|
|
|
|
#1 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() LaEdri Şuan
Üyelik Tarihi: 12.06.2006
Mesajlar: 6.011
Tecrübe Puanı: 1330
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bu ülkede kimin zamanında hangi yolsuzluklar yapıldığını azıcık aklı olan herkes biliyor.Ak PArti 2002'de geldi.O tarihten önceki yolsuzluklar şimdiye göre deniztir.Dini siyasete alet etmeyin derken,kendileri sözüm ona yolsuzlukla mücadeleyi siyasete alet ediyor!Şov yapıyorlar!
Kurultayda birkaç vaad attı diye Türkiye'nin ufku açımış oldu!Medya da pohpohluyor iyice.Neyse seçime kadar şissiz bu balon.Seçimde patlar ne de olsa!
__________________
Hani o, babasına ve kavmine, “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti.(Enbiya-52) |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yeni Yiğido
![]() tatli_fare Şuan
Son Aktivite: 25.05.2010 14:14
Üyelik Tarihi: 02.05.2010
Yaş: 43
Mesajlar: 7
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Ahmet Altan
Zavallı Kemal Bey Deniz Baykal’ın özel hayatına ait bir kasetin rezilce bir komployla medyaya sızmasından sonra birden “yenilik ve değişimi” çılgınca arzulayan bir CHP ile karşılaştık. Bu baskıcı sistemin ve Ergenekon’un en sağlam savunucusu olan partideki bu “değişim” isteği gerçekten şaşırtıcı ve umut vericiydi. Ama “nasıl değişecekler” sorusu da akla takılıyordu. Cumhuriyet tarihinin en ciddi “rejim tartışmasının” yaşandığı, muhafazakârların, Kürtlerin, solcuların, Alevilerin devletten haklarını istedikleri bu dönemde, “Kemalist sistemin” partisi, nasıl bir parti olmak istiyordu? Mütevazı, sakin, çelebi görüntüsüyle bir anda bütün ülkenin ilgi odağı olan Kemal Kılıçdaroğlu, Doğan Medyası’nı sevinçten hoplatan “rüzgârıyla” CHP’yi nereye götürecekti? Özü, varlığı, temeli bu “sisteme” bağlı olan CHP’nin, “artık bu sistemi değiştirelim, daha demokratik bir ülkede, herkesin eşit olduğu bir düzende, özgürce yaşayalım” demesi, sistemi değiştirecek adımları desteklemesi, dahası o adımlara öncülük etmesi Türkiye’yi uçurup götürür, kısa zamanda büyük yol alınmasını sağlardı. CHP’nin böyle bir parti olması çok zor da olsa, “umut etmek” her zaman iyiydi. Üstünde kuşku bulutları uçuşan bir umutla bekledi herkes. Sonra Kılıçdaroğlu konuşmaya başladı. Televizyon konuşmalarında ilk işaretleri verdi. Kurultay konuşmasında da partisinin ve kendisinin ana hedefini ortaya koydu. Söylediği basitti. Doğrudan yoksullara hitap ediyordu: “Size biraz ekmek, biraz para verelim, siz bu sistemi değiştirmekten vazgeçin.” Baykal’ın CHP’si, “yoksulun ekmeğiyle, parasıyla” ilgilenmeden, yoksula bir şey vaat etmeden, ordunun ve yargının gücüyle sistemi savunmaya çalışıyordu. Kılıçdaroğlu, özgürlüğü verilmeyecek kitlelere, “esaret karşılığı” biraz ekmek sunma yüce gönüllülüğü gösteriyordu. Kürtlere “iş bulunacak, Et ve Balık kombinaları” açılacak, Kürtler de buna karşılık “etnik kimliklerinden” vazgeçecekler, “ben Kürdüm, Kürt olmak istiyorum, eşit olmak istiyorum,” demeyeceklerdi. Varoşlarda oturan “muhafazakârlar”, kendilerine bulunacak iş karşılığında kızlarının “başörtüsünü” sorun etmekten vazgeçeceklerdi. Anayasa değişimine aynı Baykal gibi karşı çıkılacaktı. Kemalist sistemle halk arasındaki büyük kavga, “Recep Bey” itişmesine