Forum - Ana Sayfa Takvim S?k Sorulan Sorular Arama

Zurück   Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar > Serbest Alan > Serbest Kürsü
SİTE ANA SAYFA Galeri Kayıt ol Yardım Ajanda Oyunlar Bugünki Mesajlar

Serbest Kürsü Serbest Konular



Son 15 Mesaj : Atatürk'ün Çocukluğu'na Ait Hikayeler           »          Şehzade Osman           »          Hatıra defteri           »          Antilop İle Akrebin Dostluğu           »          Karagöz İle Hacivat Konuşmaları 2           »          Sitemizin Ozanları           »          SEVDİM İŞTE....           »          NEFRET ETTİM İŞTE!!!!!           »          AFORİZMALAR (SAÇMALAMLAR)-1           »          SEÇKİNLER/SEÇİLMİŞLER DÜNYASI           »          Hatalarımızdan Dersler Alabilmek Ümidiyle.           »          Araf Suresi 172-173. Ayetler.( Ben Sizin Rabbiniz Değil Miyim)           »          İnancımızı Kullananların Artık Tuzağına Düşmeyelim.           »          ULAŞ-Yapalı           »          TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR PAYLAŞIMAZ
Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 09.05.2016, 11:36   #1
cebe
Tecrübeli Yiğido
NO AVATAR
 
cebe Şuan cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 17.08.2016 14:36

Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 585 cebe FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart Cevap: ONOMASTİK ANALİZLER-1

ONOMASTİK (İSİM BİLİM) ANALİZLER
“…'Sertel’lerin (Zekeriya Sertel-Sabiha Sertel) iki kızının pek mutaassıp sabetayist yaşamlarını, tek başına Sabiha’ya bağlayamayız. Tabii bu tespitimde hiçbir olumsuz ton yoktur ve eğer herhangi bir ton varsa, olumludur. Ben Halide (Edip Adıvar)ve Behice(Boran) ile birlikte Sabiha’yı (Sertel) hep üç “Büyük Türk Kızı” saydım ve devam ediyorum, cumhuriyetin kuruluşunda çok önemlidirler. Yalnız, sabetayistler, bazı sektörleri ellerinde tuttular ve hem sosyal mobilizasyonu kestiler ve hem de, bazıları, İsraele bağlandılar. “ (Prof. Dr. Yalçın Küçük: Çıkış, s 264. Tekin Yayınevi)

Xxxxxxxxx
“Anılar birbirini izlediler, Cahit Uçuk’un ( Bombalı saldırıda öldürülen Doç. Dr. Bahriye Üçok’un teyze kızı) , kızkardeşinin adı “Kaya” idi ve Cahit de kızdır, İbrani asıllılarda isimler çok zaman cinsiyet tanımıyorlar; “sıla” ya da “selah” aynı sözcüktür, selah’ı “sıla” okuyoruz;kaya” Türkçe karşılığıdır. Bir İmparatorluk Çökerken kitabı, ilk baskı¬sını 1995 yılında yapmıştı, ancak parlaması daha sonradır. 2004 yılın¬da on üçüncü baskıyı bulduğunu görüyoruz. Cahit’in, ocak 2003’te yayınlanan Erkekler Dünyasında Bir Kadın Yazar kitabı da bir ayda dört baskıya ulaşmıştı, dördü aşıp aşmadığını bilmiyorum. Bu yıllarda, 2003 ve 2004, sabetayist ilginin çok yükseldiğini tespit edebiliyoruz. Cahit, Selanik’ten mübadil olarak geldiklerinde, Selanik özleminden aile büyüklerinin gözyaşlarının sel olduğunu yazmadan edemiyordu; ancak yazdıklarının asıl ilginç yanı, üzerine oturdukları zenginliklerdir. Gönderilen Yunaniler’in çiftlikleri ve konakları mübadillere akı¬yor. “İyi” yerlere gönderilenler, Kayseri, Antalya, Trabzon, sanki petrol yatağı buldular ve hepsi büyük zengin oldular.

