Forum - Ana Sayfa Takvim S?k Sorulan Sorular Arama

Zurück   Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar > Arşiv
SİTE ANA SAYFA Galeri Kayıt ol Yardım Ajanda Oyunlar Bugünki Mesajlar

Arşiv Güncelliğini Yitirmiş Konular



Son 15 Mesaj : Atatürk'ün Çocukluğu'na Ait Hikayeler           »          Şehzade Osman           »          Hatıra defteri           »          Antilop İle Akrebin Dostluğu           »          Karagöz İle Hacivat Konuşmaları 2           »          Sitemizin Ozanları           »          SEVDİM İŞTE....           »          NEFRET ETTİM İŞTE!!!!!           »          AFORİZMALAR (SAÇMALAMLAR)-1           »          SEÇKİNLER/SEÇİLMİŞLER DÜNYASI           »          Hatalarımızdan Dersler Alabilmek Ümidiyle.           »          Araf Suresi 172-173. Ayetler.( Ben Sizin Rabbiniz Değil Miyim)           »          İnancımızı Kullananların Artık Tuzağına Düşmeyelim.           »          ULAŞ-Yapalı           »          TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR PAYLAŞIMAZ
Konu Kapatılmıştır
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 08.02.2008, 18:01   #81
abircan
Usta Yiğido
 
abircan - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
abircan Şuan abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 21.01.2015 10:55

Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 3.258
Tecrübe Puanı: 1077 abircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISI
Standart --->: MÜSLÜMAN KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR

Alıntı:
abircan Nickli Üyeden Al?nt? Mesajı Göster
lütfen moddan rica ediyorum , anlamsız yere sürüklenen bu ve benzeri başlıkları kapatalım sorumluluk bende kalmasın, kimsenin inancını sorgulayacak , tartacak, değerlendirecek haddi kendimde görmüyorum görmem, arkadaşlarımın inancını yaşayışını rencide etmek zedelemek gibi bir niyetim asla yok olamaz, dinin değerlerine karşı kusur etmek benim işim değil olamaz, herkes bildiğini inandığı gibi yaşamak yaymak zorunda hisseder bu normaldir, ama benim açtığım bu konunun her yaştan her eğitimden her sosyal düzeyden insanın orasından burasından tartışmak hem bana hem diğer görüş fikir , inanç sahibi arkadaşlarıma haksızlık olur,
bu sebeple rica ediyorum kilitleyin

abircan;231906]lütfen moddan rica ediyorum , anlamsız yere sürüklenen bu ve benzeri başlıkları kapatalım sorumluluk bende kalmasın, kimsenin inancını sorgulayacak , tartacak, değerlendirecek haddi kendimde görmüyorum görmem, arkadaşlarımın inancını yaşayışını rencide etmek zedelemek gibi bir niyetim asla yok olamaz, dinin değerlerine karşı kusur etmek benim işim değil olamaz, herkes bildiğini inandığı gibi yaşamak yaymak zorunda hisseder bu normaldir, ama benim açtığım bu konunun her yaştan her eğitimden her sosyal düzeyden insanın orasından burasından tartışmak hem bana hem diğer görüş fikir , inanç sahibi arkadaşlarıma haksızlık olur,
bu sebeple rica ediyorum kilitleyin
__________________
zaman kısa, dünya herkese yeter, mühim olan insanlık
KANIMIZIN KIRMIZISI ALNIMIZIN AKIYLA SİVASSPORLUYUZ
abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif
Alt 08.02.2008, 18:02   #82
Efe Cemil Şeker
Yiğido
 
Efe Cemil Şeker - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Efe Cemil Şeker Şuan Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 09.10.2009 13:25

Üyelik Tarihi: 11.12.2007
Yaş: 46
Mesajlar: 120
Tecrübe Puanı: 673 Efe Cemil Şeker FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart --->: MÜSLÜMAN KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR

