerinin tartışılmaması,tartışılacaksa da edep ölçüsüne dikkat edilmeli,Kurran Hizmeti diyerek yola çıkanlara yapılan iftiralar hoş olmuyor.
__________________
(Yumhil vela yuhmil)

Ertuğrul Özdemir



Kötülere Acımak İyilere Zulümdür !
Ertugrul isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 11.01.2008, 11:01   #9
recosan58
Tecrübeli Yiğido
 
recosan58 - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
recosan58 Şuan recosan58 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 05.09.2011 19:13

Üyelik Tarihi: 05.10.2007
Yaş: 50
Mesajlar: 232
Tecrübe Puanı: 694 recosan58 FAZLA SÖZE GEREK YOKrecosan58 FAZLA SÖZE GEREK YOK
Standart --->: Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?

SAİD NURSİYİ GÜNDEME TAŞIYAN ARKADAŞLARIMA BİRAZDA SİVAS OLAYLARININ
MİMARI AZİZ NESİNDEN BAHSETMELİRİNİ TAVSİYE EDİYORUM.
BİRAZDA ONUN HAYATINI ARAŞTIRIP BİZİ AYDINLATIRLAR İNŞALLAH
GÜZEL SİVASIMIZA KARANLIK GÜNLER YAŞATAN INSANI TANIYALIM BİRAZDA
recosan58 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 11.01.2008, 11:05   #10
sivaslıgenç
Usta Yiğido
 
sivaslıgenç - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
sivaslıgenç Şuan sivaslıgenç isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 21.03.2016 00:42

Üyelik Tarihi: 14.10.2007
Yaş: 34
Mesajlar: 2.527
Tecrübe Puanı: 923 sivaslıgenç FAZLA SÖZE GEREK YOKsivaslıgenç FAZLA SÖZE GEREK YOKsivaslıgenç FAZLA SÖZE GEREK YOK
Standart -->: --->: Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?

Alıntı:
recosan58 Nickli Üyeden Al?nt? Mesajı Göster
SAİD NURSİYİ GÜNDEME TAŞIYAN ARKADAŞLARIMA BİRAZDA SİVAS OLAYLARININ
MİMARI AZİZ NESİNDEN BAHSETMELİRİNİ TAVSİYE EDİYORUM.
BİRAZDA ONUN HAYATINI ARAŞTIRIP BİZİ AYDINLATIRLAR İNŞALLAH
GÜZEL SİVASIMIZA KARANLIK GÜNLER YAŞATAN INSANI TANIYALIM BİRAZDA
Abiciğim azına sağlık said nursiyi araştırma gereği duyanlar Sivas olaylarının başlıca mimarı aziz nesinide araştırabilirlermi acaba.
sivaslıgenç isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 2 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 2 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesaj?n?z? De?i?tirme Yetkiniz Yok

BB Code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


WEZ Format +2. ?uan Saat: 01:18.


Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.