|
|||||||
| SİTE ANA SAYFA | Galeri | Kayıt ol | Yardım | Ajanda | Oyunlar | Bugünki Mesajlar | Arama |
| Arşiv Güncelliğini Yitirmiş Konular |

![]() |
|
|
Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#11 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() kasparix Şuan
Son Aktivite: 01.07.2011 17:53
Üyelik Tarihi: 19.04.2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.196
Tecrübe Puanı: 773
![]() |
HER BİLDİĞİN HAK OLSUN HER HAKKI HER YERDE VE OLMAYAN ZAMNDA SÖYLEMEK HAKKIN DEĞİLDİR HAKKIMIZ DEĞİLDİR ABİRCAN BÜYÜĞÜM İŞDE BEDELLER HEP BNDAN ÖDENMİŞDİR YANLŞ ZAMAN VE MEKAN...
|
|
|
|
|
|
#12 | |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Pusula_58 Şuan
Son Aktivite: 28.08.2013 15:51
Üyelik Tarihi: 19.05.2008
Mesajlar: 1.304
Tecrübe Puanı: 802
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
Ne yaparsak yapalım kuş beyinlilerde anlayacak birgün gerçeği. Her kim bu ülke için suç işlemişse suçlu suçlu ise adam kayırmadan torpil olmadan cezasını elbetteki çeksin.Rotası güneyi kuzeyi pusulası yok bunun,Ancak birşey kesinleşmeden insanları suçluymuş gibi göstermek,yargısız infaz etmemekten bahsettim ben.Biz kimiz siz kimsinizde öyle bir ayrım yaptın onuda anlamış değilim.Herkimki Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Atatürk devrim, ilkelerine bağlıysa demokratik anayasal hukuk devletine saygılıysa beni o kategoride görebilirsin,siz farklıysanız eğer ondan siz,biz diyorsanız bilemiyorum.Demokrasi sadece bir taraf için lazım olan şey değildir,demokrasi tüm insanlar içindir. |
|
|
|
|
|
|
#13 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() kasparix Şuan
Son Aktivite: 01.07.2011 17:53
Üyelik Tarihi: 19.04.2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.196
Tecrübe Puanı: 773
![]() |
DARBEDER MEDYAYI TANIMAK İSTİYOR MUSUNUZ?
Kullandıkları sözcüklere dikkat edin! Artık demokrasinin de bir medyası var bu ülkede. Artık darbe istemiyor çünkü bu ülke." Ahmet Altan'dan müthiş bir yazı daha.. Her darbenin bir medyaya ihtiyacı vardır. Darbe silahsız olur ama medyasız olmaz. Çünkü darbelerin altyapısını medya hazırlar, ülkeyi “korkunç” bir tehlikeyle karşı karşıya olduğuna ikna etmek, insanlarda “biri gelsin bizi kurtarsın” duygusu yaratmak medyanın görevidir. Bu ülke yıllarca “komünizm” tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna nasıl inandı? Türkiye’de komünist bir sistemin kurulmasının ne imkânı ne ihtimali vardı. İşçi sınıfı bile yoktu o zamanlarda. Gencecik çocukların hiçbir sosyal temeli, hiçbir toplumsal tabanı olmayan hareketleri bu ülkeye büyük komünist ayaklanması diye nasıl yutturuldu? 12 Mart’ta ihtiraslı generallerin kendi aralarındaki iktidar mücadelesini, bu halk nasıl oldu da “komünist devrimin” önlenmesi olarak kabul etti? Bu insanlar ne olduğunu bile bilmedikleri komünizmin bir “öcü”, ordunun da tek kurtarıcı olduğuna nasıl inandı? Medya sayesinde inandı. Darbe yandaşı medyanın birinci görevi bir “korku” yaratmaktır. Ortada toplumsal bir “korku” olmadan darbe olmaz çünkü. Darbe, bir korkunun üzerine inşa edilir. Eğer vaktiniz varsa gidin bir kütüphaneye bizim gazeteleri bir tarayın. Nasıl bir dehşet duygusu yarattıklarını göreceksiniz. Darbeciler de kendilerine bağlı “Ergenekon”larla bu dehşetin yaratılmasına yardımcı olacak eylemleri ateşlerler. 12 Eylül’de yakalanan bir tabancanın sabahleyin bir solcuyu, öğleden sonra bir sağcıyı vurmuş olduğunun ortaya çıktığını hiç unutmayın. Bir Ergenekon varsa mutlaka bir de medyası vardır. Ergenekonların beslediği dehşeti halka çarpıtarak sunacak bir medya olmasa, o dehşet eylemleri ne işe arar? Medya o terörü apaçık yazsa Ergenekonlar teröre mi bulaşabilir? Ne yazık ki darbeler her zaman kendilerine yandaş medya bulurlar. Çünkü darbeler çok para dağıtırlar. Hiç kimse onları denetleyemediği, kimse onlara hesap soramadığı için darbeciler yandaş medyayı paraya boğarlar. 