Sibel Eraslan

Notunuzu kırmayacağız: 100

Çarşamba günü Meclis’te görüşülen mesele; “TüRBAN” değildi aslında. Oylanan da kız çocuklarının üniversitelere girip giremeyeceği konusu değil...
Oylanan, halkın bizzat kendisi...
Onların nazarında bir kendileri var, bir de halk. Onlar hep bağda oturacaklar, ırgatlarsa yağma yok hep dağda... Kariyer üçgeninin tepe noktasını kimseyle paylaşmak istemiyorlar. Matematik hesabıyla üçgenin taban uzunluğuna denk onlara göre “halk” kavramı. “Türban!” falan dediklerine bakmayın, aslında üçgenleri sarsılıyor.
YöK üyeleri ve CHP başta olmak üzere yasak taraftarları, kendi malları ve mülkleri olarak gördükleri, gaspettikleri alanları, halka kapatma mücadelesinin son raundunu oynuyorlar...
Ne diyor Akdeniz üniversitesi Rektörü? Şayet başıörtülü kız çocukları üniversiteler-in-e girmeye kalkarsa, kapıları kilitlerlermiş... üniversiteye değil! Dikkatinizi çekerim, “üniversitelerine”... Yani bu şaşkın insanlarda şöyle bir zihniyet var: Maaşımızı ödeyen, içinde ders verdiğimiz binanın tuğlasından harcına, müstahdeminden kullanılan tebeşirine kadar parasını cebinden çıkaran millet, bu okullara giremez... Peki kim verdi size oranın tapusunu, anahtarlarını? Babanızdan kalma bir tarladan, aile çiftliğinden, mirastan mı bahsediyorsunuz? Hayır! Peki niçin millete ait bir kamu malını pişkin bir şirretlikle gaspediyorsunuz? Zaten millete ait olan bir kamu imkanını neye dayanarak işgal ediyorsunuz, ne hakla kapılarını kilitleyip, içeri adam sokmayacağız diyorsunuz?
Atatürkçülük, çağdaşlık ve ilericilik gibi cümlelerle örtülenen aşikar bir gasp, açık bir işgalle karşı karşıyayız. Bugün 113 red oyuyla karşımıza çıkan millete rağmen devlet anlayışı, ayrıcalıklı azınlıkların son çırpınışıdır, çağdaşlık ve laiklik değil dertleri... Onların nazarında bir Sahipler var, bir de Teba... Teba, gece gündüz çalışarak ancak bir lokma bir hırka hizasında hayatını idame ettirirken, onlar bu alınterinin üzerinden ahkam kesecekler. Yani anlayacağınız onları asıl küplere bindiren şey: Yorgan kavgasıdır...
Allahaşkına laiklik bu işe mi yarıyor? Eğer okumak isterlerse, okulların kapılarını suratlarına kilitleriz içeri giremezler... Başka? Şayet her şeye rağmen yine de girerlerse, notlarını kırarız... Breh! Breh! Demek laiklik bu imiş... Demek Cumhuriyet bu imiş!
Bir de laiklik ve cumhuriyetin çöktüğünden şikâyet ediyorlar. Kapı kilitleyici ve not kırıcı profesörlerle korunacaksa laiklik ve cumhuriyet, durumları cidden vahim... Bu nasıl cumhuriyetse, cumhurun içeri sokulmadığı... Bu nasıl laiklikse, kippa girer ama örtü giremez şeklinde... Tam bir trajedi yaşanıyor. Bu aksi ve nefretli halleriyle kendi inandıkları sistemi çökertiyorlar. Yani insanlar sizin bu üstenci ve eli sopalı hallerinizden gına getirdi artık. Kurduğunuz Ağalık ve Aylaklık sistemine hangi sevimli ya da yüce ismi verirseniz veriniz, miadınız doldu... Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış misali, halk dediklerinizden daha ne zamana kadar kaçıracaksınız sahibi oldukları hakkı?
Tam bir traji-komedi!
Nur Serter, “şımarıklaştılar” diyor. Eğitim hakkı ne zamandan beri şımarıklık oluyor? Asıl, temel insan hak ve özgürlüklerini gaspetmek değil midir şımarıklık? “Astarını verdik, yüzünü de istiyor” der eski insanlar. Tam bu hesap! Yüz istiyorlar...
Al sana 100!
Söz veriyoruz ki; kendilerinin notlarını hiçbir zaman kırmayacağız. Cumhuriyetimizi kapı kilitleme ve not kırma buluşları ile çökertme konusunda 100 üzerinden yıldızlı 100 veriyoruz kendilerine. Şaşkınlıktan, halk düşmanlığından, acizlikten, sersemlikten, komiklikten de 100 aldılar. Yıldızlı 100’ün yanı sıra, “Şımarıklık” konusunda sınıf birinciliğini de Sayın Serter’e takdim ediyoruz..
__________________
Ne Anlattığınız Değil,Karşınızdakinin Ne Anladığı Önemlidir.
Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif
Alt 08.02.2008, 18:03   #83
abircan
Usta Yiğido
 
abircan - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
abircan Şuan abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 21.01.2015 10:55

Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 3.258
Tecrübe Puanı: 1077 abircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISI
Standart --->: MÜSLÜMAN KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR

yukarıdaki mesajımı moderatörede ilettim , lütfen buraya daha yazmayın , dilediğiniz bir başlığa veya açtığınız bir başlığa yazın,
işten çıkıyorum pazartesi sabah görüşmek üzere hemşerilerime iyi akşamlar , iyi hafta sonları diliyorum
__________________
zaman kısa, dünya herkese yeter, mühim olan insanlık
KANIMIZIN KIRMIZISI ALNIMIZIN AKIYLA SİVASSPORLUYUZ
abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif
Alt 08.02.2008, 18:04   #84
Efe Cemil Şeker
Yiğido
 
Efe Cemil Şeker - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Efe Cemil Şeker Şuan Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 09.10.2009 13:25

Üyelik Tarihi: 11.12.2007
Yaş: 46
Mesajlar: 120
Tecrübe Puanı: 673 Efe Cemil Şeker FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart --->: MÜSLÜMAN KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR

Ali Karahasanoğlu

Gerçek hurafe, sizin saplantınız!