Cahit, İbrani asıllıdır ve Ziya Gökalp ve Turhan Feyzioğlu(Türkiye Barolar Başkanı Metin Feyzioğlu’nun dedesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi eski dekanı) ile akraba ailelerden geliyorlar. Anılarında, Antalya’da kavuştukları zenginlikleri anlatıyor ve tuhaf, Antalya’da bir zamanlar, önde gelen ailelerin bazen bir süre için kapılarını kapattıkları, küçük ve güzel kızlarının dışarıya çıkmalarına izin vermedikleri de yazılıdır. Dedikodu mu, olabilir ve ben not ediyorum. (Prof. Y. Küçük,: Agy, s: 264.)


Xxxxxxxxxxx
Şöyle bir teoremi yazabiliyorum. En çok nerede idiler; terke zorlanan Yunaniler’in en yoğun yaşadıkları yerlededirler. 1920 yılını baz alacak olursak, Trabzon’da dünya ölçüsünde zengin Yunani yaşıyordu. Antalya, zengin Yunanilarin yurdu idi ve Kayseri’de pek zengindiler. Buralar, Trabzon, Antalya, Kayseri zenginlikleri Selanik’ten gelen İbrani asıllılara dağıtıldılar.

Sabancı ve Has aileleri(Eski İstanbul Bankası’nın sahipleri ve Akbank’ın ortakları) kayserilidirle. Adana’ya buradan indiler.İbrani kökenli olmaları büyük ihtimaldir. “Saban” , ibrani “nir” karşılığıdır (agy, s:265)
Xxxxx
Reşat D. Tesal’in, Selanik’ten İstanbul’a kitabı, 1998, göçertilen Yunaniler’in zenginliklerinin dağıtımındaki adaletsizlik öykülerini ve yakınmaları da yazıyor. İstanbul’a yerleşiyorlar, “bizim gibi, ailenin diğer birimleri de mübadil sıfatı ile mal-mülk, oturacak müstakil ev edinmişler, rahata kavuşmuşlardı” diyordu ve “bu konuda babam hepsine ayrı ayrı yardımcı olmuştu,” bunu da ekliyordu. İktisatçı terminolojisi ile bir “servet transferi” vardı; göçertilen ve Yunanistan’da yoksulluğa mahkum edilen zenginlerin servetleri, Selanik’ten gelen İbrani asıllılara veriliyordu, lüks yaşama kavuştular.
Reşat Bey, önce İstanbul Lisesi’nde ve sonra Fevziye Mektebinde, şimdiki Işık Lisesi’nde, okuyordu, iyi yetiştiren okullardır. İki kız kar¬deşi vardı, Sevim ile Merih, bunların da iyi yetişmelerini hiç ihmal etmemiştir. Önce Alman Frau Zikof u buldular, sonra daha iyisini aradılar ve sonunda yine Alman Madam Daumier’yi edindiler, artık evlerinde daimi kalan bir Alman mürebbiyeye sahiptirler. İki kızı yetiştirdiler.

Babaları Dürrü Efendi ikinci evliliği yapmıştı, yeni annelerine “Hanımabla” dediler. Babaları için ise şu bilgiyi veriyorlar: “Rahmetli babam, işini uyduranların hemen İstanbul’dan, çok avantajlı olarak sağladığı mübadil haklarını, kış fırtınalarında batma tehlikeleriyle geçen sayısız vapur yolculukları sonunda, nihayet, Karadeniz bölgesinde temin edebilmişti. Bu sayede, Zonguldak, Karadeniz Ereğlisi ve Kozlu’da, mübadil Rumlardan kalma ve oldukça değerli ev, arsa veu mağaza, hatta otel türünden yerler almıştı.” (Prof. Y. Küçük,: Agy, s: 265.)