28 Şubat’ın en büyük banka soygunlarının gerçekleştiği dönem olduğunu her zaman aklımızda tutmalıyız. Darbeci medyanın ne beklediğini anlayabilmek için o dönemi iyi bir incelemek gerekir. Bugün de Ergenekon’un ve darbenin bir medyası var. Dehşet yaratmak için programlanmış bir silahlı çeteyi “vatansever” grup, darbecileri “ülkeyi kurtarmak isteyen insanlar” olarak göstermeye çalışan bir medya. O medyada “darbe” sözcüğüne pek rastlamazsınız. Eğer rastlarsanız, “aslında böyle bir darbe tehlikesinin olmadığını” anlatan satırlarda rastlarsınız. Organize bir eylemin sonucu öldürüldüğü, jandarma istihbaratının cinayeti çok önceden bildiği anlaşılan Hrant Dink cinayeti onlar için “birkaç serseri çocuğun” işidir. Buna inandırmak için çok uğraşırlar. Darbeleri, çete cinayetlerini perdelemeye çabalarlar. Ve, “tehlikeyi” abartırlar. Laiklik tehlikededir. Kadınlarımızın başlarını bağlamak için gelmektedirler. İçki yasaklanıyordur. Avrupa Birliği, Türkiye’de “İslami bir cumhuriyet” kurmak için kıvranmaktadır. “Cahil” halk irticayı desteklemektedir. Türkiye’yi “irticadan” kurtarmak için ne halktan ne Avrupa’dan bir ümit vardır. Ve, Türkiye kurtarılmalıdır. Bu şartlarda sizce “kurtarıcı” olarak kimi göstermektedir bu gazetelerle televizyonlar? Adres bellidir. Daha önce onları paraya boğan bir adres. “Darbeci paşaların” gözaltına alınması, Ergenekon çetesinin yakalanması onlar için hüzün verici olaylardır. Bütün bu gözaltıları, soruşturmaları, “Türkiye’yi kurtarmaya uğraşanları sindirecek” operasyonlar olarak sunarlar okuyucularına. Paşaların darbe hazırladığını ortaya koyan günlükler “unutulmalıdır”, çetenin işlediği cinayetler, attığı bombalar konuşulmamalıdır. Televizyonlara bakın. Gazeteleri okuyun. Kullandıkları sözcüklere dikkat edin. Darbe medyasını göreceksiniz. O medyada çalışan çok dürüst insanlar da var ama oralarda “psikolojik savaş” elemanı olan yazarlar ve yöneticiler de var. Ama bu sefer beceremeyecekler. Bütün bu gelişmeler, onların beceremeyeceğinin işareti. Demokrasinin tehlikede olmasına hiç aldırmayan bu medya şimdi şaşkınlıkla bu ülkede “demokrasi” isteyen insanlar olduğunu görüyor. Ve, komik bir şekilde yüksek tirajlarına rağmen marjinalleşiyorlar. Çünkü artık darbenin ve Ergenekon’un bir medyası olduğu gibi... Demokrasinin de bir medyası var bu ülkede. Onları öfkeden çıldırtan da bu. Ama onları öfkelendiren, halkı sevindiriyor. Artık darbe istemiyor çünkü bu ülke. AHMET ALTAN |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Pusula_58 Şuan
Son Aktivite: 28.08.2013 15:51
Üyelik Tarihi: 19.05.2008
Mesajlar: 1.304
Tecrübe Puanı: 802
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ne çektiyse bu ülke darbelerden çekti,adı üzerinde "DARBE" çok itici bir kelime.
Söylendiğimiz zaman hep "öyle bir darbe yedimki" deriz. Klasik bir söylem ama her darbe o ülkeyi her yönden 10-20 sene geri götürür derler.Ancak burada darbeyi öcü gibi gösterirken, şiddetle darbeye karşı çıkanlar istemeyenler darbeyi cici görmeye başlamış olabilir.İşte işi o noktaya getirmemek gerekir. TSK'ne verilmiş bir görev var,nedir o? T.C. Laik demokratik Anayasal düzeni ve Atatürk Devrim- kanunları Ülke bütünlüğü tehlikeye girdiği an ordu görevini yapar der. İşte durumu bu noktaya getirmemek gerekir,ben şuna inanıyorumki halkın büyük çoğunluğu asla darbeye karşıdır, istemezde işte halka o öcü gibi görünen şeyi cici görünüme dönüştürmekten uzaklaşmalıyız. Onun içinde birey veya toplum olarak bile bile ladesten kaçınmalıyız. |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() seva Şuan
Son Aktivite: 31.08.2010 21:51
Üyelik Tarihi: 04.02.2008
Yaş: 41
Mesajlar: 15.375
Tecrübe Puanı: 2221
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sivas’ karanlık güçlerin işi; ‘müslüman’ların değil!