Yargıtay’ın yeni başkanı Hasan Gerçeker’in, dün mazbata töreni sırasında sarfettiği şu sözlerine, aynen imzamı atıyorum.
Ne diyordu sayınGerçeker: “Bilimin, teknolojinin bu kadar ileri bir seviyeye ulaştığı bu çağda Tanrı'nın verdiği aklı ve zekayı kullanarak doğruları bulmak yerine hurafelerle dolu bir sisteme geri dönüş çabalarına geçit vermememiz gerekir.”
çok doğru, çok güzel bir cümle..
Güzel bir cümle ama, sayın Gerçeker bu cümleleri, benim kasdettiğim anlamın tam tersi için sarfetmiş!
Bilimin, teknolojinin bu kadar ileri seviyeye geldiği bir çağdayız..
Doğruuu!..
“Tanrı’nın (ben Allah’ın diyorum) verdiği aklı ve zekayı kullanarak doğruları bulmak...”
Tabii ki olması gereken bu!
“Hurafelerle dolu bir sisteme geri dönüş çabalarına geçit vermememiz gerekir.”
Biz de aynı şeyi söylüyoruz.
Amma velakin, sayın Gerçeker’le şu noktada anlaşamıyoruz.
Bilim ve teknolojinin, akıl ve zekanın, “başın açık olması”nı gerektiren bir emri var mıdır?
Bizim bildiğimiz kadarı ile, “bilim”in böyle bir emri yok!
öyle ise, “kadınlar başlarını açmalıdır” diyenlerin bu talepleri mi “hurafe”dir, yoksa “Bilim ve teknoloji ile kıyafetin bir alakası yoktur. İsteyen istediği kıyafeti giyebilir. Kimse başkasının kıyafetine karışmamalıdır” diyenlerin düşünceleri mi “hurafe”dir?
Kısaca söyleyelim; “herkes başını açacak” diye zorlamak mı hurafe bir inançtır? Yoksa; “İsteyen istediği kıyafeti giysin” demek mi hurafedir?
“Ben sadece kendi kıyafetimi değil, senin kıyafetini de belirlemeye yetkiliyim. Sen bana uyacaksın. Sen kendi özgür iradenle kıyafetini belirleyemezsin” diyenlerin sözleri mi hurafedir? Yoksa, “Sen kendi kıyafetini belirle, ben de kendi kıyafetimi özgür irademle belirleyeyim” diyenin düşüncesi mi hurafedir?
Konu çok basit ama, biraz da “teknoloji, bilim, akıl, zeka” kavramları ile bağlantılı somut örneklerden konuya yaklaşalım..
önce şunu belirleyelim, bilim ve teknoloji alanında Türkiye’yi fersah fersah geride bırakan Avrupa’da başörtü yasağı var mı?
Yok.
Demek ki, başörtüyü yasaklayan, ona hurafe diyen, bilim ve teknoloji değilmiş. Başörtüye hurafe denmesi, geri kalmış Türkiye’nin, bilim ve teknolojide nal toplayan laikçilerinin kafasının ürünü imiş!
Gerçeker’in ikinci cümlesine geçelim.. “Akıl ve zekayı kullanmak.”
Bugün akıl ve zekayı kullanma konusunda, Türkiye’deki kapasitenin kat kat ilerisinde olan Avrupa ve ABD’de, başörtü yasağı var mı; “Başörtü hurafedir, yasaklansın” diyen var mı?
Yok..
Onlar akıl ve zekalarını kullanırken, başörtü yasağı gibi bir saçmalıkla uğraşmıyorlar, “Başörtü yasak olmalıdır” gibisinden despotça bir sonuca varmıyorlar!
O halde, bilim ve teknoloji ile, akıl ve zekanın emri; bizi “başörtünün hurafe olduğu” sonucuna götürmüyor!
Tam aksine; bilim ve teknolojide geri kalanlar, akıl ve zekayı daha az kullananlar, “başörtünün hurafe” olduğu “hurafe”sine kapılıp, milletin kıyafeti ile uğraşıyorlar!
Milletin kıyafeti ile uğraştıkça da, bilim ve teknolojiden uzaklaşıyorlar. Akıl ve zekanın kullanımından geri kalıyorlar!
O halde çok net olarak ortadadır ki, “başörtü inancı” değil, “başörtünün yasaklanması”nın bizzat kendisi hurafedir!
Bırakırsınız, isteyen örter, istemeyen örtmez..
Ama “İlla başınızı açacaksınız.Herkes tek tip olacak. Başı örtülüler, bilim ve teknolojide geri kalmamıza sebeb olur. Akıl ve zekamızı kullanmamızı önler” derseniz, işte bu noktada batıl inançlarınız var demektir, hurafelere inanıyorsunuz demektir.
çok somut bir örnek var karşımızda.. Tüm dünya üniversitelerinde başörtü serbest ve onların bilim seviyeleri ile, başörtünün yasak olduğu bizim üniversitelerin bilim seviyeleri ortada!
Daha hangi bilimsel delil isteyebilirsiniz ki?
Teknolojide ileri gidenler, “Başörtünün hurafe olup olmadığı bizi ilgilendirmez, bu konuda bizim karar verme imkanımız yok. Bize gelen başörtülü öğrenciyi kabul ederiz.Bizim için başörtünün ilme engel bir yanı yok” diyorlar.
Bizim laikçilerimiz ise, bilim ve teknolojide yoğunlaşmak yerine, akıl ve zekayı kullanmak yerine, “bilimsel gelişme için belli bir kıyafette olmak gerektiği önyargısı”na kapılıyorlar!
İşte hurafe, batıl inanç tam da budur..
Bilim ile kıyafetin bir ilgisi olduğunu sanmak!
Başı açık olan bir hanım, laboratuvarda, iki hidrojen atomu ile bir oksjien atomunu birleştirdiğinde, “su” oluşuyor da, başörtülü birisi aynı deneyi yaptığında, değişik sonuçlar mı çıkıyor sanki!
O halde, gerçekten amacınız bilim ve teknoloji ise, “başörtü”nün “yasak” olmasını değil, “serbest” olmasını istemeniz gerekir.
“Başörtü serbest olursa, cumhuriyet yıkılır” şeklindeki önyargıdan kurtulmanız gerekir. “Başörtü serbestliği, laikliğin sonudur” hurafesini terketmeniz gerekir!
__________________
Ne Anlattığınız Değil,Karşınızdakinin Ne Anladığı Önemlidir.
Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif
Alt 08.02.2008, 18:05   #85
Efe Cemil Şeker
Yiğido
 
Efe Cemil Şeker - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Efe Cemil Şeker Şuan Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 09.10.2009 13:25

Üyelik Tarihi: 11.12.2007
Yaş: 46
Mesajlar: 120
Tecrübe Puanı: 673 Efe Cemil Şeker FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart --->: MÜSLÜMAN KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR

Nazlı ILICAK

Saçma sorulara, seçme cevaplar

1) Başörtüsü, üniversitelerde serbest bırakılırsa, laiklik elden gider mi?

- Batı'da bütün üniversitelerde başörtüsü serbest; o ülkelerde laiklik elden gitti mi?

2) Ama burası Müslüman bir ülke; özellikle Anadolu üniversitelerinde başı açık tek bir kız kalmaz.

- Potansiyel bir tehlike icat ederek, başkalarının hakkını sınırlayamazsınız. Hem böyle bir baskı ihtimali, sadece üniversitelerde değil, her yerde söz konusu olabilir. Başörtüsünü toptan yasaklamayı mı düşünüyorsunuz?

3) Üniversitelerde çatışma çıkmaz mı?.

- Bir kibrit yangın çıkarabilir; çare bütün kibritleri imha etmek mi, yoksa yangın ihtimaline karşı tedbirli davranmak mı? Hakkın suiistimali, o hakkı ortadan kaldırmak için yeterli sayılsaydı, yasaklar altında çürür giderdik.