Baba Dürrü, vasiyetinde, bu otelleri Reşat ile kardeşine bırakıyor: oğullarını daha çok sevdiğini çıkarabiliyoruz. Bir hastalık sonunda ölüyorlar ve hastalığın anlatımında bir küçük ayrıntıya rastlıyoruz. Hastanede röntgeni çekiliyor ve “o sırada enişte Sulhi Dönmezer’leberaber ordaydık” diyor, altın değerinde bir bilgi. Gerçi Türkiye’de Kim Kimdir ansiklopedisinde de buluyoruz, ama yine de önemlidir; sanki saklı, Dönmezer’in adı sadece burada geçmektedir.
Türk Ceza Kanununun “faşistler ile mücadele” için konmuş, ancak sadece komünizme uygulanmış, ünlü 141-142. maddelerinin, daha ünlü bilirkişisi Profesör Sulhi Dönmezer’in, Mürebbiye Madam Daimier tarafından yetiştirilmiş Merih Tesal ile evlenmiş olduklarını, artık biliyoruz. Dönmezer, bu bilirkişilik döneminde, yine İbrani asıllı Profesör Sahir Erman ile beraberdi, korkunçtular; dosya, Dönmezer-Erman İkilisine verilir verilmez, aydınlar hapishane bavullarım hazırlıyordu. İstisnası, nerede ise, yoktur. Belki de Merih Hanım’a kalan Yunani mülklere, bu solcu aydınların el koymalarından korkuyordu; solcuları hep servet hırsızı gördüklerini düşünebiliyorum. Profesör Dönmezer’in önüne gelen solcuları hep hapse gönderdiğini biliyoruz. (Prof. Y. Küçük,: Agy, s: 266.)
Xxxxxxxxxxx
Başta veya sonda bu “er” ekini seviyoruz, “İlker” veya “soner”, “yurdaer” ya da “Atamer” çokturlar, başında “erman” ve sonunda “dönmez er,” her yerde varlar. Sulhi adı da, Türkçe “barış” ama, esas “şalom” karşılığıdır; er’e gelince bu er’i nerede kesmek gerektiği, beni, pek çok meşgul etmişti, zordur. Dönme/zer, yapabiliriz, altın anlamında olup, altın “dönme” olarak anlayabiliriz. Fakat dönmez/er de mümkündür, pek sağlam, artık “dönmez” böyle de düşüneşinebiliriz. İsim bilim işinde zor bir problem ve öylece bırakıyoruz!. Bir gün çözerim.(Prof. Y. Küçük,: Agy, s: 266.)
Xxxxxxxx
Mahkemede (Silivri ) kıdemli savcımız Mehmet Ali Pekgüzel idi. “Mehmet Ali” adını , Türk Mlümnlar’ın taşımadıklarını söyledim. /…/Yeni bir disiplin doğuyor, doğuranlara güvenmek durumundayız. Peki, bir “Türk-müslüman” kimdir ya da nedir; buna bakıyoruz, ya alevi ya da sünni’dirler; ve bunlardan birisi, “Mehmet” ya da “Muhammed” ve diğeri “Ali” adını taşımamaktadır, “mehmet ali” istisnadır. Buna kimse itiraz edemiyor; Mısırda çok azdır, “Murat” misli sanki “dönme” sayıyorlar.

Bu kadar mı, “Mehmet Ali” mi, İkincisini “Eli” olarak da söyleyebiliriz. “Mehmet”, Sabetay Sevi’nin müslümanlığa geçtiğinde aldığı ilk isimdir ve “El”, İbranide “Allah” ve -i eki de “benim” demektir ve böylece, Sabetay Sevi, “benim Allah’ım” demenin, bir başka yolunu bulmuş oluyoruz. Demek inanç başka ve inatçıdır. Sabetayizmde “Sevi,” nebi, peygamber değil, Allah’tır.(Prof. Y. Küçük,: Agy, s: 268.)

Güzel, çok sağlam bir disipline doğru yol alıyoruz. Biz, soyadını “Erbil” almıyoruz ve “Erbilli” yapıyoruz. Yavuz Bingöl veya Şerif Mardin ve tabii Mehmet Ali Erbil de, soyadları, kurmak üzere çalıştığımız bu yeni bilimde, uyumsuzluk göstermektedirler. . (Prof. Y. Küçük,: Agy, s: 268.)

