|
|||||||
| SİTE ANA SAYFA | Galeri | Kayıt ol | Yardım | Ajanda | Oyunlar | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumlar? Okundu Kabul Et |
| Diğer Konular Diğer konular. Yukarıda bulamadığınız konular hakkında burada yazabilirsiniz. |

![]() |
|
|
Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
|
|
#1 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() seva Şuan
Son Aktivite: 31.08.2010 20:51
Üyelik Tarihi: 04.02.2008
Yaş: 41
Mesajlar: 15.375
Tecrübe Puanı: 2230
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Abdülhamid sadece bizim tarihimizde değil, dünya tarihinde de en çok sözü edilmiş hükümdarlardan biridir. Üstelik Abdülhamid'in özelliğini, sadece yüceltilmesi değil, aynı oranda yerilmesi oluşturur.
Orhan KOLOĞLU – Popüler Tarih / 66.Sayı / Şubat 2006 Yaşadıkları süre*ce hükümdar*ların övülmesi tarihte en çok rastlanan uygu*lamadır. İktidarda oldukları dönem boyunca açıkça yeri*leni, eleştirileni pek az olur. Buna cesaret eden çıkarsa, se*sini zor işittirir. Genelde top*lumların tercihi, baştakini yüceltme yönün*dedir. Herkes, bun*dan kendine de pay çıkacağını dü*şünür. Bu alış*kanlık Batı dün*yasında, özellikle Avrupa'da, 19. Yüzyıl'dan iti*baren kaybolmağa, yerini ulu*salcı akımlara ya da halkın içinden çıkan kahramanlara bırakmaya başlar. Doğulu ve Müslüman toplumlarda ise, 20. Yüzyıl'da da kendini gös*terir. Osmanlı tarihinde, hak*kında en çok övgü yayımlanmış sultanların başında, II. Abdülhamid gelir. Bunda, alışkanlığın devam et*mesinin ve 36 Os*manlı hükümdarı arasında; Kanuni, IV. Mehmed ve Orhan'dan sonra, en uzun saltanat sürmüş (33 yıl) kişi olmasının rolü bulunduğu*nu sanmak, eksik bir değer*lendirme olur. Zira Abdülhamid sadece bizim tarihimizde değil dünya tarihinde de en çok sözü edil*miş hükümdarlardan biridir. Üstelik Abdülhamid'in özelli*ğini sadece yüceltilmesi değil, aynı oranda yerilmesi oluşturur. Abdülhamid hakkındaki “sövgüler” ile “övgüler” hem kendi toplumunda hem de dış dünyada, öylesine yoğun gün*deme getirilmiştir ki; bu alan*da Abdülhamid'in bir rakibi*nin kolay bulunamayacağını söylemek yanlış olmaz! Özellikle bundan yüz yıl önce, 1905'de, kendisine su*ikast düzenlenmesi saltanatının 29. yılında, Abdülhamid'e eleştirilerin doruğa erişmiş ol*duğunu kanıtlarken; üç yıl sonra, 1908'de tekrar Meşru*tiyet’i ilan edince, şaşırtıcı öv*gülere layık görülmesi, bu eş*sizliğinin kanıtıdır. 1909'da da tahttan indiri*lince, Abdülhamid yine aşağı*lamalara hedef olur; ancak ölümünden sonra, en çok övülen hükümdarlardan biri de Abdülhamid olmuştur... Önce eleştirilerden başla*yalım. Bu eleştiriler, Avrupa*lılar kadar, Abdülhamid mu*halifi Jön Türklerden de ge*lir. Avrupalıların en ısrarlı damgası “Kızıl Sultan” söz*cüklerinde odaklanır. Bu itham ile Ermenilere karşı bir kıyım politikası izle*diği anlatılmak istenir. Aslında Ermenilerin ani saldırılarla kanlı olaylar çı*karmak ve cezalandırılınca da, Avrupa kamuoyunu ayaklandırmak taktiğini uy*guladıkları bilinir. Abdülhamit'in saltanatı boyunca verdiği idam kararla*rının da son derece az olduğu hatırlanır. Ancak yaşadığı müddetçe hatta ondan sonra da, bu damga devam etmiştir. Sonraları ise, Ermeni propa*gandası İttihatçıları hedef al*dığı için, Abdülhamid'i bu yö*nüyle anan olmamıştır. Bunun yanı sıra, Abdülha*mid’e yakıştırılan sıfatlar da pek çoktur: Despot, kindar, hilekâr, cimri, aciz, büyük ka*til, Makyavel'in yeni izleyicisi, kurtlar ve çakallar arasında bir tilki... Hatta Abdülha*mid'e, “Avrupa'nın en önemli yayınlarının sesini altından ağız tıkaçları ile kesen adam” diye bir yakıştırma da vardır. “Acaba bunu yazan, istedi*ği parayı alamamış mı idi?” sorusu da insanın aklına takıl*mıyor