4) Hükûmet, korkularımı, endişelerimi gidersin!

- Anneannemin başörtüsü" formülü yetmedi mi? Hem birileri korkuyor diye, o kız eğitim hakkından mahrum mu kalacak?

5) Uzlaşma sağlansın. Çoğunluk dayatması ile karşı karşıyayız.

- "Çoğunluk hegemonyası" azınlıkta kalanın hakkı gasp edildiğinde söz konusudur. Yoksa demokrasilerde, ülkeyi çoğunluklar yönetir. Galiba istenilen, azınlık iradesinin belirleyici olması. İstenilen demokrasi değil, oligarşik yapının devamı.

6) Şimdi sırası değil.

- Acaba yasağın kalkmasına sıra, hamsi kavağa çıktığında mı, yoksa çıkmaz ayın son çarşambasında mı gelecek? Yasağın kalkması için TÜSİAD'ın eşref saatini mi bekleyeceğiz?
__________________
Ne Anlattığınız Değil,Karşınızdakinin Ne Anladığı Önemlidir.
Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif
Alt 08.02.2008, 18:07   #86
Efe Cemil Şeker
Yiğido
 
Efe Cemil Şeker - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Efe Cemil Şeker Şuan Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 09.10.2009 13:25

Üyelik Tarihi: 11.12.2007
Yaş: 46
Mesajlar: 120
Tecrübe Puanı: 673 Efe Cemil Şeker FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart --->: MÜSLÜMAN KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR

Hasan KARAKAYA

Başörtüsü tartışmaları... 'Seviye'lerini gördük!

Kendisini her zaman rahmetle andığımız Üstad Necip Fazıl Kısakürek, hayatı boyunca, "fikir, ilim, irfan, tefekkür ve seviye" kavramlarının mücadelesini vermiştir...