indirgenecekti. Ergenekon savunulacak, HSYK savunulacak, ordu ve yargı vesayeti savunulacaktı. Kemal Bey, halka “dağıtacağı” işle parayı nereden bulacak tam bilemiyorum, ciddi bir kaynak açıklamıyor ama bu halk “biraz ekmek” rüşvetiyle bu sistem kavgasından caymaz. Konuşmasında “Kürt” kelimesini bile kullanamayan Dersimli Kemal Bey, ülkenin nasıl bir mücadelenin içinde olduğunu sanırım pek fark etmiyor. Türkiye, “ekonomik sistemini” seçme kavgasını Turgut Özal zamanında verdi ve “serbest piyasa ekonomisini” seçti. O tercihi yaptığından bu yana milli gelirini de, ihracatını da arttırdı. Bugün, “gelirini” daha da arttırmak için ekonomi tartışmasına girecekse, öncelikle “savunma giderlerini” gündeme getirerek girecek. Ordu harcamalarını, silaha dökülen paraları tartışmadan, “ekonomiyi” tartışmak pek büyük bir anlam taşımaz artık, paralarımızın çoğu oraya gidiyor çünkü. İşsizlik sorununu çözmek için de yatırımları “verimsiz alanlardan” verimli alanlara çekecek büyük sektörel değişimlerin projelerini hazırlamak gerekiyor. Ekonomik sorunlar, “biraz para, biraz ekmek” çizgisinin çok ötesinde. Ve, rejim mücadelesinin tam göbeğinde, köklü ekonomik projeler ortaya koymadan yapılacak “ekmek” konuşmaları, insanların dikkatini “tartışma konusundan” saptıramaz. CHP, Kılıçdaroğlu’dan bir imkânsızı istiyor. “Halkı kandır da şu sistem tartışmasından vazgeçsin, bugünkü sistemi devam ettirmemiz için bize oy versin.” Zavallı Kemal Bey, nasıl çaresiz olduğunu yakında görecek. Bilmiyorum, belki de şimdiden görüyor. Onun en çekici yanı olan “politikacıya benzemeyen politikacı” duruşundan, ucuz bir polemikçiliğe kayan “politikacı kimliğine” dönmesi belki de bunu görmesinden. Dürüstlüğü, “havuzlu evde oturmamak” düzeyine indirmesi ise iyice acıklı; dürüstlük iyidir ama dürüstlüğün ölçüsünü de “havuza” kadar düşürmemek gerekir. Keşke Kemal Bey havuzlu villada otursa da bu ülkenin ezilen, kimlikleri, inançları inkâr edilen insanlarına sahip çıksa, daha dürüstçe bir davranış olur. CHP’nin asıl sahibi gibi gözüken Önder Sav ve ekibi, eski düzenlerini sürdürmek için Kılıçdaroğlu’yu bir maske gibi kullanma eğiliminde anlaşılan. Kılıçdaroğlu, 2010 Türkiyesi’nde rejimle hesaplaşmadan, darbecilerle dövüşmeden, tam aksine rejime ve Ergenekon’a sahip çıkarak lider olamaz. Olsa olsa rejim muhafızlarının yüzünde bir maske olur. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Salim58 Şuan
Üyelik Tarihi: 11.05.2009
Yaş: 59
Mesajlar: 59.381
Tecrübe Puanı: 10
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
Deniz Baykal 24 saat süre verdi... Deniz Baykal, hem Fatih Altaylı'ya süre verdi hem de satır arasından mesaj: Türkiye'nin denize açılmasında fayda var.. Yaklaşık 15 gün sonra TBMM'ye dönen Deniz Baykal deyiş yerindeyse bir döndü pir döndü... 