Xxxxxxxxxxx
Benim çalışkan çalışma arkadaşlarım New York yahudi mezarlıklarında Birand” soyadını da buldular ve fotoğraflarını çekerek bana verdiler. Öyleyse, bu bilim yolunda mezarlıkları gezmek var; mezarlıklar önemlidirler. Sabetayistlerimiz için Karacaahmet: Bülbülderesi ve Kuzguncuk’ta Nakkaştepe mezarlıkları seçkin yerlerdir. Ancak doldular ve şimdi Kilyos’ta denize bakan yerde mezarlık gözdedir. . (Prof. Y. Küçük,: Agy, s: 268.)
Xxxxxxxxx

Doğu Perinçek önce bana çok kızıyordu ve şimdi onomastique science’agirdi, soyunu Vikinglere bağlayıverdi; fakat, burada da kuşkum var. Çünkü bir de, ben “Nuri Adıgüzel Ağa’nın torunuyum” diyor ki, ikisi de, iki isim de, bendeki sözlüklerde mevcutturlar. Bendeki sözlüklerde, “Adıgüzel”, bir tesadüf, “şemtov” olarak geçiyor, İbrani olup, tam karşılığı adı güzeldir. Tabii “iyi isim” olarak da'Çevirip taşıyabiliyorlar, sakıncasını görmüyorum. “Nuri,” işte “aynen öyle” vardır ve taşıyorlar.” Prof. Y. Küçük,: Agy, s: 269.)
cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 12.05.2016, 11:37   #2
cebe
Tecrübeli Yiğido
NO AVATAR
 
cebe Şuan cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 17.08.2016 14:36

Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 585 cebe FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart Cevap: ONOMASTİK ANALİZLER-1



1- Abraham, Doğu’nun diminutive şeklidir, “pet-name” de diyoruz. “MimiMeryem için pet-addır.

2- Hepsi, çalışma dairemde mevcut sözlüklerde yer alıyor. Sadece “oray” ve “şemi” sözcükleri benim elim-mahsulüdürler. “iyi isim” Türkiye’de taşınmaktadır.

3- Mizrah’ın h’si, burada gırtlak sesidir. Yabancı televizyonlarda Netanyahu’yu dinleyenler aşinadırlar, çok zaman boğulan insan sesi çıkarıyor. Tekrarlıyorum, parisien “r” en yakınıdır.
Arkadaşım İsak Galimidi’ye, Romanyot’tur, adını telaffuz etmesini söylemiştim; sonra, “hayır, gırtlak sesi,” ekledim ve İsak, “hayır, öyle söylersem İsraelli olurum ve olmam” dedi. Romanyotlar, bu topraklarda Seferat ve Eşkenaz’lardan önce vardılar.

Bu arada yanlış anlaşılmak istemem, henüz bu dilin başın¬dayım.
Ankara İlahiyatta Salih Akdemir Hocam ile telefonda ko¬nuşmuştuk, usta olduğunu duymuştum, bana öğretecekti, Ağustos 2014 başlarında aniden kaybettik. Yakınlarına başsağlığı dilekle¬rimi yazıyorum.

4- Mizrah, New York Times makalelerinde, bu haliyle kullanılıyor. “MizrahiDoğulu, Doğu Yahudisi, Itrak yahudisi ve doğrudan doğruya “yahudi” anlamlarına sahiptir.

Bilmeden olmaz, diller bilmeden ya da “Güneş Dil Teorisi” ile bilim ve analiz yapamayız. Şimdi, “İranlı profesöre matematik Nobeli” haberini analiz etmek istiyorum. Hanım Profesör, Meryem Mizrakhani’dir ve hem “Miryam” ve hem de “Meryem” olarak bilirler. Tevrat’a göre, Meryem, Musa ve Harun’un kız kardeşi oluyorlar ve soyadını “Doğudan” olarak anlayabiliriz. “Doğulu” da olabilir; aslını görmek undayım. Tabii Meryem Hanım Hocanın hakkıdır, ama kurulun seve seve ve kıvançla vermiş olduğundan kuşku duymuyorum. (Çünkü Nobel kurlu Yahudilerden oluşur, Türkiye’de de Karay Yahudi’si Orhan Pamuk’a verdiler. Cebe)

Doğu’nun (Perinçek) bir zamanlar “enişteleri,” kız kardeşi ile evliydi; evlendiği ailenin İbrani kökenli olduğunu da yazıyor ve kitaplarında var. doğru mu; cevabı şudur, hiçbir sakıncasını görmüyorum. Biz imparatorluk vârisiyiz, sefaradlardan önce burada romanyot’larvardılar. Bizden önce bu topraklarda yaşayan yahudilerdir; “Rumi” enin bir başka türüdür. Karıştık.

