|
|
|
|
#1 |
|
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() SAWAS Şuan
Son Aktivite: 01.10.2012 22:48
Üyelik Tarihi: 24.07.2008
Yaş: 49
Mesajlar: 301
Tecrübe Puanı: 679
![]() |
Gerçekten güzel bir vurgu.........
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() yiğidoturan Şuan
Son Aktivite: 28.07.2014 12:58
Üyelik Tarihi: 02.02.2008
Yaş: 58
Mesajlar: 4.222
Tecrübe Puanı: 1096
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
TEŞEKKÜR GÜZEL BİR KISSA ANLAYA
__________________
O SUÇU KABULLENİR İÇERİM AVUÇ AVUÇ |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Dilsad Hatun Şuan
Son Aktivite: 29.10.2010 20:09
Üyelik Tarihi: 27.12.2008
Mesajlar: 4.441
Tecrübe Puanı: 1139
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bu yaziyi biliyorum , cok guzel gerçekten anlayana çok mesaj veriyor ; Emegine saglik...
__________________
"ATAM IZINDEYIZ" 1453! |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() seva Şuan
Son Aktivite: 31.08.2010 20:51
Üyelik Tarihi: 04.02.2008
Yaş: 41
Mesajlar: 15.375
Tecrübe Puanı: 2226
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
OYUN BİTER
İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar; "Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi..." Berber çocuğa seslenir: "Ali, buraya gel!". Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, "bak şimdi" diye fısıldar ve bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot olduğu halde çocuğa sorar: "Hangisini istiyorsan alabilirsin?" Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır. Berber işadamına döner ve gülerek: "Gördün mü? Sana söylemiştim." der. Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar. Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir : - Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!" Allah'ın bile insanlar hakkındaki hükmünü, ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken. Biz kim oluyoruz da insanları birkaç kez görmek, iki-üç yazı okumak, birkaç dedikodu dinlemekle yargılama hakkına sahip olabiliyoruz! Dale Carnegie
__________________
Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] CANDA ÖZÜR OLMAZ... |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Yeni Yiğido
![]() derdest_58 Şuan
Son Aktivite: 01.04.2009 12:31
Üyelik Tarihi: 23.09.2008
Yaş: 46
Mesajlar: 12
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
teşekkürler emegine sağlık bende bir yazı paylaşmak istiyorum .begenmeniz dileğimle............Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak: "Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık". Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kur'an'ını okumaya koyulurdu.
Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban o zamanlar henüz genç sayıldığından şöyle bir uzandı mı en güzel elmayı şıp diye koparırdı. Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınkiyse bir çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de yavrusu değil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle okşarken : "Ver yavrum, derdi, gönder bakalım bu günkü kısmetimi." Ve bir elma düşerdi hiç nazlanmadan, yıllar boyu hiçbir gün aksamadan. Köylüler, uzaktan uzağa gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatıp yaşlı çobanın veli bir zât olduğunu söylerlerdi. Yaşlı adam, ağacın altında dinlenip namazını kıldığı bir gün, yine elmasını istedi. Ancak dallar dolu olmasına rağmen nedense birşey düşmemişti. Sonra bir daha, bir daha tekrarladı isteğini. Beklediği şey bir türlü gelmiyordu. Gözyaşları, yeni doğmuş kuzuların tüylerini andıran beyaz sakalını ıslatırken, ağacın altından uzaklaşıp koyunların arasına attı kendini. Yavrusu, meyve verdiği günden bu yana ilk defa reddediyordu onu. İhtiyar çobanın beli her zamankinden fazla bükülmüş, güçsüz bacakları da vücudunu taşıyamaz olmuştu. Hayvanlarını usulca toplayıp köye doğru yöneldiğinde, aşağıdaki caminin her zamankinde daha nurlu minarelerinden yankılanan ezan sesiyle irkildi birden. Yeniden doğmuştu sanki çoban. Birşey hatırlamıştı. Çocuklar gibi sevinerek ağacın yanına koştu ve ona şefkatle sarılırken : "Canım" dedi, hıçkırıp ağlayarak. "Benim güzel evladım, mis kokulum. Şu unutkan ihtiyarı üzmeden önce neden söylemedin,bu günün ramazanın ilk günü oldugunu. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ayparcam Şuan
Son Aktivite: 10.10.2011 13:00
Üyelik Tarihi: 24.07.2008
Mesajlar: 761
Tecrübe Puanı: 725
![]() |
Emeginize saglik bu konuyu bikez daha okumustum bu forumda tekrar hatirlatmis oldugunuz ALLAH razi olsun
__________________
KENDINI HAK ILE MESGUL ETMEZSEN,BATIL SENI ISGAL EDER
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() altuntas58 Şuan
Son Aktivite: 11.10.2012 20:24
Üyelik Tarihi: 29.08.2006
Yaş: 72
Mesajlar: 38.469
Tecrübe Puanı: 4576
![]() |
Benim güzel evladım, mis kokulum. Şu unutkan ihtiyarı üzmeden önce neden söylemedin,bu günün ramazanın ilk günü oldugunu.