Seviyeden yoksun" insanlara "alçak" bile dememiş, onlar için "çukur" sıfatını kullanmış ve bunun izahını da şöyle yapmıştır: "Sana alçak demeyeceğim... Alçaklık bile bir seviye ifade eder!.. Sen çukur adamsın!"... Yine üstad; deniz yüzeyindeki bir "kaya parçası"nı örnek verir ve onun ortaya çıkışını, "deniz seviyesindeki alçalma" ile izah eder... Yani, o kaya parçaları "yüksek" değildir... Deniz seviyesindeki alçalma dolayısıyla yüksek görünürler!..
Türkiye'de son günlerde meydana gelen gelişmeler ve o gelişmeler üzerine yapılan tartışmalar, kimlerin hangi "seviye"de olduklarını ve hatta seviyeden yoksun birer "çukur" olduklarını ortaya koydu.
Bilirsiniz; "aşağılık kompleksi"yle kıvrananlar, içlerinden çıktıkları "grup" ve "cemaat"leri beğenmeyip, "entellektüel" havalarında; "Üstadım; ilk önce seviye lâzım seviye!.. Bizimkiler seviyeli değil, mahalle ağzı kullanıyor" derler!..
Yine "entel" pozlarına bürünen bazı "dantel"ler de; "içinden çıktıkları kabuğu beğenmeyen kestane ve civciv" gibi, "bilgi" derler, "birikim" derler, "kültür" derler, "seviye" derler!..
Aslında, haksız da sayılmazlar... Gerçekten de; "fikir sahibi" olmak için, ilk önce "bilgi sahibi" olmak gerekir!..
Zaten, bizim yüce dinimiz de;
"Hiç bilenlerle, bilmeyenler bir olur mu?" diyerek, "bilen insanın üstünlüğüne" vurgu yapmıştır!..
Ne var ki;
Zaman zaman "bilgi"nin çöpe atıldığı, "kültür"e ihtiyaç hissedilmediği, "kafa"ların kiraya verildiği, ya da "beyin"lerin tatile çıkarıldığı dönemler yaşıyor Türkiye!..
İşte şimdi, öyle bir dönem yaşıyoruz!..
"Başörtüsünün serbest bırakılması"na yönelik tartışmalarda, ne "bilgi" var, ne "birikim" ve ne de "seviye"!..
Hani, merhum Üstad demiş ya;
"Alçaklık" bile bir "seviye" ifadesidir!..
"Başörtüsü"ne saldıranlar ise "alçak" bile değil!.. Adeta, "çukur"da debeleniyorlar!..
BUNLAR MI SEVİYELİ?
"Başörtüsünün serbest bırakılması" için; Anayasa'nın 10. ve 42. maddeleri ile YÖK Yasası'nın ek 17. maddesinde yapılmak istenen "değişiklikler"le ilgili olarak tartışmaları, Vakit'in hafta boyu verdiği haberlerde gördünüz.
Peki, soralım sizlere;
Bu "söylem"lerde veya "eylem"lerde "seviye" var mıydı?..
Prof. Celal Şengör adlı öğretim üyesinin "Başörtülüler üniversitelere alınırsa; kapıları kilitler, içeri almayız" şeklinde söz sarfetmesi, "seviye" kavramının hangi seviyesindedir?..
Ya da, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mesut Parlak'ın, "Türban üniversiteye giremez!.. Başörtülü bir öğrenciye hakettiği notu vermeyiz" demesi!.. Bu söz mü "seviyeli"dir?.. Bu sözü sarfeden bir profesör, "bilimin hangi seviyesinde"dir?..
Peki, ÜAK Başkanı Mustafa Akaydın'ın sözlerine ne demeli?.. "Türban içeri, Prof'lar dışarı" olarak özetlenebilecek şu ifadeler, "seviyenin hangi seviyesinde"dir;
"Türban serbest bırakılırsa, bazı öğretim üyeleri derslere girmeyebileceklerini söylüyorlar!"
Bu bir "yasadışılık" değil mi?..
Bu bir "meydan okuma" değil mi?..
Bu bir "tahkir ve tahrik" değil mi?..
Ve de, bu bir "ayrımcılık" değil mi?..
Daha düne kadar;
"Türbanlı doktor adaylarının erkek hastalara bakmayacağı" gibi bir "yalan" ve "vehim" pompalıyorlardı... Şimdi görünen ise; "iğrenç çehre"nin gerçek yüzüdür!..
Yani; "türbanlı doktor adaylarının erkek hastalara bakmayacağı" sadece bir efsanedir... Ama, "başı açık öğretim üyelerinin, türbanlı öğrencilerin derslerine girmeyeceği" apaçık bir gerçek!..
"Seviye" mi dediniz?.. Hani seviye?..
Ve de, hangi seviye?..
"MAHALLE PAPAZLARI"NDAN BU BEKLENİR!
Hani, "mahalle baskısı"ndan dem vuruyorlardı ya, işte bunlar düpedüz "mahalle papazlarının baskısı"dır!.. Hayır, "hakaret" olsun diye değil, "durum tesbiti" yapmak için kullanıyoruz bu ifadeyi... Dünkü manşetimizde yer alan "bilim papazlarına topyekûn tepki" başlığı da, bir "durum tesbiti"dir!..
Malûm; "rektör" demek, "dekan" veya "profesör" demek, "köken" itibariyle "mahalle papazı" demektir. Bu, nasıl "laiklik anlayışı"dır ve bu nasıl "çifte standart"tır ki, İslâmiyet'in sembolü olan "türban" üniversiteye giremiyor, ama Hıristiyan Batı'da "mahalle papazı" anlamında kullanılan "rektör"ler, "dekan"lar ve "profesör"ler üniversitenin içinde!.. Üstelik, "cüppe"leriyle!..
"Kalkışma" içindeki ÜAK üyelerine şu sorulmalıydı:
"Türban, evet dinî bir semboldür... İslâmiyet'in bir emridir!.. Peki, mahalle papazı demek olan siz rektör, dekan ve profesörlerin sırtındaki cüppeler de bir dinî sembol değil mi?"
Sorulsaydı, "gık"ları çıkmazdı!..
Zira;
Rektör, dekan ve profesörlerin sırtlarındaki "cüppe"lerin kökeni, taaa "mahalle papazları"na kadar uzanır!..
Evet;
Rektör, dekan ve profesörlerin "cüppe"leri, "mahalle papazlarının sembolleri"dir, "simge"leridir!..
Yani, onların "dinî kıyafeti"dir!..
Şu garabete bakın ki;
"İslâm Dinî'nin sembolü" olduğu için "türban"ın giremediği üniversiteler, şu an "Hıristiyan Dini'nin sembolleri" ile ağzına kadar doludur!..
Peki, "nüfusunun yüzde 99'u Müslüman" denilen bir ülkede, "İslâm'ın emri" olan başörtüsünü takıp da okumak isteyen öğrencilere; "Başörtülüler üniversiteye girerse, biz derslere girmeyiz" diyen "Rektör"lerin, "Prof"ların yaptığı "mahalle papazlarının baskısı" değil de nedir?..
Bu yasakçı ve dayatmacı tavır; "bilim"in neresindedir, "hukuk"un neresindedir, "seviye" kavramının neresindedir?..
Sormak lâzım;
Bosna Hersek'e giderken, yanında götürdüğü "başörtüleri" için; "Bunlar beyazlığın, bunlar güzelliğin, bunlar temizliğin, bunlar iffet ve namusun sembolüdür" diyen bir insanın, aynı başörtüsü için Ankara'da "irtica sembolü" demesi, bir "seviye" midir?.. Ya da, "seviyenin hangi seviyesinde"dir?..
TUTUNDUKLARI HER DAL ÇÜRÜK!
Bütün bunları; Vakit'in geçen hafta boyu verdiği manşetlerde ve köşe yazılarında okudunuz... Bu "seviyesizlik" ve hatta "çukurluk"lara karşı; onların tutundukları "dal"ların ne kadar "çürük", savundukları "fikir"lerin ne kadar "temelsiz" ve "tutarsız" olduğunu belgeleriyle ortaya koyduk!..
"Atatürkçü" olduklarını iddia edenlere, "Atatürk'ün söylev ve demeçleri"ndeki "tesettür"le ilgili ifadeleri hatırlattık!..
"Örtünmenin Türk tarihinde yerinin olmadığını" iddia edip, "ithal bir kıyafet" diyenlere "Göktürkler"den "Osmanlılar"a kadar uzanan Türk tarihinden "giyim örnekleri" sunduk!..
Haşa, "Yeni bir din mi icat edildi?" diye soranlara Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 1980 ve 1993 yıllarında yayınladığı "iki ayrı fetva"yı gösterdik!..
Ve dün, Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Bardakoğlu'nun sözlerini aktardık.
"Laiklik hiçbir zaman sıkıntı olmadı. Yeter ki laikliği doğru anlayalım ve doğru uygulayalım" diyen Bardakoğlu şöyle devam ediyordu:
"En küçük tartışmalarda hemen konuyu laiklik çerçevesine, din çerçevesine, vatan, millet, bayrak çerçevesine oturtursak, hiçbir konuyu sağlıklı tartışamayız. Laikliği, dinin karşıtı ve din dışı bir ideoloji haline getirmeyelim. Başörtüsü; tartışılmayacak kadar açık bir dinî emirdir!"
CAYIRTI, BİZİM SESSİZLİĞİMİZDEN!
Kısacası, kim hangi "iddia"yı ortaya attıysa, anında cevaplandı, anında çürütüldü!..
Ama, buna rağmen; zaman zaman "terbiye sınırları"nı da aşan ifadeler kullanıldı ki; biz bunları "azgın azınlığın son çırpınışları" olarak değerlendirdik.
İşin tuhaf tarafı;
Türkiye'deki laikçilerin, "irtica sembolü" diyerek "başörtüsü"ne savaş açtıkları bir dönemde, Amerika'da yayınlanan dünyaca ünlü Time dergisi, "Avrupa'daki Müslümanlar"ı kapak konusu yapıyor ve "Türbanlı kadınların başarı öyküleri"ni anlatıyordu...
Kısacası; "başörtüsü" üzerine tartışanların ne kadar "sığ" ve ne kadar "cahil" oldukları, ağızlarını her açışta ortaya çıkıyordu!..
Konuşmalarında "seviye" yoktu!..
Ancak şu da bir gerçek ki; "Müslümanların sessizlik ve tepkisizliği" karşısında, onların çıkardıkları "gürültü" ve kopardıkları "cayırtı"lar; "denizdeki kaya parçası" misali bir "yükseklik" olarak görülüyordu!..
Oysa, onlar "yüksek" değildi!..
Hatta, "alçak" bile değildi!..
Onların seviyesi, "deniz veya toprak yüzeyinin de altında"ydı!..
Geçen hafta, bir defa daha gördük bunu... Bakalım, daha ne "çukurluk"lar göreceğiz?!?..
Selâm, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizle..
__________________
Ne Anlattığınız Değil,Karşınızdakinin Ne Anladığı Önemlidir.
Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif
Alt 08.02.2008, 18:09   #87
Efe Cemil Şeker
Yiğido
 