Esin Eden ile Nicholas Stavroulakis’in birlikte yazdıkları, Salonika:A Family Cookbook,Atina, 1997, öncü çalışmalardan birisidir ve yemek kitabı olmayı çok aşıyor. Stavroulakis’in şu paragrafı çok değerlidir: “Though Muslims, the Mamin were ethnically identifiable as Spanish and Jewish. No attemps were ever made to assume an identity other than that imposed by the teachings and mission of Sabetay. This gave to the sectarians an aura of mystery and presented a firmly closed door to any form of investigation.”Çok açıklayıcı ve güzel, müslümandırlar, ancak Ispanya’dan geldiklerini ve yahudi köklerini biliyorlar ve pek memnunlar. Sabetay’ın öğretisi ve misyonu, bu tarikat mensuplarına yetiyor; Kripto-yahudi değiller; yalnız sabetayizme bağlanmak, sabetayistlere bir hava veriyor, gizli diyemeyiz, ancak kapalılar.

Esin Eden, Şunu da not ediyor, “muhafazakâr bir aile değildik, dindar olduğumuz söylenemez, ancak annem yaşlandıkça, akşamları sessizce bir kenara oturur, Kur’an veya ağır dini kitaplar okurdu. Yılın ilk aylarında, birinde, süt kuzusu kesilirdi, haşlanır, tomates ve maydonoz ile sofra kurulur ve yerdik. Ailede herkes oruç tutmazdı, ancak hepimiz iftar yapardık.” Demek ramazanın bir ritüeli var.

Bir söz var, “gündüz müslüman, gece yahudi,” ancak, Eden Ailesinin gece de “müslüman” olduklarını görüyoruz.

Güzel, iki nokta var, Kuran ve Tevrat, birbirinden çok uzak değiller. İki, Selanik’te Mevlevi Tekkelerinde şeyhlerin çoğu sabetayisttiler. Bu cookbook’ta, resmi olan şeyhin, Profesör Emre Gönensay’ın dedesi olduğu ediliyordu; Profesör Gönensay, Çiller Hükümetinde Dışişleri dahi oldular.

Gönen, İbrani ve sabetayist geçmişi ile ünlü bir kasabadır, bu soyadına çok rastlıyoruz; yurt dışında da kullanıyorlar, bilmeyebilirler; biz, köklerini Gönene bağlama eğilimindeyiz. Disiplinimiz, budur. (Prof. Dr. Yalçın Küçük: Çıkış, s: 270-273)
cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 12.05.2016, 12:24   #3
cebe
Tecrübeli Yiğido
NO AVATAR
 
cebe Şuan cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 17.08.2016 14:36

Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 585 cebe FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart Cevap: ONOMASTİK ANALİZLER-1

Uğur Mumcu, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal, arka arkaya öldürüldüler. Çiller başbakan buna zamanla “Israël Darbesi” dedim ve 1996 yılında, Erbakan-Çiller hükümeti sırasında, Türkiye-İsrael arasında gizli ve çok bir stratejik antlaşma imzalandı. Bir yıl sonra, 1997’de, Genel Kurmay Başkanı Karadayı İsrael’e gittiler ve “devlet başkanı” formunda karşılandılar. 28 şubat 1997 tarihinde öğle üzeri geldiler ve “28 şubat bildirisi” yayınladılar.

Israeli yazar, romancı, Hillel Halkin’in, internette İngilizce geçiyor ve “uncle” deniyor, amcası olabilir, Şam’da birisini görmüş, “O Şma Israel” okuyormuş, “Duy Ey İsrael,” ve buradaki “şma” ile “ismael”, ilki "duy” ve İkincisi “duyar” demektedir. Tabii “duygu” ve “duyar” isimlerimiz çoktur; İsarel’in kayıp aşiretlerinin peşinde Hillel Halkine pek itibar etmemekte mazurum.
...
Başka bir sayfa açıyoruz. Bir, Celal Bayar’ın tahsili ile ilgili olarak hep “hususi” deniyor ve yazılıyor; ne demektir ve hiç sorulmuyor ve sormak, bana düşmektedir. a) İttihat ve Terakki Cemiyetinde pek çok yahudi olduğunu Profesör Baer, kaydediyorlar, bunlardan birisi olabilir mi ve sorulmayanı sormaya başlıyoruz, b) Bursa’da Alyans İsraelit vardı, buraya sadece Yahudiler, alınıyorduve Bursa’da çoktular; Celal Bey de gitmiş olabilirler ve saklamak için “hususi” dediklerini de düşünebiliriz, c) Dönme kitabının yazarının soyadı “Baer” ile “Bayar” ile cognate sözcüktür; nüfus daireleri, bizde “Bayar” varken, Baer’e izin vermediklerini de düşünebiliriz. Soğukkanlılıkla “bakmak” gerek diyorum ve ben yeteri kadar bakmış durumdayım; sonuçlarımı şimdilik saklı tutuyorum.