1997 model Fiat Marea özel otoyla TBMM'ye gelmesiyle dikkat çeken Deniz Baykal, burada basın mensuplarıyla konuştu. Baykal, isim vermeden sözü Fatih Altaylı'nın Habertürk'te yaptığı habere getirerek şöyle konuştu: Bir gazete benim 340 bin doları bir kişiye nakit olarak vererek Göcek'te bir yatı satın almak için girişimde bulunduğumu ödemeyi yaptığımı, işlemin tamamlandığını ve önümüzdeki günlerde yurtdışında bir limana bağlı olan bu teknenin devir işlemlerinin tamamlanacağını ve benim de bir yata sahip olacağını ve denizin tadını çıkaracağını ifade eden, sayfasının üst yarısını bu konuya ayıran iddialı bir haber, fotoğraf ve manşet düzenlemesi yaptı. Bunu duyunca çok şaşırdık. Hayallerimde dahi böyle bir şey hiçbir zaman yer almadın. Ben hiçbir zaman teknem olsa duygusunu, heyecanını yaşamamışımdır. Ailemin de böyle bir tutkusu yoktur. Tam tersine Olcay tekne gezisinden dahi zevk almaz. Böyle bir projemiz yok. Sabah gazetede bunu gördük, çok şaşırdık. Bu kadar esastan yoksun bir haber nasıl yapılabilir, gerçekten anlayamadık. Bu konuda bir yerde bir sohbet olur, o sohbetten bir niyet çıkar haber üretilir böyle bir şey yok. Ağzımıza almamışız, aklımızdan geçirmemişiz. Böyle bir mesele çılgınca bir iş. FATİH ALTAYLI'YA 24 SAAT SÜRE Konuşmasında Fatih Altaylı'ya 24 saat içinde süre verdiğini açıklayan Baykal şöyle devam etti: Gazetenin genel yayın yönetmenini aradım, güçlükle ulaşabildim. Kendisine dedim ki, "Bu yaz seni de yatta Göcek'te tatil yapmaya davet ediyorum" dedim. Kendisi de 'Çok iyi olur' diye yanıtladı. Bir an tereddüt ettim. Şaka olarak mı algıladı dedim. Biraz daha devam ettim, 'yorgunluğu da atarız' dedim. Kendisi yine 'Vallahi çok iyi yaparsınız' dedi. Bu kez kendisine 'Ciddi ol nereden çıkardın bunu' dedim. Kendisi, 'Ben haberin arkasındayım. Ben gerekli bilgileri aldım bu böyledi". Ben de kendisine "Sana 24 saat süre veriyorum. Tekrar araştır bu doğruysa devam et. Ama bunu doğru olmadığını test edersen senden ricam var: gazetede aynı manşetten 'Baykal'dan özür diliyoruz' de dedim. Ama inanıyorsan devam et mahkemede hesaplaşırız diye ekledim... 'Peki' diye yanıt verdi. Ama bugün gazeteyi tekrar görünce tam bir hayal kırıklığına uğradım. Benim bunu yalanlamamı söylüyor. Sen kendi haberini sahipleniyor musun, yanlış yaptığını ifade ediyor musun? Gizli gizli benim hakkımda 'zevkine limon sıktık' haberi sürdürme anlayışı içinde olduğunu üzüntü içinde gördüm. Size çok net bir şekilde açıkça ifade etmek istiyorum: Ne benim ne benim ailemin yakınlarının, herhangi birisinin bırakınız Göcek limanındaki bu yata yönelik olarak, dünyanın herhangi bir limanınında herhangi bir yata tekneğe yönelik olarak bırakın satın almayı bir ilgi gösterdiğime dair hiç kimsenin bir haber yapamayacağına kesinlikle inanıyorum. Böyle bir girişim kesinlikle sözkonusu değildir. Haberde deniliyor ki, nakit parayı ödemişim. Nakit paramı ödemediğime göre sanki banka haricinde bir param varmış gibi ima ediliyor. TÜRKİYE'NİN DENİZ'E AÇILMASINDA FAYDA VAR Baykal konuşmasının bu bölümünde ise satır arasında çok ilginç bir mesaj verdi. Helal kazançla tekne satın alan insanlara diyecek bir şeyi olmadığını belirten CHP eski lideri 'Türkiye'nin denize açılmasında fayda var' diye konuştu. Baykal şöyle devam etti: Benim hayatımda hiçbir zaman 340 bin lira nakitim oldu. Böyle bir imkanım yoktur. Falan kişi aracılığıyla diyor, öyle bir kişiyi kesinlikle tanımıyorum. Ne vakaleten ne de özel sözlü yetkilendirmeyle harekete geçme konusunda bir girişimim olmamıştır. Bunlar deli saçması abuk sabuk laflar. Hiçbir gerçeği yoktur. Ben haberin arkasındayım ama diyerek o iddiayı sürdürmesini kesinlikle kabul etmiyorum. Bence yapmaları gereken tek iş