Bu güzel hikayeyi bizlerle paylaştığınız için teşekkürler
__________________
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() seva Şuan
Son Aktivite: 31.08.2010 20:51
Üyelik Tarihi: 04.02.2008
Yaş: 41
Mesajlar: 15.375
Tecrübe Puanı: 2226
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
O Bir Karga..
80'ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen -45 yaşında ve saygın bir işi olan- oğlu salonda oturuyorlardı. Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti. O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Yaşlı baba kargaya gülümseyerek biraz baktıktan sonra oğluna sordu: 'Bu ne oğlum?' Oğlu şaşkın, cevapladı: 'o bir karga baba.' Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: 'Bu ne oğlum?' Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı: 'Baba, o bir karga' Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu: 'Bu ne?' Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü: 'O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?' Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti: 'Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?' Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu. Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi. 'Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu. 23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim. Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu.' 'Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara 'öf' bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.' (İsra, 23)
__________________
Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] CANDA ÖZÜR OLMAZ... |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() seva Şuan
Son Aktivite: 31.08.2010 20:51
Üyelik Tarihi: 04.02.2008
Yaş: 41
Mesajlar: 15.375
Tecrübe Puanı: 2226
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Duvarı Aşamıyorsan Bir Kapı Aç!..
Genç Macar Sanatçı Arpad Sebesy multimilyoner Elmer Kelen in portresini yapmak için görevlendirilmişti. Görev özellikle zordu, çünkü Kelen sadece üç kısa poz vermeye razı olmuştu. Sonuçta, Sebesy portrenin çoğunu ezberden yapmak zorunda kalmıştı. Kısıtlamalara rağmen, Sebesy portrenin Kelen e yeterince benzediği görüşündeydi. Ancak, Kelen ayni fikirde değildi. Kibirli milyoner resmin kendisine benzemediğini öne sürerek portrenin parasını ödemeyi reddetti. Genç ressam resmini yapabilmek için saatlerce titizlikle çalışmıştı, ve birdenbire bunu gösterecek hiçbir şeyi olmadığını fark etti. Milyoner stüdyodan ayrılırken, sanatçı bir ricada bulundu, " Portreyi size benzemediği için reddettiğiniz belirten bir mektup yazabilir misiniz?" Kelen bu kadar kolay kurtulduğuna sevinerek razı oldu. Aylar sonra, Macar Sanatçıları Derneği, Budapeşte Güzel Sanatlar Galerisinde sergi açtı. Kelen in telefonu çalmaya başladı. Biraz sonra galeriye geldiğinde Sebesy'nin yaptığı portresinin, üzerinde "Bir Hırsızın Portresi" etiketiyle teshir edildiğini gördü. Mağrur milyoner resmin indirilmesini istedi. Müdür reddedince, Kelen resim kendisini topluma alay konusu edeceği için dava açmakla tehdit etti. Bunun üzerine müdür Kelen in resmin kendisine benzemediği için almayı reddettiğini belirten imzalı mektubunu çıkardı. Milyoner artık resmin parasını ödeyip almaktan başka çare kalmadığını anlamıştı. Genç sanatçı sadece son gülen olmakla kalmamış, ayni zamanda güçlüğü karlı bir alışverişe dönüşmüştü. Çünkü milyoner resmi almağa kalktığında fiyatının eskisinden on kat daha fazla olduğunu görmüştü. Dr. Charles C. Lever
__________________
Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] CANDA ÖZÜR OLMAZ... |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Yeni Yiğido
![]() berlin24 Şuan
Son Aktivite: 18.01.2010 19:34
Üyelik Tarihi: 02.11.2008
Mesajlar: 6
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Zamanın birinde bir gül varmış. Bu gül öyle güzelmişki hiç kimseler koparmaya kıyamıyormuş. Zamanın bir gününde bu gül suya aşık olmuş. Ama ne aşk. Suyun hiç beklemediği bir anda gül suya SENİ ÇOK SEVİYORUM... demiş. Su gayri ihtiyari karşılık vermiş. BENDE SENİ ÇOK SEVİYORUM. Artık gülün keyfine diyecek yokmuş. Öyle güzel bir kokular yayıyormuş ki etrafına yanındaki diğer çiçekler kıskanıyormuş. Günlerden bir gün GÜL suya yine SENİ ÇOK SEVİYORUM demiş. Su buna karşılık vermemiş. GÜL önemsememiş. ve yine etrafına çok güzel kokular saçıyormuş. Yine bir gün GÜL Suya SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM demiş. Su yine karşılık vermemiş. Bunun üzerine gül hastalanmış ve yatağa düşmüş. Su hemen bir doktor çağırmış. Doktor gelmiş ve gülü hemen muayene etmiş ve gülün yanından ayrılmış. Su hemen doktorun yanına gitmiş ve Gülümün neyi var diye sormuş ... Doktor: Gülün birşeyi yok hasta falan değil demiş. Bunun üzerine su: peki neden yatıyor demiş. DOKTOR suya bakmış ve demişki: GÜL SUYA Hasret kalmış demiş. Bunun üzerine su haaaaa demiş. Demekki aşk karşılıksız sevgisiz ve saygısız olmuyormuş demiş ama iş tabiki işten geçmiş. GÜL için yapacak bir şey yokmuş....
__________________
:DDünü Unut...Yarını Boşver...Gününü Gün Olduğu için yaşa...:D |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 1 Misafir) | |
|
|