Efe Cemil Şeker - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Efe Cemil Şeker Şuan Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 09.10.2009 13:25

Üyelik Tarihi: 11.12.2007
Yaş: 46
Mesajlar: 120
Tecrübe Puanı: 673 Efe Cemil Şeker FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart --->: MÜSLÜMAN KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR

Ahmet KEKEÇ

Apo Kemalist olmuş...

DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk’un ‘ittifak arayışı’na ilişkin açıklaması (daha doğrusu yazısı) epey tepki topladı.

Kimileri bu açıklamayı, ‘Kürt sorununa sol perspektiften bakmaya çalışıyor’; kimileri de ‘liberalizme karşı sol dayanışmanın altını çiziyor’ şeklinde yorumladı.

Nuray Mert daha başka bir şey söyledi.

Bence hiçbiri değil...

Tuğluk, ‘Kürt hareketi’nin (kendisini PKK’yla özdeşleştiren Kürt hareketinin) öncelikle, ‘dönüştürücü/ modernleştirici’ bir misyonu olduğunu, Kemalist-sol çevrelerin artık bunu idrak etmeleri gerektiğini ve ancak dönüştürücü/jakoben güçlerle kurulacak bir ittifakın ‘Kürt hareketi açısından’ anlamlı olabileceğini söylüyordu.

Üstelik, çok da açık konuşuyordu.

Mesela şu satırlar: ‘Kemalistler, sol, muhalif ve aydın çevreler Kürtlerle uzlaşmanın kaçınılmazlığına inanıyorsa, ılımlı İslam denilen ve aslında ne olduğu, nasıl tanımlanacağı çok da belli olmayan ve tamamen ‘imparatorluk’ güçlerinin imalatı bu projeye karşı modern aklın ve demokratik kültürün birbirini kabul eden zemininde buluşabilmelidir...’

Bilmiyorum, ‘şerh’e gerek var mı?

Şunu söylüyor Tuğluk:

Bizi tanıyın, biz de gericilere karşı sizlerle aynı safta savaşalım.

Kaç yıl öncesiydi?

Kemalist-sol yayın organlarından birinde (muhtemelen Öcalan tarafından Bekaa Vadisi’nde tören kıtasıyla karşılanan adamın dergisiydi) Abdullah Öcalan’la Mustafa Kemal’i kıyaslayan bir yazı yayımlanmıştı.

İkisi de ulusunun bağımsızlığı için savaşıyormuş.

İkisi de karizmatikmiş.

İkisinde de Allah vergisi ‘lider’ vasfı hemen ‘ön plana’ fırlıyormuş.

İkisi de modernleştirici ve dönüştürücüymüş, falan filan...

Burada hemen araya girmem lazım:

Mustafa Kemal liderdi, amenna. Ulusunun ‘bağımsızlık savaşı’nı kazandı, Türkiye Cumhuriyeti devletini kurdu, sonunda ‘Atatürk’ oldu. Büyük, çok büyük bir liderdi...

Ama birilerinin utanmadan ‘kıyas öznesi’ haline getirdiği Abdullah Öcalan kendisinde bir kurtarıcı, bir yalvaç, haşa bir ‘nezir’ vehmedenlerin yüzünü kara çıkarmak pahasına ulusunu sattı.

Nasıl bir kıyas mantığıdır bu?

Hazır konu açılmışken, 10 küsur yıl önce Radikal gazetesinde yayımlanan ‘Öcalan röportajı’nı da hatırlatayım, tam olsun.

Radikal muhabiri, kendi ifadesiyle ‘terör üssü’ne girip Apo’yla bir söyleşi gerçekleştirmişti; ‘Türk ordusu ilericidir’ başlığı altında sunulan söyleşide Apo, TSK’nın ‘dönüştürücü/modernleştirici’ misyonuna övgüler yağdırıyor, hızını alamayıp ‘dinsel gericiliğe’ karşı ilerici çevrelerle ittifak kurabilecekleri mesajını veriyordu.

Bu tür mesajları, yakalandıktan sonra da sık sık vermeye başladı.

Hatta, mahkemede bile, ‘İşte buradayım. Beni görün.’ demeye getirdi.

‘Ben yazmıştım’ demekten hoşlanmam ama, ben yazmıştım... Bundan sekiz yıl önce (10 Ocak 2000 tarihinde Yeni Şafak’taki köşemde) aynen şöyle demiştim:

‘Öcalan, günün birinde, Güneydoğu’daki ‘dinsel gericiliğe’ karşı yeni bir işbirliği zaruretinin ‘müttefik öznesi’ haline getirilirse şaşırmayın.’

Apo’nun (dolayısıyla Tuğluk’un) işbirliği teklifi Kemalist-sol çevrelerde nasıl inikas bulur bilmiyorum.