kayıtsız şartsız özür dilemek olmalıdır. Herkesin yat sahibi olmak hakkıdır. Yat sahibi olanlara saygım var, çok doğaldır. Helal kazancıdır. Türkiye'nin denize açılmasında yarar var... Bu konulardaki girişimlerden mutluluk duyarım. BİR ÇAY ISMARLAYAN OLURSA... Baykal konuşmasını "Meclis'e tekrar geldik, orada bir çay ısmarlayan arkadaşımız olursa birlikte çay içebiliriz, kahve de olabilir" sözleriyle tamamladı. FATİH ALTAYLI GERİ ADIM ATMADI: HABER YÜZDE 100 DOĞRU Deniz Baykal'ın konuşmasının ardından Habertürk'te canlı yayına konuk olan Fatih Altaylı haberinin arkasında durdu. "Haber yüzde 100 doğrudur. Okurlarım müsterih olsun" dedi. Deniz Baykal'ın 340 bin dolara bir tekne satın aldığı iddialarını ilk olarak Fatih Altaylı dünkü köşe yazısında dile getirmişti. Deniz Baykal ise bugün haberi yalanladı ve Altaylı'dan özür ve düzeltme beklediğini aksi takdirde mahkemeye gideceğini söyledi. Altaylı ise Baykal'ın tekne aldığı iddiasından vazgeçmedi ve şunları söyledi: "Tekne yabancı bandıralı olduğu için yurtdışında kayıtlı ve bu kayıtları takip etmek mümkün değil. Baykal'ın tek güvencesi teknenin İngiterede bir vergi cenneti olan Jersey'e kayıtlı olması... Tekne şu anda Göcek'te Haldun Simavi'ye ait marinada duruyor. "Tekne yaklaşık bir hafta önce alınmış. Dün haber sızınca Deniz Beyk aileden (aracı aileden bahsediyor) birilerini arayıp 'Bu haber nasıl sızdı?' diye sormuş. Dün Deniz Bey'le de konuştuk. 'Seni tekneye davet etmek için aramıştım' deyince gerçek zannettim. Sonra 'haber yalan' dedi. Ben de 'yapmayın Deniz Bey' dedim. "Nurullah Gezgin'in teknesi bu. Aileye yakın birinden aldım haberi. Nurullah Bey'in vefatından sonra eşi kullanmıyor ve karaya çekiyorlar. Torunlarından biri bu sene suya indiriyor ve satışa çıkarıyor. Ben haberi öğrenince kalktım Göcek'e gittim. Tekneyi buldum, fotoğraflarını çektim. Marinadakiler de geçen hafta çok önemli birine satıldığını söylediler. Ama isimlerini söylemediler. Deniz Bey 'Almadım, o kadar param yok' dedi. Yapmasın artık, Antalyadaki arazilerinin fiyatlarını biliyoruz. Ayrıca 340 bin dolar da artık para değil. Tekne almak ayıp da değil. Bunun arkasında bir komplo aradılar herhalde. Tekneyi satanlardan da ses çıkmıyor. O zaman çıkıp biz bu tekneyi satmadık desinler. Marinaya gelerek inceleme yapanın Mehmet Tolay olduğunu biliyorum ben. Deniz Bey'in denize ne kadar düşkün olduğunu biliyoruz. Antalya'da Ege'de uzun uzun tatil yapar, Rodos'a yüzme sözü vardı. Bu basit bir haberdi... Belki adamın bir tekne hayali vardı... Belki de Deniz Bey bana son yazdıklarımdan kızgındır. Çünkü yaklaşık 13 aydır "CHP'nin başına Kılıçdaroğlu geçmeli" diye yazılar yazdım. Bundan sonra tekneye binemez. Büyük ihtimalle satacak. Şimdiye kadar benim çok haberim yalanladı, ama daha sonra yalanlamanın yalan olduğu ortaya çıktı. Biz alışkınız... [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
__________________
Asil İnsan İdare Eder, Aciz İnsan Şikayet Eder, Basit İnsan İftira Eder, Dürüst İnsan Sabreder... |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ÖnceVatan_58 Şuan
Son Aktivite: 15.07.2012 09:54
Üyelik Tarihi: 03.05.2008
Mesajlar: 3.605
Tecrübe Puanı: 1014
![]() ![]() |
Deniz Bey, o fotoğrafı çıkarıp bakmanın zamanı geldi!