İki, Talat Paşa’yı da analiz etmek durumundayız; benim sevdiğim bir Jön Türk’tür, örgütleyici yanını hiçbir zaman küçümseyemeyiz. Yalnız, Yahudileri ile namdar Edirne’de, hem posta memuru ve hem de Alyans Mektebinde öğretmendi; “yoksa” demek zorunluluğu var. Bu soruyu da ihmal etmemek durumundayız.

Onomastiquearaştırmalarına geçmek ve değinmek gerekiyor, tabii “Talat” sözcüğünün atestasyon tarihini bilmiyoruz; bütün sözcüklerimizin ve bütün isimlerimizin ilk kez ne zaman kullanıldıklarını tespit ve tasnif etmemiz gerekiyor. Üniversitelerin işidir ve bunun dışında, pek zordur. Yalnız, Esin Eden’in ailesinde var, “Talat Halman” adı bilinmektedir ve Yemen’de, Terim’den gelme ihtimalini yüksek tuttuğum Fatih Terim’in babasının adı da Talat’tır; demek, varlar.

İbraniler ’de “Tal” adı sıklıkla taşınıyor, daha çok erkekler kullanı¬yorlar. Yalnız, “şebnem” karşılığıdır; gece nemi, nem ve çiy anlamlan var. Bizde isimler daha çok çeviri yoluyla alınıyor; “barış” ile “sulh”, şalom; “can” ile “hayat,” hayim;ümit” ile “umut,” tikva”;şebnem’, tal;gül” ya da “gülen” ve çokça “güler,” isak, İsrael’de Yitzhak; “doğu” . mizrah, çevirişidirler ve ayrıca, “yaşar” ve “yeter” sözcükler İbrani ve Türkçede, anlamları farklı, söylenişleri aynıdırlar.

Sözcükler eril ve dişildirler, dişil isimler “-at” ekini de alıyorlar ve “talat” adı da olabilir, ancak kurala aykırıdır, çünkü “tal” adının eril olduğunu biliyoruz. Yalnız, böyle olmakla birlikte, diyasporada, sözcük yapılırken, kural dışına çıkışlara pek çok kez tanık oluyoruz, “Naz” adı var, az da olsa bozmadır ve “Nazlı” ve “Nazım” icatlar mümkündür. Nazım’ın (Nazım Hikmet) ailesinin Yahudi kökeninden artık bir kuşkumuz yoktur. (Prof. Dr. Yalçın Küçük: Çıkış, s: 277-279)

Tabii, hepsi öyledir demek istemiyorum ve isimbilim disiplininde, böyle bir şartlanma yoktur. İsimbilim, bir imkân ve ihtimal alanıdır; bunu açıyorum. Başka işaretler yoksa, bir bağlantı kuramıyoruz ve kurmuyoruz.

İki teoremi hatırlatabilir miyim, bir, “İsrael, Türkiye’de İsrael’den güçlüdür” ve en güçlü olduğu bir yer, Silahlı Kuvvetlerin üst kademesidir; bunu pek çok kez tekrarlamış haldeyim. Ve burada ettiğim “Yaşar” ve Genelkurmay Başkanları’ndan Yaşar Paşa adıyla çakışmaktadır. Çok küçük seçmede geçen “Gül” adı ile görevini tamamlamış olan, Cumhurbaşkanı da Gül adındadır. Peki, bir bağ kurabilir miyiz, benim kitaplarıma ve kaynaklarına güvenecek olursak , İsrael’de bağ kuruyorlar. ( Prof. Dr. Yalçın Küçük: Çıkış, s:277-279)
cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 14.05.2016, 12:33   #4
cebe
Tecrübeli Yiğido
NO AVATAR
 
cebe Şuan cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 17.08.2016 14:36

Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 585 cebe FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart Cevap: ONOMASTİK ANALİZLER-1

"İpekçi'nin katili 'İslam' paneli verecek

Gazeteci Abdi İpekçi'nin katili Mehmet Ali Ağca bugün İstanbul Bayrampaşa'da "Kıyamet yaklaşırken, İnsanlık çökerken Tek Çare İslam" isimli bir panel verecek.
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

-------------------

Ben bir Yahudiyim' diye başladı...

Mart'ta Umre'ye giden Mehmet Ali Ağca, basın mensuplarını topladı, 'Boşuna gelmediniz' dedi ve başladı...

Mehmet Ali Ağca, Mecidiyeköy’de bulunan bir apartman dairesinde toplantı düzenleyerek habercilerin karşısına çıktı. Açıklama sırasında Ağca oturduğu yerden kalktıktan sonra, “Size tarihi bir belge veriyorum. Boşuna yorulmadınız" dedi ve altında kendi imzasının bulunduğu yazılı açıklamayı bırakarak salonu terk etti. Basın mensuplarının sözlü açıklama talebi üzerine Ağca tekrar basın toplantısının düzenlendiği salona geldi. Ağca bu sefer de daha önce dağıttığı yazılı açıklamayı elinde tutarak, “Bu tarihi bir belgedir. Kendi imzamla dünya tarihine bırakıyorum. Satanist din tüccarları, satanist laikçiler, satanist ateistler, satanist komünistler iyi okusunlar, iyi anlasınlar. La ilahe illallah, yaşasın laik dünya düzeni, yaşasın laik Türkiye Cumhuriyeti" diyerek tekrar salondan çıktı.

MADONNA'YA KÜFÜR

Basın mensuplarına dağıttığı ve dünya tarihine bıraktığını söylediği yazılı açıklamasına kendisinin bir Yahudi olduğunu belirterek başlıyor. Ardından birçok siyasiye ağır ithamla ve şarkıcı Madonna’ya küfürler de var. (Vatan Gazetesi, 22.06.2012)

------------

Rivayetlere/mitolojik efsanelere dayanılarak İbrani ırkının atası (İlk Yahudi ) kabul edilen Avram (Abraham: Hz. İbrahim)’ın “Sara” ve “ Hagar” adında iki karısı vardı. Sara’dan İshak oldu; İshak’tan Yahudiler türedi. İshak’ın Türkçe karşılığı Güler, Gülüş, Gülsüm, vb (Türkiye’ de çok yaygın)

Hz. İbrahim’in diğer karısı Hagar’dan İsmail (Şmael: Duyuş, Duygu, Duyar) oldu, ondan da Araplar türedi. Hagar, Türkçe’de Hacer söyleniyor. Agar, Ağca, vb türevleri Türkiye’de daha çok “soy” adı olarak kullanılıyor.

(Not: Malatya’nın Arapgir ve Arguvan ilçeleri tarihte hep Ermeni yerleşim yerleri idi. (Bu konuda Malatya’lı Yahudi hekim Dr. Ahronn (Harun)’un oğlu Bar Hebraeus’un yazdığı ve Türk Tarih Kurumu tarafından “Abu-l Farac Tarihi” olarak yayınlanan (orijinal adı: Kronografya) adlı esere bakılabilir. 1915’te Ermeniler yok edilince yerlerine nerelerden getirildikleri bizler tarafından bilinmeyen (gelenlerin kendileri herhalde biliyorlardır) göçmenler yerleştirildi. Bunlardan biri de, siyasal ve sosyal kapasitesi bakımından sokak kültürünün ötesine geçememiş ama yine de birkaç dönem CHP milletvekilliği yapan, Arapgirli Mehmet SEVİ-GEN’dir. (Sevi=Zvi; gen= döl: Şebbatay Zvi’nin dölü)
cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 27.05.2016, 13:36   #5
cebe
Tecrübeli Yiğido
NO AVATAR
 
cebe Şuan cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 17.08.2016 14:36

Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 585 cebe FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart Cevap: ONOMASTİK ANALİZLER-1

Gazete Haberleri:

Padişah torunu Roksan Kunter'e şantaj: Fotoğraflarını yayarız
Roksan Kunter'in cep telefonu ve tabletini hack'leyen hacker'lar "10 milyon lira vermezsen özel fotoğraflarını yayarız" tehdidinde bulundu.