değil. Ayrıca Abdülhamid hakkında akla hayale gelmeyecek uydurmalara da rastlanır. Bunlardan biri de, “Ablası Esma Sultan'ın emrinde dansöz olarak ça*lışan, İslam'ı kabul etmiş bir kölenin oğlu olduğu” yolundadır. Bu iddiayı orta*ya atanlar şunu da eklemektedirler: “Gayri meşru bir doğum ürünü olduğu ileri sürülür. Bazılarına göre babası, Ab*dülmecid sarayının Ermeni bir ayvazı (uşak) ya da aşçısı idi. Sultanın kadın konusun*daki liberalliğinden yararlanıp kadınlarından birini tavlamış*tı. Kimine göre de, (Abdülha*mid) Garabet Balyan'ın oğlu*dur... Abdülmecid'in kendisi*ni aldatan karısını boğdurdu*ğu efsanesi de dolaşıyor. Ken*disine annelik yapan Pereste Hanım da sarayın “Osman” adındaki bir uşağıyla ilişki kurduğu için suçlanmıştır.” Abdülhamid'e ilişkin bu tür uydurma öykülere, Avru*pa basınından pek çok örnek verilebilir... Avrupa basınında, Abdül*hamid’i yeren sayısız karika*türe de rastlanır. Avrupa'da yaşayan Jön Türklerin de, Abdülhamid'in diktatörlüğü*nü vurgulamak için, karikatür kullandıkları bilinir... Övgülere gelince... Os*manlı topraklarında yayımla*nan bütün kitap ve gazetelerin Sultan'a övgülerle dolu olması şarttı. Sansürün etkisi karşı*sında, ayrıca Saray'dan alına*cak ödeneği kaybetmemek için, böyle davranmak kaçı*nılmaz oluyordu. Her yıl bayramlarda ve Sultan'ın tahta çıkış yıldö*nümlerinde, gazetelerin birin*ci sayfaları hatta birkaç sayfa*sı, Abdülhamid'e övgü dolu yazı ve şiirleriyle çıkardı. Yerlilerinin Türkçe bilme*diği Trablusgarb vilayetinde yayımlanan resmi gazete bile Türk memurların şiirleriyle doluydu. 1900 yılında, Sul*tan'ın tahta çıkışının 25. yıl*dönümü dolayısıyla, tam bir sayfayı dolduran özel ekten bir örnek aktaralım. “Vilayet Ticaret Mahkeme*si Reisi Mesud Efendi” imzalı bir şiirin mısraları şöyledir: “Şairane safha-i âfâkı tezyin eyleriz / Gamı halkı vasfı ha*kan ile şirin eyleriz /Amme-i Osmaniyanla bâ kemal iftihar / Her sene bugünde hep icrayı ayin eyleriz / Şükrü mümkün vasfı mahsur olsa nezdi akılda / Günde bin Şehnameyi imla ve tedvin eyleriz.” Meclisi Mebusan'ın kapa*tılması, Midhat Paşa'nın sü*rülmesi ve 1877 -78 Osmanlı*Rus Harbi'ndeki yenilgiden sonra, Abdülhamid'in politi*kalarını savunması için, Ah*med Midhat'a yazdırttığı “Üs*sü İnkılâb” kitabında, Sul*tan'ın özgürlükçü davranışla*rına bol övgü vardır. Zamanla, “hürriyetçilik” yakıştırmasının kalktığı; bunun yerini “dinin koruyucusu” sıfatının ön plana çıkarıldığı dikkatlerden kaçmaz: 1895'te yine Ahmed Mid*hat’ ın Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika ettiği sonra da, kitap halinde bastırdığı “Amerika'da Neşr-i İslâm Te*şebbüsü” isimli çalışmada; çağdaşlaşma yolunda (sahib-i asr olmada) önemli adımlar atılması gibi, Hıristiyan mis*yonerlerin çabalarına rağmen, İslam'ın dünyada büyük ölçü*de yayılmasının da, padişahın gayretleri sayesinde gerçekleş*tiği ileri sürülmektedir. Daha sonraları 1901 yılın*da da, Sabah gazetesinde, Ab*dülhamid’i bütün Osmanlı sultanlarından üstün sayan anlatımlara rastlanır. Bir başka ilginç nokta da, gazetelerde devlet icraatı ya da kimi kişisel olaylar aktarılırken, haberlere, Sultan'a uzun saygı cümleleriyle başla*nıyor olmasıdır. Örneğin Tercüman-ı Ha*kikat gazetesi 1900'de Foto Abdullah hakkında bir haber yayımlarken, söze şöyle girer: “Cenabı âferininde-i kâinat hali*fe-i İslâmiyan padi*şahı bahrü berri ci*han ve şehinşahı merahim unvan, ve*liyül nimet âlem efendimiz hazretleri*ni dünya durdukça erike-i pirayı şan ve şevket buyursun, amin. Arzu*yu vicdanlarıyla müşerref bil*-İslâm olan ser fotoğrafi hazre*ti Hilafetpenahi Abdullah Şükrü Efendi…” Bayramda askere yemek verileceği haberini duyurur*ken de yine 1900 tarihli Sabah gazetesi söze şöyle girer: “Velinimet biminnetimiz, velinimet akdesimiz hazretle*rinin canibi eşref hazreti padi*şahilerinden asakiri şahaneleri haklarında daima ibzal buyu*rulagelmekte olan iltifatı seni*yei canib padişahileri asarı mü*beccelesinden olmak üzere iydi said adha da bilcümle alay ve taburlara kurbanlar itasıyla kavurmalı pilav ve tatlı tabağı hususuna irade-i seniye-i canibi hilafetpenahi şeref müteallik buyurulduğuna dair... “ Bu örnekleri çoğaltmak mümkün: Tercüman-ı Haki*kat'in, Kağıthane' de su arandığı konusundaki 29 Nisan 1900 tarihli haberinde ya da yine aynı gazetenin Rodos adasına bir cami yapılacağına ilişkin 6 Kasım 1886 tarihli haberinde veya Sabah gazete*sinin Şirketi Hayriye'nin yeni vapur tarifesini yayınladığı 20 Nisan 1900 tarihli nüsha*sında, hep aynı övgüler girizgâhı vardır. 14 Nisan 1900 tarihli Tercüman-ı Hakikat'te yayımlanan Ali Rıza Pa*şa'nın ölüm ilanında bile, öncelikle Sultan'a saygı*nın belirtildiği dikkatler*den kaçmaz... Avrupa basınının ön yargılı yayınlarına karşı da, Abdülhamid para karşılığı övgü yazılan yazdırma yoluyla bir çö*züme başvuracaktır... Bizzat kapağında Sul*tan'ın resim ya da fotoğ*rafının yer aldığı yayın*lar vardır. Ayrıca Abdülhamid'in tahta çıkış yıldö*nümlerinde, kimi Batı kentle*rinde gösteriler düzenlettiril*mesi de söz konusudur. Bun*ların en ilginçlerinden biri Sultan'ın tahta çıkışının 25. yıldönümü nedeniyle Paris'te gerçekleştirilen programdır. Le Figaro gazetesi 1 Eylül 1900 tarihli nüshasında, Pa*ris'te gerçekleştirilen bu tür bir gösterinin programını ay*rıntılarıyla bildirir: Petit Théatre' da; semah, kılıç oyunu, Arnavut dansı, Suriyeli sanatçıların Lübnan dansı, Mısırlı sanatçıların Arap dansı, Sırp darbukacıla*rı, Seylanlı dansözler, Hintli sihirbazlar, Napolili şarkıcı*lar, Hindiçini tiyatrosu, İs*panyol dansı, Japon dansı… Nouveau Théatre'da ise, hoparlörlü telefon ve Dussaud'nun enskriptör telefonu ile Pathé ses kayıt cihazı*nın gösterimi yapılacak; İs*panyol dansözler, Napolili şarkıcılar Hintli sihirbazlar sahnede arz-ı endam edecek*lerdir. Ayrıca yine Paris’te, ışık*landırılmış bir tekne üzerinde Seine Nehri kıyısında bir mü*zik ziyafeti verilir. Necip Pa*şa'nın “Hamidiye Marşı” ile başlayan program, Fransızların Marseil*laise Marşı ve sonra da, Wagner, Bizet gibi ünlü bestecilerin ya*pıtlarıyla devam eder... Figaro gazetesi, “Gece, son derece tatlı bir toplantıya tanık ol*du, bütün davetliler kendilerini Boğaziçi sa*hillerine ermiş sandı*lar” diye yazarak prog*ramı över. Havai fişek gösterileri de programı taçlandırır. Abdülhamid'e yö*neltilen övgülerin de yergilerin de ortak nok*tası “abartı” faktörüdür. Asıl sorun, Abdülhamid’in şahsında değil, devletin çöküş döneminde olmasındadır. Bir yandan Osmanlı top*raklarını bir an önce paylaş*mak isteyenler, diğer yandan “devrimci” çözümleri o döne*min toplumunda hemen uygu*lanabilir sananlar, eleştirile*rinde ve hatta aşağılamaların*da hudut tanımamışlardır. Kaynak : Orhan KOLOĞLU – Popüler Tarih / 66.Sayı / Şubat 2006
__________________
Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] CANDA ÖZÜR OLMAZ... |
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki Kullanıcılar seva'e Teşekkür Ediyor... |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| ÖMER MUHTAR (Çöl Aslanı) | Ebuhalid_52 | Sivaslı Önemli Şahsiyetler | 0 | 11.01.2010 17:00 |
| Sivas'ın kurtulması için yapılacak çok iş var | Sivaslilar.Net | Anasayfa Haberler | 8 | 08.01.2010 23:30 |
| ANADOLU’DA TÜRKLÜK –ATATÜRK-CUMHURİYET | cebe | Serbest Kürsü | 36 | 01.10.2009 20:53 |
| ESMA-UL HUSNA | haythuyt | Allah Azze ve Celle | 53 | 08.08.2009 00:12 |
| Sensiz Bırakma Beni | sevdagülü | Serbest Kürsü | 4 | 30.05.2009 17:15 |