*Pazarları, okuyucu yazışmalarından derlemelere ayrılan bir ‘Hasbihal’e daha, selâmla.. -M. Akkurt yazıyor: ‘Sivas- Madımak Faciası’, 15. yıldönümü dolayısiyle, bu yıl daha bir tuhaf anıldı.. Hattâ bazı ‘anma’larda, Ergenekon Dosyası gereği gözaltına alınanlara destek verildiği bile gözlendi.. Yani, birileri her vesileyle ortalığı bulandırmaya çalışıyor.. Ben o günkü protesto hareketlerinin içinde, Cuma namazından sonra ve akşam 5’e kadar vardım, sonra işyerime gittim.. O protestoya bugün olsa, yine katılırım.. çünkü bu bir tepki vermek hakkıdır.. Binlerce polis ve askerin kontrol ettiği ve saatlerce süren bir protestodan sonra, akşam karanlığında, Madımak Oteli’nde yangın çıktığı açıklandı.. O zaman, ‘Bu işin içinde bir şeyler var..’ dedim. Ben o zaman, hadise mahallini uzaktan temaşa etmek için bile yaklaşmaktan çekindim, oyun içinde oyun olabileceğini düşünerek.. Ama, sonra o günkü protestocular arasından beni de filmlerden teşhis etmişler, aylarca içerde kaldım.. Ama, o gün de bu gün de inancım odur ki, Müslüman, hattâ kendisini öldürmeye kalkışan düşmanını bile bilerek ateşte yakamaz.. Böyleyken, o yangın bir kundaklama ise, bunu İslâm’a mal etmek, en büyük zulümlerdendir.. O otelin altında bir kebab dükkanı var, buna takıyorlar şimdi de.. Yahu, ben orayı 30 yıldır bilirim, o kebabçı dükkanı orada hep vardı.. Müslüman halkın ‘kutsal’ıyla alay edenler, ayrı kutsallar icad etmeye çalışıyorlar, anlaşılan.. İlginç olan, ‘Sivas Faciası’na tepki diye, Erzincan’ın Başbağlar köyü’nde 33 insanın, vahşice katledilmesinin hatırlanması bile gericilik sayılıyor olmalı ki, kimse değinemiyor..’ *SEç: O cinayette, hedef müslümanların suçlanması olduğundan, o iddia devam edecektir. Halbuki, hadisenin karanlık yönleri hâlâ da örtülü.. Başbakan Tansu çiller, hadiseden 2-3 saat sonra, otelin, bizzat borç içindeki sahibi tarafından ve sigorta primi almak için ateşe verildiğini bile iddia etmişti, ama, sonra o beyan geri çekildi.. Şimdi, Muhsin Yazıcıoğlu, ilginç iddialarda bulunuyor.. Keza, Prof. Tâhir Hatiboğlu da, ‘ölenlerden iki kişinin MİT ajanı olduğunu bir rektörün kendisine söylediğini’ açıkladı.. Daha da önemlisi, o hadisenin içinde bulunan ve SHP (CHP) m. vekili bağlamacı ârif Sağ da, ‘Aykırı Bağlama’ adıyla yayınladığı kitabında, ‘kareli gömlekli bir sivilin o akşam karanlığında oraya gelip bir subayla konuştuğunu, subayın ona selam durduğunu ve kısa süre sonra da yangının çıktığını, o kişinin kim olduğunun açıklanması gerektiğini’ yazdı, ama, kimse oralı olmadı. Kaldı ki, (müteveffâ) Aziz Nesin bile, kendisini kurtaran itfaiye erinin, ‘bütün bunlar senin yüzünden..’ diye kendisine hışımlı davrandığını yazmıştı.. Bu anlaşılabilir bir tepkidir. Ama, daha fazlası, müslümanlara nasıl atfedilebilir? Ama, o iş müslümanların üzerine yıkılmalıydı. ‘Başbağlar Faciası’na gelince.. O facia, kendilerini ‘aydın’ diye niteleyenler için, hiç mi hiç önemli değildir. Onların ‘insan’a bakışı, işte o kadardır. Oktay Kurtbay yazıyor: ‘PKK’nın yeni kozu, imamlar...’ vs.. *SEç: ‘Taife-i laicus’ ve onların Y.N. gibi ilâhiyatçı amigoları da, kendi rejimleri için müslümanların inançlarını kullanmıyorlar mı? İslâm’ı irtica diye düşman gösteren güç odakları da, ‘Din bize lâzım’ diye, asıl din istismarı yapmıyorlar mı? Yani, PKK yalnız değil.. -Alper Ayhan yazıyor: ‘Necîs /pis bir yerde Kur’an okunabilir, tefsir çalışması yapılabilir mi? İslâmoğlu’nun tefsir çalışmalarının sonuncusu için seçilen o mekân münasib miydi, sizce..’ *SEç: Maddî temizliğe mutlaka dikkat edilmiş olmalıdır.. önceden mübtezel proğramlar yapıldığı gerekçesiyle o mekanın mânen necîs olduğunu söylüyorsanız, o mekanın bu vesileyle temizlendiğini de söyleyemez misiniz? -Esra Sarıoğlu yazıyor: ‘STV'nin internet sayfasında, iki hafta önce, bir tv. proğramında İmam Khomeynî ve M. Kemal konusundaki sözleriyle tartışma konusu olan ve sizin de yazdığınız gibi, bir-iki cümle dışında çok güzel izahlar da yapan kardeşlerimizden Kevser çakır için yıpratıcı yazılara yazıldı.. Bu gibi yıpratma çabalarından meded umanlar nerelerden besleniyor?’ -Rânâ Yıldız Samsun’dan yazıyor: ‘2 Temmuz yazınızda, ‘Dâr-ul’Harb /Dâr-ul’İslâm’ mes’elesine değinmiştiniz.. Konuya bir de ’Dâr-uz’Zulm’ (Zulüm Evi- yurdu) açısından da bakmakta fayda yok mu dersiniz? çünkü bugüne kadar yapılan tartışmalarda bu konu, sadece o klasik çerçeve içinde ele alınınca, ihtilafları daha da büyüttü..’ M. Mus’ab (tevhidhaber.com’da) yazıyor: ‘Em. Org. Hurşit Tolon gözaltına alınırken, ‘Ben generalim, bana dokunamazsınız..’ demiş.. Generallerin ve darbecilerin saltanat kurduğu bir ülkede, o hükmetme duygusundan, emekli olduktan sonra bile kurtulamaması, gayet normal..’ SEç: Evet, dokunulamaz sanılanlara dokunulmaya başlanması bile bir güzel gelişmedir..’ -Yasin Yasin (haksoz.net’te) yazıyor: ‘Tamam, darbeciler karşısında sessiz kalmayalım, ama, birtakım cinsî sapıklar da darbe karşıtı gösteri yaparlarsa o zaman, n’aparız ve katılmazsak, darbecilere dolaylı destek vermek durumuna düşmez miyiz?’ SEç: Sizin inisiyatifinizde yapılan bir protesto eyleminde, başkaları da kendi kimliklerini meydana çıkarmak isterlerse, ona müsaade etmemek elinizdedir. önemli olan, inisiyatifi başkasına kaptırmamak ve müstekreh kimliklilerle bir arada olmaktan da uzak durmaktır. -Dr. Roj (Haksoz.net’te )yazıyor: ‘Bir halk kendi halini değiştirmedikçe, Allah onun durumunu değiştirmez.’ (Ra’d,11), genel değişim kanununa işaret etmektedir. Ancak şu sorular da önemli.. Geçen sene, e-muhtıra veren askerî ricale n’oldu ki, şimdi orgenerallerin soruşturmasına izin veriyor.. Bunda Hükumet’in ve de AB ve ABD’nin etkisi nedir?’ SEç: Hükûmet’in etkisi psikolojik destek mahiyetindedir olabilir. Dış etki? Ters de tepebilir. -İsmail Ersöz yazıyor: ‘Geçen haftaki bir yazınızda Şiî-Sünnî mes’elesine değinip geçtiniz..’ SEç: O yazıdaki hedef, o konuya değinmek değil, ‘sadece benim dediğim doğrudur mantığıyla hareket edilmesinin ortaya çıkardığı yanlışlıklar’ı anlatmaktı.. Tevhîd inancında ve Nübuvvet konusunda ihtilafımız olmayan insanlarla, diğer konularda farklılıklar olsa bile, karşılıklı anlayış ve saygı içinde konuşmaktan da kaçınılmamalıdır.. -Yûsuf Qaidî (haksoz.net’te) yazıyor: 'İhtilaf, furû'da ise, eyvallah.. Ama, temel konulardaki ihtilafı mâzur göremeyiz.. Amelî noktalardaki ihtilaf aşılabilir, ama, itiqadî ihtilaflardır asıl mes’ele.. Allah bizi müslüman olarak isimlendirmişken, öteki isimlendirmelere ne gerek var?’ Selahaddin Çakırgil
__________________
Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] CANDA ÖZÜR OLMAZ... |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 1 Misafir) | |
|
|