Roksan Kunter'in cep telefonu ve tabletini hack'leyen hacker'lar "10 milyon lira vermezsen özel fotoğraflarını yayarız" tehdidinde bulundu.

Kunter'e mesaj atan hacker'lar, "Eğer bize 10 milyon lira vermezsen tüm video ve fotoğraflarını sosyal medyada yayarız" dedi. Soluğu savcılıkta alan ünlü sunucu, "Şantaja uğradım. Ben evli, çocuklu, sakin yaşayan biriyim. Mağdurum" diyerek şikayetçi oldu. Roksan Kunter, 2. Abdülhamit'in torunlarından Osman Nami Osmanoğlu'nun torunu. Babası ise ünlü basketbolcu Erman Kunter.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Hürrem Sultan:
Hürrem Sultan (Osmanlı Türkçesi: خُرَّم خاصيكي سلطان; tam adı ile: Devletlu İsmetlu Hürrem Haseki Sultan Aliyyetü'ş-Şân Hazretleri; Avrupa'da bilinen adıyla La Rossa veya Roxelana; 1502–04, Rutenya – 15 Nisan 1558, İstanbul), Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve 89. İslam Halifesi I. Süleyman'ın nikâhlı eşi, sonraki padişah II. Selim ile Şehzade Mehmed, Mihrimah Sultan, Şehzade Abdullah, Şehzade Bayezid ve Şehzade Cihangir'in annesi, Haseki Sultan. (NOT: Bayezid İran’da 3 oğluyla birlikte (6 yaşındaki Bursa’da boğduruldu) yüz bin altın karşılığında boğdurulduğunda annesi yani Hürrem hayattaydı ve diğer oğlu II. Selim’in partisini tutuyordu. II. Selim’e Yahudi oğlu da deniliyordu, acaba neden?)
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
II. SELİM (28 Mayıs 1524 - 15 Aralık 1574) II. Selim, 11. Osmanlı padişahı. Babası Kanuni Sultan Süleymani, annesi ise Yahudi kızı Roksalan yani Hürrem Sultan'dır.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Alt 28.05.2016, 09:11   #6
cebe
Tecrübeli Yiğido
NO AVATAR
 
cebe Şuan cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 17.08.2016 14:36

Üyelik Tarihi: 12.01.2009
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 585 cebe FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart Cevap: ONOMASTİK ANALİZLER-1

Gazete Haberleri:

Şirin Ediger yeni bir aşka yelken açtı

Okan Bayülgen'in eşki eşi ve kızının annesi Şirin Ediger yeni bir aşka yelken açtı

Okan Bayülgen’in 5 yıl evli kaldıktan sonra Haziran2014’te boşandığı, kızı İstanbul’un annesi Şirin Ediger’in uzun zamandır kalbi boştu.

Şirin Ediger, Cihan Ayger ile aşk yaşamaya başladı.
Cihan Ayger, Şirin Ediger ile çektirdiği bu kareyi “Benim hatun sinek taklidi yaparken...” notuyla paylaşınca ilişki de ortaya çıktı.
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Aforizmlar:

Okan=Ogan ( Yahudilerde ölü yıkayan dini görevli)
Ülgen: ŞebbatayZvi (Sebatay Sevi)’nin sürgün edildiği yer Arnavutluk’ta bir kasaba olan Berat, öldüğü yer ise yine Arnavutluk’da Ülgen (Ulcinj; Ulqin) şehridir. Bu sebepten, sabetayistlerin adlarında veya soyadlarında sıkça bulunduğu iddia edilir. (Bkz: Yalçın Küçük ve Soner Yalçın’ın kitapları)





cebe isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesaj?n?z? De?i?tirme Yetkiniz Yok

BB Code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


WEZ Format +2. ?uan Saat: 02:33.


Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.