Herhalde güler geçerler...

Ama şaşırmıyoruz

Çünkü Tuğluk malumu ilam ediyor...
__________________
Ne Anlattığınız Değil,Karşınızdakinin Ne Anladığı Önemlidir.
Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif
Alt 08.02.2008, 18:10   #88
puar
Usta Yiğido
 
puar - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
puar Şuan puar isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 29.04.2010 15:08
Tournaments Won: 1

Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Yaş: 45
Mesajlar: 803
Tecrübe Puanı: 828 puar BU GIDISLE COK MESHUR OLACAK
Standart --->: MÜSLÜMAN KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR

abircan abi seni mod olman için seni mod olmaya davet ediyorum....
__________________
Gönülleri fetheden, beyan talâkatı değil hareket talâvetidir.
puar isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif
Alt 08.02.2008, 18:14   #89
Efe Cemil Şeker
Yiğido
 
Efe Cemil Şeker - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Efe Cemil Şeker Şuan Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 09.10.2009 13:25

Üyelik Tarihi: 11.12.2007
Yaş: 46
Mesajlar: 120
Tecrübe Puanı: 673 Efe Cemil Şeker FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart --->: MÜSLÜMAN KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR

Prof.Dr Nevzat Tarhan

Sosyal Psikoloji Laboratuvarında Başörtüsü

Başını örtenler:

Eğer inanmadan örtünüyorsanız, başörtüsünü çıkarınız.

Eğer siyasi simge olarak örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer mahalle baskısı ile örtüyorsanız çıkarınız.

Eğer babanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer kocanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer ağabeyinizin baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer yaşadığınız ortamda prim yaptığı için örtüyorsanız, başörtünüzü çıkarınız.

Eğer gelenek olduğu için örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer sizi güzelleştirdiği için başınızı örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer Allah için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.

Eğer inandığınız için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.

Eğer dini gereklilik için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz devam ediniz. Ancak artık özgür olmadığınızı unutmayın. Başörtüsü ile sakız çiğneyerek dolaşamazsınız. Karşı cinsle sarmaş dolaş olamazsınız. Artık temsil ettiğiniz bazı değerlerin var olduğunu unutmayınız.

Eğer inandığınız için örtünüyorsanız içini doldurunuz. Dürüstlüğünüz, çalışkanlığınız, hoşgörünüzle örnek olurken; ahlakî anlayışınız, oturup kalkışınızda da daha dikkatli olmalısınız.

Çünkü başörtüsü sizin için hem bir hak hem bir değerdir.

Haktır; çünkü sonradan çıkarılmış bir kavram değildir. 1400 yıllık bir geçmişi vardır. O halde örtündüğünüz gibi yaşayın. Yaşadığınız gibi örtünün.

Karşı çıkanlar:

Başörtüsüne size ölümü hatırlattığı için karşıysanız, vazgeçiniz. Ölüm vardır ve gerçektir.



Başörtüsüne din karşıtlığınız sebebiyle muhalifseniz, vazgeçiniz. Dinin teselli etme ve hayata anlam katma gücünü yok edemezsiniz.

Başörtüsüne korktuğunuz için karşıysanız, korkunuzu analiz ediniz.

Korkunuz dini bir veriden kaynaklanıyorsa, o veriyi tartışınız.

Korkunuz dinin yanlış yorumlarından kaynaklanıyorsa, doğru yorum bulmak ya da oluşturmak için mücadele ediniz.

Korkunuz küçük kentler ve Anadolu’daki mahalle baskısı ile insanlarla diyologa giriniz. Birlikte yaşama bilincini oluşturmak gibi bir misyon üstleniniz. Yasağı yasakla gidermek çözüm olamaz.

Korkunuz İran gibi olmaktan kaynaklanıyorsa, başörtüsüne karşı çıkmak yerine radikalliğe karşı çıkınız.

Korkunuz Atatürkçülüğün tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa hangi Atatürk’ü savunduğunuzu sorgulayınız.

Korkunuz Cumhuriyetin tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa “Tek Parti Cumhuriyeti”ni mi, “Çok Partili Cumhuriyeti” mi savunduğunuzu sorgulayınız.

Korkunuzun sebebi özgürlüklerin kaybolması ise, ise herkese özgür yaşayacağı ortam sağlayacak çözümler üretiniz.

Korkunuz laikliğin tehlikede olmasından ileri geliyorsa, laiklikle din karşıtlığını karıştırıp karıştırmadığınızı sorgulayınız.

Korkunuz sahip olduklarınızı yitirmekse, elde ettiğiniz varlıklara “düşünceye karşı düşünce” yöntemiyle mi mücadele ediyorsunuz, bunu sorgulayınız.

Başörtülü birini gördüğünüzde size ‘dinsiz’ denildiğini hissediyorsanız, vazgeçiniz. Çünkü bu sizin algınız olabilir. Niyet okuyarak hükme varmak, insanı realite körlüğüne götürür.

Başörtülü bir kadını gördüğünüzde, ‘dinde böyle bir uygulama yok’ diye düşünüyorsanız, bırakınız onu konunun uzmanları söylesin. Bilimsel cahillik yapmayınız.

Başörtüsünü ‘gericilik’ olarak değerlendiriyorsanız, asıl gericiliğin öğrenme hakkını engelleme olduğunu görünüz. Gericilikle mücadele cehaletle mücadeledir; dinle mücadele değildir.

Başörtülüleri ‘kendilerini kısıtlayan insanlar’ olarak görüyorsanız, inandığı değerler için zevklerinden vazgeçenlere saygı duyunuz.

Başörtülüler size ‘Usame Bin Ladin’i hatırlatıyorsa, zihin haritanızı değiştiriniz. Radikal din anlayışının, İslam dininin ilk doğuşunda üç halifeyi öldürdüğünü unutmayınız.

