Forum - Ana Sayfa Takvim S?k Sorulan Sorular Arama

Zurück   Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar > Arşiv
SİTE ANA SAYFA Galeri Kayıt ol Yardım Ajanda Oyunlar Bugünki Mesajlar

Arşiv Güncelliğini Yitirmiş Konular



Son 15 Mesaj : Türkiye Çocuk Dergisi'ndeki Masallarım           »          Mustafa Kemal ATATÜRK...           »          Sen Yoluna Ben Yoluma - Serdar Yıldırım           »          Karagöz İle Hacivat: Koca Kafalı Bir Keleş           »          Atatürk'ün Çocukluğu'na Ait Hikayeler           »          Hatıra defteri           »          Sitemizin Ozanları           »          Hangi Model Cep Telefonu?           »          Şehzade Osman           »          Antilop İle Akrebin Dostluğu           »          Karagöz İle Hacivat Konuşmaları 2           »          SEVDİM İŞTE....           »          NEFRET ETTİM İŞTE!!!!!           »          AFORİZMALAR (SAÇMALAMLAR)-1           »          SEÇKİNLER/SEÇİLMİŞLER DÜNYASI
Konu Kapatılmıştır
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 07.02.2008, 08:32   #1
KAFKASKAR
Yiğido
 
KAFKASKAR - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
KAFKASKAR Şuan KAFKASKAR isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 02.09.2012 14:08

Üyelik Tarihi: 03.12.2007
Yaş: 79
Mesajlar: 175
Tecrübe Puanı: 704 KAFKASKAR FAZLA SÖZE GEREK YOKKAFKASKAR FAZLA SÖZE GEREK YOK
Standart Her anne baba bu yazıyı okumalı

"Kızım bir masum yalan söyledi..." diyen baba duyduğu kelimeyle, yaşadığı bir anlık yıkımı anlattı ve anne babalara çocuklarını nasıl tehlikelerin beklediğini anlatmayı seçti:

Aslında bu yazı dün yayınlanmıştı. Ama yoğun gündem içindre size aktarma şansı bulamamıştık. Dün gazetede okuma şansı bulamayan herkes için bugün önemine binanen gündemimize almayı uygun gördük

Serdar Akinan'ın köşe yazısı

Kızım için...

Çaresizlik bir hayat dersidir.

Bir kelime, bazen, anı uzama sonsuzlukla kilitler.

Yalan söylememenin neden önemli olduğunu anlatamamanın verdiği yenilgi duygusu çok ağır...

Geçen gece duyduğum tek bir kelimeyle, bir an için, bu yenilgiyi aldım.

An sonsuzluk gibiydi. Issız ve çaresiz...

Kızım bir masum yalan söyledi...

Körpe ruhunu o pırıltılı dünyalara bir an önce atıp o sahte cemaate; modern zaman tarikatına üye olabilme pahasına yalana sığındı.

14 yaşındaki çocuklara, birkaç milyon daha kazanmak için kapılarını açıp içki servisi yapan meşhur “müessese”lere veryansın etmek, burada adlarını teşhir etmek çok anlamlı gelmiyor.

Çocuğunuzu emanet etiğiniz anne babaların evladınızı bir gece vakti “eğlensinler” diye akranlarıyla sokağa bırakmalarına isyan etmek de beyhude bir çaba...

Asıl körlüğünüze, sağırlığınıza kızıyorsunuz.

Modern kültür denen şeyin ne olduğunu anlamamız gerek. Kendisini ebeveyn olarak tarif eden insanların durup, bir an önce, evlatlarına ve nasıl bir dünyada yaşadıklarına bakmaları gerek.

Yaşadığım bu travmayı paylaştığım bir anne bana şunu rica etti, “Ne olur İstanbul’un en pahalı okullarında okuyan 13-14 yaşındaki çocukların babalarının ne yaptığını da yaz...” dedi.

“Ne yapıyorlar?” diye şaşkın şaşkın sordum. Aldığım yanıt, beni bile şoke etti...

“Bu sonradan görme adamlar -ben bir kadınla beraber olabilmek için 20 yaşına kadar bekledim, oğlum bu kadar beklemesin; ‘tecrübe’ sahibi olsun diye-ev tutup; 13-14 yaşındaki oğullarına bir hayat kadını kiralıyorlar... O çocuklar da, bir süre sonra akranları kızlardan tek bir şey bekliyor: Seks... Son moda bu İstanbul sosyetesinde... “

Facebook’u açtı sonra bir başka arkadaşım. 13-14 yaşındaki çocukların sitelerinde “paylaştıkları” fotoğrafları, yazdıkları yorumları gösterdi.

Aynı yapmacık yüz ifadeleri; kendini “şuh bir kadın gibi” göstermeye çalışan gencecik kızlar... Onlarla sarmaş dolaş, “donuk ve mutsuz bakışlı” oğlanlar...

Fotoğrafların çekildiği mekanlara bakıyorum, büyük alışveriş mekanlarındaki “marka” restoranlar, bazı bildik barlar, müstakil havuzlu evler, tekneler...

Refaha terk edilmiş; yalnızlıklarını paylaşan; orada bir mutluluk inşa etmeye çabalayan, amaçsız, tatminsiz bir gençlik...

“Nerede hata yaptım? Ne yapmalıyım? Ne yapmalıyız?” sorularıyla meşgul ortalarda dolanıyorum.

Hayatımızın anlamına; neden ve nasıl sorularıyla yanıt ararken maneviyattan başka sığınacak liman bulamıyorum.

Karşılıksız sevgiyi, anlamı, değeri ve çabayı; ne pahasına olursa olsun sahip olup tüketmeye takas ettiğimiz bu günlerde bazen bir ışığa ihtiyaç duyuyoruz.

Ölüm böylesi bir ışık.

Çok değerli dostum Kemal Sayar bir süre önce babasını kaybetmişti.

Tüm bu karmaşa ve çaresizlik içinde gene onun yazılarında ruhuma şifa aradım.

Kişisel internet sitesine ([Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] ) babasının vefatı nedeniyle koyduğu yazıdaki anlamlı hüzün ve muazzam derinlik adeta ruhumu yıkadı.

Babasına duyduğu sevginin gücü ve duruluğu; değerler sisteminin yükseldiği sağlam din ve ahlak zemini; tüm bu zihinsel evreni tarif ederken seçtiği kelimelerin gücü beni adeta yeniden inşa etti; insanlığımı hatırlattı.

İki yetim ve iki baba olarak, “sevginin zaferleri ve acıları”nı kelimelerde paylaşmanın ne olduğunu hissettim.

Yüreğin türlü hallerinde; ortak kelimelerde hemdem olmanın sırrını paylaştım.

“Ölüm var. Çünkü hayat var” diyor Kemal Sayar.

O sesini uzaklara yazarken ben biçare çığlığımı nerelerde arasam bilemiyorum.

Evlatlarımızın masum kalplerinde mi acaba?
KAFKASKAR isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif
Konu Kapatılmıştır


Konuyu Toplam 1 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesaj?n?z? De?i?tirme Yetkiniz Yok

BB Code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


WEZ Format +2. ?uan Saat: 01:30.


Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.