Seçimler öncesi CHP'ye zarar vermemek için bildiğim birçok konuyu içime gömerek sustum, bundan sonra da bu parti ve liderine ilişkin hiçbir şey yazmayacağım. Çünkü bir faydası olacağına inanmıyorum. Ama bu konudaki son yazımda size bir tanıklığımı aktarmak zorundayım. Bunu bir borç olarak görüyorum: * *** Deniz Bey lütfen hatırlayın: 19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen'in evindeydik. Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum. Abdullah Gül Başbakandı, Tayyip Erdoğan'ın ise Meclis'e girme umudu kalmamıştı. Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan'ın "milletvekili olmadan başbakan olma" önerisini reddetmişti. Türkiye'nin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz "Tayyip Erdoğan başbakan olacak!" diye tutturdunuz. Sizi "Çok tehlikeli bir oyun bu!" diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız, "Hayır!" dediniz "İki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz.." Sizin bu iddianıza karşılık ben ne dedim: "Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan'ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var. Program Türkiye'yi ılımlı İslam cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasi hayatını bitirecek." İki ay dayanamaz iddianızı, "görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar." tezine oturttunuz. Ama bunların hepsi bahaneydi çünkü siz iki partili rejimin işinize yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz. Çünkü size ana muhalefet partisi lideri olmak ve soldaki rakiplerinizi yok etmek yetiyordu. Bu iş birliğini daha sonra da sürdürdünüz. O zaman ben sizin Tayyip Erdoğan'la seçim öncesinde Beylerbeyi'nde gizlice buluştuğunuzu ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum. Bu gecenin tanıkları var : Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, Bülent Tanla, Yaşar Nuri Öztürk. Belki bazıları sizden korkar ve tanıklık etmez ama bir kısmı da bu sözlerin doğru olduğunu açıklar. Yani tanıklar var. Ötekiler de söylemese bile içten içe bunun doğru olduğunu bilir. Siz de bilirsiniz. Tartışmanın sonunda dediniz ki : "Bu gece birbirimizin fotoğrafını çektik. İki ay sonra çıkarıp bakalım. Ama rötuş yapmadan.... .! Hangimiz haklı çıkmışız?" Şimdi, 2007 seçimlerinin ardından o fotoğrafı cebinizden çıkarıp bakın Deniz Bey. Ve düşünün; Meclis grubunda: "Erdoğan'ı başbakan yapıyor diyorlar. Evet yapıyorum. Var mı itirazı olan!" diye bas bas bağırmanıza değdi mi? Erdoğan'la Beylerbeyi'nde gizlice buluşmaya ve size oy veren milyonları hiçe sayarak gizli anlaşmalar yapmanıza değdi mi? (Deniz Bey, biliyorsunuz ki bu gizli buluşmanın da tanığı var.) Başbakan olmak, elbette Erdoğan'ın demokratik hakkıdır. Ama bunun için olağanüstü çaba harcamak CHP'nin birinci görevi değildir. Üstelik dokunulmazlık kaldırılmadan. Bir