Başörtüsünü görünce ‘dinî faşizm’den korkuyorsanız, Hitler’den hareketle ‘bütün Almanlar faşisttir’ deme adaletsizliğini yapmayınız.

Başörtülüler, size ‘tehdit altında olduğunuz’ izlenimini veriyorlarsa, kendinize konuyu kişiselleştirip kişiselleştirmediğinizi sorunuz. Başörtülülerle konuşmayı deneyiniz. Önyargıları, diyaloglar aydınlatır.

Bir insanın başının zorla kapatılmasından yana iseniz, ceberutsunuz. İslam tarihinde selefi, harici radikalizm yorumu bunu öngörmüştür.

Bir insanın başını zorla açtırıyorsanız yine ceberutsunuz. Bu durum, din karşıtlığını dogma haline getirdiğinizin ispatıdır: Kendinizle yüzleşiniz. Belki de ‘Modern Tiran’lığı savunuyorsunuz.

Güç kullanarak kendi dogmalarınızı kabul ettirmek istiyorsanız, siz Ortaçağ’a aitsiniz. Dinî görünümlü ya da modern görünümlü olmanız fark etmez.

Siyasî talebi olmayan bir genç kızın inançlarının gereğine göre yaşamasına karşı çıkıyorsanız, laikliğe de karşı çıkıyorsunuz demektir.

Siyasî talebi olmayan bir ailelerin çocuklarına dinin öngördüğü ahlakî normları öğretmeyi, din dersi vermelerini laikliğe aykırı görüyorsanız; bu davranış bilimsel, çağdaş, ilerleme ve aydınlanmaya uygun değildir. Alternatif üretiniz.

Siyasî talebi olmayan ama dinini yaşamak isteyen doktora, mühendise, subaya karışmayınız. Aydınlanmanın Descartes döneminde takılıp kalmışsınız demektir. Allah’a hesap verme duygusu yaşayan bir subay ya da doktor ülke için şanstır.

Siyasî talebi olmayan ama dinin teselli gücünü, yaşama anlam katma özelliğini ve ölümden sonraki hayatı öngörme fikrini bilimle birleştirenlere karşıysanız, bilimsel gelişmeye ve düşüncenin ilerlemesine de karşısınız demektir.

Başörtüsüne ‘bazı siyasîler sahip çıkıyor’ diye karşıysanız, demokratlığınızı sorgulayınız.

‘Başörtüsü istismar ediliyor’ diye düşünerek muhalefet ediyorsanız, istismar edenle etmeyeni anlamanın en iyi yolunu deneyiniz.

Bu konuyu istismar edeni etmeyenden, önyargılı olanı olmayandan ayıran laboratuar, sosyal alanlardır. Üniversitelerde serbest bırakın. Üç, beş sene gözlemleyin. Eğer kamu düzeni bozulursa ve başı açıkların hakları ellerinden alınırsa, aptallık yapmayın; mücadelenizi verin.

Eğer askerseniz ve sezgileriniz, Türkiye’nin geleceğini tehdit edecek bir tehlikeyi haber veriyorsa; üniversiteler sizin için birer sosyal psikoloji laboratuarı olacak. Böylece siz de deneyecek ve göreceksiniz: Kamu düzeni, provokasyonlara rağmen bozuluyor mu bozulmuyor mu?

İnsan davranışlarının dilini, yalan söylenip söylenmediğini, niyetleri anlamayı ve korkuları yenmeyi gösterecek en iyi yol, deneme sınamadır.

Deneme-sınama yöntemi her zaman risklidir, ancak radikalliği önlemek için bu riski göze almak gerekir.

Adalet, cesaret istediği gibi doğruları bulmakta, risk almayı gerektirir.

Özgürlük ve barış tarihte hiç kolay elde edilmemiştir.

Bazıları başının dışını örtüyor, bazıları içini örtüyor. Bunun için sosyal psikoloji laboratuarı en etkili bilimsel deney ve gözlem yeridir.



Türkiye kendi modernizmini geliştirmek dünyaya model olma şansını yakalayabilir.

Bu konuda da rehberimiz akıl ve bilim olmalıdır.

Bilim inancı taklit etmez ama tehdit de etmez. İnceler, rapor eder ve tarih sahnesine sunar. Özellikle üniversiteler hiçbir fikre kapısını kapamazlar. Analiz ederler, yorumlarlar. Evrensel yaklaşım bu olmalıdır.

İnanç bilimsel kategoridir. Üniversitelerin sosyal psikolojik laboratuvar olması fırsatını kaçırmayalım. Türkiyemiz bu sınavı dünyaya örnek olacak şekilde aşması dileğiyle…
__________________
Ne Anlattığınız Değil,Karşınızdakinin Ne Anladığı Önemlidir.
Efe Cemil Şeker isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif
Alt 08.02.2008, 18:15   #90
abircan
Usta Yiğido
 
abircan - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
abircan Şuan abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 21.01.2015 10:55

Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 3.258
Tecrübe Puanı: 1077 abircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISI
Standart --->: MÜSLÜMAN KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR

Alıntı:
puar Nickli Üyeden Al?nt? Mesajı Göster
abircan abi seni mod olman için seni mod olmaya davet ediyorum....
teşekkürler
daha önce rüştü beyden benzer teklifi aldım , ama benim işler dönemsel hareketli bu aralar boş sezondayım , artı evde adsl yok 24 saat bu işi kontrol etmek lazım yoksa olmaz
teşekkür ederim bu teklifine , moda gerek yok her fırsatta buradayım gördüğün kadarıyla,
iyi kötü siteye hizmet ediyorum kanımca, arkadaşlarımla beraber
__________________
zaman kısa, dünya herkese yeter, mühim olan insanlık
KANIMIZIN KIRMIZISI ALNIMIZIN AKIYLA SİVASSPORLUYUZ
abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif
Konu Kapatılmıştır


Konuyu Toplam 1 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesaj?n?z? De?i?tirme Yetkiniz Yok

BB Code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


WEZ Format +2. ?uan Saat: 12:15.


Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.