milletvekilinin mazbatasını iptal ettirip, Anayasa'yı değiştirip, grubu baskı altına alıp, Siirt seçimlerini es geçip Erdoğan'ı meclise sokmak ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş çabanın yüzde birini partiniz için verseydiniz sonuç bambaşka olurdu. Size o gün söylediğim gibi, Türkiye'nin kaderini değiştirdiniz. Deniz Bey; sözlerimde en ufak bir çarpıtma varsa çıkıp söyleyin. "Öyle değildi. Böyle konuşmadık." deyin. Genel Sekreterinizin ve en yakınlarınızın tanık olduğu bu konuşmayı inkâr edin. Ya da başınızı önünüze eğin ve tarihin hakkınızda vereceği yargıyı düşünün. Deniz Bey; çok ağır şeyler yazdığımın farkındayım. O akşamki tartışmaya kadar bir dostluğumuz vardı, bunları yazmak istemezdim. Ama hem duruma doğru teşhis koyamamanız, hem de aşırı derecede inatçı olma huyunuz yüzünden hepimizi tehlikeye attınız. Tayyip Erdoğan'ın yüzde 34 oyla meclisin üçte ikisini ele geçirmesinin manivelası oldunuz. Daha önce Refah Partisi'nin belediyeleri ele geçirmesi de sizin oyları bölmeniz sayesinde gerçekleşmişti. . Tayyip Erdoğan'ların ve yine çok yakın dostunuz olan Melih Gökçek'lerin en büyük şansı sizdiniz. CHP'nin ise en büyük şanssızlığı oldunuz. Bu ülkenin sola şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bütün uyarılarımıza rağmen partiyi sağa çekmekte, Kürtlerden, Alevilerden, solculardan ayırmakta ısrarlı oldunuz. Erdal İnönü, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Mehmet Moğultay, Seyfi Oktay, Celal Doğan ve daha birçok sosyal demokratla el ele tutuşup halkın karşısına çıkmanız gerekirken; eski MHP'l ileri, eski ANAP'lıları, idamla yargılanmış sağcı militanları parti vitrinine çıkarmakta ısrar ettiniz. Size defalarca "Bir şeyin aslı varken kopyasına kimse bakmaz!" dememize rağmen, sol politikaları değil, MHP çizgisini tercih ettiniz. Sağcıları ve sekreterinizi Meclis'e sokarken, İsmet Paşa'nın Avrupa Konseyi'nde komisyon başkanı olma başarısını gösteren torunu Gülsün Bilgehan'ı Meclis dışında bıraktınız. İnanın ki bunları yazarken samimi olarak üzülüyorum. Keşke haklı çıkmasaydım, keşke sizin tahminleriniz doğrulansaydı diyorum ama durum ortada. Yazık oldu Deniz Bey, hem size, hem partinize, hem de size inanan temiz yürekli sosyal demokratlara. Artık bundan sonra istifa etseniz de bir etmeseniz de. Bad-el harab-ül Basra ! Zülfü LİVANELİ İnsanın pes diyesi geliyor, demekki herşey danışıklı dövüşten ibaretmiş hayretler içinde kaldım. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() LaEdri Şuan
Üyelik Tarihi: 12.06.2006
Mesajlar: 6.011
Tecrübe Puanı: 1330
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kılıçdaroğlu'nun suyu çıktı.Nerede ne konuşacağını bilmeyen birisi oldu çıktı iyice.Medyanın pohpouyla bu kadar oluyor ancak!
Mazottan ÖTV almayacağım falan,çakma Cem uzan!
__________________
Hani o, babasına ve kavmine, “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti.(Enbiya-52) |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki Kullanıcılar LaEdri'e Teşekkür Ediyor... |
|
|
#6 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() sivaslıgenç Şuan
Son Aktivite: 21.03.2016 00:42
Üyelik Tarihi: 14.10.2007
Yaş: 34
Mesajlar: 2.527
Tecrübe Puanı: 928
![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Yiğido
![]() ![]() ozanberk2010 Şuan
Son Aktivite: 04.07.2011 01:06
Üyelik Tarihi: 15.02.2010
Mesajlar: 52
Tecrübe Puanı: 591
![]() |
Yav cidden sen öğretmenmisin,cidden ülkenin sosyo ekonomik yapısından işleyişinden haberin varmı,neler dönüyor neler kimlere peşkeş çekiliyor. türkiyede kullanılan mazotun %65 inin kaçak yollarlar girdiğini ve kaçak satıldığını biliyormusun. demekki %65 ülke ekonomisin cebinmden gidiyor.%65 kaçak önlendiği zaman değil ötv mazotta yarıyarıya iner.2 cisi ülkede hangi kurulşların,hangi toprakların %10 pahasına peşkeş çekilip satılıp alan kişilerin 2 ay sonra%500 lere varan fahiş fiyatlarla satıpta milyonlarca doları ceplerine indirdiklerini biliyormusun. ve bu cebe inen paralarla ülkeye halka neler yapılacağını düşünebiliyormusun. yok düşünemezsin çünküü doğruları söyleyen kişi senin zihniyetinde olmayan kişi.evet cem uzanın trilyonlarca serveti vardı, ama kılıçtaroğlunun verdiği mal beyanında 3 daire,1 araba,30 binlira borcu var. ve senin örneklemende bukadar olur. ama şunu diyuemiyorsun deme yüreğinde yok. 18 yaşında ki çocuğun gemileri var,ş,irketleri var,nice arazileri var. bunu söyleme cesareti neden göstermiyorsun.
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() aysima58 Şuan
Son Aktivite: 07.12.2015 01:23
Üyelik Tarihi: 19.03.2010
Mesajlar: 12.478
Tecrübe Puanı: 1830
![]() |
gerçek burakcım gerçek ama yerine gelende iyi biri değil açık konuşmak gerekirse hani derler ya gelen gideni aratır diye işte aratacak bak görürsünüz baykalıda chp yide sevmem ama baykalı özlüyceksiniz anacım.
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() LaEdri Şuan
Üyelik Tarihi: 12.06.2006
Mesajlar: 6.011
Tecrübe Puanı: 1330
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yok ciddi değil,espiri yapmıştım.Ve lütfen benden alıntı yapıp bir şeyler yazma.Yazdıkların havada kalır,cevap bulmayacak!
__________________
Hani o, babasına ve kavmine, “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti.(Enbiya-52) |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Yeni Yiğido
![]() KaraGözLü Şuan
Son Aktivite: 09.06.2010 13:50
Üyelik Tarihi: 05.05.2010
Mesajlar: 1
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Sahsim adina okadar cok sevindimkiii istifa etti edli icimde bi huzur mecvutkii en siz sorun ne ben söleyim..onun o musmulak suratini görmemek icin resmen haber saatinde televizyonlari kapatiyodum...=)
Konu Akif tarafından (09.06.2010 Saat 16:25 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Türkçe'de bulunmayan harflerin kullanımı ve okunaksız yazım. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 1 Misafir) | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| BÜLENT UYGUN İSTİFA ETTİ | altuntas58 | Spor Haberleri- Sivas Amatör Takımları - Diğer Sporlar | 11 | 05.10.2009 23:16 |
| Baykal Zara'yı Ziyaret Etti | Sivaslilar.Net | Anasayfa Haberler | 11 | 18.07.2009 12:13 |
| MEHMET ATALAY İSTİFA ETTİ | EyüphanAydın | Milli Takım | 0 | 01.12.2008 21:29 |
| Baykal darbeyi mi ima etti? | yakamozz | Dünya ve Türkiye'den Haberler | 5 | 15.09.2008 11:46 |
| Cvetkov Sivas'ı yaktı Uygun istifa etti | serkanka58 | Arşiv | 3 | 01.04.2008 13:19 |